Bay Hatıra 

Damla

04:17, 13/3/2007  ..  0 yorum  ..  Link



bir anda yağmur bir anda güneş ben alıştım sen de alış be güzel!.. zaten hepi topu bir damla beklediğim. düşecekte alnının çatısına topuğuna kadar ıslak olacaksın. vallahi öyle. kimi damlalar var ki habersiz ıslanırsın hemi de sırılsıklam kimi gürültülü yağmurlara inat.

 

beklemişliğim vardır elbet kaldırımın hemen kenarında betonun arasında açan çiçekle beraber. o da bekler ya, ondan. ikimizde bekleriz de ondan aslında. geleni geçeni çok olsada, herkesin bildiği tanıdığı olsada, başkasıdır o sürekli ertelenen kışın baharın. zaten derinden ve de içine doğru bakarsanız göreceksiniz esasen nazlıdır sevdiğim öyle her su ile etmez ki flört.

 

 

hemen yanında yürürüm her daim. boran olur fırtına yapar hava, çatılar uçar rüzgarından, dökülüverir asfaltı önüne kataraktan sel de inadına ıslanmaz sevdiğim. onun damlası daha bulut olmadan eteğine dökülen bir bardak sudan ayrılmıştır, bilirim. bilirim de beklerim. damla da damladır ki sormayın. gelir bir ahenkle salınarak ve de döne döne. seçer daha önce öpülmemiş bir yer kendine. ısalatır tepeden tırnağa ıslatır ki ahh...

 

 

bir damla düşer daha önceden bilinen. beklemeye değer.

 



bakmak mı?

04:17, 13/3/2007  ..  0 yorum  ..  Link



bakmak mı dediniz? ben bakmayı severim. önce deviririm omuzlarımı içime büyükçe nefesler alarak ve de şişirip göğsümün orta yerini, başımı az eğerek sanki yerden çiçek alıyormuşcasına ve hatta tutup çiçeği en münasip yerinden sunuyormuş gibi, gözlerimi daldırırım aşağıdan aşağıdan sevdiğimin iki kaşının artasına. bajmak mı? evet bakarım. bazen elimde bir de kadeh tutarım bileğimi kırarak. öyle.

 

aklım gidiverir sallanarak bir o yana bir bu yana. içim geçer. öğlen uykum gelir en şekerinden. o zaman kısarak gözlerimi hafif hafif bir şeyler hatırlarım. vaktiyle flört ettiğim bir ağacı ya da dağın yamacında kocaman bir kayayı. hani orda mıdır diye de geçiririm içimden, hala durduğu yerde midir acaba diyerekten. bakmak mı? tabii ki bakarım. nerde olursa olsun her zaman bakarım ben. her şeye bakarım. güzelce bakarım. bir vakitler tiksinerek de bakıyordum ama artık nedense tiksinemiyorum hiç bir şeyden.

 

bazen gözlerim kararır, sabitleşirim. sanki bir yerlerde bir şeyleri hallediyormuş gibi dikerim gözlerimi oynaşan çocukların pantolanlarına yama cinsinden. o zaman da hoş olurum ama korkutucu derler görenler. sanki korkacak nem kaldıysa ya da korkutacak kim varsa... derler ya bilmezler, anlamazlar baktığımı. bakıp da nasıl kaldığımı.

 

 

en çok sana bakarken hoş olurum ben. ama söylemem. anla isterim. anlaşılsın da bilinsin isterim. belki de bu yüzdendir kaşımın gözümün sürekli yer değiştirmesi onca yüzümün üstünde. sonra bileğim taşıyamaz olur kadehi de cam kırıkları toplar kulağım. anlarım ki yine dalmışım seyrine mecnunu olup sevdanın. bakmak mı? bakmak bir efsaneyi yeniden anlatmak gibidir bence.

 

bakmayı severim. gördüklerim hep beni anlatır zira.

 

 

 

bay hatıra

 



hicran ne yazık bu faslın nihayeti

05:48, 28/2/2007  ..  0 yorum  ..  Link



ömrünüz geçiyor eyy cehennem ateşine duyarsızlar. bilmez misiniz, kalmayacak kemiğinizden bile eser de hatırlanacaksınız hep nefretle. şimdi desem size " durun bedbahtlar yeter insanın insana zulmü" anlamazsınız. kalmışsınız şeytanla başıboş ve de yitirmişsiniz ruhunuzun ahengini. kim benzemek ister size, kim hayran kalır acaba ettiklerinize ya da kim diker hekelinizi bahçesinin en güzel yerine?..


sanır mısınız bir daha bahar gelecek de her bir yeri çiçeklerle bezeyecek! ayağa kaltığımız milyon yıldan beri var mı böylesi sizce karanlığın. çizilir mi acaba resimleriniz gözbebeğinize yerleşen nefretten ayrı! anlıyorum ki hepimizi yok etmeden gitmeyeceksiniz diyar-ı dünyadan afiyetle. aşk bitecek, sevda bitecek, evlada sevgi ataya saygı bitecek de siz kiminle kalacaksınız bir bardak sudan hayırlı? hangi selamsız dünya barındırır sizi sanırsınız kemiklerimizin sızısından habersiz!..

şimdi belki ben de benziyorum bu türden yazarak az biraz ağzınıza elinize amma zaten kendimi hiç yakıştıramamıştım mustafa kemal'e, da vinci ya da unutulmaz değerli zat-ı muhterem herhangi birine. devrik cümlelerin budalasıyım ben. öznem de yüklemiim de gizlidir cenenemimde. rıza göstermişim ölümden sonra da acı çekmeye takdiriyse beni tanıyanların, bilenlerin. varmışım da gitmişim yoluma bildiğim bütün şarkıların nağmelerini mırıldanarak. usanmazı olmuşum dünyanın utanmazı olmaktansa.


eyy başıboş güruh, eyy bi tamam ruh;

ne yazık ki hicran bu faslın nihayeti


hicran ne yazık bu faslın nihayeti



Söz gelimi mektup Benzey'e cevaptır

06:40, 20/2/2007  ..  0 yorum  ..  Link

 

"yaşamış ta ölmüş Benzey
dokunup küle dönmüş
ateşe düşmüş ki ahh ne'deyim
çürümüş de kokmuş Benzey"


varolma hikayesi bilirim birilerine ait. öyle çok uğraşılması gerekmeyen, özetlerle anlatılan türden basit yaşamlardan çalınmıştır. bir vakit olunmuştur bir yerinde amma korkarak ve de utanarak kaçmıştır. oysa herkes bilmez mi " benzeriz birbirimize sevdikçe ve usanırız bu yüzden yüzsüzce"! ammaaaann demeli goncada kuşum. beklemeye alınmışın ya habersiz.. daha nic'olasın, heybetine sorguya cesaret mi var?.. neyse ne... 14 şubat sevgililer günüdür ya, yazarsın avunursun. biliriz ki sen türkü söylersin biz türkü yakarız. sen çığırırsın zavallım, biz edasını koyarız. sen ses olursun ancak be hey güzidar! biz aslen şiiriyiz daha hiç sesi çıkmadan..


sonra gelir mart'ı gelir nisan'ı velhasıl mayıs kokarsın tazesinden ve derinden her bir kelimen basiretsizce şahlanır ne yazık. utanman da yoktur ki Benzey utanasın. bir kaç harfe sıkışır da yanlış anlaşılırsın. tıpkı yanlış yerinden kurulmuş cümleler gibi bedbaht kalırsın. ne baş ağrısı terkeder ne de güzel düş kalır sefil ellerine, armağan bıraktığımız. anca kokuşursun yazdıkça, acaip merdivenlere bi çare insan kumkumaları. çığlık senin neyine namussuz, adını söyle yeter kanaatimce. zaten kim kalır senle sana biraz daha benzeyerek. biz olmak nerde sen nerde kalırsın.


bre deyyuz, bre insafsız, az mı sevildin de bağımaktasın hayasızca! bu ne küfürdür ki kesmektesin bileklerini kanının kirini akıtmak istercesine! sen kim olasın ki aşka dair cümleler kalsın dağarcığında. otur eyy namussuz baş köşesine bedel ödemişlerin. otur da nağme diz şimdi. yakışır biliriz sana yorgunluk. sen değil misin bilumum savaşların azraili ve de genç savaşçıların dudaklarına şahadet şerbetini değdiren. daha ne istersin zavallıdan be hey pabucumun katili, düğmemin hırsızı, kalemimin uğursuzu... daha ne istersin doymak bilmeyen şerefsiz tanrının kiralığı... daha ne istersin de akıtmaktasın zehrini cümlelerinle...


seni gidi sefil Benzey seni!



söz gelimi mektup kendini kandırmayı sevenleredir

04:29, 6/2/2007  ..  1 yorum  ..  Link




akşamüstü çalgıcısıyım ben bugünlerde. bir duble rakıya güneşler batırıyorum içli şarkılar dinleyip. hafiften karartıyorum gözlerimi kimselere hissettirmeden. kanım yavaş ve ılık akıyor damarlarımda, biliyorum. midemde emsalsiz şölenler olsun diye rakıya dost tutuyorum bir kase yoğurt ile  haşlanmış patatesi. elim elime değiyor da arasıra anlıyorum bir kişiyim ama yeterliyim kendime.


saçma sapan bir çok şeyi özlüyorum bazen. eski ayakkabılarımı, deri ceketimi, annemin vaktiyle aldığı bir montu vs... insanları da özlediğim oluyor ama aldırmıyorum çünkü özlemek daha bir iyi sanki. görsem ne olacak zaten mezarlığımdan çıkarıp cesetleri ! o koku.. iyi değil. güzel olan ne varsa çürüyüp bozuluyor ne yazık ki.. biliyorum. bir duble daha içiyorum o zaman. bir yerlerde kadehler kırılsın diye iki elimle tutuyorum kalbimi. akşmüstü ya, affediyorum kendimi günahlarımdan. şimdi gelsin de çatsın yüzünü bütün eski dostlar, umurumda bile değil.

 

 

bay hatıra



sava ja gertane

09:29, 1/2/2007  ..  0 yorum  ..  Link




meren du yare vendore
deman kortif haraye
le mone gortegi jerdeve
hevela vento munter
severa fellida seferde gune
hunte namk jarde gertevu
lebanner tubarden hever
severa mone severa

lateraki uçerya kambuçki
detturi şeburt
kuretten betre berteku gertu
juvela yave runmi hur
kevare jemus feyat
ne masta kanbi lettur
lateraki

huve bunde jeval
her mundeti saklemon
kureta bennuteryaki cinber
pere tergun hutter
sereye jave ferudi
levare buyle kentera
derte bune ferrudin
severan gune tereya
...


nitte zugo



söz gelimi mektup kendini vuran insanlar için öneriler içerebilir

05:17, 27/1/2007  ..  0 yorum  ..  Link


sürekli ceset kokardı benim babam. üç kere vurdu kendini de pişman oldu, hiiiç ölmedi. eksik oldu ailesinden ama bir türlü eksilemedi diyarı gurbetten. hep kalırdı bıyığının artanları da ben ordan tanırdım, evet bir babam vardı. aslına benzer. sonra başka şeyler oldu da ben başka oldum. ne yazık unuttum gittim zamanla neesinde kaldığımı hayatın veya nerde kaldıığımın. başka oldum başkalaştım, hiç utanmadım.


ceset parçaları sarkardı yeninden aldırmazdım. kaç yaşında olursam olayım davete icabet idi her daim görüşme çabamız. gün geçti güneşler geçti hatta aylar doğdu üstüme de anladım, bir kaç şiir uzağımda kalmıştı herkes ve ben bu yüzden korkarak ve de hafif yaşlanarak, şakaklarıma doğru beyazların inadı alnıma dayanarak, çağırdım seni kendi cesetimden saklanarak. üç yaşında oldum birden. üç yaşımda kalmayı becerremediğimden olacak başladım özlemeye yarını, öbür günü, haftaları hatta. sonra birden bire geldi aklıma gece yarısı gecenin en heyecanlı yeri yarılarak, hiç sevmediğim için vaz geçmedim ben aslında babamdan,ya da ceset kokusu değildi sorun; ben usanmışım meğer üç yaşından beri aynı yalana saklanarak yaşamaktan.

şimdi mi? elimde bir kaç parça kalmıştı senin verdiğin. misafir gibi geldiğin ve de gittiğin cumartesileri teslim ettiğim. ne yazık! ama ne yazık değil mi? hayat diyoruz geçiyoruz bu faslı, kendi fasılından az biraz daha uzaklaşarak. hadi saklan bakalım uykularına birileri seni uyandırana kadar. nasılsa çare olacak cesetlerin kokmuyor artık yanı başında...


söz gelimi mektup imkansız sevda için serzenişdir

05:17, 27/1/2007  ..  0 yorum  ..  Link



belki de söylemediğim sözler için
biçilmiştir bu kefen
her kavgada kedinin gözünü oyan
farenin utancıdır esas
sevdaya tebelleş hasret
bu yüzden hafif geliyor ölüm
zira zamanını biliyorum


bugün geçer yarın da geçer
belki bir kaç zaman daha geçer ama
sen kalacaksın sanki
bir yerlerde
elimden kaçan
o şey
o
bir türlü
olmayan


sana dokunan ölüyor anlaşılan
dokunmayan
başka türlü pişman

demek ölümüne sevmektir yaşamak
hep inadına
hep eksik
hep senden veya benden
saklanmış olan

öyleyse var git yoluna
her papatyanın acil tüccarı
işim var biraz 
 

 

bay hatıra 



söz gelimi mektup hatırata ihanet edenlerin not defterinden aşırılmıştır

07:38, 21/1/2007  ..  0 yorum  ..  Link



bir adı olsun ister ya insan, şöyle ya da böyle bir ad, hani çağrılmak için, bilinmek için, bir şey ya da bir şeyler için sadece bir ad ister ya insan; ne kadda kötü değil mi? Yani böyle apaçık düşününce bir ad ne kadar da büyük bir yükümlülük aslında! en azından adını taşımaya karar verenler için. ben daha yeni yeni düşünüyorum bu türden işleri. ad nasıl taşınır neden taşınır... bilmem ki neden taşınır da herkese söylenir? eminim iyi nedenlerimiz vardır hepimizin.

derim ki erken kararsın havalar da buggün erkenden yatayım, olmaz. derim ki; daha bir iyi başlangıç olsun tanışmamız, mümkün değil. ne yapmalı ne etmeli de her birini doğru yere koymalı derim de anlatamam kendime. neticede benim de iyi bir adım var sayılır. pek kimselerin hatırlayacağını sanmıyorum ama bir adım var işte. her bir kimseye söyleyebildiğim.

her şey bir yana nasıl vaz geçebileceğimi de düşünüyorum bu aralar adımdan. kimselerle tanışmak istemeyen bir çok kimliğimi sakınmadan çldürmek niyetindeyğm ama nerde bende o cesaret! hele bir de yalnızsan ölümüne yalnızsan ne gelir elden! boşvereyim yine en iyisi ben. neyse diyeyim. diyeyim de geçsin bu fassıl diğer fasıllar gibi bir çabuk. iyi yıllar dileyeyim ama yanlış anlaşılmayayım diye gizleyeyim yüzümü yastığımla yoganım arasında. yine de sana iyi yıllar sevgili arkadaşım. nerde olursan ol yüreğinde ya da kalın bağırsağında gizlendiğimi bilerek bitiriyorum cümlelerimi içine doğru bakarak. iyi yıllar sana olsun.

 

 

bay hatıra



söz gelimi mektup yalan söylemeyi beceremeyenlere atfedilmiştir

02:33, 11/1/2007  ..  0 yorum  ..  Link

 

bizler zavallıyız. yalan söyleriz. hem de sevdiklerimizin gözlerinde kaybolarak. öyle bir kaptırırız ki kendimizi yalanın ahengine sanki biraz inanırız da söylediklerimizin her bir harfine. neden mi yaparız ne zaman mı yaparız; bilmem. biz insanız ya. hele de biraz insanlığımızın farkında isek kenarından bucağından az biraz okumuşsak bir kaç satırı olduğ haliyle, offf off...

bizler zavallıyız ne yazık biliriz bunu geceleri tam da uykuya dalarken ama çaktırmayız yastımıza yorganımıza çarşamıza. aynı yalanla yatarak aynı yalanla uyanırız kendi çukurumuzda niteliksiz sabahlarımızda. sabahlar dedim biliyorum. maalesef bizim de sabahlarımız oluyor bir tuhaf karanlıktan bir başka tuhaf aydınlığa uzanan. yalan öyle bir işlemiş ki kemik iliklerimizin nadir hücrelerine, vaz geçmek ne mümkün!.. arzuyla bağlandığımız dünyalığımızdır o ne yazık asla onsuz yola çıkmadığımız. aykırıdır bir de bize utanmadan.

bizler çaresiz yalancılarız. korkularımızı gafletle kaplarız ki dehşetin pençesinde gül açsın isteriz, o tutturduğumuz ağacın her bir dalında, hem de her sabah, hem de en bir kırmızısından ahengi tartışılmaz letafetiyle.yalan işlemiştir kanımıza sümükü böcekler gibi iki ileri üç geri veya bir başka geri adım dansıyla. bizler mi? yalancıyız işte!.. yalancıyız ama inanacak kadar gücümüz olsun istediğimizden muhtemelen, her yalana açığız da, hilekar ruhumuzun işvesiyle, hiiiç de bıkmadan.

 

 

bay hatıra



söz gelimi mektup öfkenin asil tadındadır

02:33, 11/1/2007  ..  0 yorum  ..  Link

 


kimse bakmıyor sanıp pisliğini gizlerken yakalanan birini tanımıştım, dilinde eskitemediği aynı hikayeden pişman sürekli anlatan. belli bir yaşın üstündeydi ama hangi yaşın şimdi çok iyi hatırlamıyorum. belki de hiç bilmediği yaşlardan birinin ya da hiç yaşayamadığı yaşlardan birinde veya altındaydı. ancak hatırladığım bir şey var ki; aslında hiç unutamadığım da diyebilirim; kendisi başkaca yıllardan biçilmiş başkaca zamanlardan artmış gibi dururdu, özellikle sabahları ve de kesinlikle bahar sabahları.


ne yapsam ne etsem diyerekten, hatta sanki bir inceden düşünerek, el çabukluğu marifet, birden ve de aniden, pisliğini o malum yere gizlerken, esasında kendini sakladığını anlayana dek geçen zamanda, neler de düşünmüş, nelerde bilmiş, nelere nelere kararlar vermiş de hepsinden aynı aseletle vaz geçmiş, ne yazık hiç bilemedik. o yaşlanmanın öyküsüydü yıllarını kavanozlarında biriktirip sunduğu sevgilisinin kalbinde. kalbi dediysem çok ta ciddiye almayın hani. kimin kalbine yerleşecek fırsatı oldu ki garibin adresi bir tamam vermiş olalım!.. neyse...

üç beş satırın arkasına gizlenerek yaşamaktan iyidir hayat kanaatimce ve hayat üç beş dakikanın içine bile girebilir kimi hikayelerde kahramanından bi haber. ve pislik dediğiniz nedir ki hepimiz gezdirmez miyiz içimizde özenle. hatta evimizin en temiz yerinde değil midir hesaplaşmamız bizzat kendisiyle. öyleyse nasip yarap bize hattından uzak olmayan savaşlar için nasip yarap!..

 

 

bay hatıra 



söz gelimi can yakıcı türden ilişkiler için sahipsiz dizelerdir

02:09, 11/1/2007  ..  0 yorum  ..  Link

 

iki kere yansın ufku
eğer namertse perişanın
düşsün tuzagına akrebin ve dahi örümceğin
ve kalsın öylece
uzun bir süre
anlatılsın dilden dile
masal olsun şanın

yok olasın günah biçen yok olasın
kim görmüşse endamını pişman
bir de harap kalasın
çoğaldıkça el elinde namın
ve öyle hatırlansın bidat etmişliğin
körpe yürrekleri dağlayıp da gitmişliğin
söz olmasın sözün kalsın

ninnilerle söylene dursun esaret şarkın
bir cümle insan
kendi çöplüğünde bulsun
arayıp da seni
ki üstün başın dağılsın
alem içinde şer ile bilinesin

sen ki sapladın kalemi
yazan adamın böğrüne
çürüsün kelimelerin ömrün çoğalsın
kelimeye hasret cümleye tutsak kalasın

 

 

bay hatıra

 



Serelim Dedik

07:51, 6/1/2007  ..  0 yorum  ..  Link

 

Ağlama diyorsun ya hani bana

İnan ki ağlamıyorum

Bir damla yaş bile süzülüyorsa gözmümden

Nağmerdim

Senin kadar nağmerdim

Seni göreceğim günleri düşlerdim

Koca bir şelaleydin de

Sana bakmaya doyamazdım

Ayağına bir sürtünsem diye

Günlerce yalvarırdım

Bir satırının kıyısına yerleşeyim diye

Gecelerce uyumazdım

Yüzünü görmek haramdı

Bir dediğini yapmasam

Kaldırmazdın o kıymetli kıçını yerinden

Ne gurur kaldı, ne onur, nede haysiyet

Serelim dedik ne olacak ki

Biz serdik

Serdik sermesine ama,

Adam dedi ki;

Ne onursuzsun meziyet..

 

 

 

reter

 



Mezar da kazılır, tabutta yapılır

07:51, 6/1/2007  ..  0 yorum  ..  Link

 

İnancını yitirmiş sevgiler var önümde

Değil var olmak,

Bir satır bile yaşamamak...

 

Bir satır yaşamak!

Ne demektir, bir satır yaşamak!

Eli kanasa bile kopmuş bir düğmenin,

Koptuğu yerden bir mektup için yaşamak.

 

Gideceği adresteki,

Yarattığı bayramı bilerek yaşamak.

Cevabını bile beklemeden,

Görerek yaşamak..

Uzayın derinliklerinden bir dudak uçuğu bırakmak.

 

Biz kırgınlıklar biriktirelim yarına

Değil mi önemli olan hatıraları gömmek

Mezar da kazarız

Tabutta yaparız

 

 

 

reter

 



mezar

07:38, 6/1/2007  ..  0 yorum  ..  Link

 

söz gelimi mektup lafını bilmeyenlere tavsiye niteliğindedir




iki kişilik mezar olmaz benim bildiğim. yani herkes için biğr mezar kazılır. tabii eğer başka bir niyet yoksa genelde kazılan mezara bir kişi gönderilir. ancak bazı durumlarda, mesela birbirini çok seven aşıklar öldüklerinde beraber gömülmek gibi bir dilekte bulunabilir. bu ayrıcalıklı ve hassas bir durum olarak değerlendirilir de gereği yapılır.

gereği nasıl ve ne koşulda yapılır ayrı bir hikaye ama ben her zaman her kişi bir ömrü yalnız yaşar bu yüzden de yalnız gömülmeli düşüncesini daha bir benimserim. değil mi ki yalnız yaşamak hatta bazı durumlarda sadece özlemekle sevmek arasında kalarak yaşamak zorunda kalanlar düşünülecek olursa sanki her bir adem kulu yalnız gömülmeli gibi gelir bana. belki de bu yüzden hepimiz lafımızı iyi düşünmek zorundayız kanımca. mesela ben. ben pek de düşünerek konuşan biri değilmişim gibi gelse de aslında düşünürüm lafımın nereye nasıl gidebileceğini. demem o ki; bilmek gerek lafı, lafın gideceği yeri ve hatta gittiği yerdeki durumunu.

şimdi bu durumda ben nedesem bir eksik ya da fazla olacağından, uzatmadan şöyle anlatayım; kim kimin ne zaman öleceğini bilirse ancak o kişi isteyebilir onunla gömülmeyi.

 

 

bay hatıra



susarsam

09:29, 15/11/2006  ..  0 yorum  ..  Link

 

susarsam

boğulacak kelimeler

buyüzden

İşte buyüzdem böyle aleni aleni ağlıyorum

 

 

farkındayım

onursuzca

maalesef

 

 

mekan da

zaman da

beni de

dinlemiyor

 

 

sadece akıyor

bu tuzlu meret

 

 

reter



Sevdin mi sahiden sen

12:27, 14/11/2006  ..  0 yorum  ..  Link

 

 

Korkumuydu beni ellerinden düşüren

Kefenimi sana diktiren

Gitlerini fişekleyen

Dayanılmazlık mı acıya

Yoksa sahiden sevdin mi sen

 

 

Hiç düşündün mü senden beter olabileceğimi

Seni yazarken kayıp bir yelkenli olabileceğimi

Hiç geçirdin mi aklından

Şimdi ne yapar okyanusun ortasında yarım kalmış aklı ile

 

 

Hiç sordun mu kendine

Şimdi silemem de yazdıklarını

Hangi cehennem kurtarak beni bu acıdan

 

 

Uyanıyormusun durduk yere uykularından

Kırdığın sestellerinin hesabını soruyor musun kendine

Kanattığında bedenini nasıl ölüp ölüp dirilttiğini kayığını

 

 

Çıldırıyor musun durduğun yerde

Taşmak istiyor musun durup dururken

Yıkmak istiyor musun dünyayı

 

 

Hatırlıyor musun

Yeniden yeniden

Sana yazıyordum yeniden

Satırlar ağlıyordu arkandan

Dönüp birkere bile bakmıyordun

 

 

İçin kanıyor mu şimdi

sevdin mi sahiden sen..

 

 

reter



Temiz Düş

11:09, 14/11/2006  ..  0 yorum  ..  Link

 

 

Kanatma artık dudaklarımı

Ve sürme eski bir mabedin sihirli bedenine dokunur gibi ellerini

Çocuk değilmiydi düşlerimiz

Sönen küllerin içinde alevlenen

 

 

Çağrışımı deli gibi akıyor gözlerimin önünden

Sana yalvarıyorum nolur beni düşür kalbinden

Zalim ellerinin içerisinden çıkarıyorum hikayemi

Ve bırakıyorum isyankar bedenimi

 

 

İşte istediğin temiz düş

Kirlenemez ki ben içinde değilsem

 

 

 

reter



delik kalp

01:09, 13/11/2006  ..  0 yorum  ..  Link

 

 

başka birşey hayat sanki

bir yolda yürüyorum da

yolun kendinden haberi yok sanki

nerde bulsam zavallı bir kalemin ellerine dolanıyorum

benim adımı yazıyor sanıyorum

 

 

aslında bir hüzün kahramanı değilim

komedyenlik asıl sanatım

gülemiyorum ama güldürürken

keder oluyorum komik olurken

 

 

biri vursun istiyorum kalbimden

vazgeçilmiş delik kalbimden

içine ışık sızsın

çıkayım bu ölüm halinden

 

 

reter



heryerde bir iz

01:07, 12/11/2006  ..  0 yorum  ..  Link

 

 

Heryerde izi var bir eylül sabahının,

eskiden hançer saplardı kalbime..

şimdi kendi saplanıyor...

ikisinde de ölüyorum.

 

 

 

reter



Nar Ağacı

01:32, 11/11/2006  ..  1 yorum  ..  Link

söz gelimi mektup nar ağacı nar vermeli diyenlere hak verme durumu içermeyebilir




belki daha başında yanıldım hayatımın ve bir yanılgıyı taşırken yoruldum, kimbilir..her ne olduysa zaten o akşam oldu. akşammıydı sabahmıydı öğlen gibimiydi hatırlamıyorum aslında. ürkütücü olsun diye belki de akşam dedim, siz de hissedin içimin yangısını diye akşam dedim işte! dal dal yaprak yaprak açmışlığım birdenbire gitti. ne takatim kaldı gövdemde ne de bir tek çiçeği düşünecek akıl. birdenbire soluverdim sanki suyum çekildi de ben aslında hiç su istemezmişim gibi kuruyuverdim.


siz daha nardan bahsede durun. köklerim dağıldı diyorum. paramparça olmuşum, her bir yerine dağılmışım kimsesiz toprağımın. gelen geçene bakmaz olmuşum nicedir. habersiz yaşıyorum anlayacağınız, habersiz! kendimden de sizden de ve olaki halimi soranlardan bile saklanıp, habersiz yaşıyorum. ama sizler nar yoksa ağaç ta yok diyorsanız, az daha bekleyin zaten bu gidişle çok da yaşamam, dökülerek yaşlanıp karışıveririm sizler gibi ben de zamanı gelince o yere. o zaman özlerseniz tam da durduğum yeri, bir nar ağacı daha ekin, nasılsa öğrenmiş olursunuz ondan nar istemeyi.


bay hatıra



...

04:08, 10/11/2006  ..  0 yorum  ..  Link

 

 

Çıldıracağım!

Ben çıldırdığımda

Sen zerdali ağacının altında

Bir gölgenin peşinde kalacaksın belki kimbilir

 

 

Acıyarak bakacaksın belki biraz

Böyle basiretsiz

Böyle renksiz

Böyle ıssız olmamalıydı bu kelimeler diyeceksin

 

 

Başını çevireceksin gitmek için

Toprak...

Gökyüzü...

Yıldızlar anlamsız gelecek..

 

İşte o zaman

 

O zaman

 

belki anlayacaksın halimi... 



Gitme!

02:12, 10/11/2006  ..  1 yorum  ..  Link

 

 

Gitme!

Kal biraz daha

Biliyorum

Maalesef biliyorum

Kederli duruşumun karşılığı olduğunu

Bütün gururumu seriyorum ayaklarına

 

İşte buyüzden

Sırf buyüzden

Gitme!

Kal biraz daha

Kalırsan yazacağım sana daha

 

Biliyorum çok basiretsiz ve alçakça

Ancak sadece kelimelerim var şatomda

 

Kalırsan yazacağım

Yazacağım susayan dudaklarına!!!



hayat sırtını dönme bana

11:56, 10/11/2006  ..  0 yorum  ..  Link

 

 

yaşamak gibi birşey değil bu

olsaydı bilirdim

yaşamışlığım var birkaç zaman

ansızın gülüşü donuyor insanın dudaklarında

 

 

yaşamak gibi bir şey değil bu

dilim varmıyor demeye ama

Koca bir keder sanki

Oysa güzel olan ne varsa

Sıkıştırılmış hayata

İçinden çıkarıyordu

Sunuyordu bir çiçek gibi

vazolara

 

 

yaşamak gibi bir şey değil bu

ben bunun içinde kıvrandıkça

hayat diliyorum

dilediğim hayatların mezarında yatıyorum

 

 

 

yaşamak gibi bir şey değil bu

dilim varmıyor ama...

 

 

 

reter  



uyusam

11:48, 10/11/2006  ..  0 yorum  ..  Link

 

 

uyusam diyorum.

uyusam ve bir daha uyandığımda bahar olsa.

hafif hafif dokunsa güneş ayaklarıma.

Çimenlerin yeşerdiğini görsem

Fışkırsa kayaların arasındaki papatyalar

Ben bir kere daha hayat bulsam

Uyusam diyorum.

Koca bir kış uykusuna yatsam...

uyandığımda yeşil olsam

 

 

reter



dostlar ve kardeşler-3

05:26, 9/11/2006  ..  0 yorum  ..  Link

 

söz gelimi mektup sözde dostlar ve kardeşler içindir

 

 

sen gelecektin, baş köşeye oturacaktın da biraz daha sevecektin beni sözde. ben biraz daha yaşayacaktım ve seni daha bir sevecektim. dedim ya; bir kardeş bir de dost öldürür adamı, başka bir şey değil. şimdi karanlık basıyor hafiften. saçlarım biraz daha beyaz sen daha bir gri. ne olacak sandın be sevdiğim, çeker mi bu ömür onca yükü bir nefeste.

 

 

bay hatıra 



su aygırı

09:38, 8/11/2006  ..  0 yorum  ..  Link

 

 

Başka zamanlarda başka düşler kurarken daha dikkatli olmak için kendime mektup yazıyorum. Acil durumlarda açayım diye not düşüyorum üstüne.

 

 

Gülüyorum. Hiç işe yaramayacağını biliyorum. Çünkü her düşün ayrı tadı ve ayrı gerginliği var. Sanki aydınlanıyorum biraz. İçim ışıyor. Mutlu oluyorum.

 

 

O zaman su aygırının kavak ağacının arkasından çıktığını görüyorum. Yanılmış. Sobelenmiş. Ama eğlenmiş. Karınca saklanacak bu kez. Ne olacağını kimse bilmiyor. Su aygırı söylenerek gidiyor. Ama onu duyuyorum

 

 

“iyi bir su aygırı gizlenmek için ağacın arkasına saklanmaz”

 

 

reter



dostlar ve kardeşler-2

09:35, 8/11/2006  ..  0 yorum  ..  Link

 

söz gelimi mektup sözde dostlar ve kardeşler içindir

 

daha neler oldu bir türlü doğmayan güneşleri bekler iken sabırsızca. sabah derken öğlen derken ikindi ve gidiverdim takılıp arkasına bir kendini bilmezin. aşk mı? ne hafif!.. ben buna ihanet diyebilirim ancak, kişinin kendini öncellemesi gibi rahatlıkla. oysa daha yaz gelecekti. sonra güz ve kış geçecek ve sonra birdenbire bahar olacaktı dallarında her bir yerin. başka bir aydınlık olacaktı ağaçlarda herkesten bi-haber. elimizde karanfillerle dolaşaktık sevdiğimizin botnunda. ne yazık!.. hayal ancak bu hayal olabildi bütün sabahlarında ve akşam üstlerinde ömrümün.

 

 

bay hatıra



yağmur

12:01, 7/11/2006  ..  0 yorum  ..  Link

 

bugün yine kan kokluyorum dostumun ağzından;

 

bıraktığı ayrı düşmüş kelimeleri birleştirmeye çalışırken sanki daha bir saklanıyorum kendimden;

 

“dostun dostuna küsmesidir yağmurun hiç durmaması”

 

 

reter

 



dostlar ve kardeşler-1

09:39, 7/11/2006  ..  0 yorum  ..  Link

söz gelimi mektup sözde dostlar ve kardeşler içindir

 

ben kaçıncı uykumdan uyandım şimdi bilemezsiniz. terkedilmişlik akıyor damarlarımda ne yazık. vurgunluk gelip durmuş yanıma eskimiş anılarımla. siper etmişim de bekliyorum . bekliyorum ya bir kardeşin bir de dostun ne zaman nerden vuracağını bilmiyorum.



bay hatıra



{ Önceki Sayfa }   { Page 1 of 3 }   { Sonraki Sayfa }

Hakkımda

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
Fotoğraf Albümüm

Linkler


Kategoriler


Son Yazılar

Damla
bakmak mı?
hicran ne yazık bu faslın nihayeti
Söz gelimi mektup Benzey'e cevaptır
söz gelimi mektup kendini kandırmayı sevenleredir
sava ja gertane
söz gelimi mektup kendini vuran insanlar için öneriler içerebilir
söz gelimi mektup imkansız sevda için serzenişdir
söz gelimi mektup hatırata ihanet edenlerin not defterinden aşırılmıştır
söz gelimi mektup yalan söylemeyi beceremeyenlere atfedilmiştir
söz gelimi mektup öfkenin asil tadındadır
söz gelimi can yakıcı türden ilişkiler için sahipsiz dizelerdir
Serelim Dedik
Mezar da kazılır, tabutta yapılır
mezar
susarsam
Sevdin mi sahiden sen
Temiz Düş
delik kalp
heryerde bir iz
Nar Ağacı
...
Gitme!
hayat sırtını dönme bana
uyusam
dostlar ve kardeşler-3
su aygırı
dostlar ve kardeşler-2
yağmur
dostlar ve kardeşler-1

Arkadaşlarım
«  October 2008  »
MonTueWedThuFriSatSun
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031 



bedava chat sohbet batak okey tavla