|
Politika
Eğitim-Sen önceki gece birçok yerde meşalelerle yürüyerek, davayı protesto etti. Adana Eğitim-Sen üyeleri de eyleme destek verdi. FOTOĞRAF: OBEN KIRDÖK/DHA
Eğitim-Sen kapanmıyor
Ankara 2. İş Mahkemesi, tüzüğünde anadilde eğitimi savunduğu için Eğitim-Sen'in kapatılmasına ikinci kez karşı çıktı. Mahkemenin ilk kararı, Yargıtay tarafından Eğitim-Sen aleyhine bozulmuştu
RADİKAL - ANKARA - Ankara 2. İş Mahkemesi, tüzüğünde anadilde eğitimi savunduğu için dava açılan Eğitim-Sen'in kapatılması istemini yine kabul etmedi. İlk davada da istemi reddeden mahkemenin kararı Yargıtay'da bozulmuş, bunun üzerine dava yeniden aynı mahkemede görülmeye başlanmıştı. Dünkü karar duruşmasına Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer ve sendika yöneticileriyle çok sayıda avukat katıldı. Sendika avukatları, mahkemenin ilk kararında direnmesini istedi. Yargıç Kudret Kurt davanın reddine karar verildiğini açıkladı.
'Bu hukukun üstünlüğü' KESK Başkanı Sami Evren ve Eğitim-Sen Başkanı Alaaddin Dinçer, duruşma sonrası kararı değerlendirdi. Davayı 'bilimsel ve demokratik eğitimle herkesin kendisini ifade edebilmesinin davası' olarak niteleyen Evren, "Mahkemenin ilk kararında direnmesiyle hukukun üstünlüğü teyit edildi. Davanın büyütülmesi ve farklı kültür ve kimliklerin rencide edilmesi doğru değildi" dedi. Dinçer ise mahkemenin, Türkiye'deki 12 Eylül hukuku ve yasalarını aşan, örgütlenme alanının demokratikleşmesinin önünü açan bir karar verdiğini söyledi. Dinçer, "Ankara 2. İş Mahkemesi, 15 Eylül'de söylediklerini teyit etti. Ankara'da yargıçların da olduğunu ortaya koydu. Kararla demokrasi mücadelesi ivmesinin yükseleceği yeni bir dönem başladı" diye konuştu. Eğitim-Sen Genel Başkanı Dinçer, hükümeti de şöyle suçladı: "Hükümet hâlâ susuyor. Sayın yargıç kadar da mı yürekleri yok? Yeri geldiği zaman demokrasi havariliğini kimseye bırakmıyorlar." Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, ilk kararında direnen yerel mahkemenin kararını temyiz ederse, dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na gidecek. Dosya temyiz edilmezse, karar kesinleşecek.
Dava nasıl başladı? Dava süreci, Genelkurmay Başkanlığı'nın, Eğitim-Sen tüzüğünün, sendikanın kapatılmasına gerekçe oluşturacağı yönündeki yazıyı Çalışma Bakanlığı'na göndermesiyle başladı. Bakanlık, sendikanın kapatılması yönünde valiliğe görüş iletti. Valilik, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı suç duyurusunda bulundu. Savcılık, 10 Haziran 2004'te iddianameyi tamamladı. Dava 13 Temmuz 2004'te başladı. Dava, Ankara 2. İş Mahkemesi'nde görüldü ve mahkeme, ilk kararında kapatılma istemini reddetti. Bunun üzerine dosya Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'ne gitti. Hukuk Dairesi, kararı 'sendikanın kapatılması' yönünde bozdu.
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=144347
EĞİTİMCİLERİMİZDEN...
Nurşen GÖRŞEN Online Resim Sergisi/yağlıboya
******************************
EVRENSEL YASA ÜZERİNE TASARIMSAL ETÜTLER
... İzmir'e kadar uzanıp bu resim öğretmenimizin sergisini gezmeye var mısınız benimle... Hadi TIKLAYIN öyleyse...
ÇORUM ÖĞRETMENOKULU 1970 VE ANKARA GÜ- TÜRKÇE 1978 (MEKTUPLA ÖĞRETİM 06 ŞUBE) MEZUNLARI İLE İLETİŞİM KURMAK İSTİYORUM. // E- posta: alisahin37@hotmail.com// Kastamonu- Taşköprü
"ANKARA GÜ- TÜRKÇE 1978 (MEKTUPLA ÖĞRETİM 06 ------------------------------------------------------- ŞUBE)den: -----------
"Bekir Koçak
Seni Ağlamak Sevgili Adnan Yücel'in anısına,
teneke damlarında altındağı'nın pas kokar is kokar şarap kokardı kaçamak takılırdı o zaman gecelere tek sözcükte aranırdı kurtluş/nerdesin savrulan rüzgardı saçların bulutsuz gürlerdi sesin
AŞTIM YAĞMURU SELİ BAHAR SANDIM KARA DÜŞTÜM
acının resmini basarken gazeteler gözlerin dostluğun saklandığı yerdi yıba çarşısında 'ayko'da taylan türküleri çalıp söylerdin külüne düşman kesilirdi ateş bir elin hasan hüseyin'de özgen'deydi bir elin
YOLA VURDUM SENİ ERKEN YOL UZADI ZORA DÜŞTÜM
kapılar şimdi kapandı işte yokluğuna dayanılmaz sensiz nasıl gidilir uzaklara 'acıya kurşun işlemez' belki bir temmuz sabahında kanadı yara
UÇUP GİTTİN GÜN YURDUNA TURUNCUDAN MORA DÜŞTÜM
ozan sözü doğrudur elbet nasılsa olacak bir gün 'yeryüzü aşkın yüzü' çaresizliğin imgeleri düşecek dillerden kolay düşmeyecek balıklar ağa sırrına meydan okunacak zamanın sevgin işlenecek doğaya çökecek 'saraylar saltanatlar' neresinde olursa olsun dünyanın Bekir Koçak
Utancın Güzelliği Yok
karasız insanlar dünyasındayız geç kalmış ihbarlar sürülen izde sen ben çoğalan giz derken vurdumduymaz sorular bize kalan zorlanan korku zamansız telaş yanıtlara öncelik yok nedense bir masalın lacivert sularına güzellikleri taşıdı nabzın unutkan bir şiirin ağına isyan gözleri tanıdık bizimle yaşıt akranı kalmamış göçebe tutkular yabancısı değilse bu masal bu dağın nasıl varmışız niye varmışız bilmeden sözcükler ülkesine yorgun argın durulmuş bir öfkeydi sendeki yaşlı ya da kimsesiz bir de yüzün vardı tanış çıkarsız dostluğa değer veren gençliği bıçaklanmış kasırgalar vardı yaşam hükmeden yörüngede kangren akşamlara tanık toz pembe hücrelerde tek başına büyüdükçe büyüdü kahrolası yalnızlık devri âlem bir dünya almış yürümüş densizlik ne insanlar gelip geçti dili zehir/dili bal ah çeken yenik sayıldı ürkek yanımıza vurup geçti fırtınalar hayali yarım kalan kesik kol bedensiz iki büklüm toprağa belenmiş/acıya döl olmuş türküm geç kalmaya gelmez ölümün sesini gizliyor perdeler ellerim seyiriyor ben yokum kimliği sensin seni arayan sesin kan bağlamış kemendine çakallar çoğalmış çağrılara kurulan pusu üzgünüm utancın güzelliği yok hava gibi su gibi doğrusu
Bekir Koçak / Damar Dergisi Ekim 2000 sayısı http://www.adanasanat.com/siir2000/bekir_kocak.htm
ESER SAHİBİ OLAN YAZARLARIMIZ
31. Bekir KOÇAK Gizemi Temmuzda Saklı 72. Bekir KOÇAK Özgürlüğün Elleri http://www.yozgat.gov.tr/yozgat.php?sayfa=k_5 TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ YETER Kİ TEMMUZ OLMASIN / Bekir KOÇAK. www.tsip1974.com/ - 103k - 21 Temmuz 2005 -
Utancın Güzelliği Yok/ Bekir Koçak
Utancın Güzelliği Yok
karasız insanlar dünyasındayız geç kalmış ihbarlar sürülen izde sen ben çoğalan giz derken vurdumduymaz sorular bize kalan zorlanan korku zamansız telaş yanıtlara öncelik yok nedense
bir masalın lacivert sularına güzellikleri taşıdı nabzın unutkan bir şiirin ağına isyan gözleri tanıdık bizimle yaşıt akranı kalmamış göçebe tutkular yabancısı değilse bu masal bu dağın nasıl varmışız niye varmışız bilmeden sözcükler ülkesine yorgun argın
durulmuş bir öfkeydi sendeki yaşlı ya da kimsesiz bir de yüzün vardı tanış çıkarsız dostluğa değer veren
gençliği bıçaklanmış kasırgalar vardı yaşam hükmeden yörüngede kangren akşamlara tanık toz pembe hücrelerde tek başına büyüdükçe büyüdü kahrolası yalnızlık
devri âlem bir dünya almış yürümüş densizlik ne insanlar gelip geçti dili zehir/dili bal ah çeken yenik sayıldı ürkek yanımıza vurup geçti fırtınalar hayali yarım kalan kesik kol bedensiz iki büklüm toprağa belenmiş/acıya döl olmuş türküm
geç kalmaya gelmez ölümün sesini gizliyor perdeler ellerim seyiriyor ben yokum kimliği sensin seni arayan sesin kan bağlamış kemendine çakallar çoğalmış çağrılara kurulan pusu üzgünüm utancın güzelliği yok hava gibi su gibi doğrusu
Bekir Koçak / Damar Dergisi Ekim 2000 sayısı
KASTAMONU'dan
BELEDİYE BAŞKANI ELEKTRİKLİ BATTANİYE KURBANI... _____________________________________________________
DEVREKANİ İLÇESİ'NİN ESKİ BELEDİYE BAŞKANI TÜRKMEN, YATAĞINDAKİ ELEKTRİKLİ BATTANİYENİN ALEV ALMASI SONUCU ÇIKAN DUMANDAN ZEHİRLENEREK YAŞAMINI YİTİRDİ _____________________________________________________
Kastamonu'nun Devrekani İlçesi'nin eski belediye başkanı Cemal Türkmen (68), yatağındaki elektrikli battaniyenin alev alması sonucu çıkan dumandan zehirlenerek, öldü. Alınan bilgiye göre, Devrekani İlçesi'ndeki evinde tek başına yaşayan eski belediye başkanı ve emekli milli eğitim müfettişi Cemal Türkmen (*), yatağını ısıtmak için elektrikli battaniyesini fişe taktı. Bir süre sonra alev alan battaniyeyi suyla söndürmek isteyen Türkmen, çıkan dumandan zehirlenerek, yaşamını yitirdi. Türkmen ile yanından hiç ayırmadığı iki köpeğinin de dumandan zehirlenerek öldüğü bildirildi. Türkmen, 1977-1980 yılları arasında Devrekani Belediye Başkanlığı görevinde bulunmuştu. (Kastamonu Postası'ndan) _____________________________________________________
(*) Cemal TÜRKMEN: 1926'da Taşköprü (Kastamonu) Aşağışehirören Köyünde doğdu. İlkokula 3 yıllık Yukarışehirören Köyünde başladı. Bu okulu bitirince bir süre Taşköprü Yatılı Okulunda öğrenimini sürdürdü. İlköğretimini Gölköyde tamamladı.1944'te Gölköy Enstitüsünü; 1947'de de Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsünü bitirdi.
Gezici başöğretmen olarak Devrekani'de göreve başladı.Ardından bu ilçenin Sabuncular Köyü öğretmenliğine atandı. Yüksek Köy Enstitüsü'nü bitirdiğinden "sakıncalı" görülerek ilkokul öğretmenliğinde tutuldu. Yine Devrekani'nin Mütevelli Köyü, Çayırcık Mahallesi, Kadirbey ilkokulu ve ve Merkez iİlkokullarında çalıştı.
7135 sayılı yasa ile ilköğretim müfettişi oldu. 1959'da Yozgat'a sürüldü. Sonra Kastamonu'ya dönerek 1971'e dek bu görevde çalıştı. 1971'de resim-iş öğretmeni olarak Sinop'un Gerze Lisesine sürüldü. İki yıl sonra Kastamonu'ya döndü ve 1977'de emekli oldu.
Emekli olduktan 3 ay sonra Devrekani Belediye Başkanlığına seçildi.Bu görevi 12 Eylül'e dek (1980) sürdü. SHP Devrekani İlçe Kurucusu oldu ve bu partinin ilçe başkanlığını yaptı. Daha sonra 2000'de ADD Devrekani Şubesini kurdu ve Kurucu Başkanı oldu. 2004'te yaşamını yitirdi. _____________________________________________________
GÖL MEZUNLARI HASRET GİDERDİ
Göl Köy Enstitüsü, Öğretmen Okulu, Öğretmen Lisesi ve Anadolu Öğretmen Lisesi mezunları Cumartesi ve Pazar günleri ilimizde buluşarak hasret giderdiler. 200'e yakın mezunun bir araya geldiği buluşma günlerinin ilk gününde Atatürk ve Şehit Şerife Bacı Anıtına çelenk konulması törenini ardından Göl Anadolu Öğretmen Lisesi binasını gezdiler. Burada verilen çeşitli ikramlar sonrası eski Göl Köy Enstitüsünün bulunduğu bugünkü Jandarma Acemi Birliği ziyaret edildi ve ardından Meslek Yüksek Okulu konferans salonundaki panele geçildi. "Gölköy'ün dünden bugüne eğitim tarihindeki önemi ve kazandırdıkları" konulu Panel'i Prof.Dr.Bahri Gökçebay yönetirken, Prof. Dr. İsa Eşme ve Sinop Eski Milli Eğitim Müdürü Fikri Yavuz konuşmacı olarak katıldılar.
GÖLKÖYLÜLER BULUŞUYOR
Göl Köy Enstitüsü, Göl Öğretmen Okulu, Göl öğretmen Lisesi ve Göl Anadolu Öğretmen Lisesi mezunlarını bir araya getiren geleneksel "Buluşma Günü" hafta sonunda (25-26 Haziran 2005) yapılıyor. Kastamonu, Sinop, Karabük, Zonguldak ve Bartın'dan 300'e yakın mezun, yarın başlayacak etkinlikte bir araya gelecek. Bu mezunlar arasında iki ünlü bilim adamımız da yer alacak. Aynı zamanda YÖK üyesi de olan Galatasaray Üniversitesi'nden Prof, Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu ve Maltepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsa Eşme hem arkadaşlarıyla hasret giderecek, hem de düzenlenecek olan panele konuşmacı olarak katılacaklar. "Gölköylüler Buluşma Günleri" yarın Öğretmenevi'nde toplanma ile başlayıp, Atatürk Anıtı'na çelenk konulması ile sürecek. Mezunlar buradan, geçmişte okullarının bulunduğu Gölköy Jandarma Taburu'na geçecekler. Öğleden sonra ise, Meslek Yüksekokulu konferans salonunda, "Gölköy'ün Dünden Bugüne Eğitim Tarihindeki önemi ve Kazandırdıkları" konulu panel gerçekleştirilecek. Mezunlar, akşam da MYO'nun sosyal tesislerinde verilecek müzikli yemekte bir araya gelecekler. Etkinlik pazar günü şehirdeki tarihi turistik yerlerin gezilmesiyle son bulacak.
Kastamonu Gazetesi
KIRMIZI IŞIKTA BEKLERKEN İNTİHAR ETTİ
KASTAMONU'NUN DEVREKANİ İLÇESİ'NDEKİ İMAM HATİP LİSESİ MÜDÜR YARDIMCISI, OTOMOBİLİNDE TABANCAYLA İNTİHAR ETTİ
Kastamonu'nun Devrekani İlçesi'ndeki İmam Hatip Lisesi'nde müdür yardımcısı olarak görev yapan Ahmet Yiğitbaş (34), otomobilinde tabancayla intihar etti. Eşi Ayfer Yiğitbaş ile bir yakınını ziyaret etmek için Kastamonu Devlet Hastanesi'ne giden Ahmet Yiğitbaş, ziyaret saatini beklemek için 37 DD 636 plakalı otomobiliyle şehir merkezinde dolaşmaya başladı. Ahmet Yiğitbaş, Taşköprü Kavşağı'ndaki ışıklara geldiğinde, henüz belirlenemeyen nedenle, eşinin yanında tabancasını başına doğrultarak ateş etti. Ağır yaralanan ve yoldan geçen vatandaşlar tarafından Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Ahmet Yiğitbaş, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.
İNTİHAR EDEN ÖĞRETMENE ÖDÜL...
KASTAMONU'NUN DEVREKANİ İLÇESİ'NDEKİ, İMAM HATİP LİSESİ'NDE GÖREV YAPAN VE 17 KASIM'DA OTOMOBİLİNDE TABANCAYLA İNTİHAR EDEN YİĞİTBAŞ'A İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ'NCE MAAŞ ÖDÜLÜ VERİLDİ
Kastamonu'nun Devrekani İlçesi'nde,İmam Hatip Lisesi'nde müdür yardımcısı olarak görev yapan ve 17 Kasım'da otomobilinde tabancayla intihar eden Ahmet Yiğitbaş'a (34) Milli Eğitim Müdürlüğü'nce yaptığı başarılı çalışmalar dolayısıyla maaş ödülü verildi. Devrekani İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, 24 Kasım Öğretmenler Günü öncesinde İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne Ahmet Yiğitbaş'ın maaşla ödüllendirilmesi konusunda teklifte bulundu, müdürlük de bu teklifi onayladı. Ahmet Yiğitbaş, 17 Kasım'da, eşi Ayfer Yiğitbaş ile birlikte bir yakınını ziyaret etmek için Kastamonu Devlet Hastanesi'ne gitmiş, ziyaret saatini beklerken otomobiliyle şehir içinde dolaşmaya başlamıştı. Taşköprü Kavşağı'ndaki ışıklarda henüz belirlenemeyen nedenle, eşinin yanında tabancasını başına doğrultarak ateş eden Ahmet öğretmen, yoldan geçen vatandaşlar tarafından kaldırıldığı Devlet Hastanesi'nde tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı. Devrekani İmam Hatip Lisesi'nde çok başarılı bir öğretmen olduğu okul yönetimi, öğrenci ve veliler tarafından çok sevildiği öğrenilen Ahmet Yiğitbaş'a verilen maaş ödülünü ailesinin alacağı öğrenildi.
Not: Konuyla ilgili haber linki http://www.kastamonupostasi.com |
|
Türkiye'de evlere kitap girmiyor
(ANKA) Türkiye'deki evlerin yüzde 40'ında 10'dan daha az kitap bulunuyor. 100'den fazla kitabı olan hane sayısı yüzde 5'lerde kalıyor. Anne ve babaların sadece yüzde 22'si okul öncesi çocuklarıyla kitap okuyor, yüzde 25'i hiç okumuyor, yüzde 53'ü ise bunu ara sıra yapıyor. Uluslararası Eğitim Başarıları Değerlendirme Kuruluşu'nun (IEA) yaptığı ankette, Türk halkının kitapla arasının iyi olmadığını ortaya koydu. Türkiye'deki evlerin yüzde 40'nda 10 ya da daha az sayıda kitap bulunyor. 100'ün üzerinde kitap bulunan evlerin oranı ise ancak yüzde 5'lerde kalıyor.
Uluslararası Eğitim Başarıları Değerlendirme Kuruluşu, 2001 yılında Okuma Becerilerinde Gelişim Projesi (PIRLS) kapsamında Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 34 ülkede, evlerdeki kitap sayısına ilişkin bir anket yaptı. Sonuçları 2003 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'na sunulan Proje kapsamında, Türkiye'de 62 ilde seçkisiz yöntemle belirlenen 154 ilköğretim okulundan toplam 5 bin 390 öğrenci, veli, öğretmen ve müdürlere görüşüldü.
Bu ankete göre Türkiye'de 10 ve daha az kitap bulunan evlerin oranı yüzde 40, 11-25 arası kitabı olan ev oranı yüzde 28, 26-100 arası kitabı olan evler yüzde 23 düzeyinde bulunuyor. 101-200 arası kitabı olan evler yüzde 5 ve 200'den fazla kitabı olan evlerin oranı da yüzde 5 olarak belirlendi. Türkiye, evlerdeki kitap sayısında anket kapsamındaki tüm ülkelerin ortalamasının altında kaldı. 34 ülke ortalamasında 10'dan az kitabı olan evlerin oranı yüzde 16, 101'den fazla kitabı olan ev oranı da yüzde 15 olarak belirlendi. Türkiye'deki velilerin yüzde yüzde 2'si üniversite mezunu olduğunu, evlerinden 100'den fazla kitap, 25'den fazla çocuk kitabı bulunduğunu dile getirdi. Yine aynı ankette, yüzde 41 oranındaki evde ise 25'den az kitap, 25'den az çocuk kitabı olduğu ve velilerin ortaöğretim ve daha alt düzeyde eğitim aldığı görüldü. Uluslararası düzeyde ise velilerin yüzde 13'ü üniversite mezunu, ve evlerde 100'den fazla kitap, 25 den fazla çocuk kitabı bulunuyor, kitap sayısı 100'ün altında ve çocuk kitaplarının 25'in altında olduğu evlerin oranı da yüzde 13'te kalıyor. Anne ve babaların ilköğretime başlamadan önce çocuklarıyla okuma ve yazma faaliyetlerine ilişkin sorulan sorulara, katılımcıların yüzde 35'i bunu "az", yüzde 39'u "orta" ve yüzde 26'sı ise "çok" iyi derecede yaptıklarını söyledi. Aynı soruya uluslararası düzeyde, yüzde 13 oranında az, yüzde 35 oranında orta ve yüzde 52 oranında çok iyi yanıtı verildi. Radikal; Kültür Sanat / Kitap Son Güncelleme 11:24 22.10.2004
Çağdaş Eğitim
Türk milli eğitiminin genel amacı, Türk ulusunun tüm bireylerini, Atatürk ilke ve devrimlerine ve Anayasa'da anlatımını bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı, Anayasa'nın başlangıcında belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları yaşamında uygulayan yurttaşlar olarak yetiştirmektir.
Çağdaş yönetim anlayışında eğitim, devletin temel görevleri arasında sayılmakta, ülke olanaklarının bu alanlara özgülenmesiyle başarının yakalanacağı vurgulanmaktadır. Özellikle eğitim konusunda başarılı olamayan ülkelerin geleceklerinin tehlikede ve karanlık olduğu kuşkusuzdur. Çünkü eğitim, diğer tüm başarıların temelini, altyapısını ve kaynağını oluşturmaktadır.
Çocuklarımızın, ülkemizin gerçekleri ve gereksinimleri yönünde, gelişen ve değişen dünya gereklerine uygun çağdaş bir eğitim ortamı içinde yetiştirilmesi çağı yakalamanın zorunlu koşuludur. (04/06/2005)
Öğretmenlere çağrı
Aralarında Niyazi Altunya, Erdal Çalı, Ayhan Sarıhan, Mesut Gülmez 'in de bulunduğu ve eski Eğitim-İş Sendikası'nın kuruluş sürecinde etkin sorumluluk üstlenmiş bir grup öğretmen, Eğitim-Sen'in 3 Temmuz'da yapılacak genel kurulu öncesi genel bir çağrı yapma hazırlığı içindeler. 50'yi aşkın eski Eğitim-İş yöneticisinin imzaladığını öğrendiğimiz çağrının metni şöyle: ''Biz, 1980'den sonra Türkiye'de kurulan ilk kamu görevlileri sendikası olan Eğitim-İş'in kurucu ve yöneticileriyiz. Bu sendika, daha sonra Eğit-Sen'le birleşerek Eğitim-Sen'i oluşturdu. Bu yeni sendikanın organlarında da görevler aldık. Bu nedenle, sendikamızın kapatılması sürecine yol açan gelişmeler karşısında duyarlıyız. Türkiye öğretmenlerinin umut bağladığı sendikamız tüzüğündeki '...bireylerin anadillerinde öğrenip görmesini... savunur' ibaresi nedeniyle yazık ki kapanmanın eşiğine getirilmiştir. Bu konudaki Yargıtay kararı eleştiriye açık olsa da bir gerçektir. Ülkemizin kültürel zenginliğini oluşturan dil ve lehçelerin öğrenilmesi bir insan hakkıdır. Ancak bu dil ve lehçelerin resmi öğrenim dili olarak kullanılmasını ve bu yolla yurttaşların birliğinin zedelenmesini onaylamıyoruz. Sendikamızı yıllardır oyalayan bu talep, temel görevlerin ihmal edilmesine neden olmuş; üyelerin ve kamuoyunun sendikaya karşı güvenleri sarsılmıştır. Tartışma konusu tüzük hükmü, yalnız hukuksal ve sendikal nedenlerle değil, siyasal nedenlerle de tüzükten çıkarılmalıdır. Çünkü öğretmenler, Cumhuriyetin temel değerlerinin savunucusudur, sendikaları da öyle olmalıdır. Aksine bir tutumda direnmek, yüz binlerce öğretmenin on yıllardır dişleriyle, tırnaklarıyla oluşturdukları sendikalarını iç çatışmaya sürüklemek, bu büyük birikimi heba etmektir. Bunun sorumluluğu ağırdır. Biz bu sendikayı sokakta bulmadık!'' Eğitim-Sen'e üye öğretmenler; bu uyanık, akla ve sağduyuya dayanan, soğukkanlı çağrıyı içlerinde hep duyuyorlardı zaten. Şimdi sıra çağrıyı yaşama geçirmekte... (Işık KANSU; Ankara Kulisi'nden, Cumhuriyet; 25.06.2005) |