ömrünüz geçiyor eyy cehennem ateşine duyarsızlar. bilmez misiniz, kalmayacak kemiğinizden bile eser de hatırlanacaksınız hep nefretle. şimdi desem size " durun bedbahtlar yeter insanın insana zulmü" anlamazsınız. kalmışsınız şeytanla başıboş ve de yitirmişsiniz ruhunuzun ahengini. kim benzemek ister size, kim hayran kalır acaba ettiklerinize ya da kim diker hekelinizi bahçesinin en güzel yerine?..
sanır mısınız bir daha bahar gelecek de her bir yeri çiçeklerle bezeyecek! ayağa kaltığımız milyon yıldan beri var mı böylesi sizce karanlığın. çizilir mi acaba resimleriniz gözbebeğinize yerleşen nefretten ayrı! anlıyorum ki hepimizi yok etmeden gitmeyeceksiniz diyar-ı dünyadan afiyetle. aşk bitecek, sevda bitecek, evlada sevgi ataya saygı bitecek de siz kiminle kalacaksınız bir bardak sudan hayırlı? hangi selamsız dünya barındırır sizi sanırsınız kemiklerimizin sızısından habersiz!..
şimdi belki ben de benziyorum bu türden yazarak az biraz ağzınıza elinize amma zaten kendimi hiç yakıştıramamıştım mustafa kemal'e, da vinci ya da unutulmaz değerli zat-ı muhterem herhangi birine. devrik cümlelerin budalasıyım ben. öznem de yüklemiim de gizlidir cenenemimde. rıza göstermişim ölümden sonra da acı çekmeye takdiriyse beni tanıyanların, bilenlerin. varmışım da gitmişim yoluma bildiğim bütün şarkıların nağmelerini mırıldanarak. usanmazı olmuşum dünyanın utanmazı olmaktansa.