![]() |
Çocuklar İçin |
![]() |
![]() |
Şiir: Ay Kanatlı Yıldız Kuşum/ Rıfkı KaymazGönderildi - 09:33 - 3/5/2008
Ay kanatlı yıldız kuşum, Ne sevimli ne güzelmiş. Kanadında bin bir masal, Kafdağı’ndan uçup gelmiş. Ay kanatlı yıldız kuşum, Pır pır yanan, akan selmiş. Mutluluğun şarkısını, Benim için bestelemiş. Ay kanatlı yıldız kuşum, Gagasında renk renk çiçek… Tüyü ipek, düşü sevgi, Sonsuza dek büyüyecek. Ay kanatlı yıldız kuşum, Ay dedeye selâm verir. Anneciğim öper beni, Hemencecik uykum gelir. Rıfkı Kaymaz KÜÇÜK EV'DEN 22 ÇOCUK KİTABIGönderildi - 11:11 - 29/10/2007
Küçük Ev Yayınları yayınladığı yirmi iki çocuk kitabıyla yayın dünyamıza katıldı. Küçük Ev, çocuk edebiyatı alanındaki eserleriyle tanınan Milli Eğitim Bakanlığı Çocuk Kitapları Yayın Danışma Kurulu Başkanı ve Çocuk Edebiyatçıları Birliği yönetim kurulu üyesi Üzeyir Gündüz’ün kurucusu ve yayın danışmanı olduğu bir yayınevi. Küçük Ev Yayınevi, Üzeyir Gündüz’ün 4-8 yaş çocuklarında sıkça görülen sorunları konu alan, Emoş ile Memoş dizisi (on kitap) ile Masal Masal Maniki dizisini yayınladı. Dizi, Küskün Bulut, Yağmur Gözlü çocuk, Ahmak Köyün Akıl Küpleri, Horoz Paşa, Kibar Canavar, Yirmi beş santimlik Kahraman, Şişko Timsah, Ormana Bırakılan Kız, Balon Kafalı Memidik, Çoban kızı ile Kurt Prens adlı on kitaptan oluşmuş. Gözleme dayalı, minik espriler içeren kısa on bir öyküden oluşan iki kitap Tombulu Tonguç I, II ise Şeyma Yüksel’e ait. 48 sayfalık kitapların asıl hedef kitlesi okul öncesi çocukları. Tombili Tonguç, okumayı yeni söken çocukların da severek okuyacakları bir okuma kitabı. Yayınevinin çocuklara yönelik kitaplarıyla çocuk edebiyatımıza güzel, şirin ürünler kazandıracağına inanıyoruz. Küçük Ev Yayınlarının adresi: GMK Bulvarı Onur İş Hanı Kat:5 No. 104 Kızılay/Ankara, Tlf.:0312 418 0148, Faks:0312 4180154. e-posta:info@kucukevyayin.com Çocuklar için şiir kitabı/Sevgi TomurcuklarıGönderildi - 10:01 - 30/9/2007
Özellikle çocuklara yönelik şiirleriyle tanınan Rıfkı Kaymaz’ın yeni kitabı Sevgi Tomurcukları, Milli Eğitim Bakanlığı çocuk kitapları serisinden yayınlandı. Sevgi Tomurcukları, çocuklara yönelik otuz sekiz şiirden oluşmuş. “Evimizin çiçekleri /Mini mini çocuklarız/ Fıkır fıkır neşe dolu/ Mini mini çocuklarız”dörtlüğüyle başlıyor ilk şiir: Mini Mini Çocuklarız. Çocuklar sevgi dünyamıza akan bir pınardır: “Pınar gibi coşarız/ Başarıya koşarız/Bilgiyle yoğrularak/ Mutluluğu yaşarız.” (Pınar Gibi) Çocuk, ailenin en güzel gülü. Anneciğime, Anneciğim Seninle, Babacığım Seninle, Nineciğim, Annemi Seviyorum, Akşam Sofrasında, Kardeşim, Söz Verdim şiirleri aile mutluluğunu, birlikte olmayı, paylaşmayı, sevgiyle yoğrulmayı dile getiren şiirler. Güzel Kuşum, Boncuk, Arı, Kelebek, Göçmen Kuşlar, çocuk dünyamızı süsleyen canlıları konu ediniyor. Çocuk, ses benzerliklerine, ölçüye dayalı şiirleri daha bir sever. Onu daha kolay ezberler, ritimle söyler. Kaymaz’ın şiirleri çoklukla ölçülü ve kafiyeli şiirler. Dil sade, çocuğun kelime dağarcığını oluşturan kelimelerden kurulmuş. Sevgi Tomurcukları’nda yer alan şiirlerde şiirsel anlatım yanında, eğitim de önemsenmiş. Mısralarda; sevgi, iyilik, doğruluk gibi insanî temel değerler mısralara sindirilmiş. Masallar, çocukluk dünyamızı, çocuk yanımızı nasıl da süsler, hayal dünyamızı doyurur! Çocuk, nasıl da masalı sever! Masal Penceresinden, masal dünyasını yansıtıyor: “Dünya bir başka güzel/Masal penceresinden/ Doğruya koş, canlan yücel/ Masal penceresinden.” “Koşun göğe denize/ Kötülük gelsin dize/ İşte bir dünya size/ Masal penceresinden.” Çocuklara yönelik metinlerde insan dışındaki varlıklar da konuşur. Fabl türü, teşhis ve intak sanatlarıyla çocuk şiirinde önemli bir yer tutar. Bir Kalemin Dileği’nde kalem dile gelir: “İsteğim hep iyi şeyler yazmak/Bir içli mektup, bir güzel şiir/Varsın bir cümle/ Bir dört mısra olsun/ İyilikte, güzellikte/Benin de imzam olsun.” Ağaç konuşur: “Koruyun sulayın/Sevgiyle bakın bize/Gövdemiz dalımız meyvemiz/Armağan hepinize.” (Konuşan Ağaç) Didaktik yönü önde bir şiir: Doğru Ol! “Doğru söz ruha dalar/Doğruyla toplum güler/İnsan yalınla solar/Doğru söyle doğru ol!” Sevgi Tomurcukları manzum dille atasözleriyle (dokuz dörtlükle) noktalanıyor: “Her şeyin bir vakti, saati varmış, Her çiçek zamanla açar, solarmış. Her iş zamanında, doğru, güzeldir, “Vakitsiz açan gül çabuk solar”mış.” Sevgi Tomurcukları çocukların zevkle okuyacakları bir şiir kitabı. (Sevgi Tomurcukları, Rıfkı Kaymaz, Milli Eğitim Yayınları, Ankara 2006) Çocuk Edebiyatı Üzerine Rıfkı Kaymaz'la Konuşma:Murat SoyakGönderildi - 02:47 - 26/6/2007
Rıfkı Kaymaz bize kendisinden bahsetse; kısaca hayatınız… Çocuklar için güzel bir site: www.kalem.bizGönderildi - 08:51 - 29/1/2007
Çocuklara yönelik olarak yayınlanan/hazırlanan sitelere biri daha eklendi. www.kalem.biz adıyla çocuklara yönelik, şiir, öykü, masal, fabl gibi ürünlere yer veren sitede; çocukların ürünlerinin değerlendirildiği; bilgi küpü, takvim, sizden gelenler gibi bölümler de bulunuyor.Güzel, yararlı,paylaşımcı bir çocuk sitesi...www.kalem.biz
Yorumlar (0) | Yorum Yaz! | Link
FABLLERGönderildi - 10:39 - 28/12/2006
LEYLEĞİN AKLI/Rıfkı Kaymaz Güvercinin biri yüksek bir hurma ağacına yuva yapmıştı. Orada yumurtluyor, yavrularını orada besliyordu. Güvercinin böyle yüksek bir ağaçta yavru beslemesi çok zor oluyordu. Hayvancağız yavrular yavrulamaz bir tilki geliyor, güvercini korkutuyordu: -Ya yavrularını aşağı at ya da ağaca tırmanıp hepsini yok edeceğim, diyordu. Güvercin korkudan tir tir titriyor, yavrularını aşağı atıyordu. Tilki de afiyetle onları yiyordu. Güvercin yine yumurtlamış, korku içinde yuvasında büzülüp kalmıştı. O sırada bir leylek gelerek güvercine selam verdi, hatırını sordu. Üzüntülü olduğunu görünce, bunun sebebini sordu. Güvercin olanları aynen anlattı. Bunun üzerine leylek: -Bak sana bir akıl öğreteyim. Tilki yine gelirse dersin ki, ben artık sana yavrularımı atmayacağım. Çıkabilirsen çık al. Beni ele geçiremezsin. Ben uçar kurtulurum, ancak yavrularımı alabilirsin. Bu sözleri söyledikten sonra leylek uçup gitti. Bir su kıyısına kondu. Tilki yeniden hurma ağacının altına geldi. Bağırıp çağırdı. Güvercinden yavrularını istemeye kalkıştı. Güvercin leyleğin kendisine söylediği sözleri tilkiye söyledi... Tilki: -İyi ama, dedi, bu aklı sana kim öğretti? Güvercin: -Kim olacak, leylek. -Ben ona şimdi kim olduğumu göstereyim de anlasın, dedi. Irmak kıyısına koştu. Leyleği görünce ona yaklaştı. -Leylek, dedi. Söyle bakayım, rüzgâr sağdan eserse ne yaparsın, soldan eserse ne yaparsın, başını hangi yöne çevirirsin? Leylek: -Sağdan eserse başımı sola, soldan eserse sağa çeviririm. Tilki: -Ya dört yönden rüzgâr eserse? Leylek: -O zaman başımı kanatlarımın arasına alırım. Tilki: -Bu işi nasıl yaparsın? İnanmam doğrusu. Böylesini hiç görmedim. Siz kuşlar öteki hayvanlardan daha akıllısınız herhalde... Leylek, tilkinin bu konuşmasından çok memnun kalmıştı. -Bak yapayım da, bir kere de sen gör. Leylek başını kanatlarının arasına aldı. Tilki hemen leyleğin üzerine atıldı. Leyleği boğdu. Tilki: -Ey kendinin düşmanı, dedi. Güvercine akıl veriyorsun da, kendin neden akıllı olmuyorsun? Bak düşmanın seni avladı. Birdirbir DergisiGönderildi - 09:03 - 2/11/2006
Yeni bir çocuk dergisi
Yorumlar (0) | Yorum Yaz! | Link
BİRDİRBİR Çocuklar için yayınlanan dergilere birdirbir adıyla yeni bir dergi katıldı. Din eğitimi ve kültür dergisi olarak ilk sayısı ekim 2006’da yayınlanan birdirbir, içeriğiyle birlikte güzel, renkli tasarımıyla da ilgi çekiyor. Birdirbir, ilk sayısında “din eğitimi ve kültürü vermeyi hedefleyen bir dergi” olduğunu ve “ancak bunu asık suratlı, bilgi yığını, buyurgan bir tarzda değil sevecen, usandırmayan eğlenceli bir şekilde yapmayı” düşündüklerini belirtiyor . Birdirbir bu ilk sayısında bu düşüncesini güzel bir dergi sunarak gerçekleştirmiş. Dergde:Neşe Kutlutaş,Aslıhan Atik, Melek Çe, Gülten Kalkancı, Dudu Ekinci, Taha Kılıç, Çağrı Ceseci,İffet Ekmekçi, Alpaslan Durmuş, Hatice Işılak,Neriman Gökçegöz Karatekin yazılarıyla, Hatice Ekşi,Müzeyyen Yılmaz,Çağrı Cebeci,Bahadır Barış, Şafak Tavkul, Turan Dertli, Eli Mazliyah, Ömer Merken, Can Soner, Hasan Aycın,şiiriyle Ahmethan Yılmaz yer almış. Hayat Bilgisi,İz Bırakanlar,Kur’an Ansiklopedim,İlginç Sorular, Peygamberim Dedi ki, Mutluluk Çağından, Ayna Ayna, Ödüllü Bulmaca, CD rom hediyesi gibi sayfa başlıklarıyla güzel, şirin bir çocuk dergisi birdirbir. Kutluyor ve yeni sayılarını heyecanla bekliyoruz. Dergi adresi:Kısıklı Mh.Alemdağ Cd.Yanyol Sk. SBK İş Merkezi B Blk. No.5 Kat:1 Daire:3-4 Üsküdar/İstanbul , Tlf.:0216 481 30 23 www.birdirbirdergisi.com mail:bilgi@birdirbirdergisi.com (Rıfkı KAYMAZ) Üzeyir Gündüz'den tercüme çocuk kitaplarıGönderildi - 11:53 - 6/9/2006
HARF EĞİTİM YAYINLARI ÇOCUK EDEBİYATINDA NİTELİKLİ BİR BAŞLANGIÇ YAPTI HARF EĞİTİM YAYINLARI, Temmuz-2006 itibariyle 11 (on bir) çocuk kitabı yayımladı. Aralarında Astrid Lindoren, Gianni Rodarı, Amos Oz, Gerard Pussey, Daniella Carmi, Jaroslava Blazkova gibi dünya çocuk edebiyatının usta kalemlerinin de yer aldığı bu nefis baskılı kitapların çevirisini MEB Çocuk Kitapları Yayın Danışma Kurulu Başkanı Üzeyir Gündüz yapmış. Arı, duru bir Türkçeyle, sanat ve edebiyat değerlerinden ödün vermeden dilimize aktarılan eserler, okul çağı evrelerinin her düzeyine (7+, 9+, 12+) cevap verebilecek çeşitlilikte hazırlanmış. Kitaplar, görsel düzen açısından da bir o kadar başarılı: Farklı bir kapak kompozisyonuyla okuyucuya sunulan kitapların iç resimleri, yerli çizim olmasına rağmen, özgün dilin özgün atmosferini çok iyi yansıtmış. Kitapların edebî zevkini, görsel hazlarla zenginleştiren ressamları doğrusu kutlamak gerek. Kitapların fizikî kalitesine de oldukça özen gösterilmiş. Kullanılan kâğıdın niteliği, seçilen harf karakterleri ve puntolar, hedef kitlenin göz sağlığına son derece uygun. Kitapların övgüye değer bir başka yönü de sıvama cilt kapağı içinde sunulmaları... Çocuk kitabı yayınlayan birçok yayınevinin göz ardı ettiği bu tutum, hiç kuşkusuz çocuğa da, çocuk edebiyatına da ayrı bir saygınlık kazandıracaktır. Felsefe olarak, evrensel dünya barışını; pedagojik olarak, "çocukça"lığı; eğitsel olarak da iyi, güzel ve doğruyu hedefleyen kitapların içeriği, arka kapak yazılarında kısaca tanıtılmış. Her kitabın girişinde yer alan ve çocuklara seslenen sunuş yazısında, yayınevinin çocuğu ve çocuk dünyasını ele alış biçimi samimi bir dille ifade edilmiş. Sunuş yazısı aynen şöyle: "Sevgili çocuklar; Temizliğin, saflığın ve sevecenliğin, ikiyüzlü duygulardan arınmış en güzel örnekleri sizlersiniz. Sizin sevgi dünyanız o denli geniş ki; her dilin, her dinin, her ırkın çocuklarını "kardeş" edinebiliyoruz. O nedenle, bu dizide yer alan kitapları okurken; hem kendi doğanıza tanıklık eden ortak bir hazzı yudumlayacak hem de güçlü bir okuma zevki kazanacaksınız." Çocuk edebiyatı alanında ilk denemeleri olmasına karşın, böylesine nitelikli bir çocuk yayıncılığına başlamaları dolayısıyla HARF EĞİTİM YAYINLARI'nı kutluyorum. Harf Yayınları, Çocuk Edebiyatı Dizisi, 2006 Telefon: 0312-417 53 90 Faks: 0312-417 53 91 e-mail: harfcocuk@harfegitim.com.tr Hikayeler 3Gönderildi - 05:53 - 3/8/2006
KOMŞU KOMŞUYA MUHTAÇ
Türkçe öğretmenimiz her gün olduğu gibi yine güler Şirin Bir Site: www.sekerpembe.netGönderildi - 03:47 - 19/7/2006
ŞİRİN BİR SİTE: ŞEKER PEMBE İnternette çocuklar için güzel siteler de var. Özellikle çocuklar için hazırlanan sevimli, şirin, görsel açıdan zengin bir site: www.sekerpembe.net. Fatma Beyza Tütüncüoğlu’nca hazırlanan www.sekerpembe.net’te: üye odası, şeker kartlar, eğlence odası, bilgi odası, haber odası, uzman odası, doktor amcam, sizden gelenler gibi çocukların ilgisini çekecek birbirinden güzel bölümler var. Fatma Beyza Tütüncüoğlu; Günışığı, Moral, Üsküdar FM’lerde program yapmış. TGRT FM’de kültür-sanat, kadın aile, çevre, şiir programları yanında özellikle çocuklar için hazırladığı Atlı Karınca programıyla tanınmış. Tütüncüoğlu bu programıyla Çocuk Edebiyatçıları ve Sanatçıları Birliği’nce en iyi radyo çocuk programcısı olarak seçilmiş. Tütüncüoğlu’nun “Bir Salyangoz Hikayesi” Muştu Yayınlarınca (7-9 yaş arası çocuklar için) hikaye dalında birinciliği var. Masal Bahçesi: Kurbağa ile Fare/Rıfkı KaymazGönderildi - 09:02 - 20/3/2006
KURBAğA İLE FARE Şırıl şırıl bir ırmak Ve bir yalnız kurbağa Bağırıp vırak vırak Arkadaş arıyordu Ormanın içerisinde şırıl şırıl akan bir ırmak vardı. Bu ırmakta, yalnız başına bir kurbağa yaşıyordu. Kurbağa mutsuzdu. Arkadaşsız yaşamak ne kadar da zordu. Yalnızlık canına tak etmişti. Yaşadığı çevrenin güzelliği ona yetmiyordu. Taşların arasında Bir fare tek başına Arkadaş özlemiyle Boğulup gözyaşına Günlerdir yanıyordu Bir gün ırmak kenarındaki taşların arasında bir şeyin hareket ettiğini gördü. Dikkat etti. Bu bir fareydi. Bir arkadaş bulmanın sevinciyle ona koştu. - Günaydın, dedi kurbağa. Burada mı yaşıyorsun? Günlerdir yalnızlıktan bunaldım. Dileklerim kabul oldu, seni gördüm dedi. Gün boyu neşe ile Birlikte dolaştılar Yaşama sevincini Doyasıya tattılar Fare de yalnızlıktan şikayetçiydi. O da bir arkadaş bulduğuna sevindi. - Ne güzel, dedi fare. Birlikte gezer, birlikte oynarız, arkadaşlığımızın tadını çıkarırız. O günden sonra kurbağa ile fare, candan iki arkadaş oldular. Gün doğuşundan batışına kadar birlikte oynadılar, ırmak çevresinde dolaştılar. Irmağın şırıl şırıl sesine eşlik ederek şarkılar söylediler. Yaşama sevincini doyasıya tattılar. Bu mutluluğu gün batışından sonraya taşımak istediler. Öyle ya, akşam olunca birbirinden ayrılmak zorunda kalıyorlardı. Biri taşların arasına, diğeri su dibine çekiliyordu. Gece bir türlü geçmek bilmiyordu. Birbirlerini sabaha kadar nasıl da özlüyorlardı. Bu duruma bir çare düşündüler. Fare kurbağaya: - Buldum, dedi kurbağa kardeş. Bir ip bulalım, bu ipin bir ucunu senin, bir ucunu da benim ayağıma bağlayalım. Gece birbirimizi özlediğimizde ipi çekelim. Böylece birlikteliğimiz, arkadaşlığımız gece gündüz sürsün. Bu teklif kurbağanın da hoşuna gitmişti. İp ayaklara bağlandı. İki arkadaş böylece geceleri de birlikte olacaktı. Günler geçti. Bu birliktelikten mutluydular. Bir gün, bir karga taşların arasından çıkan fareyi gördü. Ona pusu kurdu, akşamı bekledi. Hava karardı. Karga fareyi yakaladığı gibi havalandı. Ayağı aynı ipe bağlı olan kurbağa da havalandı ve karganın avı olmaktan kurtulamadı. Fareye iple bağlı Kurbağa da karganın İkinci avı oldu Fareyle birliktelik Hayatına mal oldu Kurbağa, kurbağalarla değil de kendi cinsinden olmayan birisiyle arkadaş olmanın böyle sonuçlanacağını aklına dahi getirmemişti. Rıfkı Kaymaz (Diyanet Çocuk Dergisi, Ocak 2006, sayı 306) Bir Dergi: Diyanet ÇocukGönderildi - 08:26 - 20/3/2006
DİYANET ÇOCUK Diyanet İşleri Başkanlığınca yıllardır yayınlanan bir çocuk dergisi:Diyanet Çocuk. Mart 2006 tarihiyle 308. sayısını veren dergide, çocuklar için şiirler, yazılar, masallar, bilmeceler, bulmacalar yer alıyor. Hayati Otyakmaz ve Elif Arslan'ın yayın koordinatörlüğünde hazırlanan dergi, pırıl pırıl, cıvıl cıvıl... Derginin adresi:Diyanet Çocuk, Diyanet İşleri Başkanlığı Eskişehir Yolu 9. km.Çankaya /Ankara Tlf.:0312 295 72 70
DİYANET ÇOCUK DERGİSİ Elif Arslan yayına hazırlıyor. Derginin adresi: Diyanet İşleri Başkanlığı Dini Yayınlar Başkanlığı Eskişehir Yolu 9.km Çankaya-ANKARA, telefon: 0312-295 72 70. Derginin yıllık abone bedeli 14.40 YTL. Abone için mail adresi ise: dosim@diyanet.gov.tr. Çocuklar İçin Bilmeceler-2Gönderildi - 03:38 - 5/3/2006
Bir kızım var, kat kat çeyizi var. (Lahana) Gece yanar, gündüz söner.(Lamba) Ağızlarda toz olur. Beş on yerken yüz olur. (Leblebi) Bacakları uzun inci. Göçüp gider güz gelince. (Leylek) Sarısa suluca, al eline koy cebine. (Limon) İki deliğe parmak geçer. Çifte bacak neler biçer. (Makas) Çoğu kişi yapraklarımı öylece yer bilirim. Salata denildi mi, hatıra ben gelirim. (Marul) Ayağı var gidemez, yemek gelir yiyemez. Konulan yükü taşır, derdini söyleyemez.(Masa) Daldan dala atlarım, kuyruğumdan sarkarım. (Maymun) Ağzı var, dili yok Haber verir, sözü çok. (Mektup) Basamak basamak bastı bacak. (Merdiven) Demirden leblebiyim, beni yiyen kan kusar. (Mermi) Dört konaklık yolum var. Her biri üç ay sürer. (Mevsimler) İnci dizilerim var, tatlarım olurum kar. Unum besleyicidir. Karnınızı tok tutar. (Mısır) Göz ile görülmez, el ile tutulmaz. Ondan uzak duranlar, sağlamdır hasta olmaz. (Mikrop) İçi taş, dışı taş. Ha dolaş ha dolaş. (Minare) Su içer kanı yok, ses eder canı yok.(Motor) Bize ışık verir, biraz sonra erir. (Mum) Kulağını büktükçe ağzı sulanır. (Musluk) Soğan doğrar, gözü yanmaz. Düğmesi var, yorulmaz. (Mutfak robotu) Çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane. (Nar) En kolay verilen şeydir, ama kimse almak istemez. (Nasihat) Ufacık tepe, çıngılı küpe. (Nohut) Ne enim, ne boyum var. (Nokta) Önce yeşildi, sonra kesildi. Dumana gömüldü. Kiraz kesildi. (Odun) Dört yılda bir yapılır, sporcular katılır.(Olimpiyatlar) Arka arkaya ikizler, biri diğerini izler. (Otomobil tekeri) Başlatır o heceden. Çıkarır hep yüceden. Çok oğlu, kızı var. Ne de tatlı sözü var. (Öğretmen) Allı pullu, iki kollu, bele bağlı.(Önlük) Ayakları kürekli. Ne kadar da yürekli. Suda bir gemi. (Ördek) Ağ örer, balık tutmaz.(Örümcek) Tarlada çiçek, yemeğimde yağ. Üstümde giyecek. (Pamuk) Makineyle ekilir. Sürülerek sökülür. Sonra şeker yapılır. Bakkallarda satılır. (Pancar) Küçümseme garibi, konuşur senin gibi. (Papağan) Cebinizde var ise, her şeyi alırsınız. Cebinizde yok ise aç bile kalırsınız. (Para) Etten şiş, demirden kebap. (Parmak, yüzük) Yeraltında civcivli tavuk. (Patates) Bana imam bayıldı. Olurum karnıyarık. Turşu bile yaparlar, kimim anlayın artık. (Patlıcan) Sıvıdır içilmez, paha biçilmez. (Petrol) Küp içinde beyaz uşak. (Peynir) Yer altında sakallı dede. (Pırasa) Sırık gibi uzandım, püsküllerle bezendim. Doğrayıp pişirdiler, tabağa koyup yendim. (Pırasa) Sarıdır ayva gibi, suludur elma gibi. (Portakal) O söyler ben anlarım, ben söylerim o anlamaz. (Radyo) Karnından yer, sırtından çıkarır. (Rende) Az gitti, uz gitti. Dere tepe düz gitti. Altı ay bir güz gitti. Uyanınca hep bitti. (Rüya) Manisa’dan Tire’den. Şimdi geçti buradan. (Rüzgar) Benim adım iki hece. Çalışırım gündüz gece. (Saat) Dört köşedir, beş değil. Başı sudan hoş değil. (Sabun) Ben keserim, o uzar. (Saç, tırnak) Çiğnerim çiğnerim yemem. (Sakız) Semeri var eşek değil. Boynuzu van öküz değil. (Salyangoz) Dört ayak, bir dayak. (Sandalye) Mani mani maniki. Tırnağı var on iki. (Sarımsak) İndikçe azalır, çıktıkça çoğalır. (Sayılar) Bir ağacı oymuşlar. İçine ses koymuşlar. Yalan lanlış söylemiş.Kulağını burmuşlar. (Saz) Tepeden indi, dereye sindi. (Sel) Biri verir, öbürü alır. Görünürde hiçbir şey yok. (Selam) Bin gözlü, bir ağızlı. (Sepet) Nefesi var, kanı var. Bir küçücük canı var. (Serçe) Ben dururum o gider. (Ses) Parasını el alır. Dumanını yel alır. (Sigara) Kağıdın mendilidir. (Silgi) Bazen gökte, bazen yerde. (Sis) Kışın yatar, yazın kalkar. (Soba) Yazın yaşını yeriz, kışın başını yeriz. (Soğan) En çok kullanılan şeydir ama ne biter ne tükenir. (Söz) Yürür gider canı yok, boğazlasan kanı yok. Dünyaya can dağıtır, kendisinin canı yok. (Su) Bin deliği olan bir fıçım var. Yine de su tutar, yine de su yutar. (Sünger) Hop burada, hop şurada. Bir de baktım kapı arkasında. (Süpürge) Aç durur, susuz duramaz. (Sürahi) Bir belalı başım, tuzsuz pişer aşım. (Süt) Benden yüksek, tavuktan alçak. (Şapka) Bir yanı beyaz, bir yanı al, tadı bal. (Şeftali) Suya girsem eririm, ağza tat veririm. (Şeker) Ben giderim o gider, üstümde gölge eder. (Şemsiye) Ağzı var, dili yok. Karnı var, bağırsağı yok. (Şişe) Çıt etti ateş yandı. Sıcak su hazırlandı. (Şofben) Benim bir ağacım var. Her gün bir yaprak döker. (Takvim) Kara kediyi kuyruğundan asarlar. (Tava) Uzun kulaklı, kısa kuyruklu. (Tavşan) Elemeden yoğurur, gün aşırı doğurur. (Tavuk) Ak bir çubuk, tükenir çabuk. (Tebeşir) Ben iki hasretlinin, arasında dururum Yüzlerini görmeden, onlarla konuşurum. (Telefon) Sandığım sihre bürünür. Aynasında dünya görülür. (Televizyon) Kapkaradır her yanı. Günde dağlanır canı. (Tencere) Ben giderim o gider, şıpıdık şıpıdık söz eder. (Terlik) Yuvarlaktır düz değil, doksandokuz yüz değil. (Tesbih) İnci gibi dişlerim, odunları dişlerim. (Testere) Kuru gitti yaş geldi. (Testi) Sivri burunlu, uzun kuyruklu, şeytan suratlı.(Tilki) Konuşursa, yer gök inler. (Top) Yol üstünde durur, gelene geçene buyurur. (Trafik polisi) Sıra sıra odalar. Birbirini kovalar. (Tren) Sudan, topraktan çıkarım. Hemen her yemekte ben varım. (Tuz) Horozu var ötmez. Borusu var akıtmaz. (Tüfek) Bilmece bildirmece, dil üstünde kaydırmaca. (Tükürük) Ayla yıldızı aldılar, yine göğe saldılar. (Türk bayrağı) Bir kocaman kuşum var, hep aynı yere konar. (Uçak) Tepeye koy yel alır, dereye koy sel alır. (Un) Kırışık, mırışık. Bu giysiyi giyemem. Kim düzeltir bilirim.Adını söyleyemem. (Ütü) Alçacık dallı, yemesi ballı. (Üzüm) Suda yürür, karada durur. (Vapur) Elemez melemez, ocak başına gelemez. (Yağ) Bulutlardan süzülür, inci gibi dizilir, çamur olur ezilir, bilin bakalım bu nedir? (Yağmur) Elsiz ayaksız kuyu kazar. (Yağmur) Bağırırsın susar, susarsın bağırır. (Yankı) Yaşarken yerinden ayrılmaz, öldükten sonra gezer. (Yaprak) Gece uçar, gündüz kaçar. (Yarasa) Yattım yumuşak. Uyudum sıcak sıcak. (Yatak) Süt içer, yağ kusar. (Yayık) Mavi tarla üstünde, beyaz güvercin yüzer. (Yelkenli) Bir gömleğim var, on iki yerinden ekli. Üç yüz altmış beş benekli. (Yıl) Gözü var, ayağı yok. Gömleği var, dikişi yok. Adam öldürür eli yok. (Yılan) Ay varken açarlar, gün varken kaçarlar. (Yıldızlar) Yukarı çıkar, aşağı iner, hareket etmez. (Yol) Gündüz yığılır, gece yayılır. (Yorgan) Pişirirsen aş olur, pişirmezsen kuş olur. (Yumurta) Dışı katık, içi kütük. (Zeytin) Kırk kardeş el ele tutuşur. (Zincir) Derleyen: Rıfkı Kaymaz (rifkikaymaz@hotmail.com) Çocuklar İçin Bilmeceler-1Gönderildi - 03:34 - 5/3/2006
BİLMECELER/Rıfkı Kaymaz Bilmece,bir varlığın adını söylemeden onun özelliklerini kapalı olarak belirterek onun ne olduğunu soran söz ya da cümlelerdir. Kolayca ezberlenebilen sözlerden oluşan bilmeceler çoklukla, ölçülü ve kafiyelidir. Genelde kısa cümlelerden meydana gelir. Bazı bilmeceler tekerlemelerle başlar. Bilmeceler, düşündürür. Varlıkların özelliklerini yansıtır. Her konuda zsöylenmiş olabilirler. Atasözleri gibi toplumların hayata bakışını ortaya koyarlar. Bilmeceler, eğlenceli birer zeka oyunudurlar.
Bir başta; yüz, kulak. (Cevabı içinde). Ağa dedim bey dedim. Ne çifti var, ne çubuğu. (Ağabey) Yazın giyinir, kışın soyunur. (Ağaç) Bir odam var, içinde otuz iki sandalye ve bir de halı var. (Ağız, dil) Kanı temizler, havayı kirletir. Her insanda iki tanedir. (Akciğerler) Et et içinde. Et fit içinde. Dünya dümeni. Onun içinde. (Akıl) Bir sihirli fenerim, kibritsiz de yanarım. (Ampül) Hem açar, hem kapar. (Anahtar) Kat kat sefer tası, içinde insan sesi. (Apartman) Altında dört teker, üstünde yük çeker. (Araba) Çin çiri kuşlar, evleri taşlar. Kendi kazanır, ele bağışlar. (Arı) Türlü türlüsü olur, bol sulusu olur, aptala ad koyarlar, uzun boylusu olur. (Armut) A ile başlar, N ile biter. Boynu atkılı, ormana gider. (Aslan) Girersin hücreye, fiyaka sata sata. Basarsın düğmeye, çıkarsın en üst kata. (Asansör) Kara yılan, ağaca dolan. (Asma) O pişirir, başkası yer. (Aşçı) Dadan gelir takır takır, ayakları gümüş bakır. (At arabası) Bir tepsi nar. Alırsan elin yanar. (Ateş) Suya, ata aşıktır, canlı bize ışıktır. (Ateşböceği) Tepe arkasında gümüş tepsi. (Ay) Bağlarım yürür, çözerim durur. (Ayakkabı) Altın tabak, sini göbek. (Ayçiçeği) Dağ başında tonton baba. (Ayı) Masal masal maniki. On ikidir on iki. (Aylar) Bilmece bildirmece, resim yapar gündüz gece. (Ayna) Kompostomu yaparlar, öylece de yenirim. (Ayva) Sıcak evin direği. Tıp tıp eder yüreği. (Baba) Ev üstünde kadı oturur.(Baca) İki direk bir evi tutar. (Bacak) Yaştır kurutamazsın, tuzunu bulamazsın. Çiçeklerden toplanır., tadına doyamazsın. (Bal) Suda yaşar, karada ölür. (Balık) Ağaçları keserim. Taşa vurma küserim. (Balta) Aç durur, susuz durmaz. (Bardak) Ben giderim o gider. Tak tak ses eder. (Baston) Yedi delikli tokmak, bunu bilmeyen ahmak. (Baş) Gökten ay ve yıldızı koparıp, kanımızın içine koymuşlar. (Bayrak) Dam üstünde kadı gibi, gözleri var cadı gibi. (Baykuş) Süt gibi beyaz, sütlaç gibi tatlı.Ama ne süt ne sütlaç, gözler buruşuk suratlı. (Bebek) Akça dağın eteği, cümlemizin yatağı. (Beşik) Sağı mermer, solu mermer. İçinde kanlı berber. (Bıçak) Ektim beyaz, bitti yeşil. Sonra oldu kırmızı meşin. (Biber) Artık her yerde varım. Tuşlarıma deyince güzel güzel yazarım. (Bilgisayar) Dağlardan taşlardan, canlıdan , cansızdan, yiyilir içilirden. Ben söyleyeyim, sen bil. (Bilmece) Bir teker, iki teker, üç teker...İki ayakla nasıl gider. (Bisiklet) İki elim iki kıtayı okşar. Altım mavi tarla, üstüm boşluk. (Boğaz köprüsü) Vuran alkışlanır, duran ıslıklanır. (Boks) Evin gömleği. (Boya) Yaş ağaçta kuru budak. (Boynuz) O, başımın altında. Başım onun üstünde. (Boyun) Uzun ayaklı, tavşan bıyıklı. (Buğday) Gökte horoz ağlar, kanı yere damlar. (Bulut) Direkli kuyu, eksilmez suyu. (Burun) Saçaktan süngü sarkar. (Buz) Su koyarım, buz çıkar. (Buzdolabı) Hiç verilmek istenmez. Ama mutlaka alınır. (Can) Başı yok, ayağı yok. Gövdesi var, kolu var. (Ceket) Dal üstünde kilitli sandık.(Ceviz) |