27/11/2007 - sıkkınlığın getirdiği nasihat
günlerden salı...
yani hafta başı hala...
ama ben sıkkın ve bezmiş...
isteksiz...
hava bulutlu ve soğuk aynı kalbim gibi...
bazen kötü olmaya çalışıyorum yada biraz bencilce davranmamı söylüyorlar. kötü birşey belki ama en azından daha az üzülürüm insanlar beni kırdıklarında. ama ben sadee iyi olmak iyi düşünmek ve iyi davranmak istiyorum. diğer arsız insanlar bunu kötüye kullanınca ben ne yapabilirim. sadece onların bir daha benim iyi niyetmi kötüye kullanmalarına izin vermem ve üzülürüm onlar kaybettiği için. pek bir kendimi övdüm ama gerçekleri de söyleyeceğim.
kendimi farklı görüyorum hemde oldukça farklı. tabiki her insan farklıdır ama bu dünyada bir kaç sınıf altında toplayabilceğimiz kişilik özellikleri var mesela en başta iyiler ve kötüler mesela iyilerin içinde bencilller dürüstler ben karışmam abiler ve saflar. bazen bir insan hepsine girebiliyor. çünkü tekdüze varlıklar değiliz değişen duygularımız var. bir kere zaman kavramı başlı başına hepimizi anlık olarak değiştiriyor. yani zaman durmuyor ki biz duralım?
ve bize düşen zaman geçerken mümkün olduğunca iyi olmak. iyiliği tanımlamak istemem. çünkü herkesin kendine göre bir iyilik kavramı vardır. arkadaşının kalbini kırana sorsanız iyiliğinden yapmıştır. burda asıl önemli olan birşeyler yaparken değil artık nefes alırken yani yaşarken başkalarını kırmamak, inciltmemek zarar vermemek. iyilik budur. yada kötü olmamak. yani iyiliğin yararrın dokunmuyorsa bırak kötülüğün dokunmasındır.
dünyanın çivisi çıkmış ben burda ne diyorum?
yalnız yaşamaya mahkum ediyoruz her geçen gün kendimizi...
biz susarken bırakalım arsızlar konuşsunlar, ne de olsa yukarda allah var görüyor herşeyi.
belki bir gün kendileri de görür ne hale geldiklerini diyerekten ben yoluma sessiz sessiz devam ederim. iyi niyetliyim arsız olmayacağım. siz de olmayın!
|