HİKAYELERAna Sayfa - Profil - Arşiv - Arkadaşlarım |
|
KRAL VE EŞLERİ
- Posted at 08:47 on 28/4/2006 by direnveysel Bir zamanlar, büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten kralının 4 eşi varmış. Kral en çok dördüncü eşini severmiş, bir dediğini iki etmez, her şeyin en güzelini en iyisini ona verirmiş. Kral üçüncü eşini de çok severmiş. Bu güzelliğin bir gün kendisini terk edebileceğinden korktuğu için, onu çok kıskanır, üzerine titrermiş. İkinci eşini de severmiş kral. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eşi, kralın ne zaman bir derdi olsa daima onun yanında bulunur sorunun çözümünde ona destek verirmiş. Kraliçe olan birinci eşiymiş kralın. Onu en çok seven, karşılık beklemeden seven, sağlığına ve hükümranlığına en büyük katkıyı sağlayan bu eşi olmasına rağmen, kral birinci eşini sevmezmiş ve onunla hiç ilgilenmezmiş. Bir gün kral ölümcül bir hastalığa yakalanmış. Yakında öleceğini anladığı ve öldükten sonra yapayanlız kalmaktan çok korktuğu için,eşlerinden hangisin ölüm yalnızlığını kendisi ile paylaşmak isteyebileceğini öğrenmek istemiş. En çok sevdiği dördüncü eşine ölüm yolculuğunda kendine eşlik etmek ister mi diye sorduğunda aldığı yanıt kalbine bıçak gibi saplanan kısa ve net "mümkün değil" olmuş... Hayatım boyunca seni sevdim. Sen benimle birlikte ölmeyi kabul eder misin sorusuna üçüncü eşi de "hayır, hayat çok güzel. Sen ölünce ben yeniden evleneceğim" diye yanıt vermiş. Kral bir kez daha yıkılmış. Her sorunumda her zaman yanımda olan bana yardım eden sendin, bu sorunumda da bana yardımcı olur musun talebine karşı ikinci eşinden; "bu sorunun için hiç bir şey yapamam, olsa olsa sana mezarına kadar eşlik eder, güzel bir cenaze töreni yaptırır ve yasını tutarım" karşılığını almış. Büyük bir hayal kırıklığı yaşamakta olan kral birinci eşinin sesi ile irkilmiş. "nereye gidersen git seninle olurum, seni takip ederim..." Ah diye inlemiş kral; "keşke bir şansım daha olsaydı..." Yaşamda hepimiz 4 eşliyiz aslında. Dördüncü eşimiz vücudumuz. Onun güzel görünmesi için ne kadar zaman, kaynak ve çaba harcarsak harcayalım öldüğümüzde bizi terk edecektir. Üçüncü eşimiz sahip olduğumuz servetimiz ve statümüzdür. Ölür ölmez başkalarına yar olacaktır. İkinci eş, ailemiz ve dostlarımızdır. Tüm sorunlarımızı paylaştığımız bu kişilerin en son yapabilecekleri şey bu dünyadan gözleri yaşlı bizi uğurlamak olacaktır. Birinci eş ise ruhumuzdur. Bizimle gelir... Unutmayın; Yediklerimiz değil, hazmettiklerimiz bizi güçlü yapar.Kazandıklarımız değil, biriktirdiklerimiz bizi zengin yapar.Okuduklarımız değil, hatırladıklarımız bizi bilgili yapar. Başkalarına verdiğimiz öğütler değil, bizzat uyguladıklarımız bizi insan yapar... 3 Yorum - Yorum Yap - Kalıcı Link
|
|
GECENİN İÇİNDEN GEÇERKEN
- Posted at 10:50 on 21/4/2006 by direnveysel Hayret ki gece yazılır hep şarkılar ve hep gece yaşanır hayatlar gece yapılır gözyaşı ile tevbeler, ıslatılır seccadeler. Bir gece vakti yazılan şarkılar, geceye yazılan şarkılardır aynı zamanda ve bir gece vakti yaşanan hayatlar sahibini yaralar sadece. Herkesin gece olabildiği tek şey, hiç kimse olmaktır. Ve hiç kimsenin, gecenin içinde hiçbir hükmü yoktur. Hükümsüz insanlar geçer gecenin içinden, sabaha dek. Kimileri bir sokak lâmbasının fersiz ışığında arar kendilerini, kimileri solgun ve titrek bir mumun alevinde yitirir benliklerini. Kimileri için hayat henüz vardır, kimileri içinse sonsuz bir kaygıdır o. Bir bebek için boşluğa fırlatılan çığlıktır gece, bir ölü için mezardaki sığlıktır, iki hece. Bir yıldız sağanağının altında yaşansa da çoğu zaman, tek bir yıldızınız bile olmaz size kalan. Bin yıldız geçer de başınızın üzerinden, bir yıldızdır sevdalandığınız. Sevda olur yıldızın adı da sizsinizdir yine geceye arta kalan. Bir rüyadır hiç olmadığı kadar gerçek. Hem geçmiş vardır içinde, hem de gelecek. An’dır, geçmişi ve geleceği bir çırpıda silecek... Sancıdır gece, bilinmeyene gebe. Bıçaktır gece yüreğinizde, istemeseniz de. Yalnızlıktır gece fildişi kulesinde. Eski bir dostun eskimeyen sesinde saklı kalan hüzündür. Saklı kalan aslında, geceden hep gizlediğin yüzündür. Savaştı, gece, orduları olmayan. Yüzlerce ölü vardır içinizde ve bir o kadar öldüremediklerinizle kendi kavganızdır gece, kendi sevdanızdır da... Ya da ikisinin ortasında, yoğun bir bilmece. Kimi zaman yıldızdır dostunuz, kimi zaman ay, ama kırgınsınızdır hep güneşe. Gül ile bülbülün hikâyesinde, gülün adı, bülbülün kanıdır gece. Ve aynı hikâyede gece, ilham olur aşka düşen bîçâre gence. Leyl’dir gece, kelimelerin en karanlığıdır. Leyla olur gece, sebebi mecnunluğundandır. Yusuf’un gözleridir gece, Züleyha’ya. Yusuf’un sözleridir gece, Züleyha’ya. Züleyha bir ince sızıdır ki, aynı gecelerde, yazgısı düşer ay yüzlü Yusuf’a. Yazıdır gece, semaya yazılan kaderdir gece, alna kazılan. Bir sırdır gece kulağa fısıldanan, bir yardır gece omzuna yaslanılan. Kelebeğin kanadında naif doku, gülün bağrında yaralı koku, bülbülün sesinde hüzünlü buğudur gece. Eylülün ortasında vurulan aşklar gibi, ağlatır gece. Garip bir sonbahar bestesi bırakır da ellerine, yanaklarından süzülen birkaç damla yaş kalır geriye. İki dudağının arasında fısıltı, iki sevdanın arasında yanılgıdır gece. Yâre yazılan nâme, yârdan gelen nâğme ve ümitsiz bir baş eğmedir gece. Bir sözdür ki telaffuzu yoktur. Bir közdür gece ki, yaktığı yer çoktur. Duâya açılan ellerde yalvarıştır gece. Bir kalemdir gece, yazdığı harf adedince, acı düşer suretine. Bir kâğıttır gece, kalem üzerinden geçtiği sürece, yıldız olur gözlerinde. Gece benim... Ben geceyim... İzin ver ey sevgili! Gecenin içinden, gül kokulu yıldızlar toplayıp yüreğine serpeyim... Gece benim... Ben geceyim... İzin ver ey sevgili! .. Gece benim, ben geceyim. Gecenin içinden geçerken, içinden gece geçen yine benim... |
|
SENDEN SONSUZA DEK UZAKLAŞTIM
- Posted at 10:48 on 21/4/2006 by direnveysel Senden sonsuza kadar uzaklastim... |
|
AYRILIK
- Posted at 10:46 on 21/4/2006 by direnveysel Aramızda, ayrılık sadece bir kelime, neden terk etmiyorsun beni bir türlü, Annemin saçlarımı taradığı günler gibi aklımdan hiç çıkmıyorsun, neden insan Ruhuna kazınmaya görsün bir an, çakılıp kalıyor içine sonra çıkartabilene Bir şeyler esir alıyor ruhunu ve seni terk etmiyor asla. Sonra oyalanıyorsun orada, burada benim gibiysen çoğu zaman kitaplarda... Kimi başucumda, kimi salondaki sehpalara dağılmış kitaplarım, sayfalarının Seni en fazla hiç tanımadığımız insanlar anlatıyor gözümün bebeği. Hepsinin Salı pazarında dolaştım gene, baş parmaklarının uçları bıçak kesiği kadınlar Herkes tanıdık, herkesin yamalı bohça gibi hayatı yanında, öyle ortak yanlar İşittikleri son sevgi sözcüğü neydi acaba, biri ortada kurulmuş çay ocağında Savaş çıkmaz değil mi diye soruyor, bilmem diyorum; savaşlara karar verenler Sağ kalmayı becerdikse, hani bizi de yaşarken öldürmelerine sustuğumuz Doğru diyor kadın, dikleşiyor yorgun vücudu bıraksalar koskoca bir orduyu İşte böyle bir şey kadın olmak, annelik var ucunda, elinde file, torba, üst Neye baksam Salı Pazarı’nda seni anlatıyor bana, arkamdan konuştuklarında Affediyorum bugün ne varsa beni inciten sırf intikam olsun diye. Telefon Ama tabii sen bunları bilmiyorsun, Salı Pazarı’nın ortasında Denizi seyrediyorum Ya da bir yürüyüşte bir toplantıda Ne derlerse yapıyorum. Ne kadar zaman oldu görmeyeli seni Diye soruyorsun Zaman artık yok ki bilmiyorum Neyse ki Ellerim hep benimle Sana dokunmayan Durmadan içinde senin olduğun şiirler yazan. Tarih Sabahları seni özlemiş kalktığım Kahve vakitleri Şimdi telvelerden medet umma günleri Her yalana razı geldiğim Kahve falları. Peki sen hatırlıyor musun beni , Çantasında mutlaka kitap gezdiren bir kadın Ve küçük bir kolonya şişesi, bir de kalp ilacı. Ne zaman mı, Sağır zaman, çıt yok. Salı Pazarı’nda durduğuma bakma Çoktan çekip gittim başka diyarlardayım. Aramızda, ayrılık sadece bir kelime Neden terk etmiyorsun beni bir türlü, söyle! |
|
UNUTMAK
- Posted at 10:44 on 21/4/2006 by direnveysel Bir gün daha çaldım sensizlikten. Zor da olsa vurdu saat gece on ikiyi... Seni bir gün hatırlanmamak üzere sileceğim. Ama şimdi değil, çünkü ardında Şu durumda bile gülümseyebiliyorsam, epey yol katetmişim demektir seni Oysa ben bunları yazmak için başlamamıştım sana. Hatırlıyor musun o ilk günü. İnsanın tanımadığı birinin masasına yaklaşıp, o Ben, bugün bunları yazmak için gelmemiştim o masaya. Gel gör şimdi unutmak
Göreceksin seni hiç bir şey olmamış gibi..... Seni, yüzüme o tatlı Üzgünüm, yapacak hiçbir şey yok artık.. Belki de unutmak adam olmaya |
|
GİDİYORMUSUN
- Posted at 10:42 on 21/4/2006 by direnveysel Gidiyor musun diye sorma bana. Gönderen sensin. Ne terk etmeyi istedim Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana, ama inandıramadım Aşkın içine bir kez girdi mi kuşku, teslim alır bedenleri de. Sütten Ah bu sorular... Yaşamak varken sevdayı delice, niye boğarız sorularla? Ne kadar zarar vermişim sana meğer... Nasıl değiştirmişim seni... Oysa hiç Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı. Ne sevişmelerimiz kalır aklında Gidişim yürekten değil, zorunluluktan. Sanma bu toy sevdayı başka Bulup bulup kaybettim seni.. Ne yazık ki toz-duman edemedim kuşkularını, |
|
SENİ SEVİYORUM
- Posted at 10:40 on 21/4/2006 by direnveysel Seni Seviyorum Her şabah kalktığımda, Yaşamak için tek neden sen varsın. Fakat seni sevmek için binlerce nedenim var. Seni Seviyorum siyah beyaz dünyada bir tek sen varsın. Bir ressamın firçasından çıkmış gibi. Ama alalade bir renk değil, Gökkuşağının her tonunu gölgede bırakan bir renk. Seni Seviyorum Bu soğuk günde içimi ısıtan bir esinti gibisin. Hafiften esiyorsun iliklerime işleyerek. Sonrada kaybolup gidiyorsun, Daha ne olduğunu anlayamadan. Seni Seviyorum Sensiz bir yaşamı artık düşünemiyorum. Sensiz bu kuru dünyada yaşamaktansa, Ölümün soğuk nefesini öpmeyi, Bir daha seni görememektense, Hayata arkamı dönmeyi tercih ederim. Seni Seviyorum Ne zaman bir aşk şiiri duysam, Mısralardan sen akıyorsun. Ne zaman eski bir şarkı gelse kulağıma, Gitar telleri arasından süzülen notalar, Seni getiriyor bana. Seni Seviyorum Seni Seviyorum Gözlerinin içindeki binlerce yıldız, Gecenin karanlığını delip geçiyor. Sana bakarken kendimi, Yıldızlara tepeden bakıyor gibi hissediyorum. Seni Seviyorum Benliğim sana ait. Sen onu buruşturup çöpede atabilirsin, Kalbine yakın bir yerede koyabilirsin. Tanrim..! O kalbine yakın sıcak yerde olmak istiyorum. Seni Seviyorum Saçların ellerimin arasından kayıp giderken, Dünyadaki cenneti bulmuş gibiyim. Bir an elimde tutuyorum o cenneti, Bir an sonra belkide, Tamamen elimden kayıp gitmiş olacak. Seni Seviyorum Ben hiç bir kadın icin şiir yazmadım. Bu hep tuhaf gelmişti bana. Ama şimdi Senin için şiir yazmamak tuhaf geliyor. Seni Seviyorum Tanrı çiçekleri yaratırken, Senide onlarla beraber yaratmış. Papatyadan güzel, Zambaktan asıl, Manolyadan Tatlı, Gülden daha güzel kokulu. Seni Seviyorum Güzelliğine melekler imreniyorlar. Dünyada ise ölümlüler arasında, Benim gibi bir iki şanslı, Onu farkedebiliyorlar. Seni Seviyorum Ölene kadar, yok olana kadar seninle olsam, Bu her halde bir ceza gibi gelir, Daha çok seninle olamadığım için. Senin tarafından sevilme fikri bile, Bir insanı hayatı boyunca mutlu edebilecek kadar güzel ve asil. Seni Seviyorum Seni anlatmak için mısralar yetmiyor, Düşünüyorum bir gece yarısı bunu yazarken, Seni Seviyorum Senin gülümsemen güneşin doğuşu gibi. İnsana her şeyi unutturuyor. Sadece seni seyredip tadına varma hıssı uyandırıyor. Seni Seviyorum Bu kadar nedenden sonra bile, Seni ne kadar sevdiğimi anlatamadım. |
|
BANA GÖZYAŞI BORCUN VAR!!!!
- Posted at 10:27 on 21/4/2006 by direnveysel Adam genç kadına seslendi: Bir demet mor sümbül vardı kadının elinde. Kalan borçlarına karşılık, yürek dolusu çaresizlik |