kopya KaLpLer....kopya KaLpLer....

***birgün Seni Sevdiğimi Anlarsın***

{ 05:52, 6/11/2006 } { 0 yorum } { Link }
***Birgün Seni Sevdiğimi Anlarsın***

Uykuların kaçar geceleri
Bir türlü sabah olmayı bilmez
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar, ne yastık
Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın
Onun unutamadığın hayali
Sigaradan derin bir nefes çekmişcesine dolar içine
Sevmek neymiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın aslında herşeyin boş olduğunu
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin
Gün gelirde sesini bir kerecik duymak için
Vurursun başını soğuk taş duvarlara
Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
Duyarsın
Ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın
Sevmek neymiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
Niçin yaratıldığını
Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini
Uzun uzun seyredersinde aynalarda güzelliğini
Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın
Dolar gözlerin için burkulur
Sevmek neymiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın sevilen dudakların
Sevilen gözlerin erişilmezliğini
O hiç beklenmeyen saat geldi mi
Düşer saçların önüne ama bembeyaz
Uzanır gökyüzüne ellerin
Ama çaresiz
Ama yorgun
Ama bitkin
Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın
Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı
Sevmek neymiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın hayal kurmayı
Beklemeyi
Ümit etmeyi
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
Lanet edersin yaşadığına
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
O zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden

Bir Gün Seni Sevdiğimi Anlarsın



Ümit yaşar Oğuzcan


can dündar-yarim haziran

{ 05:42, 6/11/2006 } { 0 yorum } { Link }
Kimbilir kaç baharı birlikte uğurladık seninle...
Kimbilir kaç yazı karşıladık kan ter içinde...
İlhamısın ergenlik şiirlerimin, o ilk Haziran’dan beri...
Yaşgünlerimin fener alayı, ilkyaz günahlarımın tanığısın...
Tanığısın yüzüme düşen gözlerin, tenime değen ellerin...
Senle başlayıp, sende bitirdim bunca yılı...
Sendin hararetli yılsonu muhasebelerimin değişmez takvim yaprağı...
Tutkunum sana... sadık, itaatkar ve hayran.. ...
Yarim Haziran...!

***

Hasretle bekleyip iple çektim gelişlerini çoğu zaman...
Sen hep iki bahar arasında, hazlar zamanı çıkageldin; eteklerinde ilkyaz
coşkuları ve isyanlarla...
Haziranlarda aşık, haziranlarda pişman, haziranlarda ergen ol­dum.
İşte burada yıllar yılı getirip, iadesiz taahhütsüz önüme atıverdiğin eski yaşlar... kimi hakkınca yaşanmış, kimi belki hiç yaşanmamış... kimi çocuk, kim genç, kimi olgun...
Her serin baharın ardından yaz kokulu yıldız müjdeler taşıdın bana... hararetli ve çıplak Temmuz akşamları vadettin... peşisıra hazan geldiğini hissettirmeksizin bir süre...
Gün oldu tomurcuk olup çiçek çiçek boy verdin; gün oldu şiddet yüklü bir öfke bulu­tuna tutunup seller yağdırdın gecikmiş bahar dallarının üzerine... hazırlıksız... insafsız...
Öncesiz ve sonrasız aşklarda oyaladın beni...
Kimi gerçek, çoğu yalan...
Zamanla ibadet eder gibi sevmeyi öğrettin...üzerine kırağı düşmüş beyaz bir gül kadar taze... bir o kadar kusursuz...
Anladım ki, Haziran'da sevmek yaman...
Yarim Haziran..!

***

Ocaklar kurdum sıcacık... Aşım, eşim, işim oldu katıksız, riyasız... Oğullar ve gecikmiş heyecanlar verdin bana...
Gidemediğimiz uzak denizleri çocuklarımıza isim yaptık... onlar yüzsün diye yüzemediklerimizi...
Geride kırık dökük onlarca Haziran bırakarak karşıladık yarınları... Ve sen bağışladın hatalarımı yılsonu bilançolarında... Sorguda ele vermedin beni... Tanıyamadılar kimlik tesbitinde bedenimi, kalbimi...
Kimbilir kaç sırrı sakladın... kaçını ele verdin... o gecikmiş hesaplaşmalarda...
Sen ilkyazdan alıp güze açarken kapılarını... ben yazın sarhoşluğundan sonbahar serinliğinde aydım.
Seni beklerken kendime vardım.
Yadsıyamam: Sevildim ve sevdim çoğu.. zaman...
Müsebbibi sensin... Yarim Haziran...!

***

Kalbim büyüse de büyümedi içimdeki çocuk..
... ama zamanla olgunlaştı Haziranlarım
Yeni gelenler sonbahara daha yakın şimdi...
Eski mektuplar ve sepya renkli fotoğraflarla dolu bir albümde hayatım... Haziran doğumlu...
Kulağımda bir şiir Hasan Hüseyin'den artakalan:
'"Sokaktayım/gece leylak ve tomurcuk kokuyor/yaralı bir şahin olmuş yüreğimi uy anam anam.../Haziran'da ölmek zor"...
Lakin doğmak da zor Haziran'da...
Yaz kapıyı çalsa da;
... biliyoruz sonu hazan...
Yine de seviyorum seni...
Yarim Haziran..!



Söyledigini Yaptım..

{ 05:38, 6/11/2006 } { 0 yorum } { Link }
Söyledigini Yaptım..

Geceme dolan yalnızlığımda, çoğalan kelimeler kadar anlamsızım...
bundan böyle hayatım; neresinden bakarsam bakayım, boş ve saçma yönsüz
ve yolsuz sakin ve akışkan duru ve çamurlu...
isyan etme!
karşı çıkma boşuna "istediğim bu değildi"deme sakın
SÖYLEDİĞİNİ YAPTIM!...
keşke gideceğim yolculukların adresini bilsem...
neresi olduğunu önceden kestirebilsem...
öyle çok, öyle çok istiyorum ki çekip gitmeyi...
şairin dediği gibi;
"biliyorsun ben hangi şehirdeysem yalnızlığın başkenti orası bir de sevgili
çocuk biliyorsun kişi tutkularıyla yalnızlığını adlandırıyor o kadar...
" sen yeter ki içimden düş artık, düşlerimden çık...
seni deli bir hasret gibi, seni tutamsız bir nefes gibi,
seni gökkuşağını görüp gülümsemek gibi, tatlı, naif,
acısız, buruk, yine de sevgili unutmak istiyorum...
SÖYLEDİĞİNİ YAPTIM!
zamana karşı kürek çekmiyorum ne zamandır...
zamana karşı; hayâl, umut, gelecek kaygılarıyla yarışmıyorum...
bekliyorum, bırakıyorum dalgalar ayaklarıma ulaşsın...
geceme susan gözlerine inat,
uyumaya çalışıyorum sol yanım hüzün, sağ yanım yalnızlık
senle yaşamayı belki beceremedim
ama sensiz yaşamaya alışıyorum.....


YÜRÜMEK

{ 02:09, 5/11/2006 } { 0 yorum } { Link }
Yürümek; 
yürümeyenleri 
arkanda boş sokaklar gibi bırakarak, 
havaları boydan boya yarıp ikiye 
bir mavzer gözü gibi 
karanlığın gözüne bakarak 
yürümek!.. 

Yürümek; 
dost omuzbaşlarını 
omuzlarının yanında duyup, 
kelleni orta yere 
yüreğini yumruklarının içine koyup 
yürümek!.. 

Yürümek; 
yolunda pusuya yattıklarını, 
arkadan çelme attıklarını 
bilerek 
yürümek... 

Yürümek; 
yürekten 
gülerekten 
yürümek...


Nazım Hikmet

{ 02:05, 5/11/2006 } { 0 yorum } { Link }

Günler ağır.


Günler ölüm haberleriyle geliyor.


En güzel dünyaları


yaktık ellerimizle


ve gözümüzde kaybettik ağlamayı:


bizi bir parça hazin ve dimdik bırakıp


gözyaşlarımız gittiler


ve bundan dolayı


biz unuttuk bağışlamayı...

(Şiirin bir bölümü)



Seni Düşünmek ...

{ 02:00, 5/11/2006 } { 0 yorum } { Link }

Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,


Dünyanın en güzel sesinden


En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...


Fakat artık ümit yetmiyor bana,


Ben artık şarkı dinlemek değil,


Şarkı söylemek istiyorum.



ßen Senden Önce...

{ 01:59, 5/11/2006 } { 0 yorum } { Link }
Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi, beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin...
Fedakârlığımı anlıyorsun :
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orda beraber yaşarız
külümün içinde külün,
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
biri sen
biri de ben.


Yetemezsin Sen Bu Sevgiye...

{ 01:40, 5/11/2006 } { 0 yorum } { Link }

Yetemezsin Sen Bu Sevgiye

 

Nasıl bir günümdeyim bilemezsin,
Her yerde sen, her yerde hayalin,
Konuş diyorum, susuyorsun,
Gül biraz diyorum, kızıyorsun
Anlamsız öfkeleniyorsun
Umulmadık anlarda küfürler savuruyorsun
Elimi uzatıyorum, gelmiyorsun
Sev diyorum
Arkana bakmadan gidiyorsun
Ey can(!)
Bağırıyorum, duymuyorsun
Seni seviyorum diyorum
Gene de çekip gidiyorsun..
Gitme demeyeceğim bu gidişte
Git diyorum sana ebediyete
Yapamazsın sen benim sevgimle
Yaşamak isterim bu aşkı sonsuz derinlikte
Ama yetemezsin sen bu sevgiye
Ellerinin dokunduğu yer susar
Dudaklarının öptüğü yer ağlar
Yetemezsin sen bu sevgiye
Dokunduğumda tenim ürpermeyecek
Seni ölesiye isteyecek
Yapabilir misin?
Yaparsın da yapabilir misin?
Yaşayabilirsin de;
Hissedebilir misin beni içinde
Aslında yetersin sen bu sevgiye!!!

NURGÜL GÜNDOĞDU



Bir Konuşsam...

{ 01:39, 5/11/2006 } { 0 yorum } { Link }
Bir konuşsam
Ah bir anlatabilsem bendeki seni
İklimler susardı sesimin buğusunda
Kelimeler bir bir çekilirdi yamaçlardan


Bir konuşsam..
Ah anlatabilsem bendeki seni
Fırtınalar sarardı bu güzel şehri
Bulutlar kaybolurdu bakışlarında
Güneş saçaklarını toplar giderdi


Bir konuşsam..
Ah bir anlatabilsem bendeki seni
Sendeki her şey kavgam olurdu
Mücadelem olurdu savaş meydanları
Mizacı sert bir bakışın ardından
Hafif bir tebessüm olurdum
Ve bir haykırış derinlerden.

Bir konuşsam
Ah bir anlatabilsem bendeki seni
Sesim bir uçurum olurdu
Bir çağlayan
Doldururdu bütün yamaçlarını.

Bir konuşsam
Ah anlatabilsem bendeki seni
Anlardım belki
anlatabilirdim belki
Kelimelerin bu kadar yetersizliğini...


Yasaklarımın şehri...

{ 01:29, 5/11/2006 } { 0 yorum } { Link }
yasaklarımın şehri....

Yasaklarımın şehrinden geliyorum
İntihar kokuyor üstüm başım.
Ertelenmiş tebessümlerin
Gölgesinde üşüyorum
Ölüm soluyor dizelerim.
Pusuya düştü yalnızlığım
Kursun yağmurunda ıslanan gözyaşlarımla
Ölmekten geliyorum.

Yasaklarımın şehrinden geliyorum
Mayın tarlası hüzünler biriktirdim
Zulamda kahpeliği mısraların
Bıçak sırtında sevdalarımla
Ölmekten geliyorum.

Bu şehrin
Soğuk ve karanlık sokağında
Asılı kaldı düşlerim
Sevdalar göç ediyor ruhumdan
Yalnızlık kokuyor sokaklar
Buğulu bakışların sisleri ardında
Üşüyen yalnızlığımla
Ölmekten geliyorum

Yasaklarımın şehrinden geliyorum
Cebimde intikam yeminlerim
Kalemimde sürgün kelimelerim
VE İSYANIM SUSKUNLUGUMUN KATİLİ...




Sana Aşık Biri Var.....

{ 01:24, 5/11/2006 } { 0 yorum } { Link }
Sana Aşık Biri Var

Hafif serin bir yaz gecesi, sahildeyiz...
Ay ışığı durgun denize vurmuş, yüzün yakamozlarda...
Yanıma uzanmışsın kumsalda, beraberiz...
Kalbim sende, gönlün bende, mutluyuz...

Sevdan yüreğimde, sen yanımda, yıldızlar bizi izliyor...
Daha ne isterim ki yalancı hayattan...
Taşları topluyoruz ve bir bir atıyoruz denize...
Hani bir tane vardır atmaya kıyamazsın, öylesin bende...

Sabahı görüyoruz beraberce sahilde...
Güneş ısıtıyor üşüyen ellerimizi...
Sonra bir öpücük konduruyorum alnına...
Sarılıyoruz bir daha asla kopmamacasına, dalıyoruz uykuya...

Ben saçlarını kokluyorum, sen göğsümde yatarken...
Sense en tatlı, en masum halindesin, uyuyorsun...
Bir öpücük daha konduruyorum yanağına...
Ve sonra... Evet ve sonra...

Keşke, keşke olsa diyorum bütün bunlar, uyanırken uykumdan...
Ellerim gidiyor resmine yine her sabah olduğu gibi...
Dudaklarım seni ararken, cam çerçeveyi öpüyorum yine...
Günaydın diyorum, günaydın bitanem...



.........................................................

{ 06:35, 3/11/2006 } { 0 yorum } { Link }


Sagopa Kajmer - BaytaR -

{ 06:32, 3/11/2006 } { 0 yorum } { Link }
Bu dilden firar eden her söz, yaydan çıkmış ok gibi
Sözler bazen bir hazine bazen dermansız bir dert tipi
Geçmiş dünden bahsetmek lezzetsiz
Gelmemiş yarından hep mi şikayetçiyiz biz
Aklımın ipinin ucuda kaçmış, timsah katreleri boşalsın
Bir iki damla hiç değersiz
Hüzün ve kaderin pençesinde bir dev nam-ı-değersiz
Gece-gündüz ömürden yontar dünya dönmez yarensiz
Bugün ömrün yarım gün, serbest kalsın fikrim
Senin tozlarını silemez tenimden ellerim
Varlık ruhu terk eder gözüm gözünden ayrılınca
Bendeki aşk altın misali ağırlığınca
Sensiz benlik yokluk demek kalbim sana emekçi
Aşk denen illet çorak arazide tilki misal kurnaz bekçi
Başım sarkıt bir mahalsiz cümle yolumun önüne taş
Dudakların (?) halden çakır keyif dertdaş
Gören der ki sel ağzına bina yapmak aptal işi
Yel eserse kırmaz dişimi, kalp bir körse görmez bir şeyi
Saniyeler dakikalarla yapar alışverişi
Saatler seni alır benden korkarım olamaz gelişi
Hasret gözümün ışıklarını söndüren alçak misafir
Afitap sönük bir mum ayrılık hain bir zehir
Melek yanımda yüzünü saklar felek yüzüme kaş çatar
Bir tek bu hüznü sen boğarsın ipek tenin derime batsın
Rüzgar saçını süpürse mest olur bakışlarım
Adınla uyanır kulaklarım, yüzünle açar göz kapaklarım
En güzel şiirlerimle kaleme adını sayıklatırım
Odamın hayaletisin sessizliğine aşığım

Derdime çare baytarım yok
Dengeme destek tut ki durayım
Şafak güneşin fermanıı geçer acı tatlı sayılı zamanın sancısı
Ama melek bir yandan , şeytan bir yandan
Başım zindan yokluk var bu kaçıncı şikayetim bilmem

Kafamı duvara yasladım omuzların yanımda yok
Ahbaplar maymun iştah sahibi benim içim senle tok
Yok ki gücüm belki devler ülkesinde bücürüm
Sessizliğinle gelir hüznüm yokluğunda gömülü ölüyüm
Bu devranın binlerce sevgi müşterisinden biriyim
Yalnızlığıma küfrederim sensiz halden müştekilim
İlelebette dönmez olsan bil ki yalnız nöbetteyim
Hatalarıma savaş açtım her gün farklı kefendeyim
Hayat günlük defter yaprağı hazan gelir dökülür
Gelirken ne getirilir ki giderken ne götürülür
Dertle anlaş deva bul üzüntü kalbi sömürürür
Yüzüne baktığım her an cennetten bahçe görülür
Gülüşle şen değil gönül bucaklarında harabeler
Bu hilekar tavırla geçer fena saatler
Seni içeren masallarım anlatılacak kadar kısa değiller
Aşk ilinde bir tarafta cüceler diğer yanda devler

Derdime çare baytarım yok
Dengeme destek tut ki durayım
Şafak güneşin fermanıı geçer acı tatlı sayılı zamanın sancısı
Ama melek bir yandan , şeytan bir yandan
Başım zindan yokluk var bu kaçıncı şikayetim bilmem


....................................................

{ 06:30, 3/11/2006 } { 0 yorum } { Link }



İskeletler Diyarında Bir Et Parçasıyım - Sagopa Kajmer

{ 06:18, 3/11/2006 } { 0 yorum } { Link }
Yarını olmayan dünlere yazılmış her şiir
Ve şair olmuş her fikir ki kaleme düşmüş her sözün
Hep karanlık anlatıldı şarkılarda günyüzü
Yalpalayan ömürler aşikar yüzün görüntüsü

Yalnızlıkla sevişir oldum; karanlık hep zifir
Ve gökyüzünde güneşin doğum sancılarını bekletir
Doğmamış güneşti doğacak her ışık
Asi zehir ki hediye olacak her yarın
Manevi hazinedir
Vasiyetimdir cümlelerimin her kelimesi
Sahi asi sagopa yorgun tek tabanca
Yirmialtı arifesi
Kimler önüne geçebilir zamanın akışının
Cümlelerimin noktalarına kaç zamanda ulaşır

Yaşarım iskeletler diyarında bir et parçasıyım
Varımı yoktan aldım
Daldım çoktan derin uykuma vardım
Beklemekle geçti yıllarım
Ve kar beyazdı saçlarım
Karamsar yazdır aynalarım
Ve tahrumardı sabrım

Harbi yaşadım benliğimle çok savaştım
Yazdım olmadı ve kaçtım
Rep uzattı elini çekti kulağımı
Yaz dedi emir bi farzdır
Farzın adresinde sen ikamet halinde
Bu tanrıdan bir arzdır
Öylesine güç oldu
Böylesine bir gidişi resmetmek
Kalemi makine yaptım her çizikte kareler aldım
Sundum önüne yaradanın ve bekledim cevabını
Hep cevapsız kaldı çağrım bağırdım

Raks edemedim yine yenildim
Aksimi göremedim kör oldum
Haksızım vuramadım şakağına
Baksın kör gözlerime

Raks edemedim yine yenildim
Aksimi göremedim kör oldum
Haksızım vuramadım şakağına
Baksın kör gözlerime

Darbe kuuus
Ağlamakla başlar herşey
Bağlamakla gelir gerisi
Taze derisi al lensisi oluverir
Tek kötektir tımar edilir insanoğlu
Yazık

Bir kazık pasaporttur diğerlerine
Tersilyle eğerlerini kim tutar
E kim batar güneş satar nükleerlerini üç kuruşa
Kalleş doğanlar kalleş ölür

Bölünür ikiye arzular sömürülür duaların
Gelecek üstüne atandan gayrı büstüne işer
Yine  nota defterler derneği
Kerterler bileği kelepçe beş akçe tazminatla
Anayasa musakka oluverdi
Yurtta sulh mü kalıverdi
Dünyada barış olsun
Yarışıyorsun kime karşı yaşı atmış
Posası çıkmış sadakatmısın devlet köpeği
El emeği bilgisayar göbeği ilgisiz durdun
Sandalyeyi boşalt
Yada çaresiz gördün şu milleti yaşat
Yaşat yaşat

    .Derin darbee

Düşük yapmış umutlarımın kuyruk sancısıyla
Doruk noktasında gezinen acılarımı kim paylaşır
Kim tetikte kaynaşır ve saydamlaşır
Cinnetinde herşey bariz herşey açık
İçinde bir kaçık varsa kürtajla aldır
Çünkü montajla düzelmeyecek tek şey hayattır
Sana kıyaktır
Dinliyorsan altında bit kolonisi vardır inanma
Yalanla yatan dolanla kalkar da
Dar gözlük takar
Sözlükten bakar da
Bulamaz huzurun anlamını
Randımanını alamamış günah motorları
Durun üretimi durdurun
Sorun tüketmemiş olmamız
Kabız kalmış sabrımız ve hatalıydı tavrımız
Tok olsa da karnımız yetinmeyi bilmeyiz

Dipnot anlatılan insan
Respecte yoo yooo
Sago kastııııırr

Raks edemedim yine yenildim
Aksimi göremedim kör oldum
Haksızım vuramadım şakağına
Baksın kör gözlerime

Raks edemedim yine yenildim
Aksimi göremedim kör oldum
Haksızım vuramadım şakağına
Baksın kör gözlerime


Sagopa Kajmer - Aklımın Odaları

{ 09:55, 2/11/2006 } { 0 yorum } { Link }
Emeklemekle başlar, hayatın yolları
Ayak nasır tutar, madalyon çift taraflı
Nacizane ben ozan dizelerim sızı
Hangi birimiz yaşadı tek taraflı
Sorma gitsin
Yokuşlarım nefes kesselerde ben yolumda
Sersefil çakıl taşı modunda direnir oldum
Sebepsiz arbedemdin dilimde küfre döndün
Özürlerimdin bugüne kabulsüz bir teklif oldun

Keyfime değmeyin rüyalarımda karmaşık teranelerde yazarım
Olsun varsın anlaşılmaz olsun yunusun kalbi çöple dolsun
Körpe duygularımı kahpelere de verdim sahteliklerim menfi
Düşlerimde karakter oldum üzgünlüğüm kendime özgü
Son hataların yok telafi lüksü küskün düştüm müstakil bir onurun
Miras kaldı küskün,düşen ağlamaz yazılarımın ana temasıydı
Ben bildim kendimi sessiz kaldım isyanlarımı da yüreğime gömdüm
Mültecilerimi  öldürdüm hepsini

Lolipop şekerleriyle 18ine kadar flörtsün ve mahluk söyle adın nedir?
Kaç harften oluşuyosun?
Kaçın sesli? Kaçın sessiz?
Kaç davranış sergiledin?
Kaçı yerli? Kaçı yersiz?

Koş saraylarıma bulabilirsen beni
Konuş ve dertleş eskisi gibi
Bul seni getir bana hediyem ol
AKLIMIN ODALARI SENLE DOLDU TAŞTI


Sagopa Kajmer - Drama Yolları

{ 09:52, 2/11/2006 } { 0 yorum } { Link }
kader mi yazmiş?
silinsin tum gunahlarim, drama yollarinda kopru istikametindeyim.
ben huzundum beni sen sectin.
varir mi şahima son lutuflarim?
kimsede aramadim gonlumun pamuk prensesini.
sen yuzumdun beni kahrettin.

yaşanmişlik kolunda buyuyen bebegin ergenlik hali.
kim yirtti vesikaliklarimi?
kalbin kal koşelerinden alamazsin platonik evlatlarimi.
yarattigim turkuaz derinliginde yuzuyorum ben.
korkarim derinlik sarhoşumda vurgun yolcusun.
sonsuzlugum beni tanimadi yalnizligim firtinali..
kuklalar sepette cek al egolarini (cek elini)
asi ruhum sahi gec mi kaldi yarina soyle? (kapa ceneni)

ben bu gunlerde evcilim.
sencil olmanin sakincasinda duşun nobetleri.
voltasini atar vardiyali bir işci.
devir vakti gece yarisi boldum uykularimin nadide hediyelerini.
bende sakli sirlarim ki; icime sindi hirslarim.
cephanelikte mermi bitti, belki bundandir ki tirsarim
kansere yenik duşmesin umutlarim.
hucrelerimi yerine koy şakasi yok savunmasizligin!...
yalancinin konuştugu lisan daim yalanca
kancami taktim gercekler mi palavra?
bu espiride yok şaka, insanlik kadavra..
şiirbazi sopasi elinde abrakadabra!..

kader mi yazmiş?
silinsin tum gunahlarim, drama yollarinda kopru istikametindeyim.
ben huzundum beni sen sectin.
varir mi şahima son lutuflarim?
kimsede aramadim gonlumun pamuk prensesini.
sen yuzumdun beni kahrettin.

drama yollari taşli
geliyor kara kaşli
arkadaşliklar neden en az bir cikara dayali
yirtik kalbim yamali
dostlarimin ucreti pahali
odemek zor geride kalan tum hesaplari
şu gunlerde pamuk prensesin gozleri yaşli
ozrum icinde pranga yemiş zanli
yinede sahipligin icinde varolan duygularim canli
sanirim en son karadenizde gemilerim batti
kanimca herşey yapmacikti
istila komandolarim bedenimi sardi
askerlerim silahsizdi
bu nedenle kalelerim az zamanda hirpalandi
kara listem okunakli sonuclar dokunakli
son celsede boşadim aşkimi elimin tersiyle duz ettim tum kirişikliklari
tadilatta kalbimin boş beyaz saraylari
yaşli taşli cocuk kirdi sevdigi tum oyuncaklari..


Sagopa Kajmer - Romantizma

{ 09:49, 2/11/2006 } { 0 yorum } { Link }
RAP 1

Çocukluk naftalinle gizli
Hatıralar sarı benizli
Kim kerizdi ?
Belki aklım bir denizdi ben boğuldum.
Kim sorumlu?
Gözlerimde hava bulutlu
Yarına sansürü Tanrı koydu
Filmler hep sinemaskoptu
Son yabancım bir maskottu.
Geçmiş her zaman siyah beyaz
Hayatım enstrumental.
Kalendarım duvar süsü
Bulantılarda midem
Çok sebeb ürettim fabrikalarım iflas etti.
Kİm samimi ? kim hakiki ?...bana cevap verin!...

Özür bir borç gibiydi en zor ödenen hali.
Kalbi hacize verdim oysa borçlu sendin
Bir bahaneden ibaret terkediş.
Bilinen en son halim bir zavalli,yaşıyorum bunu da bil.
Gidiyorum adimi sil,acıyorum yaramı deş !...
Varlığın yoğunla eş ve keşmekeş bu yolda ölüme terk bin leş.
Ve rüzgarımla yüzleş...
Şafak yüzbeşte meşke daldı çilekeş
Uyku geç gelir nöbette uyuma yok !...
Korku içime sorgu tıktı.Satırbaşında kalbim hep kırıktı.
Gözlerimin içine bakamadınız içiniz hep fesattı.
İçim dışıma çıktı,içimi kemiren her fare için bir kapan yarattım.
Şüpheli paranoyaktım.
Canımı yolda buldum,tuttum kolundan evine soktum.
Yarımı gömdüm,yarımı güneşe döndüm,kendimeydi küfrüm.
Ve dikkat et dilinde hep tükürdüğün.
Sömürdüğün bu ruhta haykırışlar kör düğüm.

NAKARAT (KORO)

Mazeretimdin....
Her suçumda hazretlerimdin yalvarır oldum.
En son halim bir zavallıydı,şimdiki bene beni sorar oldum vallah...
Nezaretimdin...
Karanlıklara bir şiir oldun onca okundun
En son halim bir yabancıydı
Ozan-ı bedbaht kalemini kırdı.


RAP2

Sat-ı müdafa zorunlu
Adalet karaman oyunu
Sonunu bildiğim bu yol önüme serdi bilinmez uçurumu.
Gözlerim krater çukuru
Yine de elimde tek düze kalem yazarım karamsar kompoziyonumu.
Getirin artık sonumu!...
Onuru zedeler alaya vurulan her doğru.
Her geçen dakika metabolizma çökerten olgu.
Şıkkı seçti ademoğlu.
Yanlışın gurur bıçaklar,orda duran o alçaklar yaşamın biberi tuzu.
Huşu içinde yatsın ölü bebeklerim.
Bir buğulu aynanın yörüngesinde,ortalıkta dolaşan bu buğulu yansımalara hipnozum.
Ve uluya anlaşılmaz bir tavırla ''yorgunum!...'' demek neden ?
Umutsuzum bugünden.
Al ve yerine koy hataları.
Ben her cevaba bir soruyla kafa da tuttum.
Bir tiyoyla bir tiyatro kurdum,kendim oynadım ve arenasında bir savaşçı buldum kördü.
Köprü ortadan bölündü sagopa gördü!...
Yokluğun ki; zoraki bir ölümdü.En derin...
Yazarın olsun ellerim.
Aklımın odalarında yangın çıksın beklerim serin.
Ben kimim ki; bilmemekteyim.
Hayat kızgın boğa ben kırmızı pelerin.


YAŞAYABİLME İHTİMALİ

{ 05:17, 2/11/2006 } { 0 yorum } { Link }

soğuk ve şehirlerarası

otobüslerde vazgeçtim

çocuk olmaktan

ve beslenme çantamda

otlu peynir kokusuydu babam...

 

Ben seninle bir gün Veyselkarani`de haşlama yeme ihtimalini sevdim.

 

İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında

(ankara`da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman)

özlemeye başladım herkesi...

Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki,

adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra...

 

Bizim Kemalettin Tuğcu`larımız vardı...

Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...

Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan

kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık...

Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...

Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu, pütürlü duvarlara

ve Türk Dil Kurumu`na inat bir Türkçeyle...

Ağbilerimizden öğrendik, Ş harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi...

 

Ankara`ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.

Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri

Oysa Ankara`da hiç sevişmedim ben.

Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim...

(Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak...)

Ankara`ya usul usul kurşun yağıyordu...

Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri...

Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim...

Ve hiçbir mahkeme tutanağına geçmedi adım...

çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece...

 

sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde

ama sen yoktun...

Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni tenefüs saatlerinde...

Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu...

Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum...

 

Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.

yaz sıcağı toprağa çekiyordu tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini...

Sonra otobüs oluyordum,

kırık yarık yoların çare bilmez sürgünü...

Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş ovasının yalancı maviliği...

Otobüs oluyordum bir süre...

Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum,

yanağım otobüs camının garantisinde...

Otobüs oluyordum...

Bir ülkeden bir iç ülkeye...

Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum...

 

Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin...

Korkuyordum...

Sonra iniyordum otobüsten...

Çarşıdan bizim eve giden,

ömrümün en uzun,

ömrümün en kısa,

ömrümün en çocuk,

ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum...

Çünkü sonunda annem oluyordum

babam kokuyordum sonunda...

 

Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim, çocuk olmaktan...

Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...

 

Ben seninle bir gün Van`daki bir kahvaltı salonunda...

Ben seninle (sadece bilmek zorunda kalanların bildiği) bir yol üstü lokantasında...

Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan Doğubeyazıt`ın herhangi bir toprak damında...

Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim...

 

Ben senin,

beni sevebilme ihtimalini sevdim!



Bir Erkeğin Anlatımından...

{ 05:14, 2/11/2006 } { 0 yorum } { Link }
Sevgili yok kadınım...

Sana bir aşk öyküsü anlatacağım...

Anlatacağım öykü, yüzyıllardır efsanelerde anlatılan, şiirlere, romanlara ve filmlere konu olan, bildiğin aşklardan değil...

Herhangi bir kadın ve herhangi bir erkek...

Kadın çok sevmektedir erkeği...

Aynı yastığa baş koymaya başladıkları günlerin devamında,giderek değişir erkek...

Evine geç gelmeye ve sürekli içki içmeye başlar...

Yiğit mizaçlı ve yapılı, sevgi dolu biriyken, giderek zayıflamaya erimeye başlar...

Kadın sevmektedir erkeği, tükenmeyen ve eksilmeyen bir aşkla... Defalarca konuşmuş ama sözünü dinletememiş, içmekten vazgeçirememiştir sevdiği erkeği...

Oysa erkek, içkinin dozunu giderek çoğaltmakta ve hızla erimeye devam etmektedir...

Bir gece yarısına doğru,erkek yine çok içkili ve harap bir halde gelir evine...

Kadın onun oturmasına yardım eder ve sonra mutfağa gider...

Döndüğünde elinde rakı şişesi ve bir kadeh vardır... Onları erkeğin yanındaki sehpaya koyar...

Erkek ise zihninin bütün bulanıklığına rağmen şaşkındır...

İçmemesi için gece gündüz yalvaran, gözyaşı döken kadın, elleriyle rakı şişesini ve kadehi getirip koymuştur önüne...

Kadın tekrar mutfağa gider...Geri döndüğünde, bu kez elinde bir bıçak vardır...

Kadın bıçağı sehpanın üzerine bırakır ve rakı şişesine uzanıp, kadehe rakı doldurur...

Hala şaşkın gözlerle kendisini izleyen erkeğe,aşk ve hüzünle bakar ve kadehi ona uzatır...

Erkek uzanır alır kadehi ve birkaç yudumda tüketir içindekini... Kadın bir kadeh daha doldurur...

Erkek artık ne olup bittiğinin hesabını yapamaz bir halde kadehe uzatır elini, ama kadın bu kez erkeğe vermez ve sehpanın üzerine bırakır...

Az önce mutfaktan getirip sehpanın üzerine bıraktığı bıçağı eline alır ve erkek daha ne olup bittiğini anlamadan,elini sehpanın üzerine koyar ve bıçağı hızla indirir...

Kadın parmaklarından birini kesmiştir... Büyük bir soğukkanlılıkla parmağını alır ve rakı kadehinin içine atar...

Gri beyazdan pembeye dönüşen rakı kadehinin içindeki kadının zarif parmağı, hızla kavrulmaya başlar...

Giderek büzülür ve kahverengi, tanınmaz bir et parçasına dönüşür...

Erkek hala şaşkındır ama daha yerinden bile kıpırdayamadan olan biten, onu kendisine getirmiştir...

Yerinden kalkar ve kadına sarılır... Kadın, bedeninden can kopartarak, sevdiği erkeğe anlatmıştır, aşkını ve onun tükenişine itirazını...

Bir kadının tek parmağı yetmiştir, aşkı tekrar kazanmaya...

Yokkadınım, hep yok kalanım...

Bilirim, bir kadının ellerinde büyür aşk...

Tıpkı bir çocuk gibi...

Ellerin hala merhametli mi?


{ Önceki Sayfa } { Page 1 of 3 } { Sonraki Sayfa }

Hakkımda

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
Fotoğraf Albümüm

«  July 2008  »
MonTueWedThuFriSatSun
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031 

Linkler

Gay misiniz_?Değil misiniz_?
MumLar:)))
KanLa KeLime YazMa...
Mesajını şişeye koy...
İnternetten FAL baktırın...
SAGOPA KAJMER VİDEO
SAGOPA KAJMER MP3
SAGOPA KAJMER /DRAMA YOLLARI

Kategoriler


Son Yazılar

***birgün Seni Sevdiğimi Anlarsın***
can dündar-yarim haziran
Söyledigini Yaptım..
YÜRÜMEK
Nazım Hikmet
Seni Düşünmek ...
ßen Senden Önce...
Yetemezsin Sen Bu Sevgiye...
Bir Konuşsam...
Yasaklarımın şehri...
Sana Aşık Biri Var.....
.........................................................
Sagopa Kajmer - BaytaR -
....................................................
İskeletler Diyarında Bir Et Parçasıyım - Sagopa Kajmer
Sagopa Kajmer - Aklımın Odaları
Sagopa Kajmer - Drama Yolları
Sagopa Kajmer - Romantizma
YAŞAYABİLME İHTİMALİ
Bir Erkeğin Anlatımından...
Seninle Olmak, Ya aklın başka yerlerdeydi, ya yüreğin!
AŞk türleri!...
Şöyle Diyordu,Afrikalı Siyah İnsan...
yaLnızLık....!!!
yaLnızLıkk...
SoR kendine beniiiii!!!!
uNutamaDığımSın..!
özür dilerimmmm!!!
"GİT!!!!!!!"
öLmek daha koLaydır sevmekten...
eN aĞıR aCıDıR BaNa...!
KendiNe iyi baK derLer ve giderLer...
sENi arıyorummmm
Seni öldürerek intihar etmek istiyorum!!!
unutuLmayan dostLukLar adına...
Bu sabahLarıN bİr anLamı oLmaLı...
Hayatttt!!!!!
SEVMİYORUM!!!!
Bitmez demiştim, Bitmedi...
GeL desem, GeLirmisin...
hayat güzeldir.....
BU KADAR SEVMEDİM Ki....
AşK kaRarMak üzeredir odanda...
çocukluğum..ve En çok Seni özledim Ben...
Bırakıyorum....
adım SonBaHar.....
Seni boğabilirdim senden kurtulmak için....

Arkadaşlarım