|

elime ilk silahı verdiklerinde bunu kullanmak zorunda olmadığımın bilincinde olmak rahatlatmıştı beni, ama hemen ardından gelen ürkütücü " olan/varolan"lar rahatlığı suçluluk duygusuna dönüştürmüştü. bu elimdekini kullananlar, kullanmak zorunda olanlar, birine doğrultanlar ve tetiğe bastıktan sonra karşısındakinin canının içinden fışkıran kanı görenler vardı... bizler orada duruyorduk. durmak. sadece durmak. bizler orada sadece duruyorduk. ... genişçe bir tepeydi durduğumuz yer... çok uzaktan boğazdan geçen gemilerin tepeleri görünürdü, saatlerce tuttukları, durdukları bu tepede onların arkasında göremediklerini görebiliyordum, çok güzel bulut oyunları vardı, onlar bizimle-benimle oynarkenaşağılarkenküfrederkenhizayavedenizamasokarken ben onların arkasındaki beyazlıkların keyfini çıkarıyordum, gün batımına yakın tüm bedenimi arkasını toprağa verip arda kalan kızıllıkları seyrediyordum. ama bütün günler bu küçük sessizlik anlarının dışında sadece "durmak"la geçiyordu.
durmak.
03:21 - Sep. 19, 2006
|