JUST WHEN U THINK EVERYTHING IS PERFECT.... | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Nerede duruyorum ben.Neden hep olamadığım olmak, yapamadığımı yapmak istiyorum.İnsan doğasının gereği çünkü bu.Hep ulaşılmazın arkasaından koşarak mutluluğu kovalamak..Ucundan ,kenarından yakalayınca da bırakıvermek umarsızca..Çünkü ulaşılan değersizleşir!Gerçekten böyle midir;yoksa biz istediğimiz için mi böyle olur?Gerçekten bunu istiyor muyum yoksa yaşamın bana getirdiği şey mi bu?Eğer yaşamın getrdiğiyse her şey benim kabul ettiğim, benimsemek istediğim gibi değil midir?Ya da en azından bana öyle görünmesi gerekmez mi?? Sakin ol kızım.Her şeyi sıraladın ama çözüme ulaşabildin mi?Önce sakin ol.Hangisinden başlayacağına karar ver ve ilk adımı at.Kırma kimseyi! Şimdi hatırlayamayabilirsin ama hatırladığında şimdiden çok çok daha büyük acı çekeceksin.İçinde karmakarışık olmuş duyguların ve düşüncelerinle öylece kalakalacaksın ortada.İşte bu yüzden sakin ol ve iyi düşün.Belki de büyümenin ne kadar sancılı olduğunun ayırdına varacaksın bildiğin halde..Sakin ol ve sabret!! Bu mudur?Tepkisiz kalmak; dünyanın en zor ve en dayanılmaz davranışı olmalı..Öyle olmalı ki , karşısındakini boğazlatmak için kişiyi yeterince zorluyor.Düşünüyorum kendi kendime ''heyecanla ve büyük bir merakla yeni aldığım tokayı takmış ve nası olmuş diye sormaya gelmişim.En azından geçiştirilen bir güzel güzeli yeğleten bir tepkisizlik.Kötü de, iğrenç de, ehh de ,bişey deme kafanı salla ama tepki ver! Tepkisizlik insanı yeterince yaralayıp incitince de insan tepkisizleşiyormuş kendini korumak adına.Boş boş bakıyormuşsun.Hem de karşındakini kırmak,incitmek için; bilinçsizce.. Uzun zaman sonra..Uzun zaman sonra yeniden merhaba... İnsan bi ara dönüp de geçmişine bakmalı bence.Neler yazmış??Neleri kendine dert edinmiş?? Ve geçmişine takılmadan ama ondan yararlanarak yoluna devam etmeli.Sessiz ve kendince.. DalgaÖyle bir yerde olmalıyım. Öyle bir yerde olmalıyım ki, Ne karpuz kabuğu gibi, Ne ışık, ne sis, ne buğu gibi... İnsan gibi.
Yine Orhan Veli.. Yine insan gibi.. Yarın!!!Yarın okullar açılıyo.. Çok mutluyuuum =) Bakalım bakalım geçen seneye nazaran bu sene neler değişmiş ;) herşeye rağmenHerşeye rağmen yaşamayı seviyorum ben.Tırnaklarıma cırtoloz ojeler sürmeyi,saçma sapan kelimeler kullanmayı seviyorum.Keşke insanlara güvenebildiğim kadar kendime de güvenebilsem..Bazen kendimi aptal gibi hissediyorum.Bazen kendimi aptal gibi hissediyorum.Bu ne bi bunalım hissi ne de kendini haklı göstermeye çalışma(gerçi neye karşı o da tartışılır!).Sadece hissettim ve yazdım.Burda bana karışan yok,söylediklerime bi taraflarıyla gülenler yok,yada sorumsuzca bakıp cevap vermeyip de kendimi aptal gibi hissetmeme sebebiyet verecek diyaloglar yok.(haa insanlar varsa da en azından ben görmüyorum)En önemlisi burda kimseden bi beklentim yok.Başta insanların yazdıklarım hakkında yorum yapmalarını çok bekledim çünkü..Haa yorum yapan yok muydu? vardı tabiii..(bana değer veren bikaç kişi =) ) Ben kendi saçmalıklarımla kendi sayfalarımı dolduruyorum..Bi yandan da "olsun" diyorum kendi kendime.Hayatı yaşamasını bilen karşısındakine saygı gösterebilen birileri hala var..ıııııı =))Kendimi bi garip hissediyorum.Hani bi çocuk yaramazlık yapar da yakalanıncaya kadar içi içine sığmaz yaaa.Ööyle şaşkolozum işte.Heycan mı yaptım ne =)))sen ordayken..olur ya.. yanındadır o.. bir zamanlar senin ya$ama amacın.. bir zamanlar bıkmadan usanmadan saatlerce izleyebileceğin.. bir zamanlar gözlerine bakabilmek için gözlerini feda edebileceğin..
i$te o gözler bir gün sen ona bakmazken, bakmak için ölmezken, sana ısrarla bir$eyler söylemek ister.. karma$ık bir ifadeyle, ne demek istediğini tam bilmeyen uzun bakı$lar.. fakat; söylemese belki daha iyi olacağını dü$ündüğü $eylerdir söylemek istedikleri.. söyleyebilse belki rahatlayacağı, fakat söylemesi zor $eyler..
sense bakarsın ne var? dercesine, gözgöze gelince gülümser sana, anlamsız bi mutluluk duyarsın.. sadece mutluluk veren bi his, sadece mutluluk içeren; o kadardır... o kadar olmasını istersin çünkü.. daha fazlasını umut etmeden i$te böyle bir ifade, i$te böyle bir his... eniss reloadeduzun bir hayat molasından sonra.. kendine gelme vakti!
terazinin sağ ve sol kefelerini eşitleme zamanı.. doğal denge, doğal kontrole geri dönmek... dolayısıyla ilk hayat deneyimi diyebiliriz =)
ilk defa bağımsız olma BEN olma yalnızca BEN.. en azından kendi içimde.. belki bi süre kendini kandırma; kendime kanacak kadar güveniyorum galiba...
duygusal yazılara uzun bi ara... ne kadar uzun.; bilmiyorum................. dipsiz karanlık..-bir yazı-"seni unuttuğum yalanıyla hayatı kandırmaya çalışınca,
çok ho$ yazılmı$ tamamı için
http://www.gunesim.net/yazilar/biristanbulgecesi.htm a$kta yarın yoktur sevgili..çok hoş bi yazı..çok güzel..buyrun:
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve bir ba$ka pazartesi günü $eysi...beklenildiğinin aksine; anlatılacak bişeyin olmadığı bir pazartesi..
daha doğrusu, anlatılmaması gereken şeylerin olduğu bi pazartesi.. belki insani duygular, belki gerçek ve olması gereken duygular, ama benim istemediğim duygular..
yaşamaktan bıktığım, ve hatta bazen, beni yalan söylemeye -ne olursa olsun- zorlamış duygular, ne olduğunu tam olarak bilmediğim; öğrenmek de istemediğim duygular...
başlangıcı mutlu bir gün, güzel başlayan; sonrasında kara bulutların insanın moralini kapattığı bir gün.. ve yine o dengedengedenge..
ve yalnızlık, olması gerektiği gibi, duyguların düşüncelerin rahatça çarpıştığı, sessiz sakin bir ortam yalnızlık.. gözyaşı; bu çarpışmadan dökülenler..kaybedilenler, belki sevgi içeren gözyaşları, kaybedilen yaşlar.. kaybolan hayat...
"değmez" hem de hiç...
not: peçete için te$ekkür ederim çise =) kaç kere "ben" dedin kendine...merak ediyorum.. benim adlarını andıkların, gözümün önüne getirdiklerim, sevdiklerim,
bugün her gün ne kadar "ben"le oldular, beni düşündüler.. benim onları düşündüğümden ne kadar az, ne kadar fazla..
kaç tane olay ya da nesne onlara "ben"i hatırlattı? kaç kere akıllarına "ben" geldim
ve kaç kere benim gibi bencillik yapıp, kimin kendisini ne kadar düşündüğünü merak ettiler?
kaç kere sevdiler, sevildiklerinden fazla??.. kaç kere sevgileri boşluğa ittiler?.. ve kaç kere sevgi fazla geldi onlara, basit bulunan bir şey miydi sevgi, kaybetmek bu kadar rahat?.. dengedengedenge...acaba nedendi hayatın akışındaki bu dengesizlik?? galiba galiba o monoton bilindik hayatta, bir kaç farklı -fakat aslında olağan- olaylar olunca; insan gereğinden fazla sevinip, gereğinden fazla üzülüyor.
gereğinden fazla sevindiğinizde ise bir süre sonra bunu farkedip, o sevinçten öte bi hayal kırıklığı yaşıyor insan.. aslında içini o kıpır kıpır ettiren şeyin başkası için pek bi önemi olmadığını anladığı zaman.. ya da başkasının öneminin senin öneminin önüne geçtiği zaman... göreceli kişisel tahminler -belki gerçekleri yansıtmıyor ama-
bu da dalgalanmaları oluşturuyor ruh halinde doğal olarak. doğal olarak dalgalar aşındırıyor artık bizi. nereye sürüklendiğimizi bilmiyoruz, bir daha ki dalgada ne olur? bilmiyoruz
umutlar bir daha geri döner mi bilmiyoruz. umutsuz insan nasıl yaşar? bilmiyoruz.... birini son kez gördüğünü bilmek..bir ortaokul anısı...umarım bir daha yaşanmayacak şeyler..
mezun oldugunuz gundur okuldan özlemekgerçekten değer verdiğin kişilerin yokluğu onları ne kadar özlediğini hatırlatıyor bazen.. gözlerinin onu ne kadar aradığını. onun gözlerini ne kadar aradığını.. bir gün bile olsa. bazen bir saat.. sevmek güzel de, ayrılığı çok zor... RadarBazen kendimi aciz hissediyorum hayata karşı..Düşünmek istediklerimi düşünemediğim, konuşmak istediklerimi konuşamadığım için.İnsanlara istediğim özeni gösteremediğim, sevdiklerime bunu hissettiremediğim için.Ama en çok kendimi bulamadığım için kendimde.... Bazen şöyle bi bakıyorum herşeye...Aynılar hemen hemen.Pek birşey değişmiyor .Arada birkaç parça gidiyor yerini yenileri dolduruyor.Ya ben??? Benden gidenler de dolduruluyor mu?Ya da sadece başkalarının yerini dolduran sıkıcı bi kişilik miyim? Kendimi artık bu hayata karşı güçlü hissedemiyorum.Desteklerle ayakta duruyorum.Hep bir huzursuzluk var içimde.Neden arıyorum devamlı...Bulmasına buluyorum da.... İlk aklıma gelen dengesiz bir kişiliğe sahip olduğum.Gerçekten biraz dengesizim sanırım... Sonra büyüyor olduğum geliyor aklıma.Ben değişiyorum ve bu değişimi yadırgıyorum.(Ama zaten değişmeyen tek şey değişimin kendisi değil midir?...)Ve bunun gibi bissürü neden işte.Bunların içinde de öne çıkan birkaç tane var tabi.Acaba birçok şeye yetişeyim derken çok parçaya bölünüp herşeyden biraz çalıyor muyum?Eğer öyleyse bundan en çok bn zararlı çıkıyorum.Çünkü kendimden de çalıyorum... Bir de insanları istemeden kırıyorum ve bazen bu hiç umrumda olmuyor.Bunu farlettiğimde ise neredeyse yıkılıyorum.Her sefereinde... Bunun sonucu nereye gider? Yada bu yazıyı neden bu kadar çok değiştirdim?..Hiçbir fikrim yok... Orhan Veli beni biraz anlar gibi yazmış :
Bilmem ki nasıl anlatsam; Nasıl, nasıl size derdimi! Bir dert ki yürekler acısı, Bir ert ki düşman başına Gönül yarası desem...(?) Değil! Ekmek parası desem... Değil!
Bir dert ki... Dayanılır şey değil! ElektronikEvet bu saatte ne bu üzgünlük de mi??? Yarın bizim okula Sincan çocuk esirgeme kurumundan çocuklar gelecek biz de onları en güzel şekilde ağırlamak istiyoruz tabi herkes bişiler yapsın dedik ben de en sevdiğim mantar kurabiyelerden yapayım dedim ve bu konuda çok ısrarcı oldum bugün bayaa uğraştık hamurudur süsüdür gayet de güzel olmuştu fırına koyduk 10 dk sonra çıkaracaktım daha 5 dk olmuştu ki acayip bi koku geldi burnuma hemn koşup baktım kiii bnm mantarlar özürlü mantarı olmuş beyaz olması gereken kurabiyeler resmen turuncu!!!!Ben de çok takarım böyle şeyleri çok üzüldüm tabi .Zaten evdeki herşey bozuluyo yaaaa yeter be...hani vardı ya...hani vardı ya ukteler; insanı tırtıklayan sürekli.. vardı ya a$k; biterken hatıralar bırakan.. vardı ya sevgi; ne olursa olsun bitmeyen.. vardı ya cesaret; hissettiklerini herşeye rağmen söyleyen.. vardı ya korku, söylerken elleri titreyen.. vardı ya samimiyet, titrerken ellerde oluşan o sıcaklık bir nefeste.. vardı ya değer; onu herşeye rağmen özel kabul eden..
hepsini bir anda yaşamak; o kadar heyecanlıdır ki.. o kadar rahatlatıcıdır ki.. o kadar güzeldir ki. aynı zamanda o kadar o kadar zordur ki...
sanki yıllar sonra geçmişten bahsedercesine, yıllar sonra birbirimizden bahsedercesine, yıllar sonra onu özlercesine,
doğru zamanı beklemeden, doğru zamanı yaratırcasına... (bkz.: doğru zamanı beklemek)
güzeldir korkusuzca içinden geleni en güzel şekilde söyleyebilmek..zordur ama bu zorluğu yaşamak ise ayrı bi güzel... { Önceki Sayfa } { 3 sayfadan 1.si } { Sonraki Sayfa } |
-- Hakkımda -- Ana Sayfa Profilim Arşiv Arkadaşlarım Fotoğraf Albümüm-- Takvim --
-- Kategoriler ---- Son Yazılar --ID DO ANYTHING by Simple PlanHAZIR MISIN? -- Linkler ---- Arkadaşlarım --eNissTarik Rare |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||