kopya KaLpLer....kopya KaLpLer.... | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
***birgün Seni Sevdiğimi Anlarsın******Birgün Seni Sevdiğimi Anlarsın***Uykuların kaçar geceleri Bir türlü sabah olmayı bilmez Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında Ne çarşaf halden anlar, ne yastık Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın Onun unutamadığın hayali Sigaradan derin bir nefes çekmişcesine dolar içine Sevmek neymiş bir gün anlarsın Bir gün anlarsın aslında herşeyin boş olduğunu Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin Gün gelirde sesini bir kerecik duymak için Vurursun başını soğuk taş duvarlara Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın Duyarsın Ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın Sevmek neymiş bir gün anlarsın Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin Niçin yaratıldığını Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini Uzun uzun seyredersinde aynalarda güzelliğini Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın Dolar gözlerin için burkulur Sevmek neymiş bir gün anlarsın Bir gün anlarsın sevilen dudakların Sevilen gözlerin erişilmezliğini O hiç beklenmeyen saat geldi mi Düşer saçların önüne ama bembeyaz Uzanır gökyüzüne ellerin Ama çaresiz Ama yorgun Ama bitkin Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı Sevmek neymiş bir gün anlarsın Bir gün anlarsın hayal kurmayı Beklemeyi Ümit etmeyi Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi Lanet edersin yaşadığına Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın O zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden Bir Gün Seni Sevdiğimi Anlarsın Ümit yaşar Oğuzcan can dündar-yarim haziranKimbilir kaç baharı birlikte uğurladık seninle...Kimbilir kaç yazı karşıladık kan ter içinde... İlhamısın ergenlik şiirlerimin, o ilk Haziran’dan beri... Yaşgünlerimin fener alayı, ilkyaz günahlarımın tanığısın... Tanığısın yüzüme düşen gözlerin, tenime değen ellerin... Senle başlayıp, sende bitirdim bunca yılı... Sendin hararetli yılsonu muhasebelerimin değişmez takvim yaprağı... Tutkunum sana... sadık, itaatkar ve hayran.. ... Yarim Haziran...! *** Hasretle bekleyip iple çektim gelişlerini çoğu zaman... Sen hep iki bahar arasında, hazlar zamanı çıkageldin; eteklerinde ilkyaz coşkuları ve isyanlarla... Haziranlarda aşık, haziranlarda pişman, haziranlarda ergen oldum. İşte burada yıllar yılı getirip, iadesiz taahhütsüz önüme atıverdiğin eski yaşlar... kimi hakkınca yaşanmış, kimi belki hiç yaşanmamış... kimi çocuk, kim genç, kimi olgun... Her serin baharın ardından yaz kokulu yıldız müjdeler taşıdın bana... hararetli ve çıplak Temmuz akşamları vadettin... peşisıra hazan geldiğini hissettirmeksizin bir süre... Gün oldu tomurcuk olup çiçek çiçek boy verdin; gün oldu şiddet yüklü bir öfke bulutuna tutunup seller yağdırdın gecikmiş bahar dallarının üzerine... hazırlıksız... insafsız... Öncesiz ve sonrasız aşklarda oyaladın beni... Kimi gerçek, çoğu yalan... Zamanla ibadet eder gibi sevmeyi öğrettin...üzerine kırağı düşmüş beyaz bir gül kadar taze... bir o kadar kusursuz... Anladım ki, Haziran'da sevmek yaman... Yarim Haziran..! *** Ocaklar kurdum sıcacık... Aşım, eşim, işim oldu katıksız, riyasız... Oğullar ve gecikmiş heyecanlar verdin bana... Gidemediğimiz uzak denizleri çocuklarımıza isim yaptık... onlar yüzsün diye yüzemediklerimizi... Geride kırık dökük onlarca Haziran bırakarak karşıladık yarınları... Ve sen bağışladın hatalarımı yılsonu bilançolarında... Sorguda ele vermedin beni... Tanıyamadılar kimlik tesbitinde bedenimi, kalbimi... Kimbilir kaç sırrı sakladın... kaçını ele verdin... o gecikmiş hesaplaşmalarda... Sen ilkyazdan alıp güze açarken kapılarını... ben yazın sarhoşluğundan sonbahar serinliğinde aydım. Seni beklerken kendime vardım. Yadsıyamam: Sevildim ve sevdim çoğu.. zaman... Müsebbibi sensin... Yarim Haziran...! *** Kalbim büyüse de büyümedi içimdeki çocuk.. ... ama zamanla olgunlaştı Haziranlarım Yeni gelenler sonbahara daha yakın şimdi... Eski mektuplar ve sepya renkli fotoğraflarla dolu bir albümde hayatım... Haziran doğumlu... Kulağımda bir şiir Hasan Hüseyin'den artakalan: '"Sokaktayım/gece leylak ve tomurcuk kokuyor/yaralı bir şahin olmuş yüreğimi uy anam anam.../Haziran'da ölmek zor"... Lakin doğmak da zor Haziran'da... Yaz kapıyı çalsa da; ... biliyoruz sonu hazan... Yine de seviyorum seni... Yarim Haziran..! Söyledigini Yaptım..Söyledigini Yaptım..
Geceme dolan yalnızlığımda, çoğalan kelimeler kadar anlamsızım... bundan böyle hayatım; neresinden bakarsam bakayım, boş ve saçma yönsüz ve yolsuz sakin ve akışkan duru ve çamurlu... isyan etme! karşı çıkma boşuna "istediğim bu değildi"deme sakın SÖYLEDİĞİNİ YAPTIM!... keşke gideceğim yolculukların adresini bilsem... neresi olduğunu önceden kestirebilsem... öyle çok, öyle çok istiyorum ki çekip gitmeyi... şairin dediği gibi; "biliyorsun ben hangi şehirdeysem yalnızlığın başkenti orası bir de sevgili çocuk biliyorsun kişi tutkularıyla yalnızlığını adlandırıyor o kadar... " sen yeter ki içimden düş artık, düşlerimden çık... seni deli bir hasret gibi, seni tutamsız bir nefes gibi, seni gökkuşağını görüp gülümsemek gibi, tatlı, naif, acısız, buruk, yine de sevgili unutmak istiyorum... SÖYLEDİĞİNİ YAPTIM! zamana karşı kürek çekmiyorum ne zamandır... zamana karşı; hayâl, umut, gelecek kaygılarıyla yarışmıyorum... bekliyorum, bırakıyorum dalgalar ayaklarıma ulaşsın... geceme susan gözlerine inat, uyumaya çalışıyorum sol yanım hüzün, sağ yanım yalnızlık senle yaşamayı belki beceremedim ama sensiz yaşamaya alışıyorum..... YÜRÜMEKYürümek;yürümeyenleri arkanda boş sokaklar gibi bırakarak, havaları boydan boya yarıp ikiye bir mavzer gözü gibi karanlığın gözüne bakarak yürümek!.. Yürümek; dost omuzbaşlarını omuzlarının yanında duyup, kelleni orta yere yüreğini yumruklarının içine koyup yürümek!.. Yürümek; yolunda pusuya yattıklarını, arkadan çelme attıklarını bilerek yürümek... Yürümek; yürekten gülerekten yürümek... Nazım HikmetGünler ağır.
(Şiirin bir bölümü) Seni Düşünmek ...Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
ßen Senden Önce...Bensenden önce ölmek isterim. Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun? Ben zannetmiyorum bunu. İyisi mi, beni yaktırırsın, odanda ocağın üstüne korsun içinde bir kavanozun. Kavanoz camdan olsun, şeffaf, beyaz camdan olsun ki içinde beni görebilesin... Fedakârlığımı anlıyorsun : vazgeçtim toprak olmaktan, vazgeçtim çiçek olmaktan senin yanında kalabilmek için. Ve toz oluyorum yaşıyorum yanında senin. Sonra, sen de ölünce kavanozuma gelirsin. Ve orda beraber yaşarız külümün içinde külün, ta ki bir savruk gelin yahut vefasız bir torun bizi ordan atana kadar... Ama biz o zamana kadar o kadar karışacağız ki birbirimize, atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz yan yana düşecek. Toprağa beraber dalacağız. Ve bir gün yabani bir çiçek bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse sapında muhakkak iki çiçek açacak : biri sen biri de ben. Yetemezsin Sen Bu Sevgiye...Yetemezsin Sen Bu Sevgiye
Nasıl bir günümdeyim bilemezsin, Bir Konuşsam...Bir konuşsamAh bir anlatabilsem bendeki seni İklimler susardı sesimin buğusunda Kelimeler bir bir çekilirdi yamaçlardan Bir konuşsam.. Ah anlatabilsem bendeki seni Fırtınalar sarardı bu güzel şehri Bulutlar kaybolurdu bakışlarında Güneş saçaklarını toplar giderdi Bir konuşsam.. Ah bir anlatabilsem bendeki seni Sendeki her şey kavgam olurdu Mücadelem olurdu savaş meydanları Mizacı sert bir bakışın ardından Hafif bir tebessüm olurdum Ve bir haykırış derinlerden. Bir konuşsam Ah bir anlatabilsem bendeki seni Sesim bir uçurum olurdu Bir çağlayan Doldururdu bütün yamaçlarını. Bir konuşsam Ah anlatabilsem bendeki seni Anlardım belki anlatabilirdim belki Kelimelerin bu kadar yetersizliğini... Yasaklarımın şehri...yasaklarımın şehri....
Yasaklarımın şehrinden geliyorum İntihar kokuyor üstüm başım. Ertelenmiş tebessümlerin Gölgesinde üşüyorum Ölüm soluyor dizelerim. Pusuya düştü yalnızlığım Kursun yağmurunda ıslanan gözyaşlarımla Ölmekten geliyorum. Yasaklarımın şehrinden geliyorum Mayın tarlası hüzünler biriktirdim Zulamda kahpeliği mısraların Bıçak sırtında sevdalarımla Ölmekten geliyorum. Bu şehrin Soğuk ve karanlık sokağında Asılı kaldı düşlerim Sevdalar göç ediyor ruhumdan Yalnızlık kokuyor sokaklar Buğulu bakışların sisleri ardında Üşüyen yalnızlığımla Ölmekten geliyorum Yasaklarımın şehrinden geliyorum Cebimde intikam yeminlerim Kalemimde sürgün kelimelerim VE İSYANIM SUSKUNLUGUMUN KATİLİ... Sana Aşık Biri Var.....Sana Aşık Biri VarHafif serin bir yaz gecesi, sahildeyiz... Ay ışığı durgun denize vurmuş, yüzün yakamozlarda... Yanıma uzanmışsın kumsalda, beraberiz... Kalbim sende, gönlün bende, mutluyuz... Sevdan yüreğimde, sen yanımda, yıldızlar bizi izliyor... Daha ne isterim ki yalancı hayattan... Taşları topluyoruz ve bir bir atıyoruz denize... Hani bir tane vardır atmaya kıyamazsın, öylesin bende... Sabahı görüyoruz beraberce sahilde... Güneş ısıtıyor üşüyen ellerimizi... Sonra bir öpücük konduruyorum alnına... Sarılıyoruz bir daha asla kopmamacasına, dalıyoruz uykuya... Ben saçlarını kokluyorum, sen göğsümde yatarken... Sense en tatlı, en masum halindesin, uyuyorsun... Bir öpücük daha konduruyorum yanağına... Ve sonra... Evet ve sonra... Keşke, keşke olsa diyorum bütün bunlar, uyanırken uykumdan... Ellerim gidiyor resmine yine her sabah olduğu gibi... Dudaklarım seni ararken, cam çerçeveyi öpüyorum yine... Günaydın diyorum, günaydın bitanem... .........................................................
Sagopa Kajmer - BaytaR -Bu dilden firar eden her söz, yaydan çıkmış ok gibiSözler bazen bir hazine bazen dermansız bir dert tipi Geçmiş dünden bahsetmek lezzetsiz Gelmemiş yarından hep mi şikayetçiyiz biz Aklımın ipinin ucuda kaçmış, timsah katreleri boşalsın Bir iki damla hiç değersiz Hüzün ve kaderin pençesinde bir dev nam-ı-değersiz Gece-gündüz ömürden yontar dünya dönmez yarensiz Bugün ömrün yarım gün, serbest kalsın fikrim Senin tozlarını silemez tenimden ellerim Varlık ruhu terk eder gözüm gözünden ayrılınca Bendeki aşk altın misali ağırlığınca Sensiz benlik yokluk demek kalbim sana emekçi Aşk denen illet çorak arazide tilki misal kurnaz bekçi Başım sarkıt bir mahalsiz cümle yolumun önüne taş Dudakların (?) halden çakır keyif dertdaş Gören der ki sel ağzına bina yapmak aptal işi Yel eserse kırmaz dişimi, kalp bir körse görmez bir şeyi Saniyeler dakikalarla yapar alışverişi Saatler seni alır benden korkarım olamaz gelişi Hasret gözümün ışıklarını söndüren alçak misafir Afitap sönük bir mum ayrılık hain bir zehir Melek yanımda yüzünü saklar felek yüzüme kaş çatar Bir tek bu hüznü sen boğarsın ipek tenin derime batsın Rüzgar saçını süpürse mest olur bakışlarım Adınla uyanır kulaklarım, yüzünle açar göz kapaklarım En güzel şiirlerimle kaleme adını sayıklatırım Odamın hayaletisin sessizliğine aşığım Derdime çare baytarım yok Dengeme destek tut ki durayım Şafak güneşin fermanıı geçer acı tatlı sayılı zamanın sancısı Ama melek bir yandan , şeytan bir yandan Başım zindan yokluk var bu kaçıncı şikayetim bilmem Kafamı duvara yasladım omuzların yanımda yok Ahbaplar maymun iştah sahibi benim içim senle tok Yok ki gücüm belki devler ülkesinde bücürüm Sessizliğinle gelir hüznüm yokluğunda gömülü ölüyüm Bu devranın binlerce sevgi müşterisinden biriyim Yalnızlığıma küfrederim sensiz halden müştekilim İlelebette dönmez olsan bil ki yalnız nöbetteyim Hatalarıma savaş açtım her gün farklı kefendeyim Hayat günlük defter yaprağı hazan gelir dökülür Gelirken ne getirilir ki giderken ne götürülür Dertle anlaş deva bul üzüntü kalbi sömürürür Yüzüne baktığım her an cennetten bahçe görülür Gülüşle şen değil gönül bucaklarında harabeler Bu hilekar tavırla geçer fena saatler Seni içeren masallarım anlatılacak kadar kısa değiller Aşk ilinde bir tarafta cüceler diğer yanda devler Derdime çare baytarım yok Dengeme destek tut ki durayım Şafak güneşin fermanıı geçer acı tatlı sayılı zamanın sancısı Ama melek bir yandan , şeytan bir yandan Başım zindan yokluk var bu kaçıncı şikayetim bilmem ....................................................
İskeletler Diyarında Bir Et Parçasıyım - Sagopa KajmerYarını olmayan dünlere yazılmış her şiirVe şair olmuş her fikir ki kaleme düşmüş her sözün Hep karanlık anlatıldı şarkılarda günyüzü Yalpalayan ömürler aşikar yüzün görüntüsü Yalnızlıkla sevişir oldum; karanlık hep zifir Ve gökyüzünde güneşin doğum sancılarını bekletir Doğmamış güneşti doğacak her ışık Asi zehir ki hediye olacak her yarın Manevi hazinedir Vasiyetimdir cümlelerimin her kelimesi Sahi asi sagopa yorgun tek tabanca Yirmialtı arifesi Kimler önüne geçebilir zamanın akışının Cümlelerimin noktalarına kaç zamanda ulaşır Yaşarım iskeletler diyarında bir et parçasıyım Varımı yoktan aldım Daldım çoktan derin uykuma vardım Beklemekle geçti yıllarım Ve kar beyazdı saçlarım Karamsar yazdır aynalarım Ve tahrumardı sabrım Harbi yaşadım benliğimle çok savaştım Yazdım olmadı ve kaçtım Rep uzattı elini çekti kulağımı Yaz dedi emir bi farzdır Farzın adresinde sen ikamet halinde Bu tanrıdan bir arzdır Öylesine güç oldu Böylesine bir gidişi resmetmek Kalemi makine yaptım her çizikte kareler aldım Sundum önüne yaradanın ve bekledim cevabını Hep cevapsız kaldı çağrım bağırdım Raks edemedim yine yenildim Aksimi göremedim kör oldum Haksızım vuramadım şakağına Baksın kör gözlerime Raks edemedim yine yenildim Aksimi göremedim kör oldum Haksızım vuramadım şakağına Baksın kör gözlerime Darbe kuuus Ağlamakla başlar herşey Bağlamakla gelir gerisi Taze derisi al lensisi oluverir Tek kötektir tımar edilir insanoğlu Yazık Bir kazık pasaporttur diğerlerine Tersilyle eğerlerini kim tutar E kim batar güneş satar nükleerlerini üç kuruşa Kalleş doğanlar kalleş ölür Bölünür ikiye arzular sömürülür duaların Gelecek üstüne atandan gayrı büstüne işer Yine nota defterler derneği Kerterler bileği kelepçe beş akçe tazminatla Anayasa musakka oluverdi Yurtta sulh mü kalıverdi Dünyada barış olsun Yarışıyorsun kime karşı yaşı atmış Posası çıkmış sadakatmısın devlet köpeği El emeği bilgisayar göbeği ilgisiz durdun Sandalyeyi boşalt Yada çaresiz gördün şu milleti yaşat Yaşat yaşat .Derin darbee Düşük yapmış umutlarımın kuyruk sancısıyla Doruk noktasında gezinen acılarımı kim paylaşır Kim tetikte kaynaşır ve saydamlaşır Cinnetinde herşey bariz herşey açık İçinde bir kaçık varsa kürtajla aldır Çünkü montajla düzelmeyecek tek şey hayattır Sana kıyaktır Dinliyorsan altında bit kolonisi vardır inanma Yalanla yatan dolanla kalkar da Dar gözlük takar Sözlükten bakar da Bulamaz huzurun anlamını Randımanını alamamış günah motorları Durun üretimi durdurun Sorun tüketmemiş olmamız Kabız kalmış sabrımız ve hatalıydı tavrımız Tok olsa da karnımız yetinmeyi bilmeyiz Dipnot anlatılan insan Respecte yoo yooo Sago kastııııırr Raks edemedim yine yenildim Aksimi göremedim kör oldum Haksızım vuramadım şakağına Baksın kör gözlerime Raks edemedim yine yenildim Aksimi göremedim kör oldum Haksızım vuramadım şakağına Baksın kör gözlerime Sagopa Kajmer - Aklımın Odaları
Sagopa Kajmer - Drama Yollarıkader mi yazmiş?silinsin tum gunahlarim, drama yollarinda kopru istikametindeyim. ben huzundum beni sen sectin. varir mi şahima son lutuflarim? kimsede aramadim gonlumun pamuk prensesini. sen yuzumdun beni kahrettin. yaşanmişlik kolunda buyuyen bebegin ergenlik hali. kim yirtti vesikaliklarimi? kalbin kal koşelerinden alamazsin platonik evlatlarimi. yarattigim turkuaz derinliginde yuzuyorum ben. korkarim derinlik sarhoşumda vurgun yolcusun. sonsuzlugum beni tanimadi yalnizligim firtinali.. kuklalar sepette cek al egolarini (cek elini) asi ruhum sahi gec mi kaldi yarina soyle? (kapa ceneni) ben bu gunlerde evcilim. sencil olmanin sakincasinda duşun nobetleri. voltasini atar vardiyali bir işci. devir vakti gece yarisi boldum uykularimin nadide hediyelerini. bende sakli sirlarim ki; icime sindi hirslarim. cephanelikte mermi bitti, belki bundandir ki tirsarim kansere yenik duşmesin umutlarim. hucrelerimi yerine koy şakasi yok savunmasizligin!... yalancinin konuştugu lisan daim yalanca kancami taktim gercekler mi palavra? bu espiride yok şaka, insanlik kadavra.. şiirbazi sopasi elinde abrakadabra!.. kader mi yazmiş? silinsin tum gunahlarim, drama yollarinda kopru istikametindeyim. ben huzundum beni sen sectin. varir mi şahima son lutuflarim? kimsede aramadim gonlumun pamuk prensesini. sen yuzumdun beni kahrettin. drama yollari taşli geliyor kara kaşli arkadaşliklar neden en az bir cikara dayali yirtik kalbim yamali dostlarimin ucreti pahali odemek zor geride kalan tum hesaplari şu gunlerde pamuk prensesin gozleri yaşli ozrum icinde pranga yemiş zanli yinede sahipligin icinde varolan duygularim canli sanirim en son karadenizde gemilerim batti kanimca herşey yapmacikti istila komandolarim bedenimi sardi askerlerim silahsizdi bu nedenle kalelerim az zamanda hirpalandi kara listem okunakli sonuclar dokunakli son celsede boşadim aşkimi elimin tersiyle duz ettim tum kirişikliklari tadilatta kalbimin boş beyaz saraylari yaşli taşli cocuk kirdi sevdigi tum oyuncaklari.. Sagopa Kajmer - Romantizma
YAŞAYABİLME İHTİMALİsoğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...
Ben seninle bir gün Veyselkarani`de haşlama yeme ihtimalini sevdim.
İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında (ankara`da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman) özlemeye başladım herkesi... Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra...
Bizim Kemalettin Tuğcu`larımız vardı... Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı... Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık... Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla... Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu, pütürlü duvarlara ve Türk Dil Kurumu`na inat bir Türkçeyle... Ağbilerimizden öğrendik, Ş harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi...
Ankara`ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu. Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri Oysa Ankara`da hiç sevişmedim ben. Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim... (Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak...) Ankara`ya usul usul kurşun yağıyordu... Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri... Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim... Ve hiçbir mahkeme tutanağına geçmedi adım... çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece...
sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde ama sen yoktun... Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni tenefüs saatlerinde... Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu... Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum...
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum. yaz sıcağı toprağa çekiyordu tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini... Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yoların çare bilmez sürgünü... Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş ovasının yalancı maviliği... Otobüs oluyordum bir süre... Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde... Otobüs oluyordum... Bir ülkeden bir iç ülkeye... Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum...
Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin... Korkuyordum... Sonra iniyordum otobüsten... Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun, ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk, ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum... Çünkü sonunda annem oluyordum babam kokuyordum sonunda...
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim, çocuk olmaktan... Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...
Ben seninle bir gün Van`daki bir kahvaltı salonunda... Ben seninle (sadece bilmek zorunda kalanların bildiği) bir yol üstü lokantasında... Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan Doğubeyazıt`ın herhangi bir toprak damında... Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim...
Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim! Bir Erkeğin Anlatımından...Sevgili yok kadınım...Sana bir aşk öyküsü anlatacağım... Anlatacağım öykü, yüzyıllardır efsanelerde anlatılan, şiirlere, romanlara ve filmlere konu olan, bildiğin aşklardan değil... Herhangi bir kadın ve herhangi bir erkek... Kadın çok sevmektedir erkeği... Aynı yastığa baş koymaya başladıkları günlerin devamında,giderek değişir erkek... Evine geç gelmeye ve sürekli içki içmeye başlar... Yiğit mizaçlı ve yapılı, sevgi dolu biriyken, giderek zayıflamaya erimeye başlar... Kadın sevmektedir erkeği, tükenmeyen ve eksilmeyen bir aşkla... Defalarca konuşmuş ama sözünü dinletememiş, içmekten vazgeçirememiştir sevdiği erkeği... Oysa erkek, içkinin dozunu giderek çoğaltmakta ve hızla erimeye devam etmektedir... Bir gece yarısına doğru,erkek yine çok içkili ve harap bir halde gelir evine... Kadın onun oturmasına yardım eder ve sonra mutfağa gider... Döndüğünde elinde rakı şişesi ve bir kadeh vardır... Onları erkeğin yanındaki sehpaya koyar... Erkek ise zihninin bütün bulanıklığına rağmen şaşkındır... İçmemesi için gece gündüz yalvaran, gözyaşı döken kadın, elleriyle rakı şişesini ve kadehi getirip koymuştur önüne... Kadın tekrar mutfağa gider...Geri döndüğünde, bu kez elinde bir bıçak vardır... Kadın bıçağı sehpanın üzerine bırakır ve rakı şişesine uzanıp, kadehe rakı doldurur... Hala şaşkın gözlerle kendisini izleyen erkeğe,aşk ve hüzünle bakar ve kadehi ona uzatır... Erkek uzanır alır kadehi ve birkaç yudumda tüketir içindekini... Kadın bir kadeh daha doldurur... Erkek artık ne olup bittiğinin hesabını yapamaz bir halde kadehe uzatır elini, ama kadın bu kez erkeğe vermez ve sehpanın üzerine bırakır... Az önce mutfaktan getirip sehpanın üzerine bıraktığı bıçağı eline alır ve erkek daha ne olup bittiğini anlamadan,elini sehpanın üzerine koyar ve bıçağı hızla indirir... Kadın parmaklarından birini kesmiştir... Büyük bir soğukkanlılıkla parmağını alır ve rakı kadehinin içine atar... Gri beyazdan pembeye dönüşen rakı kadehinin içindeki kadının zarif parmağı, hızla kavrulmaya başlar... Giderek büzülür ve kahverengi, tanınmaz bir et parçasına dönüşür... Erkek hala şaşkındır ama daha yerinden bile kıpırdayamadan olan biten, onu kendisine getirmiştir... Yerinden kalkar ve kadına sarılır... Kadın, bedeninden can kopartarak, sevdiği erkeğe anlatmıştır, aşkını ve onun tükenişine itirazını... Bir kadının tek parmağı yetmiştir, aşkı tekrar kazanmaya... Yokkadınım, hep yok kalanım... Bilirim, bir kadının ellerinde büyür aşk... Tıpkı bir çocuk gibi... Ellerin hala merhametli mi? { Önceki Sayfa } { Page 1 of 3 } { Sonraki Sayfa } |
HakkımdaProfilim Arşiv Arkadaşlarım Fotoğraf Albümüm
LinklerGay misiniz_?Değil misiniz_?MumLar:))) KanLa KeLime YazMa... Mesajını şişeye koy... İnternetten FAL baktırın... SAGOPA KAJMER VİDEO SAGOPA KAJMER MP3 SAGOPA KAJMER /DRAMA YOLLARI KategorilerSon Yazılar***birgün Seni Sevdiğimi Anlarsın***can dündar-yarim haziran Söyledigini Yaptım.. YÜRÜMEK Nazım Hikmet Seni Düşünmek ... ßen Senden Önce... Yetemezsin Sen Bu Sevgiye... Bir Konuşsam... Yasaklarımın şehri... Sana Aşık Biri Var..... ......................................................... Sagopa Kajmer - BaytaR - .................................................... İskeletler Diyarında Bir Et Parçasıyım - Sagopa Kajmer Sagopa Kajmer - Aklımın Odaları Sagopa Kajmer - Drama Yolları Sagopa Kajmer - Romantizma YAŞAYABİLME İHTİMALİ Bir Erkeğin Anlatımından... Seninle Olmak, Ya aklın başka yerlerdeydi, ya yüreğin! AŞk türleri!... Şöyle Diyordu,Afrikalı Siyah İnsan... yaLnızLık....!!! yaLnızLıkk... SoR kendine beniiiii!!!! uNutamaDığımSın..! özür dilerimmmm!!! "GİT!!!!!!!" öLmek daha koLaydır sevmekten... eN aĞıR aCıDıR BaNa...! KendiNe iyi baK derLer ve giderLer... sENi arıyorummmm Seni öldürerek intihar etmek istiyorum!!! unutuLmayan dostLukLar adına... Bu sabahLarıN bİr anLamı oLmaLı... Hayatttt!!!!! SEVMİYORUM!!!! Bitmez demiştim, Bitmedi... GeL desem, GeLirmisin... hayat güzeldir..... BU KADAR SEVMEDİM Ki.... AşK kaRarMak üzeredir odanda... çocukluğum..ve En çok Seni özledim Ben... Bırakıyorum.... adım SonBaHar..... Seni boğabilirdim senden kurtulmak için.... Arkadaşlarım |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||