28/9/2007 - İnanmasanız da Olur
İster
inanın ister inanmayın, bundan 2,5 ay önce, "Gerçek değil, hayal"
başlıklı Kulis'i yazarken olayın bu boyutlara varacağını hiç hesap
etmemiştim. Dikkatimi çeken bir filme işarette bulunmuştum o yazıda;
Bill Clinton'un Türkiye'ye gelişi, filmin konusu ve deprem olayları
arasında irtibat kurmuştum... Sonunda, o yazıda 'hayal' diye
kaydettiğim gelişmelerin hemen hepsi fazlasıyla gerçekleşti. Üstelik
Clinton da beklendiğinden bir gün önce (dün) ülkemize geldi... Sanki
komplolara meydan okuyor Clinton...
O yazıma esas teşkil eden
filmin adı 'Komplo Teorisi'; başrolde ünlü sanatçılar Mel Gibson ve
Julia Roberts oynadığı için dünyanın her tarafında milyonlarca
sinemasever tarafından izlendi film. Üşütük görüntüsü veren bir taksi
şoförü, adalet bakanlığında çalışan bir genç kadınla ilgileniyor. Genç
kadın da şoförü ciddiye almıyor önceleri, ancak birbiri ardına meydana
gelen olaylar kadının gözünü açıyor. İzleyiciler olarak bizim zihnimiz
karışıyor film boyunca, karşımıza çıkan olayların hangisi gerçek,
hangisi 'komplo' ayırt edemez oluyoruz...
Mel Gibson'un
canlandırdığı üşütük görüntüsü veren taksi şoförünün filmdeki adı Jerry
Flecher... Adam şoförden öte bir şey; 'Komplo Teorisi' adıyla sadece
sınırlı sayıdaki abonelerine gönderdiği haftalık bir haber bülteni de
çıkartıyor... Bültenin son sayısında bir kaç senaryoya yer veriyor
Flecher; bunlardan en önemlisi, NASA'nın, ödeneklerini kesen ABD
başkanının hayatına kast eden bir komployu sahneye koyacağını tahmin
etmesi...
Flecher gazetelerde öylesine yayımlanan bir kaç
masum haber arasında irtibat kuruyor ve NASA'nın uzaya gönderdiği bir
araçtan yeryüzünü harekete geçireceğini, depreme sebep olacağını tahmin
ediyor... Jerry, Avrupa gezisi sırasında ziyaret edeceği Türkiye'de,
NASA'nın yapay hareketlendirmesiyle meydana gelecek yer sarsıntısında,
ABD başkanının hayatını kaybedeceğini de öngörüyor...
Filmi,
ya da o filmin hikâyesine temas ettiğim Kulis'i hatırladınız mı?
Senaryoyu kaleme alanlar, Türkiye'deki muhtemel depremin şiddetini bile
doğru tahmin etmişlerdi: 7.4... Ben filmin senaryosundaki bizi
ilgilendiren ilginç ayrıntılara Kulis'te temas ettikten (25 Ağustos
1999) sonra, 'Komplo Teorisi' filmi benim işaret ettiğim özellikleriyle
bazı gazetelerde birinci sayfa haberi oldu. Dünyanın çeşitli yerlerinde
meydana gelen depremlerdeki garip bağlara, ilintilere dikkat çekilen
mesajlar İnternet'te dolaşıp durdu. Önceki gün Düzce'de yeni bir deprem
meydana geldiğinde 'Komplo Teorisi' filmi yeniden hatırlandı...
Bakın
2,5 ay önceki o Kulis'te neler yazmışım: "Beynim Jerry Flecher gibi
komplo teorilerine fazla çalışmaz; NASA gibi bir kurumun istediği yerde
istediği zaman yeri harekete geçirebileceğine inanmam da mümkün değil
benim. Jerry Flecher olsaydım, 'Komplo Teorisi' filmini bütünüyle
gerçek hale getirecek bir senaryo yazmam mümkün olurdu. Sırf Clinton'u
ortadan kaldırmak için harekete geçen birileri, iz sürenleri şaşırtmak
için, ellerindeki teknik gücü filmde öngörüldüğü şekilde bir kere değil
iki kere kullanmaya kalkışmış olabilirler pekâlâ. Birincisi, Gölcük
merkezli bir deprem için, ikincisi de başkanı ortadan kaldıracak
İstanbul merkezli ikinci bir deprem için... Tabii böyle bir senaryo
ancak Jerry Flecher'in hayal dünyasında bulunabilir..."
Tabii,
Düzce merkezli yeni depremden sonra senaryo biraz değişmek zorunda; iki
değil üç ayrı deprem planlamak gerekiyor çünkü. Biri Gölcük merkezli,
diğeri Düzce merkezli, bir de bu ikisinin hazırladığı zihinlerin kabul
edebileceği daha güçlü bir üçüncü deprem... Bill Clinton NASA'nın
ödeneklerini kısıyor mu, NASA yapay depreme sebep olabilecek
teknolojiye sahip mi, şu sıralarda Türkiye'nin üzerinde NASA'ya ait bir
uzay aracı dolaşıyor mu? Bu soruların hiçbirinin cevabını bilmiyorum
ben. Zaten Jerry Flecher değilim ki, birbiriyle ilintisiz olaylar
arasında bu tür ilişkiler kurabileyim.
Şu sıralarda cevabını
en çok merak ettiğim soru ne biliyor musunuz? "Acaba Bill Clinton
Komplo Teorisi filmini gördü, Brian Helgeland'ın yazdığı senaryoya
dayalı filmin başarısından sonra J. H. Marks'a yazdırılan romanını
okudu mu?"
Yenişafak: 15.11.1999
|