AlsahBlog

Description

AlsahBlog


My Linkler

» Home
» My Profile
» Weblog Arşiv
» Friends

20.ULUSLARARASI TAŞKÖPRÜ KÜLTÜR VE SARIMSAK FESTİVALİ - 2006

20.ULUSLARARASI TAŞKÖPRÜ KÜLTÜR VE SARIMSAK FESTİVALİ - 2006

11. CİDE RIFAT ILGAZ SARI YAZMA KÜLTÜR VE SANAT FESTİVALİ / 7-9 TEMMUZ 2006 -

11. Cide Rıfat Ilgaz Sarı Yazma Kültür ve Sanat Festivali (7-9 Temmuz 2006) Proğramı Belli Oldu
______________________________________________________

7 Temmuz 2006 Cuma

15:00 Rıfat Ilgaz Evi'nin Önünde Toplanma - Festival Yürüyüşü

15:30 Atatürk Büstüne Çelenk Konulması - Konuşmalar - Halk Oyunları Gösterisi

16:00 Hababam Sınıfı ve Sarı Yazma Resim Sergisi (Yer: Belediye Meydanı)

16:30 Cide Yemekleri Kermesi (Yer: Belediye Meydanı)

18:00 Kemal Ürgenç Karikatür Sergisinin Açılışı

(Yer: Cide Atatürkçü Düşünce Derneği)

21:00 Gürcistan Halk Dansları Gösterisi

Recai Yılmaz Cide Resimleri Slayt Gösterisi (Yer: Kapalı Spor Salonu)



8 Temmuz 2006 Cumartesi

11:00 Panel: "Rıfat Ilgaz"ın Şiiri"

Enver Ercan (Şair - Yazar - Türk Yazarlar Sendikası Genel Başkanı)

Mustafa Köz (Şair)

- B.Sadık Albayrak (Yazar)

(Yer: Belediye Sahil Düğün Salonu)

12:00 Cide Yemekleri Kermesi (Yer: Buket Cafe)

13:30 Doğaçlama Çocuk Tiyatrosu: "Kumdan Betona ve Cideli Çocukların Öyküsü"

Emel Dinseven - Belgin Türkyılmaz - Sadık Albayrak

(Yer: Belediye Sahil Düğün Salonu)

15:30 Panel: "İran: Bölgedeki Mayın"

Mustafa Balbay (Yazar)

(Yer: Belediye Sahil Düğün Salonu)

20:30 Konser: Coşkun Sabah - Nadide Sultan

Havai Fişek Gösterisi (Yer: Limaniçi)



9 Temmuz 2006 Pazar

11:00 Şarkı Yarışması (Coşkun Sabah jüriliğinde)

(Yer: Belediye Sahil Düğün Salonu)

14:00 Bisiklet Yarışı



*** Zuhal Demirtaş'ın resim sergisi, festival boyunca Belediye Sahil Düğün Salonu'nda gezilebilir.

... devam >>>>>

30. ÇATALZEYTİN GİNOLU GÜMÜŞ BALIK FESTİVALİ - 2006 -

20.ULUSLARARASI TAŞKÖPRÜ KÜLTÜR VE SARIMSAK FESTİVALİ - 2006 -

taskopru_pompeipolis.jpg

feslogo.jpg

1f77bb90832ac249a269b4d1b.jpg



Sarımsaktan daha güzeller



SAĞLIĞA yarar, buruna zarar sarmısağın, güzeli de oldu. Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinde 19'uncusu düzenlenen Uluslar arası Taşköprü Kültür ve Sarımsak Fesitvali'nde güzellik yarışması yapıldı. Kıyasıya rekabet içinde geçen yarışmada Romanya'lı Banarus Anna Sarımsak Güzeli seçildi. Hayran bakışların yanında birçok hediye de alan Anna'ya ayrıca 500 kilogram sarımsak da verildi. Takvim, 05 Eylül 2005

Sarmısak kafalı Mustafa Sandal



Turan KURT/Kastamonu, (DHA)
Kastamonu’nun Taşköprü İlçesi’nde düzenlenen Uluslararası Kültür ve Sarmısak Festivali’nin finalinde Mustafa Sandal konser verdi. Taşköprü Belediyesi tarafından tahsis edilen özel bir uçakla kente gelen Sandal, hayranlarını coşturdu.
Taşköprü İlçe Belediye Başkanı AKP’li Hasan Altan, Sandal’a plaket ve bir bağ sarmısağın yanı sıra sarmısaktan yapılmış taç hediye etti. Sandal, sarmısaktan yapılmış tacı başına takarak gazetecilere poz verdi. Sandal, daha önce Lara, Orhan Hakalmaz ve Petek Dinçöz’ün sahneye çıktığı platform yerine İstanbul’dan gelen TIR’da parçalarını seslendirdi. Taşköprü Meydanı’na yerleştirilen TIR’a muhteşem ışık ve ateşlerden oluşan özel bir tünelin içinden gelen Mustafa Sandal, ‘İsyankar’ adlı şarkısıyla konserine başladı. Yaklaşık 1.5 saat konser veren ünlü popçu, alanı dolduran 10 bin hayranını coşturdu. (Magazin Hürriyet; 06.09.2005)


POMPEİPOLİS DÜNYA TURİZMİNE KAZANDIRILACAK




Türkiye'nin en fazla göç veren ilçelerinin

başında gelen Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinde, göçü azaltmak ve ekonomide yaşanan durgunluğu gidermek için turizm ağırlık çözüm arayışlarına devam ediliyor. Sıkıntının çözümünü kısa ve uzun vadeli iki projede toplayan Taşköprü Belediye Başkanı Hasan Altan, "Kısa vadede tarihi binaların restorasyonunu tamamlayarak ev pansiyonculuğunu geliştirmek. Uzun vadede ise bir çok medeniyetlere ev sahipliği yapmış Pompoipolis antik kentini ülke ve dünya turizmine kazandırmak" dedi. Sırtını iki kamu fabrikasına ve tarıma dayayarak uzun yıllar bu çizgide devam eden Taşköprü, iki kamu fabrikasının özelleştirilmesi, tarımda kota uygulanması ve sarımsakta da fiyat istikrarının yakalanamaması nedeniyle göç vermeye devam ediyor. Belediye Başkanı Hasan Altan, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: "Aile kültürüyle devam ettiğimiz sarımsak, buğday ve pancar artık karnımızı doyurmuyor. Acilen faklı gelir kaynakları bulup ivedi olarak hayata geçirmek zorundayız. Bunların başında dünya turizmi ile entegrasyonunu sağlayacak olan tarih turizmi projemizin hayata geçirilmesi geliyor. Artık dünyada deniz, kum, güneş turizmi cazibesini kaybediyor. Tarih, kültür ve doğa turizmi daha revaçta. Safranbolu, Göynük, Beypazarı ilçelerine olduğu gibi, ev pansiyonculuğunu teşvik edeceğiz. Restoresi gereken konaklar da özüne uygun tadilatlar yapıldıktan sonra bu eserlerimizi dünya turizminin beğenisine sunacağız. Projemiz hayata geçtiğinde ilçemizde bir turist sirkülasyonu yaşanacaktır. Bu da ilçemiz ekonomisine bir ivme kazandıracaktır. Gelen turistlerin damak tadına cevap verecek çeşitli yöresel yemeklerimizi, el sanatlarımızı, konaklama ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabilecekleri nezih mekanları olan ev pansiyonculuğunu bu vesile ile yaygınlaştırmış olacağız." Bu projenin sadece Kültür Bakanlığı, Belediye ve Vakıflar'dan sağlanacak katkılarla hayata geçmesinin zor olduğunu ifade eden Altan, "O yüzden özel sektör, sermaye ve mülk sahibi herkesin bu projeye sahip çıkmaya davet ediyorum. Merkezde devrini aldığımız bu konağı, restoresinden sonra yöremizin el sanatlarını ve yemeklerini hazırlayacak olan hanımlara tahsis edeceğiz. Bakımsız, çürümeye terk edilmiş ve görüntüyü kirleten tarihi evleri, sahiplerinin izniyle restore ederek ev pansiyoculuğuna kazandırılmasını talep edeceğiz. Ekonomik gücü olmayan bina sahiplerini ise, evlerini kiralama, ortaklık ve özel şirketler ile anlaşarak binaların turizme kazandırmaları için teşvik edeceğiz" diye konuştu. http://www.kastamonupostasi.com/haber_detay.asp?id=4641



Sarımsak ambalaja girdi Avrupa’ya ihracat artıyor
İlaç sanayiinde endüstriyel mamül olarak kullanılan Taşköprü sarımsağı, AB ülkeleri ile ABD'ye ihraç ediliyor. Uzmanların kanserle mücadelede etkili olduğunu ifade ettikleri selenyum maddesini bol miktarda içermesi sebebiyle dünya piyasasında tercih edilen sarımsağa ilk talep ABD'den geldi.
Özel ambalajlar içinde gerçekleştirilen satış iç piyasaya da yansıdı. Geçen yıl mahsulünü ırmağa döken çiftçiler, ‘beyaz altın' olarak bilinen sarımsağının kilosunu yeniden 5-6 Yeni Türk Lirası'ndan satıyor. Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinde, 2000 yılında Reis Gıda AŞ'nin kurduğu sarımsak işleme entegre tesislerinde endüstriyel mamul hale getirilen ürünler Sarmoni markasıyla dünyaya ihraç ediliyor. Türkiye'nin tek sarımsak işleme entegre tesisi olan Sarmoni, sarımsak ezmesi, sarımsak tozu, sarımsak granürü ile soyulmuş diş sarımsağı ambalajlı olarak tüketicilerin beğenisine sunuyor. Sarmoni, eylül ayında sarımsak ezmesini yeni ürün olarak piyasaya sürecek. Taşköprü sarımsağının dünya piyasalarında pazar bulabilmesi için yeni arayışlarına devam eden Reis Gıda bünyesindeki Sarmoni entegre tesislerinin müdürü Orhan Reis, ilk olarak Almanya, Fransa ve İsrail'e endüstriyel tüketim için numune olarak sarımsak tozu gönderdiklerini ifade ediyor. İhracatta Çinli firmalarla zorlu bir rekabete girdiklerini belirten Reis, "Vergi, sigorta primleri ve işçi maliyeti bize göre son derece düşük olan ve serbest dolaşım hakkı bulunan Çin, ürünlerini Hollanda'nın entegre tesislerinde işleyip, bu ülke üzerinden çok ucuz fiyata piyasaya girdi. Mücadelemize devam ettik. Taşköprü sarımsağının kalitesi fark edildi. Özellikle ilaç sanayiinde tercih edilir duruma geldik." diye konuşuyor. Reis, ilaç sektöründe hammadde olarak sarımsak yağının kullanıldığını, 1 ton sarımsaktan yaklaşık 10 kilogram sarımsak yağı alınabildiğinin altını çiziyor. Reis, "Önümüzdeki günlerde ilaç sektörü için hammadde haline getirilmiş sarımsak yağı üretip, ihraç edeceğiz." ifadelerini kullanıyor.
Toprağın yapısındaki kimyevi maddeler nedeniyle dünyanın en kaliteli sarımsağının yetiştirildiği Taşköprü'de geçmiş yıllarda yaşanan fiyat düşüklüğünün ihracat sebebiyle bu yıldan itibaren yükselmesi bekleniyor. ‘Beyaz altın' diye adına festivaller düzenlenen sarımsaktan çiftçiler son 3 yıldır zarar etti. 2002 yılında bir gram altınla bir kilo sarımsağın fiyatı örtüşüyordu. Türkiye, dünya sarımsak üretiminde 7. sırada yer alırken, Taşköprülü çiftçiler ise yılda ürettikleri 20 bin ton sarımsak ve yüzde 14'lük üretim payı ile Türkiye'de birinci sırada. (Zaman, 31.07.2005 Cevdet Akçaylı Taşköprü, EKONOMİ, 31.07.2005 PAZAR)

Yargının psikanalizi
Hakkı Devrim
(...)
Sarmısak festivaline buyrun!
Ben, Taşköprülü bir ananın oğluyum. Davetle, iltifatla pek ilgili değilim, ama Taşköprü Kaymakamı ile Belediye Başkanı'ndan ses gelince heyecanlanırım; hemşerilik unutulmadığı için... Hoş görün!
Taşköprü Kültür ve Sarımsak Festivali dün başladı. (Ben sarmısak yazanlardanım.) Pazar günü sona erecek. Beş gün boyunca sarmısağın hasiyetleri saymakla bitirilemeyecek. Bu 15'inci festival.
İddiamız şudur: «Baharatı, aroması ve dayanıklılığı bakımından dünyanın en üstün nitelikli sarmısağı Taşköprü'de yetişir» (İstanbul vali yardımcılarından Saim Eskioğlu söylüyor bunu; tahmin edeceğiniz gibi Taşköprülüdür.) Ve Taşköprü dünyanın sarmısak borsası olmak iddiasındadır.
Şehir Stadyumu'nda bu akşam Sibel Can'ın konseri var.
*
Yol üstünde bir festival daha: Safran Belgesel Film Festivali. Gene bu ay, 20-23 eylül günleri, benzersiz evleriyle devamlı bir müze olan Safranbolu'da.
Sarmısak kadar belgeselleri de severim.
(...)

Radikal, 7 Eylül

1119250486.gif

Önceki Festivallerden Görüntüler >>>>>

2005 yılı 1-4 Eylül tarihleri arasında yapılacak 19. Kültür ve Sarımsak Festivali hazırlıkları sürmekte olup Proğram Taslağı Hazırlanmıştır:

Geçmişten Günümüze "ULUSLARARASI TAŞKÖPRÜ KÜLTÜR VE SARIMSAK FESTİVALİ"
ve 2005 Hazırlık Çalışmaları ve Proğram Taslağı (Not: Bugün Ağustos'un 17'si olmasına karşın hala taslak... "Proğram Taslağı" denilmiş ama sanırım Belediye sitesine Taslağın Taslağı verilmiş... Bir uyarı yazısı gönderdim Siteye... Ben de yan tarafa biraz düzelterek koydum.)
İçin TIKLAYINIZ

1119250415.gif

10. Cide Rıfat Ilgaz Sarıyazma Kültür ve Sanat Festivali


BASIN'dan

Rıfat Ilgaz memleketi Cide'de anıldı

Türk Edebiyatı'nın Koca Çınar'ı Rıfat Ilgaz memleketi Cide'de 8-9-10 Temmuz tarihlerinde düzenlenen "10. Cide Rıfat Ilgaz Sarıyazma Kültür ve Sanat festivali"inde anıldı.
"Cide, doğduğum eşsiz, benzersiz memleket... Ne iyi etmiş de anam beni bu cana yakın memlekette doğurmuş!.. Her şeyimi yitirdiğim günlerde Cide'nin belleğimin duvarlarına yansıyan görünümü ile dirilir, yaşama gücümü tazelerdim." der Sarıyazma adlı romanında...

Rıfat Ilgaz'ın 7 Mayıs 1911 yılında doğduğu ve harap vaziyette olan evinin önünden başlayan festival yürüyüşü Belediye Meydanı'nda son buldu.

İlk konuşmayı Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi adına Aydın Ilgaz yaptı. Ilgaz konuşmasında "Babamın doğduğu evin bir an önce müze ve kültür merkezi olarak hizmete açılmasını istiyoruz. Umarım gelecek yıl düzenlenecek festivale yetişir. Eğer gerçekleşirse babamın özel eşyalarını ve kitaplarını da müzeye bağışlayacağım." dedi.

Cide Belediye Başkanı Nejdet Demir ise, Rıfat Ilgaz'ın doğduğu evin müze ve kültür merkezi yapılması şartıyla Kültür Bakanlığı'ndan alındığını, çalışmalara en kısa zamanda başlanacağının müjdesini verdi. Nejdet Demir son olarak " Rıfat Ilgaz'ın doğduğu ev gelecek yıl düzenlenecek festivale kadar hazır hale getirilecek" dedi.

Belediye Sahil Düğün Salonu'nda Recai Yılmaz'ın hazırlayıp sunduğu, Cide fotoğraflarından oluşan saydam gösterisi ilgiyle izlendi. Daha sonra sahne alan Ruhi Su Dostlar Korosu Cidelilere unutamayacakları bir gece yaşattı. Cideliler, koronun söylediği birbirinden güzel türkülere eşlik etmeyi de ihmal etmedi.

Festivalin ikinci gününe çocuklar için düzenlenen bir etkinlikle başlandı. Nilay Yılmaz yönetiminde, çocukların da katılımıyla Rıfat Ilgaz'ın Bacaksız Kamyon Sürücüsü adlı çocuk romanı canlandırıldı. Çocukların oldukça eğlenceli zamanlar geçirdiği etkinliği aileleri de ilgiyle izlediler. Etkinlik sonrası çocuklara Rıfat Ilgaz'ın çocuk romanları armağan edildi.

Daha sonra ise Burhan Günel'in konuşmacı olduğu "Küreselleşme" konulu bir panel düzenlendi.

Günün son paneli, Erol Şadi Erdinç, Ali Nazlı ve Mehmet Saydur'un katıldığı "Rıfat Ilgazlı Yıllar" dı. Rıfat Ilgaz'ın yakın arkadaşı Erol Şadi Erdinç " Rıfat Ilgaz önce hocamız, sonra dostumuz oldu. Yeni Gazete'de Şükran Kurdakul, Nihat Tunalı ve Rıfat Ilgaz ile birlikte çalıştık. Mizah burjuvazinin küçük insana gülüşüdür. Rıfat Ilgaz'ın mizahında ise küçük insan burjuvaziye güler. Rıfat Ilgaz'ın mizahı evrenseldir." dedi. Rıfat Ilgaz'ın yakın dostlarından Mehmet Saydur ise Rıfat Ilgaz ile tanışmalarını, Hababam Sınıfı'nda Kel Mahmut olarak yer alan Nihat Dicle ile Rıfat Ilgaz'ı bir araya getirişini anlattı Cidelilere... Son olarak söz alan emekli edebiyat öğretmeni Ali Nazlı ise "Rıfat Ilgaz'ın Şiirinde Mizah Öğeleri" konulu bir konuşma yaptı.

İkinci gün etkinlikleri Cide Stadı'nda yapılan konserle son buldu.

Havai fişek gösterisinin ardından Sarıyazma Folklor Ekibi yöresel oyunlardan örnekler sundu.

Barbaros Uzunöner ise sahnede kaldığı 30 dakika boyunca Cidelileri gülmekten kırıp geçirirken son olarak sahne alan Barış ve Songül Karlı söyledikleri şarkı ve türkülerle geceye noktayı koydular.

Çınar Yayınları- Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi
Çatalçeşme Sok. No:50 Kat:4-5 34410 Cağaloğlu-İstanbul
Tel:0-212-528 71 40 Faks:0-212-528 71 43

www.cinaryayincilik.com.tr
cinar@cinaryayincilik.com.tr

Kaynak: http://www.yitikulke.com

FESTİVAL PROGRAMI

Ayrıntılı bilgi: Cide ADD (0366) 866 31 45,
Cide Belediyesi (0366) 866 10 04
Rıfat Ilgaz kültür merkezi (Kadir İncesu) (0212 )528 71 40 / Cep: 0543 803 17 11

Festival Programı'nı görmek için >>>>>

Festival Davetiyesi'ni görmek için >>>>>

Festival Program broşürünü görmek için (tıklayınız.)

15.gif

KASTAMONU - En çok 'Hababam Sınıfı' adlı romanıyla tanınan şair, yazar, eğitimci Rıfat Ilgaz için doğum yeri olan Cide'de düzenlenen festival 10 yaşına bastı. Cide Rıfat Ilgaz Sarıyazma Kültür ve Sanat Festivali'nin 10'uncusu 8-10 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşecek. Festivalde fotoğraf sergisi ve öykü oluşturma atölyesi yapılacak, Ruhi Su Dostlar Korosu, Songül Karlı, Barış Akarsu konserler verecek. Cide Kaymakamlığı, Cide Belediyesi, Atatürkçü Düşünce Derneği, Turizm Derneği ortak yapımı olan festival kapsamında Avrupa Birliği'nin tartışılacağı ve 'Rıfat Ilgaz'ın anılacağı iki de panel yer alıyor. Avrupa Birliği panelinin konuşmacısı Mustafa Balbay.
Bilgi için Tel: 0212 528 71 40.
(Radikal, Kültür Sanat 25 Haziran 2005)

fikkrriiii_011.jpg

10. Cide Rıfat Ilgaz Sarıyazma Kültür ve Sanat Festivalinden İZLENİMLER...

Ali ŞAHİN
_____________________________________________________

Şair Rıfat Ilgaz'ın: "Martıların düşürdüğü tohumdan/ Filizlendiğine inandığım kasabamız/ Yosun kokardı evleri/ Çarşıları midye kokardı/ Çekirdeği çölden gelen mesçitin/ Boy attığına şaşardım/ Bu deniz yüklü havada/ Nedense gelişemedi bir türlü/ En şirin yerine dikilen/ İrili ufaklı mezar taşları..." dediği kasabada, Cide'deyiz. "Sınıfın ozanıyım mimli,/ Hababam Sınıfı'nın yazarıyım ünlü" diye kendini tanıtan "mimli şair ve ünlü yazarımız" Koca Çınar Rıfat Ilgaz ölümünün 12. yılında, memleketi olan Kastamonu'nun Cide ilçesinde 8-9-10 Temmuz tarihlerinde düzenlenen ''10. Rıfat Ilgaz Sarıyazma Kültür ve Sanat Festivali'' nde anıldı.

"Cide, eski adı Agillius. Kraliçe Amastrist'in ölümünden sonra Kaytros, Sesamos ve Cramna şehirleri bilinmez bir nedenle 'yer ile yeksan 'ediliyor. Bu kentlerin köleleri kaçıp kurtuluyor. Şimdiki Cide düzlüğüne yerleşip Agillius'u kuruyorlar. ( MÖ 3. yy. ) Cide halkının çoğunluğu dışarda, ekmek parası peşinde. Cide, aynı zamanda Rıfat Ilgaz'ın da kasabası. Ölümünden önce gelip, doğduğu bu kasabaya yerleşti. Bir süre de burada yaşadı. Romanlar yazdı Cide ve Cideliler üzerine. Şimdi doğduğu ev yıkılmak üzere , umarız yıkılıp yokolmadan birileri sahip çıkar da unutturmazlar tarihlerini. Cide kocaman bir sahil şeridiyle başlıyor. Ilgaz ,Uzunkum koymuş adını. Cide 'sarıyazma'sını da ondan öğrendi Türkiye. Sarıyazma almak isterseniz limandan epey içerdeki şehir merkezinde bulabilirsiniz. Korunaklı bir limanı var. Karadeniz'de çok az yerde bulunan düzlük arazi üzerine kurulmuş şehir." (http://www.geziturkiye.com) "Cide, doğduğum eşsiz, benzersiz memleket... Ne iyi etmiş de anam beni bu cana yakın memlekette doğurmuş!.. Her şeyimi yitirdiğim günlerde Cide'nin belleğimin duvarlarına yansıyan görünümü ile dirilir, yaşama gücümü tazelerdim." der Rıfat Ilgaz da Sarıyazma adlı romanında...

Sarıyazma Festivali, 8 temmuz cuma günü saat 16.00'da Cideli çocukların başlarına bağladıkları sarıyazmalar ile Ilgaz'ın doğduğu tarihi evin önünden Belediye Meydanı'na kadar "Festival Yürüyüşü" ile başladı. Anıta Çelenk koymadan sonra İlk konuşmayı Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi adına Ilgaz'ın ; "Her saltanatın bir sonu var oğlum,/ Buna musalla taşları şahit!// Son sözümü henüz söylemeden/ İşte geldim, gidiyorum,/ Altımda bir kuru tabut!// Tacım, tahtım sana emanet!"
diyerek "tacını. tahtını emanet ettiği" oğlu, Çınar Yayınları sahibi Aydın Ilgaz yaparak babasının doğduğu evin müze yapılabilmesi için tüm Cidelileri katkıda bulunmaya çağırdı. Cide halkının ve kendisinin en önemli isteklerinin Rıfat Ilgaz'ın doğduğu ve bir süre önce Kültür Bakanlığı tarafından koruma altına alınan tarihi evin restore edilmesi olduğunu dile getirerek, "Her bir Cideli bunun için bir tek çivi getirse, bu iş gelecek festivale kadar tamamlanmış olur. Babamın doğduğu evin bir an önce müze ve kültür merkezi olarak hizmete açılmasını istiyoruz. Umarım gelecek yıl düzenlenecek festivale yetişir. Eğer gerçekleşirse babamın özel eşyalarını ve kitaplarını da müzeye bağışlayacağım." dedi. Daha sonra: Babasının memleketi Cide'ye olan sonsuz bağlılığına dikkat çekerek, ''Babam 7 Temmuz 1993'te İstanbul'da hayatını kaybetti. O yazdığı son romanı olan Sarı Yazma'da, 'Bir gün öleceğim ve bir festivalle anılacağım' diyordu. Aramızdan ayrılışının ikinci yılında başladığımız festival ile bunu gerçekleştirebildik. Bu yıl onuncusu yapılan bu festival ile dilerim ki, bu şirin sahil kasabası babamın da ömrü boyunca arzuladığı gibi turizme gereken önemi verir ve hak ettiği değeri görür'' diye konuştu.

Cide Belediye Başkanı Nejdet Demir ise, Rıfat Ilgaz'ın doğduğu evin müze ve kültür merkezi yapılması şartıyla yaklaşık iki hafta önce Kültür Bakanlığı'ndan devralındığını belirterek, çalışmalara en kısa zamanda başlanacağının gelecek yıl düzenlenecek festivale tarihi evin müze ve kültür merkezi olarak hazır hale getirileceğinin müjdesini verdi. "Ömrünü Cide'nin tanıtımına ve Cidelilerin aydınlanmasına adayan bu değerli hemşerimize olan borcumuzu ödemek istiyoruz. O güzel insan sayesinde kasabamız dünya tarafından tanındı'' dedi. Başkan Demir, konuşmasını Ilgaz'ın Cide için yazdığı bir şiirinden alıntı yaparak, ''Anan ne iyi etmiş de seni burda doğurmuş Rıfat Hoca'' sözleriyle tamamladı. Demir'in konuşmasından sonra Sarıyazma Folklor Ekibi'nin Yöresel oyunlar gösterisi yapıldı. CHP Kastamonu Milletvekili Mehmet Yıldırım' ın da katıldığı törenin ardından Saat 20.30'da Belediye Sahil Düğün Salonu'nda Recai Yılmaz'ın sunduğu "Cide Fotoğrafları Gösterisi"; 21.00'de aynı salonda "Ruhi Su Dostlar Korosu"nun beğeniyle izlenen konseri ile devam etti festival.

9 temmuz Cumartesi günü saat 11.00'de HEM salonunda Çocukların da katılımıyla "Öykü Oluşturma" (Yaratıcı Drama Teknikleri) programı vardı. Nilay YILMAZ yönetiminde, Rıfat Ilgaz'ın "Bacaksız Kamyon Sürücüsü" adlı çocuk romanı canlandırıldı. Çocukların oldukça eğlenceli zamanlar geçirdiği etkinliği aileleri de ilgiyle izlediler. Etkinlik sonrası çocuklara Rıfat Ilgaz'ın çocuk romanları armağan edildi. 13.30'da "Ses Yarışması"; (Esnaflar ve Sanatkarlar Odası) ve "Bisiklet Yarışması"; (Rıza Gürsoy); 16.30'da ise Belediye Sahil Düğün Salonunda yapılması planlanan konferansa Cumhuriyet başyazarı Mustafa BALBAY gel(e)meyince konuklar "Avrupa Birliği" konusunda "o anda orada bulunan" romancı Burhan GÜNEL ve AKP Kastamonu Milletvekili Musa SIVACIOĞLU'nu izlemek durumunda kaldılar... Aynı salonda yapılması planlanan saat 18.00'deki "Rıfat Ilgazlı Yıllar" paneli de gecikmeli olarak 18.30'da başladı. Konuşmacılardan Rıfat Ilgaz'ın yakın arkadaşı Erol Şadi Erdinç " Rıfat Ilgaz önce hocamız, sonra dostumuz oldu. Yeni Gazete'de Şükran Kurdakul, Nihat Tunalı ve Rıfat Ilgaz ile birlikte çalıştık. Mizah burjuvazinin küçük insana gülüşüdür. Rıfat Ilgaz'ın mizahında ise küçük insan burjuvaziye güler. Rıfat Ilgaz'ın mizahı evrenseldir." dedi. Ilgaz'ın yakın dostlarından Mehmet Saydur ise Rıfat Ilgaz ile tanışmalarını, Hababam Sınıfı'nda Kel Mahmut olarak yer alan Nihat Dicle ile Rıfat Ilgaz'ı bir araya getirişini anlattı. Ali NAZLI da Ilgaz'ın edebiyatımızdaki yeri ve şiirindeki mizah üzerine konuştu: Nazım Hikmet'in "Türk Köylüsü" , R. Ilgaz'ın "Alişim" , "İşte Böyle Azizim" , ve "Öğünsek mi?" şiirleriyle konuşmasını renklendiren Ali Nazlı, Rıfat Ilgaz Şiirini şöyle değerlendirdi: "O'nu diğer ozanlardan ayıran mizah öğesidir. Bu öğelerle şiirine kattığı tattır, bu tat ile toplumcu-gerçekçi çizgide ilerlerken izleyici değil, kendine özgü bir çığır açmış olur ki, bu "Ilgaz Şiiri"dir. Şiirde kullandığı mizah bir başka temel taştır ki, bugüne değin kullanma cesaretini başka ozanlar gösterememiştir. Bunları kullanan ozanlar ya Nasrettin Hoca fıkralarında ya da fabllarda kullanmışlardır. Divan edebiyatı "Harname"si bir örnek gibi görünse de toplumsal değildir: Hepinizin bildiği "Bir eşek var idi zaif-i nizar/ Yük elinden kat'i şikeste vü zar..." diye başlar. Halk edebiyatında buna benzer taşlamalar, incelikle toplumcu gerçekçiliğin ötesindedir: "Manda yuva yapmış söğüt dalına/ Yavrusunu sinek kapmış gördün mü?" cinsinden ya da "Aslı yok yaylasındaki koyunlar"ı anlatır.

"Merhamet" şiirini hepiniz bilirsiniz. "Merhamet" şiirindeki şu dizelere bir daha bakalım: "Rızkımızdan para çaldılar, /Hoş gördük/ Gün oldu/ Nar gibi kızarmış ekmekleri/ Bekleyen tezgahtarı bile kıskandık/ Nar mı yetiştirmedik kavak ağaçlarında/ Hem de kafamız kadar..."

Burada anlatılan mizahın inceliği, aymazlıklarımızın üstüne bir bir kova su gibi dökülür sanki. Bizi çileden çıkaracak keskinlikte değildir; isyanımız göğe yükselmez de dudaklarımızda bir tebessümle, başımızla onaylatıp doğru dedirten cinstendir. Rıfat Ilgaz, insanı çaresiz, sübabı kapatılmış buhar kazanı gibi patlatmak için zora koşmaz, zıtlıkları mizah sosu ile pişirip önümüze sürüşü tadı doyumsuzdur. "Rızkımızdan para kazandılar, hoş gördük..." Burada kullanılan karşıtlık- çelişki- toplumun aynasıdır. Bugün aynı "rızık" elimizden alınıyor, sesimiz çıkmıyor; kim bunun tersini söyleyebilir? Kim boş konuşup laf ola, beri gele cinsinden öldürdüğümüz zamanların da yaşamımızdan ne kadarını aldığını bilebilir? "Nar mı yetiştirmedik kavak ağaçlarında/ Hem de kafamız kadar..." Boşa giden zamanları, disipline edilemeyen yaşamları bundan daha güzel karikatürize edebilir mi? Burada size bir de Abdülbaki Gölpınarlı'nın bir eleştirisini okumak istiyorum.: "Halkın diliyle konuşan, halkın nüktelerini duyuran, bize her şiirinde en acı şeylere karşı bile dudaklarında derin ve manalı gülümsemeyle görünen Rıfat Ilgaz’dan çok şeyler bekliyoruz." demektedir. Beklentiler boşa çıkmayacak, fazlasıyla ürün verecektir.

Şiirdeki tadın gülümseme öğesiyle geldiğini ama bunun acı gülümseme olduğunun altını çizer. Belki Rıfat Ilgaz sanatının temeli bu gülümsemeyle ilgili. Belki değil mutlaka gülümsemeyle ilgili... Bu sanatın, bu şiir anlayışının kristalize edilmiş özsuyu sanatına değişik çeşniyi veren öğe içine katılan mizahtan geliyor. "İşte Böyle Azizim" şiirine bir bakalım, çünkü burada kendisi anlatılmaktadır: ”Seninle sanatoryumda tanışmıştık/ O günler bir türlü unutulmuyor/ Ne tatlı sigara içerdik/ Biliyor musun hemşirelerden saklı./ Sonra bir yolculuktan bahseder gibi/ Uzun uzun ölümden konuşurduk./ Gelmediği için ödeneğin/ O günlerde az kaldı taburcu edeceklerdi seni./ Sonra da para bulmuştun yatmaya,/ Lakin zaman bulamadın/ Bir gün çıkarsın diye adresini almıştım./ Hani vaktinde gitmedin değil/ Kötüleşti dünyanın hali,/ En güzeli işin peşinde/ Çoluk çocuk bırakmadın/ Kış geliyor karakış,/ Ne soba var, ne bir dirhem odun./ İşleri sorsan eskisinden sıkı./ Ve aldığımız para malum/ Yaşamak zor azizim,/ Sağ olsaydın eğer,/ Nasıl bulacaktın her gün/ Sütü, taze yumurtayı, pirzolayı?/ Çok şükür bunlara kalmadı ihtiyacın./ Biz hala öğrenemedik senin kadar/ Etsiz, ekmeksiz ,parasız,pulsuz yaşamayı."

Ölen dostu ile yapılan yarenlikte yaptıkları, konuştukları, "Sonra bir yolculuktan bahseder gibi uzun uzun ölümden konuşurduk" Ölümle yolculuk arasında bir ilinti olduğu gerçeğinden yola çıkar ozan. Uzun uzun ölümden konuşma bir kabulleniş gibi görünmektedir. Her iki dizedeki ölümle yolculuğun bu denli içli dışlı oluşuna ozan kahırla bakmıyor. Uzun uzun ikilemiyle mizahi bir boyut katıyor. Ancak yola çıkacak bir yolcu,bir dost için söylenebilecek kabilden sözlere benziyor bu benzetişin ortaya koyduğu tatlı gülümseme. İçimizi burkarak anlatır Ilgaz. Evlenmeyişin, çoluk çocuğun olmayışı için "en güzeli işin" diyerek onlar kış gereksinmelerini nasıl temin ederlerdi? Diye alaylı bir bakışı vardır. "Parasız pulsuz yaşamayı biz hala öğrenemedik" mizahi çok hoş bir deyişle, yani azizim diyor, yukardaki gereksinmeleri de göğüslemek pek kolay değil, tıpkı bir dostla sohbet eder gibi. Bu sanat yalın, toplumsal gerçekçiliğin buruk mizah tadıyla bizi uyandıran, kendimize getiren Ilgaz sanatıdır. Bitirdiğimiz her şiirden sonra kendimizi ıssız denizlerde çaresiz, kör kuyularda yalnız, çıkmaz sokaklarda kılavuzsuz hissetmeyiz, aksine içimizdeki umut mum ışığıyla doymuş olarak tekrar tekrar okumak isteriz. Karadeniz insanının kendisiyle dalga geçen yaratıcı mizah kendiri Rıfat Ilgazın yapıtlarında boy atıp beğenimize sunulmuştur. Bu, Cide yöresinin sarı yazma kültürüyle yoğrulmuş, doruk noktalara ulaşmış özgün bir sanattır. Mizah soslu, toplumsal gerçekçi, yalın anlatımlı, herkesimin anlayacağı bir sanat, Rıfat Ilgaz sanatı. Sizi, O'nun en beğendiğim bir şiiriyle sözlerimi bitirerek selamlamak istiyorum:

"ÖĞÜNSEK Mİ?/ Kerem de girdi sıraya/ Boğaziçi'nde bir lisede yatılı.../ Otuz yıl önce/ Yatıp kalkma zorluğundan/ Bu okulda okumuştu/ Torunumun babası da// Biz hep böyle torun torba/ HABABAM SINIF'larında yetiştik/ Biraz başarı, biraz beceri,/ Kitabıma el basarım ki, doğru!// Gördükçe boy boy geriden gelenleri/ Seviniyoruz tükenmediğimize,/ Biraz da öğünüyoruz!// Geriden gelmeleri güzel de,/ İçime bir kuşku düşüyor ne de olsa,/ Böyle bizim gibi, diyorum,/ Bizim gibi onlar da,/ Ya bir gün göçüp giderlerse,/ Böyle gözleri açık/ Bizim gibi..."

20.30'da Cide Stadı'ndaki havai fişek gösterileri eşliğinde Songül KARLI ve Barış AKARSU konseri ile 2. gün programı sona erdi. Barış Akarsu, sahneden ayrılırken bir de söz verdi: "Merhum Rıfat hocamızın yaşadığı evi gördüm, çok üzüldüm. Restorasyonun yapılacağını söylediler. Restorasyon sırasında benim de bir katkım olacaksa, seve seve elimden geleni yapmaya hazırım" dedi. Festival 10 temmuz pazar günü saat 11.00 Recai YILMAZ rehberliğinde yapılan "Cide ve Çevreyi Tanıma Gezileri" ile kapandı.

12 yıldır olduğu gibi yine Rıfat Ilgazın evi gündemdeki yerini koruyordu, artık beklemeye ye tahammülü yok pek ; göçmek üzere... Vaatler dönemini bitirip icraata geçmeli ilgililer, etkili ve yetkililer... Yöresel yanı yanında ölüm yıldönümünde usta şairin anılıp yaşatıldığı bir festival konumunda Cide Rıfat Ilgaz... Festivali. Yemyeşil dağlar arasında deniz, kum, güneş, yeşille-mavinin cümbüşünü arayanlar Rıfaz Ilgaz "soslu" Sarı Yazma diyarına buyursun; O'nlar her yıl Temmuz başı Ora'dalar...

Ali ŞAHİN


Posted: 02:33, 2006-10-11

<- Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa ->