30/9/2006 - İnsan beyninin % kaçını kullanır?
Beynimiz yaklaşık 10-12 milyar arası nöron
(sinir hücresi) içerir. Ancak bilindiği üzere beynimizin çok düşük bir
yüzdesini kullanırız. Bunun nedeni aslında sinir hücrelerinin (yani
bilgi depolayan nöronların) kendi kendilerini yenileyebilme
özelliklerini yitirmiş olmalarıdır. Eğer sini hücresine sentrozom ya da
sentrozomun görevini görebilecek enzim nakledilirse kendi kendilerini
yenileyebilme özelliklerini kazanabilirler mi? Eğer bu mümkünse,
beynimizin daha fazla bölümünü kullanabilir miyiz?
Beynimizin Yalnızca % 10�unu Kullandığımız Söylencesi Öncelikle
sorunuzun başında belirttiğiniz varsayıma göz atalım isterseniz:
�Beynimizin çok düşük bir yüzdesini kullanırız.� Yaklaşık bir asır önce
ortaya atılan bu iddianın kaynağı bazı bilim insanlarının söylem ve
bulgularının yanlış yorumlanıp çarpıtılmasına dayanıyor. Bugün, sinir
bilim ve beyin görüntüleme tekniklerindeki gelişmeler öyle gösteriyor
ki, beynimizdeki tüm sinirler çeşitli eylemler sırasında aktive oluyor.
Daha açık bir deyişle, kullanmadığımız herhangi bir sinir ağı
bulunmuyor. Konuyla ilgili bir başka yaklaşımsa sinir hücrelerinin
herhangi bir uyarıcı almadıklarında dejenere olarak işlevselliklerini
kaybediyor olma özellikleri. Örneğin, görsel sistem. Gelişmenin erken
dönemlerinde göz sinirleri yeterli uyarıcıya maruz bırakılmadıklarında
görme yetisi kayboluyor. Benzer şekilde, eğer ki beynimizde
kullanılmayan sinir ağları bulunsaydı, işlevselliklerini kaybetmiş
olmalarını beklememiz gerekirdi. Fizyolojik kanıtlar bir yana, iddia
evrimle de uyuşmuyor. Aktif olmayan, hayatta kalma mücadelemize
katılmayan sinir ağları içeren büyük bir beyin evrimsel gelişimle de
bağdaşmıyor.
ANCAK Olgun haldeki sinir hücrelerinin (yani
bilgi depolayan nöronların) kendi kendilerini yenileyebilme
özelliklerini yitirmiş olmaları gibi bir durum söz konusu. Bu nedenle
de, herhangi bir darbe ya da yaşlanma sonucu kaybedilen sinirler beyin
kapasitesini doğal olarak olumsuz yönde etkiliyor.
Beyindeki Sinir Hücreleri Gerçekten de Kendilerini Yenileme Yetisinden Yoksun mu? Beyindeki
sinir hücrelerinin kendilerini yenileyebilme yetisinden yoksun
olduklarını gösteren çalışmaların öncüsü 1960�larda yaptığı
çalışmalarla ismini duyuran bir sinir bilimci: Dr. Pasko Rakic. Nitekim
felç ya da diğer beyin zedelenmelerinde hastaların kaybettikleri
konuşma ve yürüme gibi yetileri daha sonradan tekrar edinememeleri de
bu bulguları destekler nitelikte. Ancak başlangıcı 1965 yılında
sıçanlar üzerinde yapılan deneylere dayanan ve son yıllarda hız kazanan
bir takım çalışmalar, beyindeki bazı bölgelerde sinir hücrelerinin
yenilenebildiğini gösteriyor. Özellikle de belleksel işlevleri olan
hippokampüs bölgesi ile makaklar üzerinde çalışılan üst düzey bilişsel
işlemlerden sorumlu ve evrimsel gelişimde son sırada yer alan düşünme,
koklama ve duyma ile ilişkili korteks bölgelerinin kök hücreler
sayesinde sinirsel yönden yenilenebildikleri bulgular arasında. Ancak
bilim insanları, bu çalışma sonuçlarının Alzheimer ya da Parkinson gibi
sinir hücreleri kaybı içeren bir takım hastalıkların tedavisinde
kullanılabilmesi için klinik ve uygulamaya yönelik daha çok çalışma
yapılması gerektiğini söylüyorlar.
Gelelim Sentrozomlarla Sinir Hücreleri Arasındaki İlişkiye... Sinir
hücresinin başka bir hücre üretme olasılığının kalmadığı gelişim
aşamasında sentrozoma rastlanmıyor. Her ne kadar bazı araştırmacılar,
yaralanmaların olduğu birtakım yetişkin beyni bölgelerinde sentrozoma
rastlamış olduklarını rapor etmişlerse de sonraki araştırmalar bu
bulguları pek de kanıtlar nitelikte değil. Sinir hücreleri, gelişim
dönemleri içerisinde özelleştikçe, çoğalma yetilerini de kaybediyorlar.
Bölünme yetisinin yitiminin, meydana gelebilecek bölünmelerin, mevcut
sinaps ağlarının da bozulmasına yol açabileceğinden evrilmiş
olabileceği düşünülüyor.
Sinir Hücrelerinde Sentrozom Görevi Görebilecek Bir Yapı Oluşturulursa, Kendilerini Yenileyebilme Özelliğini Edinebilirler mi? Eğer
ki sinir hücrelerine böyle bir müdahalede bulunacak olursak, tekrar
bölünebilme özelliği kazanacaklardır. Ancak uzmanlar, bu yöntemin tıp
uygulamalarında niçin kullanılamayacağına dair iki önemli noktaya
işaret ediyorlar: 1.) Eğer ki, sentrozom yapısını kaybetmiş bir
hücrede bu yapıyı tekrar oluşturursak, hücre kontrolsüzce çoğalmaya
başlıyor. Tıpkı kanser hücreleri gibi. Bu nedenle de bu uygulama, tümör
oluşumlarına yol açıyor. 2.) Eğer ki, sentrozom yapısı yalnızca
embriyonal dönemde korunan hücrelerde (örneğin, sinir hücreleri) bu
yapı müdahale ile sürekli hale getirilirse, hücreler özelleşme durumu
göstermiyorlar. Çünkü hücrelerdeki özelleşme, sentrozom yapısının
kaybından sonra gerçekleşiyor.
|