erzincan

Açıklama

<%Açıklama%>


Bağlantılar

» Ana Sayfa
» Profilim
» Blog Arşiv

Sıla Türküsü-Erzincanda Bir Kuş Var'dan Dörtlükler

SILA TÜRKÜSÜ/Erzincan’da Bir Kuş Var

Aşağıdaki dörtlükler Rıfkı Kaymaz’ın Sıla Türküsü- Erzincan’da Bir Kuş Var (Ankara 1998) isimli şiir kitabından alınmıştır.

ERZİNCAN’DA BİR KUŞ

Gurbet elden sılaya yol alan dökülüş var,

Yüzlerde sevinçten iz ve mutlu bir gülüş var.

Dillerde bir türküdür, yanık içli duygular;

“Erzincan’da bir kuş var, kanadında gümüş var.” (ST s.7)

ERZİNCAN’DA

Gökler daha mavi, ufuklar derin

Erzincan’da gurup bir başka güzel…

Ova ortasında şen bahçelerin,

Yeşilliğinde durup, dinlenmek güzel. (ST s.8)

SILADA HUZUR

Gönül bu, sılaya koşmak diliyor

Şu yüce dağları aşmak diliyor.

Sıla özlemini dindirip artık

Sılada huzurla coşmak diliyor. (ST s.8)

HATIRALAR

Alem başka bir alem oldu baharla

Ve güller çiçeklendi, yeşillendi baharla.

Gurbette özlemi yaşadım bir bir,

Geçmiş günlerdeki hatıralarla. (ST s.9)

SILANIN MEKTUBU

Ey mektup, gurbette ferman ol bana!

Ilgıt ılgıt rüzgâr gibi dol bana!

Satır satır bir özlemle beraber

Sıla kokusuyla derman ol bana! (ST s.9)

SILA HAVASI

Yetecek sıladan bir mektup almak

Sıla kucağında hayale dalmak

Beni dertlerimden kurtarmak için

Onun havasıyla suyuyla dolmak. (ST s.9)

ÖZLEM

Yemyeşil bağına, bahçelerine

Gönlüm uzaklardan hasret kalıyor.

Bir özlem… Dağların yücelerine

Gün gün, gece gece her an dalıyor. (ST s.10)

KAZANKAYA’DA

Yüce bir tepeye kendimi attım

Soğuk gözelerin suyunu tattım.

Yaylanın dupduru gecelerine,

İçimin hüznünü, derdi anlattım. (ST s.11)

MEKTUP

Sıladan bir mektup, armağan bana

Satır satır akan bir ferman bana

Gurbet yalnızlığı ve çilesinden

Uzanan sıcak el, bir derman bana. (ST s.11)

GURBET MEKTUBU I

Her gün her saat, uzun gecede,

Gözümden gitmeyen varlığım, canım…

Ey, suyun içip, aşın yediğim

Yurdumun çiçeği…can… Erzincan’ım. (ST s.12)

GURBET MEKTUBU II

Rüyamda yemyeşil gördüğüm sensin

Gurbette çözülmez kördüğüm sensin.

Dostlarım bir mektup gönderin bana

Sıla kokusuyla içim şenlensin. (ST s.12)

YAğMUR SONRASI

Bir yağmur sonrası aklandı ova,

Erzincan bahara bir adım attı.

Dupduru mavi gök, tertemiz hava,

Yağmur damla damla sırlar anlattı. (ST s.13)

DOST MEKTUBU

Ne dersem anlamaz sıla derdimi

Günlerim özlemle dolup taşıyor.

Dostlardan bir mektup çıkageldi mi,

Yüreğim en tatlı bir an yaşıyor. (ST s.13)

BAHARDA ERZİNCAN

Erzincan ovası canlı baharda

Topraklar yeşerir, ırmaklar çağlar.

Bir tatlı mutluluk hatıralarda

Bahar güneşiyle yıkanır dağlar. (ST s.13)

BAHAR GÜLÜŞÜ

Kazankaya, göğe vurur gölgesi,

Şelaleden çağıldayan su sesi…

Kırlarda çiçekler, şu küçük pınar,

Bahar günlerinin gülümsemesi. (ST s.14)

FIRAT

İşte bahar… Fırat coşacak yine

Şelale sonsuza akacak yine.

Doğuyla batıyla Erzincan artık

Kavuşur rengarenk güzelliğine. (ST . 15)

ERZİNCAN’DA BAHAR

Ağaçtaki çiçek döndü yaprağa

Can geldi, kan geldi kuru toprağa.

Ovası, yaylası, Kazankaya’sı…

Erzincan büründü tele duvağa. (ST s.15)

FATİH OTLUKBELİ’NDE

Yıllardır  hasretlik içimi yakar

Fırat kıvrılarak coşkuyla akar.

Fatih’in nal sesi Otlukbeli’nde,

Bakışı bir şimşek halinde çakar. (ST s.16)

KEMAH KALESİ

Kemah Kalesi’nde oturdum kaldım,

Mengücek Gazi’den bir ilham aldım.

Selçuk medeniyeti büyüklüğüyle,

Ruhumu, kalbimi O’na dayadım. (ST s.17)

REFAHİYE /DUMANLI

Refahiye/Dumanlı’da yeşillik

Ve dağ başlarında çamlar el ele…

Gökler sonsuzluğa katar mavilik,

Ağaçlar sonsuzu getirir dile. (ST s.18)

ERZİNCAN

Göklere tırmanır Kazankaya’sı,

Şelale durmadan sonsuza çağlar.

Dağlarla çevrili geniş ovası,

Akşisu, Beytahtı, yemyeşil bağlar. (ST s. 18)

CANA YAKIN

Ekşisu’da serinleyip oturdum,

Beytahtı’nda semaverle taht kurdum.

Altıntepe sende hayaller kurdum,

Gördüm seni cana yakın Erzincan. (ST s. 18)

MAMAHATUN KERVANSARAYI

Görenler muhteşem maziyi anmış,

Tuğlarla yürümüş, şanla yıkanmış.

Tercan Mamahatun Kervansaray’da

Taşlar dile gelmiş, tarih canlanmış. (ST s. 19)

ERZİNCAN’DAN HEDİYE

Erzincan’dan gurbet ele hediye,

Kete gider, peynir gider, yağ gider…

Sakın sorma “bu çuval da ne?” diye

Çemici, bastığı… Sanki bağ gider. (ST s.20)

BÖGERT

Yaylalarda koyun kuzu beslenir

Şelalede sular çağlar, seslenir.

Bir günün ardında, iftar sonunda

Yemekler üstüne Bögert istenir. (ST s.21)

TANDIR EKMEğİ KETE

Hasretim gurbette bir dost sesine

Sıla kokusuna, dost nefesine

Tandırda emekle, sabırla pişen

Tandır ekmeğine ve ketesine. (ST s.21)

TULUM PEYNİRİ/CİMİN ÜZÜMÜ

Sende açtım bu dünyaya gözümü

Sensin benim, yaylam, ovam Erzincan.

“Tulum peyniriyle Cimin üzümü”

İşte benim zengin sofram, Erzincan.(ST s.22)

TANDIR EKMEğİ

Sıla tutkusuyla düşe dalmışım,

Geçmişe uzanıp bir tat almışım.

Tulum peynirini yayıp dürdüğüm

Tandır ekmeğine hasret kalmışım. (ST s. 22)

KETE İLE KAVURMA

Ey hemşehrim; çalış, kazan oturma.

Temin eyle kete ile kavurma.

El aç Yaratana şükürler eyle,

El hakkında hiçbir yalan savurma. ST s.23)

KAYSILAR

Toprağın yüzüne kokular saçtı

Görülen dallarda rengarenk taçtı.

Bahar günlerinden bize armağan…

Kaysı ağaçları çiçekler açtı. (ST s.23)

TERZİ BABA

Tasavvuf kokusu, uhrevî mekan

Ölüm, o alemde bir geçit, bir an.

Mezar taşlarıyla Terzi Baba’da,

Ölüm ötesine dalıyor insan. (ST s. 24)

TERZİ BABA’DA ZAMAN

Bir mezar… Çökük taş…Bir yığın toprak

Dipdiri yaşıyor Terzi Baba’da.

Kırılan bir fidan, bir düşen yaprak,

Zamanı aşıyor Terzi Baba’da. (ST s.25)

TERZİ BABA’DA

Kırklar tepesinden bir rüzgar kopar

Fırat köprüsüne gelir oturur.

Kazankaya duman, bulut içinde,

Terzi Baba’da aşk, ilahi huzur.(ST s. 25)

SALİH BABA

Gazeli, mısraı dervişcesine…

Yazdı divanının şaircesine.

Okuyan Rabıta-ı Nakş-ı Hayalî

Dolar tasavvufun ak bahçesine. (ST s.26)

BİR GÜZEL ARMAğAN

Duyguya can, ruhlara derman gelir.

Kutlu alemlerden bir ferman gelir.

Leblebici Baba’dan Tuhfetüluşşak

Adıyla bir güzel armağan gelir.(ST s.26)

ŞEMSİ HAYAL

Şemsi Hayal derler bir dervişimiz var

Terzi Baba ona bir sevgili, yâr…

Tuhfetüluşşak’ı okuyan diller

Tasavvufla dolar ve Hakkı anar. (ST s. 26)

ŞELALEDE

İçtim suyun, yedim tatlı aşını

Sildim zelzelede akan yaşını

Anlattım derdimi Fırat’a bir bir,

Gördüm Şelalede çağlayışını. (ST s. 27)

ÇAğLADIM

Gurbet elde için için ağladım…

“Sılam” diye yüreğimi dağladım

Munzur Dağları’nda bir pınar olup

Şelalede gümbür gümbür çağladım. (ST s.28)

ERZİNCAN’IN GÜLÜ BÜLBÜLÜ

Bahçesinde güzel Erzincan’ımın

Kemaliye derler bir gülü vardır.

Dört mevsim ötüşen coşkun Fırat’la

Şelale adında bülbülü vardır.(ST s.28)

KAZANKAYA

Kazankaya, başın dumanlı senin

İnsanı diriltir, kokun nefesin.

İsterim; yaylalar, yüce tepeler,

Beni sonsuzlukla her an beslesin. (ST s.28)

DÜŞÜMDE

Sıladan uzakta çekilmez hayat

Bir çile; her gece, her gün, her saat…

Gurbette canlanır girer düşüme,

Şelale çağıldar, süzülür Fırat. (ST s. 29)

DUYDUM Kİ

Duydum ki ovayı kaplamış bahar…

Duydum ki ağaçlar çiçekler açmış.

Yüce tepelere çekilmiş karlar

Kır çiçekleri kokular saçmış. (ST s.29)

TEPELER

Derinden derinden bir kaval sesi

Sonsuzun dağlara vuran gölgesi.

Sıra dağlar birbirine el vermiş,

Kırklar, Munzur, Kazankaya tepesi. (ST s.29)

BAKIRLARDA NAKIŞ

Bakır sinilerde binbir nakış var

Canlanmış motifler, güller, çiçekler.

Tastamam bir ahenk derin akış var

Duyan yüreklere seslenecekler. (ST s.30)

BAKIR İŞLEMELER

Bakır işlemede; emek, göz nuru

Bir desen, bir yaprak, bir çiçek olmuş.

Dökülmüş nakışa bir iç huzuru,

Hüzünlü duygular gülecek olmuş. (ST s. 30)

ERZİNCAN GÜLÜ

Yıllardır sılamı göresim gelir

Sıcak toprağında gezesim gelir

Gittikçe büyüyen bir çiçek gibi

Erzincan gülünü deresim gelir. (ST s.31)

MEMLEKETİM

Sevgim, acım, evim, dilim Erzincan.

Anam, babam, memleketim Erzincan.

Sılada sevdası gönlümü yakar,

Sevdam benim ve sevgilim Erzincan. (ST s.31)

ERZİNCAN’A DOLMAK

Gurbette günbegün susmuş, solmuşuz.

Bayram yaklaştıkça akar olmuşuz.

Bir nehir misali hep sana doğru,

Çağlayarak gelip. Sana dolmuşuz. (ST s.31)

GURBETTE

Sıla özlemiyle gurbette insan

Daha bir yayınız, anlamlı derin.

Ey uzaktan daha güzel Erzincan

Daha bir yeşil bağ bahçelerin. (ST s.32)

İSTEK

Gönül bu sılaya koşmak istiyor

Şu yüce dağları aşmak istiyor

Sıla özlemini dindirip artık

Onun huzuruyla coşmak istiyor. (ST s.32)

GURBETTEN

Sıladan gurbete uzanan yollar

Zamanın, hasretin gününü kollar.

Eriyip benliğim, yandı kül oldu

Beklerim dostlarım bir mektup yollar. (ST s.33)

GURBETTE II

Gurbet yüreğimi dört yandan sarmış

Sıladan uzakta içim kararmış

Ana, bab, çocuk ve dostlar gibi

Anladım Erzincan bir tatlı yarmış. (ST s.33)

GURBETTE HATIRALAR

Kemah kahvesinde demlenir çaylar

Her sözde sıladan bir duygu vardır.

Acıyla tatlıyla yaşanan aylar,

Gurbette dipdiri hatıralardır. (ST s.33)

YAR

Günler geçer, gurbet bana dar olur

Erzincan aklımdan çıkmaz yar olur.

Yıkanır yağmurla, bahçeler, bağlar

Gitgide yeşeren bir diyar olur. (ST s.35)

GURBET ELDE

Özlemişim toprağını yolunu…

Tulum peynirini canım Erzincan.

Gurbet elde uzat bana kolunu

Arkam, önüm, dört bir yanım Erzincan. (ST s.35)

BEKLENEN

Bir mektup yazarak bana oradan

Haber verin, eşten, dosttan, yuvadan.

Gurbet acısıyla derinden yanmış,

Yüreğime bir su serpin sıladan. (ST s.36)

SILA

Gurbet gecesinde geçmeyen zaman

Duyduğum bir içli yanık türküdür.

Sılamla baş başa kaldığım zaman

Sıla, bir düş gibi bana örtüdür. (ST s.36)

ANLADIM

Gurbet ellerinde yalnız kalmışım

Sıla mektubuyla düşe dalmışım.

Anladım gurbette solan bir yaprak

Gitgide kuruyan ince dalmışım. (ST s.37)

GARİP VE YOL

Ey bizi sılaya, ufka bağlayan yol!

Sıla özlemiyle beni dağlayan yol!

Garibin derdiyle dert, acı çeken

Ey gurbet türküsüyle ağlayan yol! (ST s.38)

YOL VERİN

Dağlar, sıra dağlar bana yol verin!

Yollar, düşlerime sılayı serinb

Rüzgar, alıp beni uçur sılaya,

Ve gökler masmavi bir kanat gerin. (ST s.38)

ERZİNCAN İLE

Bitsin gurbetlerde çektiğim çile

Her rüyam sılamı getirir dile.

Şu mavi gök, yaşanan ömür…

Daha bir güzeldir, Erzincan  ile. (ST s.39)

GÜN OLUR

Gün olur yüreğim hasretle yanar

Gün olur sılayı düşte görürüm.

Sıla özlemiyle çektiğim çile,

Gözümün önünde, anar dururum. (ST s.39)

SILAYI ANMAK I

Gurbet acısıyla ah çeker yanar

Sıla özlemiyle tutuşur kalbim.

Her gece her düşte sılayı anar,

Sıla toprağında uçuşur kalbim. (ST s.40)

SILAYI ANMAK II

Gün gelir düşümde görürüm seni,

Senin özleminle gün gün yanarım.

Gurbet elde, yüreğimde gölgeni,

Taşırken gurbette seni anarım. (ST s.40)

SILANIN SESİ

Ş köşede “Yeşil Eğin Kasabı”

Şu köşede bir Erzincan kahvesi.

Şu vitrinde meşhur tulum peyniri

Gurbette sılanın şakıyan sesi. (ST s. 41)

ÖZLEMİM

Senin toprağında yaşamak güzel!

Bahçende, bağında yaşamak güzel!

Ey sılam, gurbette sensin özlemim,

Seni yüreğimde taşımak güzel! (ST s. 41)

EğİN HALISI

Eğin halısında sabır, göz nuru…

Canlanır iplerle bir iç huzuru.

Bir renk cümbüşüyle konuşan eller,

İşlemiş kederi, derdi, süruru. (ST s.42)

BAHATTİN AğABEYE

Bahattin Akpınar’ı ebediyete uğurlarken…

Neşeydi, ümitti, canlı bir eldi.

Çırpınan bir gönül, coşkun bir seldi.

Çıkıp serviler şehri Üsküdar’dan

İnşallah ruhuyla Hakka yöneldi. ST s.43)

BİR ŞİİR SERGİSİNİ GEZERKEN

Gurbette geçen yıllar arasında çalkandım

Sıla kokusuyla özlemiyle donandım.

“Mısralarda Erzincan” sergisini gezerken

Fırat misali coştum, Şelalede yıkandım.  (ST s.43)

YUSUF ERZİNCANİ’YE

Hattattı, dervişti, yiğitti, erdi…

Gönlünü yalnızca Allah’a verdi.

Sabırla kuşanıp, aşkla yoğrulup

Vuslatın ezeli sırrını derdi. (ST s.44)

KURTULUŞ BAYRAMINDA

Kurtuluş bayramı yaklaştı dostlar

Acılar yok oldu, aklaştı dostlar.

Halit Paşalarla, yiğitler kalp kalp

Bir oldu birlikte savaştı dostlar. (ST s.45)

rifkikaymaz@hotmail.com

 


Gönderildi: 09:37, 19/2/2006
Yorum Ekle

<- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->


batak oyna