|
Hoşgeldiniz...
"Oğlum bu siteyi oluştururken, benden siteye girenler için bir "hoşgeldiniz" iletisi istedi. Ben de ona bir değil dört ileti verdim: "Yaşamın iki anlamı vardır: Sevgi ve üretim. Severek üretmek, üreterek sevmek" (Yaşamın Anlamı, s.62) "Ben yazılarımı, bütün yaşamımla bile bu dünyada hiç bir şeyi etkileyemeyeceğimi bilerek umutsuzca, ama tek bir makale ile tüm dünyayı değiştirebilecekmiş gibi bir sorumlulukla yazıyorum." (Demokrasi ve Laiklik, s.87) "Her medya patronu ancak, gazetesindeki ya da kanalındaki en terbiyesiz medya mensubu kadar terbiyelidir". (Cumhuriyet, 13 Nisan 2000, Medya Notu) "Bütün insanları çok seviyorum. Gençleri daha çok seviyorum. En çok da okurlarımı ve öğrencilerimi seviyorum." demiş, Emre KONGAR http://www.kongar.org sitesi girişinde... Keşke bu yazıyı daha önce görmeseydim. Yazacak bir şey bulamadım bunun üzerine... Hocama sevgi ve saygılarımla... Tekrar hoşgeldiniz... Ha unutmadan onu da söyleyeyim bir de "Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır." demiş Hoca ki, çok haklı... Ben de aynen katılıyor; kendim de uyguluyor, hatta link vererek Ora'ları da gezmelerine olanak sağlamak istiyorum... Ali ŞAHİN* ("Emekli Bir Edebiyat Öğretmeni")
20060606- 1238
GENİŞ AÇI/ HİKMET BİLA
Öğretmen
Saygı ve kutlama günleri olması gereken Öğretmenler Haftası, ''eylem haftası'' na dönüşmüş. Öğretmen sendikaları, yarın bütün Türkiye'de eylemler yapacak, ''tebeşir bırakacaklar'' mış.
Bu ülkede en çok yıpranan ve anlamını yitiren deyimlerden biri, herhalde ''öğretmene saygı'' olsa gerek. Çünkü bu deyim hiçbir zaman dillerden düşürülmez, ama öğretmenin sefaletine de bütün iktidarlar seyirci kalır. Gelinen nokta, öğretmenlerin toplumdaki acınacak halleri olur. ''Limon satan öğretmen'' , gazetelerin magazin sayfalarına taşınan ilginç haberlere dönüşür.
Ama öğretmenin sorunları büyüdükçe büyür, biriktikçe birikir.
Öğretmenler sadece kendi sorunlarının çözülmesini istemiyorlar, öğrencilerin sorunlarının da çözülmesini istiyorlar. Öğretmene yakışır bir yaklaşım...
Ek ders ücretlerinin arttırılması,
Sözleşmeli öğretmen uygulamasının kaldırılması,
Hizmetli, memur ve üniversite çalışanlarına eğitime hazırlık ödeneği verilmesi,
Araştırma görevlilerinin üniversite tazminatından yararlandırılması,
Bu kişilere kadrolu çalışma olanağının sağlanması,
Öğretmen adaylarına istihdam yaratılması,
Herkese nitelikli, parasız eğitim olanağının yaratılması,
Grevli, toplusözleşmeli sendika hakkının tanınması,
Anaokulu öğrencilerine 5'inci sınıfa kadar süt hakkı sağlanması,
Tüm çocukların yılda iki defa sağlık taramasından geçirilmesi.
Öğretmenlerin kamuda ayrıcalıklı bir yere sahip olması gerekirken aksine en altta ve en sonda akla gelmesi de öğretmenlerin en büyük üzüntülerinden biri. Çeşitli bakanlıklarda personelin maaşlarında iyileştirmeler yapılıyor, ama öğretmenler için bir şey yok. Öğretmenler 3.5 lira olan ek ders ücretinin 10 lira olmasını istiyorlar.
Öğretmenlerin isteklerini yerine getirmek bu kadar mı zor? Öğretmenler bunları hak etmiyorlar mı?
Köy öğretmenlerinin durumu tam ''ört ki ölem'' .
O öğretmenler resmen sürünüyorlar. Kuş uçmaz, kervan geçmez yerlerde, en ücra köşelerde kaderlerine terk edilmişlerdir. Ulaşım sorunları, sağlık sorunları altında ezilmektedirler. En yakın kasabaya, kente gidemediği için hastalıktan ölen öğretmenler vardır. İzinlerinde memleketlerine gitmek isterken yollarda donup ölen öğretmenler vardır. Sadece doğa koşullarının değil, görev yaptıkları köylerde, köyün ya da bölgenin sosyal, ekonomik ve kültürel baskıları altında çalışmak zorundadırlar. Kimi ağaların, kimi yerel parti yönetimlerinin isteklerine ya boyun eğmekte ya da çok sevdiği, gönül verdiği işini ve mesleğini terk etmek zorunda kalmaktadırlar.
Her 24 Kasım'da öğretmenleri göklere çıkaran nutukların artık hiçbir anlamı yok. Hatta bu tür konuşmalar ters tepiyor, mide bulandırıyor.
Öğretmenler artık edebiyat değil, süslü sözler değil, somut adımlar istiyorlar. Kutsal görevlerini yerine getirirken insan gibi yaşayacak koşulların sağlanmasını bekliyorlar. Zorla geri alınan saygınlıklarını yeniden kazanmak istiyorlar. Öğretmenin saygınlığının kalmadığı bir toplumda hiç kimsenin, hiçbir kesimin saygın olamayacağının bilinmesini istiyorlar.
hikmet.bila@ntv.com.tr
"BUGÜN Öğretmenler Günü, yaşamın, bir ülkenin gerçek kurucuları olan bütün öğretmenlerin günü kutlu olsun."
''Ben manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım, ilimdir ve akıldır. Zaman süratle ilerliyor. Milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilimin gelişimini inkâr etmek olur.
Benden sonra, beni benimsemek isteyenler bir temel eksen üzerinde, akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse manevi mirasçılarım olurlar...''
EVET / HAYIR OKTAY AKBAL
Bendeki Atatürk...
10 Kasım 1938 günüydü... Yağmurun çiselediği bir sabah. Okul Müdürü Agah Sırrı Levent , havuzun kenarına çıktı. Gözleri yaşlıydı... ''Çocuklar, Atatürk'ümüzü kaybettik'' dedi. Sustu kaldı. Hepimiz sustuk kaldık. Sessizlik büyüdü, büyüdü... Bir anda ne olduğunu anlayamamıştık. Nasıl oluyordu, nasıl Atatürk ölüyordu? Bir yalan mıydı, bir düş müydü?..
Düşten gerçeğe dönmemiz uzun sürmedi. Artık, yalnızdık, yapayalnızdık! Türk ulusu yalnızdı! Babamızı yitirmiştik! Her evden bir cenaze çıkmış gibiydi... O günler belleğimizde capcanlı durur, aradan nice yıllar geçip gittiği halde...
Hepimizindir Atatürk... Ama benim için özel bir yeri var. İlkokulun ilk sınıfından, Onuncu Yıl Marşı'nı ezberlediğim, tüm sınıfa, mahalle çocuklarına ezberlettiğim günden bu yana yaşadığım.. Anı değil, gerçek bir yaşantı!..
Gazi Paşa'ydı, Mustafa Kemal Paşa'ydı... Derken soyadı yasasıyla Atatürk oldu. Hepsi bir bütünü, bir kişiliği simgeler. Gazi Mustafa Kemal Atatürk... Birbirinden ayrılmaz... Ölüm denen kaçınılmaz gerçeğin elini bile süremeyeceği, yok edemeyeceği bir anlam, bir bütün, bir varlık...
İlk kalem denemelerimde hep onu yazdım. Onu anlatmak istedim. Topluma, dosta, arkadaşa, okura, anlamını, değerini, sonsuzluğunu duyurmak! ''Atatürk Yaşadı mı'' dedim;
''Atatürk Bir Gün Gelecek'' dedim; ''Atatürkçülük Savaşımız'' dedim kitaplarımda.. Daha nice yazı, seslenişlerimde.. Ağıt mı? Değil, hep yaşayana, hep yaşayacak olana ağıt yakılmaz ki!.. O hep yanımızdadır, başımızdadır, bir gün gelecektir, kötülüğü, kötüleri, hainleri tüm iç ve dış düşmanlıkları ezip geçecektir diye umutla, inançla!..
Yaşantım boyunca Çankaya'ya, Atatürk'ün kartal yuvasına çıkan cumhurbaşkanlarımızdan, Atatürk'ün ilke ve devrimlerine sahip çıkmalarını bekledim! Ama çoğunlukla umduğumu bulamadım. Bir İsmet Paşa 'ydı türlü zorluklara karşın arkadaşının emanetini korumaya çalışan.. Cemal Gürsel 'di. Fahri Korutürk 'tü... Günümüzde de, Sayın Ahmet Necdet Sezer ...
Yarın ne olacak? Atatürk'ün uygarlaşma devrimlerini, ilkelerini kim koruyacak, kim savunacak?
Meclis'in üst katında bir hayalet dolaşıyormuş! Milletvekilleri korkuyorlarmış! İyi bilelim, o bir hayalet değildir, çağdışı düşünceleri savunmaya, yerleştirmeye çalışanların kafalarındaki korkunun gölgesidir!
Cumhuriyet 10.11.2005
ATATÜRK Üzerine:
'Yıkın Heykellerimi' Şiir 'S. Apaydın' İşte O Atatürk Şiir Tahsin SARAÇ Atatürk'ten Son Mektup Şiir Halim YAĞCIOĞLU Kurtuluş Savaşı Destanı'ndan Şiir Nazım Hikmet Atatürk'ün Bütün Eserleri 15 CİLT TAMAMLANDI Atatürk'ün Bütün Eserleri Yazı Bertan ONARAN TIKLAYINIZ
80.YILDÖNÜMÜNDE ATATÜRK'ÜN KASTAMONU VE İNEBOLU SÖYLEVLERİ (NUTUKLARI) -------------------------------------------------------- Atatürk'ün Kastamonu Söylevi (30 Ağustos 1925) Atatürk'ün İnebolu Söylevi (27 Ağustos 1925) İçin TIKLATINIZ
ATATÜRK
Atatürk dedim iptida Önümü ilikledim.
Nasıl söylerim öldüğünü Atatürk'üm karşımda, Yatmış uyumuş karlar üstüne Kalpağı başında.
Nasıl söylerim öldüğünü Çenesine uzanmış eli Atatürk'üm çıkar Kocatepe'ye Dalgın, düşünceli.
Nasıl söylerim öldüğünü Elinde beyaz tebeşir Geçmiş tahta başına Atatürk'üm ders verir.
Nasıl söylerim öldüğünü Başında yeni şapkası Yola çıkmış yürümüş Kalabalık arkasında
Nasıl söylerim öldüğünü nasıl Bir ışık vurmuş yüzüne Atatürk'üm bakıyor besbelli Çekidüzen verelim üstümüze.
İlhan DEMİRASLAN
" An geldi" Attila İlhan Öldü. ----------------------------------
Attila İlhan (15 Haziran 1925, İzmir-11 Ekim 2005, İstanbul)
(Attila İLHAN Şiir Arşivi ve Hakkında Yazılanlar İçin TIKLAYINIZ...)
AN GELİR
an gelir paldır küldür yıkılır bulutlar gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet o eski heyecan ölür an gelir biter muhabbet çalgılar susar heves kalmaz şatârâbân ölür
şarabın gazabından kork çünkü fena kırmızıdır kan tutar / tutan ölür sokaklar kuşatılmış karakollar taranır yağmurda bir militan ölür
an gelir ömrünün hırsızıdır her ölen pişman ölür hep yanlış anlaşılmıştır hayalleri yasaklanmış an gelir şimşek yalar masmavi dehşetiyle siyaset meydanını direkler çatırdar yalnızlıktan sehpada pir sultan ölür
son umut kırılmıştır kaf dağı'nın ardındaki ne selam artık ne sabah kimseler bilmez nerdeler namlı masal sevdalıları evvel zaman içinde kalbur saman ölür kubbelerde uğuldar bâkî çeşmelerden akar sinan an gelir -lâ ilâhe illallah- kanunî süleyman ölür
görünmez bir mezarlıktır zaman şairler dolaşır saf saf tenhalarında şiir söyleyerek kim duysa / korkudan ölür -tahrip gücü yüksek- saatlı bir bombadır patlar an gelir Attila İlhan ölür
Attila İlhan
...NETEKİM... ASMAYALIM DA BESLEYELİM Mİ?... YANİ.... Önce bir kez TIKLAYINIZ... Açılacak olan sayfada daha çooook tıklanacak sözcük var...
Sağdan bir tane soldan bir tane asalım dedik!
Kenan Evren'den gecikmeli itiraf: Dedik ki sağcı solcu yok! Mümkünse bir sağcı bir solcu, iki sağcı iki solcu... İkisini beraber yapalım. Sonra bize sağı tutuyor solu tutuyor demesinler. Onun için bir ondan bir ondan yapmak suretiyle infazları hemen onaylıyorduk
25 yıl sonra aynı zihniyet
78'liler Girişimi ile çok sayıda sivil toplum örgütünün düzenlemek istediği mitingin yasaklanmasını protesto eden gruba polis saldırdı.
12 EYLÜL ile neler yaşandı? -1- 12 EYLÜL ile neler yaşandı? -2- 12 EYLÜL ile neler yaşandı? -3-
12 Eylülün kökü dışarıdadır HAZIRLAYAN: Fatih Polat
Sunu Prof. Dr. Alparslan Işıklı, 12 Eylül müdahalesinin ardından, önce gözaltına alınan daha sonra da görevden alınan bir bilim insanı olarak, 12 Eylül'ün yarattığı tahribatı hem birebir yaşamış, hem de çok yakından gözlemlemiş bir isim. 12 Eylül'ün hem uluslararası bağlamına işaret ediyor, hem de içeride yarattığı etkilere dikkat çekiyor. Yazar Adnan Özyalçıner ve Evrensel Kürltür Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Aydın Çubukçu ise, 12 Eylül'ün kültürel yaşamımız üzerindeki tahbiratlarına dikkat çektiler. Yarın ise, Doç. Dr. Yüksel Akkaya 12 Eylül'ün sendikal mücadele ve işçi hareketi üzerindeki etkilerini anlatıyor.
12 EYLÜL VE KÜLTÜR
Evrensel Kültür Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Aydın Çubukçu: "12 Eylül rejiminin önde gelen kültürel hedefi, devletin kuşattığı alanlar dışında politika yapılmasının engellenmesi ve bunun tamamlayıcısı olarak da, halkın politikadan soğutulması, genel olarak yönetim ilişkilerine karşı ilgisizleştirilmesi idi"
Yazko boş durmadı
Yazar Adnan Özyalçıner, 12 Eylül'ün kültürel hayat üzerindeki tahribatını anlatırken, ona karşı gelişen Yazko gibi direniş ögelerini de anlatıyor.
Emekli Günlüğü ----------------
TEDAŞ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE TAŞKÖPRÜ TEDAŞ'I RESMEN ŞİKAYETİMDİR
2005-09-22 Perşembe. Sabah kalktım saat 10.00 sularında, lavaboya uğrayıp elimi, yüzümü yıkadıktan sonra kahvaltıya değin gazetelere bir göz atayım diye PS'nin başına oturdum ki ne göreyim elektrikler kesik. Sigortaya baktım açık. Şöyle böyle öğleyi ettik. Bir de şu ana sigortaya bakayım dedim indim aşağı, bir şey yok... Tam kapağı kapatıyordum ki gözüme saatin kenarına sıkıştırılmış bir kağıt ilişti; aldım sekize katlanmış bir mühürleme yazısı ama saatte mühür de yok dışta. Sonra kapağın sökülmüş olduğunu gördüm: Vida ve abonman numara plakası da boşta olunca içten mühürlenmiş diye Kastamonu Taşköprü TEDAŞ Şubesini aradım, neden sonra sorduğumda stajyer olduğunu söyleyen bir görevli çıktı telefona, "bir yetkili ile görüşebilir miyim?" dedim, "Şu anda kimsenin olmadığını, arıza ya da bakıma gitmiş olacaklarını, kendisinin de stajyer olduğunu" söyledi. Bunun üzerine Taşköprü Şekerbank Şubesini aradım. 29 Ağustos 2005 tarihli son fatura bedeli de alınmış... Allah Allah... Sonra yeniden TEDAŞ'ı aradığımda çıkan aynı stajyere "hiç mi kimse olmadığını" sordum daha mesai saati olduğunu söyleyince bu kez: "Ben VEZNE AĞABEYİ çağırayım diye gitti . Hayli beklememin ardından Vezne Ağabey geldi Fatura ödendiği halda elektrik saatinin neden mühürlenmiş olduğunu anlayamadığımı söyleyerek bu konuda beni aydınlatmasını istedim. Eski borç vardır o zaman dedi, Ben de nasıl olur deyince gidip baktı geldi "29 Temmuz 2005 ödenmemiş" dedi. "O zamandan bu yana bir ihbarname gelmez mi, sadece mühürleme kağıdı var elimizde ya da gizli gizli mühürlemeden zile basıp söylenemez miydi?" deyince haklısın orda ama parayı bankanız vermemiş dedi. Banka hesapta para olmadığından Otomatik talimatla alınamadığını, bu sorunun TEDAŞ'a gidilerek çözülmesi gerektiğini söyleyince para yatırıldı ama ben bir gün boyunca elektriksiz kaldım.. Akşamüzeri Lütfedip açtılar. Şimdi TEDAŞ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE soruyorum: TEDAŞ Tebligat Kanunu dışında mı çalışıyor, habersiz tebligatsız son fatura 25 gün önce yattığı halde 25 gün sonra 55 gün önceki fatura yüzünden tebligatsız mühürleme nasıl oluyor, TEDAŞ çalışanlarının asli görevi "mühürle- aç; 7YTL cebellezi mi?" Vatandaşın günahı ne? Ben nerden bilebilirim banka da uyarmayınca? Bu durum yalnızca Taşköprü TEDAŞ'a has olsa gerek diye de avunuyorum yoksa bu zamanda bu kadar ilkellik ve Orman Yasası... Düşünemiyorum. Lütfen nasıl sorulması gerekirse o şekilde durum TEDAŞ TAŞKÖPRÜ ŞUBESİ'ne sorulsun ki başka vatandaşlar da aynı mağduriyetle karşılaşmasın!... (Küçük Not: Biraz tartışmamızdan ya da az çok suçluluk duyduklarından olsa gerek mühürlü saatin mühür açma parası 7 YTL benden alınmadı. Bu da keyfi bir uygulama elbette, dediğim yasanın bir parçası... Ama belirtmek istedim.
TEDAŞ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE SAYGILARIMLA...
Ali ŞAHİN Pulcular Mahallesi, 2. Sokak No: 15 Taşköprü- KASTAMONU/ 68850 No'lu Abone)
11.10.2005 tarihinde BEDAŞ'tan Şöyle bir yanıt geldi. AYNEN yayınlıyorum: -----------------------------------------
From : halklailiskiler Sent : Tuesday, October 11, 2005 6:26 AM To : Ali ŞAHİN Subject : Elektrik botcu
Sayı : B.02.2.TED.1.09.00.63.510.0 Tarih : ....... 11/10/2005 Konu : Elektrik borcu
Sn.Ali ŞAHİN Pulcular Mahallesi 2.Sokak No:15 Taşköprü/KASTAMONU
İLGİ: 26/09/2005 tarihli mesajınız,
İhbarname bırakılmadan elektriğinizin kesildiğine ve personelimiz ile tartışmanızdan dolayı da kesme-açma ücreti olan 7 YTL bedelin keyfi olarak tarafınızdan alınmadığına ilişkin ilgi mesajınız konusu incelenmiştir.
Kayıtlarımızda yapılan incelemede; elektriğinizin kesilmesine sebep olan 29/07/2005 son ödeme tarihli fatura için 06/09/2005 tarihinde 2.uyarı ihbarnamesi bırakıldığı ve borcun yine ödenmemesi üzerine de 22/09/2005 tarihinde elektriğinizin kesildiği tespit edilmiştir. İhbarname ve elektrik kesme belgeleri yazımız ekinde gönderilmektedir.
Enerjisi kesilen abonelerden alınması gereken 6.50 YTL + %18 KDV kesme-açma ücretinin tarafınızdan alınmaması ise;
-Firma elemanları günlük kesme işlemlerini tamamladıktan sonra kurum yetkilisine enerjisini kestikleri abonelerin tutanaklarını teslim etmektedirler. Bu teslim ile enerjisi kesilen abonelere bilgisayar sisteminde "Ceryan Kesik-Abone Borçlu" kodu girilmektedir.
-Ancak, aboneliğinize bu kod girilmeden Kurum veznemize ödeme yapmanız sebebiyle kesme-açma ücreti tahakkuku yapılmamıştır.
Mesajınızda iddia ettiğiniz gibi keyfi bir uygulama söz konusu değildir.
Bilgilerinizi rica ederiz.
Dilara ONUR İbrahim KAPUSUZ Halkla İlişkiler Şefi Genel Müdür Yardımcısı
EKLER : 1-Belge örnekleri (2 adet) -------------------------------------------------------------------------------- Attachment : alişahin.doc (0.18 MB)
ANCAK:
Ekte gösterilen tebligatlar çıkmadı ileti ekinde. Ben hala kime, ne zaman nasıl bir tebligat yapıldığını; tebligatın bana ve ailemden kimseye imzalatılmadığına göre acaba kime imzalatıldığını merak ediyorum. Ayrıca bu yayından sonra bir çok aboneden aynı minval üzere bir çok Öykü dinlediğimi de belirtmek istiyorum. Yanıt gönderme inceliğini gösteren ilgililere teşekkür ediyorum. Acaba bu belgelerin imzalı örnekleriyle de beni aydınlatırlar mı?
Yanıt geldiğinde onları da aynen yayınlamak boynumun borcu olsun.
Şimdilik bu kadar... Saygılarımla..
Ha bir de, "TEDAŞ Tebligat Kanunu dışında mı çalışıyor?" Yasaya uygun tebligatı ben de biliyorum, 15 yıllık yöneticiliğim var iyi kötü... Herkes evdeyken, kimseye bir şey imzalatılmadı, imza varsa kuşkulu, gerekli sorusturmanın yapılıp yapılmadığını da bilemiyorum.
Ali ŞAHİN Emekli Öğretmen
29.08.2005 Atatürk'ün Taşköprü'ye Gelişi'nin 80. Yıldönümü Kutlamalarından Görüntüler...
ŞAPKA İNKILABI TÖRENLERİ TAŞKÖPRÜ'DE DEVAM ETTİ
Yazar BARIŞ KARABACAK
Atatürk'ün Kastamonu'ya Gelişleri Şapka ve Kıyafet İnkılabının 80. Yılı Kutlamaları ilçelerde de tüm hızıyla sürüyor. Dün Taşköprü'de düzenlenen törende konuşan Vali Mustafa Kara Büyük Önder Atatürk'ün hedef gösterdiği Çağdaş Uygarlık seviyesine yükselmenin çok çalışmaktan geçtiğini söyledi. Şapka ve Kıyafet Inkılabı'nı ilan etmek için geldiği ilimizde kaldığı süre içerisinde bir çok ilçeyi ziyaret eden Büyük Önder Atatürk için ilçe kaymakamlıkları ve belediyelerince törenler düzenlenmeye devam ediliyor. 29 Ağustos 1925'te Büyük Önder Atatürk'ün Taşköprü'ye gerçekleştirdiği ziyaret dün ilçede düzenlenen coşkulu bir törenle kutlandı. Vali Mustafa Kara, Taşköprü Kaymakamı Recep Soytürk, Taşköprü Belediye Başkanı Hasan Atlan, Kastamonu Emniyet Müdürü Durmuş Demirbaş ile çok sayıda Taşköprülü vatandaşın katıldığı kutlamalar Taşköprü'nün simgesi Taş Köprü'den başlayan kortej yürüyüşü ile start alırken Taşköprü Meydanında günüm anlam ve önemi belirtilen konuşmaların yapılmasının ardından folklor ekiplerinin sergiledikleri gösteriler ile son erdi. Törende yaptığı konuşmasında Atatürk'ün hedef gösterdiği Çağdaş Uygarlık Seviyesine çok çalışarak ulaşılabileceğini vurgulayan Vali Mustafa Kara " Atatürk'ün Kastamonu'ya gelişleri Şapka ve Kıyafet İnkılabı'nın 80. Yıl Dönümünü kutluyor. Bu mutlu gün hepimize kutlu olsun. Tarihte milletimizin yaşadıkları sorunlar hepimizin malumudur. Bizim bugün amacımız tarihte yaşanan olaylardan ders çıkarmak suretiyle Türkiye Cumhuriyetini Büyük Önder Atatürk'ün hedef gösterdiği çağdaş medeniyetler seviyesine ulaştırmaktır. Bunun içinde birlik ve beraberlik içerisinde daima çalışmak, çok çalışmak durumunda olduğumuzu ifade etmek isterim. Şapka ve Kıyafet İnkılabıyla Büyük Önder Atatürk kendi ifadeleriyle medeni ve uygar bir toplum oluşturmak istemiştir. Bugün bu hedeflere çok yaklaştığımızı görüyoruz. Özellikle Kastamonu ziyaretlerinin 9 gün gibi uzun sürmesi, ilçeler ile merkezde kalmış olmaları Atatürk'ün Kastamonu'ya verdikleri önemi göstermektedir. Kastamonu'nun tarihteki yararlılıklarının bir sonucudur. Ayrıca Büyük Önder Kastamonu halkı devletine saygılı bir halktır, itaatkardır ve her zaman Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Türk Devleti'nin yanında olmuştur ifadeleriyle Şapka Kıyafet İnkılabını Kastamonu'da gerçekleştirme nedenini açıkça ortaya koymuştur. Zorluklar ve tarihimizdeki başarılarla geleceğe güvenle bakıyoruz. Birlik beraberlik içerisinde çok çalışmak suretiyle Büyük Önder Atatürk'ün hedef gösterdiği Çağdaş Uygarlık Seviyesine çıkabileceğimizi görüyoruz" dedi. Son Güncelleme ( 29.08.2005 - Pazartesi )
GÖKIRMAK TEMİZLENİYOR
Batı Karadeniz Bölgesini geçtiğimiz hafta içinde etkisi altına alan sağnak yağışlar nedeniyle sel ve su baskınlarına maruz kalan Taşköprü'de, ağaç ile kaya parçalarının birikintiler oluşturduğu Gökırmak Çayında, Taşköprü Belediyesi tarafından temizlik çalışması başlatıldı. Dün Gökırmak'ta çalışmalara başlayan Belediye ye ait dozer ve katolar, suyun normal akışını sağlamak için saatlerce Çay içerisinden kaya ve ağaç parçalarını çıkarmak için çaba sarf etti. Ayrıca Festival öncesi cadde ve sokakları pırıl pırıl temizleyen belediye, sel sularının balçık tarlasına döndürdüğü yollarda yeniden temizlik çalışması başlattı. http://www.nasrullahgazetesi.com ;29.08.2005
... diğer fotoğraflar için TIKLAYINIZ
DALGACI MAHMUT
işim gücüm budur benim, gökyüzünü boyarım her sabah, hepiniz uykudayken. uyanır bakarsınız ki mavi.
deniz yırtılır kimi zaman. bilmezsiniz kim diker; ben dikerim.
dalga geçerim kimi zaman da, o da benim vazifem; bir baş düşünürüm başımda, bir mide düşünürüm midemde, bir ayak düşünürüm ayağımda, ne haltedeceğimi bilemem.
Orhan Veli KANIK
E T K İ N L İ K L E R'den -------------------------- -------------------------- İ z l e n i m l e r Ali ŞAHİN
22 Temmuz/ 03 Ağustos 2005 Sahillerde Şenlikler Birbirini Kovalıyor
"Deniz havasıyla orman havası harman olmuş/ Nikah kıymış yeşille mavi, Çatalzeytin doğmuş" diyor Tahsin ŞENTÜRK bu küçük sahil ilçesi için. İster Sinop- Ayancık- Türkeli istikametinde, ister Kastamonu istikametinden girin ilçeye sizi gazinolar karşılıyor sağ yanında caddenin.... Taşköprü'den bir kez daha yola çıkıyoruz. Bu yıl leyleği havada gördük. Cide festivalinden sonra bu kez de Kastamonu'nun Karadeniz sahillerinin en doğusuna Çatalzeytin'e gideceğiz. 15-17 Temmuzda "33. Bozkurt Yakaören (İlişi) Kültür ve Deniz Şenlikleri'nde Lerzan MUTLU ile coşan Karadeniz sahilleri bu kez, 29'ncusu gerçekleştirilecek olan Çatalzeytin Ginolu Gümüş Balık Festivali'yle şenleniyor. 22 Temmuz Cuma günü saat 14.30'da Atatürk Anıtına çelenk koyma ile başlıyor. Bugün ilçede Pazar da kuruluyor, sabahtan çıkıyoruz yola... Kastamonu'ya girmeden İnebolu yoluna dönüyoruz, Gelin Dağı'nda yapıyoruz sabah kahvaltımızı. Çatalzeytin'e 10 kilometre kala yolun hemen sağında bir anıt ve onu çevreleyen yapı topluluğu ile karşılaşınca şaşırıyor, inip inceliyoruz. Güneş ışınları tersten vurduğu için fotoğraf almayı dönüşe bırakıyoruz. 5 gün sürecek festival 26 Temmuz Salı günü sona erecek. Festival çerçevesinde ilk gece havai fişek eşliğinde Abidin, Firdevs, Eser ve Tuğba Özerk konseri ile açılıyor festival, İkinci günü saat 10.00'da işadamlarıyla toplantıdan sonra Ginolu'da yüzme yarışmaları, Ginolu koylarına gezi, futbol turnuvaları ile devam eden festivale gece yine konser damgasını vuruyor saat 21.00'den itibaren ünlü pop star Gökhan Özen konserini izliyoruz. Çatalzeytin Gümüş Balık Festivali programı içinde yer alan "Koru Yaylası" Gezi ve Şenlikleri Pazar günü yapılıyor. Kastamonu Çatalzeytin'liler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Yusuf Öz yaptığı açıklamasında, "düzenlemiş olduğumuz program çerçevesinde yapılacak olan Koru Yaylası etkinliklerimize tüm hemşerilerimizi, dernek üyelerimizi ve konuklarımızı gezi ve şenliklerimize davet ediyoruz" diyor. Geziye ve Şenlik etkinliklerine katılmak isteyen vatandaşlar, Çatalzeytin Salı pazarı mevkii, Çatalzeytinliler lokali önünde gelen konuklarla birlikte 24 Temmuz Pazar günü saat 08.00'da Koru yaylasına hareket ediyorlar, bizse denizin tadını çıkarmaya Ginolu'ya yollanıyoruz. Akşam saat 21.00'de Akif OKTAY yönetiminde Recep BİLGİNER'in "Parkta Bir Sonbahar Günüydü" tiyatro oyununu izliyoruz. Pazartesi gününün çeşitli etkinliklerinden sonra gece ise Hasan Yılmaz ve Recep Bal konserleri ile bir müzik şöleni yaşıyor sahil sakinleri gurbetten ve komşu ilçelerden gelenler... Salı günü Festival değerlendirme toplantısı, çeşitli yarışmaların ardından saat 21.00'de Akif OKTAY,Tahsin ŞENTÜRK, Harun ÜNLÜ, Ozan OZANOĞLU ve Esat KAPLAN'ın katıldığı bir "Şiir Dinletisi" ile kapanıyor festival...
Festival bitiyor Çatalzeytin'de ama sakin kasabada güneş, kum ve deniz keyfi sürüyor... Kasabanın sakinliğiyle denizin öfkesi bir tezat oluştursa da zaman zaman... 2 günlük tatil keyfinin ardından bu kez bir başka sahil kasabası festivali başlıyor: Behçet Kemal ÇAĞLAR'ın, "Hiç yüz vermez geriye kötüye yabana,/ Başı dik alnı açık Atatürkçü Abana./ Mavi suyla,yeşil dağ arasında mutlu hür, / Abana yürekten bağlı büyük Atatürk sana. ..." dediği Abana'dayız. Cuma günü başlıyor 21. Abana Kültür Sanat ve Deniz Şenlikleri ... Şenlikler nedeniyle ilçede izdiham ve konaklama sorunu yaşanacağını düşünerek gündüzleri Ginolu'da denize girip akşamları izlemeye çalışıyoruz festivali... "Abana festivaline katılmak üzere ilçeye geleceği, geceyi Abana'da geçireceği duyurulan BAYKAL'ın" ve eski turizm bakanı Abdülkadir Ateş'in katılmadığı festivalde CHP'li Belediye başkanı Şevket YAZKAN'ın partili konukları arasında Kastamonu CHP Milletvekili Mehmet YILDIRIM, CHP Sinop Milletvekili Engin ALTAY vardı. Şenlik'te düzenlenen konserler, Abana'ya yoğun bir izleyici topluluğunun akınına yol açtı. Şenliğin birinci gününde Volkan KONAK, ikinci gününde Grup Gece Yolcuları ve Niran ÜNSAL Abana'da söyledikleri birbirinden güzel şarkılarla izleyenleri büyülemeyi başardı. Volkan KONAK yakın arkadaşı Kazım KOYUNCU'nun anısına söylediği "Dido" eserini okurken gençler KONAK'a eşlik etti. Zaman zaman şarkı aralarında Abanalılarla sohbet eden Volkan KONAK, Abana'yı çok sevdiğini ve bir sonraki şenliklerde de gelmek istediğini söyledi. Bol bol Plaket dağıtan Belediye Başkanı Şevket YAZKAN sanatçı Volkan KONAK'a da konser sonunda bir plaket verdi.
Şenliğin ikinci gününde ise son günlerin en çok dinlenen müzik grubu Grup Gece Yolcuları konser alanındaki binlerce kişiyi coşturdu. "Unut Beni" parçasıyla başlayan konserde son çıkan albümlerinin sevilen parçalarını seslendirdi. Yaklaşık iki saat sahne alan gruptan sonra Sanatçı Niran ÜNSAL sahne aldı. Konserinde binlerce kişiyi coşturan Niran ÜNSAL gecenin geç vakitlerine kadar birbirinden güzel şarkılarla geceye katılanlara unutulmaz bir şenlik yaşattı. Konseri bazı vatandaşlar sahilde oturarak dinlemeyi tercih etti. Sanatçılara Abana Belediye Başkanı Şevket YAZKAN şenlik anısına birer plaket verdi. Gecenin sonunda gülme yarışması yapıldı. Şenlikte konserlerin geç başlamasına gençlerin tepki göstermeleri gözlerden kaçmadı. Yetkililer bu konuda bir açıklama yapma gereği duydular, festival alanının Cami ile bitişik olması nedeniyle yatsı namazından önce konserleri başlatamadıklarını belirttiler.
Abana Kaymakamlığının düzenlediği en fazla kitap okuma yarışmasında dereceye girenlere şenliğin birinci gününde konser öncesi ödül töreni yapıldı. Gecede bir konuşma yapan Kaymakam Gökhan AZCAN, kitap okumanın öneminden bahsederek, kampanyaya verilen destekten dolayı tüm Abanalılara teşekkür etti. En fazla kitap okuyan öğrencilere KATSO'nun tarafından hediye edilen bilgisayar verildi.
Abana Belediyesi tarafından düzenlenen şenliklerin ikinci gününde tavla satranç turnuvaları, Liman etkinlikleri, uçurtma şenliği, masa tenisi, plaj voleybolu, basketbol karşılaşmaları yapıldı. Avrupa Birliği ve Turizm konulu panel düzenlendi.
Panelde Gazeteci Yazar Nazım ALPMAN, Fuat KOZLULU, Gürkan AKÇEER konuşma yaptı. Gazeteci Nazım ALPMAN'a Abana Belediyesi'nin hemşerilik beraatı konser öncesi verildi. Şenlik gecenin sonunda yapılan havai fişek gösterileri ile sona erdi.Biz de konakladığımız Çatalzeytin'e doğru yola çıktık geç saatlerde... Son gün ise Abanalılar Soner Olgun konseri ile coştu... Güzel bir festival de coşkulu bir şekilde sona erdi, başkanın Soner olgun'a verdiği plaket ve havai fişek gösterileriyle... Sessiz sakin bir tatil sonu Abana üzerinden Kastamonu'ya oradan tekrar tilkinin hesap kürkçü dükkanımıza, Taşköprü'ye döndük...
Yazı ile İlgili; İlişi- Çatalzeytin- Abana- Devrekani- Taşköprü... Fotoğrafları için tıklayınız...
Kastamonu Sahillerindeki Öğretmenevlerimizden "ÇATALZEYTİN ÖĞRETMENEVİ" İLE SÜRDÜRÜYORUZ... ÇATALZEYTİN ÖĞRETMENEVİ
Çatalzeytin Öğretmen Evi 16 yataklı olup, 2 kişilik, 3 kişilik, 4 kişilik odalara sahiptir. Odalardan bir bölümü deniz manzaralıdır; ancak bazı odalarda ayrı ayrı duş ve tuvalet bulunmamaktadır.
ULAŞIM Ankara- Bartın- Amasra- Cide- İnebolu ve Abana üzerinden, İstanbul- Bartın- Amasra- Cide- İnebolu ve Abana üzerinden, Kastamonu- Devrekani üzerinden, Sinop- Ayancık- Türkeli üzerinden, karayolu ile ulaşım sağlanmaktadır.
KONAKLAMA ÜCRETLERİ Banyolu Odalar Kişi Başına Üye : 5,00 YTL Kamu Personeli : 10.00 YTL Serbest Meslek: 12,00 YTL
Banyosuz Odalar Kişi Başına Üye : 5,00 YTL Kamu Personeli : 8.00 YTL Serbest Meslek: 10,00 YTL
PERSONELİMİZ MÜDÜR: Ozan OZANOĞLU GÖREVLİ: Ümit AZAK
HABERLEŞME TELEFON: 0 366 516 16 38/ 516 12 48 Müdür Cep: 0535 508 37 99/ Ev: 0366 516 21 71 E-POSTA: ozan.ozanoglu@mynet.com Görevli Cep: 0505 488 01 49/ Ev: 0366 516 14 68 E-POSTA: umitazak@hotmail.com
Çatalzeytin Öğretmenevi İçin TIKLAYINIZ...
KASTAMONU SAHİLLERİNDEKİ ÖĞRETMENEVLERİMİZİN TANITIMINA "CİDE ÖĞRETMENEVİ" İLE BAŞLADIK...
SAHİLDEKİ ÖĞRETMENEVLERMİZ'den
CİDE ÖĞRETMENEVİ
TARİHÇE Kastamonu İl Kültür Müdürlüğünce korunması öncelikli tarihi eser sınıfına dahil edilen Cide Öğretmen Evi binası 1890’lı yıllarda Hükümet Konağı olarak Sultan Abdülhamit Han döneminde, devleti temsilen yapılmıştır. Sultan Abdülhamit Han, devlet personelinin konaklarda oturarak halka hizmet etmesi açısından, her kazaya “Hükümet Konağı” yapılması için ferman çıkarmış ve bu tip binalar yapılarak törenlerle hizmete açılmıştır. Cumhuriyet Döneminde de hükümet Binası olarak kullanılmıştır. Yeni Hükümet Binasının yapılması ile bir süre boş kalmış, 1990 yılından itibaren “Öğretmen Evi” olarak kullanılmak üzere Milli Eğitim Bakanlığına devredilmiştir.
Cide Öğretmen Evi 27 yataklı olup, 1 kişilik, 2 kişilik, 3 kişilik, 4 kişilik ve gerektiğinde 5 kişilik odalara sahiptir. Ancak binanın tarihi eser oluşu sebebiyle bina hatlarında oynama yapılamadığından dolayı her odada ayrı ayrı duş ve tuvalet bulunmamaktadır.
ULAŞIM Ankara–Bartın-Amasra üzerinden, İstanbul- Bartın-Amasra üzerinden, İstanbul–Kastamonu–Şenpazar üzerinden, Sinop–İnebolu-Doğanyurt üzerinden, karayolu ile ulaşım sağlanmaktadır.
KONAKLAMA ÜCRETLERİ Üye-Üye yakını : 6,00 YTL Kamu Personeli : 7.50 YTL Diğer : 9,00 YTL PERSONELİMİZ MÜDÜR Hüseyin UĞUR GÖREVLİ Erdal ERDEM
HABERLEŞME ADRES: Eski Hükümet Binası. Kat:2 Cide / KASTAMONU TELEFON : 0 366 866 20 33 E-POSTA : huseyinugur37@hotmail.com MSN : huseyinugur37@hotmail.com Müdür Cep tel : 0 542 375 95 81 Görevli cep Tel : 0 505 488 01 49
Cide ve Öğretmenevinden görüntüler için TIKLAYINIZ...
AYIN EDEBİYAT TAKVİMİ'nden
Edebiyat Takvimi / Ekim
Doğanlar
4 Ekim 1910 Cahit Sıtkı Tarancı
Ölenler
1 Ekim 1964 Safiye Erol
6 Ekim 1657 Kâtip Çelebi
6 Ekim 1968 Sabri Esat Siyavuşgil
13 Ekim 1956 Cahit Sıtkı Tarancı
13 Ekim 1973 Halikarnas Balıkçısı
15 Ekim 1958 Asaf Halet Çelebi
18 Ekim 1949 Enis Behiç Koryürek
18 Ekim 1957 Hüseyin Cahit Yalçın
24 Ekim 1969 Behçet Kemal Çağlar
25 Ekim 1924 Ziya Gökalp
28 Ekim 1978 Agâh Sırrı Levent
29 Ekim 1789 Aziz Efendi
29 Ekim 1949 İbrahim Alaettin Gövsa
****************** ************* **********
Edebiyat Takvimi / Eylül Doğanlar 15 Eylül 1901 Kemalettin Kamu 29 Eylül 1883 Celal Sahir Erozan Ölenler 8 Eylül 1974 Celal Sılay 13 Eylül 1871 Şinasi 15 Eylül 1972 Baki Süha Edipoğlu 21 Eylül 1932 Ahmet Rasim 21 Eylül 1959 Ruşen Eşref Ünaydın 21 Eylül 1975 Bedri Rahmi Eyüboğlu 24 Eylül 1973 Şükûfe Nihal Başar 28 Eylül 1917 Süleyman Nesip 30 Eylül 1978 Ali Nihat Tarlan
***** ***** ***** *****
Edebiyat Takvimi / Ağustos
Doğanlar Hüseyin Rahmi Gürpınar 17.08.1864 Nurullah Ataç 23.08.1896
Ölenler Nabizade Nazım 06.08.1893 Nihat Sami Banarlı 14.08.1974 Necmettin Halil Onan 17.08.1968 Tevfik Fikret 19.08.1915 Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu 21.08.1992 Orhan Seyfi Orhon 21.08.1972 Abdülbaki Gölpınarlı 25.08.1982 Ali Ekrem Bolayır 27.08.1937
***** ***** ***** *****
YAZILIŞININ 100. YILINDA A. KADİR Söyleyişiyle Tarih-i Kadim ve Tarih-i Kadim'e Zeyl: -------------------------------------------
Tevfik Fikret (1914) ESKI CAGLAR TARIHI (Tarihi Kadim) ----------------------------------------
Iste, der, insanoglunun gecmis hayati bu. Ve baslar bize maval okumaya. Ninniler uydurup uyutur bizi dedelerimizin derin bosluklar icinde, uzun, zifiri karanlik hayatindan. Gosterir bize evvel zamani, tek dogru, en guzel ornek, der. Bakarsin gelecek gunlerin farki yok gecen geceden. Senin tarih dedigin iste budur, alninda alti bin yillik burusuklar ve bir o kadar da kusku. BasI gecmise bir duse deger, surunur ayagi bombos bir gelecege, bir deri bir kemik, ayakta zorla durur..... (...)
Tevfik Fikret TARiH-i KADiME EK: ---------------------- Molla Sirat'a
Paraya hic dayanmayan bir sairmisim Zangocluk edermisim protestanlara gider Size edebi saygilarimi sunarim efendim Yani yildizli bir kursunun ustadina Bilgin sairine yani islam dininin Molla Sirat hazretlerine yani Lutfen bize ne guzel Zangoclugu yakistirivermisler... (...) Tamamı İçin TIKLAYINIZ
Orhan Karaveli, Tevfik Fikret ve Halûk Gerçeği, Pergemon Yayını, 312 sayfa, 14 YTL Cumhuriyet 09.08.2005 Tevfik Fikret ve Halûk Gerçeği 'Bir Ankara Ailesinin Öyküsü', 'Görgü Tanığı', 'Tanıdığım Nâzım Hikmet' ten sonra, geçen yıl da 'Sakallı Celâl' isimli kitabıyla dikkat çeken gazeteci/yazar Orhan Karaveli , bir (hatta iki) yaşamöyküsünü konu alan yeni kitabıyla çıkıyor 'vitrine': 'Tevfik Fikret ve Halûk Gerçeği' . Neden 'Fikret' ?.. Neden 'Halûk' ?.. Bu soruyu şöyle yanıtlıyor Karaveli:(....)
Kitaptan bölümler için TIKLAYINIZ
Geçmişten Günümüze Taşköprü'de Basın ---------------------------------------------
TAŞKÖPRÜ: Haftalık gazete.Tek Sayı / 30 Ağustos 1950. İlk sayısından sonra çıkmamıştır. Sahibi ve Mesul Müdürü: Şem'i DALAY; Mücadele Matbaası. Kastamonu. İlçenin ilk gazetesi. Başlık altında: "Halkın Dili, Hakkın Dili" Çarşamba günleri çıkar siyasi gazete olduğu yazılıdır.28x41 ebadında, fiyatı 5 kuruş.
TAŞKÖPRÜ: Haftalık gazete. (6 Mart 1959- 22 Nisan 1960) Sahibi ve Mesul Müdürü: Ergin TÜFEKÇİ; Doğrusöz Matbaası. Kastamonu. Çarşamba günleri çıkar. 28x41 ebadında, 4 sütunlu, 2 sayfa, fiyatı 5 kuruş.
TAŞKÖPRÜ'DE UYANIŞ: (5 Mart 1969- 5 Mayıs 1969) Sahibi: TÖS (Türkiye Öğretmenler Sendikası) adına; A. Cahit ARIKAN, Yazı İşleri Müdürü: Zeynel YURTSEVEN. Yenises Matbaası. Kastamonu. Başlık altında: "Genç fikirli demek, gerçek fikirli demektir. K. ATATÜRK" yazısı bulunmaktadır. 41x57 ebadında, 6 sütunlu, 2 sayfa, fiyatı 25 kuruş.
GÖKIRMAK: Haftalık gazete. (13 Mart 1970- ../.. 1974).Sahibi: Mahmut ESKİ, Ziya SEZEN(Kısa bir süre sonra ayrılmıştır); Mesul Müdürü: Halit TERZİOĞLU. Yenises Matbaası. Kastamonu. Başlık altında: "Haftalık Siyasi ve kültürel gazete" yazısı bulunmaktadır. 35x50 ebadında, 5 sütunlu, 2 sayfa, fiyatı 25 kuruş.
TAŞKÖPRÜ'NÜN SESİ: 15 Günlük gazete. (1 Ağustos 1975- ../../ 1988) Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü: Numan ÖZDEMİR. Yeni Kastamonu Matbaası. Kastamonu. Başlığın altında: "Siyasi ve Kültürel gazete. 15 günde bir Cuma günleri çıkar" yazılıdır. 308. sayıdan itibaren gazete el değiştirmiş, Numan ÖZDEMİR, gazeteyi Eczacı Metin BAKIRCI'ya devretmiştir. İlçenin en uzun ömürlü gazetesi olma özelliğini taşıyan TAŞKÖPRÜ'NÜN SESİ gazetesinin bütün sayıları tam olarak Taşköprü İlçe Halk Kütüphanesinde mevcuttur.
GÖKIRMAK: (Taşköprü Belediyesi). 1993 Sahibi: Taşköprü Belediyesi adına: Hasan ALTAN. Genel Yayın Yönetmeni: Muzaffer YILDIZ. Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Ersin TABAKER. Damla Grafik Tesisleri. Başlık altında "Taşköprü Belediyesi'nin Yayın Organıdır" yazılıdır.
Kaynaklar: 1. Hazma ÇİÇEK, Taşköprü İncelemesi (Basılmamış Derleme. Taşköprü Halk Kütüphanesinde mevcut olup öğrenciler ve araştırmacılar için önemli bir kaynaktır.). (Hazma ÇİÇEK: Emekli. Taşköprü Halk Kütüphanesi eski Müdürü) 2.Aziz DEMİRCİOĞLU: Yüz Yıllık Basında Kim Kimdir?
Ali ŞAHİN
::: ALİ ŞAHİN SİTELERİ :::
Taşköprü'den Bakış/ haziran '05
"Gökırmak" / temmuz '05
Kişisel Sitem/ temmuz '05
"Taşköprü'nün Sesi" / temmuz '05
"Taşköprü'den Esintiler"/ ağustos '05
Gerçeğin Sesi/ eylül '05
edebiy@t 2005/ eylül '05
Kastamonu Net/ eylül '05
http://www.blogcu.com/alsah/ ekim '05
yeni dergi/ ekim '05
Yazıhamit Köyü/ ekim '05
edebiy@t/ kasım '05
yenidendergi/ kasım'05
GURBET YAVRUM'DAN MAVİ MASKEYE; SESSİZ BİR DAYANIŞMA'DAN KANAL BOYU'NA AYSEL ÖZAKIN/ Ali ŞAHİN
EDEBİYAT TAKVİMİ'nden YAPRAKLAR
Edebiyat Takvimi / Temmuz
Ölenler Adnan Adıvar 01.07.1955 Mehmet Behçet Yazar 02.07.1980 Asım Bezirci 02.07.1993 Muzaffer Tayyip Uslu 03.07.1946 Hasan Ali Ediz 03.07.1972 Rıfat Ilgaz 07.07.1993 Reşat Ekrem Koçu 07.07.1975 Esat Mahmut Karakurt 15.07.1977 Vasfi Mahir Kocatürk 17.07.1961 Refik Halit Karay 18.07.1965 Musahipzade Celal 20.07.1959 Suat Derviş 23.07.1972 Ahmet Kutsi Tecer 23.07.1967 İbrahim Zeki Burdurlu 27.07.1984
*************** EDEBİYAT TARİHİ'nden: --------------------- (Atilla Özkırımlı, Suat Derviş'i romanımızın öncülerinden sayarken, Fosforlu Cevriye'yi odak olarak alır.)
"Yaşadığı toplumun en alt kesimlerine yönelmiştir dikkati. Anlattığı insanı toplumsal koşullarından soyutlamaz. Bir Fosforlu Cevriye'nin de sevebileceğini, sevdiği uğruna ölümü göze alabileceğini anlatırken, kişisini yücelterek gerçekliği çarpıtmadığı gibi, cıvık bir duygululuğa da kaptırmaz kendini. Ne sanatın o yüce kanatlarıyla uçmak ister, ne duyguları sömürmenin kolaylığına sığınır. Gördüğünü kendi düşünce süzgecinden geçirdikten sonra göstermektir amacı, Gorki'yi anımsatır. Özellikle anlatımı açısından Orhan Kemal'i etkiler. Bir öncüdür. Halkı için yazmıştır. Denilebilir ki, popülist edebiyatın, toplumcu gerçekçi bir öz kazandırılmış ilk örneklerini vermiştir. Büyüklenmeden ama durmadan yazarak.Oysa ne zaman, ne de koşullar ondan yanadır.
Önce bir gazetecidir çünkü.Yazarlığı halkın mutluluğuna adamış,gerçek anlamıyla bir düşünce savaşçısıdır. Yaşadığı dönemde bir kadın olarak, bütün "ilk" leri gerçekleştirmek görevini yüklenmiştir. "Avrupa'ya muhabir olarak giden ilk kadın gazeteci'dir.Refet Paşa'nın Ankara temsilcisi olarak İstanbul'a ilk gelişinde(1922) kendisiyle görüşmeyi yapan O'dur. "Bir günlük gazetede (İkdam, 1926) "ilk kez kadın sahifeleri hazırlayan ve sahife modasını çıkaran ilk gazeteci" yine O'ndan başkası değildir. Onu hayatın gerçekleriyle gazeteciliği yüzyüze getirir."Gazeteci olduktan sonra" yazmaya başlar. "Gerçekçi eserlerini" (Necatigil'e Mektubu'ndan). Ve gazetelerde yayımlar.
Popüler romana kayması bundandır, gerçekçiliği de toplumcu düşünceyi benimsemiş olmasından.Tefrikacılk romancılığını olumsuz yönde etkiler. Kuşkusuz 1940’tan sonra gelişen siyasal baskının yardımıyla. Toplumcu eyleme ucundan bulaşmış değildir ki bir kıyıya çekilip sanatsal amaçlara yönelsin.Tam ortasındadır tersine. Susturulamaz ama etkisizleştirilir. Birçokları gibi. Yine siyasal baskılar nedeniyle yurdundan uzaklaşmak zorunda kalınca unutturulması kolaylaşır.Döndüğünde boynuzlar kulağı geçmiştir.(Atilla Özkırımlı, Cumhuriyet, 24.07.1976'dan "Türk Edebiyatı Ansiklopedisi,cilt:2, s.367-368")
Çimen Günay, "Toplumcu Gerçekçi Türk Edebiyatında Suat Derviş'in Yeri" başlıklı tezinde Suat Derviş'in romanlarındaki epistemolojik ve ideolojik kırılmayı inceleyerek Marksist görüşlerin Derviş'in edebiyat anlayışında yarattığı dönüşümün izini sürüyor. Günay'a göre "Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarından Cumhuriyet coşkusunun sönmeye yüz tuttuğu bunalımlı yıllara kadar pek çok roman, öykü ve çeviriye imzasını atan Suat Derviş, Türk solunun feminizme bakışını tartışmak için önemli bir yazar." Günay'ın çalışmasının ilgi odağını, Suat Derviş'in romanlarının toplumcu gerçekçilik ve Marksist estetik arasında hangi noktada konumlandırılabileceği ve yazarın Marksist ve feminist bakış açıları arasında yaşadığı çelişki oluşturuyor (tez danışmanı: Dr. Süha Oğuzertem).
http://www.bilkent.edu.tr
Sivas... Sivas... ------------------
Sıvas'tan.. Aziz Nesin'e...
Aziz Nesin bugün hayatta olsaydı eğer, toplumu dürtmekle, uyarmakla, sarsmakla kalmaz, yaşamın her anını sorgulamamıza yol açardı... Bugün Madımak Oteli ve kebapçısının bir müzeye, bir kültür merkezine dönüştürülmesi gerek. 12 yıl önceki o vahşeti, o acıyı unutmak değil ama bilmek, öğrenmek için ve bir daha asla böyle bir vahşet, böyle bir acı yaşamayalım diye... Böyle bir olay hiç olmamış, yaşanmamış gibi yapmak, vahşeti inkâr etmek, görmezlikten gelmek, yaranın yeniden kanaması, ölümlerin tekrarlanması demek... (Zeynep ORAL, Cumhuriyet 02.07.2005)
SIVAS ACISI
Ben tanırım Bu bulut bizim oranın bulutu Hemşeriyiz ne de olsa Benim için kalkmış ta Sıvas'tan gelmiş Yurdumun bulutu Başımın üstünde yeri var
Ben bilirim Bu rüzgâr bizim oranın rüzgârı Hemşerimiz ne de olsa Benim için kopup gelmiş yayladan Yurdumun rüzgârı Kurutsun diye akan kanlarımı
Ben anlarım Bu acı bizim ora işi hançer acısı Bir ülkedeniz ne de olsa Aynı dili konuşsak da Anlamayız birbirimizi Hançerin nakışı Tanıdım acısından Sıvas işi
Ben duyarım duyumsarım Bizim oranın sızısı bu Binip kara bir buluta Sıvas ilinden Sıvas rüzgârında uçup gelmiş Helallik dilemeye
Ey yüreğimin onmaz acıları Ey beynimin dinmez sancıları Suç ne bende ne de sende Suç seni karanlıklara gömenlerde Ne de olsa yurttaşımsın Kapalı olsa da bütün vicdan kapıları yüzüne Bilmelisin bir yerin var canevimde
Aziz NESİN
Kültür-Sanat 02-Temmuz 1999
[ Bir önceki | Bir sonraki ] Cuma
Edebiyatın Temmuz vurgunları unutulmayacak
ÖNER YAĞCI
2 Temmuz 1993 Sıvas Katliam'ında "Edebiyatımızın Sosyalist Karıncası" Asım Bezirci'yi yitirmiştik. Sıvas Katliamı'nın acısı 7 Temmuz 1993 günü "Edebiyatımızın Koca Çınarı" Rıfat Ilgaz'ın yüreğine çökmüştü.
6 Temmuz 1995 günü "Gözyaşını Gülmeceye Çeviren, Çağımızın Nasrettin Hocası, Gömüyü Arayan Adam", Aziz Nesin aramızdan ayrılmıştı.
Temmuz'un ilk haftasında edebiyatımızın bu üç büyük ustasıyla, bu üç büyük bilgesiyle ilgili birçok etkinlik gerçekleştirildi.
Edebiyatımıza damgalarını vuran, yaşamları demokrasi ve özgürlük savaşımıyla içiçe geçen, edebiyatın çeşitli dallarında ürettikleri yapıtlarla unutulmaz izler bırakan, bu yürekli ustalarımız için çeşitli kuruluşlar tarafından anma ve saygı günleri düzenlendi.
Gerçekleştirilen bu etkinliklerle bu ustalarımız bir kez daha sahiplenirken, dosta düşmana da "unutulmayacaklar" mesajını verilmiş oldu.
Asım Bezirci 1928 doğumluydu; incelemeleri, eleştirileri, denemeleri, araştırmaları, yaşam öykü çalışmaları, çevirileri, derlemeleri, seçkileriyle yetmişe yakın yapıt armağan ederek edebiyatımızı zenginleştiren bir yazı ustasıydı. Sosyalist gerçekçi yöntemle ele aldığı kişileri, yapıtları, dönemleri bir karınca titizliğiyle ve parmak ısırtacak bir çalışkanlıkla değerlendiren Asım Bezirci'nin edebiyat sevgisiyle dolu, edebiyatla yaşamı buluşturan çalışmaları dünün edebiyat zenginliklerinin değerlendirilmesinde, bu günün edebiyatının anlaşılmasında, geleceğin edebiyatının nasıl olacağı konusunda bize ışık tutan bir vazgeçilmez kaynaktır.
Pir Sultan, Tevfik Fikret, Nazım Hikmet, Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz, Orhan Veli gibi şair ve yazarlarımız hakkında yazdığı yaşam öyküsü incelemeleriyle damarı damara bağlamanın başarılı örneklerini sunan Asım Bezirci; Tür Halk Şiiri, Dünden Bugüne Türk Şiiri, Temele Gül Dikenler ve Güle Dil Verenler gibi yapıtlarıyla şiir tarihimizi değerlendirirken Seçme Hikayeler ve Seçme Romanlar'la roman tarihimize uzandı. Edebiyatçılığını düşünce ve kültür adamlığıyla bütünleştirerek bilimle sanatın ilişkisine yönelip Bilimden Yana, Sosyalizme Doğru gibi yapıtlarını sundu. Kısacası, edebiyatımızın yiğit karıncası Asım Bezirci sayısı yaşına yaklaşan kitabıyla bizi aydınlığa çağırdı hep, bizi aydınlıkla buluşturdu.
Rıfat İlgaz 1910 doğumluydu; kaynağı insan, kaynağı halk olan bir şair, bir yazardı. 1940'lı yılların karanlığında "Sosyalist Gerçekçi 40 Kuşağı"nın, "Fedailer Mangası"nın bir savaşçısı olarak başladığı edebiyat serüveninde Yarenlik, Sınıf, Yaşadıkça, Devam Uzak Değil, Kulağımızda Kirişte gibi şiir kitaplarıyla "Sınıf'ın mimli ozanı" olarak tavrını sürdürmüştü hep. Pusulasını hiç yitirmemiş bir ozan olmuştu.
Rıfat Ilgaz'ı "Hababam Sınıfı'nın ünlü yazarı" yapan romanından başka Karadeniz'in Kıyıcığında. Karartma Geceleri, Sarı Yazama, Yıldız Karayel gibi romanlarıyla tanımıştık. O, Kesmeli Bunları, Palavra, Çalış Osman Çiftlik Senin gibi gülmece öyküleriyle; Halime Kaptan, Bacaksız, Öksüz Civciv, Apartman Çocukları gibi çocuk kitaplarıyla; Hababam Sınıfı'nı çoğaltan oyunlarıyla; Nerde Kalmıştık, Cart Curt gibi fıkralarıyla; Yokuş Yukarı, Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra, Fedailer Mangası gibi anılarıyla da aydınlığımıza aydınlıklar katmıştı.
"Yaşamak bir yürek işçiliği günümüzde" diyen bir sanat ve yaşam anlayışıyla, yaşamı sanatlaştırarak yansıtan bir yazar; Can Yücel'in deyişiyle "Anadolu'nun yüce bir dağı" olan Rıfat Ilgaz, sayısı altmışı bulan yapıtlarıyla demokrasi ve özgürlük savaşımının edebiyattaki sürdürücülerindendi.
Aziz Nesin, 1919 doğumluydu; yaşamı, yaptıkları ve yazdıklarıyla, bilinci ve duyarlılığıyla, örnek ve öncü bir yazar ve aydındı. Yazar kimliğiyle aydın kimliğini örtüştürmedeki başarısı, öncü ve örnek davranışları ve yazdıklarıyla sunduğu zenginlikler ve güzellikler, onun "ölümsüz" sıfatını hak etmesini sağladı. Yakın tarihimize baktığımızda onun hemen hemen tüm toplumsal-kültürel girişimde var olduğunu görüyoruz. "Gözyaşlarımı gülmeceye çevirerek dünyaya sundum" diyen Aziz Nesin'in sayısı yüzü geçen yapıtıyla kültür zenginliğimize kattıkları ise edebiyatımızın en değerli kaynaklarını oluşturur. Yedek Parça, Damda Deli Var, Ah Biz Eşekler, Biz Adam Olmayız, Sosyalizm Geliyor Savulun, İhtilalı Nasıl Yaptık, Yetmiş Yaşım Merhaba, Nah Kalkınırız ve geçenlerde çıkan Gözünüz Aydın Efendim gibi gülmece öyküleriyle bu dalın en büyük ustası olan Aziz Nesin oyun yazarı olarak da Çiçu, Biraz Gelir misiniz, Sait Hopsait, Toros Canavarı gibi onlarca oyuna imzasını atmıştır.
Aziz Nesin, milyonlarca okurunu Gol Kralı, Zübük, Şimdiki Çocuklar Harika, Tatlı Betüş, Surname, Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz, Tek Yol, Büyük Grev gibi romanlarıyla toplumsal panoramamızı çizen Aziz Nesin; Kendini Yakalamak, Hoşça Kalın, Sivas Acısı gibi şiir kitaplarıyla; Böyle Gelmiş Böyle Gitmez adını verdiği üç ciltlik özyaşam öyküsüyle; Bir Sürgününü Anıları, Poliste, Salkım Salkım Asılacak Adamlar gibi anılarıyla; Suçlanan ve Aklanan Yazılar, Ah Biz Ödlek Aydınlar, Korkudan Korkmak, Bulgaristan'da Türkler Türkiye'de Kürtler, Bir Tutam Aydınlık gibi kitaplarda topladığı düşünce yazılarıyla kucaklamıştır. Söyleşileriyle, mektuplarıyla, fikralarıyla, masallarıyla, taşlamalarıyla, incelemeleriyle, gezi notlarıyla, güncesiyle ve ölümünden sonra yayımlanan, onu aydın-sanatçı kimliğinin damarına bağlayan Türkiye Şarkısı Nazım gibi yapıtlarıyla da Aziz Nesin günümüz sanatçısının nasıl yaşayıp nasıl yazması konusundan gerçek bir öncülük örneği göstermiştir.
Ölüm yıldönümlerinde bu üç büyük ustamızı Asım Bezirci 'yi, Rıfat Ilgaz'ı, Aziz Nesin'i saygıyla, özleyerek anmalı, unutmamalı, unutturmamalıyız. http://www.ozgurpolitika.org
Yaşamanın Yedi Rengi Var..........Gülsüm Cengiz
Yeniden ve bir kez daha merhaba! Merhaba dostlar... Almanya’daki okuma etkinliklerim, hastalık ve teknik olanaksızlıklar derken sizden bir ayı aşkın süredir ayrı kaldık. Yaşam sürüyor oysa; bütün renkleriyle. Güçlükleriyle hüznüyle, acısıyla, sevinciyle ve mücadeleyle... Evet, Yaşamanın Yedi Rengi Var ve daha da çok. 1994’ün başında Cumhuriyet gazetesinde “Umut ile Sevgi ile Düş ile” başlığı altında yazmaya başladığım yazıları, Gerçek dergisinde sürdürmeye karar verdiğimde düşünmüştüm bu başlığı. Bundan tam beş yıl önce. Bir dergi ya da gazete köşesinde; düşüncelerini, duygularını, kültür sanat yaşamına ilişkin birikimini öteki insanlarla paylaşmanın güzelliğini yaşıyorum beş yılı aşkın bir süredir. Bu paylaşımın beni çoğalttığını söylemeliyim. Yaşamın sonsuz zenginliğinde ve çeşitliliğinde oluyor bu paylaşım; ve ben bu paylaşımı her yaşayışımda, düşüncelerimi ve yazılarımı paylaştığım yeni insanları tanıdıkça yaşama sevincim mücadele gücüm artıyor. Yüz yüze söyleşilerin yanı sıra; kitaplar ve gazete ve dergilerdeki yazılar yoluyla köprüler kuruyoruz yeni insanlarla. Onlarla yaşamın her alanında ummadık anlarda karşılaşabiliyoruz. Bazen, dolaylı oluyor bu karşılaşmalar; cezaevlerinden aldığım görülmüştür damgalı kartlarla, mektuplarla, gönderdikleri şiir, öykü dosyalarıyla. Çoğu kez de doğrudan. Kimileriyle bir Anadolu kentinde ya da kasabasında, hatta köyünde oluyor bu karşılaşma, kimileriyle herhangi bir Avrupa kentinde. Geçen yıl Antep’e gitmek üzere indiğim Adana havaalanında, gece yarısı beni karşılamak için gelen dostları gördüğümde hangi duyguyu yaşadıysam, bu yıl da, ilk kez gittiğim Ha
{ Önceki Sayfa } { Page 16 of 63 } { Sonraki Sayfa }
|
Hakkımda
Linkler
Kategoriler
Son Yazılar
AYRILIK SEVDAYA DAHİL Ben Sana Mecburum MISTAKA / ÖYKÜ / Emin ARIK KOCA ÇAKIRIN ESAT / ÖYKÜ / EMİN ARIK UMUT KOYACAKLARDI ADINI / ÖYKÜ / EMİN ARIK TOPAL YAŞAR / ÖYKÜ / EMİN ARIK EMRİN OLUR SAYIN MÜFETTİŞİM / ÖYKÜ / EMİN ARIK SALLA BAŞINI AL MAAŞINI MI? / ÖYKÜ / EMİN ARIK NEREDEN NEREYE / ÖYKÜ / EMİN ARIK Hıfzı Topuz ile 'Başın Öne Eğilmesin'i Konuştuk / Erdem ÖZTOP Halim Yazıcı ile 'Âşıkhava Sineması' üzerine DEVREKANİ'den Oğuz ATAY İletişim Karşılaştırmalı Öykü - Roman Kronolojisi (*) Esintiler Arşivinden 2 ... Esintiler Arşivinden... Başlangıcından Bugüne Altın Portakal'ın En İyileri/ Ali ŞAHİN ÖDÜLLER/ Ali ŞAHİN ORHAN KEMALİN OYUN YAZARLIĞI DEVREKANİ'den Oğuz ATAY A. Şahin'in Not Defteri SABİHA SERTEL'İN "Tevfik Fikret - İdeolojisi 2005-10-12 Günlük Evrensel: Attila İLHAN- Şiir Arşivim 2004'TE EDEBİYATIMIZ 2- 2004'TE ROMAN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 1 (1872- 1929) Kitap... Kitap... Kitap... ŞAİRİN KEDİSİ Rıfat Ilgaz Sempozyumu Biz de Yaşadık-Dünden Bugüne Rıfat Ilgaz Cide ve Cide Öğretmenevi CHP Merkez İlçede nöbet değişimi DEĞİNMELER... NOTLAR.../ Ali ŞAHİN 20.ULUSLARARASI TAŞKÖPRÜ KÜLTÜR VE SARIMSAK FESTİVALİ - 2006 Kastamonu ve Çevresindeki Etkinlikler 2006 Müftüden sarımsak uyarısı Sarımsak Fabrikası... Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri Projesi Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri Projesi BASINDA ve "GOOGLE" de "Taşköprü" Politika KUVAYİ MİLLİYE DESTANI VE AFYON DAĞLARCA'dan 2 ŞİİR: Kurtuluş Savaşı Destanı'ndan ATAM ATAM Eğitim-Sen'den moral yemeği EDEBİYAT ve SİYASET Romancı İşigüzel, Başbakan Erdoğan'ın edebiyata bakışını şu sözlerle eleştirdi: KADERİMİN EFENDİSİ Büyük edebiyat buluşması Kastamonu, Bitki Çayı Zengini / Mine Özgür Kastamonu Ziraat Odası Meclis Başkanı Serdar İzbeli ile Söyleşi / Mine Özgür Kastamonu'da çekme helva ve doğal reçel geleneği sürüyor / Mine Özgür Kastamonu Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Nahit İğdirli ile söyleşi / Mine Özgür Reis Gıda'nın Sahibi Mehmet Reis İle Söyleşi / Mine Özgür Kastamonu'dan Katkısız Pastırma / Mine Özgür Sezen AKSU Şarkı Sözleri: Ağlamak Güzeldir ARABALAR BEŞ KURUŞA / SABAHATTİN ALİ Bir Site: YeniEdebiyat Bu Papa İsa'ya Yakışmıyor / Erdoğan AYDIN Dil Devrimi Düşüncenin Yenileşmesidir! / Sevgi ÖZEL BEN VE SİTELERİM / ALİ ŞAHİN (ALSAH)
Arkadaşlarım
oyhan bulutlarpusuda cadi1313 benvesen busra4hepsi asmina caicco selin23demiratar buse4hepsi emmawatson eris bilginhaza cemo serseri38
|