30/9/2006 - Okyanusların en derin noktası
Okyanusların
en derin noktası, Pasifik Okyanusu'nda, Guamadasının güney batı
tarafındaki Mariana Çukuru'dur. Derinliği tam 11033 metredir ve suyun
içinde bir kilogram ağırlığındaki bir cismin Mariana Çukuru'na ulaşması
tam bir saat sürer.
Dünyanın Yaklaşık Olarak % 70.5’ini Okyanuslar Kaplamaktadır. Denizlerin Toplam Yüzölçümü 360.800.000 Km2‘dir.
Okyanuslarımız Büyüklüğüne Göre Sırasıyla; Büyük (Pasifik) Okyanus : 179.700.000 Km2 Atlas (Atlantik)Okyanusu : 104.500.000 Km2 Hint Okyanusu : 74.900.000 Km2
Okyanuslarımızın Derinliklerine Göre Sırasıyla; Büyük (Pasifik) Okyanus : 4.028 M. Atlas (Atlantik)Okyanusu : 3.323 M. Hint Okyanusu : 897m. Dünya,
Güneş Sistemi oluştuğunda kızgın bir gaz kütlesi halindeydi. Zamanla
ekseni çevresindeki dönüşünün etkisiyle, dıştan içe doğru soğumuş,
böylece iç içe geçmiş kabuk, manto ve çekirdekten oluşan farklı
sıcaklıktaki katmanlar oluşmuş ve sıcak bir eriyik halindeki bu karışım
zaman içerisinde ayrışmaya başlamıştır . Önce en ağır olan demir
merkeze doğru çökelerek çekirdeği , sonra yine erimiş halindeki silikat
kayaçları kristalleşerek mantoyu meydana getirmiş , daha sonra mantonun
bir kısmı tekrar eriyerek sıvı hale gelmiş ve yüzeye doğru yükselirken
soğuyup yoğunlaşarak bugünkü kabuğu meydana getirmiştir. Dünyamızın
çevresini ince bir zar gibi saran yer kabuğu bugün üzerinde yaşadığımız
karaları ve okyanus tabanını içerir. Yer kabuğunun kalınlığı ; okyanus
tabanlarında 5 - 6 km karalarda 30 - 50 km dağlık alanlarda ise 70 km
ye kadar uzanır. Litosfer adı verilen taşküre, yerkabuğu ve manto'nun
en üst kısımlarından oluşmaktadır Litosferin kalınlığı ortalama 70-100
km. arasındadır.
 Litosfer
üst manto'nun katı bölümüdür. Litosfer'in altında ise üst manto'nun
akışkan bölgesi alan Magma yer alır. Astenosfer ise üst manto'nun
eriyik halde bulunduğu kısımdır. Magma olarak bilinen eriyik, volkanlar
sayesinde yeryüzüne ulaşır.
Uzaydan
dünyamıza bakıldığında dikkat çeken iki özelliği yuvarlak oluşu ve
geniş su örtüleridir. Geniş su örtüleri okyanus, okyanusları bölen kara
parçaları ise hem coğrafik hem jeolojik manada kıta adını alır ve
üzerinde akarsular ve göller bulunur.
Peki
bu kıtalar okyanuslar ve göller nasıl oluşmuştur? Önce kıtaların sonra
okyanusların oluştuğunu biliyoruz. Çünkü okyanuslar için hem çukur
alanlar, hem de su gerekir. Manto üzerinde yüzer durumdaki yer kabuğu
parçaları birbirleriyle çarpıştıklarında manto içerisine daha çok
batarak alçak ve geniş çukur alanlar oluştururlar. İşte bu çukur
alanlar müstakbel okyanus yataklarıdır. Zamanla manto içerisindeki
volkanik etkinlikler sonucu yer kabuğu içindeki kırık ve çatlaklardan
yer yüzüne ulaşan sıcak gazlar, bugünkü atmosferi oluşturdu. Yer yuvarı bir milyar yaşına gelmeden önce yeterince soğuyarak, su buharının atmosferde sıvı su olarak yoğunlaşmasını sağladı. Bunu
milyonlarca yıl süren yağmurlar izledi. Okyanus yağmurları dediğimiz bu
yağmurlar bugünkü okyanusları oluşturdu ki okyanusların az da olsa bir
bölümünün Dünya' ya düşen buz kristalli milyonlarca meteorun erimesiyle
oluştuğu da düşünülmektedir. Güneşin etkisiyle okyanus yüzeylerinden
buharlaşan sular, atmosferde yoğunlaşarak yağış şeklinde tekrar yer
yüzüne düşer. Bunların bir bölümü
yer kabuğu içerisine süzülerek "yeraltı sularını", diğer bir bölümü de
yüzey akışları halinde akarsuları ve yer kabuğunun çukur alanlarındaki
küçük su birikintileri olan gölleri meydana getirir. Böylece dünyamız, eriyik halindeki bir kütleden karaları denizleri ve okyanusları olan bir gezegene dönüştü.
Yapılan
jeolojik çalışmalar, dünyanın oluşum yaşının 4,5 Milyar yıl geriye
gideceğini göstermiştir. Bu dönem içerisinde dünya birkaç kere levha
hareketlerine bağlı olarak bir bütün halinde dağılmış yada tekrar
toplanmışlardır. Bundan 250 milyon yıl kadar önce, Dünya'nın üzerindeki
bütün kara parçaları pangea adı verilen bir tek süper kıtayı oluşturmak
üzere birleşik durumdaydılar. Bu, bir kutuptan diğer kutba uzanan uzun
ve dar bir kıtaydı. Bu kıtayı saran ve pantalos adı verilen tek
okyanus, şimdiki Pasifik'in (Büyük Okyanus), daha geniş olan bir
versiyonuydu ve yeryüzünün yüzde 75'ini kaplıyordu. Modern dağlar olan
Ant Dağları, Himalayalar henüz yoktu 150 milyon yıl önce dünya 2 ana
kıtaya ayrıldı. Kuzeyde kalan kısmına LAVRASYA güneydekine de GONDVANA
adı verilmekteydi.
Daha sonra 100 milyon yıl önce levhalar hareket etmeye başladı. Yaklaşık
94 Milyon yıl öncesine geldiğimizde, Artık Afrika Güney Amerika'dan
ayrılmış, Kuzey Amerika Avrupa' dan ayrılmış, Atlantik Okyanusu' nun
açılması ile Afrika kıtası ve ona bağlantılı olan Arabistan kuzeye
doğru hareket etmiştir. Yaklaşık 50 milyon yıl önceki dönemde artık
dünyamız ve Türkiye'nin içinde bulunduğu alan bugünkü görünümüne
oldukça yaklaşmıştır.
Şayet
kıtaları eskiden oldukları gibi tekrar birleştirmemiz mümkün olsaydı,
Kuzey ve Güney Amerika kıtaları, Afrika ve Avrupa kıtaları ile kesin
bir şekilde uyuşacaklardı. Kuzey Amerika'nın Apalaşlar (Appalachian)
Dağları ve Avrupa'nın İskoya Dağları, sıra dağlar oluşturacak şekilde
tam olarak denk gelmektedir. Günümüzde ayrı olmalarına rağmen, bu iki
dağ oluşumunun aynı kıvrım yapıları olan, aynı aralıklardaki aynı kaya
katmanlarına sahip olmalarının, ve aynı döneme ait aynı fosil
kalıntılarının bulunmasının sebebi budur.
Günümüzdeki
kıtalar, bundan 200 milyon yıl kadar önce ayrılmaya başlayan Pangeanın
birer parçalarıdır ve bu parçalar hareketlerine devam etmekte ve
kıtalar birbirlerinden yılda 7.5 cm.'ye varan bir hızla
ayrılmaktadırlar. Arabistan levhası kuzey-kuzeydoğu doğrultusunda yılda
4.5 cm hızla ilerleyerek, Anadolu levhasını devamlı sıkıştırmaktadır..
Türkiye'de meydana gelen depremlerin esas nedeni de, Arabistan
levhasının bilinen bu hareketidir.
Halihazırda
yeryüzünün üst bölümü kara parçalarından ve su kütlelerinden oluşmuş
olup Kuzey Yarım Küre’de karalar, Güney Yarım Küre’den daha geniş yer
kaplar. Karaların Kuzey Yarım Küre’de daha fazla yer kaplaması
nedeniyle, Kuzey Yarım Küre’de; Yıllık sıcaklık ortalaması daha yüksek
olup sıcaklık farkları daha belirgindir. Asya, Avrupa, Kuzey
Amerika’nın tamamı ve Afrika’nın büyük bir bölümü Kuzey Yarım Küre’de
yer alır. Güney Amerika’nın ve Afrika’nın büyük bir bölümü, Avustralya
ve çevresindeki adalarla Antartika kıtası Güney Yarım Küre’de bulunur.
Kıtaların birbirinden ayıran büyük su kütleleri okyanuslar dır
|