Özlemek
Birden özleyiveriyorsunuz... Çoktan unuttugunuzu sandIgınız ya da yalnizca bir kere Cetleştiğiniz ve özlemek için yeteri kadar tanımadıgınız birini bir sabah çılgınca özleyerek uyanıyorsunuz.
Rüyalarınız, içinizdeki o gizli, esrarını ele vermez büyücü, siz çarsaflarınızın arasında, bütün tehlikelerden uzak, güvenle yattıgınızı sandığınız bir anda, usulca ruhunuza sokulup, sizden habersiz oralara yığılmıs cephanelikleri birer birer atesleyiveriyor. infilaklarla sarsılarak uyanıyorsunuz. Hayatınızda olmayan birini hayatınıza almak, ona dokunmak, onun sesini duymak için kıvranırken buluveriyorsunuz kendinizi...
Özlemek, o yakıcı istek, bilinen herseyi ve önem sırasını degistiriveriyor. Özlediginiz ise çok uzaklarda... Yaninda olmasını istediginiz halde yanınızda olmayan bir tek kisi, yanınıza bile yaklasmadan, hatta onu özlediginizden ve onu istediginizden haberdar bile olmadan, bütün hayatı, bütün görüntüleri eritip başka kılıklara sokuyor...
Ahmet ALTAN BURİŞ |