born in fall | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
sen ordayken..olur ya.. yanındadır o.. bir zamanlar senin ya$ama amacın.. bir zamanlar bıkmadan usanmadan saatlerce izleyebileceğin.. bir zamanlar gözlerine bakabilmek için gözlerini feda edebileceğin..
i$te o gözler bir gün sen ona bakmazken, bakmak için ölmezken, sana ısrarla bir$eyler söylemek ister.. karma$ık bir ifadeyle, ne demek istediğini tam bilmeyen uzun bakı$lar.. fakat; söylemese belki daha iyi olacağını dü$ündüğü $eylerdir söylemek istedikleri.. söyleyebilse belki rahatlayacağı, fakat söylemesi zor $eyler..
sense bakarsın ne var? dercesine, gözgöze gelince gülümser sana, anlamsız bi mutluluk duyarsın.. sadece mutluluk veren bi his, sadece mutluluk içeren; o kadardır... o kadar olmasını istersin çünkü.. daha fazlasını umut etmeden i$te böyle bir ifade, i$te böyle bir his... eniss reloadeduzun bir hayat molasından sonra.. kendine gelme vakti!
terazinin sağ ve sol kefelerini eşitleme zamanı.. doğal denge, doğal kontrole geri dönmek... dolayısıyla ilk hayat deneyimi diyebiliriz =)
ilk defa bağımsız olma BEN olma yalnızca BEN.. en azından kendi içimde.. belki bi süre kendini kandırma; kendime kanacak kadar güveniyorum galiba...
duygusal yazılara uzun bi ara... ne kadar uzun.; bilmiyorum................. dipsiz karanlık..-bir yazı-"seni unuttuğum yalanıyla hayatı kandırmaya çalışınca,
çok ho$ yazılmı$ tamamı için
http://www.gunesim.net/yazilar/biristanbulgecesi.htm a$kta yarın yoktur sevgili..çok hoş bi yazı..çok güzel..buyrun:
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve bir ba$ka pazartesi günü $eysi...beklenildiğinin aksine; anlatılacak bişeyin olmadığı bir pazartesi..
daha doğrusu, anlatılmaması gereken şeylerin olduğu bi pazartesi.. belki insani duygular, belki gerçek ve olması gereken duygular, ama benim istemediğim duygular..
yaşamaktan bıktığım, ve hatta bazen, beni yalan söylemeye -ne olursa olsun- zorlamış duygular, ne olduğunu tam olarak bilmediğim; öğrenmek de istemediğim duygular...
başlangıcı mutlu bir gün, güzel başlayan; sonrasında kara bulutların insanın moralini kapattığı bir gün.. ve yine o dengedengedenge..
ve yalnızlık, olması gerektiği gibi, duyguların düşüncelerin rahatça çarpıştığı, sessiz sakin bir ortam yalnızlık.. gözyaşı; bu çarpışmadan dökülenler..kaybedilenler, belki sevgi içeren gözyaşları, kaybedilen yaşlar.. kaybolan hayat...
"değmez" hem de hiç...
not: peçete için te$ekkür ederim çise =) kaç kere "ben" dedin kendine...merak ediyorum.. benim adlarını andıkların, gözümün önüne getirdiklerim, sevdiklerim,
bugün her gün ne kadar "ben"le oldular, beni düşündüler.. benim onları düşündüğümden ne kadar az, ne kadar fazla..
kaç tane olay ya da nesne onlara "ben"i hatırlattı? kaç kere akıllarına "ben" geldim
ve kaç kere benim gibi bencillik yapıp, kimin kendisini ne kadar düşündüğünü merak ettiler?
kaç kere sevdiler, sevildiklerinden fazla??.. kaç kere sevgileri boşluğa ittiler?.. ve kaç kere sevgi fazla geldi onlara, basit bulunan bir şey miydi sevgi, kaybetmek bu kadar rahat?.. dengedengedenge...acaba nedendi hayatın akışındaki bu dengesizlik?? galiba galiba o monoton bilindik hayatta, bir kaç farklı -fakat aslında olağan- olaylar olunca; insan gereğinden fazla sevinip, gereğinden fazla üzülüyor.
gereğinden fazla sevindiğinizde ise bir süre sonra bunu farkedip, o sevinçten öte bi hayal kırıklığı yaşıyor insan.. aslında içini o kıpır kıpır ettiren şeyin başkası için pek bi önemi olmadığını anladığı zaman.. ya da başkasının öneminin senin öneminin önüne geçtiği zaman... göreceli kişisel tahminler -belki gerçekleri yansıtmıyor ama-
bu da dalgalanmaları oluşturuyor ruh halinde doğal olarak. doğal olarak dalgalar aşındırıyor artık bizi. nereye sürüklendiğimizi bilmiyoruz, bir daha ki dalgada ne olur? bilmiyoruz
umutlar bir daha geri döner mi bilmiyoruz. umutsuz insan nasıl yaşar? bilmiyoruz.... birini son kez gördüğünü bilmek..bir ortaokul anısı...umarım bir daha yaşanmayacak şeyler..
mezun oldugunuz gundur okuldan özlemekgerçekten değer verdiğin kişilerin yokluğu onları ne kadar özlediğini hatırlatıyor bazen.. gözlerinin onu ne kadar aradığını. onun gözlerini ne kadar aradığını.. bir gün bile olsa. bazen bir saat.. sevmek güzel de, ayrılığı çok zor... hani vardı ya...hani vardı ya ukteler; insanı tırtıklayan sürekli.. vardı ya a$k; biterken hatıralar bırakan.. vardı ya sevgi; ne olursa olsun bitmeyen.. vardı ya cesaret; hissettiklerini herşeye rağmen söyleyen.. vardı ya korku, söylerken elleri titreyen.. vardı ya samimiyet, titrerken ellerde oluşan o sıcaklık bir nefeste.. vardı ya değer; onu herşeye rağmen özel kabul eden..
hepsini bir anda yaşamak; o kadar heyecanlıdır ki.. o kadar rahatlatıcıdır ki.. o kadar güzeldir ki. aynı zamanda o kadar o kadar zordur ki...
sanki yıllar sonra geçmişten bahsedercesine, yıllar sonra birbirimizden bahsedercesine, yıllar sonra onu özlercesine,
doğru zamanı beklemeden, doğru zamanı yaratırcasına... (bkz.: doğru zamanı beklemek)
güzeldir korkusuzca içinden geleni en güzel şekilde söyleyebilmek..zordur ama bu zorluğu yaşamak ise ayrı bi güzel... a$k yoğunlugu ve a$k ömrü ili$kisihttp://www.birebir.net/ebkz.asp?d=447784&cp=t kendisine ne kadar deger verildigini merak etmekhttp://www.birebir.net/ebkz.asp?d=447806&cp=t
buyrun... bir full-time cumartesi daha...gece 1 de bilgisayarın başından kalkarken bugün sınav olduğunu ve erken kaldırmaları gerektiğini söyleyince galiba o uyku mahmurluğuyla pek sallamadılar ve 8.30 da olacak sınav için 7.30 da ayaktaydım. yine yorucu bi gün olucaktı ve ben bunu istemiyordum. sınavdan sonra 6 saatlik dersin 4 üne girmeme planlarım vardı. hasta numarası yapıp eve kaçıcaktım tabiiki.=)
kahvaltıyı yapıp ankaraya doğru yürümeye başladım. sabah sabah çok az kişi vardı yolda hafiften de esiyordu hava. gözlerimi hafif hafif kapatıyordum, malum direk falan çıkar karşımıza =) hoş bi duyguydu, yürü yürü bitmiyo zaten 1.caddenin yarısını geçtikten sonra ankaraya 10 dakikada anca geliyosun. kartım olduğu için rahattım=) paso soracak mı sormayacak mı sorunsalını ve stresini yaşamadan kartı bastım ve ankarayı beklemeye başladım. bugün etrafta bi tanıdık yoktu ve mp3 çalar da yanımda değildi. zihinde kalan şarkıları tekrarlıyosun öyle olunca =) neyse ankaray çabuk geldi. yine doldu tabi tıkış tıkış, köşeye çekilip düşünmeye başladım, tam derin düşüncelere dalacakken etraftaki teyzeler hareketlenmeye başladılar, kızılaya yaklaşmışız =) kadın ankaray kurulduğundan beri her zaman söylediği gibi kızılay dedi. toplu insan gürühu içinde indim. sakarya caddesini geçip dersaneye geldim. girdim bi sınıfa form fln doldurduk. sonra kitapçıkları dağıttılar.tam sınav başladı birileri hocam yeni lise1 ler...le başlayan bi cümle kurunca kitaçığın kapağına baktım lise1 diyo, dedim gözetmene gittim ben bura lise1 miş iyi dedi üst kata çık. peki dedim forumum alıp gittim. bir de 180 soruymuş bizim sınav türkçe sorularını zorlamışlar biraz tekrar oku oku anlama zaten bi önceki günden çeşitli sebepler sinirimi bozduklarından dolayı pek de sağlıklı bi insan porfili çizmiyordum. memin cevapları mesaj at kontrol edeyim dedi ama gözetmen habire beni gözetlediği için ve de en önde oturduğum için atamadım.neyse 3 saat sonunda çıktık. memin tarık geldiler. nası geçti iyi güzel taam hadi gidelim nereye; dösim de konferans varmış ona gidelim dedik. gittik işte konuştuk biraz. hava sıktı beni hadi çıkalım dedik. yemek yemeye gittik. orada okuldan, sınıflardan geyik ve bilumum anekdotlar gibi şeyler konuştuk. hocalardı sınavlardı, girenlerdi çıkanlardı. benim dersane vardı bana acı acı baktılar ne bi de senin dersane var yazık gibi bakışlardan sonra niyetim olmadığı için gaza geldim. neyse meminle tarık ı demirtepeye bıraktıktan sonra dersaneye geldim. zaten genelde uyku modunda olduğum için bir de başı ağrıyan rolü yapmak pek zor olmayacaktı.zaten de hafiften ağrı vardı her zamanki gibi.bu hayat yorucu, baş ağrıtıyor, düşündürüyor işte. moralim kötüydü, karamsardım duygulardan. matematik gibi bi ders uyumak için mükemmeldi ızandım sıraya.milletin de uykusu gelmiş ben öyle yapınca. neyse kimyaya girdik. o da öyle güzel geçti yata yata. gökhan gazete getirmiş günlük fal denen hadiseye baktık bugün çok mutlu ve olumlusunuz yazıyordu terazi için. bunu gördükten sonra artık hiç bi şekilde inanılmaması gerektiğine inandım bunların. dava açmayı bile düşündüm de kim uğraşcak dedik. bu dersten sonra gideyim derken elif hoca geldi. son 3 ders yok film izliyoruz ben inanamadım tabi süper bişiydi bu olay tekrar tekrar sordum ve bu günü güel yapan tek şey olarak cinderellaman i izledik. hoş filmdi işte. yanında çay kek fln güzel güzel sinema keyfi yaptık.
dönerken nt ye girdik canan silgi aldı. benim de bu hafta sınavlar var diye kalem ve silgi alayım dedim.insan gerçekten rahat oluyo kendi kalemi ve silgisini kullanınca. not ortalamamı artırabilir belki :P metroya kadar canımı sıkan sorular sordular. düşünmek istemediğim sorulardı bunlar. haberleri yoktu çoğu şeylerden. boşveeerinnn dedim. çok sinir bozucu birşey bu boşver ... duymaktan nefret ettiğim nadır kelimelerden. ben de kullanıyorum bazen ama karşımdaki üzerinde yarattığı etkiyi biliyorum ve açıklamasını da yapıyorum genelde. keşke insanlar bu kelimeyi kullanırken biraz daha dikkatli olsa dedim. boşver demek. evet üstüne gitmedim hiç diyenin, gitse miydim acaba gitmese miydim? karşılık bekleyen boşveer ler miydi? meraklandırıcı boşveer ler miydi? yoksa gerçekten bilmem istenmediği boşveer ler miydi çok düşündüm.... ordan geldim eve. sabahki sınav belli olmuş 5. olmuşum. evdekiler pek bi mutluydu ve o yüzden bugün de bu bilgisayarın başında kalmama bişey demiyorlar. fakat ben mutlu değilim nedense. olmuşum ya da olmamışım. hayatımda birşey değişmedi. keşke onları mutlu eden şeyler beni de mutlu edebilse. keşke bunlardan gerçek bi lezzet alabilsem. ama insan manevi hazları hissetti mi bir kere. bir kere o tutkuyu yaşadı mı, bunların pek bir önemi kalmıyor ne yazık ki. hayat zor insanları anlamak zor O zor ben.. ben çok zor............ yazılılar, aaal, benannemin yogun ugra$lari sonrasi yatagimdan kalktigimda bir sersemlik evresinden sonra hazirlanmaya ba$ladik artik daha erken cikmam gerekiyodu bu da 20 dakka erken kalkmak ve uyuyamamak demekti. yuruyerek gitcekmi$iz artik. yaz gelmi$ fln.neyse dedim bi$eler atistirip ciktik. vay be ne kadar igrenc bi gun diye du$undum.edebiyat ve biyoloji yazililarinin ne kadar zor olabilecegini du$undum. sonra baktim en iyi du$unmemek, bi degi$me olmiicakti ne de olsa ilk ders oturduk genel tekrar fln yaptik yaziliya hazirlik fln derken, ikinci dershoca kagitlari dagitti. pek bi$i yoktu kolay sayilirdi bi kac soru di$inda her$ey guzeldi. sacma sapan cok celdirici soru olmadigi cini edebiyat sinavimizi rahatca atlattik. sonra safranbolu icin yer ayirtmaya gitcektik ki yer dolmu$ dedi hoca. bu ne bicim i$ dedik. hemen bi gezi duzenleyelim de gidelim diye gaza geldik, gulsen hocayi ayarlayip geziye gitme planlarimiz var.artik biz de geziye gidicez in$allah. sinirimiz bozuldu neyse biyoloji yazilisi da boyle guzel gecsin derken $ehnaz hocanin olaganustu sorulariyla kar$ila$tik. ben kagida kagit bana bakti derken hoca kagitlari topladigini soyledi ben can havliyle sallamaya calisirken ucum kirildi ark tan aldim vs vs derken hocaya uzattim. ama hocanin "cik cik" baki$lariyla kar$ila$tim ve kagidimin uzerine bi carpi yedikten sonra, moralimin bozulmasina izin veremezdim.yazililar bitmisti cunku gun icerisindeki.:) tabi yaziliya di$ etken olarak bazi ki$iler de psikolojik olarak kaymaya sebep olsa da bi$ey degi$mezdi kanimca. :) hayat guzel dedik artik beden dersi vardi. ilk ders basket oynadik, yorulduk, ikinci ders otlaga ciktik. hava guzeldi. gokyuzu guzeldi. hayat guzeldi ya da ben oyle saniyordum o anlik. daha ne olsundu :) yatmak istedim cimlere fakat bi sure sonra karincalanmalar hissedince kalktim ve oturmanin daha saglikli olacagina karar verdim =)
baktim $oyle bi okula, biktim artik dedim kendimden, biktim ayni yerlerden, biktim bu duvarlardan, biktim anilardan, biktim olmayan anilardan... $oyle bir deniz olsaydi okulumuzu cevreleyen, icindekileri dokmek icin, rahatlamak icin dedik. ba$kalarinin gozlerinin derinliklerinde bogulmaktansa, belki bir gun denize atip kendimizi bogulurduk...
bir de otlagin kar$isindaki duvari gipgriye boyami$lar. bizim eserlerimizle doluydu o duvar ya sinirim bozuldu biraz. one 06 mizi silmi$lerdi aao lar one ler gitmi$ti bir zamanlar sacmasapan bir tutkuyla yazdigim, insanin adi gitmi$ti silinmi$ti oradan, bir zaman kalbimden de silinen o isim artik oradan da silinmi$ti... ke$ke bazi $eyleri silmek bu kadar kolay olsaydi dedim bi sprey kutusunu bo$altmak kadar kolay olsaydi ustunu boyayarak... kendini inandirmaya cali$mak bazi $eyleri... --- sen ne dersen de her$ey olurunda gidecek, zamanla degisecek her$ey senin demenle degil :) guzeldi evet, gercekti ve guzeldi kendini kandirmak yersizdi, gercekleri sindirmek ne kadar kolay ne kadar zor benim icin.. du$unmek istemedim, cicek kokusunun derinligine biraktim ne kadar derin olabilirse artik..
bu dunyada her$ey bir gun biterdi. o bir gunu du$unmek yerine "bi bakmi$sin ki bir zamanlar ki hislerin artik oyle degil" olmak gerekiyor. i$te o zaman mutlu olmak var ama i$te ama o zaman onun icin harcadigin zamanlarin degerinin bir hic olmasi var. "neden yaptim ki onca $eyi" demek var. hangisi ne kadar guzel, ne kadar kotu.: bilmiyorum
odtü tanıtım günleribir cumartesi günü uyuyabiliyorduk öğlene kadar ama bugün saat 8.30 da kalktım. dersane bizi odtü tanıtım günü olayını ayarlamış, ona götürecekti. uykulu uykulu 10 dakka yatakta durduktan sonra kalktım vehazırlanmaya başladım. yolda yürürken kestirme girişimlerinde bulunsam da ankaray a kadar idare ettik artık. dersaneye girdim üst kata çıkayım derken özgeleri gördüm kantine dediler peki dedim gittik ben kantine girince etrafa saçma saçma bakarken, canan, enis hey fln el salladı baktım canan, çok ilginç geldi saç modelini falan değiştirmiş zaten uykum da var anlamadım ilk başta hoşgeldin, naptın istanbulda "gezdik tozduk işte güzeldi" iyi peki dedim. sonra köksal hoca geldi hadi çıkıyoz yola peki dedik, odtü otobüslerinin olduğu yere doğru yürümeye başladık. ben bi ara gözlerimi kapamışım galiba gözlerimi açtığımda karşımda kocaman bi elektrik direği gördüm yaklaşık 10 cm uzaktaydı. iyi yırtmıştım bu sefer :) neyse insanlar çakmadı olayı zaten kaç kere olmuştu bu olay önceleri.. neyse derken otobüs beklemeye başladık toplucana herkes montunu çıkardı saat 10 da hava baya bi sıcaktı tabi yaz gelmiş dedik. bi de ders işliicektik ordan geldikten sonra hiç çekilmezdi tabi..
neyse girdik odtü ye daha önce de gelmiştim zaten çok süper bi yerdi. ama içeriye girene kadar baya bir yol aldı otobüs. neyse indik işte konuşmaya etişebilmek için hızlı adımlarla girdik binaya. kapıda radyo olayları vardı. 80 lerin filmlerinin cins dans müziklerini açmışlar,mal olmuş biraz dedik. girdik içeri.
bissürü dersaeden, türkiyenin orasından burasından gelmiş insanlar vardı. ne güzel dedik oyurduk yerimize. abi eğitim sistemini anlatıyodu, işte hangi sınıfta ne dersler alırsınız tarzında. master dı şuydu buydu.sonra da sinan abi çıkıp işin sosyal yanını anlattı. kulüpleri, toplulukları, kampüsün içinde neler var veesaire. çok sevdik burayı gelelim falan dedik hatta. alsınlar bizi direk ne uğraştırıyolar diye :P stand-up tarzındaydı biraz ilginç bi tanıtım oldu sonrasında standları gezmeye gittik, orada bi kaç tanıdıkla karşılaştık işte "aa sende mi burdaydın hede hödö" fln. gezdik gördük bissürü bölümle ilgili kağıtlar topladık sonra da dışarıya çıktık. gezdik dolandık, yorulduk çimlere çöktük. cafelere falan baktık. insanların sınavları varmış bugün onlara baktık böyle aval aval. ne güzel dedim burda olmak vardı şimdi. zaten sıkılmıştım şu aralar aaal den.. neden bilmiyorum.belki biliyorum da kendime söylemek istemiyorum bu sebepleri; büyütmemek adına... neyse geçiyoruz bunlar :) sonra hadi otobüslere dediler, duralım ya dedik olmaz dediler ders başlııcak mecbur peki dedik artık gelirken yine uyku mu desem dikkatsizlik mi desem çam ağacı gözüme girdi, kızardı gözüm falan, direkten yırtmıştık bundan yırtamadık bu sefer. dolduk otobüslere daha da erkendi kalsaydık keşke.. dersin başlamasına 40 dakika kaldıydı vardığımızda. dedik napıcaz bekleyip pasha ya gittik. kumpir aldım ama doymamışım aslında. anlık bir doyma hissettirdi yine de. neyse ders başlatıktan 10 dakka sonra girdik derse bi yüzümü yıkadım uykum gitsin diye ama olmuyor arkadaş derste uyuyorum ben hep. neyse uzandım sırama, hoca ders anlattı fln arada cevap vermeye çalıştım takıldı yine hocalar. biraz kaynattık dersleri hocam yorgunuz rehberlik muhabbeti yaptırdık fln.
sonrasında eve geldim akşam yorgun argın eve. baktım pazartesi biyoloji, edebiyat başta olmak üzere 4 sınav var. kim bakıcak şimdi dedim oturdum bilgisayarın başına. hala da başındayım. sınavların girmemesi dileğiyle bakacağım birazdan. işte öyle birşey...... i$te öyle bir $ey....değer verdiğin ki$iler sana ne kadar değer veriyor, bilmek istiyorsun bazen.. bilmek istiyor insan sevdiğini tanımak istiyor....
bir yerden sonra insan.. sevemiyor eskisi gibi; ne yapmak istediğini bilmiyor tam olarak.. ne istediğini bilmiyor çünkü kimden ne kadar ne istediğini..
sevdiğinden emin olmak istiyor insan.. onun mutsuzluğuyla mutsuz, onun üzüntüleriyle üzgün olmaktansa mutlu etmek istiyor hayatı boyunca.. manevi yönden beslemek istiyor kendisini ve onu; maddiyat etrafında dönen bir dünyanın içinde kaybolmaktansa..
olmuyor hiçbir$ey eskisi gibi dün ölü, yarın meçhul, elimizde bugün var... ve biz aklımızdan geçenleri yapmamak için, o cesareti toplayamadığımız, bo$vermek kolay kaçtığı için her gün bir sebep üretiyoruz kendimize.. çünkü anıları unutamayacağımızı, hayalleri unutabileceğimizi dü$ünüyoruz. kötü anılar bizi korkutuyor, ya$adığım için, ya$adığımız için.. korkuyoruz. hayaller tatlı kalıyor bir kö$ede gerçekle$meyi bekleyerek; onlar da sıkılıyorlar artık bi süre sonra. sıkışıyorlar rüyalarda...
rüyalarsa; sizin için artık bir$ey ifade etmeyen ya da öyle olduğunu dü$ündüğünüz birisini, siz yatağınızda yatarken, çıkıp geliyor yakıcı bir ate$le.. hani rüyalardaki hissizlik vardır ya.. i$te rüyanızda o size dokunduğunda; a$ıyorsunuz o hissizliği, her$ey en gerçek haliyle kar$ınızda oluyor sanki.. o an bir kaç kelime ve yakınla$ma..nefesini teninizde hissetme.. uyanıyorsunuz aniden; ve dü$ünmeye ba$lıyorsunuz saatlerce yerinizden kıpırdamadan... "neden geldin ki rüyama" diye o anı tekrar ya$amak istersiniz, tekrar, tekrar...
tüm hisleriniz alt üst olmu$ halde, aklınız o gerçeği yüzünüze vurur: Rüyaydı bu zararlı oluyor bu rüyalar bazen.. çok zararlı..
vazgeçtim dünyadan...don ki$ot hakkinda ara$tirma yaparken rastladigim bir $iir. william shakespeare e ait: can yucel cevirmi$.. ozellikle son iki dize cok ho$uma gitti...buyrun:
vazgeçtim bu dünyadan, ho$ bir $iir...Bir buluttum içine kapalı
Bir buluttum dokunsalar ağlayacak,
Özlemin içmde hüznümle boşalacak
Güneşimdin benim
Her günle doğan
Geceleri,yalnızlığımı doğuran
Seninle sevgi oldu gözyaşım,
sensiz iki damla çamur..
Işığındı onlara renk veren,
Işığındı umudum
Yansımalarındaydı arayışım,
Yanılsamaydı bekleyişim
Neden apansız kaçardın ki?
Oysa ki sen yanıma gelince
nasıl da aşk kokan kızılıa bürünürdü her yer.
Günöksüzü kuşlar öterdi..
Her kalbe aşılardın sevgini
Her gözde görürdüm pırıltını..
Gözlerim gözlerine takılınca
nasıl da özlem duyardım sana
Belki yarın şafakta seni bulamam diye..
Oysa şimdi güneş hiç doğmuyor
Her gece batsa da gönlümde,
Bir ıssız karanlık çöküyor içime
Yaprak sesleri duyuyorum
Öylesine telaşlılar ki...
Sanki hiç gelmeyecekmişsin gibi
kalbim delicesine çırpınıyor
Yokluğun nasıl da sıkıştırıyor gövdemi
Hani derler ya ;
Sanki fırtına öncesi sensizlik..
Ve yalnızlık tüm anlamsızlığıyla
Sessizlik miydi yoksa?...?
Bir sinek vızıltısına bile hasret kalmak?
Hayır
Asıl özlem iki kalp atışı duyamamaktaydı;
Heyecanında huzur bulduğum kalp atışlarını..
Ne fark ederdi ki yanımda olmasan?
Düşlerim vardı ;düşlerimde de sen...
Hem bu sefer tamamen bana ait.
Hep yanımda(!)
Neden mutlu etmiyor bu beni?
Oysa ki benimdin artık
Ben istemeden de asla gidemezdin..
Hem gitsen de geri getirirdim seni..
Ama benim olmanı istememiştim ki ben
Ben seni istemiştim..
Aslında bu da değildi asıl istediğim
Tek dileğim yanında olmaktı
Bende bir sen değil,senle bir ben!
$iiri veren esraya te$ekkurler...
okul, ilginclikler, 45 dakika ayakta beklemekten nefret etmek, zaman.....can sıkıntısı... bir yerden sonra insanın üzülecek bir$eyi olmayınca gerçekten de canı sıkılıyormu$ galiba... ben de a$ık olsam yaa ne güsel olurrr tripleri bundan kaynaklanıyormu$ demek ne alaka evet ben de bilmiyorum.. galiba bugünlerde canım sıkılıyor.. ama a$ık olmak istemediğimi kesin biliyorum :) bazı $eylerin belki BANA GÖRE değeri bilinmediği içindir.. karşındakinin aklındakilerini okuyacak bir icad çıkarılmadıkça bu dünyada hayat zor bu yüzden japonlara en yakın zamanda bu isteğimi ileticem :D
dün girmediğimiz iki dersten dolayı zafer hoca disipline vermiş bizi... en azından öyle söyledi sabah sabah moralim bozuldu tabi ne yaptık biz tüm okulda kaçan tek insanlar biz miyiz? neyse günboyu kimse bizi çağırmadı zaten ı$ledıgimiz 3 ders gerisi konferans salonunda geçti.lise 3 lerin olayları vardı. gayet güzeldi eğlendik ama salonun karbondioksit yoğunluğunun oksijen yoğunluğundan fazla olması sebebiye enerjimiz tükendi gibi bir$eyler oldu. fazla dayanamadık.. tam törene kalalım mı gidelim mi derken, tüm kapıların idare tarafından payla$ılmı$ olduğunu dü$ünerek vazgeçtik. ve okuldaki tüm sorunlu insanları hakkında konu$ma dinledik turgut hocadan 45 dakika boyunca yönetmelik ve turgut hocayı dinlemek zorunda kaldık. lakin kimsenin dinlemediğini dinlese bile anlayamayacağı (ses sistemimiz muhte$em oldugu icin) bir yönetmeliğin ısrarla okunmasına bir anlam veremedik. en son bir h bendi okunuyordu sonrasını hatırlayamıyorum :D ınsan 45 dakika bekleyince çok güzel alkışlıyormu$ bunu da öğrendik :D ________________
yorgun argın eve gelinir. bugün ne yaptık diye düşünülür bakarsın yine elinde bir hiçle gelmişsin akşam 5 e yine bir değişiklik yok hayatta daha da önemlisi geli$me yok.. kısacık ömrümüzde geli$meden geçen bir gün daha.. dü$ünmek lazım bunları... ali$makinsan bi yerden sonra artik duygularina da anlatabiliyor galiba bazi seyleri... neye ne tepki vermesi gerektigini.. adrenalini nerede salgilattiracagini :) artik o heyecan kalmiyor, artik o a$k kalmiyor pek, kendini geriye cekmeyi biliyor duygular, artik umutlanmiyor sacma sapan seylerden, kaliyor ko$esinde.. belki eriyerek, belki unutularak... akla biraktigi ukteler kaliyor sadece, zamaninda ugruna yanip tutu$tugu.. i$te oyle bir $ey...
zaman geciyor, hayat bitiyor, biz bitiyoruz... gunden gune eriyoruz ya$amin TECUBEleriyle...
saclarimiz agardiginda mi mukemmel insan olacagiz, yoksa tutkularimizla mi, kestiremiyoruz kestiremiyorum... { Önceki Sayfa } { Page 1 of 2 } { Sonraki Sayfa } |
HakkımdaProfilim Arşiv Arkadaşlarım Fotoğraf Albümüm
LinklerKategorilerSon Yazılarsen ordayken..eniss reloaded dipsiz karanlık..-bir yazı- a$kta yarın yoktur sevgili.. ve bir ba$ka pazartesi günü $eysi... Arkadaşlarım Birke 0369 Hotluck sirine Rare |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||