benim dahil bilmediğim şeyler...

12/5/2008 - :)

Posted by onursargin

yazılan tüm yorumlar için teşekkürler arkadaşlar

hiçbirinizi görmesem de yanımda olduğunuzu bilmek güzel :)

hepinizi seviyorum

bir gün olsun da tanışalım, kaynaşalım, konuşalım

 

1 haftadır hiç hoşa gitmeyen duyguları deneyimliyor olsam da

hala yaşıyorum ve hayattayım :)

acaba tüm bu hissettiklerime rağmen yaşamaya devam edersem ne olur diye merak ediyorum :)

 

ben 2. sınıftayken buna benzer bir şey yaşamıştım

o zaman yoğun yalnızlık duyguları yaşıyordum ve böyle yurt odasında filan uzun süre tek başıma duramıyordum

sürekli birilerinin varlığına ihtiyaç duyuyordum

sonra...

sonra ne mi oldu?

 

ben yine merak ettim

 

dedim ki; kendimi bu kadar yalnız hissetmeme RAĞMEN odada durmaya devam edersem ne olur :)

ve odada tek başıma durdum

durdum

durdum

durmaya devam ettim

ve hiç bişi olmadı :)

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

11/5/2008 - offff zihnim çok yordun beni, senin ağzına sıçiiiim

Posted by onursargin

ben eşcinsel miyim?

en kötü ihtimalle biseksüel olurum

ayy şimdi bi erkeğe yeniden bi cinsel arzu hissedersem

anama, babama, kardeşime, akraba çocuklarına cinsel bi hareket yapar mıyım

tacize uğrar mıyım

taciz eder miyim

offf taciz ediliyormuşum gibi hissediyorum

offf ilaç kullanmak istemiyorum

korkuyorum

ya panik yaşarsam

intihar edermişim bir de bu kadar çalışma yapmış, yol almışken

intihar ederim diye korkuyorum

kendimi güvensiz hissediyorum

boşlukta hissediyorum

benim sonum nolucak

ankaraya gitmek istemiyorum

kemali görmek istemiyorum

içim parçalanıyor

incindim

evlenecek miyim

çocuğum olcak mı

e ben nasıl seks yapıcam

nasıl zevk alıcam

kemal seni sikti

sen orospusun

sen de iboyu siktin

insanlar duysa ne der

utanıyorum

offf sıkıntı gitmiyo içimden

herkes mutlu bi ben mi mutsuzum

offf okula gitmek istemiyorum

sen utanılacak bir şey yaptın

nefret ediyorum her şeyden

kemal beni kullandı

kendimi değersiz hissediyorum

sikik

ya uyuyamazsam

ya kendimi çok kötü hissedersem

aycanla seks yapmak ahhh, offff

yunusu görmek istemiyorum, tankutu, şakiri, ismaili, ömeri, yasini offf kimseyi

kimse güvenli değil

güvende değilim

ya delirirsem

bi psikoz kaldı, onu da oluyim bari

bak nil gün intihar etmiş, ben de mi etsem

sinir krizi geçirir miyim

ahhh zevk ahhh zevk, uçmak istiyorum

psikiyatri servisine yatmaktan korkuyorum

annem sever mi beni

çıkabilecek miyim bu durumdan

uffff, ya daha da kötü bi düşünce aklıma gelirse

dur dur, daha kötü bi düşünce ayarlıyorum şimdi, bakalım yazabilecek misin buraya

ilerde tanınan biri olursan burdan alıp karşına getirirler, hahahaha

insanlar burda yazdıklarını görüp sana ne derler

okulda görürlerse aycan maycan, üfff ne utanırsın ama, yerin dibine girersin

nasıl korkuyorsun ama "yeni kayıt ekle" tuşuna basmaya

dışlanacaksın, dışlanacaksın, ayıplanacaksın

tek başına kalacaksın, yapayalnız ve acı içinde

acı çekeceksin çoook çooook

insanlar gözlerini senin üzerine dikecekler ve seni ayıplayacaklar

bu seni paramparça edecek

paramparça olacaksın

yok olacaksın

küfre sardın iyice, insanlar, blogunu okuyanlar soğuyacaklar senden, uzaklaşacaklar, sevilmeyeceksin, destek olmayacaklar sana

"ben eşcinselim" diye bağırırmışım tam sınıfın ortasında

 

BAŞKA, başka ne kaldı!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

 

offff zihnim çok yordun beni, senin ağzına sıçiiiim

Comments (2) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

11/5/2008 - pınardan (nil günden duymuş, kim bilir nil gün kimden duydu :) )

Posted by onursargin

Hayat isteklerimiz doğrultusunda değil, ihtiyaçlarımız doğrultusunda ilerliyor.

Comments (2) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

8/5/2008 - ?

Posted by onursargin

ben kaç "ben"im?

içimde kaç tane "ben" var?

acı çeken, sıkıntı hisseden, şizofren olmaktan korkan, delirmekten korkan bi "ben" var

bunalan, "öffff yeter ya" diyen, "içinden çıkamıyorum" diyen, kendini sıkışmış hisseden bi "ben" var

ne yapacağını bilemeyen bir "ben" var

umutsuz olan bir "ben" var

utanan

korkan

panik olan

bir köşeye korku dolu bir şekilde sinmiş

kontrolden çıkmaktan korkan

intihar etmekten korkan

sinir krizi geçirmekten korkan

yok olmaktan korkan

acı çekmekten korkan

bi "ben" var

 

evet bu "ben"i iyi biliyorum

 

ama sanki

 

evet sanki

 

arkada en arkada

 

başka bişi daha var

 

sanki en arkada

 

başka bi "ben" daha var

 

tanımlanamayan

kelimelere SIĞDIRILAMAYAN

zihne bi numara büyük gelen bi "ben"

Comments (1) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

8/5/2008 - acıya da EVET, tatlıya da EVET

Posted by onursargin

duygular ancak tüketilerek bitiyor

duygular ancak yaşanarak bitiyor

acı ancak yaşanarak, hissedilerek sona eriyor

bir şeyi arkanda bırakmak istiyorsan içinden geçmen gerekiyor

bunları bilmek

bilmek ve uygulamak

 

bunaltı, sıkıntı, utanç, korku, çaresizlik...

içinizden geçiyorum

duygularıma SAYGI duymayı SEÇiyorum

her ne kadar hoşuma gitmese de

buna mecburum

başka yol olmadığını biliyorum

 

biraz önce kuraldisi.com da bir yazı okudum

bir anne

çocuğunu uyuşturucu bağımlılığından kurtarmak için çabalıyor

beterin beteri var diye buna deniyor sanırım

 

ama yine de tüm bu acılara, sıkıntılara rağmen bir şey bizi ayakta tutuyor

hayata bağlıyor

burda DUR diyor

ve yaşa

 

ve son zamanlarda bana ışık olan o söz

yine aklıma geldi ve annenin o yazısının altına yazdım

"Bir olay ne kadar uç örnek olursa olsun, ruhunuz ondan çok daha büyüktür" judith orloff

 

her şey iyidir! her şey iyiliğimedir! her şey benim en yüksek hayrım içindir!

 

bunlara inanmayı seçerek acının, sıkıntının, bunalmışlığın içinden geçmek. sanırım biraz daha kolay.

 

Comments (1) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

7/5/2008 - saol.

Posted by onursargin

teşekkürler güzela, içtenlikle verdiğin desteğin için.

Comments (1) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

7/5/2008 - analitik hipnoterapi 2.seans

Posted by onursargin

bugün 3 te ikinci seansım vardı

3 buçuğu biraz geçerek girdim terapi odasına

yine her zamanki gibi hiç zorlanmadan

şıp duygular akmaya başladı

yine bir süre kemal, kemalin ve arkadaşlarının bakışları

gülümsemesi

ıhhhh kalbim paramparça oluyor tabi bu arada

 

sonra daha gerilere gittim

45 dakika babama höykürdüm

içimdeki çocuk PATLAMIŞTI

onun hiç yanımda durmadığından yakındım

hiç gözlerimin içine bakıp beni güvende hissettirmemişti

içimdeki çocuk

"bi yanımda dur be baba, bana kendimi güvende hissettir" diyordu

haykırıyordu

 

güvensizlik hislerimin temelleri bir bir ortaya çıkıyordu böylece

 

bu tabi sülale boyu bişi

babamın babası yetim büyümüş

büyük ihtimal o babasına öfkeliydi, güven problemleri yaşıyordu

bu duygularını (duygular enerjidir ve ifade edilmek ister) babama aktardı

ve babam da bana

aslında ortada ne babam var, ne babamın babası var, ne ben varım ne de başka bişi var

sadece kendini ifade etmek isteyen enerji var

 

sonra bi 45 dkda anneme giydirdim

ama nasıl bir öfke

nasıl aman allahım

neler diyorum anneme, ne küfürler

içimdeki çocuk annesinden zamanında öyle sıkılmış ki

öfff, ne PATLADI var ya

annemin tüm işi gücü benmişim

tüm işi gücü bana yemek yedirmekmiş

öfkeden deliye dönmüşüm

benle ilgilenince tatmin oluyormuş

kendini bir işe yaramış hissediyormuş

ama beni dikkate almıyormuş hiç

ve ben sevgiyi hissedememişim

ben sevildiğimi hissedememişim

"bu sevgi değil, burda sevgi yok" diye bağırıp durdum

 

kendimi hiç değerli hissedememişim

 

değersizlik, güvensizlik ve tensel temas yoksunluğu...

bilinçaltı KOMPÜLSİF BİR ŞEKİLDE ve NEVROTİKÇE bu ihtiyaçlarını karşılamak için cinsel taciz deneyimleri mi yaratmıştı?

ne kadar acı verici olursa olsun zevk, güvenlik ve değerlilik vardı orda

 

tabi terapide olumsuz duygular çıkıyor hep

çocukluğum yüzde yüz böyle geçmiş demek anlamına gelmiyor bu olanlar

sadece bilinçaltımdaki olumsuz duygu yükleri (ne kadar varsa artık) dışarı çıkıyor anlamına geliyor

 

sonra bişi oldu

annemin gözlerinden de ben çok rahatsız olmuşum çocukluğumda

bu sefer zihne gelen görüntüde annemin bakışları peni paramparça ediyor

(tıpkı kemalin bakışlarını beni paramparça ettiği gibi)

bu ilginç bir bağlantı oldu

 

bilinçaltım açıldıkça açılıyor

devamı sonraki seansa sanırım

 

bu seans tam tamına 2 saat 20 dk sürdü

bağırma, ağlama, panik...

hele bir panik yaşadım var ya, aman allahım!

mahallede 2 yan komşumuzun evinin önü

kemal ve arkadaşları geliyorlar karşıdan, batıcı gözleri ve gülümsemeleriyle

ve ben onları gördüm uzaktan

ve bir panik yaşadım o koltukta var ya

AMAN ALLAHIM!

 

hmmm son olarak ilk seansta bahsetmediğim, eşcinsel hisler var (karşı cinse duyduğum cinsel isteğe EK OLARAK)

tacize bağlı olarak ortaya çıkan eşcinsel hislerle de çalıştık

zevk hisseden o çocuğu o zevkten vazgeçirdik

kadınlarla sevişmek varken, cinsellikle ilgili öğrendiği İLK şeyi devam ettirmeye çalışmasına ne gerek vardı ki :)

bu çok nevrotikçeydi, ama bunu bilinçaltı hep yapıyordu?

taciz de olsa orada zevk, güvenlik ve değer verilme vardı

ne kadar nevrotikçe olursa olsun

bilinçaltının ihtiyaca bulduğu çözüm buydu :) ne kadar asgari olursa olsun!

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

5/5/2008 - analitik hipnoterapi, bülent uran ve ben

Posted by onursargin

ben yardım almaya karar verdim

bu konuyu yine nilgünle konuştum

o da sezgisel olarak beni bülent urana yönlendirdi

bülent uran bir tıp doktoru - kadın doğum uzmanı

5-6 yıldır ise analitik hipnoterapiyle ilgilenmekte (nilgün bu cümleye tepki gösterdi. "adam analitik hipnoterapiyi yaşıyor resmen!" dedi, "ne ilgilenmesi!")

 

hipnoz merkezine hoş geldiniz

 

bugün 13:30 için randevu aldım

gittim

hipnoz koltuğuna oturmadan bir öngörüşme yaptık

sonrasında hipnoz koltuğuna oturdum

ve koltuğa daha oturur oturmaz

bilinçaltımdan duygu yükleri sapır sapır dökülmeye başladı

 

kemale küfrediyorum

kendime bağırıp, çağırıyorum

 

 

sonra kemalle yaşadığımız sahnelerden birine geldik

bol sıkıntı, utanç, zevk vs.

off bunların hepsini aslında ayrıntılı yazmak istiyorum ama

uzar da uzar

 

veee

bahstemek istediğim en önemli konu da şu:

terapinin devamında

doğum anıma gittim

vakumla doğduğum o zor ana geri döndüm

biri beni boynumdan çekiyordu

kafam geriyo doğru gitti

ve o kadar zor nefes alıyordum ki

tüm bunları hipnoz koltuğunda tüm yoğunluğuyla yaşadım

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

5/5/2008 - dün gece ve sınav

Posted by onursargin

dün gece nasıl bir haldeydim

bolca güvensizlik ve tıkanıp kalmışlık

o halime rağmen psikiyatri ödevimi hazırladım ve teslim ettim bugün

bisikletin pedallarını çevirmeye devam ediyoum

 

dün gece nilgünle gülüyoruz

nilgün diyorum, şu halime bi bak

berbat bi ruh halindeyim ve psikiyatri hastası hazırlıyorum bir de

ahhhh

 

perşembe-cumaya sınavım var

adamakıllı çalışmadım daha

sıkıntıdan ders çalışamıyorum

EFT vb. uygulamayı sürdürüyorum

sözlüde hocadan rica edicem bana duygulardan soru sorsun :)

onları iyi anlatırım

psikiaytride duygular ne gezsin!

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

5/5/2008 - zihnim (ya da geçmişim) yol ver de geçeyim

Posted by onursargin

dün nilgündeydim

anlattık anlattık anlattık

yaşadığım acı ve zorlu deneyimleri anlattım anlattım anlattım

ve işin garibi GÜLDÜK zaman zaman :)

 

insan 23 yılda ne yaşar ki diyorum kendi kendime

ne yaşayabilir ki diyorum

23 yılda ne yaşar bi insan?

yaşadıklarım hafifti de ben mi abartıyordum

çünkü annem babam "önüne daha ne zorluklar çıkacak" diyip duruyorlar hala zaman zaman

 

şu 5 senelik tıp fakültesi hayatımın son 3,5 senesi hep kendimle ilgilenmekle geçti

tıptan çok psikolojiyle, ruhsallıkla, insan potansiyeliyle ilgilendim

kimi zaman zorunluluktan dolayı ve çoğu zaman da büyük bir merak ve coşkudan dolayı

evet belki normalüstü huzur duyguları yaşadım öğrendiğim teknikler vb. sayesinde ama

inanıyorum ki normalüstü acılar da yaşadım

 

her şey iyidir! her şey iyiliğimedir! her şey benim en yüksek hayrım içindir! (sana yürekten inanmasam da seni buraya koymak istedim, çünkü zor zamanlarımda, ışığımın söndüğü vakitlerde sen bana ışık oldun.)

 

nil gün'ün bana dediği gibi hayat beni erken yaşımda bireysel gelişim yoluna mı davet etmişti?

 

ikinci sınıfın ikinci döneminin ilk günlerinde başlayan huzursuzluk duygularımla benim de içyolculuğum başlamış oldu. bu döneme kadar da psikoloji nedir bilmezdim? psikolojik sorun nedir bilmezdim? meğer şimdi dönüp geçmişime baktığımda hoşuma gitmeyen tüm şeyleri bastırmış olduğumu görüyorum.

 

üniversite döneminde geçmişin hortlamasının vakti gelmiş. üniversite dönemi geçmişin "beni iyileştir" diyerek günyüzüne çıkma vaktiymiş.

 

her çocuğun çocukluk döneminde yaşadığı cinsel oyunlar olabilirmiş. normalmiş. ama benim 11-12 yaşlarında cinsel oyunlar oynadığım kişi benden 2-3 yaş büyüktü. ve ben kendimden çooook utandım. ben yaptıklarımdan çooook utandım. ben varlığımdan çok utandım. bu utancı anlatabilmem mümkün değil. ben varlığımın "yanlış" olduğunu düşündüm. ben o kişiyle her karşılaşmamda adeta ölüyordum. paramparça oluyordum. yerin dibine giriyordum. onunla karşılaşmamak adına yapmadığım şey kalmamıştı.

"arkadaşlarına söylemiş midir?"

"anne-babam duyar mı?"

"beni ya sevmezlerse?"

"komşular ne der?"

"ben çooook yanlış bir şey yaptım."

vb. düşünceler zihnime sık sık uğramaya başlamışlardı.

 

utanç sürdü. ben unutmaya çalıştım. o sürdü. ben unutmaya çalıştım o sürdü...

 

o kişinin gözleri, yüzü, gülümsemesi her defasında beni paramparça ediyordu. sadece onunki de değil, yakın arkadaşlarıyla her karşılaşmamda yok oluyordum adeta.

 

içimdeki çocuk seni özgür bırakıyorum!

 

99'da deprem oldu. benim acizane düşüncem şuydu: "deprem oldu, bana acır ve artık kötü davranmaz belki, beni bakışlarıyla hareketleriyle utandırmaz belki."

 

okul servisini beklediğim durağın tam karşısından her sabah işe giderdi. ve ben her sabah ölürdüm! tam ortadan ikiye ayrılırdım.

 

ben kendimden utanmayı SEÇmiştim ve devamı gelmişti. hangi duyguları hissediyorsak, ona uygun olaylar yaratılmaya devam eder. çekim yasası her yaşta devrede. kendimi suçladığımdan değil, olan buydu.

 

tüm olanları bastırmışım. hatta bir keresinde utancımı tekrardan hatırladığımda şöye demiştim kendime: "bak onur. adliyede davalar 5 yılda bir düşer (babam adliyede çalışıyor). artık 5 yıl oldu unut sen de." başardım. unuttum ama bastırarak, içinden geçerek değil. yapabileceğimin en iyisiydi!

 

ben kendimden utanıyordum. ben varlığımdan utanıyordum.

 

bilinçaltım üniversite 2.sınıfa kadar bana izin verdi. bir patladı, pir patladı. neye uğradığımı şaşırdım. huzursuzluklar, uykusuzluklar,sıkıntı, bunaltı... annem bayıldı, babam ağladı... ahhh buna dayanamadım işte hiç. anne babaman düştüğü duruma. ama dayanıklıydılar.

 

ama geçmişimdeki travmatik anılar hemen hortlamadı. biraz beklediler beni.

 

geçmişimden anılar tekrardan bilinçüstüne çıktığında artık tamam dedim. "çocukluğuma mı inilecek, ne olursa olsun ama ben bu sıkıntıdan kurtulmak istiyorum". evet, hep filmlerde duyduğumuz çocukluğuna inelim espirisi GERÇEKti!

 

sıkıntıda olan o yaşlardaki onurdu. içimdeki çocuk çok bunalmıştı, korku doluydu, kendini güvende hissetmiyordu. yatağa sinmiş sadece korkmakla ve utanmakla meşguldü.

 

vakit geçmişine sahip çıkma vakti!

vakit kendine sahip çıkma vakti!

 

kitaplardan, eğitimlerden öğrendiklerimi 3.5 yıldır uyguluyorum kendime. baya da bi yol katetim kendimce.

 

3.sınıfın yaz tatilinde louise hay'in düşünce gücüyle tedavi adlı kitabını 2.kez okuduğumda "hııııııı" dedim. o zaman jeton düştü benim. ben nasıl düşünürsem kendimi de öyle hissedecektim. duygularımı yaşadıklarım değil yaşadıklarım hakkındaki düşüncelerim belirliyordu. bunu anladığımda çok sevindim. başladım louise hay'in mucizeler yaratan alıştırmasını yapmaya. gün boyu aynalarda gözlerimin içine bakıp "ben kendimi onaylıyorum" demeye. sürekli, sürekli, sürekli ve sürekli.

 

ben kendimi onaylıyorum. ben kendimi onaylıyorum. ben kendimi onaylıyorum.

 

ama aynaya bakıp olumlama yaparken içsesim rahat durmuyordu. en büyük kozunu kullanıyordu bana karşı: "kemal seni sikti"

haykırıyordu resmen. hala haykırıyor zaman zaman.

dün işte nilgünle bu kelimeye GÜLDÜK: sikmek.

 

olumlamalarım sürdü. ta ki bir sonraki bilinçaltı blokaj gün yüzüne çıkana kadar. 4.sınıfın daha ilk stajının son 5 günüydü. berbat bir haldeydim. her yanım isteksizlik, huzursuzluk...vb. her yanım, her yanım, her yanım.

 

sonraki staj kadın doğumdu ve daha rahattı allahtan. ve ben yine dipteydim. bol dinsel takıntılı düşünceler, davranışlar, berbat bir duygu hali...

 

anlatacak çok şey var ama sonra yazarım yine.

 

asıl gelmek istediğim nokta şu. geçen sene (yani 4.sınıfta) ben bu haldeyken gittim eve. dedim artık ne olursa olsun ben bunu söyliycem. ağzımdan çıkmıyor, konuşamıyorum ama. yüzüm bembeyaz, dudaklarım bembeyaz ve büzülmüş durumda yatıyorum. annem babam bana ne olduğunu anlamaya çalışıyorlar. kağıdı aldım ve yazdım, söyleyemedim:

 

"ben tacize uğradım"

 

hopppaaaa. nedir, ne değildir, kim, ne zaman?

 

"Kemal, orta okul döneminde, 11-12 yaşlarında"

 

annem beni alnımdan öptü. ve dedi ki:  "bu muydu? bunların hepsini biz de yaşadık. bunlar normal şeyler"

 

ben: "nasıl yaaaa. ben yıllarca çoook utandım, öldüm, dirildim." dedim.

 

onlara göre ÇOK HAFİFti ama benim duygusal yaralarım GERÇEKti.

 

bizim tıp kitaplarının birinde (nelson-pediatri) çocukluk dönemi cinsel oyunlarının normal olduğu yazıyor. ama aynı yaş dönemi çocuklarında. farklı yaş dönemi çocuklarında olduğunda buna cinsel kötüye kullanım diyor. ve duygusal yaralara yol açıyor.

 

işte hikayemin bir kısmı bu.

Comments (1) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

4/5/2008 - ışığım söndü...

Posted by onursargin

ışığım söndü

sönmüştü

ama şükür ki

annem var

babam var

kardeşim var

nida var

nilgün var

meryem var

ben varım

ben yalnız değilim

ben güvendeyim

 

onur beni duyuyor musun?

sen güvendesin...

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

4/5/2008 - ben değerliyim

Posted by onursargin

ben her halimle değerliyim

ben her halimle değerli olduğumu biliyorum

ben her halimle değerli olduğuma inanıyorum

ben her halimle değerli olduğumu kabul ediyorum

ben her halimle değerli olduğum için kendimi takdir ediyorum

ben her halimle değerli olduğum için şükrediyorum

 

meryem burdan da sana teşekkür ediyorum. kendimi 100de 100 paylaşabildiğim için. yargılanmadığım için. sevgi ve şefkatle karşılandığım için. yol göstericiliğin için. teşekkürler. teşekkürler. teşekkürler.

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

3/5/2008 - sevgi fırını

Posted by onursargin

evinde pizza fırının olsaydı

gidip birilerinden pizza isteyip durur muydun?

pizza dilenciliği yapar mıydın?

 

sevgi ve kabul için de durum bu mu acaba?

içimizde sınırsız sevgi var

bir sevgi fırını var

bizde, kendimizde, burda, şimdi, hemen

 

niye dışarılarda arayıp duruyoruz?

niye?

bu yararsız alışkanlık neden?

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

3/5/2008 - offf baba ya...

Posted by onursargin

en son izmite gittiğimde babamın dediği bişi

bugünlerde aklıma gelip duruyor

ne niyetle dedi onu kendi bilir ama

bende desteklenmiyorum, güvende değilim hissi oluştu

offf ya offff

 

ben şimdi TUSa girmiyorum ya

direkt pratisyen hekimliğe başlıycam ya

ve beraberinde de almak istediğim eğitimleri alıcam ya

zihin-beden tıbbıyla ilgilenmek istiyorum ya

 

babam tüm bunları bilmesine rağmen

"gaziantepin bi ilçesine düşersin, belki fikirlerin değişir o zaman."

şeklinde bir cümle kurdu sağolsun

 

yaaaaaaaaaaaaa

destek istiyorum ya, sevgi istiyorum ya, güven istiyorum ya

bu benim en doğal hakkım ya

yaaaaaaaaaaaaa

 

"biz sana ne demiştik" cümlesini duymak istemiyorum ya

istemiyorum

istemiyorum

"bizim dediğimize geldin" cümlesini hele ki hiç duymak istemiyorum

tamam mı

"yanlış" bir seçim yapsam da bana saygı duyun ya

bu benim hayatım ya

of ya of ya of ya of ya of ya

bana izin verin ya, özgür bırakın ya

bi yandan da desteğinizi hissettirin ya

çok şey mi istiyorum yaaaaaaaaaaaaaaaaaaa

 

tamam hep olumsuz şeyler söylemiyorsun kabul

ama yine de bu cümlelerle bir insan (o insan oğlun oluyor) incinebiliyor işte gördüğün gibi

kendini desteksiz hissedebiliyor ve güvensiz

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

3/5/2008 - hüngür, hüngür ve hüngür

Posted by onursargin

etrafımdaki birkaç arkadaşa

ne zamandır ağla(ya)madığımı söyler dururdum hep

şöyle adamakıllı hiç ağla(ya)mamıştım ne zamandır

ta ki bugüne kadar

 

saat 16:00 civarı çaresizlik hislerimin içinde debelenip duruyorken

elime kağıdı, kalemi aldım

içimden ne geliyorsa yazmaya koyuldum

daha bir iki cümle yazmadan kağıda

bir başladım ağlamaya

ama ne ağlama

hüngür hüngür

nasıl değişik sesler çıkarıyorum

salya sümük ağlıyorum resmen

odada da allahtan kimse yok

kapı açık, her an biri gelebilir ama

ben artık duygularıma saygı duyduğumdan

utanıcak filan değilim bu halimden

geliştik bu konuda baya bi

aferin bana

aslında bu konuda pek de kaygılı olduğum bir zamanı hatırlamıyorum

neyse

kısacası o anda odaya bir kişi girseydi ona "beni bir süre yalnız bırakabilir misin"

diyecek cesarete sahiptim

 

cam açıktı onu kapadım ama

yan taraflardaki odalardan duyulmasın diye

 

yaşadığım sıkıntı dolu zamanlara ağladım

acı çektiğim zamanlara ağladım

çaresiz, aciz, zavallı zamanlarıma ağladım

başkalarının yaşadığı acılar, sıkıntılar geldi aklıma

onlara ağladım

ağladım da ağladım işte

 

"niye bu kadar acı var" dedim

"niye insan kendini yüzde yüz paylaşamıyor" dedim

 

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

3/5/2008 - kendime soru

Posted by onursargin

utanmayı SEÇmezsem ne olur?

o zaman acaba kendimi nasıl hissederim?

 

içsesimin bana ilk söylediği şey şu oluyor: güvenli olur mu ki?

 

nasıl yani ya! utanç duyarak kendimizi güvene mi alıyoruz. nasıl bir nevrotikliktir bu :).

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

3/5/2008 - kuraldışı yayınlarının BU AYKİ kitabını gördünüz mü?

Posted by onursargin
  Doğmamış çocuk hisleri olan, hatırlayabilen, bilinçli bir varlıktır...
Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

3/5/2008 - alıntı.

Posted by onursargin

İNANCINIZ, GERÇEĞİNİZDİR

 

Bir şeyin imkânsız olduğuna inanırsanız, aklınız bunun neden imkânsız olduğunu size ispatlamak üzere çalışmaya başlar.

 

Ama bir şeyi yapabileceğinize inandığınızda, gerçekten inandığınızda, aklınız yapmak üzere çözümler bulma konusunda size yardım etmek için çalışır.

 

Dr.David. J. Schwartz (evreninhediyesi.com'dan)

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

3/5/2008 - siteler

Posted by onursargin

www.evreninhediyesi.com 

www.ashua-turkuaz.com 

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

30/4/2008 - kalite kontrolden geçmiş psiko-ruhsal konulu kitaplar:

Posted by onursargin

kalite kontrolden geçmiş psiko-ruhsal konulu kitaplar:
 
1) sedona yöntemi - hale dwoskin

2) iyi hissetmek - david burns

3) düşünce gücüyle tedavi - louise hay

4) içimizdeki şaman, duyguların simyası - nil gün

5) tanrılar okulu - stefano elio d'anna

6) hastalık iyileşmeye giden yoldur - thorwald dethlefsen, ruediger dahlke

7) sağlıkta yeni ufuklar, insanı bütünüyle iyileştirmek - christine page

8) geçmişin hipnozunu bozmak - bülent uran

9) ustaca sevmek - don miguel ruiz

10) hayal mühendisliği - serge kahili king

11) çekim yasası - nil gün

12) duygular, öfke, kıskançlık ve korkuyu aşmak - osho

13) erkek, kışkırtılmış erkekliği kendini keşfetmek için kullanmak - osho

14) sır, sufizm üzerine konuşmalar - osho

15) aşk, özgürlük, tekbaşınalık - osho
16) tanrı tohumu 1 - story waters

17) tanrı ile sohbet 1 - neale donald walsch

18) provokatör mistik - osho

19) yardım etmenin düzenleri - bert hellinger

20) kabul etmenin özgürlüğü - bert hellinger

21) sezgilerle iyileşme, bedenin bilgeliğinde şifa bulmak - laura alden kamm

22) beden ile zihni dengelemek - osho
23) uygulamalı çekim yasası, sıkça sorulan sorular - nil gün

24) sevginin yerini yemek alınca - geneen roth

25) inancın biyolojisi - bruce lipton

26) martıları seven adam - osho

27) cesaret, tehlikeli yaşamanın coşkusu - osho

28) sen tanrısın - story waters
29) geçmişin gölgeleri, duyguların dili - nil gün
30) PEAT, temel enerji aktivasyonu ve ötesi - zivorad mihajlovic slavinski
31) sevginin saklı simetrisi - bert hellinger
32) kuraldışı ve ötesi - nil gün
33) pazartesi rejime başlıyorum - nil gün
34) yaşam cesurları sever -  nil gün
 
bu kitapların size de en az bana olduğu kadar faydalı olacağına inanıyorum.

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

30/4/2008 - ...

Posted by onursargin

   nil gün'ün "huzurla uyuyorum" cd'sinden...

 

"...Sorunlar daima hallolur. Çözümler daima vardır..."

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

30/4/2008 - sebze çorbası hayatım(ız).

Posted by onursargin

mutsuz olduğum vakit

sanıyorum ki bi ben böyleyim

bi ben sıkıntı içinde debeleniyorum

 

"herkes mutlu, huzurlu, doyumlu, coşku dolu

bi ben sıkıntı içindeyim"

 

böyle düşünürüm kendimi sıkıntılı hissettiğim vakitlerde

nilgün de böyle düşünürmüş, dün konuştuk bunu da yine

ne çok şey konuşmuşuz dün senle :)

 

işte ben burdan söylüyorum nilgün sana

ben de zaman zaman sıkıntılar yaşıyorum

kendimi huzursuz, güvensiz hissediyorum

bazen zavallı, aciz hissettiğimde oluyor

hatta kendimi paçavra gibi bile hissettiğim oldu

değersizlik hislerim, yetersizlik hislerim de mevcut

mutsuzluklarım ve de

hüngür hüngür ağlamak istediğim zamanlar da oldu

korkuları, paniği, dehşeti de bilirim

benim de sorunlarım, şikayetlerim var

sıkışmışlık hissim var bi de, onu da ekleyeyim

 

 

hayatın sebze çorbası gibi, herşeyden ortaya karışık bişiy olduğunu kabul etmek

hayatın ritm olduğunu kabul etmek

akıllıca bir seçim olabilir :)

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

30/4/2008 - dün gece sabaha karşı bugün

Posted by onursargin

dün gece nilgünle telefonla konuştuktan sonra gittim çalışma salonuna, biraz daha vakit geçirdim elimdeki kağıt ve kalemle. korku yararı/zararı ve şükür/teşekkür listesi.

 

sanırım saat 01:00 miydi, neydi? çalışma salonundan çıktım. odaya yatmaya çıkmaktan vazgeçip yurdun giriş katında en dipte kaloriferin yanına bir sandalyeye oturdum. camdan dışarıda gözüme ilk çarpan sokak lambası oldu. sokak lambası da sokakta değil bu arada, yurdun arka bahçesinde :).

 

sandalyeye oturdum ve başladım EFT yapmaya. neler vardı EFT menümde:

-üzerimdeki anksiyete (endişe hali)

-huzursuzluğum

-kendimi tıkanmış hissetmem

-karnımdaki ağırlık

-yarınki psikiyatri dersinde, derslikte yine panik olma korkum

-psikiyatri dersliğinin güvenli bir yer olmayışı

-kemalle karşılaşma korkum

-kendimi güvende hissetmeyişim

-hayatı güvenli bulmayışım 

-direnç gösterişim...vb. (eksikler ve eklemeler olabilir.)

bir buçuk, iki saat camın kenarında oturdum, adamakıllı EFT yaptım. her turda biraz daha rahatladım, her turda biraz daha rahatladım, her turda biraz daha rahatladım. ohhhh :).

 

arabesk zamanlardı belki bu saatler ama komik olaylar da olmadı değil :).

 

sol elimi yumuruk yapmışım, gamut noktasına (EFT ile ilgi bir terimdir kendileri) vuruyorum, şıp karşı camdan biri kafayı uzattı sigara içiyor. ben böyle abuk sabuk ne yapıyorum? şıp, bende ne yaptım? hemen havadaki sol yumruğumu aşağıya indirdim. çaktırmadan vurmaya çalışıyorum ama bir yandan da :).

 

EFT vuruşlarına dalmışım, hatta çift taraflı vuruşlar yapıyorum. o da ne? çalışma salonundan biri çıktı bu tarafa doğru geliyor. hemen vuruş yapmayı durduruyorum ve parmaklarımla o bölgeyi sanki ovuyormuş gibi yapıyorum :). neyse sonlara doğru bu konuda çok bilgece düşünceler geldi zihnime ben de elimden geldiğince biri gelse ve görse de EFTyi yapmaya devam ettim.

 

"belki o kişi de merak eder öğrenir. hem ben güzel, yararlı bir şey yapıyorum burada."

 

en komiği de şu oldu. güvenlik görevlisi bana doğru yaklaşıyor. benim yanımda bir kapı var. o açık mı kapalı mı onu kontrol edecek. ben yine tam vuruşları yapıyordum. şıp indirdim kolumu. boşboş duruyorum. yanımdaki kapıyı kontrol ederken aramızda şöyle bi dialog geçti.

güvenlik görevlisi: selamünaleyküm

ben: aleyküm selam 

güvenlik görevlisi: napıyorsun burda? nöbet mi tutuyosun?

ben: hiiiç, oturuyorum. bir şey düşünüyorum da.

güvenlik görevlisi: bi sıkıntın mı var?

ben: yoooooooooooooooooooooooooooooo.

 

(yorum: :). ne sıkıntısı canım, hiç olur mu öyle şey :). şimdi dialoga bakıyorum da ne yalan şeyler söylemişim. ilk yalanım, aslında bir şey düşünmüyordum. yaptığım sadece duygusal yüklerimi serbest bırakmaktı :). diğer bi yalanım da, sıkıntın var mı diye sorduğu soruya, yooooooo diyişim. ama ne demiliydim ki? "evet bir sıkıntım var. geçmişimin duygusal yükünü boşaltırken bir noktada takıldım da onunla ilgili EFT yapıyorum" mu deseydim :). hı? ya da "10 yıl önceki bir olayda kendimi kullanılmış hissettim de ondan özgürleşiyorum şu anda" :). ya da belki de "bugünlerde kendimi biraz huzursuz hissediyorum da onunla ilgili bazı çalışmalar yapıyorum" demek en güzeli olabilirdi :).)

 

neyse EFTyi yaptım. kalktım gidiyorum ama nasıl bi huzurluyum. böyle tam bir durgun bir göl gibi. huzur doluyum. EFT'ye, gary craig'e, roger callahan'a teşekkür ede ede odaya doğru çıkıyorum :). saat çok geç ama ben çoook huzurlu ve dingin bir haldeyim. çıktım yattım yatağa. yattım ama zihnim nasıl karıştı, darmaduman oldu bir anda. kendimi kaybettim valla. uyku-uyanıklık arasında gittim geldim. tanımlayamadığım bir bilinç halinde dolandım bir süre. sonra korku sardı. aslında panik desek daha doğru olur. bir yandan da kaslarım titremeye başladı. ve üşüyorum bir yandan. "yalnızım ve üşüyorum". çok arabesk bir andı. hem güvencesizliği hem de güvenliği aynı anda hissetmek çok ilginçti ama. hem gözlemci durumundasın hem de deneyimleyen. ama ben hala pişkinliğimi sürdürerek, zaten yoğun olan bu panik/korku dalgasına odaklanmaya devam ettim. üzerimden aksın ve geçsin diye, bitsin diye. sonra uyumuşum.

 

sabah kalktım orta şekerim. okula gitmiyim dedim bugün. arkadaşa dedim ki, kendini iyi hissetmiyormuş, biraz hastaymış dersin diye yoklama alan abiye. durumum başka nasıl açıklanırdı ki? yok yazılmışım ama :(.

 

dün nilgünle bu konuyu konuştuk gülerekten. "şey, ben içsel çalışma yapıyorum da, duygusal olarak biraz yoğunluk yaşıyorum". böyle denir mi ki? bu durum nasıl en anlaşılır izah edilebilir ki?

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

29/4/2008 - selam onur, bugün senle konuşmak istiyorum.

Posted by onursargin

selam onur, bugün senle konuşmak istiyorum.

evet, tabi buna çok memnun olurum. evet, evet, hadi, bekliyorum, konuş benle.

 

ne dememi bekliyorsun ki böyle aciz bir varlık edasıyla "konuş benle" derken?

ne biliyim zaman zaman kendimi aciz, zavallı bir varlıkmışım gibi hissediyorum.

 

bak sen de diyorsun: "hissediyorum". elbette böyle bir varlık değilsin. hiç bir varlık aciz değil. hem aciz ne demek ki? her varlık bir sürü yetenekle kuşanmış durumda. içine bak ve ortaya çıkar. kendini bil, kendinin farkında ol.

neyse bunları boşver de bu günlerdeki huzursuzluklarım için bir şeyler söyler misin, bana yol gösterir misin, bir şeyler önerir misin onları söyle.

 

hahahaha :). kızgın gibisin.

evet kızgınım. artık sıkıldım. sürekli huzur dolu, güven dolu, doyum dolu olmak istiyorum. sürekli.

 

aslında içinde sürekli bu dediğin gibi olan bir yer var. ama o yerden ayrıldığında, o yeri dinlemeyip başka yollara saptığında şıp hoşuna gitmeyen hislerle yüzyüze geliyorsun.

eee tamam, geç bunları.

 

hahahaha :). hala kızgın gibisin. oysa şu anda tıpkı benim gibi neşe dolu olabilirdin.

tamam geç bunları.

 

tamam tamam kızma daha fazla. iyice köşeye sıkışmanı istemem. dediğine geliyorum.

oh şükür.

 

ne dedin sen?

oh şükür dedim.

 

ne güzel bir söz kullandın öyle: şükür. her işin içinde bu noktayı bulduğunda tıpkı biraz önce olduğu gibi rahatlayacaksın. oh diyeceksin. oh şükür!

peki bana şunu söyler misin: şu anda ne yapabilirim? kendimi huzur dolu, güven dolu hissetmek istiyorum.

 

zaten öylesin. öyle hisseden bir tarafın var içinde. iyice dön bi baksana.

offf ama ben bu dediklerini hep bi yerlerde okuyorum zaten. bana daha elle tutulur gözle görülür bir şeyler söylesene.

 

karşındaki bilgisayara bak o zaman.

tamam bakıyorum ne olmuş?

 

sence o kendini nasıl hissediyordur şu anda?

ne biliyim kendinden emin bir duruşu var.

 

sana rağmen öyle, değil mi? yani karşısında anksiyetik biri var ama o öyle, yani kendinden emin.

eh evet, pek sallamıyor gibi beni.

 

geçen toplantıda bir şey söylemiştin hatırlar mısın? "... rağmen kendini güven dolu hissdebilir miydin?" diye. hatırladın mı?

evet hatırladım.

 

yani sen kendi içindeki o huzur dolu tarafına dikkatini verebilirsin her zaman. yani sen her daim seçim gücüne saipsin. o parça olabilirsin, o kısmında konaklayıp orada kalabilirsin.

bu dediğin hep kolay mı ki sanki? hep orda kalmak, merkezde.

 

ben sana merkezde diye bir şey söylemedim, nerden duyduysan bırak onu. içine bak, kendine bak.

eeee, tamam, geç bunları. nasıl huzurlu olucam, güven dolu olucam ona gel sen.

 

ben ordayım, oraya sen gel bence :).

offf, hadi ama bana yardımcı olsana biraz, sen benim içim değil misin, içrehberim değil misin? içimde rehber vardı hani?

 

ben burdayım ama burası için mi bilmiyorum.

evet tamam, geç, geç, geç bunları. ben nasıl güven dolu olucam. huzur dolu olucam yaaaa. yeteeeer.

 

sen birilerine kızgın gibisin.

evet kızgınım. n'olcak?

 

hiiiç, bi bak istersen o hislerine. ne zaman kesicen o bıçak gibi keskin hislerin köklerini artık? hı, ne zaman vazgeçeceksin o hisleri büyütmekten?

ya ne biliyim, aslında bu konuda çalışıyorum bayadır. ama bunun huzurla ne alakası var.

 

şöyle bir alakası var canım benim. yaklaşık 1 saattir sürekli uyarılmış, tetikte bir zihin durumunda olmaktan şikayetçiydin ya...

eee

 

düşün bakalım insan kızgın olduğunda nasıl olur?

nasıl olur?

 

düşün.

çok güçlü hisseder kendini, çok güçlü ve dünyanın tek hakimi kendisiymiş gibi ve...

 

ve ne?

feci halde dikkatini toplamış

 

evet.

yani uyarılmış durumda, tetikte.

 

yaaaa :).

yani ne demek istiyorsun?

 

şunu demek istiyorum: kızgınlıklarının içine gir ve artık vazgeç kızgınlık biriktirmekten, beslemekten. bir dolu kızgınlığın var, hem de yoğun şekilde.

...

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

29/4/2008 - yola devam!

Posted by onursargin

Yola devam

 

 

Yıkıldığın her an  
Yok olmadığına şükret
Kalk aynalara bak

Yorulduğun her an
Kolay ölümden vazgeç
Kalk gökyüzüne bak

Yüreğine güneş koy
Yüreğine bulut koy
Yüreğine yıldız koy
Yola devam
...

Kalk kendine bi bak


Söz-müzik: Ertuğ Ergin
Düzenleme: Erdem Kınay
Söyleyen : Hande Yener

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

28/4/2008 - olumsuz + olumlu

Posted by onursargin

bugün sabah psikiyatri vizitinde bunaltı-sıkıntı-panik-korku-dehşet bir süreliğine beni yine meşgul etti

bir de o kadar mantıksız ki, sebebi yok (elbette sebebi var. o da şu: geçmişteki hallolmamış duygu yükleri :). ama bu tarz şikayetlerle bir bilene başvuran insanlar hep böyle derler. "hiç bişi yokken panik geliyo" :). aslında sebebi var ama hatırlamıyorsun. zamanında bastırdık, şimdi patlıyo. çözülme var çözülme! bilinçaltı blokajlar temizleniyor! :). )

 

öfff yeter ama

ben artık hayatın başka alanlarıyla ilgili çalışmalar yapmak istiyorum

bilinçaltım iyi ki bi kapaklarını açtık vallaha, ne var ne yok döktün önüme

 

dün akşam KORKU başlığını attım kağıdın tepesine

yararı/zararı nedir? şeklinde incelemeye başladım korku denen şeyi

onu biraz daha devam ettireyim en iyisi

baksana, sıcak sıcak duygu fışkırıyor bilinçaltımdan

 

***

 

geçtiğimiz günlerde osho'nun cesaret kitabını almıştım ya

sanırım o gazladı beni :)

ne zamandır ertelediğim iki işi hallettim

cesaretli davrandım

korkularıma rağmen adım attım

helal olsun bana

kendimi takdir ediyorum

ilki: üstün öngel'i telefonla aradım ve 10 dk kadar konuştum

ikincisi: ceylan daş'ı aradım ve kitabını imzalatmaya, eğitimler hakkında konuşmaya gittim

(sekreteri çok hoşsohbet, tatlı bir kadındı. tam bir terapist sekreteri. bu arada şunu belirteyim: ceylan daş'ın 45 dk'lık bir bireysel seansı 220 ytl imiş. çift gelirsen 250 ytl oluyormuş. vay ki ne vay! )

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

28/4/2008 - geçmiş de yok, gelecek de.

Posted by onursargin

geçmişe artık "geçmiş" diyemiyorum

çünkü değil

öyle bir şey yok

evet "geçmiş" diye bir şey yok

"geçmiş" dediğimiz şey sadece duygusal yükten ibaret

 

kızdığın birini hatırladığında

aslında o kişiyi hatırlamıyorsun

sadece o kişiyle ilgili düşünceni ve duygusal yükünü hatırlıyorsun

 

yani savaştığın şey o kişi değil

o kişiyle ilgili hatırladıklarınla savaşıyorsun

hafızanla yani :)

ne garip ve komik değil mi?

 

"gelecek" diye de bir şey yok

yine duygusal yük ve düşünceler var

hafızan var yani, hafızan

 

bilinçaltını değiştir hayatın değişsin

çünkü bilinçaltın senin hayatın

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

27/4/2008 - sen kimsin?

Posted by onursargin

"offf çok yalnızım"

"kimse beni sevmiyor"

"eyvah, şimdi ne yapıcam ben"

"zavallının biriyim"

"hiç param yok"

 

bu düşünceler ve benzerleri zihninden geçip duruyor belki

belki daha da abartılıları

ya da belki de daha hafifleri

bırak geçsinler, gitsinler

onlara tutunmak zorunda değilsin

onlara inanmak zorunda değilsin

onlara katılmak, onlarla aynı fikirde olmak zorunda değilsin

onlar sadece düşüncelerdir

onlar GERÇEK değiller

onlar HAKİKAT değiller

onlar sadece düşünceler

 

"ama hayır ben gerçekten de çok yalnızım" mı dedin?

"ama benim gerçekten de hiç param yok" mu dedin?

"ben gerçekten zavallının biriyim" mi dedin?

ne dedin?

duyamadım

 

heeeeeey sen!

şu anda da zihnindeki bir düşünceyle aynı fikirde oldun

onun doğruluğuna inandın

onun doğru olduğuna, hakikati söylediğine inanmayı SEÇtin

 

bunlar sadece düşünceler

ve sen düşüncelerinle aynı fikirde olmak zorunda değilsin

sen zihninle aynı fikirde olmak zorunda değilsin

 

heeeeeeey sen!

sen zihnin değilsin!

 

***

 

"SEN ZİHİNSİZ OLARAK DOĞDUN." osho

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

27/4/2008 - yeni 2 kitap aldım. 2si de bomba :).

Posted by onursargin
      
Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

27/4/2008 -

Posted by onursargin

ben her halimle sevgiyim

ben her halimle sevgi olduğumu biliyorum

ben her halimle sevgi olduğuma inanıyorum

ben her halimle sevgi olduğumu kabul ediyorum

ben her halimle sevgi olduğum için kendimi takdir ediyorum

ben her halimle sevgi olduğum için şükrediyorum

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

26/4/2008 - hmmmm...

Posted by onursargin

    Üstün ÖNGEL Fotoğraf

"En ağır grupta görülen "şizofreni"den, en hafif grupta yer alan "kaygı"ya kadar çeşitli sorunların saf psikolojik yardımla çözümünün bulunacağı deneyim ve bilgisiyle tüm bu sorunlarla ilgileniyorum."

Sosyal Psikolog Üstün Öngel


 

Dr. İnci ERKİN

 

"İnsanlar ruhları iyileşmeden bedenlerinin iyileşemediğini yeni yeni fark ettiler. Özellikle sağlık personelinin de bu bilinçte olmasını, enerji psikolojisi tekniklerini öğrenip uygulamasını bir tıp doktoru olarak çok arzu etmekteyim."
Doktor İnci Erkin

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

26/4/2008 - sen kimsin?

Posted by onursargin

insan kardeşim!

 

sen var ya;

 

yaşadığın ya da yaşamadığın olaylardan,

hissettiğin ya da hissetmediğin duygulardan,

düşündüğün ya da düşünmediğin düşüncelerden,

inandığın ya da inanmadığın inançlardan öte,

çok öte bir varlıksın.

 

bunun farkında ol!

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

24/4/2008 - işte size bomba bir adres - bilgi pınarı resmen

Posted by onursargin
www.ayliner.blogspot.com
Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

24/4/2008 - iyi hissetmek

Posted by onursargin

bir arkadaşımla geçtiğimiz günlerde msnde konuşuyorduk. bana bu aralar kendini pek iyi hissetmediğini ve daha önce hiç bu kadar dipte olmadığını söyledi. psikiyatriye gitmiş ve oradan ilaç vermişler. kullanıp kullanmama konusunda tereddütleri vardı.

 

ona 2 kitap önerdim:

1) iyi hissetmek / dr. david burns / psikonet yayınları

2) mutluluk kitabı / nil gün / kuraldışı yayınları

 

geçtiğimiz günlerde bu sefer de telefonda mesajlaşıyordum kendisiyle. mesajında şöyle diyordu:

 

...bu arada iyi hissetmek'i okuyorum. orda bi yöntem var hani aklından olumsuz bir düşünce geçtiği zaman onu kağıda yazıyosun sonra onun hangi çarpıtma yolu olduğunu bulup mantıklı bi şekilde çürütüyosun. acaip zevkli bişey çok hoşuma gitti ya :)

 

mesajın sonundaki gülücüğü görmek insana yetiyor. birilerini mutlu etmek, iyi hissettirmek ne güzel.

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

24/4/2008 - şu anda kendimi nasıl hissediyorum?

Posted by onursargin

şu anda kendimi nasıl hissediyorum?

daracık bir yere hapsolmuşum...offf...çıkış yok gibi...aslında olduğunu da biliyorum :).

 

şu anda kendimi nasıl hissediyorum?

umut dolu, cesaretli.

 

şu anda kendimi nasıl hissediyorum?

cesaret dolu, güven dolu.

 

şu anda kendimi nasıl hissediyorum?

direniyorum, inatla. sımsıkı tutuyorum.

 

şu anda kendimi nasıl hissediyorum?

cesaret dolu. evet yapabilirim, evet aşabilirim.

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

23/4/2008 - emel'den mesaj var

Posted by onursargin

Sevgili Arkadaşlar,

 

"Ufak Adımlar" grup calışması devam ediyor.  Bu Cuma akşamı 19:00'da Liman'da buluşalım...

 

Bu haftaki çalışmamız, yaşamımızda iyileşmeye ihtiyacı olan alanların belirlenmesi ve bunlara uygun onaylamaların oluşturulmasına yönelik olacak. Bu çalışma, önümüzdeki birkaç haftaya yayılan bir çalışma olacak, çünkü onaylamalarımızı oluştururken öncelikle niyetlerimizi nasıl sabote ettiğimizi farketmemiz ve bu farkındalık için cesur bir iç dialog geliştirmeyi öğrenmemiz gerekiyor...

 

Cuma akşamı görüşmek üzere, sevgiyle kalın

 

Yer         :  Ümitköy-Liman

İletişim : 0533 4502869

Ücret     : 15 YTL

 

NOT:  Gelirken bir defter ve renkli kalemler getirmeniz iyi olur.

 

Emel Sağlamtunç

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

23/4/2008 - bir site

Posted by onursargin
www.keremdoksat.com
Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

22/4/2008 - birkaç alıntı

Posted by onursargin

                 

 

"Ağzımızdan çıkan sözlerle duygularımız arasında fark varsa bedenimiz duygulara uyum sağlar. Rol yapma konusunda ne kadar usta olursak olalım bedenimiz bizi mutlaka ele verir. Özetle bedenimizin davranışı duygularımıza uygundur. Çünkü hissettiklerimiz, ağzımızdan çıkan sözler değil, duygularımızdır. Duygularımızsa bedenimizle doğrudan bağlantılıdır."

 

"Kendimizi kötü hissettiğimizde düşüncelerimizi mi sorguluyoruz, yoksa bu durumdan sorumlu birilerini mi arıyoruz?"

 

"...hayat cehaleti affetmez; bize hatalarımızın faturasını gönderir."

 

"Saygısız sevgi; sevgi değil, ihtiyaç ya da bağımlılık ilişkisidir."

 

"Yaşam bizim karşımıza çözümü olmayan sorun çıkarmaz. Çünkü çözümü olmayan bir şeyin kendisi sorun olamaz. Sorundan bahsedebilmemiz için çözüm kaçınılmazdır."

 

"Kendimiz için bir şey yapmıyorsak, bizim için kim, neden yapsın?" 

 

"Başkalarını değiştirmeye çalışmak gibi imkaansız bir düş için harcayacağımız enerjinin yarısı kadar enerjiyi kendimizi değiştirmek için harcasak, hayatımızda köklü değişiklikler yapma gücünü ve becerisini de kazanırdık."

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

22/4/2008 - bu röportajı okumak için kendine izin verebilir misin?

Posted by onursargin

bugün çoook güzel bir röportajla karşılaştım

röportaj 19 nisanda hürriyet cumartesi ekinde yayınlanmış ama ben daha bugün kuraldisi.comda karşılaştım.

konu: antidepressanlar, depresyon...vs

soran: ayşe arman

cevaplayan: üstün öngel

 

üstün öngelden daha önce bahsetmiştim yazılarımda, hatırlayan var mı? yazılarından birkaç alıntı yapmıştım. üstün öngel bir sosyal psikolog. çukurova üniversitesinde öğretim görevlisi.

 

röportaja birkaç adresten ulaşabilirsiniz. ben kuraldışının adresini koyuyorum buraya.

http://www.kuraldisi.com/antidepresan_muska_1160_30.htm

 

röportajdan birkaç alıntı:

 

Gerçekten de ilaç, sorunu tedavi etmiyor, sorunun üzerini örtüyor. İlacı bıraktığında -ki bir gün bırakıyorsun- sorunlar daha büyümüş olarak karşına çıkıyor.

 

Antideprasan alınca kimse kendisiyle, yaşamıyla yüzleşmiyor, yüzleşemiyor, herkes kaçak...

 

İnsanın bin bir türlü halini, hastalık kategorisine hapsetmek bence insanlık suçu! Bırakın depresyonu, "şizofreni" dedikleri şeyin bile, hastalık olup olmadığı, hatta "ne" olduğu tartışmalı...

 

Demek istediğim şu: Psikiyatrinin hastanın derdiyle merdiyle gerçekten ilgilendiği yok, ilaç yazıyor sadece...

 

Depresyon denilen şey, hep bu inkarla oluşuyor, inkarla besleniyor. Durumunu inkár edenler dünyasında ilaç, hiçbir iç muhasebe yapmaya gerek duymadan, bir şeylerin çözümünü vaat ediyor. Yanlış olan bu vaat. Tehlikeli, riskli hatta ölümcül olabiliyor.

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

21/4/2008 - söz

Posted by onursargin

                 drunvalo melchizedek

 

 "Dış dünya insan kalbinde yer alan iç dünya tarafından yaratılıyor. Bundan eminim."

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

<- Önceki Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda



«  May 2008  »
MonTueWedThuFriSatSun
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031 

Friends

delteo
alpli
sieger
0369
esra
onursargin
www.aaalsozluk.com - yeni sözlüğünüz
bedava hızlı güzel flash oyunlar