28/9/2007 - Ayasofya'nın Kapatılmasını ABD İstemiş
Niçin
ve nasıl kapandığı uzun yıllardır tartışılan Ayasofya Camii ile ilgili
çarpıcı bilgiler... Ayasofya Camii, ABD Dışişleri Bakanlığı ve
Ankara’daki Amerikan Elçiliği’nin aktif destek verdiği müzakereler
sonucunda kapatılmış.
Ayasofya Camii’nin, ABD Dışişleri
Bakanlığı ve Ankara’daki Amerikan Elçiliği’nin aktif destek verdiği
müzakereler sonucunda kapatıldığı ortaya çıktı. Amerika Bizans
Enstitüsü’nün kurucusu Amerikalı arkeolog Thomas Whittemore ile Türkiye
Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk arasında, ABD
Dışişleri Bakanlığı ve Ankara’daki Amerikan Elçiliği’nin aktif destek
verdiği müzakereler yürütüldüğü ve söz konusu müzakerelerin sonucunda
Ayasofya’nın cami olarak kapatıldığı ve müze olarak açıldığı
bildirildi.
Bu şok bilgiler, Pera Müzesi tarafından
yayınlanan, “Bir Anıt, İki Anıtsal Kişilik Theodoros Methokites’den
Thomas Whittemore’a Kariye” adlı kitabında yer aldı. Pera Müzesi, Suna
ve ve İnan Kıraç Vakfı tarafından işletiliyor ve Koç Holding tarafından
destekleniyor. Natalia Teteriatnikov tarafından kaleme alınan
“Thomas Whittemore, Amerika Bizans Enstitüsü ve Kariye” makale, “Bir
Anıt, İki Anıtsal Kişilik Theodoros Methokites’den Thomas Whittemore’a
Kariye” kitabında yer aldı.
MÜZAKERELER ATATÜRK İLE YAPILDI
Natalia Teteriatnikov, söz konusu makalede Ayasofya’nın kapatılma sürecini şöyle anlattı: “Amerika
Birleşik Devletleri ve Avrupa’da bilimsel çevrelerden destek gören
Bizans Enstitüsü 1930’da özel bir vakıf olarak kurulmuştu. Bu sıfatla,
İstanbul’daki Bizans anıtlarının restorasyon ve korunması için gerekli
mali sorumlulukları üstlendi. Enstitünün ilk ve tek müdürü olan Thomas
Whittemore, 1950’deki ölümüne kadar İstanbul’daki anıtların
konservasyonundan sorumluydu.
Ayasofya, Bizans Enstitüsü’nün
kanatları altına aldığı ilk anıttı. Gelgelelim, çalışmalara başlamadan
önce Cumhurbaşkanı Kemal Atatürk ile Thomas Whittemore arasında, ABD
Dışişleri Bakanlığı ve Ankara’daki Amerikan Elçiliği’nin aktif destek
verdiği müzakereler yürütüldü. Bu müzakerelerin sonucunda Ayasofya cami
olarak kapatıldı ve müze olarak açıldı. Büyük bölümü 2. Dünya
Savaşı’nın patlak vermesinden önce yürütülen konservasyon projesinin
kendisi, savaş sırasında ve sonrasında devam ederek yirmi yıldan uzun
süre devam etti.
“KİLİSELERİN KURTULMASI, TANRI'NIN İSTEĞİYMİŞ!”
Amerika Bizans Enstitüsü’nün kurucusu Thomas Whittemore, Robert ve Mildred Bliss’a yazdığı mektupta şöyle diyordu: Türk
Hükümeti geçen yıl Studios Kilisesi (Yedikule semtinde, bugünkü adı
İlyas Bey Camii olan manastır ve kilise), Pammakaristos (Fatih Çarşamba
semtinde, bugünkü adı Fethiye Camii olan kilise, yapının bir bölümü
cami, bir bölümü de müze olarak kullanılmaktadır) ve Khora’yı (Kariye
Camii) ulusal anıt ilan etti. Rus Devrimi’nin en karanlık günlerinde,
Moskova’da Grezinski Bojyameter ve Steve Nikola, Leningrad’da Aziz
İshak ve Kazan katedrallerine din karşıtı propaganda sergileri için el
konulduğunda, dostlarım, biz ceza köşesinde beklerken bu kiliselerin bu
yolla kurtulmasına ve korunmasının Tanrı’nın isteği olduğunu
söylerlerdi. Öyleyse, bu yapıların sonunda Türkler tarafından
değerlendirildiğini görmek tatmin edici bir durum. Bizans
Enstitüsü’nün, Türk Hükümeti’nin İstanbul’da kalan Bizans kiliselerinin
korunmasından sorumlu olduğu yönündeki uyarısına verilmiş bir
karşılıktır bu. Geçenlerde yeni kurulan Eski Eserler ve Anıtları Koruma
Heyeti’nde bana tanınan yer, Türkiye’de bana her zamankinden daha
sağlam bir nüfuz pozisyonu sağlıyor.
ABD, BUNUN İÇİN BÜTÇE AYIRMIŞ
Whittemore
Ayasofya ile Kariye’nin konservasyonu sırasında ABD Dışişleri
Bakanlığı’nın bir görevlisi olarak çalıştı ve halkla ilişkiler,
tanıtım, sergi ve yayınlarla ilgilendi. Tek kişilik gösteri yapan
biriydi: Mali kaynak sağlayıcı, ayrıca personel, teçhizat ve
levazım yöneticisiydi. Memleketi Amerika Birleşik Devleti’nde dostları
ve destekçileri arasında para topluyor, yılın sıcak aylarını
İstanbul’da, soğuk aylarını ülkesinde geçiriyordu. Uzun süredir
arkadaşı ve mali destekçisi olan Bay ve Bayan Bliss, Dumbarton Oaaks’ın
tesislerini Bizans Enstitüsü’nde genel merkez olarak sundular ve
Whittemore’a mali kaynak bulma kampanyalarında yardım ettiler.
Sözgelimi,
Bayan Bliss, Bayan Tobin Clark’a yazdığı bir mektupta, İstanbul’daki
Bizans anıtlarının önemini ve Amerikan toplumunun neden Whittemore’un
projelerini desteklemesi gerektiğini açıklıyordu. Karşılık olarak Bayan
Clark zaten parasal katkıda bulunduğunu yazıyor ve Bayan Bliss’e mali
kaynak bulması için başka topluluklara yazmasını tavsiye ediyordu. Bu
mektuplar, Whittemore’un 1940’ta Ayasofya’nın konservasyonuna ayrılan
bütçesinin 20 bin dolar olduğu, bunun 3 bin dolarını Bay ve Bayan
Bliss’in verdiğini ortaya koyuyor. Bay ve Bayan Bliss’in, Dumbarton
Oaks’u Harvard Üniversitesi’ne devrettikleri ve arkeoloji dalını aktif
olarak destekledikleri dönemdi bu. 2. Dünya Savaşı’nın Avrupa’yı
karanlığa sürüklemeye başladığı bir sırada, toplumu mozaiklerin ve
güvenliğinin önemi konusunda uyarmış, İstanbul’daki anıtların da
tehlikede olduğunu gündeme getirmişlerdir.”
Vakit
|