Lailahe illallah,muhammed resulullah | |
A Tale of Two Cities
A Tale of Two Cities/İki Şehrin Hikayesi
Bir Charles Dickens eseri olan roman tam 3 kitaba (bölüme) ayrılmış bir bütündür. Roman aslında Londra ve Paris’i karşılaştırmaktadır. Fransız Devrimi sonrası tüm Fransa’nın durumu gözler önüne serilmektedir. Yani işler öyle göründüğü gibi iyi değildir. 1.Kitap İlk kitap bir çağ tasviriyle başlar. İngiltere'de o zamanki durum nasıldı kısaca değinilir ve arada Paris sokaklarına da atıf yapılır. Çünkü bu kitap Fransız İhtilali’nden yaklaşık 80 yıl sonra yazılmıştır. Bu kitap ta Paris'le Londra kıyaslaması yapılmaktadır. Açlıktan ve fakirlikten o kadar ilginç şekilde bahseder ki sanki olayları gözlerinizle görürsünüz. Mesela parçalanan bir şarap fıçısından akan şarabın suyunun oluşturmuş olduğu göletlerden şarap içen insanlar tasvir edilmiştir. Hatta parmağını ıslatıp yalayanlar bile. Posta arabasının içindeki insanlardan bahsederken onların yaşadığı korkular yansıtılır. Çünkü her an karşılarına hırsız çıkabilir. Her elde bu yüzden bir silah vardır. Bay Lorry adında bir adam bir kızla konuşur. Bu adam bir bankacıdır ve kıza kalan miras hakkında bilgi verecektir. Hatta onu alıp 18 yıl boyunca ışıksız bırakılan bir mahkum olan babasına götürecektir. İşte bu adam arabanın içinde hep bir kurgu kafasında dolanmaktadır. - Gömüleli kaç yıl oldu? İşte bu rüyalar içerisinde adam mahkum olan adamın kızının yanına -ki kız babasından bihaberdir- onu babasının yanına götürmeye gitmiştir. Hikayeyi kıza, kısa kısa anlatır. Babasının 18 yıl bir zindanda yattığını ve uzun zamandır ışık görmediğini fakat salındıktan sonra kendilerini bulduklarını anlatır. Adam Paris'te bir odada ayakkabı tamirciliği yapmaktadır. Kıza bu durum anlatıldıkça alnındaki damarlara sanki bir ağırlık çökmüştür. Sonra kız (Lucie Manette) adamla birlikte yola koyulur ve babasının yanına varırlar. Ancak adam ne Bay Lorry'i -onun eski bir arkadaşıydı, daha çok Doktor Manette onun müşterisiydi- ne de kızını(onu hiç görmemişti zaten) tanıdı. Ona kendi ismi söylenince bile şaşırmıştı zaten. Üstüne üstlük biraz da akli dengesi bozulmuştu. Ona adı sorulduğunda cevap zaten bir korku idi. çünkü o adını bile unutmuştu. Cevaben şunu söylemişti adı sorulduğunda ''-Kuzey kulesi, yüz beş.'' İşte okuyucu bu tablo karşısında afallıyordu. Adam kızına bakınca şunları söylüyordu; Koynundan bir bez çıkarıp içini açınca:(Bezde karısının sarı saç telleri vardı) Yine aynı soru sorulur; 2. Kitap 5 yıl sonra olan olaylar anlatılır. O arada ne oldu pek bilinmez. Ama büyük ihtimalle eski tas eski hamam yaşanmıştır her şey. Bu bölümde 'Soho' adlı yerin özellikleri anlatılır. Örgü ören kadınlardan tutun da tarlada çalışan fakir insanlara kadar. Böyle bir tablo içinde Monsenyör’ün sarayı anlatılır. Bu adamın adı Marki'dir. Daha sonra fakir insanlar bu adamdan yardım ister. Ama o kadar gaddardır ki su bile vermez kimseye. Hatta yeğenine bile. Yeğeniyle uzun uzun konuşur. Fakat hiçbir şey bırakmaz yeğenine. Bir gün ölür ve her şey biter onun için. Yeğenin adı Charles Darnay'dır. O da İngiltere'ye yerleşir. Orada Fransızca öğretmenliği yapmaya başlar. Ve doktorun kızı Lucie Manette'ye aşıktır. Darnay hislerini ilk kez Doktor Manette’ye açar kızın hiçbir şeyden haberi yokken. Daha sonra Doktor’dan onayı alır. Bu bölümde önemli bir sima da Bay Defarge'dir. Şarap satıcısıdır. Herkesi tanır semtte. Her olaydan haberi vardır neredeyse. Ancak karısı birçok plan yapmıştır. Çok kindardır bir kadındır. Hikayenin akışını büyük oranda değiştirecektir. Sürekli örgü örmektedir. Bu sure içinde doktor iyileşmişti. Ama arada da olsa kriz geçirebiliyordu. Eskisinden çok daha dinç ve güçlüydü. Bu arada Lucie ve Darnay evlenirler. Doktor yine krize girer fakat bu kızından gizlenir. Tam 9 gün boyunca karanlık bir odada ayakkabı dikmekle uğraşmıştır. 9. gün sonunda sanki hiçbir şey hatırlamıyormuş gibi eski haline dönmüş ve hayatına devam etmiştir. Bu sıralarda Fransa'da kargaşa çıkmıştır. Soylular tutuklanıyor ve hemen idam ediliyordu giyotinle. Halk sürekli sokaklarda cumhuriyet naraları atıyordu. Soylulara ölüm en büyük hedefti. Bu yüzden pek çok sorun çıkmaktaydı. İşte bu sırada eski monsenyör yani Darnay Paris’te bir hapishaneden mektup alır. Bu onun iyi bir arkadaşı Gaballe'dir. Onu kurtarmak için hemen yola çıkar. Ancak bu onun hayatının dönüm noktası olacaktır. 3. Kitap 3. kitap Darnay’ın Fransa yolculuğuyla başlar. Amacı arkadaşı Gaballe’yi hapisten kurtarmaktır. Ancak ortam o kadar ilginçtir ki birçok insan kırmızı şapka ve 3 renkli kokartlar takıyordu. Bu da devrimin göstergesi idi. Herkes cümlesinin sonuna yurttaş kelimesini ekliyordu. Sınır kontrolleri yapılıyor ve her şehrin girişine bir karargah kurulmuştu. Birçoğunu geçen Darnay bir tanesinde fena takılır ve hapishaneye götürülür. Çünkü o da bir soyluydu. Kendisi bir şey yapmadığını söylese de dinleyen yoktu. O zamanlar her geniş meydana giyotin koyulmuştu. Yollar kan gölü haline gelmişti. Ölüm her yerde kol geziyordu. İdam o kadar sıradanlaşmıştı ki törene birçok insan dikkat bile etmiyor o tarafa bakmaksızın yollarına devam ediyordu. Konuşmalar hep sınırlı ve kısa idi. Neredeyse herkes casus kesilmişti. Bir cumhuriyet aleyhtarı söz kafa uçurmaya yeterdi. Cumhuriyet her şeyden önce geliyordu ve gerekiyorsa bunun için yurttaşlar canını bile vermeliydi. Darnay’ın tutuklandığını duyan doktor ve kızı hemen Paris’e gelir. Darnay’ı kurtarmak için çok uğraşır. Doktor özellikle suçsuz yere hapiste attığı için oralarda çok sevilen birisidir. 18 yıl haksız mahkumiyeti halkın desteğini almasını sağlamış ve sözü dinlenir birisi olmuştu. Yine hapishanedeki hastalara yardım ediyordu. 1 küsür yıl sonra Darnay hapisten çıkarılır doktor sayesinde. Ancak çıkarıldıktan 2 saat sonra suç duyurusu üzerine tekrar tutuklanır. Suç duyusunda bulunan kişiler şarap satıcıları Bay ve Bayan Defarge’dir. Bir de bu karı kocanın elindeki mektuptur. Bu mektubu mahkumiyeti sırasında doktor kendisi yazmıştır. Mahkeme bu mektubun okunmasıyla başlar. Mektupla özetle doktor’un neden hapse atıldığı anlaşılır. Olay şöyledir; Bir gün doktor zorla bir hasta bakmaya götürülür. Hasta olan kadındır. O sürekli 1’den 12'ye kadar sayıyor sonra ‘’şişşşt’’ diyordu ve çığlığı basıyordu. Bu durum sürekli tekrarlıyordu. Bu kadın bir zamanlar evliydi. Ancak fakirdi. Monsenyör Marki bu kadının kocasına para teklif etmiş ve kadını ondan istemiş. Fakat kabul görmeyince adam zorla kadına sahip olmaya çalışmış sonunda da bunu başarmıştı. Hasta kadın batağa düşmeden kardeşi onu kurtarmaya gelmiş ancak büyük yara almış ve tavana koyulmuş ölmesi bekleniyordur. Doktor onu da muayene etmek istemiş ancak adam bunu kabul etmemiş ve az sonra da ölmüştür. Kadın ise biraz daha yaşamış ve ölmüştür. Daha sonra doktor eve dönünce mektupla bunu ilgili makama haber vermeye çalışmış. Ancak Monsenyör Marki bu mektubu ele geçirmiş ve doktor'u yaka paça hapse atmış. Doktor bunları yazıyordu mektubuna hapisteyken. Ayrıca mektubun sonuna şunu da eklemişti; ''eğer bu hapisten çıkarsam bu adamın sülalesinden öcümü alacağım. Buna yemin ederim.'' İşte bu mektup Doktor’un istemeden suç duyurusunda bulunduğunu gösteriyordu bir bakıma. Halk bu mektup okununca Darnay’ın öldürülmesi gerektiğini gösteren sloganlar atmaya başlamıştı. Çünkü Darnay Monsenyör Marki’nin yeğeniydi. Ancak doktor yine de kızını ona vermişti. Yani doktor affetmişti(ki adam suçsuzdu) onu. Yine ölen yani 1’den 12’ye kadar sayan kadın şarap satıcısı bayan Sefarge’nin kız kardeşi ve öldürülen adamsa erkek kardeşiydi. İşte kadın o kadar nefret ediyordu ki bu aileden öcünü bu şekilde alıyordu. Bu mektup her şeyi bitirmişti bir bakıma. İdam kararı verilmişti. Ancak Bayan Defage’nin kızgınlığı dinmiyordu. Bu kez doktor’u ve kızını da idam ettirmek istiyordu. Bunun için bahanesi de vardı. Lucie ve Doktor’u sürekli cumhuriyet aleyhtarı işler yapmakla suçlamak. İdama 2 saat kala Darnay oturmuş ölümü beklerken kapı açılır ve içeri Darnay’ın yakın arkadaşı Carton girer. Onunla giysileri değişmesini ister. Carton, Darnay için kendisini feda edecektir. Darnay bunu kabul etmeyince Carton onu bayıltır ve yanında getirdiği adama onu götürmesini söyler. Böylece Darnay dışarı çıkarılır ve bu kez ölümü bekleyen vefakar Carton’dur. Darnay arabaya taşınmıştır. Kendilerine de suç duyurusunda bulunacağını duyan doktor ve kızı şehri terk edecekler ve İngiltere’ye gideceklerdir. İzin kağıtları alınır. Böylece yola çıkılır. Bu arada kindar Bayan Defarge, Doktor’un evine kontrole gider. Lucie ile görüşmek istediğini söyler ancak hizmetçi Pross onu odalara almaz. Çünkü korkuyordur ki Lucie ve Doktor’un gittiğini anlar. Ancak Defarge her şeyi anlar, fakat Pross onun dışarı çıkmasına izin vermez. O sırada bir patlama olur ve Defarge ölür ve Pross sağır olur. Burada geçen bir cümleyi yazmadan olmaz : Carton arabayla idama götürülüyordu. Yanında da bir terzi kız vardı. Terzi kız onun Darnay olmadığını anladı ve dedi ki ''Benim elimi tut. Korkmuyorum ama birisinin benimle olduğunu bilmek çok güzel.'' Carton yol boyunca bu kızın elini tutmuş ve arkadaş olmuştular. Ancak fazla uzun sürmeyecektir. Arabadan indiler yine el ele. Hatta giyotin zor ayırdı onları denebilir. Sıra onlara geliyordu. 4.5.6.7…… ve kız sonra. Carton…….. Hikaye böyle bitiyor. Yorum Yap { Önceki Sayfa } { Sayfa 34 / 79 } { Sonraki Sayfa } |
HakkımdaProfilim Arşiv Arkadaşlarım Fotoğraf Albümüm Linklerausözlükkudusyolu vekfecr filistanbul vahdet kuran nesli filistinetkinlik KategorilerSon YazılarAllah’ın Varlığına Kuran’ın Bakışı 1/aAllah'ın Varlığına Kur'an'ın Bakışı 1/a-2 Allah’ın Varlığına Kuran’ın Bakışı 1/b Allah’ın Varlığına Kuran’ın Bakışı 1/c Allah’ın Varlığına Kuran’ın Bakışı 2/a Allah’ın Varlığına Kuran’ın Bakışı 2/b Allah’ın Varlığına Kuran’ın Bakışı 3/a Allah’ın Varlığına Kuran’ın Bakışı 3/b Allah’ın Varlığına Kuran’ın Bakışı 3/c Allah’ın Varlığına Kuran’ın Bakışı 4/a Allah’ın Varlığına Kuran’ın Bakışı 4/b Allah’ın Varlığına Kuran’ın Bakışı 5/a Allah’ın Varlığına Kuran’ın Bakışı 5/b Allah’ın Varlığına Kuran’ın Bakışı 6 Allah’ın Varlığına Kuran’ın Bakışı 7 Süveyda Hitabım Süveyda'ya Süveyda'nın Ölümü Yeniden Süveyda Tess of the d'urbervilles Charles Louis deSecondat Montesquieu John LOCKE Kitaplardaki Aşk, Dünyadaki Aşka Benzemez Tan Sezai Karakoç ve Batı Söyle Ne Deyim Sana Kavuşmak Amerika Tarihi Ayet ve Hadislerde İslam İntifada Din Kitlelerin Afyonu Mudur? Sür Düdüğü ve Kıyamet Öss Sınavını Geçip YÖK'ün Rezilliğine Takılmak A Tale of Two Cities Antonius and Cleopatra 12. Gece Oliver Twist Pride and Prejudice Eba Akil (r.a) Medea 24 Ağustos Hz. Muhammed(s.a.v) Allah'ın Varlığını Kanıtlamak Tesettür Aşıklar Ahiretin Varlığının Kanıtları Allah mı? Tanrı mı? İslam Mevlana ve Secde Sünnetullah Nedir? Şeyh Ahmed Yasin Peygamber Efendimizin Evlilikleri ve İftira Cumhuriyet Döneminde Başörtüsü Düşmanlığı Zaman O Gidiyorum, Gitmeliyim Aklımdasın Halet-i Aşk Şaşakalmak Uyku Ben ve Filistin Korku Laiklik Tartışması Saki Küskün İslamda Siyahi Beyaz Farki İslamda Kadının Şahitliği İslam ve Dört kadınla Evlenmek Şarkılar ve Ona Özel Son Söz ve Sen Filistin Geç Kalmasaydım Yolcuya Veda Nedir Aşk Biz Ben Var mısın? Gözyaşı Üç Ok Arkadaşlarım |