Linkler

Ana Sayfa
Arşiv
Gençliginsesi
Gencliginsesi haber blogu
Marksizm okulumuz
Gencliginsesi Dergisi
Sendika
Zonguldak ile ilgili herşey
Öndeyiş haber portalı
Özel Resim Galerisi
Filmler
Canli TV İzle
Hayat TV
Genç Hayat
Radyo Emek
Radyo Ekim

'HAYAT'ın gerçek renkleri ortaya çıkıyor...
İşçilerin, emekçilerin; halkın televizyonu kuruluyor...

Frekans Bilgisi
Frekans 11996
Polarizasyon Dikey
Batı 26000 Turksat

www.hayattelevizyonu.com


batak oyna
Doğayla Barış, İnsana Özgürlük İçin Egede Buluşuyoruz! Gençlik Buluşması 2007 Kodcini.Com Dile ßenden Ne Dilersen!
ŞİİR DERYASI - SAVAŞ KARŞITI ŞİİRLER - Blogosfer.Com

ŞİİR DERYASI

13/2/2007 - SAVAŞ KARŞITI ŞİİRLER

 SONRA YAPILACAK TEK ŞEY VAR
 Sen. Makine başındaki adam ve atölyedeki. 
 Sana yarın su boruları ve vanalar yerine
 çelik miğferler ve makineli tüfekler yapmanı emrederlerse, 
 yapılacak bir tek şey var: 
HAYIR de!... 
 Sen.
 Tezgahı ardındaki kız ve bürodaki kız.
 Sana yarın bomba doldurmanı ve keskin nişancı tüfekler için
 hedef dürbünleri monte etmeni emrederlerse, 
yapacağın bir tek şey var: 
HAYIR de!... 
 Sen. 
Fabrika sahibi.
 Sana yarın pudra ve kakao yerine
 barut satmanı emrederlerse,
 yapacağın bir tek şey var: 
HAYIR de!...
  Sen.
 Laboratuardaki araştırmacı. 
Sana yarın eski yaşama karşı 
yeni bir ölüm icat etmeni emrederlerse, 
yapacağın bir tek şey var:
 HAYIR de!...  
Sen.
 Odasındaki ozan.
 Sana yarın aşk şarkıları yerine
 nefret şarkıları söylemeni emrederlerse, 
yapacağın bir tek şey var: 
 HAYIR de!...  
 Sen.
 Hastası başındaki doktor.
 Sana yarın savaşa adam yazmanı emrederlerse, 
 yapacağın bir tek şey var: 
 HAYIR de!...  
 Sen. 
 Kürsüdeki din adamı. 
 Sana yarın savaşa dair kutsal sözler söylemeni emrederlerse,
 yapacağın bir tek şey var: 
 HAYIR de!...
 Sen.
 Vapurdaki kaptan.
 Sana yarın buğday yerine 
 top ve tank taşımanı emrederlerse,
 yapacağın bir tek şey var: 
 HAYIR de!...  
 Sen. 
 Havaalanındaki pilot. 
 Sana yarın kentler üzerine
 bomba ve fosfor yağdırmanı emrederlerse, 
 yapacağın bir tek şey var: 
 HAYIR de!...  
 Sen.
 Dikiş masası başındaki terzi. 
 Sana yarın üniformalar dikmeni emrederlerse,
 yapacağın bir tek şey var: 
 HAYIR de!... 
 Sen. 
 Cübbesi içindeki yargıç.
 Sana yarın savaş mahkemesine gitmeni emrederlerse, 
 yapacağın bir tek şey var: 
 HAYIR de!... 
 Sen. 
 İstasyondaki adam.
 Sana yarın cephane treni ve kıt'a nakli için 
 kalkış sinyali vermeni emrederlerse,
 yapacağın bir tek şey var:
 HAYIR de!...  
 Sen.
 Kentin varoşlarındaki adam.
 Sana yarın gelir de siper kazmanı emrederlerse, 
 yapacağın bir tek şey var:
 HAYIR de!... 
 Sen. 
 Normandiya'daki ana ve Ukranya'daki,
 sen Frisko ve Londra'daki ana.
 Sen Hoangho ve Missisippi' deki ve Hamburg ve Kore ve Oslo'daki ana.
 bütün toprak parçaları üzerindeki analar,
 dünyadaki analar, 
 sizden yarın yeni kırgınlar için hemşireler ve çocuklar doğurmanızı isterlerse,
 dünyadaki analar, yapacağınız bir tek şey var:
 HAYIR deyin!...
 Analar, HAYIR deyin!... 
 Çünkü eğer hayır demezseniz, 
 eğer hayır demezseniz analar, sonra, sonra:
 Gürültülü vapur dumanlarıyla yüklü liman kentlerinde
 büyük gemiler inildiye inildiye sessizleşecek,
 dev mamut kadavraları gibi su üstünde ölgün ve hantal,
 su yosunu, deniz bitkileri ve midye kabuklarıyla kaplı,
 önceleri öyle ipildeyip çınlayan gövdesi
 mezarlık ve çürümüş balık kokusuyla yüklü,
 yıpranmış, hasta ve ölü gövdesi rıhtım duvarlarına karşı,
 ölü ve yalnız rıhtım duvarlarına karşı yalpalanacak.
 Tramvaylar beyinsiz, ışıltısız, cam gözlü kafesler gibi yamru yumru olacak.
 Çürümüş hangarların arkasında,
 büyük çukurlar açılmış yitik caddelerde raylar öylece duracak.
 Çamur grisi, pelteleşmiş, kurşuni bir sessizlik dönenecek ortalığı,
 her şeyi unutarak,
 büyüyecek okullarda ve üniversitelerde ve tiyatro salonlarında büyüyecek,
 stadyumlarda ve çocuk parklarında,
 korkunç ve hırslı kesintisiz bir sessizlik büyüyecek.
 Güneşli taze bağlar yıkık yamaçlarda çürüyecek,
 kuraklaşan toprakta kuruyacak,
 pirinç ve patates ekilmeyen tarlalarda donacak
 ve sığırlar katılaşmış bacaklarını devrilmiş iskemleler gibi dikecek gökyüzüne.
 Enstitülerde büyük doktorların dahi buluşları asitlenecek,
 çürüyüp, mantarsı küfle kaplanacak.
 Mutfaklarda, hücre odalarda ve kilerlerde, 
 soğuk hava depolarında ve ambarlarda son torba un,
 son kase çilek, kabak ve diğerleri bozulup gidecek,
 ekmek ters çevrilmiş masaların altında,
 parça parça olmuş tabakların üstünde yemyeşil kesilecek,
 ortalığa yayılan yağ arap sabunu gibi kokacak,
 tarlalarda buğday paslanmış karasabanların yanına düşüp kalacak,
 yok edilmiş bir ordu gibi ve tüten tuğla bacalar, 
 demirci ocakları ve yıkık fabrika bacaları
 sonsuz çimle kaplanarak ufalanacak, ufalanacak, ufalanacak.
 Sonra son insan dökülüp parçalanmış
 barsaklarıyla ve kirlenmiş ciğerleriyle zehir gibi kızaran
 güneşin altında yalnız ve yanıtsız ve yalpalayan yıldızların altında
 bir yanılgı gibi ordan oraya dolaşacak, o kocaman beton yığınları,
 tenha kentlerin soğuk putları ve gözden kaçması olanaksız
 toplu mezarlar arasında yalnız, son insan, kupkuru,
 delirmiş, allaha küfrederek, yakınarak o korkunç soruyu soracak :
 NEDEN?
 Bu ses bozkır derinliğinde yiterek duyulmaz bir hale gelecek,
 yıkıntılar üzerinde esecek, çatlaklar arasından akacak,
 bu ses, ibadethane enkazları içinde ve sığınaklara çarparak şaklayacak,
 kan birikintileri üzerine düşecek, duyulmayacak, yanıtlanmayacak,
 son insan-hayvanın son hayvanca bağırışı.
 Tüm bunlar olacak, yarın, yarın belki, belki hemen bu gece,
 belki bu gece, eğer-eğer-eğer siz.
 HAYIR demezseniz!... 
 Wolfgang BORCHERT
 SAVAŞA GİTMEMİZ BUYRULDU 
 
 - Bir Asker Türküsü 
 Savaşa gitmemiz buyruldu 
 “Toprak için aslanlar gibi dövüşün” diyerek 
 Toprak için! Ama kimin toprağı? 
 Söylenmedi bu  - Dere beyinin toprağı olsa gerek! 
 Savaşa gitmemiz buyruldu 
 “Özgürlük adına” diyerek  Özgürlük adına!
 Ama kimin özgürlüğü?
 Söylenmedi bu  Halkın özgürlüğü olmasa gerek! 
 Savaşa gitmemiz buyruldu 
  “Bizden” dendi “yardım bekliyor müttefik uluslar”
  Ama en önemli şey unutuldu: 
  Kimin cebine girecek banknotlar? 
 Savaş kimisi  için hayatla ödenen bir fatura
  Milyonluk kazançtır kimisine 
  Çoçuklar, daha ne kadar -  
  Katlanacağız bu ağır işkenceye? 
 
 Demyan BEDNIY   
 
BİR AMERİKAN ASKERİ İÇİN KİTABE-İ SENGİ-İ MEZAR  
 
Kasap olarak gönderildi  
Kasaplık hayvan olarak    
Sona erdi  
 
Wolf BIERMANN  
 

SAVAŞTA ÖLENLER                                              

Her yer tıklım tıklım ölü  

Acı boğacak beni boğacak beni 

Otlar yalnızlıktan kupkuru 

Ama suçlu ben değilim ben değilim 

Katillerle bir olmadım olmayacağım da 

Özgür kalacağım işte böyle bir başıma 

Ve insanoğluna bundan sonra da 

Ne ölüm dokuncak ne dirim

 

Paul ELUARD

Post A Comment!

<- Önceki Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda



«  November 2008  »
MonTueWedThuFriSatSun
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

HABERLER


batak oyna

batak oyna