Linkler

Ana Sayfa
Arşiv
Gençliginsesi
Gencliginsesi haber blogu
Marksizm okulumuz
Gencliginsesi Dergisi
Sendika
Zonguldak ile ilgili herşey
Öndeyiş haber portalı
Özel Resim Galerisi
Filmler
Canli TV İzle
Hayat TV
Genç Hayat
Radyo Emek
Radyo Ekim

'HAYAT'ın gerçek renkleri ortaya çıkıyor...
İşçilerin, emekçilerin; halkın televizyonu kuruluyor...

Frekans Bilgisi
Frekans 11996
Polarizasyon Dikey
Batı 26000 Turksat

www.hayattelevizyonu.com


batak oyna
Doğayla Barış, İnsana Özgürlük İçin Egede Buluşuyoruz! Gençlik Buluşması 2007 Kodcini.Com Dile ßenden Ne Dilersen!
ŞİİR DERYASI - ŞİİRLER - Blogosfer.Com

ŞİİR DERYASI

18/2/2007 - ŞİİRLER

67'Lilerin şehri

67’lilerin şehri (80 kuşağına)


umutsuzluğu bil ve mutlu ol
öyle gül ki, acısın rüyan,yansın ateşin



bu şehrin; biz duvarlarına dayanırız,anlımız terler
................................................avuçlarımız kızarır
................bize hep bir şey olur,anlamayız
................mevsimlerimiz solar,sesimiz değişir
................nedendir bilmeyiz


bu şehrin; iki penceresi var, dışarıya açılan
................biri görmek,diğeri örtmek için
................ne zaman birini açmaya denesek de
...............diğeri kendiliğinden kapandı



bu şehrin; iki yüzü vardı aynada
................biri kırık ve döküktü,diğeri!
................cüce dururdu ve vururdu
................ne zaman felsefemiz konuşsa
................sokaklara savrulurdu düşüncemiz.


Bu şehirde; bizler hep vardık,yankılanan
..................seslerin seremonisin de.
..................ya sıra(daydık) dandık iklimlerinde
..................ya da ölü bir ozan evinde


Bu şehir; inadına anlamak istemedi bizleri,
..............kendi inkarı içinde.
..............hep yanlış ve yalnız anla(ma) dı
..............bilinmez.


bu şehir; hep mazot kokar,benzin renginde sokaklar,
..............bizler ise umudun son çırpınışı
..............okey masalarında
..............hesaplarımıza kontür yükleriz.
..............”bira bu kapağın altındadır”
..............mansiyon ödülü ile


bu şehirde; umut çiçekti dalında kokulanan
................zozan havasında ve nehir yatağında
................kundağına bebeğin muska.
................düşerdi aklımıza ve dağın kalbine
................türkümüz.....


bu şehirde; müslüman çocuğun günahı yoktu
.................salyangoz satmasa da mahallesinde,
.................kırık bir sazın telinde
.................asılırdı günahları sebepsiz.

Bu şehirde; çocukluğumuzu yaşadık
...................ancak!
..................gençliğimiz yağan bombaların
..................kaçan mermilerin gölgesinde
..................olmayan bir kıza platonik
..................işkencelerde gitti vakitsiz.

Yitirilen...


 

Olaki yürürüm bir başka aşka yada,yürürüm mavi olmayan bir gülüşe...
Unutmaki tek aşık olduğum sensin aşık olduğum tek...
Karanlıkla süzülüyor icime yıkım dur diyorum,yıkılıyorum...
Ucurumları başucuma koyuyorum sonra okşuyorum saclarını rüzgarda...
Sıcak ılık bir koku sınıyor yüregime;gitme diyorum gitme düşüyorum...
Sonra Beni soruyorlar bana tanımıyorum diyorum daha hic karşılaşmadık...
Aynı cizgide bilge susumu dinliyorlar ben sustukca...
Yazık bir cığlıgın doğuşu gibi ölüyorlar önce bir bir sonra hepsi...
Sonra bir ucurumlar kalıyor birde yıkımlar...
Verilen herşey borcmuş gibi anlıyor önce bir bir sonra hepsi...
Sonramı bir ben kalıyorum birde yalnızlık ucurumlar yıkımlar,ben ve yalnızlık...
Zorlu bir savaşın unutulmuş cesetleri gibi yatıyoruz yanyana....
Öpüşüyoruz sevişiyoruz da hatta herşey oyunun yasaklarına uygun bir günah oluyor...
Tek umudumuzu göge gelin ediyoruz telli kanlı dügün iste...
Üşüyor saclar biliyorum dargınmısın bu baharda mayısa bıraktıgım gibimisin...
Hala vurulmuş cocuk gibi büyümemiş yüregimde hüzün hala kacıyormusun zamansız gözlerini bırakarak birilerinde...
Hala ellerinden tutup sevgileri dipsiz kuyulara salıyormusun ağlayarak...
Kücücük bir dokunuşla son sevilen Olabiliyormusun...
^^KENDİN KADAR AKLIMDASIN^^
Hala öyle savuruk bir gök hala öyle yurdunu yatagını bulamamış bir mavi ve aşkını şaşırmış bir tanrı çogalan sızısıyla mutlu bir yara...
Öylemisin mavi gözlü sarı saclı yoldaşım...
Öyle bıraktıgım gibimisin gercegi yakmada hala ustamısın yoksa cırakmı yanarken yaralı...
saclarıma dolanan aydınlıgımsın somutlaştıramadıgım tek imgemsin...
Şiirde anlattıkca eksilen tek anlam hala bıraktıgım gibimisin yoksa beni bıraktıgın gibimi..
Kac MEVSİMSİZ KAR düştü topragıma....


YILMAZ PELTEK

 

Direnç Çiçeği

Yarım kalan hiçbir yolculuk yok bu yaşamda
Birbirine Karıştırılan hiçbir boyut yok
Onbeş yaş nedir ki
Yılların sözle çizilen anlamında
Ya bir duygu selidir aralıksız
Ya da bir inanç fırtınası yüreğin
Dirence açılan gençlik koylarında

Bir devrin sembolü diyorlar şimdi adına

Toprağa ölüm düştükten sonra Hiroşima’da
Tüm bitkilerden önce yeşeren bir açelya
Şimdi Kadıköy-Rıhtım’da
Neyi çağrıştırıyor sana
Sen söyle ey direnç çiçeği-neyi


Liseli bir kız iken / saçlarında rüzgarlar
Cevizli tekelinde / ellerinde yarınlar
Elleri utandırır
Gözündeki söz senin / içindeki öz senin


Bir köpük onur uğruna kuruyan ırmaklar
Ve gelenek denizlerinde ezgilenen ışıklar
Henüz dile gelmedi
İstanbul’u ezen suskunluğunda senin

Gazetelerde resimlerinle dolarken sayfalar
Nedense söyleşilerde yalnızca
Beyin hücrelerine yöneltiliyor sorular
Sense ölüm rengine inat
Tan maviliğince susuyorsun
Yalnızca geçmişin
Gelecekteki ölümsüz sesini yanıtlıyorsun
Hani çok çok övmekten korktuğun
O bin renkli açelyanın inançlı sesini
Yanıtlıyorsun-gülümsüyorsun-susuyorsun


Bağrıdaki besteler / yüzündeki ezgiler
Dile gelmez sözlerin / bilinmez ki ne söyler
Dilleri utandırır
Gözündeki söz senin / içindeki öz senin


Ey ovaların ateş ateş çölleştiği yerde
Toprağın ırmak ırmak yüreklenişi sen
Yarınlara selamını iletsin diye adın
Damarlarına bağlanan yaşamı
Ölümü kucaklarken ellerinle kopardın

Kurtarmak için enginlerin anlamını
Gökyüzünü yere indirdiğinden beri
Ya da silmek için bir damlanın yüzünü
Bir okyanusun kucağına bastığından beri
Ve bıçak sırtı bir dönem uğruna
Bütün zamanı omuzlarına aldığından beri
Adın bir açelyadır artık senin
Koynuna ölüm düşürülen bütün topraklarda
Bir açelya


Askıda falakada / her mevsimde dört açan
Hücrede zindanlarda / güneşsiz ışık saçan
Günleri utandırır
Gözündeki söz senin / içindeki öz senin


Yepyeni sözcükler yeşeriyor şimdi
Alnının ışıklı yamaçlarında
Yüreğini içmek gerek duymak için
Soluğunu solumak gerek
Her dalıp gidişinde bin şiir çıkarıyor belki gözlerin
Yaşama gözlerinle dalmak gerek

Bir devrin sembolü diyorlar şimdi adına


Dolar dolar gözlerin / varılmaz ki gizine
Bir damlası bile / dökülmez ki yüzüne
Selleri utandırır
Gözündeki söz senin / içindeki öz senin

 

ADNAN YÜCEL

 

DEVRİMCİYE ÖVGÜ

Bazıları fazlalık,
Yok olmaları daha iyi,
O yoksa yeri boş demek.
Baskı arttıkça
Çoğu siner
Ama O'nun korkusuzluğu yeşillenir.
KAVGASINI ÖRGÜTLER O
Ücretindeki kuruş, bardağındaki çay için.
Ve ülkedeki İKTİDAR İÇİN.


Sorar o özel mülkiyete;
Nerden geliyorsun?
Sorar o görüşlere;
Kime hizmet ediyorsunuz?


Nerde varsa suskunluk
Orada konuşur, anlatır o,
Nerde baskı hüküm sürüyorsa
Ve kaderinden söz ediliyorsa
O adını koyar bu durumun ve açıklar.
Nerde oturursa oturursun masaya
Masada hazırdır hoşnutsusuzluk.
Yemeğin iyi olmadığını
Odanın darlığını vurgulayan.
Onu sürdükleri yere devrim de beraber gelir
Onun sürüldüğü yerde kalır en azından bir kıpırtı.

BERTOLT BRECHT

YANİ SEVDAN HAYATA GÜLÜMSEMEK

ne zaman veda etmeye kalksam aşka
Sahra Çölü'ne dönüşür sanki dünya
uyuşur bilincim sonra soyunur
zehir gibi girer koynuma

oysa sesimi karıştırsam rüzgara
dondurduğum gülüşün hafızamdan
ezgiler fısıldar gencecik ve taptaze
geri döner gelir bana

anlatacağım şey
yani denizdeki mavi
tan atışındaki kızıl
güneşteki özgürlük
gökteki gökkuşağı
dağlardaki çiçekler
dayanışmadaki sıcaklık

yani partizandaki azim
namludaki kin
gözlerdeki yangın
dudaklardaki türkü
alanlardaki halay
alınlardaki yıldız

yani bilinçlerdeki bilim
göğüslerdeki onur
düşlerdeki devrim
inançtaki coşku
yürekteki aşk
bedendeki can
özlem
yani sevdan...

yani her sabah türkücan
gözlerinin şafağından
aydınlık akar odama
her sabah sözlerinin ışığında
kapıdan dışarıya adımı attığımda
seslenirim hayata umutla
MERHABA!

TURGAY USANMAZ

 

YİTİRİLENE

 

yürüyordu ölüme koşma hevesinde
neydi kimdi nereliydi
yoktu bunların önemi
henüz 17sinde devrim neferi

duyuyordu ölümün soğuk nefesini
kurşun geçmez sanılan ensesinde
yoktu ölümün önemi
önemli olan onun için zafer şarkıları
ve çok sevdiği devrimi

susuyordu ölüme haykırmadan
tamam geldik gidiyoruz
bizden bu kadar demedim ama
zalimlerden o kadar


 


Post A Comment!

<- Önceki Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda



«  November 2008  »
MonTueWedThuFriSatSun
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

HABERLER


batak oyna

batak oyna