AlsahBlog

Description

AlsahBlog


My Linkler

» Home
» My Profile
» Weblog Arşiv
» Friends

SABİHA SERTEL'İN "Tevfik Fikret - İdeolojisi

SABİHA SERTEL'İN "Tevfik Fikret - İdeolojisi
----------------------------------------------
ve Felsefesi" KİTABI
-----------------------
DOLAYISIYLA / Ataol Behramoğlu
--------------------------------------


Bu yazının amacı Sabiha Sertelin 1946 yılında Yurt ve Dünya Yayınları arasında yayınlanan "Tevfik Fikret - İdeolojisi ve Felsefesi" adlı kitabını tanıtmaktadır. Daha doğru bir deyişle, Sertelin görüşlerini özetlemeye, açımlamaya çalışırken, Fikret konusunda ve ona ilişkin konularda kendi görüşlerimi de belirtebileceğim. Sertelin kitabı, adından da anlaşılacağı üzere Fikretin yapıtının ideolojik ve felsefel yanları üzerinde duruyor. Benim bu yazıda üzerinde duracağım noktalar da bunlar olacak. Tevfik Fikretin sanatçı olarak özelliklerine değineceğim yerlerde kaynak olarak Mehmet Kaplanın "Tevfik Fikret - Devir, şahsiyet, eser" adlı yapıtından yararlanacağım. Yine bu yazıda yer yer Niyazi Berkesin "İki yüz yıldır neden bocalıyoruz" ve "Batıcılık, Ulusçuluk ve Toplumsal Devrimler" adlı kitaplarındaki görüşlerinden de söz etmem gerekecek.

Sabiha Sertel, "Bu kitabı niçin yazdım" sorusunu yanıtlayarak başlıyor kitabına. 1940 yılında (aslında 1939'dur) Yeni Sabah gazetesinde açılan bir soruşturmayla faşistler Fikret'e saldırıyorlar. Soruşturma Kâmuran Demir takma adını kullanan "faşist yazar"ın "Fikretin eserlerini yakmak lâzım" başlıklı yanıtıyla başlıyor. (K. Demir'in gerçek kimliği konusunda bir bilgi edinemedim.) Sonra sahneye Sebilürreşad'ın sahibi Eşref Edip çıkıyor. Fikret milliyetsiz, dinsiz ve marksist olmakla suçlanıyor. Fikretçiler ve Âkifçiler diye iki küme oluşuyor. Sertel, Doğucular, Batıcılar; faşistler ve özgür -demokratik bir Türkiye isteyenler diye adlandırmaktadır bu kümeleri. Yeni Sabah'ın sözkonusu soruşturmasında ileri sürülen görüşleri Tan gazetesinde yanıtlayan Sabiha Sertel, Eşref Edip'le mahkemelik olmaları üzerine, savunma niteliğinde bir broşür yayınlıyor. Daha sonra çalışmalarını genişletiyor ve bundan sözkonusu kitap oluşuyor. Sabiha Sertel bu çalışması sırasında Fikretin yalnız bir edebiyat yenileştiricisi değil, "fikir ve felsefede de devrinin ideolojisi üstünde" bir "antimilitarist" ve "insaniyetçi" olduğunu görüyor. Sertel yine bu açıklama yazısında, Fikretin yaşadığı dönemde de ilkin milliyetçiler ve türkçülerin, Tarih-i Kadimi yazdıktan sonra da Mehmet Âkif ve dincilerin saldırısına uğradığına değiniyor.

A. Şahin'in Not Defteri
• 2/17/2006 - Notlar... Değinmeler.../ Ali ŞAHİN
Posted in Deneme
Edebiyat tarihi ondan sorulurdu

İSTANBUL - Türkiye'de edebiyat tarihi denildiğinde akla gelen ilk isimlerden olan 'Türk Edebiyatı Tarihi' ansiklopedisinin yazarı Atilla Özkırımlı, önceki gün öldü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde tedavi gören ve solunum yetmezliğinden ölen Özkırımlı 63 yaşındaydı. Özkırımlı'nın cenazesi, bugün Yedikule Camii'nde (Kürkçüoğlu Hacı Hüseyin Ağa Camii) ikindi vakti kılınacak cenaze namazının ardından, Kozlu Mezarlığı'nda toprağa verilecek. Özkırımlı'nın 'Türk Edebiyatı Tarihi' ansiklopedisinin yanı sıra 'Dil ve Anlatım', 'En Güzel Türk Hikâyeleri 1-2-3', 'Öykülerde Romanlarda Yaşamak', 'Gençlik ve Edebiyat Hatıraları' gibi pek çok kitabı bulunuyor. Yazarın daha önce Cem Yayınevi'nden çıkan beş ciltlik temel eseri Türk Edebiyatı Tarihi, yenilenmiş iki cilt halinde kısa süre önce İnkılap Kitabevi'nden çıkmıştı.
(Kültür Sanat, aa)

Atilla Özkırımlı’dan Kalan
Ahmet Haşim, 1974;
Alevilik-Bektaşilik ve Edebiyatı , 1985;
Dil ve Anlatım , 1994;
Edebiyat İncelemeleri, Yazılar I, 1983;
En Güzel Türk Hikayeleri 1, 1998;
En Güzel Türk Hikayeleri 2, 1998;
En Güzel Türk Hikayeleri 3, 1999;
Hayatımıza Sevgisizliğe ve Yalnızlığa Dairdir, 1991;
Mercimek Ahmet’in ”Kabusname’sinin; Sabahattin Ali ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun tüm eserlerinin baskıya hazırlanması);
Nedim 1974;
O Güzel İnsanlar, 1998;
Öykülerle Romanlarda Yaşamak,1995;
Romanların Dünyasında , 1994;
Sabahattin Ali (Filiz Ali Laslo’yla birlikte,1979);
Sevgim Acıyor, 1995;
Tarih İçinde Türk Edebiyatı, 1995;
Tarihe Not Düşmek, 1989;
Tevfik Fikret, 1978;
Türk Edebiyatı Ansiklopedisi , 5 cilt, 1982,(son baskısı:” Türk Edebiyatı Tarihi” adıyla , 2 cilt, 2005;
Yazarları da Vururlar, 1987, (Celâl Üstel ile birlikte);

Yazan : Ali ŞAHİN ( Kişisel Sayfası

20050216



Kiremitçi'yle sohbet





(415 kişi okudu)

İSTANBUL - Son yılların başarılı yazarlarından Tuna Kiremitçi, Akbank Kültür Sanat Merkezi edebiyat günlerinin bu hafta konuğu olacak. 50 baskı yapan 'Git Kendini Çok Sevdirmeden'le çıkış yapan Tuna Kiremitçi, yarın saat 19.00'da başlayacak etkinlikte kitaplarını okuyacak, ardından da okuyucularla sohbet edecek. Tel: 0212 282 84 30 (Kültür Sanat)

Taşrada Yaşama(ma)k!...
Eee bu da taşrada yaşamanın kaybı. Ne çok isterdim orda bulunmayı... Olanağı olanlar değerini bilsinler..

Yazan : A. Ali ŞAHİN ( Kişisel Sayfası



20050222

Kedi ve Yumak
Ne yapsın garibim, şaka gibi, oynarken oynarken yumak her yana dolanmış; bir daha da kendini kurtaramamış.... Bu gidişle kurtaramayacak da.. Mecburen hırçınlaşacak...
Bu yüzden kedi önüne yumak vermek ciz değil; en iyisi top, mop gibi şeyler...

Yazan : Ali ŞAHİN ( Kişisel Sayfası

20050302

Kedi ve Yumak
Ne yapsın garibim, şaka gibi, oynarken oynarken yumak her yana dolanmış; bir daha da kendini kurtaramamış.... Bu gidişle kurtaramayacak da.. Mecburen hırçınlaşacak...
Bu yüzden kedi önüne yumak vermek ciz değil; en iyisi top, mop gibi şeyler...

Yazan : Ali ŞAHİN ( Kişisel Sayfası

20050303

Kanal D'ye 'Elmas' ödülü

RADİKAL - İSTANBUL - Kanal D, performansı, yenilikçi ve güçlü yapısıyla uluslararası iş dünyasına sağladığı katkılar nedeniyle 'Uluslararası Avrupa Yapılandırma' ödülleri çerçevesinde 'Uluslararası Dünya Kalite ve Teknoloji Elmas Ödülü'ne layık görüldü.
QC100 Toplam Kalite Yönetimi prensipleri doğrultusunda çalışan uluslararası kurum Business Initiative Directions'ın (BID) 28 Şubat'ta Almanya'nın Frankfurt kentinde düzenlediği ödül törenine; iş ve diplomasi alanında uluslararası üne sahip birçok isim katıldı. Kanal D adına ödülü, Kanal D Genel Müdürü Murat Saygı aldı. 2003 yılında BID tarafından 'Asrın Uluslararası Altın Kalite Ödülü'ne layık görülen Kanal D, 2004'te bu ödülün bir üst kategorisi olan 'Uluslararası Dünya Kalite Devamlılığı'nda 'Platin Ödül' kazanmıştı.



Altın Makas
TRT' ye ALTIN MAKAS ödülü verilecekmiş!...

Yazan : Ali ŞAHİN ( Kişisel Sayfası

Cumhuriyet'in 'Fethullah Gülen' dizisine ihtiyati tedbir

Son günlerde değişik gazetelerde hakkında yazı dizileri yayımlanan Fettullah Gülen, Cumhuriyet Gazetesi'nde üç gündür yayımlanan
"Fettullah Gülen'in 40 Yıllık Arkadaşı Nurettin Veren Anlatıyor" yazı dizisi
için "kişilik haklarını ihlal ettiği" iddiasıyla ihtiyati tedbir kararı
aldırdı.
Gülen adına avukatı Orhan Erdemli tarafından Üsküdar 5. Asliye Hukuk
Mahkemesi'nde Hikmet Çetinkaya ve Nurettin Veren hakkında dava açıldı. Erdemli, mahkeme heyetine sunduğu dilekçesinde, "Çetinkaya'nın Nurettin Veren'le yaptığı dizi röportajda müvekkilinin kişilik haklarının ihlal edildiğini, halen mevcut hukuka aykırı haksız saldırı ve saldırı tehlikesi karşısında müvekkilinin kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini" talep etti. Mahkeme Hakimi Mustafa Cahit Mengen de Erdemli'nin talebi üzerine, "açılan davada yargılama yapılıp, karar verilinceye kadar Gülen'le ilgili yazı dizisinin ihtiyati tedbiren yayımlanmamasına" karar verdi. Mengen, duruşmanın 19 Nisan tarihinde yapılmasını kararlaştırdı.
Çetinkaya, uygulanan tedbiri "sansür" olarak değerlendirdi. Çetinkaya, "Bu ülkede Fettullah Gülen yazı dizisi hazırlayıp, kendisini övmek ve propagandasını yapmak serbest, eleştirmek ve sorgulamak ise yasak" dedi.
Çetinkaya, yazı dizisinin yayımlanan bölümlerinde Nurettin Veren'in açıklamalarına yer vermişti. Veren açıklamalarında Gülen hakkında çeşitli suçlama ve iddialarda bulunmuştu.
Gülen'in ABD'deki evinde 30 gün yaşadığını belirten Veren, buradan kaçmak zorunda kaldığını iddia etmişti. Veren, İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu'yu telefonla aradığını ve kendisine koruma verildiğini, takip edildiğini, can güvenliğinin tehlikede olduğunu söylemişti.



Ben de...
Cumhuriyet gazetesi araştırmacı ve deneyimli yazarlarından Sayın Hikmet Çetinkaya 'nın Fethullah Gülen 'le ilgili yayımlanan ve halkı Fethullah Gülen'in demokratik rejim aleyhindeki düşünceleri konusunda aydınlatan yazı dizisinin, adı geçenin kişilik haklarına saldırı gerekçesiyle durdurulması düşündürücüdür. Gülen'in kendi düşünce ve söylemlerinin kendi kişilik haklarına nasıl saldırı oluşturacağını anlamakta da zorluk çekiyorum. Gündüz AKGÜL Emekli Cumhuriyet Savcısı Cumhuriyet 05.03.2005

Yazan : Ali ŞAHİN ( Kişisel Sayfası

20050307



Okumak doyurur!

DHA - ŞANLIURFA - İl Milli Eğitim Müdürlüğü, çocuklara okumayı sevdirmek için ekmek arası dönerli okuma günleri düzenledi. Her pazar günü yapılan etkinlikte kitap okumaya gelen öğrencilere ekmek arası döner, meyve suyu ve muz ikram edildi.





Bu da Bir Yöntem
Bir Milli Eğitimci olarak kutluyorum önayak olanları...
Doğrudur, eğridir; yeterlidir, yetersizdir bir yana birşeyler yapılmış...
Eksik bulanlar daha iyisini yapsınlar..da şu 12 eylülden kalan Kitap korkusunu hep birlikte yenelim.Gerçi korkuyu yaratan da bir sanatçı ya... Hem de ressssam...

Yazan : Ali ŞAHİN ( Kişisel Sayfası

20050308

Şarkıcı Berkant kaza geçirdi

DHA - DENİZLİ - 'Samanyolu' şarkısının yorumcusu olarak belleklerde yer eden Berkant, bir programa çıktığı Denizli'de geçirdiği trafik kazasında yaralandı. Travma geçiren ve sol kaburga ile sol ayağında ezilme olan Berkant'ın hayati tehlikesinin bulunmadığı belirtildi. Denizli'deki Club 20'de sahneye çıkan Berkant, dün sabah, İstanbul'a uçakla dönmek için Çardak Havaalanı'na doğru yola çıktı. Kulübün sahibi Ali Çınar' ın kullandığı otomobil, Denizli-Ankara karayolunda ters yola girip tali yoldan çıkan otomobille çarpıştı. Çınar'ın alkollü olduğu tesbit edildi. Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edilen Berkant'ın doktorları, şarkıcının bir haftada taburcu edilebileceğini söyledi.

Acil Şifalar
Sanatçımıza geçmiş olsun der; acil şifalar dilerim... Bulmak zor; kaybetmek öyle kolay ki...

Yazan : Ali ŞAHİN ( Kişisel Sayfası

Ekmek ve gül yetmez!

Türkiye'de hâlâ 'Eşitlik Çerçevesi Yasası' bulunmuyor. Siyasette kadın kotası yok. İlköğretime gitmeyen 640 bin kız çocuğu var. 15 yaş ve üstü kadınların yüzde 23'ü okuma yazma bilmiyor

Acil Çözüm Ama Nasıl?
ilk saptama:'İlköğretime gitmeyen 640 bin kız çocuğu var. 15 yaş ve üstü kadınların yüzde 23'ü okuma yazma bilmiyor' Peki 8 yıllık kesintisiz eğitimde başarıya ulaşıldığını varsayalım.. İBO'larda, YİBO' larda bu şansı bir şekilde yakalamış çocukların 9.sınıftan sonrakieğitimleri neden hiç düşünülmez... Nerde barınacak.. Yiyecek, içecek bu çocuklarımız... Bir eğitimci olarak çok tanıklıklar yaşadık bu konuda. Veli gelir'ŞİMDİ NE OLACAK?' diye... Öyle çaresizlikler yaşıyorsunuz ki.. Bir yandan eliniz kolunuz bağlı... Üniversiteye hasbelkader kapağı atar.. Yurt sorunu.. BULma; bulunanların durumu!... Sonra çocuklar birtakım çevrelerin oyuncağı.. O zaman SIĞINMA EVLERİ arıyoruz.. Balık tutmayı öğretsek olmaz mı?... Ne zaman, nasıl, kim.... Ama mutlaka birşeyler yapmamız gerek, hem de tez elden!...

Yazan : Ali ŞAHİN ( Kişisel Sayfası

20050309



Soru: Fıkraya güldünüz mü?

RADİKAL - ANKARA - Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in, Ata uçağının türbülansa girmesi sırasında 'moral' vermek için anlattığı fıkra başına dert açtı. CHP'li Bihlun Tamaylıgil, Başbakan tarafından yanıtlanması istemiyle verdiği soru önergesinde, "Fıkranın kahkahayla karşılandığı doğru mu?" dedi. Fıkra şöyle: Siirt'e yabancı bir heyet gelmiş. Kadınların, erkeklerin arkasından yürüdüklerini görünce nedenini sormuşlar. 'Bizde âdet böyle' denmiş. Heyettekiler yeniden Siirt'e gelmiş, bu kez kadınların önden yürüdüğünü görmüş, nedenini sormuş. Yanıt, 'Terör örgütü yollara mayın döşedi de, o yüzden' olmuş."

Yakışır...
Tam MİLLİ EĞİTİM Bakanının ağzına yakışacak eğitici bir fıkra zaten! Eeeeeee, çevredekiler de... bence de gülmüşlerdir!!!!!!

Yazan : Ali ŞAHİN ( Kişisel Sayfası





20050330

Isparta'da barbarlık

Kaymakam Altınpınar, 15 Şubat tarihli talimatına gerekçe olarak, Pamuk'un Ermeni 'soykırım'ı ile igili görüşlerini gösterdi.

Kaymakamın talimatı: Yazar olduğu iddia edilen Orhan Pamuk adlı azınlık ırkçısının kütüphane ve kitaplıklardaki kitapları ayıklanarak imha edilecektir. Konunun hassasiyetle takibini rica ederim



Dilini Sevsinler
'yazar olduğu iddia edilen Orhan Pamuk adlı yazar,' Şu ifadeye bak ve Şapkanı çıkar selam dur arkadaş...

Cemal Süreya'nın bilinmeyen eserleri ortaya çıkarıldı

Mustafa SARIİPEK/KÖYCEĞİZ (Muğla), (DHA)
Türk edebiyatında İkinci Yeni adıyla anılan akımın öncülerinden olan şair Cemal Süreya'nın, hiç yayınlanmamış şiirleri, çevirileri ve özel notları ortaya çıkarıldı. Süreya'nın Köyceğiz'de yaşayan üvey kızı Gonca Uslu, Süreya'dan geriye kalan eserlerin değerlenmesini istediğini söyledi.
İstanbul'da, 9 Ocak 1990 tarihinde 59 yaşında yaşamını yitiren Cemal Süreya'dan kalan eserleri, dördüncü eşi Birsen Süreya yaklaşık 15 yıl sakladı.
ÜSTÜ KALSIN
Ölüyorum Tanrım
Bu da oldu işte
Her ölüm erken ölümdür
Biliyorum Tanrım.
Ama, ayrıca aldığın şu hayat
Fena değildir
Üstü kalsın


Birsen Süreya'nın ölümü üzerine kızı Gonca Uslu, korumaya aldı. Gerçek adı Cemalettin Seber olan, Maliye Müfettişliği yaparken Cemal Süreya adıyla yazılar ve şiirler yazmaya başlayan ünlü şairin düzeltilmiş ve baskıya hazır 3 kitabı ile bir çevirisi ve sayısız şiiri bulunduğunu söyleyen ressam ve seramikçi kızı Gonca Uslu, “Annemin anı olarak sakladığı eserlerin çürüyüp gitmesine gönlüm razı olmadı. Bir yayıncı, yayınlamak üzere isterse, maddi karşılık beklemeden veririm. Herhangi bir müzede de sergilenebilir” dedi. Uslu, üvey babasının ölümünün arkasındaki sır perdesini de şairin önümüzdeki ölüm yıldönümünde açıklayacağını söyledi.
KÜTÜPHANESİ SATILDI
Köyceğiz'deki evinde mütevazı bir yaşam süren 48 yaşındaki ressam ve seramik sanatçısı Gonca Uslu, “Cemal Süreya'nın binlerce kitap ve el yazması eserini, notlarını, ölümünden sonra oğlu Memo, çok cüzi bir paraya Perinçekler'e sattı. Bendekileri, annem sakladığı için kurtarabildik. Annem kendine özel kalmasını istedi. Geçen yıl annemi de kaybettim. Bu eserlerin değerlenmesini istiyorum” dedi. Uslu şunları söyledi: “1966'da geçtiğini anladığım ama yazarının kim olduğunu açıklamayacağım ‘Bilimsel sorun ve toplumsal sorun olarak Eşcinsellik’ isimli, İngilizce'den çevrilmiş çalışması, basılmaya hazır. Kendisinin yazdığı Sinemadaki Erkekler, Kadınsız Erkekler ve Genel Yerler isimli kitap taslakları bende. Tanınmış insanlar üzerine notları var. Bir notunda ‘Cem Karaca tanka binmek istedi, Barış ise uçağa’ demiş. Bazı yazıları sansürsüz okunmaz. Orhan Aldıkaçtı'ya zehir zemberek bir yazısı var. ‘Orhan Aldıkaçtı, devleti değil milleti koru. Türkiye kavimler kapısıdır bilmez. Telefon dinleme hakkı tanıyor. Vural Arıkan'ın faşistti. Düşünceye karşı. Bir hukuk profesörü bu kadar düşünceye karşı olur mu? Anayasayı b.. etmiş. Milli Güvenlik Kurulu'nu övüyor. Utandım ondan da kendimden de’ diyor. Bir yazısında Cumhuriyet Gazetesi'ni eleştirmiş. Nazım Hikmet ile ilgili verdiği habere tepki göstermiş. Fethullah Gülen'le ilgili görüşlerini dile getirmiş. Güzel karikatür yapardı. Hepimizin karikatürünü çizmişti. Oğuz Aral'ı severdi. Onu da çizdi. Onunla akşamları sofra sohbetleri keyifliydi. Televizyon izler, birşey çizer, dinlemez görünürdü. Konuşmamız bittikten sonra bir cümle söylerdi, şaşardık. Bu arada aldığı notlar ertesi günkü yazısı olurdu. ‘Ohh rahatladım. Bu çocuk doğurmak gibi bir şey’ lafı o yazının bittiği anlama geliyordu.”
BİR TÜRLÜ BIRAKAMADIĞI SİGARA İÇİN YAZDIĞI ŞİİR
Marmir / Karkiç/ Kırküç/ Kırkdört/ Kırkbeş
Kırkaltı/ Kırkyedi /Kırksekiz
Limon dokuz /Lif otuz
Yarım elma/ Bütün elma
Hartul/ Hurtul/ Cigaradan
Çık / Gel/ Git
Kurtul”


SOYADINDAKİ "Y" HARFİNİ
İDDİADA KAYBETTİ
Cemal Süreya'nın kendisine ait evinin olmadığını, 16 yılı Acıbadem ile Kadıköy'ün çok çeşitli mahallelerinde geçirip sürekli taşındıklarını anlatan Uslu, “En son Kadıköy Mühürdar'da otururken onu kaybettik. Ölmeden önce anneme miras yazısı bırakmış. 6 madde. İki tane halı, kütüphane, masanın ortasındaki ve yabancıların yarısı, çiçeklerin hepsi, büyük ayna, bütün kitapların telif hakkının yarısı, kendisini ve bütün notlarını anneme bıraktığını belirtiyor. İmza tarihi 4 kasım 1989."
Ünlü şairin ölümünden kısa süre de Üstü Kalsın adlı şiirini yazdığını belirten Uslu sözlerini şöyle sürdürdü: “Fazla parası hiç olmadı. Bir gün bana boş bir kağıdın altını imzalayıp uzattı ve dedi ki, ‘Ölümümden sonra üstünü istediğin gibi doldurup zengin olursun. Param yok ama telif haklarını kullanırsın’ demişti. Kağıttan Japon fenerlerinin üzerine şiirler yazardı. ‘Bunu da sakla çok büyük para eder’ derdi. Güzeli severdi ama tek kadını sevmek isterdi. Annemi çok sevdi. Ona "Bayan nihayet" derdi. İddiaya girmeyi severdi. Arkadaşıyla bir şey üzerine iddiaya girmiş. Kaybederse soyadındaki "y" harfinden birini sildireceğini söylemiş. Kaybetmiş ve Süreyya olan soyadını Süreya olarak değiştirmiş.”
Radikal, Kültür Sanat / Kitap Son Güncelleme 11:21/ 22.03.2005

Nâzım Hikmet'e hoşgörü

Şiire başladığım yıllarda Nazım Hikmet'in yapıtları yasaklıydı. Üniversiteye geldiğimde "Yön" dergisi "Kuvayı Milliye Destanı"ndan kimi parçaları yayınlamaya başladı. Birkaç yıl sonra da bizim kuşağın kadirbilir ağabeysi, sevgili Memet Fuat, "de" yayınları arasında "Dört Hapishane'den" ve "Piraye'ye 21-22 Şiirleri"ni yayınladı.

Dünyada ve Türkiye'de 68 olaylarının yaşandığı sırada İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde öğrenci idim. Yıl sonlarında öğrenci ve öğretim üyeleriyle Göksu'da piknik yapılır, şiirler okunurdu. Yine böyle bir piknikte, Eyüp adında bir arkadaşımız, birden ayakkabılarını çıkararak çıplak ayakla, Nazım Hikmet'in "Dört nala gelip uzak Asya'dan" diye başlayan "Davet" şiirini okumaya başladı. Üstelik, o muhafazakar öğretim üyeleri ve öğrenciler önünde. Ama aldığı alkış, hala kulaklarımın labirentinde durur.

Bütün bunları neden ve niçin anlattım? Geçen hafta Milas'ta bir lise öğrencisi, Nazım Hikmet'in bir şiirini okuduğu için kaymakamın talimatıyla üç saat için de olsa gözaltına alındı. Başbakan, Milli Eğitim Bakanı açıklama yaptı. Öğrencinin okuduğu şiirin dinleti programında olmadığı filan tartışıldı.Tüm bunlar bir yana, Nazım Hikmet artık bedenen aramızda değil, ama şiirleriyle yaşıyor. İki gün sonra da 42. ölüm yılı. Ahmed Arif ve Orhan Kemal ile birlikte anılacak ülkenin bir çok yerinde. Ben de yarın Ankara'da Makine Mühendisleri Odası'nın düzenlediği anma toplantısında bulunacağım.

Dünün en muhafazakâr kesimi bile, Nazım Hikmet yasağının henüz yeni kalktığı yıllarda, onun şiirine tahammül edebiliyor da, dün o öğretim üyeleri misali profesörlerin, doçentlerin rahle-i tedrisinden geçmiş kimileri şiire aynı hoşgörüyü gösteremiyor.

Kimi kaymakam, kitapları yasaklamaya kalkıyor, kimi şiire tahammül edemiyor. Ölümünün ardından neredeyse yarım yüzyıl geçmiş bir şaire bu tahammül edememek, bu hoşgörüsüzlük neden? Şu yaşıma kadar Türkiye'nin dolaşmadığım yeri kalmadı ve nice kaymakam gördüm, edebiyatın meşalesiyle bulunduğu çevreyi aydınlatan. Sözüm onlara değil.

Yalnız ülkemizin sanat-edebiyat örgütlerine bir önerim olacak. Bundan sonra düzenlenecek sanat-edebiyat yarışmalarının seçici kurullarına mutlaka bir de bu "yasakçı" kaymakamlardan birini almalı. Yalvaç kaymakamını roman, Milas kaymakamını da şiir seçici kurullarına mesela. Hiç olmazsa edebiyatın lezzetine varmış olurlar böylece. Bir kitap okuyarak hayatları değil ama, düşünceleri değişir belki.

Öğretmenime teşekkür

Geçen hafta Sait Faik Hikâye Armağanı ile ilgili olarak ödülün 1964'ten itibaren düzenli biçimde verildiğini yazmıştım. "Yazı ve şiirlerimi dikkatle izlediğini" belirten emekli edebiyat öğretmeni Sayın Ali Şahin, ödülün 1981 ve 1982'de verilmediğini, 1993'te de ödüle değer yapıt bulunamadığını bildirdi. Teşekkürler öğretmenim.

(Refik DURBAŞ, Sabah; 01.06.2005)

Refik DURBAŞ Yazıları
(TIKLAYINIZ)

Şeyh Bedrettin Destanı/ Nazım Hikmet
Destanın Yankıları
TIKLAYINIZ


Posted: 03:14, 2006-10-11

<- Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa ->