Alsah Blokları - Esintiler 

Attila İLHAN- Şiir Arşivim

03:11, 2006-10-11  ..  0 yorum  ..  Link

Attila İLHAN- Şiir Arşivim

Attila İlhan'ın unutulmayan şiirlerindan bazıları.

BÖYLE BİR SEVMEK (NE KADINLAR SEVDİM)

Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
Azıcık okşasam sanki çocuktular
Biraksam korkudan gözleri sislenir.
Ne kadınlar gördüm zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir
Hayır sanmayın ki beni unuttular
Hala arasıra mektupları gelir
Gerçek değildiler birer umuttular
Eski bir şarkı belki bir şiir

Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir
Yalnızlıklarımda elimden tuttular
Uzak fısıltıları içimi ürpertir
Sanki gökyüzünde bir buluttular
Nereye kayboldular şimdi kimbilir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir.

SANA NE YAPTILAR

O sabah mı çıkmıştın, bir gün önce mi
Bir bıçağın ağzında yürür gibiydin
Demirlerin soğukluğu soluk dudaklarında
Gözlerinde karanlığı dar hücrelerin
Seni görür görmez özgürlüğümden utandım
Söyle ne içersin, çay mı kahve mi
Çok değişmişsin birden tanıyamadım.
Saçların uzundu, omuzlarına akardı
Gönlümüz şenlenirdi sarışınlığından
Onlar mı kestiler, sen mi kısalttın
Gülerdin, içimize aylar doğardı
Görünmez dağların arkasından
Eski gülümsemeni beyhude aradım
O sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi
Çok değişmişsin birden tanıyamadım.
Bir çay içer misin, yoksa kahve mi
Kibritim yok, demek cigaraya başladın
Ellerin de titriyor, bir şeyin mi var
Böyle bir kız değildin sen eskiden
Sana ne yaptılar, sana ne yaptılar?
Kirpiklerin ıslanıyor durup dururken
O sabah mı çıkmıştın, bir gün önce mi
Çok değişmişsin birden tanıyamadım.

ELDE VAR HÜZÜN

söyleşir
evvelce biz bu tenhalarda
ziyade gülüşürdük
pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha kuşlarının
ne meseller söylerdi mercan köz nargileler
zamanlar değişti
ayrılık girdi araya
hicrana düştük bugün
ah nerde gençliğimiz
sahilde savruluşları başıboş dalgaların
yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller
elde var hüzün

o şehrâyin fakat çıkar mı akıldan
çarkıfeleklerin renk renk geceye dağılması
sırılsıklam âşık incesaz
kadehlerin mehtaba kaldırılması
adeta düğün
hayat zamanda iz bırakmaz
bir boşluğa düşersin bir boşluktan
birikip yeniden sıçramak için
elde var hüzün

KARANTİNALI DESPİNA

bir gül takıp da sevdalı her gece saçlarına
çıktı mı deprem sanırdın 'kara kız' kantosuna
titreşir kadehler camlar kırılır alkışlardan
muammer bey'in gözdesi karantina'lı despina
çapkın gülüşü şöyle faytona binişi kordelia'dan
ne kadar başkaydı her kadından her bakımdan
sınırsız bir mutlulukta uyuturdu muammer bey'i
ustalıkla damıttığı o tantanalı aşklarından
işgal altüst etti nasıl da izmir'de her şeyi
öğrendi kullanmasını despina bu yanlış geceyi
körfezde parıldayan yunan zırhlılarına karşı
miralay zafiru'la ispilandit palas'ta sevişmeyi
gemi sinyallerinin gece bahçelere yansıması
havuzda samanyolunun hisarbuselik şarkısı
demlendikçe yanlızlığı aydınlanıyor muammer bey
olmayacak şey bir insanın bir insanı anlaması

BEN SANA MECBURUM

ben sana mecburum bilemezsin
üdını mıh gibi aklımda tutuyorum
büyüdükçe büyüyor gözlerin
ben sana mecburum bilemezsin
içimi seninle ısıtıyorum.

ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
bu şehir o eski İstanbul mudur
karanlıkta bulutlar parçalanıyor
sokak lambaları birden yanıyor
kaldırımlarda yağmur kokusu
ben sana mecburum sen yoksun.

sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
insan bir akşam üstü ansızın yorulur
tutsak ustura ağzında yaşamaktan
kimi zaman ellerini kırar tutkusu
bir kaç hayat çıkarır yaşamasından
hangi kapıyı çalsa kimi zaman
arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor
eski zamanlardan bir cuma çalıyor
durup köşe başında deliksiz dinlesem
sana kullanılmamış bir gök getirsem
haftalar ellerimde ufalanıyor
ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
ben sana mecburum sen yoksun.

belki haziran da mavi benekli çocuksun
ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
kötü rüzgar saçlarını götürüyor

ne vakit bir yaşamak düşünsem
bu kurtlar sofrasında belki zor
ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
ne vakit bir yaşamak düşünsem
sus deyip adınla başlıyorum
içim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
hayır başka türlü olmayacak
ben sana mecburum bilemezsin.

YAĞMUR KAÇAĞI

elimden tut yoksa düşeceğim
yoksa bir bir yıldızlar düşecek
eğer şairsem beni tanırsan
yağmurdan korktuğumu bilirsen
gözlerim aklına gelirse
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni

geceleri bir çarpıntı duyarsan
telâş telâş yağmurdan kaçıyorum
sarayburnu'ndan geçiyorum
akşamsa eylül'se ıslanmışsam
beni görsen belki anlayamazsın
içlenir gizli gizli ağlarsın
eğer ben yalnızsam yanılmışsam
elimden tut yoksa düşeceğim
yağmur beni götürecek yoksa beni
ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ
gözlerin gözlerime değince
felaketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felaketim olurdu ağlardım
ne vakit maçka'dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgar aklımı alırdı
sessizce bir cigara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felaketim olurdu ağlardım
akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felaketim olurdu ağlardım

AN GELİR

an gelir
paldır küldür yıkılır bulutlar
gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
eski heyecan ölür
an gelir biter muhabbet
çalgılar susar heves kalmaz
şatârâbân ölür

şarabın gazabından kork
çünkü fena kırmızıdır
kan tutar / tutan ölür
sokaklar kuşatılmış
karakollar taranır
yağmurda bir militan ölür

an gelir
ömrünün hırsızıdır
her ölen pişman ölür
hep yanlış anlaşılmıştır
hayalleri yasaklanmış
an gelir şimşek yalar
masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
direkler çatırdar yalnızlıktan
sehpada pir sultan ölür

son umut kırılmıştır
kaf dağı'nın ardındaki
ne selam artık ne sabah
kimseler bilmez nerdeler
namlı masal sevdalıları
evvel zaman içinde
kalbur saman ölür
kubbelerde uğuldar bâkî
çeşmelerden akar sinan
an gelir
-lâ ilâhe illallah-
kanunî süleyman ölür
görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa / korkudan ölür
-tahrip gücü yüksek-
saatlı bir bombadır patlar
an gelir
Attila İlhan ölür

SEN BENİM HİÇBİR ŞEYİMSİN

Sen benim hiçbir şeyimsin
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Lüzumundan fazla beyaz
Sen benim hiçbir şeyimsin
Varlığın yokluğun anlaşılmaz
Galiba eski liman üzerindesin
Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
Dudaklarınla cama çizdiğin
En fazla sonbahar otellerinde
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
Yalnızlığı öldüresiye çirkin
Sabaha karşı öldüresiye korkak
Kulağı çabucak telefon zillerinde
Sen benim hiçbir şeyimsin
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
Henüz boş bir roman sahifesinde
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Ne çok çığlıkların silemediği
Zaten yok bir tren penceresinde
Sen benim hiçbir şeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Uykumun arasında çağırdığım
Çocukluk sesimle ağlayarak
Sen benim hiçbir şeyimsin

ADIM SONBAHAR

nasıl iş bu
her yanına çiçek yağmış
erik ağacının
ışık içinde yüzüyor
neresinden baksan
gözlerin kamaşır
oysa ben akşam olmuşum
yapraklarım dökülüyor
usul usul
adım sonbahar

AYSEL GİT BAŞIMDAN

aysel git başımdan ben sana göre değilim
olümüm birden olacak seziyorum
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
aysel git başımdan istemiyorum
benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
dağıtır gecelerim sarışınlığını
uykularımı uyusan nasıl korkarsın
hiçbir dakikamı yaşayamazsın
aysel git başımdan ben sana göre değilim
benim için kirletme aydınlığını
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Islığımı denesen hemen düşürürsün
gözlerim hızlandırır tenhalığını
yanlış şehirlere götürür trenlerim
ya ölmek ustalığını kazanırsın
ya korku biriktirmek yetisini
acılarım iyice bol gelir sana
sevincim bir türlü tutmaz sevincini
aysel git başımdan ben sana göre değilim
ümitsizliğimi olsun anlasana
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
sevindiğim anda sen üzülürsün
sonbahar uğultusu duymamışsın ki
içinden bir gemi kalkıp gitmemiş
uzak yalnızlık limanlarına
aykırı bir yolcuyum dünya geniş
büyük bir kulak çınlıyor içimdeki
çetrefil yolculuğum kesinleşmiş
sakın başka bir şey getirme aklına
aysel git başımdan ben sana göre değilim
ölümüm birden olacak seziyorum
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
aysel git başımdan seni seviyorum

ASKIDA YAŞAMAK

boynuna o yeşil fuları sarma çocuk
gece trenlerine binme
kaybolursun
sokaklarda mızıka çalma çocuk
vurulursun

Tevfik Fikret (1914)
ESKI CAGLAR TARIHI (Tarihi Kadim)

Iste, der, insanoglunun gecmis hayati bu.
Ve baslar bize maval okumaya.
Ninniler uydurup uyutur bizi
dedelerimizin derin bosluklar icinde, uzun,
zifiri karanlik hayatindan.
Gosterir bize evvel zamani,
tek dogru, en guzel ornek, der.
Bakarsin gelecek gunlerin farki yok gecen geceden.
Senin tarih dedigin iste budur,
alninda alti bin yillik burusuklar
ve bir o kadar da kusku.
BasI gecmise bir duse deger,
surunur ayagi bombos bir gelecege,
bir deri bir kemik,
ayakta zorla durur.

Ben hic tiksinmem ondan,
karsima alirim onu arada bir,
anlat bakalim, derim, $u eskilerden.
Bir parca feylesofa benzer o,
bir parca sirtlana benzer,
berbat suratiyla da bir hortlaga.
Yoklar mezarini unutulmus gecelerin,
baslar pasli, boguk bir sesle
bir bir bana anlatmaya,
sirasiyle, ne olmus ne bitmisse:
Hep yikim ustune yikim,
aci ustune aci!
Ne vakit gecse anli $anli bir ordu,
cokuverir agir golgesi bir bulutun,
kanlar yagar dort bir yana.
En basta bir kanli bayrak.
Kanli bir tac gelir arkasindan.
Sonra araclar sokun eder kan icinde:
Balta, topuz, yay, kilic, mizrak,
mancinik, top, tufek, sapan.
Arada, kanli komutanlar ve savas birlikleri.
En son alay alay esirler gecer.
Yenen bir kisiye yenilen on kisi,
cigneyen hakli, yignenen hapi yuttu.
Yikimlara, acilara alkis tut,
yuksekten bakanlar onunde egil,
insafla birdir assaglik ve namussuzluk,
dogruluk lafta, yurekte degil,
iyilik ayaklarda, kotuluk kucaklarda.
Bir gercek var, tek bir gercek:
Eli kolu baglayan zincir.
Bir tek sey var sozu gecen: yumruk.
Hak guclunun, kotunun yani.
Uzun lafin kisasi:
Ezmeyen ezilir!
Nerde bir seref var, igreti.
Nerde bir mutluluk var, yama.
Bir seyin ne basina inan ne sonuna.
Din sehit ister, gokyuzu kurban.
Her yanda durmadan kan akacak,
durmadan her yanda kan!

Iste boyle inler, sayiklar o,
anlatir insanoglunun bu belali omru
ne yolda, nasil surdugunu.
Bakarim iskeletin kanlar kopurur dislek agzinda.
Duyarim sesinin titreyen kuyusunda
yankisini korkunc bir iniltinin,
ben de baslarim birdenbire titremeye,
toprak da tiksintiyle titremis gibi gelir bana.
Savasin gurultusu, patirtisi, indir artik
indir bu acikli sahnenin perdesini!
Dinsin sonu gelmeyen bu karisiklik!
Sen de, gelenekci iskelet,
yazdigin kara yazilara bir son ver,
aydinliga susadik biz, aydinliga susadik.
Uzun karanliklar icinde uyumak isteyen mi var?
Bizden iyi geceler onlara,
bizden onlara iyi uykular!
Kimsin, ey golge, kendinden gecmis,
kosuyorsun karanliklara dogru?
Kanla oynamis gibisin,
kIrmI$ gecirmissin insanoglunu.
Sen buna kahramanlik mi dedin?
Onun ko"ku" kan ve hayvanlik be?
Sehirler cigne, ordular dagit,
kes, kopar, kir, surukle,
ez, vur, yak ve yik.
Yalvarmalara yakarmalara bos ver,
gozyaslarina iniltilere aldirma.
Olumle, aciyla doldur gectigin yeri,
ne ekin ko, ne ot ko, ne yosun.
Sonsun evler, surunsun insanlar orda burda,
kalmasin alt ust olmayan hicbir yer,
mezar tasina donsun her ocak,
damlar coksun yetimlerin basina.
Bu ne alcaklik boyle bu ne namussuzluk!
Hey bana bak, basbug musun ne?
Yerin dibine bat, cakanla gosterisinle!
Her basari bir yikim bir mezarlik,
iste bir yavrucak yatiyor surda,
ey cihangir, onu gor de utan!
Devril, bagimsizligin eskimis tahti, devril,
nice acilar verdin butun insanlara,
inim inim inlettin butun insanlari.
Parcalan, kararmis tac, tuz buz ol,
hep senin yuzunden yoksullugu insanlarin.
Goz yasindan incilerin nerde hani?
Nasil da yosun tutmuslar, bi gorsen!
Eski caglar nasil kanmis size?
Ey kan icen kargalar,
butun karanliklar sizinle dolu!
Artik yeter fikri susturdugunuz,
yerini hic bir sey tutamaz bu dunyada
zincirsiz, kelepcesiz yasamanin.
Hadi gidin tarih korusun sizi,
-haydutlara en iyi siginaktir gece-,
gidin, yok olun siz de o mezarlikta.
Iste mujdelerin en guzeli,
iste en gercek ozgurluk
dusumuzdeki gelecek caglarda:
Ne savas, ne savasan, ne salgin,
ne saltanat, ne yoksulluk, ne ezen, ne ezilen,
ne yakinma, ne de zulmun kahri,
ne tapilan, ne tapan,
ben benim, sen de sen!

Ey soyulan iskelet, kimse bilmeyecek ozaman,
kimse bilmeyecek senin sayip doktuklerini,
savas ne, karisiklik ne, zafer ne, anlasma ne?
Belki duyulmadik bir oyku,
belki korkunc bir masal.
Cok surmez kohne kitap,
fikri gomen sayfalarin
bugun olmazsa yarin yirtilacak.
Ama kim yapacak dersin bu isi?
Bu oyle buyuk, oyle kocaman bir devrim ki,
hangi guc kalkar, ben yaparim der?
Yerlerin ve goklerin sahibi mi?
Tamam, iste oldu simdi!
Yeri gogu elinde tutan o kibirli,
o somurtkan ve dokunulmaz.
Butun bu kavgalar onun yuzunden degil mi?
Gokyuzu, sen soyle,
yuzyillarca sel gibi akan $u,
- simdi esrik bir agzin turkusu,
kuru sesi zindandaki bir adamin,
ic acan bir soz ya da yakan bir soz simdi,
bir genis "oh!", bir derin "eyvah!",
bir yakaris, bir ovgu,
Simdi tuy gibi bir ruzgar,
Simdi agzin bir kasirga.
Dokunakli bir yakinma simdi,
sabredemeyen bir basa kakma,
bir titreme, bir can sesi,
bir savas davulunun gumburtusu,
icin icin aglamasi caresizligin,
kahrIn iyilikbilir kisnemesi,
bir soylev, apacik, gurul gurul,
Simdi utangac ve hasta bir yalvaris,
bir rahatlik bir ic sIkIntIsI,
Simdi korkunc bir haykirma -
butun bu karman corman gurultu patirtiyla
inleyen bos kubbe, sen soyle!
Sen ki her sesi yankilayansin,
soyle, bu bir suru bos cabalama icinde,
daha yukarlardaki $u tanri katina
hangi sesin yankisi varabilmis ki?
Hangi dua kabul olmus bugune dek?
Binlerim seni, goklerin tanrisi,
din ulularindan dinlerim seni:
"Ne benzer var, ne noksani,
canli ve olumsuz ve her seye gucu yeten ve yuce.
Odur veren yigecegi icecegi,
dusleri gercek yapan o,
bilen, haberi olan, kahreden ve oc alan,
acik, kapali her seyi duyan ve anlayan,
el uzatan yoksullara ve caresizlere,
her zaman her yerde bulunan ve her yeri goren..."
Seni boyle ovup duruyorlar iste.
Oysa senin en ustun ozelligin ne,
"Ortaksiz" olusun degil mi?
Kac ortagin var $u bataklikta, bir bak.
Topu OlUmsUz ve her seye gucu yeten ve kahreden.
Ve topu ortaksiz ve tek.
Ve topunun buyrugu yasagi ve saltanati var,
ve topunun yukarlarda bir gokyuzu.
Butun ordan gelir yurege dogan.
Topunun gunesi, ayi, yildizlari var,
ve topunun gorunmez bir tanrisi.
Topunun adanan bir cenneti var,
ve topunun bir varligi, bir yoklugu,
ve topunun saygideger bir peygamberi.
Ve topunun cennetinde korpecik guzel kizlar yasar.
Ve topunun cehenneminde birer lokmadir insanciklar.
Tanrilar ne derse onu yapacak halk,
sabirla ve kahirla olacak iki buklum.
Ama tanrilar ne derse onu yapacak.

Inanasim gelmiyor bunlarin hicbirine.
"Ne bileyim?" diyor kime sorsam.
Hepsi bir kuruntu mu bunlarin yoksa?
Belki aldanmak yasamanin bir geregi.
Belki de hepsi de dogrudur, kim bilir,
belki ben hic bir seyin farkinda degilim,
karistirmaktayim "yok" la "var" I.
Kusurum ne? Kuskuda olmak mi?
Kusku kosmaktir aydinliklara dogru.
Insan aklidir eninde sonunda gercegi bulacak olan.
Belki de yok olacagiz bir gun topumuz birden.
Kimbilir, obur dunya belki de var.
Madem bu beden o olumsuzun isi,
ne diye kivranir durur bin turlu dert icinde?
Hadi diyelim aslimiz toprak bizim,
sen gel onu kederden bir camur yap.
- her yeri kanla, goz yasiyla dolu -
insaf be, bu kadari da olur mu?
Sen gel hem yoktan var et,
sonra da ettigini boz, kotule.
Hic bir yaradandan ummam bunu:
Yaradan yok eder, ama perisan etmez!

En zorlu dusmanin iste, tanri,
bogmak ister seni ulu katinda,
cok iyi tanirsin sen o yilani,
onun kizgin zehrinden bir vakitler bize
bir tadimlik vermistin hani.
Kusku! En zalim en guclu dusman.
Bunu ya bildin ya koydun kafamiza,
ya da bilemedin isin nereye varacagini.
"seytanlik, duzen, sapiklik" denen sey var ya,
bugun yerinden yurdundan edecek seni o.
Tapinaginda isiklarini sonduruyor,
elleriyle parcaliyor heykelini.
Sense, iler tutar yerin kalmamis,
gocup gidiyorsun olanca gucunle.
Burclarinda yikilmalar falan hani?
Nerde hani gumburtusu yildirimlarinin?
O kizgin solugun hani nerde?
Ne cehennemlerinde bir kaynama var?
Ne buyuk acini goren bir goz.
Ne de kulaklarda dokunakli bir cinlama.
Oysa bir ufak parcasi kopsa insanin,
bir sizlanma olur, duyulur bir aglasma.
Sen Yeryuzu ve Gokyuzu'nle goc gir de,
bir inilti bile duyulmasin ortalikta.
Tam tersi, kahkahadan gecilmiyor.
Zaten yalana aglasa aglasa,
bir ikiyuzluler aglar,
bir de ahmaklar.

Tevfik Fikret
TARiH-i KADiME EK:
Molla Sirat'a
Paraya hic dayanmayan bir sairmisim
Zangocluk edermisim protestanlara gider
Size edebi saygilarimi sunarim efendim
Yani yildizli bir kursunun ustadina
Bilgin sairine yani islam dininin
Molla Sirat hazretlerine yani
Lutfen bize ne guzel
Zangoclugu yakistirivermisler
Ama aldanmis olmayasin sakin ustadim
Musluman ogluyum ne de olsa
Sen o guzel dini anlatma bana
O dinden senin kadar ben de anlarim
Ben de okudum o Tanri kitabini
Yurege dogan o sozleri ben de dinledim
Ben de dolastim sizin gibi cami cami
Tanri onunde ben de oldum iki kat
Acilirdi hayalimde cennet yolu
Dolardi yuregime cehennem korkusu
Ulu Tuba'ya ben de tirmandim
Ben de ciktim melekler katina
Ezani duydum mu bayilirdim
Nasil kosardim o "Tanri" sesine!
Ben de tesbih cektim, dua ettim
Ben de namaz kildim oruc tuttum,
Hepsini hepsini yaptim halt ettim!
Cunku ne dendiyse inanmistim
Kanmistim senin kandiklarina
Baglanmistim koru korune
Canimi adamistim dinime canimi.
Tanriyi da sevmistim peygamberi de.
Ama onlar bugun cok uzaklarda
Anladim ben asil gercek nerde
Anladim Hanya'yi konyayi
Bizi hakka goturen yol baska
Senin su saydiklarin var ya hani
Su sasilacak seyler hani dogaustu
Onlar hep masal hep kafadan atma
Bugun hic durmadan ariyor insan
Gitgide goruyor isin icyuzunu de
Senin hokkabazlar unutmuslar gelecegi
Isa ile Musa, aldatilan ve aldatan
O buyulu degnek, bir koca kuyruklu yalan
Iste insanoglu bir yerde boyle sapik
Beserin boyle delaletleri var
putunu kendi yapar kendi tapar
Git ara kiliseyi, dolas Kabeyi
Can sesini duy, tekbiri dinle
Umdugun, bekledigin seyler nerde hani
Ortada bir tek sey goreme
Seytani da duzme, Allah'i gibi
Buda'si duzme, Ehrimen'i duzme, Yezdan'i duzmece
Bir korkak kusku yaratmis bunlarin topunu
Golgeler baktim, golgeler, golgeler...
Sonra baktim bir karanlik ucurum
Haydi don geri, don geri, don, oglum!
Ve beynimden vurulmus gibi devrildim.
Simdi benim ne cennet, ne cehennem umurumda
Bakarim evrene, sasar sasar kalirim.
Ne tapilan tanirim, ne taptiran tanirim
Yaradilisin kuluyum ben artik
Ben yaradilisin kulu
Pitrak gibi iste gokyuzunde mescitler
Iste onlara orda vicdanim secde eder
Iste benim bundan boyle tapinmam bu
Iste bundan boyle benim vaktim boyle gecer
Artik oyle rahat, oyle rahat ki icim
Ayirt edemem kendimi bir kayadan
Tapinmakta biraz biraz minnacik bir kusla
Bir ishak kusu da, la ililahe illallah der
Ben de lailahe illallah derim
Ve dogruluk ve alcak gonulluluk ve SIKI dostluk
Ve el uzatma ve koruma ve insaf ve acima
Ve sonra bir saire zangoc dememek
Iste buyuran bunlar benim vicdanima
Benim ayinim dusunup yapmaktir
Benim dinim insan gibi yasamaktir
Inanmisim: Taparim ben varliga
Her kanat bana bir melek sesi getirir
Ne isim var peygamberle benim
Beni Hakka bir orumcek goturur
Kitabim iste yeryuzu kitabi
Bendedir iyilik, kotuluk tohumu
Varirim hep boyle ta mezara dek
Yeniden dirilmek bizim nemize gerek
Tasir insanlarin hem askini, hem acisini
Bagrimdaki su deli, su ince yurek
Insan gibi yasamaktir bugun gercek din
Insan gibi yasamak

Dosya: 4 2004'TE EDEBİYATIMIZ 3/ Ali ŞAHİN

2004'TE ŞİİR KİTAPLARI/ Ali ŞAHİN

A. Turan Oflazoğlu: Dörtlükler, İz;
Abdullah Oral: Eylül Zamanı, İlke;
Abdülkadir Budak: Sana Bakmak, Can;
Adem Tokat: Bekleyiş, Kendi;
Adnan Acar: Aşktan Söz Ederken Alçak Sesle Konuşunuz Aşkın Şiirsel
Çözümlenmesi, Doruk;
Adnan Azar: Unutmak Suları, Can;
Adnan Satıcı: Eksikti Geceler ve Bazı Günler, Ekin;
Ahmed Günbay Yıldız: Gelirim, Timaş;
Ahmed Şamlu: Ey Aşk, Ey Aşk! Mavi Yüzün Görünmüyor, Yapı Kredi;
Ahmet Ada: Denizin Uykusu Üstünde, Islık;
Ahmet Aras: Efsanevi Kürt Şairi Evdalê Zeynikê, Evrensel;
Ahmet Ataş: Suskun Kavallar Medresesi, Ekin;
Ahmet Emin Atasoy: Küllerde Kor Ararken, Yaba;
Ahmet Gökçe: Misafirin Olayım, Kendi;
Ahmet Murat: Kış Bilgisi, Birun;
Ahmet Necdet: Haiku Kuşu, Alkım;
Ahmet Necdet: İnce Divan, Adam;
Ahmet Oktay: Poyrazda Kımıldayan Salıncak, Alkım;
Ahmet Selçuk İlkan: Bir Gülü Sevdim, Beda;
Alev Durmuşoğlu- Hamdi Durmuşoğlu: Çocukluğuma Dertyanış, An;
Alev Kutluözen: Bir Yüzüm Erguvan Yangını Bir Yüzüm Temmuz, Kora;
Ali Budak: Alemlerin Rabbine: Münacat Antolojisi, Zaman;
Ali Erdoğan: Bırak Bu Uyakları, Kabare Dev Aynası;
Ali Hadi Gözütok Her Aşk Bir Masaldır Scala;
Ali Haydar Avcı: Bize de Banaz'da Pir Sultan Derler, Cumhuriyet;
Ali Kemal Hızıroğlu: Mühür, Tümzamanlar;
Ali Narçın: Ateş Değirmeni, Ozan;
Ali Yüce: Atatürk Aydınlığını Karanlıkçı Dişler Kesmez, Alev;
Alper Özbek: Temmuz Saati, Bulut;
Antoloji Şairleri Seçkisi, Cep;
Aras Ören: Özel Bir Sürgün, Dünya;
Arif Damar: Kırık Makara, Alkım;
Arif Damar: Külliyen Red Bütün Şiirleri, Bilim ve Sanat;
Arif Dülger: Bana Aşkı Sun, Timaş;
Arif Madanoğlu: Yürüyüş Şarkıları, Damar;
Arife Kalender: Deli Bal, Telos;
Asım Yapıcı: Aşkımı Güneşte Yıkayıp Yağmurlarda Kuruttuğumdan Beri...,
Karahan;
Aşık Kul Hasan: Yirminci Yüzyılın İnsanlarıyız, Alev;
Atilla Arslan: Seninle Geldi Hayat İstanbul;
Atilla Ate: Eskici, Etikus;
Ayten Mutlu: Yitik Anlamın Peşinde,Yom;
Aytül Akal- Mavisel Yener: Mavi Ay, Uçanbalık;
Azer Yaran: Giz Menekşesi -Toplu Şiirler (1975-2002)-, Yapı Kredi;
B. Sait Aktaş: Lehistan Gülleri, Yort Savul;
Bahadır Gülmez: Hayatım bir Tiyatro/Roman Gibi, Dünya;
Bahrem Yıldız: Namlular Çiçek Açmaz Zulmün Elinde, Ozan;
Bahtiyar Aslan: Su: Şiirler, Babıali;
Banu Doğan: Seri İlan Katili Aranıyor, Turuncu Medya;
Bayram Çinkil: Hayatname, Bilge Kültür;
Bedirhan Toprak: Gece Dili, Yapı Kredi;
Bedirhan Toprak: Gece Dili, Yapı Kredi;
Bedri Yaşar: Ah Minyatürleri, Ada;
Behçet Aysan: Düello, Can;
Bestami Yazgan: Yıldızlara Astık Yüreğimizi, Erdem;
Betül Tarıman: Yol İnsanları, Can;
Burhan Gündoğan: Su Aşkına, Kora;
Bülent Tekin: Ölümü Vurmak Güneşi Öpmek, Kora;
Cafer Keklikçi: Tanınma Korkusu, Şule;
Can Sinanoğlu: Hastalıklı Gezginin Seyir Defteri, Etikus;
Cem Sancar: Bırak Soğusun, Gendaş;
Cemal Dindar: Aşkıyormak, Filika;
Ceyhun Yılmaz: Kasım'ın Bıçak Yarası, Parantez;
Cihan Oğuz: Kendime Savurduğum Hançer, Yom;
Ç. Fulya: Saklı Bir Güz Oldum Şimdi, Kendi;
D. Ali Gültekin: Mavi Şehir Suskundu, Toplumsal Dönüşüm;
Deniz Satır: Rüyalar Olmasaydı..., Scala;
Derleme: Ağaçlar Kitabı, Toroslu;
Derleme: Aşk Gibi, Senfoni;
Derleme: Bir Şiirdir Yaşamak, Senfoni;
Derleme: Yalvaçlar ve Biliciler, Dünya;
Doğudan Bayülgen: Koza, Okuyanus;
Dündar Sansur: Yarım Kalan Bir Mevsim, Elma;
Ece Temelkuran: Bütün Kadınların Kafası Karışıktır, Everest;
Eda Keskin: Adı Sevgi Olmalı, Kendi;
Egemen Berköz: Unutma! Toplu Şiirler (1960-1979), Yapı Kredi;
Ela Kurt: Kalbim Mavi Kaldı, Aydın;
Elvan Panti: Alkol Damlıyor, Mitos;
Emin Atasoy: Küllerde Kor Ararken, Yaba;
Emre Şimşek Emredersiniz (!), Net;
Ender Emiroğlu: Lâ Havle Ve Lâ Kuvvete!; Nekitaplar;
Engin Korelli: Başkalarının Dili, Ekin;
Enis Akın: Tanrı'yla Bir Daha Hiç Konuşmayacağım, Dünya;
Ercan Sarıkaya: Şehrimde Gece ve Sen, Okumuş Adam;
Erdal Alova: Kırık Tabletler, Alkım;
Erdal Toprakçı: Yerlibayan, Ütopya;
Ergin Yıldızoğlu: Geceyle 'Gece' Arasında, Alkım;
Erol Manisalı: Gölgeler, Derin;
Erol Özyiğit: Saklı Yüz, Dönence;
Erol Yılmaz: Söyleyin Güneşe Doğmasın, Yort Savul;
Ersin Ergün: Kaybana Şiirler, Mephisto;
Ertuğrul Deveci: Peneplen, Mayıs;
Esat Ahmet Koraltan: Dokun! Sevgi Uyansın..., Mart;
Esat Ahmet Koraltan: Yol Verdim Dalgalara, Mart;
Esat Ahmet Koraltan; Hikâyeden Şiirler, Mart;
Eşref Karadağ: Erdik Ağacı Olmak İsteyen Çocuk, Öğretmen Dünyası;
F. Birsen İbrahimhakkıoğlu: Gün Işırken, Milenyum;
Fahri Coşkun: Çalıntı Hayat, İlke;
Fatih Gökmen: Adını Vermek İçin, Ozan;
Fatoş Yıldız: Aşk Yakalar Seni, Bilge Karınca;
Faysal Akcan: Rumeysa, Ekin;
Fehmi Besler: Yüzün, Scala;
Fikret Turan: Zaman Evi: Şiirler, Bay;
Fuat Çiftçi: Aynada Arbede, Yom;
Genco Çapın: Kemanların Sustuğu Gece,Turuncu Medya;
Gökhan Oflazoğlu: Samatya, Pencere;
Gülderen Canyurt: Kırılgandır Yalnızlıklar, Gökyüzü;
Güler Engin: Sonbahar Gibidir Gözlerin; Etki;
Gülseli İnal: Melek Kolonisi, Telos;
Güngör Kibaroğlu: Betik, Kendi;
Halil Cibran: Bütün Şiirler ve Şiirsel Yazılar, Birey;
Halil Güney, Saçlarının Ucunda İstanbul, Hece;
Halil İbrahim Yıldız:Gitmek’ler Bitmek’tir Aslında, Karalama;
Halim Şafak: Kendini Kanatan, İdil;
Hamit Geylani: Azad Nisan Yağmuru, Aram;
Hamit Geylani: Yirmi Kurşunlu Yürek, Aram;
Hanifi Kara: Adın Saklı Durur, Kendi;
Hasan Erkul: Kehribar, Eti;
Hava Kesim: Şiirlerim- Duygularım, Everest;
Hayati Baki: Harfler Kitabı, Ekin;
Haydar ERgülen: Zarf, Dünya;
Haydar Köprülüoğlu: Gün Aşımı, Kendi;
Hayrettin Geçkin: Bir Uçurum Arka Çıktı Bana, Kekeme;
Hicabi Kırlangıç: Düşte Yürüyen Derviş, İlke;
Hicran Avcı- Gamze Günel: Keşke / İki Kadının Hayalleri, Kılavuz;
Hicret Lübeyne Aktaş: Sabır Kuşu Kanatsız Uçar, Yort Savul;
Hikmet İnan: Rüzgar Yorarken Kuş Kanatlarını, Toplumsal Dönüşüm;
Hilal Karahan: Giz ve Sis, Kül Sanat;
Hilmi Haşal: Yaralı Gümüş, Yom;
Hilmi Yavuz: Hurufî Şiirler,Yapı Kredi;
Hülya Deniz Ünal: Hayatın Yerine Harfler, Pervaz;
Hüseyin Ferhad: Simurg, Ekin;
Hüseyin Haskaya: Sürgünde Mırıldanmak, Fidenti;
Hüseyin Karaca: Muhalif Şiirler Antolojisi: Devlet Dersinde Öldürülmüştü,
Birey;
Hüseyin Kıran: Madde Kara, Metis;
Hüseyin Özmen, Güvercintertemizler, Tay Dergisi Y.;
Hüseyin Tahmaz Bodrum'a Veda, Arı Sanat;
Hüseyin Yılmaz: Munzur'da Gençliğim Kaldı, Kora;
Işıl Özgentürk: Sessizlik ve Sırdır Ötesi, Alkım;
İbrahim Baştuğ: İpteki Kareler, Can;
İbrahim Ethem Bingül: Haziran Küllerimi Savurdu, Günay;
İbrahim Sadri Gökırmak: Ötesi Yok, Günışığı;
İbrahim Tenekeci: Giderken Söylenmiştir, Birun;
İhsan Deniz: Bozgun Siperi, Şule;
İhsan Özkaynak: Atam'a Çağrı, Kendi;
İhsan Süreyya Sırma: Sen Geldin, Beyan;
İhsan Tevfik (Haz.): Geçit, Cemal Kırca Kitabı, Pervaz;
İlhan Berk: Ben İlhan Berk'in Defteriyim, Alkım;
İlhan Berk: Geceye Sor Beni, Adam;
İlhan Berk: Requiem, Yapı Kredi;
İlyas Tunç: Savrulmalar, Ekin;
İnci Arslan: Gün Suya Düştü/ Yarım Kalan Tuval, Berfin;
İpek Tanrıyar: İpek Böceği, Turuncu Medya;
İsmail Çöl: Şiirlerle Yaşamak,Yalçın;
İsmail Kılıçaslan: Ablam Uzak Ülkede, Birun;
İsmail Uyaroğlu: Lanettayin Bir Şair, Alkım;
İsmet Alıcı: Aşk İnsanla Başlar, İnsancıl;
İsmet Özel: Bir Yusuf Masalı (CD'li), Şule;
Kamil Aydemir: Ben Gidersem Sözcükler Arkamdan Ağlar, Broy;
Kâmil Aydemir: Yüreğimle Yüreğine Dokunsam, Kora;
Kamil Eşfak Berki: Çocuğun Miracı, İz;
Kamil Uğurlu: Gölgeli Sokağın Şiirleri, Büke;
Kaya Özkuş: Artakalan, Günizi;
Kenan Erzurum: Suskunluğun Dili, Kişisel;
Kenan Işık: Geçip Gitti Kirpiklerimin Arasından, Kırmızı;
Küçük İskender: Aşk Şiirleri Kolonisi, Everest;
Küçük İskender: Bir Daha Bana Benzeme Angel!, Varlık;
Küçük İskender: Çok Ayıp Şey Mutluluk(Seçme Şiirler), Yom;
Küçük İskender: Dicle ile Fırat, Gendaş;
Levent Şentürk: Lilliput Masallar, Sel;
Levent Yılmaz: Sonülke, Metis;
Lokman Öğülmüş: Filintalı Yıllarıma, Gün;
M. Akın Gürbüz: Bedel, Tuğra;
M. Fatih Topaloğlu: Umutsuz İnsanlar Terminali, Elips;
M. Mazhar Alphan: Şimdi Sana, Etki/ Dize;
M. Mine Kara: Siyah ve Beyaz;
M. Rakım Coğal: At Arabası, Babıali;
Mahmut Ayaz: Aşk Utandı, Kora;
Mahmut Özbay: Yürek Seslerini Duymak, Gün;
Mehmet Altun: Rüyamda Hayat Vardı, Babil;
Mehmet Atilla: Beşinci Tat Şiirleri, Mayıs;
Mehmet Aydın: Bozkırı Aydınlatan Mavi, Diclem Sahaf;
Mehmet Bozgan: Sırlar İlahisi, İlke;
Mehmet Butakın: Israr Falcıları, Avesta;
Mehmet Çağatay: Asri Halk Mezarlığında Yirmi Bin Fersah, Nekitaplar;
Mehmet H. Doğan: YKY Şiir Yıllığı 2003, YKY;
Mehmet Hameş: Tay ve Ter, Yom;
Mehmet Kıyat: Güneşe Düşen Gölge,Doku;
Mehmet Öztek: Sentetik Rüyalar, Varlık;
Mehmet Söğüt: Çöl Yalnızlığı, Kora;
Melisa Gürpınar: Küçük Şeyler, Alkım;
Mesut Aşkın: Üç Ayın Kırk Ayini, Papirüs;
Metin Celal- Kadir Aydemir: 2004 Edebiyat Yıllığı, Gendaş;
Metin Fındıkçı: Unutulan, Yom;
Mevlüt Kırnapçı:Güleç Yüzlü Hüzün, Sürgün Şiir;
Muammer Erkul: Aşk Mektebi, Nesil;
Muhittin Ersungur: Öyle Bir Sevdaki Bu, Etik;
Murat Batmankaya: Galibala, Mayıs;
Murathan Mungan: Eteğimdeki Taşlar, Metis;
Mustafa Aydoğan: Bahar Köpüğü, Hece;
Mustafa Demirci: Aşk Kağıda Yazılınca, Timaş;
Mustafa Fırat: Lalezar, Yom;
Mustafa Fırat: Paslı Ayna, Yom;
Mustafa Kaya Akozan: Hakanname: Türk'ün Destanı, Akçağ;
Mustafa Köz: Açık Yara, Alkım;
Mustafa Yıldırım: O Eski Şarkı, Filika;
Mustafa Yılmaz: Sevi’nin Evidir İnsan, Dört Eylül Sanat;
Muzaffer Akkuş: Eşrefoğlu Al Haberi, El;
Muzaffer Oruçoğlu: Demirin ve Ateşin Dilinden, Tohum;
Mürsel Sönmez: Külçe, İlke;
Müslüm Yücel, Ölü Evi, Yom;
N. Ateş: Bedensiz Kadınlar,Papirüs;
Namdar Rahmi Karatay: Leyleğin Ömrü: Geçti Bor'un Pazarı, Yaba;
Necdet Tezcan: Güz Üşümeleri, Pervaz;
Nevruz Uğur: Hiçbir Şe Yay… ve Bir Şe Yay…, Karalama;
Nevzat Gürmen: İçime Soyunan Rüzgar, Eti;
Nigar Önsoy: Gönül Bahçem, Kendi;
Nihat Behram: Hayatın Şarkısı -Toplu Şiirler-, Everest;
Nihat Behram: Şiir Bahçesi, Bilim Sanat Galerisi;
Nihat Nikerel: Aralık'tı -Şiir Gibi-, Fon;
Nilgün Polat: Seçilmiş Yorgunluktur Aşk, Doruk;
Nuray İçel Gönül: Bana Islık Çalmayı Öğretecektin, Sis;
Nurettin Durman: Güllerin Ardından,İlke;
Nuri Can: Yürek Yanarsa Titrer Gül Üşürse, Kora;
Onur Caymaz: Bak Hâlâ Çok Güzelsin, Doğan Kitap;
Onur Sancak: Kalan, Kendi;
Orhan Tekelioğlu: Boşluklar, neKitaplar;
Orhun Basat: Yıkar Kendini Gözbebekleri,Piramit;
Oruç Aruoba: Doğançay'ın Çınarları, Metis;
Osman Arslan: Çağrı ve Yankı, Diğer;
Osman Erkan: Bende Hüzün Şeker Nasıl Öyle,Ceylan;
Osman Sevim: Millî Bayramlar ve Önemli Günler, Bilge Kültür;
Ozan Telli: Komüncüler / Eskimemiş Şiirler, El;
Ozan Yılmaz: Sevgi Şiirleri, Ceylan;
Özcan Ünlü: Yüz Yıllık Türk Şiir Atlası I, Birey;
Özcan Ünlü: Yüz Yıllık Türk Şiir Atlası II, Birey;
Özgen Seçkin: Yaşadığımız Kimi Saatler, Damar;
Özgür Çoban: Özgürce, Bilge;
Özgür Öztürk: Varoluşa Son Dokunuş, Net;
Özlem Tezcan Dertsiz: Şimdi Gitsem Güz, Pervaz;
R. Özgür Aras: İnsan Yaşarken Anlamaz, An;
Ramazan Kurt: Tebessüm Et, Kendi;
Raşit Kara: Zara, Kora;
Recai Akbalık: Kız, Aşkını Temize Çekiyordu..., İlke;
Refik Durbaş: Rüya Tabirleri, Adam;
Rıdvan Arifoğlu: Yıldız Hurması, Adam;
Rıza Beraheni: Kelebeklere, Dünya;
Romina: Dilek Şart Kipi "Üçü Bir Yerde", Nokta;
Sabahattin YalkınSoluğumun Rengi Dünya ile Göz Göze, Gerçek Sanat;
Sabri Deveci: Veda Cinayetleri, Ozan;
Sabri Kuşkonmaz: Anadolu Beyleri, Kora;
Safiye Gülcü: Dinmeyen Gözyaşlarım, Senfoni;
Sait Maden: Şiirin Dip Sularında: Bütün Şiirler 4, Çekirdek;
Salih Bolat: Açılmış Kanat, Papirüs;
Salih Mercanoğlu: Ara İstasyon, Yom;
Sedat Kısa: Gül Güz ve Giz, Günışığı;
Sedat Şanver: Gezgin ve Katil, Etki;
Sefa Kaplan: Mecüsi Şiirleri, Altıkırkbeş;
Sefa Koyuncu: Irak'ta Kanlı Şafak, biyografi.net;
Sekan Ozan Özağaç: Ağrılar Kitabı, C. Yay.;
Selahatttin Yolgiden: Su Kenarında Kimse Yoktu, Adam;
Serap Besimoğlu: Bir Sohbet Açtım İnsan Üstüne, Piramit;
Serhat Özcan: Sustuklarımı Biriktirdim... , Okumuş Adam;
Serkan Dulkadir: Eşkâl, Eğitim;
Sevinç İnal: Sevgiye Tutunmak, NKM;
Seyfettin Kardaş: Hüzün Yaprakları, Kırmızı;
Seyhan Arslan: Ether, Hece;
Seyhan Erözçelik: Yağmur Taşı, Simurg;
Seyhan Kurt: Bizden Geçen Sular, Çizgi;
Seyyidhan Kömürcü: Hasar Ayini, Varlık;
Sıddık Ertaş: Kuyuya Düşen Harfler, İlke;
Sırrı Çınar: Gökyüzü Kırpıntıları, Çatı;
Sinan Emiralp: Yokluğun Ölüm Gelir; Arı Sanat;
Sinem Flotal: Sen Satılık, Ben Sarılık, Kendi;
Soner Baykal: Rüzgara Yazdım Mutluluğu,Toplumsal Dönüşüm;
Soner Demirbaş: Seyir Defteri, Yom;
Suat Acar Dr.: Şimdi Sevebilmek, Diclem Sahaf;
Suat Kemal Angı: Saçılmış Mavi, Altıkırkbeş;
Suat Kemal Angı: Tenedos'ta Hazır Giyim, Altıkırkbeş;
Sufleci: Gecenin melon şapkası, Pozitif;
Sunahan Develioğlu: Nazım'ın 'Macar Toprağı', İletişim;
Şavkar Altınel: Yol Notları -Toplu Şiirler-, Yapı Kredi;
Şengül Deper- Rasim Güler: Duydum ki Sevdalar Satışa Çıkmış (Şiirli
Resimler) Toplumsal Dönüşüm;
Şevket Karakış: Kirlerin/in Üstünde Mavi, Kora;
Şiiratı: Yaz Kitabı, Simurg;
Şule Koçoğlu: Ben mi O mu?, IQ Kültür Sanat;
Şükrü Erbaş: İnsan Sevmezse Ölür, Ercan;
Tahsin Duman: Düş Dağı Mektupları, Babıali Kültür;
Talha Bora: Öge Tesadüf Değil, Timaş;
Tamer Aydos: Sessizlikler Sandığı, Hayalet;
Tayfun Talipoğlu, Benim Yolum, Babil;
Tayfun Talipoğlu: Eskiyen Yüzümün Yeni Gülümseyişi, Babil;
Tayfun Talipoğlu: Ne Çoktular, Ne Kadar Çocuktular..., Babil;
Tayyib Atmaca: Bende Yanan Türkü Sende Sönüyor, Yediharf;
Tayyib Atmaca: Med Cezir Vakitler, Yediharf;
Tayyib Atmaca: Susarak Konuşsan Gözüm Dinlese, Yediharf;
Tuğrul Keskin: Solgun, Everest;
Tuğrul Keskin: Zifir, Everest;
Uğur Hacıhanefioğlu: Son Akşam Şiirleri, Simurg;
Ümit Özkan: Her Şey Yalnızına Varır, Gri Tasarım;
Ümit Sarıaslan: Bir Uzaktan Bir Yakından, Filika;
Ümit Yaşar Oğuzcan: Tüm Eserleri : Kutulu 7 Kitap, Özgür;
Vadi Çiçekli: Rüzgarın Getirdikleri, Yom;
Vecdi Erbay: Şiir: Görülmüştür, Aram;
Veysel Boğatepe: Yasağına Yaslandım, Kora;
Yalçın Ergir: Düş Hekimi 4, Çınar;
Yaşar Miraç:1001 Şiir, Bilim Sanat Galerisi;
Yazan Adam: Umutsuz İnsanlar Terminali, Elips;
Yıldız Ünal: Benim Dünyam, Kendi;
Yılmaz Yeşildağ: Lav ve Kül, Etikus;
Yunus Şalış: Paradoks, Senfoni;
Yusuf Değirmenci: Su Olur Akarım Kendi Rengimde, Senfoni;
Yusuf Deniz: Eşkalsiz İşgal, Etki;
Yusuf Dursun: Gönülde Gül Telaşı, Yediharf;
Yücel Kayıran: Beni Hiç Göremezsin, Ekin;
Zafer Şenocak: Kara Kutu, Yapı Kredi;
Zeki Karaaslan: Sev-dalı Su, Kora;
Zeki Kayahan Coşkun: Ceset Kokan Kadınlar, Nokta;
Zemçi Çetinkaya: Sonsuz Aydınlık Gazeli, Beyan;
Zeynel Abidin Şeker: Kuşların Kanadında Kayıp Çocuklar, Kora;
------------------------


 

{ Önceki Sayfa }   { Page 24 of 63 }   { Sonraki Sayfa }

Hakkımda

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
Fotoğraf Albümüm

Linkler


Kategoriler


Son Yazılar

AYRILIK SEVDAYA DAHİL
Ben Sana Mecburum
MISTAKA / ÖYKÜ / Emin ARIK
KOCA ÇAKIRIN ESAT / ÖYKÜ / EMİN ARIK
UMUT KOYACAKLARDI ADINI / ÖYKÜ / EMİN ARIK
TOPAL YAŞAR / ÖYKÜ / EMİN ARIK
EMRİN OLUR SAYIN MÜFETTİŞİM / ÖYKÜ / EMİN ARIK
SALLA BAŞINI AL MAAŞINI MI? / ÖYKÜ / EMİN ARIK
NEREDEN NEREYE / ÖYKÜ / EMİN ARIK
Hıfzı Topuz ile 'Başın Öne Eğilmesin'i Konuştuk / Erdem ÖZTOP
Halim Yazıcı ile 'Âşıkhava Sineması' üzerine
DEVREKANİ'den Oğuz ATAY
İletişim
Karşılaştırmalı Öykü - Roman Kronolojisi (*)
Esintiler Arşivinden 2 ...
Esintiler Arşivinden...
Başlangıcından Bugüne Altın Portakal'ın En İyileri/ Ali ŞAHİN
ÖDÜLLER/ Ali ŞAHİN
ORHAN KEMALİN OYUN YAZARLIĞI
DEVREKANİ'den Oğuz ATAY
A. Şahin'in Not Defteri
SABİHA SERTEL'İN "Tevfik Fikret - İdeolojisi
2005-10-12 Günlük Evrensel:
Attila İLHAN- Şiir Arşivim
2004'TE EDEBİYATIMIZ 2- 2004'TE ROMAN
Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 1 (1872- 1929)
Kitap... Kitap... Kitap...
ŞAİRİN KEDİSİ
Rıfat Ilgaz Sempozyumu
Biz de Yaşadık-Dünden Bugüne Rıfat Ilgaz
Cide ve Cide Öğretmenevi
CHP Merkez İlçede nöbet değişimi
DEĞİNMELER... NOTLAR.../ Ali ŞAHİN
20.ULUSLARARASI TAŞKÖPRÜ KÜLTÜR VE SARIMSAK FESTİVALİ - 2006
Kastamonu ve Çevresindeki Etkinlikler 2006
Müftüden sarımsak uyarısı
Sarımsak Fabrikası...
Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri Projesi
Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri Projesi
BASINDA ve "GOOGLE" de "Taşköprü"
Politika
KUVAYİ MİLLİYE DESTANI VE AFYON
DAĞLARCA'dan 2 ŞİİR:
Kurtuluş Savaşı Destanı'ndan
ATAM
ATAM
Eğitim-Sen'den moral yemeği
EDEBİYAT ve SİYASET
Romancı İşigüzel, Başbakan Erdoğan'ın edebiyata bakışını şu sözlerle eleştirdi:
KADERİMİN EFENDİSİ
Büyük edebiyat buluşması
Kastamonu, Bitki Çayı Zengini / Mine Özgür
Kastamonu Ziraat Odası Meclis Başkanı Serdar İzbeli ile Söyleşi / Mine Özgür
Kastamonu'da çekme helva ve doğal reçel geleneği sürüyor / Mine Özgür
Kastamonu Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Nahit İğdirli ile söyleşi / Mine Özgür
Reis Gıda'nın Sahibi Mehmet Reis İle Söyleşi / Mine Özgür
Kastamonu'dan Katkısız Pastırma / Mine Özgür
Sezen AKSU Şarkı Sözleri: Ağlamak Güzeldir
ARABALAR BEŞ KURUŞA / SABAHATTİN ALİ
Bir Site: YeniEdebiyat
Bu Papa İsa'ya Yakışmıyor / Erdoğan AYDIN
Dil Devrimi Düşüncenin Yenileşmesidir! / Sevgi ÖZEL
BEN VE SİTELERİM / ALİ ŞAHİN (ALSAH)

Arkadaşlarım oyhan
bulutlarpusuda
cadi1313
benvesen
busra4hepsi
asmina
caicco
selin23demiratar
buse4hepsi
emmawatson
eris
bilginhaza
cemo
serseri38