Linkler

Ana Sayfa
Arşiv
Gençliginsesi
Gencliginsesi haber blogu
Marksizm okulumuz
Gencliginsesi Dergisi
Sendika
Zonguldak ile ilgili herşey
Öndeyiş haber portalı
Özel Resim Galerisi
Filmler
Canli TV İzle
Hayat TV
Genç Hayat
Radyo Emek
Radyo Ekim

'HAYAT'ın gerçek renkleri ortaya çıkıyor...
İşçilerin, emekçilerin; halkın televizyonu kuruluyor...

Frekans Bilgisi
Frekans 11996
Polarizasyon Dikey
Batı 26000 Turksat

www.hayattelevizyonu.com


batak oyna
Doğayla Barış, İnsana Özgürlük İçin Egede Buluşuyoruz! Gençlik Buluşması 2007 Kodcini.Com Dile ßenden Ne Dilersen!
ŞİİR DERYASI - ANONİM - Blogosfer.Com

ŞİİR DERYASI

10/2/2007 - ANONİM

1 MAYİS

 

Ey işçi...
Bugün hür yaşamak hakkı seninken
Patronlar o hakkı senin almışlar elinden.
Sa’yınla edersin de “tufeyli”leri zengin
Kalbinde niçin yok ona karşı yine bir kin?
Rahat yaşıyor, işçi onun emrine münkâd;
Lakin seni fakr etmede günden güne berbâd.
Zenginlere pay verme, yazıktır emeğinden.
Azm et de esaret bağı kopsun bileğinden,
Sen boynunu kaldır ki onun boynu bükülsün.
Bir parça da evlatlarının çehresi gülsün.

Ey İşçi...
Mayıs birde bu birleşme gününde
Bişüphe bugün kalmadı bir mani önünde...
Baştanbaşa işte koca dünya hareketsiz;
Yıllarca bu birlikte devam eyleyiniz siz.
Patron da fakir işçilerin kadrini bilsiz
Ta’zim ile, hürmetle sana başlar eğilsin,
Dün sen çalışırken bu cihan böyle değildi.
Bak fabrikalar uykuya dalmış gibi şimdi.
Herkes yay kaldı, ne tren var, ne tramvay
Sen bunları hep kendin için şan-ü şeref say...
Birgün bırakınca işi halk şaşkına döndü.
Ses kalmadı, her velvele bir mum gibi söndü.

Sayende saadetlere mazhar beşeriyet;
Sen olmasan etmezdi teali medeniyet.
Boynundan esaret bağını parçala, kes, at!
Kuvvetedir hak., Hakkını haksızlara anlat.

ANONİM

 

UZAK YOLLAR SENFONİSİ

 

Soğuk bir istanbul akşamısın
Üstün başın ayrılık
Ey uzun yolların
Vazgeçilmez yolcusu
Bu ayrılık sana
nereden kaldı
gittiğin her kent
ötekine istasyon
yalnızlık kokuyorsun
zemheriyle karışık
bütün telefonlar yüzüne kapanıyor
bütün kapılar suratına
kimliğini kaybettin
o eski garlarda
birden
bir dostun geliyor aklına
o eski garlarda
içinde ılık bir izmir akşamı
körfezde bir vapur inliyor
kaybolan o eski yıllarda
ey uzun yolların vazgecilmez
yolcusu
derelerle aktın
yağmurla yağdın
rüzgarlar kuytulardan
çıkarıp geldi seni
bahar geldi
sen geldin
çiçek açtı
sen geldin
seni vuracaklar çocuk
incecik gülüşünden vuracaklar
ben ondan korkuyorum
sen yüreklerin dayanılmaz
sancısı
bu sevmeler sana
nereden kaldı
martılarla uçtun
mapuslarla yattın
dikenli teller
yargısız infazlar
ve uzun hayat
hangi köprülerden
mayın tarlalarından
en güzel şiirimizdin
şairlerle vurdular seni
seni vuracaklar çocuk
incecik duruşundan vuracaklar
ben ondan korkuyorum

ANONİM

 

CİZRE YOLUNDA GÜNEŞE BAKAN GERİLLA


kuşatılmışlığa kar yağıyordu
toprağın mayınlı şakağı ürkek
ve sabahın yeni renginde bir GERİLLA
CİZRE yolunda güneşe bakıyordu

herkes bir dünya konuşurken dilinin yordamıyla
en önce aşklar bitiyordu CİZRE yolunda
sonra cıgara paketleri ve sofralar
sonra mevsimler
çocuklar ergenliğe bitiyordu...

kar beyaz, bembeyazdı morarmanın dilini bilmiyordu
CİZREDE'de havalar o gün ayazdı
neredeydi o alabalık sürüleri, turna katarı
nerede bulurduk çılgınlıklarla yonttuğumuz
ve karlar gibi eriyip yiten baharı

CİZRE yolunda güneşe bakan GERİLLA sesini nerede bulur?/

özlemler biraz kalsın, bırak
bırak her özlem önüne bir yol bulur
sen de o fısıltıya savrulma GERİLLA
CİZRE ellerimize, hayat düşlerimize yeter..

ANONİM

 

BENİ BU GECE VURUN

 

Beni Bu Gece Vurun!

Geceler beni uyutmuyor yar!
Kanlı bir devrim gibi başlayan evrimin
Ve sürüp giden sürecin
Son piyonlarını sürüyor
Hayatımın kuralsız oyununda

Ayrılık aşkla başlar,
Ölüm, doğmakla
Ve acıya uzayan geceyi
Çekmiyor üstümden güneş
Doğmakla....

Gece uyutmuyor beni yar!
Gece avutmuyor hüznümü
Şaşkın düşlere savurup
Bütün kaçışlarda sana çeviriyor yüzümü....

En çok sana benzetirim geceyi..dolunayda yüzün, venüs'te gözlerin ve gözlerini kırptıkça yıldızlara akan gözlerim...eflatun yıldızların kaydığı gece mavi, masmavi deniz kadar...ama avutmuyor beni boynundan göğüslerine akan bir damlanın bıraktığı iz kadar...

Parmak uçlarımda göğüs izlerin
Eflatun yıldızların dudakları boynumda
Bir güle dokundukça büyüyen şehvet
Ve titrek arzular birikiyor koynumda

Gece uyutmuyor beni yar!
Düşler birikiyor şafaklarıma
Örgütlü, örgütsüz bir ihtilalin namluları
Dayanıyor şakaklarıma

Yine de, inadına hayat bulaşıyor fikrime ömrümün sensiz ihtilal şafağında.ama yakışmıyor yaşamak, devrimsel bir aşkın evrimsel ayrılığında....

Gecem, bir düşün nezaretinde
Gecem, bir gidişin esaretinde
Sevdam ecelime gebe yar!
Gecenin el değmemiş bekaretinde

Gece bana sataşıyor yar! rahmimde ecelimi döller ve bedenimde mayalanır mor bakışlı ölümler...
Gece uyutmuyor beni yar!
Gece ayaz, gece soğuk, gece cinayetimin azrail suretinde
Mezarım olacak yar!
Gece korkunç
Bir musalla taşı kadar...

Hiç bir şafak paklamaz beni
Yarin kollarında dar ağacımı kurun
Yarınlara yar olmam artık
İyisi mi beni bu gece vurun! !

 

ANONİM

 

19 ARALİK KATLİAMI

 

19 Aralik Katliami

Kurşunlar yağıyor bir gece vakti
(19 aralık direniş destanı )

İbrahim gezici
Özgürlüğün değerini
Uğruna can verenler bilir en iyi
• dante-

( kapak)

......................................................

Kurşunlar yağıyor bir gece vakti

I
Kurşunlar yağıyor bir gece vakti
Plastik ve gerçek mermiler
Tak tak tak, yaylım ateşi
Bom bom bom, bombalar
Ciğerler barut tarlası sanki
Duman ve gaz içinde nefessiz
Pusu sessiz
Bu gelenler çelik yelekliler
Kan içiciler
Kuşatma tamtakir
Gökyüzünde uçan kuşlar demirden
Yeşil ve mor bereliler
Ve sonra nokta atışları
Vurulan vuruşan biziz
Çatışanlar kartal kanatlılar
Yüreklerinden başka koyacak
Hiçbir şeyi olmayanlar

Onların gözleri yenilgi tanımaz
Araras kadar alımlı ve yüce
Ve nemrut’a akar hüzünleri
Sevdaları yıldızlara uzanan
Aydınlık bir ateş kozası
Bu ateş seni de yakar ey zalim
Samyeli devşirince tüm nefesiyle
Fırtınalar salacaklar üzerinize
Ve lanetli öfkeler
Kabusunuz olacak düşlerinizde
Sen zemherinin kucağında salına dur ey ölüm
Sen bizden uzak dur
Bu kavga özgürlük kavgasıdır, ancak
Geliyorsan ey ölüm
Yumruklarımızın tetiği çekilidir her daim




Hoşça kal diyor ,orda bir adam
Az sonra ateş fırtınasi kopacak üzerinden
Hoşça kalın arkadaşlar , diyor
Az sonra üzerine kurşun yağacak adamın
Gözlerindeki ışıltı
Bir kara deliğin önündeki tüm göktaşlarını
Yutması gibi
Hepimizi ihya ediyor
Hoş çakalin diyor orda bir adam
Ve koşuyor ahmet
Sonra....
Kurşun yağiyor üzerine üzerine
Uzanıyor
Uzanıyor akdeniz mavisi gibi
Boylu boyunca

Bir ses yükseliyor bir kadından
“ topraktan konuşmayın öyle yoldaşlar !” diyor
Ama topraktan yükseliyor sesler
Çoğalıyor , akıyor
Çoğalıyor, akıyor
Hücum kıtaları barikatlara
Ne çabukta alıştınız yeni yurtlarınıza
Yitmenize alışamamışken henüz biz
Alkış tutmaya devam ederken sizlere
Yeni ordular
Alnı şafaklı
Alnı bantlı ordular
Ve hücum kıtaları örgütlediniz,
Toprağın derinliklerinde
Iıı
Bugün hava her zamankinden puslu
Limanlara demir atmış gemiler
Raylar
Paslı raylar
Ve tren istasyonları puslu
Gece ürpertilmiş sessizlige gömülü
Geriye tütsülü bir ay kalıyor
Aylası süzülüp düşerken
Masumiyetin dudaklarına
Bileklerimizi parçalayan kelepçe
Sırtımızda gezinen asker postalları
Ve işkence
Ve coplu tecavüzler
Ve dışarıda her şeye inat
Bahardan kalma bir güneş
Aydınlatırken gökyüzünü
Mağrur ve öfkeli gözlerimizin sungusu
Alev alev yanacak
Bize teslim olun diyorlar, anonslarıyla
Fermanlar yollanıyor kurşunlarla
Hücre hücre betonlar bizler için yükseltiliyor
Bize teslim olun diyor cellatlar
Ey binlerce yıldır kanla yazılmış tarih
Ey denizlere rengini veren gökyüzü
Ey her şafak ezan sesiyle uyanan
Açlığa itilmiş halk
Bu akan kan
Bu düşen yigitler bizim
Analarımızın memelerinden çağlayan süt
Bizi biz
Bizi gökyüzü
Bizi deniz mavisi yapan
Teslim alabileceğiniz ancak
Ölü bedenlerimiz var bizim...

Ocak/ şubat 2001
Kandıra/ kocaeli f tipi hapishanesi

ANONİM

 

UĞURLAR OLSUN KAZIM KOYUNCU KARDEŞİ


Sen giderken dost,ellerimden
Beni saran,hüzün oldu,derinmi derinden
Neydi bu ızdırap,işkence,burjuva elinden
Güzelim tazecik bedenler oyuna geldi önce
Sonra yaşlısı,zayıfı sarıldı zehir kefenine
Bir bakan çıktı bakın ben içiyorum çayı
Biz türküz ne yapar ki bize radyasyon
Gözün kör olsun cehalet
Gözün kör olsun,seni adam sananlar
Bir bardak çayda bile bizimle oynadınız
Evet dostum kazım koyuncu
Sen ilk değilsin bu oyunda giden
Ne de son,daha çok peşinden ızdırap çeken
Karadenize yağarken radyasyon bulutları
Çiğ köfte partisi vardı,tavana kep,fırlatırcasına
Silahlar konuştu kabadayılarca
Kara para aklama,peşkev çekme vardı vatanı
Üç kuruş para etmez aşağılık burjuvaya
Şimdi sen gittin biz hala uyuruz derininde cehaletin
Nemelazımcılık sarmıştır ahtopot kollarıyle
Bana dokunmayan yılan bin yaşasın derken
Hiç düşünmez ki bu cehalet yarin kendinin ağlayacağını
Ben devrimciyim demiştin ev sen devrimcisin kardeş
Bir senin devrimciliğin yetmeyecek
Çevreciyim diyordun evet çevreciydin
Sanatçıydın güzel bir ekol
Ama sen unuttun dostum sen gidince herşey bitecek
Binlerce kazım koyuncular gelicek,sen yerinde rahat uyu
Gün olur devran döner
Ülkeyi satıp,sefa sürenler de elbet birgün hesap verecek
Çernobil kazasını umursamaz siyasiler
Bir gün mutlaka kendi pisliklerinde boğulacaklar
Tarih hesap soracak onlardan
Gelecek nesile ne bırakmışlar bir baksalar utanmazlar
Ar damarı çatlamış,din kisbeti altında tüm insanlğı satmış
Bu yılın çevre ödülü namussuzluğun resmidir
Duy artık hey utanmaz düzen ve uşakları
Burjuva yandaşları çek elini artık ömrüm üstünden
Kazım koyuncular tükenmez bu vatan topraklarından
Ben kazım koyuncuyum yürekten


ANONİM


 


 


Post A Comment!

<- Önceki Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda



«  November 2008  »
MonTueWedThuFriSatSun
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

HABERLER


batak oyna

batak oyna