"yaşamış ta ölmüş Benzey dokunup küle dönmüş ateşe düşmüş ki ahh ne'deyim çürümüş de kokmuş Benzey"
varolma hikayesi bilirim birilerine ait. öyle çok uğraşılması gerekmeyen, özetlerle anlatılan türden basit yaşamlardan çalınmıştır. bir vakit olunmuştur bir yerinde amma korkarak ve de utanarak kaçmıştır. oysa herkes bilmez mi " benzeriz birbirimize sevdikçe ve usanırız bu yüzden yüzsüzce"! ammaaaann demeli goncada kuşum. beklemeye alınmışın ya habersiz.. daha nic'olasın, heybetine sorguya cesaret mi var?.. neyse ne... 14 şubat sevgililer günüdür ya, yazarsın avunursun. biliriz ki sen türkü söylersin biz türkü yakarız. sen çığırırsın zavallım, biz edasını koyarız. sen ses olursun ancak be hey güzidar! biz aslen şiiriyiz daha hiç sesi çıkmadan..
sonra gelir mart'ı gelir nisan'ı velhasıl mayıs kokarsın tazesinden ve derinden her bir kelimen basiretsizce şahlanır ne yazık. utanman da yoktur ki Benzey utanasın. bir kaç harfe sıkışır da yanlış anlaşılırsın. tıpkı yanlış yerinden kurulmuş cümleler gibi bedbaht kalırsın. ne baş ağrısı terkeder ne de güzel düş kalır sefil ellerine, armağan bıraktığımız. anca kokuşursun yazdıkça, acaip merdivenlere bi çare insan kumkumaları. çığlık senin neyine namussuz, adını söyle yeter kanaatimce. zaten kim kalır senle sana biraz daha benzeyerek. biz olmak nerde sen nerde kalırsın.
bre deyyuz, bre insafsız, az mı sevildin de bağımaktasın hayasızca! bu ne küfürdür ki kesmektesin bileklerini kanının kirini akıtmak istercesine! sen kim olasın ki aşka dair cümleler kalsın dağarcığında. otur eyy namussuz baş köşesine bedel ödemişlerin. otur da nağme diz şimdi. yakışır biliriz sana yorgunluk. sen değil misin bilumum savaşların azraili ve de genç savaşçıların dudaklarına şahadet şerbetini değdiren. daha ne istersin zavallıdan be hey pabucumun katili, düğmemin hırsızı, kalemimin uğursuzu... daha ne istersin doymak bilmeyen şerefsiz tanrının kiralığı... daha ne istersin de akıtmaktasın zehrini cümlelerinle...