|
Attila İLHAN- Şiir Arşivim
Attila İlhan'ın unutulmayan şiirlerindan bazıları.
BÖYLE BİR SEVMEK (NE KADINLAR SEVDİM)
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir Azıcık okşasam sanki çocuktular Biraksam korkudan gözleri sislenir. Ne kadınlar gördüm zaten yoktular Böyle bir sevmek görülmemiştir Hayır sanmayın ki beni unuttular Hala arasıra mektupları gelir Gerçek değildiler birer umuttular Eski bir şarkı belki bir şiir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular Böyle bir sevmek görülmemiştir Yalnızlıklarımda elimden tuttular Uzak fısıltıları içimi ürpertir Sanki gökyüzünde bir buluttular Nereye kayboldular şimdi kimbilir Ne kadınlar sevdim zaten yoktular Böyle bir sevmek görülmemiştir.
SANA NE YAPTILAR
O sabah mı çıkmıştın, bir gün önce mi Bir bıçağın ağzında yürür gibiydin Demirlerin soğukluğu soluk dudaklarında Gözlerinde karanlığı dar hücrelerin Seni görür görmez özgürlüğümden utandım Söyle ne içersin, çay mı kahve mi Çok değişmişsin birden tanıyamadım. Saçların uzundu, omuzlarına akardı Gönlümüz şenlenirdi sarışınlığından Onlar mı kestiler, sen mi kısalttın Gülerdin, içimize aylar doğardı Görünmez dağların arkasından Eski gülümsemeni beyhude aradım O sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi Çok değişmişsin birden tanıyamadım. Bir çay içer misin, yoksa kahve mi Kibritim yok, demek cigaraya başladın Ellerin de titriyor, bir şeyin mi var Böyle bir kız değildin sen eskiden Sana ne yaptılar, sana ne yaptılar? Kirpiklerin ıslanıyor durup dururken O sabah mı çıkmıştın, bir gün önce mi Çok değişmişsin birden tanıyamadım.
ELDE VAR HÜZÜN
söyleşir evvelce biz bu tenhalarda ziyade gülüşürdük pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha kuşlarının ne meseller söylerdi mercan köz nargileler zamanlar değişti ayrılık girdi araya hicrana düştük bugün ah nerde gençliğimiz sahilde savruluşları başıboş dalgaların yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller elde var hüzün
o şehrâyin fakat çıkar mı akıldan çarkıfeleklerin renk renk geceye dağılması sırılsıklam âşık incesaz kadehlerin mehtaba kaldırılması adeta düğün hayat zamanda iz bırakmaz bir boşluğa düşersin bir boşluktan birikip yeniden sıçramak için elde var hüzün
KARANTİNALI DESPİNA
bir gül takıp da sevdalı her gece saçlarına çıktı mı deprem sanırdın 'kara kız' kantosuna titreşir kadehler camlar kırılır alkışlardan muammer bey'in gözdesi karantina'lı despina çapkın gülüşü şöyle faytona binişi kordelia'dan ne kadar başkaydı her kadından her bakımdan sınırsız bir mutlulukta uyuturdu muammer bey'i ustalıkla damıttığı o tantanalı aşklarından işgal altüst etti nasıl da izmir'de her şeyi öğrendi kullanmasını despina bu yanlış geceyi körfezde parıldayan yunan zırhlılarına karşı miralay zafiru'la ispilandit palas'ta sevişmeyi gemi sinyallerinin gece bahçelere yansıması havuzda samanyolunun hisarbuselik şarkısı demlendikçe yanlızlığı aydınlanıyor muammer bey olmayacak şey bir insanın bir insanı anlaması
BEN SANA MECBURUM
ben sana mecburum bilemezsin üdını mıh gibi aklımda tutuyorum büyüdükçe büyüyor gözlerin ben sana mecburum bilemezsin içimi seninle ısıtıyorum.
ağaçlar sonbahara hazırlanıyor bu şehir o eski İstanbul mudur karanlıkta bulutlar parçalanıyor sokak lambaları birden yanıyor kaldırımlarda yağmur kokusu ben sana mecburum sen yoksun.
sevmek kimi zaman rezilce korkuludur insan bir akşam üstü ansızın yorulur tutsak ustura ağzında yaşamaktan kimi zaman ellerini kırar tutkusu bir kaç hayat çıkarır yaşamasından hangi kapıyı çalsa kimi zaman arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor eski zamanlardan bir cuma çalıyor durup köşe başında deliksiz dinlesem sana kullanılmamış bir gök getirsem haftalar ellerimde ufalanıyor ne yapsam ne tutsam nereye gitsem ben sana mecburum sen yoksun.
belki haziran da mavi benekli çocuksun ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor belki körsün kırılmışsın telaş içindesin kötü rüzgar saçlarını götürüyor
ne vakit bir yaşamak düşünsem bu kurtlar sofrasında belki zor ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden ne vakit bir yaşamak düşünsem sus deyip adınla başlıyorum içim sıra kımıldıyor gizli denizlerin hayır başka türlü olmayacak ben sana mecburum bilemezsin.
YAĞMUR KAÇAĞI
elimden tut yoksa düşeceğim yoksa bir bir yıldızlar düşecek eğer şairsem beni tanırsan yağmurdan korktuğumu bilirsen gözlerim aklına gelirse elimden tut yoksa düşeceğim yağmur beni götürecek yoksa beni
geceleri bir çarpıntı duyarsan telâş telâş yağmurdan kaçıyorum sarayburnu'ndan geçiyorum akşamsa eylül'se ıslanmışsam beni görsen belki anlayamazsın içlenir gizli gizli ağlarsın eğer ben yalnızsam yanılmışsam elimden tut yoksa düşeceğim yağmur beni götürecek yoksa beni ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ gözlerin gözlerime değince felaketim olurdu ağlardım beni sevmiyordun bilirdim bir sevdiğin vardı duyardım çöp gibi bir oğlan ipince hayırsızın biriydi fikrimce ne vakit karşımda görsem öldüreceğimden korkardım felaketim olurdu ağlardım ne vakit maçka'dan geçsem limanda hep gemiler olurdu ağaçlar kuş gibi gülerdi bir rüzgar aklımı alırdı sessizce bir cigara yakardın parmaklarımın ucunu yakardın kirpiklerini eğerdin bakardın üşürdüm içim ürperirdi felaketim olurdu ağlardım akşamlar bir roman gibi biterdi jezabel kan içinde yatardı limandan bir gemi giderdi sen kalkıp ona giderdin benzin mum gibi giderdin sabaha kadar kalırdın hayırsızın biriydi fikrimce güldü mü cenazeye benzerdi hele seni kollarına aldı mı felaketim olurdu ağlardım
AN GELİR
an gelir paldır küldür yıkılır bulutlar gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet eski heyecan ölür an gelir biter muhabbet çalgılar susar heves kalmaz şatârâbân ölür
şarabın gazabından kork çünkü fena kırmızıdır kan tutar / tutan ölür sokaklar kuşatılmış karakollar taranır yağmurda bir militan ölür
an gelir ömrünün hırsızıdır her ölen pişman ölür hep yanlış anlaşılmıştır hayalleri yasaklanmış an gelir şimşek yalar masmavi dehşetiyle siyaset meydanını direkler çatırdar yalnızlıktan sehpada pir sultan ölür
son umut kırılmıştır kaf dağı'nın ardındaki ne selam artık ne sabah kimseler bilmez nerdeler namlı masal sevdalıları evvel zaman içinde kalbur saman ölür kubbelerde uğuldar bâkî çeşmelerden akar sinan an gelir -lâ ilâhe illallah- kanunî süleyman ölür görünmez bir mezarlıktır zaman şairler dolaşır saf saf tenhalarında şiir söyleyerek kim duysa / korkudan ölür -tahrip gücü yüksek- saatlı bir bombadır patlar an gelir Attila İlhan ölür
SEN BENİM HİÇBİR ŞEYİMSİN
Sen benim hiçbir şeyimsin Yazdıklarımdan çok daha az Hiç kimse misin bilmem ki nesin Lüzumundan fazla beyaz Sen benim hiçbir şeyimsin Varlığın yokluğun anlaşılmaz Galiba eski liman üzerindesin Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak Dudaklarınla cama çizdiğin En fazla sonbahar otellerinde Üniversiteli bir kız uykusu bulmak Yalnızlığı öldüresiye çirkin Sabaha karşı öldüresiye korkak Kulağı çabucak telefon zillerinde Sen benim hiçbir şeyimsin Hiçbir sevişmek yaşamışlığım Henüz boş bir roman sahifesinde Hiç kimse misin bilmem ki nesin Ne çok çığlıkların silemediği Zaten yok bir tren penceresinde Sen benim hiçbir şeyimsin Yabancı bir şarkı gibi yarım Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak Hiç kimse misin bilmem ki nesin Uykumun arasında çağırdığım Çocukluk sesimle ağlayarak Sen benim hiçbir şeyimsin
ADIM SONBAHAR
nasıl iş bu her yanına çiçek yağmış erik ağacının ışık içinde yüzüyor neresinden baksan gözlerin kamaşır oysa ben akşam olmuşum yapraklarım dökülüyor usul usul adım sonbahar
AYSEL GİT BAŞIMDAN
aysel git başımdan ben sana göre değilim olümüm birden olacak seziyorum hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim aysel git başımdan istemiyorum benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün dağıtır gecelerim sarışınlığını uykularımı uyusan nasıl korkarsın hiçbir dakikamı yaşayamazsın aysel git başımdan ben sana göre değilim benim için kirletme aydınlığını hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim Islığımı denesen hemen düşürürsün gözlerim hızlandırır tenhalığını yanlış şehirlere götürür trenlerim ya ölmek ustalığını kazanırsın ya korku biriktirmek yetisini acılarım iyice bol gelir sana sevincim bir türlü tutmaz sevincini aysel git başımdan ben sana göre değilim ümitsizliğimi olsun anlasana hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim sevindiğim anda sen üzülürsün sonbahar uğultusu duymamışsın ki içinden bir gemi kalkıp gitmemiş uzak yalnızlık limanlarına aykırı bir yolcuyum dünya geniş büyük bir kulak çınlıyor içimdeki çetrefil yolculuğum kesinleşmiş sakın başka bir şey getirme aklına aysel git başımdan ben sana göre değilim ölümüm birden olacak seziyorum hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim aysel git başımdan seni seviyorum
ASKIDA YAŞAMAK
boynuna o yeşil fuları sarma çocuk gece trenlerine binme kaybolursun sokaklarda mızıka çalma çocuk vurulursun
Tevfik Fikret (1914) ESKI CAGLAR TARIHI (Tarihi Kadim)
Iste, der, insanoglunun gecmis hayati bu. Ve baslar bize maval okumaya. Ninniler uydurup uyutur bizi dedelerimizin derin bosluklar icinde, uzun, zifiri karanlik hayatindan. Gosterir bize evvel zamani, tek dogru, en guzel ornek, der. Bakarsin gelecek gunlerin farki yok gecen geceden. Senin tarih dedigin iste budur, alninda alti bin yillik burusuklar ve bir o kadar da kusku. BasI gecmise bir duse deger, surunur ayagi bombos bir gelecege, bir deri bir kemik, ayakta zorla durur.
Ben hic tiksinmem ondan, karsima alirim onu arada bir, anlat bakalim, derim, $u eskilerden. Bir parca feylesofa benzer o, bir parca sirtlana benzer, berbat suratiyla da bir hortlaga. Yoklar mezarini unutulmus gecelerin, baslar pasli, boguk bir sesle bir bir bana anlatmaya, sirasiyle, ne olmus ne bitmisse: Hep yikim ustune yikim, aci ustune aci! Ne vakit gecse anli $anli bir ordu, cokuverir agir golgesi bir bulutun, kanlar yagar dort bir yana. En basta bir kanli bayrak. Kanli bir tac gelir arkasindan. Sonra araclar sokun eder kan icinde: Balta, topuz, yay, kilic, mizrak, mancinik, top, tufek, sapan. Arada, kanli komutanlar ve savas birlikleri. En son alay alay esirler gecer. Yenen bir kisiye yenilen on kisi, cigneyen hakli, yignenen hapi yuttu. Yikimlara, acilara alkis tut, yuksekten bakanlar onunde egil, insafla birdir assaglik ve namussuzluk, dogruluk lafta, yurekte degil, iyilik ayaklarda, kotuluk kucaklarda. Bir gercek var, tek bir gercek: Eli kolu baglayan zincir. Bir tek sey var sozu gecen: yumruk. Hak guclunun, kotunun yani. Uzun lafin kisasi: Ezmeyen ezilir! Nerde bir seref var, igreti. Nerde bir mutluluk var, yama. Bir seyin ne basina inan ne sonuna. Din sehit ister, gokyuzu kurban. Her yanda durmadan kan akacak, durmadan her yanda kan!
Iste boyle inler, sayiklar o, anlatir insanoglunun bu belali omru ne yolda, nasil surdugunu. Bakarim iskeletin kanlar kopurur dislek agzinda. Duyarim sesinin titreyen kuyusunda yankisini korkunc bir iniltinin, ben de baslarim birdenbire titremeye, toprak da tiksintiyle titremis gibi gelir bana. Savasin gurultusu, patirtisi, indir artik indir bu acikli sahnenin perdesini! Dinsin sonu gelmeyen bu karisiklik! Sen de, gelenekci iskelet, yazdigin kara yazilara bir son ver, aydinliga susadik biz, aydinliga susadik. Uzun karanliklar icinde uyumak isteyen mi var? Bizden iyi geceler onlara, bizden onlara iyi uykular! Kimsin, ey golge, kendinden gecmis, kosuyorsun karanliklara dogru? Kanla oynamis gibisin, kIrmI$ gecirmissin insanoglunu. Sen buna kahramanlik mi dedin? Onun ko"ku" kan ve hayvanlik be? Sehirler cigne, ordular dagit, kes, kopar, kir, surukle, ez, vur, yak ve yik. Yalvarmalara yakarmalara bos ver, gozyaslarina iniltilere aldirma. Olumle, aciyla doldur gectigin yeri, ne ekin ko, ne ot ko, ne yosun. Sonsun evler, surunsun insanlar orda burda, kalmasin alt ust olmayan hicbir yer, mezar tasina donsun her ocak, damlar coksun yetimlerin basina. Bu ne alcaklik boyle bu ne namussuzluk! Hey bana bak, basbug musun ne? Yerin dibine bat, cakanla gosterisinle! Her basari bir yikim bir mezarlik, iste bir yavrucak yatiyor surda, ey cihangir, onu gor de utan! Devril, bagimsizligin eskimis tahti, devril, nice acilar verdin butun insanlara, inim inim inlettin butun insanlari. Parcalan, kararmis tac, tuz buz ol, hep senin yuzunden yoksullugu insanlarin. Goz yasindan incilerin nerde hani? Nasil da yosun tutmuslar, bi gorsen! Eski caglar nasil kanmis size? Ey kan icen kargalar, butun karanliklar sizinle dolu! Artik yeter fikri susturdugunuz, yerini hic bir sey tutamaz bu dunyada zincirsiz, kelepcesiz yasamanin. Hadi gidin tarih korusun sizi, -haydutlara en iyi siginaktir gece-, gidin, yok olun siz de o mezarlikta. Iste mujdelerin en guzeli, iste en gercek ozgurluk dusumuzdeki gelecek caglarda: Ne savas, ne savasan, ne salgin, ne saltanat, ne yoksulluk, ne ezen, ne ezilen, ne yakinma, ne de zulmun kahri, ne tapilan, ne tapan, ben benim, sen de sen!
Ey soyulan iskelet, kimse bilmeyecek ozaman, kimse bilmeyecek senin sayip doktuklerini, savas ne, karisiklik ne, zafer ne, anlasma ne? Belki duyulmadik bir oyku, belki korkunc bir masal. Cok surmez kohne kitap, fikri gomen sayfalarin bugun olmazsa yarin yirtilacak. Ama kim yapacak dersin bu isi? Bu oyle buyuk, oyle kocaman bir devrim ki, hangi guc kalkar, ben yaparim der? Yerlerin ve goklerin sahibi mi? Tamam, iste oldu simdi! Yeri gogu elinde tutan o kibirli, o somurtkan ve dokunulmaz. Butun bu kavgalar onun yuzunden degil mi? Gokyuzu, sen soyle, yuzyillarca sel gibi akan $u, - simdi esrik bir agzin turkusu, kuru sesi zindandaki bir adamin, ic acan bir soz ya da yakan bir soz simdi, bir genis "oh!", bir derin "eyvah!", bir yakaris, bir ovgu, Simdi tuy gibi bir ruzgar, Simdi agzin bir kasirga. Dokunakli bir yakinma simdi, sabredemeyen bir basa kakma, bir titreme, bir can sesi, bir savas davulunun gumburtusu, icin icin aglamasi caresizligin, kahrIn iyilikbilir kisnemesi, bir soylev, apacik, gurul gurul, Simdi utangac ve hasta bir yalvaris, bir rahatlik bir ic sIkIntIsI, Simdi korkunc bir haykirma - butun bu karman corman gurultu patirtiyla inleyen bos kubbe, sen soyle! Sen ki her sesi yankilayansin, soyle, bu bir suru bos cabalama icinde, daha yukarlardaki $u tanri katina hangi sesin yankisi varabilmis ki? Hangi dua kabul olmus bugune dek? Binlerim seni, goklerin tanrisi, din ulularindan dinlerim seni: "Ne benzer var, ne noksani, canli ve olumsuz ve her seye gucu yeten ve yuce. Odur veren yigecegi icecegi, dusleri gercek yapan o, bilen, haberi olan, kahreden ve oc alan, acik, kapali her seyi duyan ve anlayan, el uzatan yoksullara ve caresizlere, her zaman her yerde bulunan ve her yeri goren..." Seni boyle ovup duruyorlar iste. Oysa senin en ustun ozelligin ne, "Ortaksiz" olusun degil mi? Kac ortagin var $u bataklikta, bir bak. Topu OlUmsUz ve her seye gucu yeten ve kahreden. Ve topu ortaksiz ve tek. Ve topunun buyrugu yasagi ve saltanati var, ve topunun yukarlarda bir gokyuzu. Butun ordan gelir yurege dogan. Topunun gunesi, ayi, yildizlari var, ve topunun gorunmez bir tanrisi. Topunun adanan bir cenneti var, ve topunun bir varligi, bir yoklugu, ve topunun saygideger bir peygamberi. Ve topunun cennetinde korpecik guzel kizlar yasar. Ve topunun cehenneminde birer lokmadir insanciklar. Tanrilar ne derse onu yapacak halk, sabirla ve kahirla olacak iki buklum. Ama tanrilar ne derse onu yapacak.
Inanasim gelmiyor bunlarin hicbirine. "Ne bileyim?" diyor kime sorsam. Hepsi bir kuruntu mu bunlarin yoksa? Belki aldanmak yasamanin bir geregi. Belki de hepsi de dogrudur, kim bilir, belki ben hic bir seyin farkinda degilim, karistirmaktayim "yok" la "var" I. Kusurum ne? Kuskuda olmak mi? Kusku kosmaktir aydinliklara dogru. Insan aklidir eninde sonunda gercegi bulacak olan. Belki de yok olacagiz bir gun topumuz birden. Kimbilir, obur dunya belki de var. Madem bu beden o olumsuzun isi, ne diye kivranir durur bin turlu dert icinde? Hadi diyelim aslimiz toprak bizim, sen gel onu kederden bir camur yap. - her yeri kanla, goz yasiyla dolu - insaf be, bu kadari da olur mu? Sen gel hem yoktan var et, sonra da ettigini boz, kotule. Hic bir yaradandan ummam bunu: Yaradan yok eder, ama perisan etmez!
En zorlu dusmanin iste, tanri, bogmak ister seni ulu katinda, cok iyi tanirsin sen o yilani, onun kizgin zehrinden bir vakitler bize bir tadimlik vermistin hani. Kusku! En zalim en guclu dusman. Bunu ya bildin ya koydun kafamiza, ya da bilemedin isin nereye varacagini. "seytanlik, duzen, sapiklik" denen sey var ya, bugun yerinden yurdundan edecek seni o. Tapinaginda isiklarini sonduruyor, elleriyle parcaliyor heykelini. Sense, iler tutar yerin kalmamis, gocup gidiyorsun olanca gucunle. Burclarinda yikilmalar falan hani? Nerde hani gumburtusu yildirimlarinin? O kizgin solugun hani nerde? Ne cehennemlerinde bir kaynama var? Ne buyuk acini goren bir goz. Ne de kulaklarda dokunakli bir cinlama. Oysa bir ufak parcasi kopsa insanin, bir sizlanma olur, duyulur bir aglasma. Sen Yeryuzu ve Gokyuzu'nle goc gir de, bir inilti bile duyulmasin ortalikta. Tam tersi, kahkahadan gecilmiyor. Zaten yalana aglasa aglasa, bir ikiyuzluler aglar, bir de ahmaklar.
Tevfik Fikret TARiH-i KADiME EK: Molla Sirat'a Paraya hic dayanmayan bir sairmisim Zangocluk edermisim protestanlara gider Size edebi saygilarimi sunarim efendim Yani yildizli bir kursunun ustadina Bilgin sairine yani islam dininin Molla Sirat hazretlerine yani Lutfen bize ne guzel Zangoclugu yakistirivermisler Ama aldanmis olmayasin sakin ustadim Musluman ogluyum ne de olsa Sen o guzel dini anlatma bana O dinden senin kadar ben de anlarim Ben de okudum o Tanri kitabini Yurege dogan o sozleri ben de dinledim Ben de dolastim sizin gibi cami cami Tanri onunde ben de oldum iki kat Acilirdi hayalimde cennet yolu Dolardi yuregime cehennem korkusu Ulu Tuba'ya ben de tirmandim Ben de ciktim melekler katina Ezani duydum mu bayilirdim Nasil kosardim o "Tanri" sesine! Ben de tesbih cektim, dua ettim Ben de namaz kildim oruc tuttum, Hepsini hepsini yaptim halt ettim! Cunku ne dendiyse inanmistim Kanmistim senin kandiklarina Baglanmistim koru korune Canimi adamistim dinime canimi. Tanriyi da sevmistim peygamberi de. Ama onlar bugun cok uzaklarda Anladim ben asil gercek nerde Anladim Hanya'yi konyayi Bizi hakka goturen yol baska Senin su saydiklarin var ya hani Su sasilacak seyler hani dogaustu Onlar hep masal hep kafadan atma Bugun hic durmadan ariyor insan Gitgide goruyor isin icyuzunu de Senin hokkabazlar unutmuslar gelecegi Isa ile Musa, aldatilan ve aldatan O buyulu degnek, bir koca kuyruklu yalan Iste insanoglu bir yerde boyle sapik Beserin boyle delaletleri var putunu kendi yapar kendi tapar Git ara kiliseyi, dolas Kabeyi Can sesini duy, tekbiri dinle Umdugun, bekledigin seyler nerde hani Ortada bir tek sey goreme Seytani da duzme, Allah'i gibi Buda'si duzme, Ehrimen'i duzme, Yezdan'i duzmece Bir korkak kusku yaratmis bunlarin topunu Golgeler baktim, golgeler, golgeler... Sonra baktim bir karanlik ucurum Haydi don geri, don geri, don, oglum! Ve beynimden vurulmus gibi devrildim. Simdi benim ne cennet, ne cehennem umurumda Bakarim evrene, sasar sasar kalirim. Ne tapilan tanirim, ne taptiran tanirim Yaradilisin kuluyum ben artik Ben yaradilisin kulu Pitrak gibi iste gokyuzunde mescitler Iste onlara orda vicdanim secde eder Iste benim bundan boyle tapinmam bu Iste bundan boyle benim vaktim boyle gecer Artik oyle rahat, oyle rahat ki icim Ayirt edemem kendimi bir kayadan Tapinmakta biraz biraz minnacik bir kusla Bir ishak kusu da, la ililahe illallah der Ben de lailahe illallah derim Ve dogruluk ve alcak gonulluluk ve SIKI dostluk Ve el uzatma ve koruma ve insaf ve acima Ve sonra bir saire zangoc dememek Iste buyuran bunlar benim vicdanima Benim ayinim dusunup yapmaktir Benim dinim insan gibi yasamaktir Inanmisim: Taparim ben varliga Her kanat bana bir melek sesi getirir Ne isim var peygamberle benim Beni Hakka bir orumcek goturur Kitabim iste yeryuzu kitabi Bendedir iyilik, kotuluk tohumu Varirim hep boyle ta mezara dek Yeniden dirilmek bizim nemize gerek Tasir insanlarin hem askini, hem acisini Bagrimdaki su deli, su ince yurek Insan gibi yasamaktir bugun gercek din Insan gibi yasamak
|
|
Dosya: 4 2004'TE EDEBİYATIMIZ 3/ Ali ŞAHİN
2004'TE ŞİİR KİTAPLARI/ Ali ŞAHİN
A. Turan Oflazoğlu: Dörtlükler, İz; Abdullah Oral: Eylül Zamanı, İlke; Abdülkadir Budak: Sana Bakmak, Can; Adem Tokat: Bekleyiş, Kendi; Adnan Acar: Aşktan Söz Ederken Alçak Sesle Konuşunuz Aşkın Şiirsel Çözümlenmesi, Doruk; Adnan Azar: Unutmak Suları, Can; Adnan Satıcı: Eksikti Geceler ve Bazı Günler, Ekin; Ahmed Günbay Yıldız: Gelirim, Timaş; Ahmed Şamlu: Ey Aşk, Ey Aşk! Mavi Yüzün Görünmüyor, Yapı Kredi; Ahmet Ada: Denizin Uykusu Üstünde, Islık; Ahmet Aras: Efsanevi Kürt Şairi Evdalê Zeynikê, Evrensel; Ahmet Ataş: Suskun Kavallar Medresesi, Ekin; Ahmet Emin Atasoy: Küllerde Kor Ararken, Yaba; Ahmet Gökçe: Misafirin Olayım, Kendi; Ahmet Murat: Kış Bilgisi, Birun; Ahmet Necdet: Haiku Kuşu, Alkım; Ahmet Necdet: İnce Divan, Adam; Ahmet Oktay: Poyrazda Kımıldayan Salıncak, Alkım; Ahmet Selçuk İlkan: Bir Gülü Sevdim, Beda; Alev Durmuşoğlu- Hamdi Durmuşoğlu: Çocukluğuma Dertyanış, An; Alev Kutluözen: Bir Yüzüm Erguvan Yangını Bir Yüzüm Temmuz, Kora; Ali Budak: Alemlerin Rabbine: Münacat Antolojisi, Zaman; Ali Erdoğan: Bırak Bu Uyakları, Kabare Dev Aynası; Ali Hadi Gözütok Her Aşk Bir Masaldır Scala; Ali Haydar Avcı: Bize de Banaz'da Pir Sultan Derler, Cumhuriyet; Ali Kemal Hızıroğlu: Mühür, Tümzamanlar; Ali Narçın: Ateş Değirmeni, Ozan; Ali Yüce: Atatürk Aydınlığını Karanlıkçı Dişler Kesmez, Alev; Alper Özbek: Temmuz Saati, Bulut; Antoloji Şairleri Seçkisi, Cep; Aras Ören: Özel Bir Sürgün, Dünya; Arif Damar: Kırık Makara, Alkım; Arif Damar: Külliyen Red Bütün Şiirleri, Bilim ve Sanat; Arif Dülger: Bana Aşkı Sun, Timaş; Arif Madanoğlu: Yürüyüş Şarkıları, Damar; Arife Kalender: Deli Bal, Telos; Asım Yapıcı: Aşkımı Güneşte Yıkayıp Yağmurlarda Kuruttuğumdan Beri..., Karahan; Aşık Kul Hasan: Yirminci Yüzyılın İnsanlarıyız, Alev; Atilla Arslan: Seninle Geldi Hayat İstanbul; Atilla Ate: Eskici, Etikus; Ayten Mutlu: Yitik Anlamın Peşinde,Yom; Aytül Akal- Mavisel Yener: Mavi Ay, Uçanbalık; Azer Yaran: Giz Menekşesi -Toplu Şiirler (1975-2002)-, Yapı Kredi; B. Sait Aktaş: Lehistan Gülleri, Yort Savul; Bahadır Gülmez: Hayatım bir Tiyatro/Roman Gibi, Dünya; Bahrem Yıldız: Namlular Çiçek Açmaz Zulmün Elinde, Ozan; Bahtiyar Aslan: Su: Şiirler, Babıali; Banu Doğan: Seri İlan Katili Aranıyor, Turuncu Medya; Bayram Çinkil: Hayatname, Bilge Kültür; Bedirhan Toprak: Gece Dili, Yapı Kredi; Bedirhan Toprak: Gece Dili, Yapı Kredi; Bedri Yaşar: Ah Minyatürleri, Ada; Behçet Aysan: Düello, Can; Bestami Yazgan: Yıldızlara Astık Yüreğimizi, Erdem; Betül Tarıman: Yol İnsanları, Can; Burhan Gündoğan: Su Aşkına, Kora; Bülent Tekin: Ölümü Vurmak Güneşi Öpmek, Kora; Cafer Keklikçi: Tanınma Korkusu, Şule; Can Sinanoğlu: Hastalıklı Gezginin Seyir Defteri, Etikus; Cem Sancar: Bırak Soğusun, Gendaş; Cemal Dindar: Aşkıyormak, Filika; Ceyhun Yılmaz: Kasım'ın Bıçak Yarası, Parantez; Cihan Oğuz: Kendime Savurduğum Hançer, Yom; Ç. Fulya: Saklı Bir Güz Oldum Şimdi, Kendi; D. Ali Gültekin: Mavi Şehir Suskundu, Toplumsal Dönüşüm; Deniz Satır: Rüyalar Olmasaydı..., Scala; Derleme: Ağaçlar Kitabı, Toroslu; Derleme: Aşk Gibi, Senfoni; Derleme: Bir Şiirdir Yaşamak, Senfoni; Derleme: Yalvaçlar ve Biliciler, Dünya; Doğudan Bayülgen: Koza, Okuyanus; Dündar Sansur: Yarım Kalan Bir Mevsim, Elma; Ece Temelkuran: Bütün Kadınların Kafası Karışıktır, Everest; Eda Keskin: Adı Sevgi Olmalı, Kendi; Egemen Berköz: Unutma! Toplu Şiirler (1960-1979), Yapı Kredi; Ela Kurt: Kalbim Mavi Kaldı, Aydın; Elvan Panti: Alkol Damlıyor, Mitos; Emin Atasoy: Küllerde Kor Ararken, Yaba; Emre Şimşek Emredersiniz (!), Net; Ender Emiroğlu: Lâ Havle Ve Lâ Kuvvete!; Nekitaplar; Engin Korelli: Başkalarının Dili, Ekin; Enis Akın: Tanrı'yla Bir Daha Hiç Konuşmayacağım, Dünya; Ercan Sarıkaya: Şehrimde Gece ve Sen, Okumuş Adam; Erdal Alova: Kırık Tabletler, Alkım; Erdal Toprakçı: Yerlibayan, Ütopya; Ergin Yıldızoğlu: Geceyle 'Gece' Arasında, Alkım; Erol Manisalı: Gölgeler, Derin; Erol Özyiğit: Saklı Yüz, Dönence; Erol Yılmaz: Söyleyin Güneşe Doğmasın, Yort Savul; Ersin Ergün: Kaybana Şiirler, Mephisto; Ertuğrul Deveci: Peneplen, Mayıs; Esat Ahmet Koraltan: Dokun! Sevgi Uyansın..., Mart; Esat Ahmet Koraltan: Yol Verdim Dalgalara, Mart; Esat Ahmet Koraltan; Hikâyeden Şiirler, Mart; Eşref Karadağ: Erdik Ağacı Olmak İsteyen Çocuk, Öğretmen Dünyası; F. Birsen İbrahimhakkıoğlu: Gün Işırken, Milenyum; Fahri Coşkun: Çalıntı Hayat, İlke; Fatih Gökmen: Adını Vermek İçin, Ozan; Fatoş Yıldız: Aşk Yakalar Seni, Bilge Karınca; Faysal Akcan: Rumeysa, Ekin; Fehmi Besler: Yüzün, Scala; Fikret Turan: Zaman Evi: Şiirler, Bay; Fuat Çiftçi: Aynada Arbede, Yom; Genco Çapın: Kemanların Sustuğu Gece,Turuncu Medya; Gökhan Oflazoğlu: Samatya, Pencere; Gülderen Canyurt: Kırılgandır Yalnızlıklar, Gökyüzü; Güler Engin: Sonbahar Gibidir Gözlerin; Etki; Gülseli İnal: Melek Kolonisi, Telos; Güngör Kibaroğlu: Betik, Kendi; Halil Cibran: Bütün Şiirler ve Şiirsel Yazılar, Birey; Halil Güney, Saçlarının Ucunda İstanbul, Hece; Halil İbrahim Yıldız:Gitmek’ler Bitmek’tir Aslında, Karalama; Halim Şafak: Kendini Kanatan, İdil; Hamit Geylani: Azad Nisan Yağmuru, Aram; Hamit Geylani: Yirmi Kurşunlu Yürek, Aram; Hanifi Kara: Adın Saklı Durur, Kendi; Hasan Erkul: Kehribar, Eti; Hava Kesim: Şiirlerim- Duygularım, Everest; Hayati Baki: Harfler Kitabı, Ekin; Haydar ERgülen: Zarf, Dünya; Haydar Köprülüoğlu: Gün Aşımı, Kendi; Hayrettin Geçkin: Bir Uçurum Arka Çıktı Bana, Kekeme; Hicabi Kırlangıç: Düşte Yürüyen Derviş, İlke; Hicran Avcı- Gamze Günel: Keşke / İki Kadının Hayalleri, Kılavuz; Hicret Lübeyne Aktaş: Sabır Kuşu Kanatsız Uçar, Yort Savul; Hikmet İnan: Rüzgar Yorarken Kuş Kanatlarını, Toplumsal Dönüşüm; Hilal Karahan: Giz ve Sis, Kül Sanat; Hilmi Haşal: Yaralı Gümüş, Yom; Hilmi Yavuz: Hurufî Şiirler,Yapı Kredi; Hülya Deniz Ünal: Hayatın Yerine Harfler, Pervaz; Hüseyin Ferhad: Simurg, Ekin; Hüseyin Haskaya: Sürgünde Mırıldanmak, Fidenti; Hüseyin Karaca: Muhalif Şiirler Antolojisi: Devlet Dersinde Öldürülmüştü, Birey; Hüseyin Kıran: Madde Kara, Metis; Hüseyin Özmen, Güvercintertemizler, Tay Dergisi Y.; Hüseyin Tahmaz Bodrum'a Veda, Arı Sanat; Hüseyin Yılmaz: Munzur'da Gençliğim Kaldı, Kora; Işıl Özgentürk: Sessizlik ve Sırdır Ötesi, Alkım; İbrahim Baştuğ: İpteki Kareler, Can; İbrahim Ethem Bingül: Haziran Küllerimi Savurdu, Günay; İbrahim Sadri Gökırmak: Ötesi Yok, Günışığı; İbrahim Tenekeci: Giderken Söylenmiştir, Birun; İhsan Deniz: Bozgun Siperi, Şule; İhsan Özkaynak: Atam'a Çağrı, Kendi; İhsan Süreyya Sırma: Sen Geldin, Beyan; İhsan Tevfik (Haz.): Geçit, Cemal Kırca Kitabı, Pervaz; İlhan Berk: Ben İlhan Berk'in Defteriyim, Alkım; İlhan Berk: Geceye Sor Beni, Adam; İlhan Berk: Requiem, Yapı Kredi; İlyas Tunç: Savrulmalar, Ekin; İnci Arslan: Gün Suya Düştü/ Yarım Kalan Tuval, Berfin; İpek Tanrıyar: İpek Böceği, Turuncu Medya; İsmail Çöl: Şiirlerle Yaşamak,Yalçın; İsmail Kılıçaslan: Ablam Uzak Ülkede, Birun; İsmail Uyaroğlu: Lanettayin Bir Şair, Alkım; İsmet Alıcı: Aşk İnsanla Başlar, İnsancıl; İsmet Özel: Bir Yusuf Masalı (CD'li), Şule; Kamil Aydemir: Ben Gidersem Sözcükler Arkamdan Ağlar, Broy; Kâmil Aydemir: Yüreğimle Yüreğine Dokunsam, Kora; Kamil Eşfak Berki: Çocuğun Miracı, İz; Kamil Uğurlu: Gölgeli Sokağın Şiirleri, Büke; Kaya Özkuş: Artakalan, Günizi; Kenan Erzurum: Suskunluğun Dili, Kişisel; Kenan Işık: Geçip Gitti Kirpiklerimin Arasından, Kırmızı; Küçük İskender: Aşk Şiirleri Kolonisi, Everest; Küçük İskender: Bir Daha Bana Benzeme Angel!, Varlık; Küçük İskender: Çok Ayıp Şey Mutluluk(Seçme Şiirler), Yom; Küçük İskender: Dicle ile Fırat, Gendaş; Levent Şentürk: Lilliput Masallar, Sel; Levent Yılmaz: Sonülke, Metis; Lokman Öğülmüş: Filintalı Yıllarıma, Gün; M. Akın Gürbüz: Bedel, Tuğra; M. Fatih Topaloğlu: Umutsuz İnsanlar Terminali, Elips; M. Mazhar Alphan: Şimdi Sana, Etki/ Dize; M. Mine Kara: Siyah ve Beyaz; M. Rakım Coğal: At Arabası, Babıali; Mahmut Ayaz: Aşk Utandı, Kora; Mahmut Özbay: Yürek Seslerini Duymak, Gün; Mehmet Altun: Rüyamda Hayat Vardı, Babil; Mehmet Atilla: Beşinci Tat Şiirleri, Mayıs; Mehmet Aydın: Bozkırı Aydınlatan Mavi, Diclem Sahaf; Mehmet Bozgan: Sırlar İlahisi, İlke; Mehmet Butakın: Israr Falcıları, Avesta; Mehmet Çağatay: Asri Halk Mezarlığında Yirmi Bin Fersah, Nekitaplar; Mehmet H. Doğan: YKY Şiir Yıllığı 2003, YKY; Mehmet Hameş: Tay ve Ter, Yom; Mehmet Kıyat: Güneşe Düşen Gölge,Doku; Mehmet Öztek: Sentetik Rüyalar, Varlık; Mehmet Söğüt: Çöl Yalnızlığı, Kora; Melisa Gürpınar: Küçük Şeyler, Alkım; Mesut Aşkın: Üç Ayın Kırk Ayini, Papirüs; Metin Celal- Kadir Aydemir: 2004 Edebiyat Yıllığı, Gendaş; Metin Fındıkçı: Unutulan, Yom; Mevlüt Kırnapçı:Güleç Yüzlü Hüzün, Sürgün Şiir; Muammer Erkul: Aşk Mektebi, Nesil; Muhittin Ersungur: Öyle Bir Sevdaki Bu, Etik; Murat Batmankaya: Galibala, Mayıs; Murathan Mungan: Eteğimdeki Taşlar, Metis; Mustafa Aydoğan: Bahar Köpüğü, Hece; Mustafa Demirci: Aşk Kağıda Yazılınca, Timaş; Mustafa Fırat: Lalezar, Yom; Mustafa Fırat: Paslı Ayna, Yom; Mustafa Kaya Akozan: Hakanname: Türk'ün Destanı, Akçağ; Mustafa Köz: Açık Yara, Alkım; Mustafa Yıldırım: O Eski Şarkı, Filika; Mustafa Yılmaz: Sevi’nin Evidir İnsan, Dört Eylül Sanat; Muzaffer Akkuş: Eşrefoğlu Al Haberi, El; Muzaffer Oruçoğlu: Demirin ve Ateşin Dilinden, Tohum; Mürsel Sönmez: Külçe, İlke; Müslüm Yücel, Ölü Evi, Yom; N. Ateş: Bedensiz Kadınlar,Papirüs; Namdar Rahmi Karatay: Leyleğin Ömrü: Geçti Bor'un Pazarı, Yaba; Necdet Tezcan: Güz Üşümeleri, Pervaz; Nevruz Uğur: Hiçbir Şe Yay… ve Bir Şe Yay…, Karalama; Nevzat Gürmen: İçime Soyunan Rüzgar, Eti; Nigar Önsoy: Gönül Bahçem, Kendi; Nihat Behram: Hayatın Şarkısı -Toplu Şiirler-, Everest; Nihat Behram: Şiir Bahçesi, Bilim Sanat Galerisi; Nihat Nikerel: Aralık'tı -Şiir Gibi-, Fon; Nilgün Polat: Seçilmiş Yorgunluktur Aşk, Doruk; Nuray İçel Gönül: Bana Islık Çalmayı Öğretecektin, Sis; Nurettin Durman: Güllerin Ardından,İlke; Nuri Can: Yürek Yanarsa Titrer Gül Üşürse, Kora; Onur Caymaz: Bak Hâlâ Çok Güzelsin, Doğan Kitap; Onur Sancak: Kalan, Kendi; Orhan Tekelioğlu: Boşluklar, neKitaplar; Orhun Basat: Yıkar Kendini Gözbebekleri,Piramit; Oruç Aruoba: Doğançay'ın Çınarları, Metis; Osman Arslan: Çağrı ve Yankı, Diğer; Osman Erkan: Bende Hüzün Şeker Nasıl Öyle,Ceylan; Osman Sevim: Millî Bayramlar ve Önemli Günler, Bilge Kültür; Ozan Telli: Komüncüler / Eskimemiş Şiirler, El; Ozan Yılmaz: Sevgi Şiirleri, Ceylan; Özcan Ünlü: Yüz Yıllık Türk Şiir Atlası I, Birey; Özcan Ünlü: Yüz Yıllık Türk Şiir Atlası II, Birey; Özgen Seçkin: Yaşadığımız Kimi Saatler, Damar; Özgür Çoban: Özgürce, Bilge; Özgür Öztürk: Varoluşa Son Dokunuş, Net; Özlem Tezcan Dertsiz: Şimdi Gitsem Güz, Pervaz; R. Özgür Aras: İnsan Yaşarken Anlamaz, An; Ramazan Kurt: Tebessüm Et, Kendi; Raşit Kara: Zara, Kora; Recai Akbalık: Kız, Aşkını Temize Çekiyordu..., İlke; Refik Durbaş: Rüya Tabirleri, Adam; Rıdvan Arifoğlu: Yıldız Hurması, Adam; Rıza Beraheni: Kelebeklere, Dünya; Romina: Dilek Şart Kipi "Üçü Bir Yerde", Nokta; Sabahattin YalkınSoluğumun Rengi Dünya ile Göz Göze, Gerçek Sanat; Sabri Deveci: Veda Cinayetleri, Ozan; Sabri Kuşkonmaz: Anadolu Beyleri, Kora; Safiye Gülcü: Dinmeyen Gözyaşlarım, Senfoni; Sait Maden: Şiirin Dip Sularında: Bütün Şiirler 4, Çekirdek; Salih Bolat: Açılmış Kanat, Papirüs; Salih Mercanoğlu: Ara İstasyon, Yom; Sedat Kısa: Gül Güz ve Giz, Günışığı; Sedat Şanver: Gezgin ve Katil, Etki; Sefa Kaplan: Mecüsi Şiirleri, Altıkırkbeş; Sefa Koyuncu: Irak'ta Kanlı Şafak, biyografi.net; Sekan Ozan Özağaç: Ağrılar Kitabı, C. Yay.; Selahatttin Yolgiden: Su Kenarında Kimse Yoktu, Adam; Serap Besimoğlu: Bir Sohbet Açtım İnsan Üstüne, Piramit; Serhat Özcan: Sustuklarımı Biriktirdim... , Okumuş Adam; Serkan Dulkadir: Eşkâl, Eğitim; Sevinç İnal: Sevgiye Tutunmak, NKM; Seyfettin Kardaş: Hüzün Yaprakları, Kırmızı; Seyhan Arslan: Ether, Hece; Seyhan Erözçelik: Yağmur Taşı, Simurg; Seyhan Kurt: Bizden Geçen Sular, Çizgi; Seyyidhan Kömürcü: Hasar Ayini, Varlık; Sıddık Ertaş: Kuyuya Düşen Harfler, İlke; Sırrı Çınar: Gökyüzü Kırpıntıları, Çatı; Sinan Emiralp: Yokluğun Ölüm Gelir; Arı Sanat; Sinem Flotal: Sen Satılık, Ben Sarılık, Kendi; Soner Baykal: Rüzgara Yazdım Mutluluğu,Toplumsal Dönüşüm; Soner Demirbaş: Seyir Defteri, Yom; Suat Acar Dr.: Şimdi Sevebilmek, Diclem Sahaf; Suat Kemal Angı: Saçılmış Mavi, Altıkırkbeş; Suat Kemal Angı: Tenedos'ta Hazır Giyim, Altıkırkbeş; Sufleci: Gecenin melon şapkası, Pozitif; Sunahan Develioğlu: Nazım'ın 'Macar Toprağı', İletişim; Şavkar Altınel: Yol Notları -Toplu Şiirler-, Yapı Kredi; Şengül Deper- Rasim Güler: Duydum ki Sevdalar Satışa Çıkmış (Şiirli Resimler) Toplumsal Dönüşüm; Şevket Karakış: Kirlerin/in Üstünde Mavi, Kora; Şiiratı: Yaz Kitabı, Simurg; Şule Koçoğlu: Ben mi O mu?, IQ Kültür Sanat; Şükrü Erbaş: İnsan Sevmezse Ölür, Ercan; Tahsin Duman: Düş Dağı Mektupları, Babıali Kültür; Talha Bora: Öge Tesadüf Değil, Timaş; Tamer Aydos: Sessizlikler Sandığı, Hayalet; Tayfun Talipoğlu, Benim Yolum, Babil; Tayfun Talipoğlu: Eskiyen Yüzümün Yeni Gülümseyişi, Babil; Tayfun Talipoğlu: Ne Çoktular, Ne Kadar Çocuktular..., Babil; Tayyib Atmaca: Bende Yanan Türkü Sende Sönüyor, Yediharf; Tayyib Atmaca: Med Cezir Vakitler, Yediharf; Tayyib Atmaca: Susarak Konuşsan Gözüm Dinlese, Yediharf; Tuğrul Keskin: Solgun, Everest; Tuğrul Keskin: Zifir, Everest; Uğur Hacıhanefioğlu: Son Akşam Şiirleri, Simurg; Ümit Özkan: Her Şey Yalnızına Varır, Gri Tasarım; Ümit Sarıaslan: Bir Uzaktan Bir Yakından, Filika; Ümit Yaşar Oğuzcan: Tüm Eserleri : Kutulu 7 Kitap, Özgür; Vadi Çiçekli: Rüzgarın Getirdikleri, Yom; Vecdi Erbay: Şiir: Görülmüştür, Aram; Veysel Boğatepe: Yasağına Yaslandım, Kora; Yalçın Ergir: Düş Hekimi 4, Çınar; Yaşar Miraç:1001 Şiir, Bilim Sanat Galerisi; Yazan Adam: Umutsuz İnsanlar Terminali, Elips; Yıldız Ünal: Benim Dünyam, Kendi; Yılmaz Yeşildağ: Lav ve Kül, Etikus; Yunus Şalış: Paradoks, Senfoni; Yusuf Değirmenci: Su Olur Akarım Kendi Rengimde, Senfoni; Yusuf Deniz: Eşkalsiz İşgal, Etki; Yusuf Dursun: Gönülde Gül Telaşı, Yediharf; Yücel Kayıran: Beni Hiç Göremezsin, Ekin; Zafer Şenocak: Kara Kutu, Yapı Kredi; Zeki Karaaslan: Sev-dalı Su, Kora; Zeki Kayahan Coşkun: Ceset Kokan Kadınlar, Nokta; Zemçi Çetinkaya: Sonsuz Aydınlık Gazeli, Beyan; Zeynel Abidin Şeker: Kuşların Kanadında Kayıp Çocuklar, Kora; ------------------------ | |