islamiyet | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
2 Aile Dizimi Haberi1 10 ocak cumartesi günü ankarada, ümitköyde, limanda aile dizimi çalışması var limanın sahibi uzm. psikolog emel sağlamtunç cep teli: 0533 450 28 69 -yer ayırtınız aile dizimi terapisti: banu birtek -eğlenceli bir hatundur kendisi :) katılım: 50 ytl dizim yaptırma: 200 ytl
2 hellinger türkiye'den, 10-11 ocakta yapılacak mehmet zararsızoğlu ile aile dizimi duyurusu ulaştı bana bugün.
ilk defa ruhun aklına dayalı çok boyutlu aile dizimleri yapılacakMIŞ bu ne anlama geliyor bilmiyorum :) ayrıntılı bilgi için hellingerturkiye.com a bakabilirsiniz
gelen e-postadan birkaç cümle aşağıda: (çok doğru olan ve farklı anlatım tarzlarında sıkça duyduğumuz cümleler)
Hastalıklar ve yaşamsal başarısızlıklar tesadüfen ya da hastalıksı kolektif (ortak) bir bilinç olmaksızın oluşamazlar ve onlar iç çatışmalarımızın göstergeleridirler. Bu anlayış, kanser dahil yaşamımıza ve bedenimize ait oluşan semptomların öncelikle ruhsal alanda tedavi edilmeleri gerektiği yönünde hareket etmektedir.
2009’da uygulanmaya başlayacak bu yeni tür dizimlerde kişiler, yaşamlarını karartan kötü niyetli kışkırtıcılara değil, hastalığının, ilişki sorunlarının, iş yaşamındaki basiretsizliğinin, başarısızlığının veya bereketsizliğin nedenlerini kendisinde ve bilinçaltı taşıdığı geçmişindeki ağır ruhsal kaderlerde yattığı gerçeğine yönlendirilecektir. İyileşme için de “kabulün” ve kişinin ancak kendi kendisine yardım etmesi gerektiği prensibi gösterilecektir. Yaşama dair her türlü kilitlenmede, ruhsal sorunlar veya rahatsızlıkların kökeninde, soy ağacımızdan bize miras kalmış ve nesiller boyu aktarılabilen geçmiş aile bireyleri tarafından bitirilmemiş travmalar vardır. Bunlardan kurtulmanın yolu da bizde, kendi doğamızda ve Aile Dizimlerinde gizlidir. Dr. Luba AlkanDr. Luba Alkan ismini ilk olarak İlknur Melike Taşçı ile e-postalaşmam sırasında duymuş ve cep telefonu numarasını almıştım. İlknur'la niçin e-postalaşmıştım? Kuraldisi.net'te Suyun Gizli Mesajı adlı kitaba yaptığı yorumda şu cümleler geçiyordu çünkü:
Merhaba Bioenerji doktoru sayesinde 1 yılı aşkın süredir gözlük kullanmıyorum. Bana su ile ilgili bir çalışma yapmamı söyledi. O çalışmadan sonra 17 senelik gözlüğümü bıraktım...
İlknur'un bu yazdıklarını görünce net aracılığıyla hemen ona ulaştım ve gözlüklerden özgürleşme hikayesini bir de ondan dinledim. İşte bu sırada bana Dr. Luba Alkan'ın adını verdi.
Sonra Luba'nın adını Gülcan Arpacıoğlu'nun net sitesinde gördüm. Biyoenerji eğitimleri veriyordu. Bildiklerim bu kadardı. Sonra bugün Luba'yla ilgili aynı sitede tanıtım yazısını okudum. Ve şunu öğrendim: Bir tıp doktoruymuş! Holley!
Energyturkey.org adlı sitedeki tanıtım yazısı:
Dr. Alkan kardiyolog olarak başladığı hekimlik hayatına uzun zamandır Bioenerji uzmanı olarak devam etmektedir. Evrenden aldığı şifa enerjisini hastalarına aktarırken hem bedensel sorunların iyileşmesinde tıbba yardımcı olmakta hem de hastalığın zihinsel ve duygusal boyuttaki anlamını hastası ile paylaşmaktadır. Yüksek sezgi gücüyle ellerindeki şifa enerjisini birleştiren Dr.Luba Alkan 2006'dan bu yana Bilgi Üniversitesi- Bilgi Eğitimde bioenerji eğitimi vererek birçok değişik teknikle kişinin kendi enerjisini sağlığı için kullanmasını öğretmektedir. Ayrıca bioenerjisi yüksek olan kişileri bu konuda özel olarak eğitmektedir.
Eeee, ne zaman Luba'yla tanışıyor ve ondan eğitim alıyorum? (Allahım, insanlara bütüncül yaklaşan tıp doktorlarını görmek ne büyük bir haz.) Tabi o zamana kadar ben kendi gözlerimi iyileştirmiş olabilirim :). Olsun, ben de öğrendiklerimi başka insanlara destek olmakta ve kendi potansiyelimi daha da genişletmekte kullanırım -ikisi gerçi aynı şey ya. Nilgün'den Mektup VarArkadaşlar merhaba. Arkadaşım Nilgün Çalık'tan bir mektup ulaştı bana. Sizlerle de paylaşmak istiyorum. Duygular, hastalıklar, bilinçaltı, hipnoz vs. konularıyla ilgili bilgilendirici, içten bir yazı.
Kendisi Ankara'da Bülent Uran Hipnoz Merkezi'nde (Sedat Simavi Sokak 58/7 Çankaya/ ANKARA, 0312 441 61 81) asistan olarak görev yapmaktadır. Psikolojik Danışman ve Hipnoterapisttir.
Herkese Merhaba; Ben psikolojik danışmanım ve özel bir merkezde çalışıyorum. Bu yazımda sizlere Hipnoterapiden bahsetmek istiyorum. Ben bu yöntemi öğrenmeye ve uygulamaya başlayalı henüz çok fazla zaman olmadı… Ama öğrenmeye başladıktan sonra, bir psikolojik danışman olarak, insanla ve insanın problemlerinin çözümüyle ilgili bakış açım kısa sürede değişti... Hipnoterapi GERÇEK bir iyileşme tekniği. NLP ve EFT gibi teknikler ise, tek başına kullanılabilir ama özellikle hipnoterapiye yardımcı teknikler olarak gerçekten çok işe yarıyor… Dokuz yıl kadar, MEB’e bağlı lise ve ilköğretim düzeyinde okullarda ve RAM da psikolojik danışman olarak çalıştım... Ama gençlere ve çocuklara yardım sürecinde, yaptığım çalışmalarda beni tatmin etmeyen bir şeyler vardı… O zamanlarda henüz ne olduğunu bilmiyordum… Öğrendiklerimi uyguluyordum ama tam olarak içime sinen çözümlere ulaştığımı söyleyemem. Sonra hipnoterapiyle tanıştım ve her şey değişti… Beni hipnoterapiyle tanıştıran ve bu işi sevdiren kişi, Dr. Bülent Uran’dır. Onu, ilk kez “Geçmişin Hipnozunu Bozmak” adlı kitabı sayesinde tanıdım… Kitabını okudum, kendisiyle tanıştım, eğitimlerine katıldım… Daha sonra, kendi özel merkezi olan “Bülent Uran Hipnoz Merkezi”ni açmasıyla birlikte, onunla çalışmak üzere, MEB deki görevimden istifa ettim. Şu anda burada olmaktan, sevdiğim işi yapmaktan, hipnoterapide adım adım ilerlemekten çok mutluyum… Her insanın çözüm yolu aradığı, belki pek çok yolu denediği, kurtulmak, özgürleşmek istediği sorunları var… Ama bilinç düzeyindeki yaklaşımları kullanırken aslında sorunların sadece etrafında döndüğümü ve mutlaka o sorunu bir kalıbın içine koymak zorunda olduğumu hissediyordum… Bilinçaltı düzeyde yapılan çalışmalarda ise çok özgür hissediyorsunuz kendinizi… Sorundan yola çıkarak o sorunun gerçek nedenlerine ulaşma ve onu tam olarak çözümleme şansımız var… Bilinçaltı, kapılarını bir kez açınca, aslında dışarıdan bakıldığında bize gizemli gelen, hatta “hiç bilimsel değil” diyerek burun kıvırabileceğiniz bir dünya karşınıza çıkıveriyor… Çocuklukta, bebeklikte, anne karnında veya her nerdeyse, şu andaki soruna neden olan yaşantı ve yaşantının duygusu, hücrelerimize kayıtlı… ve gerçek bir bilinçaltı çalışmada, orada kayıtlı duyguları boşaltarak, temizleyerek o sorundan, TAMAMEN ÖZGÜRLEŞMEK, gerçekten mümkün… Bu nedenle anladım ki… Kaynağa inmeden gerçek iyileşme mümkün değil… Çünkü bilinçaltımız, bir olayı duygusuyla birlikte bedenimize kaydediyor ve bilinçaltı dediğimiz yapı, bedenimizin tamamı… TRİLYONLARCA HÜCRE DEMEK BU!… ve beden, siz onu gerçekten hissettiğinizde, odaklandığınızda size sadece gerçeği söylüyor… Hipnoterapide ilerledikçe, bu sistem beni büyülemeye ve iyice içine çekmeye başladı… Size kısaca hipnoterapi sürecini anlatmak isterim… Hipnoterapist kişinin bedeninde hissettiği duygularla bağlantı kurar. Gözlerini kapatmasını ve bedenine odaklanmasını ister… Neler hissettiğini, bu duyguyu bedenin neresinde hissettiğini, sorar… Çünkü beden bilinçaltıdır ve saf gerçektir… Eğer gerçekten farkındalık kazanmışsak bize çok şey söyler beden ve asla yanılmaz… “Gözlerini kapat ve şimdi bedenini tara”… “Ne hissediyorsun? Bu duyguyu bedenini neresinde hissediyorsun”… Kayıtlar oradadır çünkü… Danışanın hissettikleri bize bir kapı açar. Zaten onları fark etmesi ve problemini çözmesi için, hisler orada bizi bekliyordur… Belki hep oradaydı ama onu yeni hissetmeye başladı.. Daha önce fark etmemiş olması, onun olmadığı anlamına gelmiyor… O hep oradaydı ve sadece bu hissin farkında olmaya başladı… İnsan duyguları bedeninin çok farklı yerlerinde hissedebilir… o hisse ve hissettiğin yer neresiyse oraya odaklanır danışan ve terapist BU HİSSİ GÜÇLENDİRMEK İÇİN saymaya başlar… Duygu gittikçe güçlenir ve bir olay, bir sahne zihninde canlanmaya başlar… Her neyse o canlanır… Burada bütün bunları anlatmak, yani kısaca anlatmak çok zor… yüzlerce kitap yazılacak kadar geniş bir konu çünkü… Bu süreç her zaman çok kolay olmayabilir, çünkü insanlar genel olarak bedenlerinde hissettiklerine yabancıdırlar… Gevşemek ve odaklanmak zor gelebilir… Hipnoterapi seansında danışan derin farkındalıklar kazanır… Hipnoterapide duygularla çalışılır… Basitçe hipnoza alıp, telkin verme işleminden bahsetmiyorum burada… Bu gerçek ve çok derin düzeyde bir çalışmadır. Danışanın bedeninin belli bir yerinde hissettiği bu duygu çeşitli tekniklerle boşaltılır… EFT bu tekniklerden biridir… Duygular bilinçaltındadır ve duygu boşaltma tamamen bilinçaltının işidir… Ama tabii ki bilinçli olarak danışanın duyguyu boşaltmaya istekli olması gerekiyor… Duygu boşaldıkça, adım adım danışanın bu duyguyu ilk kez yaşadığı ve çok güçlü bir şekilde bilinçaltına kaydolan o ilk olaya gitme şansı yükselir… İlk olaya gidilmişse ve oradaki duygusal yük boşaltılmışsa, problem çözülmüştür… Hem de gerçekten çözülmüştür… Yıllar süren psikoterapi süreçleriyle kıyaslandığında, hipnoterapi problemlerin çözümünde inanılmaz bir hızla yol almaktadır… Hipnoterapide her şey gerçektir… Sadece duyguyu takip edersiniz. O anda hissedilen algılanan neyse oradan yola çıkılır… Duygunun adı bile önemli değildir. Sadece hissetmektir önemli olan… Problem ne olursa olsun… O duygu, zamanın birinde bir yerlerde bir şekilde hücrelerine kaydolmuştur, ve şimdiki yaşantısını etkiliyordur… Geçmiş ve şu an ayrımı yoktur burada… Çünkü asıl kaynağını bilmesek bile, şu anda farklı şekillerde o geçmiş olay zaten kişinin yaşamını etkiliyordur… Hipnoterapi, içimizdeki çocuğu iyileştirmektir… O iyileşince biz de iyileşiriz… Hipnoterapi sadece duygusal problemlerle değil, fiziksel hastalıkların tedavisiyle de ilgilidir. Aslında bir hipnoterapist gözüyle, fiziksel ya da duygusal problemler diye bir ayrım yoktur… İkisi de aynıdır… İkisi de bedende birikmiş duygulardır… Belki fiziksel hastalıklar için, akıtılmamış duyguların, katmanlaşmış hatta, maddeleşmiş hali bile diyebiliriz… Bütün hastalıklar bedendeki duygu birikiminden başka bir şey değildir… Fiziksel hastalıklar, uzun süre farkına varılmamış, hissedilememiş, duyguların, inançların, düşüncelerin - ki hepsinin bedende bir karşılığı vardır - artık farkına varmanızı sağlamak için, kendi sesini beden yoluyla duyurma yöntemidir… Bu konuda çalışmaya başladığınız zaman bunu çok daha iyi anlarsınız. Bedenin nedensiz hastalık üretmediğini daha iyi anlarsınız. Ciddi duygusal sorun yaşamamış bir insanda fiziksel bir soruna rastlayamazsınız. Gerçekten kişi bilinçli olarak, iyileşmek istiyorsa, bu gerçekleşir, hastalık ne olursa olsun… Merkezimizde düzenlemekte olduğumuz eğitimlerle ilgili olarak, birçok e-mail almış olabilirsiniz… Ama eğer şimdiye kadar dikkatinizi çekmediyse, sitemizi ziyaret etmenizi ve alandan kişiler olarak bu keyifli çalışmalarla ilgili detaylı bilgiler almanızı isterim… Eğer danışanlarınızla, gerçekten çözüme yönelik, değişik ve keyifli çalışmalar yapmak, aynı zamanda sadece mesleki olarak değil, bireysel gelişiminize de katkıda bulunmak istiyorsanız, hipnoterapi ile tanışın… Herkese sevgiler… görüşmek dileği ile… Nilgün Çalık Bir gün herkes gözaltına alınacak...veya Bir gün herkes Fenerbahçeli olacak,
Nerede ? Bu batan esnaflar...Nerede ? Bu batan esnaflar...
--- Bütün sokaklar; Esnafsız, Cansız, Ruhsuz, Nefessiz kalmış .Nerede bu batan,çekip giden esnaflar ,bunlar buharlaşmadı, bunlar uçmadı,bunlar intihar da etmedi , --- Doğada Hiçbir şey yok olmaz be Deli kardeş ,olsa olsa başkalaşır ,bu nasıl bir başkalaşmadır ? --- Bizim Emekli Başçavuş Ercan Komutan'ın dediği gibi “yok yaa bunlar ana caddeden arka sokaklara gitti, sen boş ver herkes yolunu buluyor ,sen kendine bak “ --- Onun dediğine yazı ile değil de sözle bir şeyler denir ,yani ; burada bir şey yazamazsın --- O'nun dediği gazoz ağacı , o değil de bizim kafamız da bombalar patlamıyor diye şükür mü diyelim ? Gazze'de bombalar patlıyor, İnsanlar katlediliyor, İnsanlar havada uçakları görüyor ,füzeleri görüyor , ölümün nedenini hem görüyor ,hem de biliyor ve bilerek yok oluyor , bütün dünyaya haykırıyor , bizim sokaklar kiralık ,satılık dükkanlarla ,evlerle dolu yani oradaki insanlar yok olmuşlar ve ölmeden tek farkları ,bedenleri yaşıyor .. --- Yani bilmedikleri ,fark etmedikleri bombalar,füzeler --- Lafını unutma eskiden ,yeni bir bomda bulunda ;Netron bombası ,Yani yapılara bir şey yapmayan sadece canlıları yok eden bir bomba idi --- Aynen o bomba ; Netron bombasının daha ilerisi bulunmuş demek ki ,hem yapıları ,hem de içindekileri yok etmiyor ---Ne yapıyor peki ? ---Kaçırıyor , iflas ettiriyor , umutları yok ediyor, benlikleri yok ediyor, kısacası sefil ediyor, dibe batırıyor ve en önemlisi pısırıklaştırıyor ,sessizleştiriyor, böcekleştiriyor --- Her şey tamam da bu bombayı kimler bize atıyor ? --- İşin acayip bir yanı da atanları da biliyorsun ve bu bomba biz tüm bunları hak ettik cezamız neyse çekeriz dedirtiyor , --- Tüm bunlar yalnız Esnafa mı oluyor ? --- Yok be kardeş ,olur mu öyle şey ,İşçiyi de İşsiz bırakıyor, onları tam olarak susturamıyor --- Neden ? --- Neden olacak ; Onların kursağından emeğinin karşılığı dışında Hiçbir lokma geçmemiştir onlar tamamen saf ve helal lokma yemişlerdir ,Esnafların kursağından geçenlerde ona o parayı verenlerin az, çok gözü vardır, saflık ve helallik oranı değişiktir , --- Yine de Esnaflar , bir Memleketin Canıdır, Ruhudur, Sesidir, Şamatasıdır, Tantanasıdır,Düğünüdür,Şenliğidir .Onlar yok olursa ;Memleketin ,Canı,Ruhu, Sesi, Şamatası, Tantanası, Düğünü, Şenliği azalır ve zamanla yok olur --- Memlekette Meyhane kalmadı ;Ulan dedik “alırız Tekel'den iki şişe bira gideriz deniz kenarına “ şimdi Tekeller bile kapandı , Bira ,şarap bile yerini Marketin çayına bıraktı --- O zaman demle bir çay da içelim .. --- Çay içenle Şarap içen bir olur mu ?! --- Olsun bunda da bir Hayır vardır ! --- Hayırdır İnşallah , --- İnşallah..! notlar# TUS'u kazanacağımı hissettim biraz önce. bu güzel haber. neden? çünkü önce his gelir, sonra olay :).
# kuraldışının sitesindeki son 2 yazımda da istediğim sayıda yorum alamadım. kendime, üzülmek ve şaşırmak için izin veriyorum ve hayıflanmak için. bir süreliğine. elbette şükretmeye tam gaz devam :). iki yazıyı da çok beğenmiştim halbuki :).
# diyelim ki bir hastalığınız var. bu hastalıktan şifa (gerçek şifadan bahsediyorum) gördüğünüzde, değişecek şey sadece hastalığınız değil. düşünceleriniz, duygularınız ve davranışlarınzı değişecek. hastalık=kişilik=bilinç düzeyi.
# bu dünyaya tanrı olmaya değil, insan olmaya geldik. o zaman, insanlığımızdan kaynaklanan mükemmel olmayışımızı kabul etmekte neden zorlanıyoruz? neden zorlanıyorum? :) ben buyum, ben insanım, benim doğam bu. yapabileceğim bir şey yok valla :). ben mükemmel değilim, keşke olsam ama değilim :). ben utanmıyorum, tanrı utansın :).
# bilinçaltını amaçlarına uygun olumlamalar ve imgelerle dolduruyor musun? şu sıralar CEVAP adlı bir kitap okuyorum ve bol bol tekrar etmenin önemini yeniden anlıyorum. hedefe yönelik olumlamalar ve imgeler bilinçaltımızı doldurdukça kendimizi kaçınılmaz olarak hedefin içine düşmüş halde buluyoruz :). neden? e, davranışlarımızı bilinçaltımız yönlendiriyor da ondan.
# "yanlış" olarak adlandırdığımız davranışlar, sadece düşük enerjili davranışlardır. "yanlış" bir şey yaptık ve enerjimizi düşürdük. bu "yanlış" davranıştan sonra kendimizi suçladığımızda enerjimizi düşürmeye devam ederiz. ve düşük enerjili bir haldeyken de "yanlış" davranışlar yapma olasılığımız artar. sen gel de bunu yıllarca kendini suçlamaya alışmış içsesine anlat :). ha tabi bir de şurası var; o "yanlış" davranışı da zaten daha önceden içinde birikmiş düşük enerjiden dolayı gerçekleştirdin. tabi bu durum, davranışlarının sorumluluğunu senin üzerinden almıyor. belki de, kendini suçlamak konusunda bir kez daha düşünebilirsin.
# "yogaya başlıycam inşallah." bugün yolda yürürken duydum bu sözü, tabi yerler ıslak olduğu için ayakta gülmekle yetindim :).
# gözlerimin şifalanmasına açığım. gözlerimin şifalanmasına açığım. gözlerimin şifalanmasına açığım. gözlerimin şifalanmasına açığım. gizlerimin şifalanmasına açığım.
# boşalma ve orgazm arasındaki fark neydi? çoook önceki bir blog kaydında yazmıştım. fark, orgazm sırasında vücut kaslarındaki ritmik kasılmaların olaya eşlik etmesiydi. pekiiii gelelim bu seferki asıl konuya: mastürbasyon ile orgazma ulaşılabilir mi? yanıt: evet :). diğer bir soru da şu olsun: boşalma olmadan orgazma ulaşılabilir mi? yanıt: söylemem :). diğer bir soru: vadi orgazmı nedir? bunun cevabı da şu olsun: biraz araştıralım hep beraberce. ve son terim: otoseksüellik. dönüştürücü nefesbenim şu nefes olayına acilen daha fazla dahil olmam lazım ilk adımlarımı çoktan attım nette dolaşıp bu konuyla ilgili yazılar okudum kendi uygulamalarımı yaptım akif manaf'ın kitabını inceledim, okudum
peki sırada ne var?
nefesle ilgili başka kitaplar okuyabilirim (mustafa kartal, nevşah fidan...) toplulukla beraber yapılan nefes çalışmalarına katılabilirim eğitimini alabilirim kendim, daha yoğun uygulamalar yapabilirim
soluk alıp vermede keşfedilmeyi bekleyen bir şeyler hissediyorum nefes yoluyla dönüşmeyi bekleyen şeyler var içimde hissediyorum
nefes, dönüşmek için keyifli bir yol
nefesi bir tulumba olarak düşünebiliriz içeridekileri dışarıya atan bir tulumba afaffetmek, büyüklük yapmak demek değildir sadece, gerçeği görmek konusunda cesur davranmaktır peki hangi gerçeği? affettiğimiz kişi ile aramızda benzerlikler olduğu gerçeği düşünceleri ŞÜKRe odaklamak nelere yol açabilir?bir kere, bilinçaltında bugüne kadar bastırılmış kalmış duygu kalıplarına çarpar ve duygu kalıplarının biliçli zihne çıkmasına yol açar. bu da insanın/bilincin adım adım çözülmesi/açılımı anlamına gelir. bu, genişleme demektir. sürekli olarak genişleme. kalıplaşmışlıktan düzensizliğe doğru bir gidiş. "düzensizlik" kelimesi korkumuzu tetikliyorsa, bunun sorumlusu "düzensizlik" kelimesi değil, düzensizliğin/değişimin/kaosun kötü olduğunu sanan biziz. düzensizliğin ardındaki düzeni göremeyen bizleriz sorumlu. tam burada bir kelimeyle karşılaşıyoruz: entropi (entropi = düzensizliğe gidiş) (burada "düzensizlik" kelimesini, kalıp bir halden çıkarak her şey olabilecek "potansiyel hal"e geçiş şeklinde anlayalım)
şükre odaklanmak, tutunduklarımızı salıvermemize yol açar. boşluk olduğumuz gerçeğiyle yüzleştirir bizi. yokluğumuzla yüz yüze geliriz. bu, sıfır noktası alanıyla iletişime geçmektir. sıfır noktası alanının yaşamı yaratmasına izin vermektir. bu, egoyu bırakmaktır. egoyu görmek, fakat, o olmamaktır.
şükre odaklanmak, içimizdeki sevgi kuyusuyla iletişime geçmektir. sevginin maddeleşmesine izin vermektir. sevginin ihtiyaç duygduğun noktaları dönüştürmesine izin vermektir.
sağlığın ortaya çıkışına izin vermektir, şükre odaklanmak.
şükre odaklanmak, tıkanıklıkların dönüşmesini seyre dalmaktır. varlığın, yokluğa dönüşmesini görmektir.
şükretmek, kendini şükre odaklamak, kendini mucizelere alıştırmaktır. zamansızlığı görmektir. sonsuzluğu farketmektir.
şükretmek, yok-olduğunun bilincine varmaktır. yok-var ikilimenini ötesine geçmektir ve yok-olduğunu görmektir.
şükretmek, farketmektir.
şükretmek, yaratmaktır.
şükretmek, sürekli yaratmak ve genişlemektir.
şükretmek, evrenin zaten olan yaratıcılığına izin vermektir.
şükretmek, zaten olan yaratıcılığın önünden çekilmektir.
şükretmek, akışa girmektir.
şükretmek, kontrol etmekten vazgeçmektir.
şükretmek, izin vermektir.
şükretmek, kontrol etmeye ihtiyacın olmadığını farketmektir.
şükretmek, varlığın özünün hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını farketmektir.
şükretmek, her şeyin bir sonu olduğunu bilmek ve "son" denen şeyin aslında sadece kendini farklı bir boyutta ifade etmeye geçiş olduğunu görmektir.
hayata şükrediyorum. şükre şükrediyorum. akışa şükrediyorum. tanrıya şükrediyorum. genişlemeye şükrediyorum. yanlışa şükrediyorum. doğruya şükrediyorum. ?rüyalarını yazıyor musun? Enerji OyunuDiyelim ki sabah 40 birim enerjiyle uyandın Daha yataktan kalkmadan beş dakikalık bir nefes uygulaması yaptın Enerjin oldu 50 Yataktan kalktın Hemen yatağın başında Çaprazlama ve üçlü canlandırma vuruşu yaptın Ve enerjin çoktan 55 oldu bile Lavaboya doğru yürüyorsun artık Bu sırada, hayatta sahip oldukların için şükrediyorsun Pi-kiyi öğrendiğim için şükrediyorum Sapasağlam bedenim olduğu için şükrediyorum Bana gelen para için şükrediyorum Sevmeyi ve sevilmeyi bildiğim içim şükrediyorum Yürüyebildiğim içim şükrediyorum Gözlerim görüyor, bunun için şükrediyorum Nefes alabildiğim içim şükrediyorum Enerjin oldu 70 Lavaboda işini bitirip odaya geri dönüyorsun Cd çalara hoş bir müzik koyuyorsun Biraz kıpırdatıyorsun bedenini Bu sırada enerjin 75i buluyor Kahvaltı hazırlamaya başlıyorsun kendine sonra Dolabı açıyorsun Yiyecekleri, içecekleri görüyorsun dolapta Ve şükrediyorsun yine Yiyecekler ve içeceklerin varlığı için şükrediyorum Onları satın alabildiğim için şükrediyorum Buzdolabının kapağını açabildiğim için şükrediyorum Buzdolabımı çalıştıran elektrik için şükrediyorum Elektrik faturamı ödeyebildiğim için, sevgiyle ödediğim için şükrediyorum Buzdolabının kapağını açabildiğim için şükrediyorum Kollarım için şükrediyorum Yiyecekleri, içecekleri gören gözlerim için şükrediyorum Onların tadını alabildiğim için şükrediyorum Enerjin 90ları buluyor bu arada Sonra buzdolabından yiyecekleri çıkarıyorsun Masaya koyuyorsun teker teker Yemeye başlıyorsun Salam yiyorsun biraz, beyaz ekmekle Çayına 3 şeker atıyorsun, beyaz şeker 2 gün önce yaptığın kurabiyelerden atıyorsun ağzına birkaç tane Unlu mamulleri zaten çok seversin Çay bitince de Dün geceden kalmış, şişenin dibindeki light(!) kolayı yudumluyorsun Ve masadan kalkıyorsun Artık işe gitmeye hazırsın Yalnıııııııız, enerjin ne alemde onu sormadın Çoktan 50lere indi bile bugüne kadar neler başardım?bir önceki blog kaydından da gördüğünüz üzere CEVAP adlı bir kitap satın aldım yakın zamanlarda
kitap çok hoşuma gitti bir sürü ayrıntılı ve anlaşılır bilgiler var -ve yararlı :) kitap hayalinizdeki işi kurmak üzerine AMA hayatın her alanında yararlanabileceğiniz bakış açıları sunuyor
kitabın başlarında bilgi bombardımanına tutuluyorsunuz 50-60 sayfayı su gibi okuduktan sonra ise kitapta uygulamalı bölümler başlıyor her kitapta karşılaştığım uygulamaları yapmıyorum ama eskiye göre uygulamaları gerçekleştirme konusunda daha disiplinliyim
şu anda yazarların yapmamızı istediği uygulama eski başarılarımızı bir kağıda yazmak
bugüne kadar neler başardım? -yürümeyi öğrendim -bisiklet sürmeyi öğrendim -ingilizce öğrendim -ilkokulu bitirdim -ortaokulu, liseyi bitirdim -paten kaymayı öğrendim -hızlı bir şekilde klavye kullanmayı öğrendim -topluluğun önünde sunumlar gerçekleştirdim -össde tam da istediğim yeri kazandım -anadolu lisesi sınavlarını kazandım -sayısını hatırlayamadığım kadar sınav geçtim -bedenimi hareket ettirerek enerjimi yükselttim -bedenime yüksek enerjili gıdalar sokma konsunda özenli davrandım -zamanımı ve paramı verimli kullandım -korkmama rağmen "hayır" dedim ...
sen, bugüne kadar neler başardın? “herkesin tuttuğu kendine ““herkesin tuttuğu kendine “
kuraldisi.net'in yeni yıl indiriminden faydalandım :)
Kalın çerçeveli gözlük takıp nasıl geniş açıdan bakılır?--- Kalın çerçeveli gözlük takıp nasıl geniş açıdan bakılır? --- Ne alaka oğlum ? --- Alaka yok tamam da ,hani bazı dizi film yönetmenleri var ya ,hatta gözlük sapları bile 3 santim kalınlığında, ne anlatmaya çalışıyorlar ? Belki Hiçbir şey anlatmıyorlardır ama ben gıcık oluyorum ve çevremde o gözlüklere ve takanlara gıcık olmayan yok , ---Yahu sen bu işi ; iyice tip ve gıcık olma durumuna bağladın ,işin kolayını buldun ---Peki yanlış mı ? Sonuçta aynen tekrarlıyorum ; tipleri zaten kıl olanların bir de böyle abartarak daha da uyuz olmaya çalışmaları beni çıldırtıyor ,ulan zaten bulmuşsunuz yolunuzu tamam ,tamam da daha da gıcık olma cesaretini nereden buluyorsun ? Ne yani kimse size bunu söylemezse biz söyleriz kardeşim .Gıcıklar , gıcıklıklarını sürdürebilirliğini bize borçlu olamazlar Biz , insanları ,ötekileştirmeyiz amma onlar Öteki olmak için götlerini yırtmasınlar ,Göt terzileri her zaman yanlarında olmayabilir ,yırtık götle tok karnına iki adım bile atamazsın --- Bir ton göt dedin şimdi bu yazı nasıl yayınlanır ? --- Rahmetli Can Yücel'e Hakim “niye bu adama Göt dedin ?”demiş Can Baba'da “Hakim Bey ,Göte bu dilde başka ne denir ? Göte Göt denir ” demiş, ---Demiş ? ---Demiş , ---Tamam o zaman bizde Göte Göt diyelim o zaman... ---Tamam. yeni yıl kararızaten gün içinde kendi üzerimde yoğun bir şekilde çalıştığım için yeni yıla özel bir karar almama hiç mi hiç gerek yok :) kendimi zaten günden güne geliştiriyorum bu konuda özdisiplinime hayranım son zamanlarda koşu ve ağırlık kaldırma konusunda biraz gevşek davranıyorum kabul ediyorum ancak onu da odanın içinde dans ederek dengeliyorum :)
tüm bunlara rağmen, yine de yeni yıl için bir karar almayı canım çekti
bir sürü karar alıp kararlar içinde kaybolmaktansa sadece bir karar alıp onu hayatıma geçirmek daha akıllıca
nasıl bir karar alsam acaba? Yeni yıl ; eski bir yalan ...Yeni yıl ; eski bir yalan ...---Hani şarkı vardır, eskilerden kalma “aşk eski bir yalan Adem'le Havva'dan kalan “diye ,işte Yeni yıl olayı da aynen böyle ve bunda Adem'in hiç suçu yok, Havva'nın olaydan haberi bile yok ... ---Tamamdır . Bu yeni yıl mesajı muhabbetinde ,senin bu yaklaşımında ki gibi ; "Orta Doğu'da barış " çalışmaları için de kullanabilir miyiz ? Yani “Orta Doğu barışı eski bir yalan Adem'le Havva'dan kalan “diyebilir miyiz ---Aynen denilir ve bu yalanı yiyenler de çok da uzak da değil ! -- Ama İsrail haber vermemiş ,ayıp etmişler... ---Obama nerede Obama ?! ---Sabırsızlanma O da gelir , O da gitsin diye ,kafasına atılacak bir şeyler atılır ,gerçi atılcak ne olur onu bilemem... ---O da yalan yani ? ---O da yalan Bu da yalan biraz da sen oyalan demiş eski babalar , ---O da yalan .. ---Ne de yalan ? ---Her şey yalan ... ---Aşk da mı ? ---O doğru ? Yani ; Bitene kadar doğru , ---Yazıyı kapat ,fazla uzattık. Yine de Mutlu yıllar dileriz .. "KATİL KANA DOYMUYOR "KATİL KANA DOYMUYOR İsrail dün de Gazze’ye ölüm saçtı. Ölü sayısı 300’ü, yaralı sayısı ise 1000’i geçti. İsrail’in kara operasyonuna hazırlandığı belirtiliyor ![]() ![]()
|
HakkımdaProfilim Arşiv Arkadaşlarım Fotoğraf Albümüm LinklerKategorilerSon YazılarArkadaşlarım onursargin sokaklarda burcuhaber34 evaluna MAKRADA trajedi1 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||