28/9/2007 - Kristof Kolomb'un Gerçek Yüzü
Kuran'da, çok dikkat çekici bir biçimde, sürekli olarak "İsrailoğulları"ndan söz edilir.
Allah
Kuran'da, "İsrailoğulları"nın en çok "dünya hırsı"na sahip olan
topluluk olduğunu (Bakara Suresi, 96); kendilerini diğer insanlardan
üstün gördüklerini (Cum'a Suresi, 6); diğer insanların "mallarını
haksızlıkla yediklerini" ve onları faiz yoluyla sömürdüklerini (Nisa
Suresi, 161); peygamberleri "öldürdüklerini" (Al-i İmran Suresi, 183);
yeryüzünde savaş çıkarıp "bozgunculuğa çalıştıklarını" (Maide Suresi,
64); kendi soydaşlarını da öldürdüklerini veya yurtlarından
sürdüklerini (Bakara, 84-85); "zalim" olduklarını (Bakara Suresi, 59);
sıkça "ihanet" ettiklerini (Maide Suresi, 13); İslam'a "kin ve hınç"
beslediklerini (Nisa Suresi, 46); Müslümanlara karşı "düzen"
kurduklarını (Al-i İmran Suresi, 54); Müslümanlar için "en şiddetli
düşman" olduklarını (Maide Suresi, 82); "küfre sapanlarla dostluklar
kurdukları"nı (Maide Suresi, 80); insanlara "zulüm" yaptıklarını ve
onları "Allah'ın yolundan" alıkoyduklarını (Nisa Suresi, 160) bildirir.
Kristof Kolomb'un Bilinmeyen Öyküsü
Amerika'yı
"keşfeden" ve kendisinden 5 yüzyıl sonra ortaya çıkacak olan Yeni
Düzen'e bu şekilde bir anlamda "babalık" yapan Kristof Kolomb kimdi
acaba? Niçin çok daha önceden bulunmuş olmasına rağmen, asırlar boyu bu
kıtayı yeni "keşfetmiş" bir kişi olarak tanındı? Yola çıkarken amacı
neydi? Hakkında sayısız kitap yazılan, filmler çevrilen ve bu "resmi"
bilgilerin hemen hepsinde bir Hıristiyan misyoneri olarak tanıtılan
Kolomb, aslında bir Yahudi... Yahudi yazar David M. Eichhorn, şöyle
diyor: "Aslında ismi Colombus değildi. Genova'da doğmuş bir İtalyan da
değildi. Asıl ismi Juan Colon olan ve Pantevedra yakınlarında doğmuş
olan bir İspanyol Yahudisiydi."
Kolomb
ne bir misyoner, ne de bir maceracıydı. Yeni Dünya'nın kaşifi, gerçekte
bir Yahudi... İşte Kolomb'un gerçek kimliğini açığa vuran iki şifre:
altta, İmzasında yer alan İbranice "bet" ve "he" harfleri, yani "Yehova
kutsaldır". Üstte ise, sol eliyle yaptığı ve o dönemde İspanya'daki
Yahudi dönmelerinin (konversorlar) birbirlerini tanımak için
kullandıkları işaret.
Ünlü
bir İspanyol 'Kolomb uzmanı' olan Consuelo Varela'ya göre: 'Kolomb Eski
Ahit'i neredeyse ezbere bilirdi. Aynı sosyal sınıfa mensup bir Katolik
için böyle bir şey sözkonusu olamazdı. Üstelik ünlü gemicinin en büyük
düşü Kudüs Tapınağı'nı yeniden inşa etmekti. Oysa Katolik kilisesine
göre, İsa Yahudileri lanetlemişti, Tapınak bir daha asla inşa
edilemeyecekti.
Altta "Süleyman (a.s.) Mabedi"nin bir resmi:
Bugün
Kristof Kolomb'un Yahudiliği artık tartışma götürmez bir olgudur.
Kolomb'un Muharref Tevrat'ı ezbere bilecek kadar dindar bir Yahudi
olmasının yanında, kendine hedef olarak da Süleyman Tapınağı'nın
yeniden inşasını seçmiş olması ilginç değil mi?
Kabalacı Kolomb, Kudüs Tapınağı'nı İnşa Etme Yolunda...
Kolomb'un
"kutsal ve Siyonist" amaçları çeşitli Yahudi kaynaklarında
vurgulanıyor. David M. Eichhorn, şöyle diyor: "Kolomb, gerçekte Yeni
Dünya için ayrılıyordu. Aslında bu Yeni Dünya'nın varlığını önceki
Vikingli kaşiflerin araştırmalarından biliyordu. Esas gizli amacı,
güçlü Yahudi dostları için bir yer bulmaktı."
Amerikan The New
Republic dergisinin yazdığına göre, Yahudi tarihçi Simon Wiesenthal da
Kolomb'un İspanya'dan sürülen Yahudilere yeni bir yurt bulmak için yola
çıktığına inanır. Buna göre Kolomb'un amaçlarının başında Osmanlı (yani
İslam) karşıtı bir cephe oluşturma ve Kudüs'teki Kutsal Süleyman
Tapınağını inşa etmek için "finansman" bulma özlemi geliyordu.
Kolomb'un yolculuğunun amaçları:
1. Hıristiyan Kral Prester John'a ulaşarak Osmanlı'ya karşı ikinci bir cephe açmak.
2. Kutsal yerleri kurtararak, 'Süleyman Tapınağı'nı yeniden inşa etmek...
Kolomb'un
1481 yılında tuttuğu günlüğünde Flavius Josephus'dan bölümler var.
Josephus'un notları arasında 'Ophir' ülkesinden bahsediliyor. (Altın
ülke) Zengin altın yatakları olan bu ülkeden çıkaracağı altın ve elmas
ile Süleyman Mabedi'ni yeniden inşa ettirmeyi düşünüyordu.
Kolomb'un
Kabalacı oluşu, yolculuğuna bir de metafizik boyut katmaktadır
kuşkusuz. Bunun bazı görünür işaretleri de vardır. "Yahudi
Ansiklopedisi" Encyclopaedia Judaica, Kolomb'dan sözederken, onun yola
çıkarken ilginç bir Yahudi ritüelini uyguladığını bildiriyor: Kolomb,
bütün hazırlıklar tamam olmasına rağmen, yola çıkmak için tam bir gün
görünür hiçbir neden olmamasına rağmen beklemişti. Judaica, Kolomb'un
yola çıkmaktan uzak durduğu günün, Yahudi takvimine göre Av ayının
dokuzu olduğuna dikkat çekiyor. Çünkü Av ayının dokuzu, Süleyman
Tapınağı'nın yıkıldığı gündür ve bu gün Yahudiler oruç tutarak
Tapınak'ın yıkılışının yasını tutarlar.
Anlaşılan Kabalacı
Kolomb, kutsal yolculuğunun tarihini de, kutsal Yahudi geleneklerine
göre belirlemiştir. Mesih Planı'nın anahtarı olan Süleyman Tapınağı ile
ilgili geleneklere... Tapınak'ın yıkıldığı günü dini kurallara uygun
olarak yas tutarak geçiren Kolomb, ertesi gün Yeni Dünya'ya doğru yola
çıkmıştır; Tapınak'ın bir kez daha inşa edilmesi için düzenlenen Mesih
Planı'nın ilk adımını atarak...
Üstte
Kolomb'un Amerika topraklarına ayak basışını tasvir eden, 1493 tarihli
"La lettera del isole che ha trovato il re di Spagna" adlı bir gravür
yer alıyor. İlginç olan, gravürün Kolomb'un gerçek kimliğini açığa
çıkarır bir biçimde Kabalistik mesajlar taşıması.
8 Mart 1988
tarihli Şalom'a göre resmin sol alt köşesinde elinde asayla oturan ve
Kolomb'un keşfini "kutsuyor" gözüken kişi, "Kral David". Sol üst köşede
bulutların üstünde yer alan şeklin ise, On Emir tabletlerini taşıyan
Hz. Musa'yı temsil ettiği bildiriliyor. Gravürün en can alıcı şekli
ise, Kolomb'un gemisi Santa Maria'nın ortasına yerleştirilmiş olan
Palmiye ağacı. Çünkü bu ağaç, Yahudi mistisizmi uzmanı Gershom
Sholem'in bildirdiğine göre, çok önemli bir şemayı temsil ediyor:
SERİFOT'u, yani Kabalacıların "tarihe yön verme" aygıtı olarak
gördükleri büyü şemasını. Şalom, ayrıca gravürün değişik yerlerinde
gizlenmiş olan bazı İbranice harflerin varlığından söz ediyor. Çoğunun
anlamı halen çözülememiş...
Mesih İçin Gerekli İlk Kehanet: 'Dünyanın Dört Bir Yanına Dağılmak'...
Yahudi
inancına göre bu kehanetlerin başında ise, Yahudilerin tüm dünyaya
yayılmış olmaları şartı geliyordu. Encyclopaedia Judaica, bu inancı
şöyle bildiriyor: "Mesih'in tekrar gelişine dair olan kehanet, ancak
Yahudilerin dünyanın dört bir yanına yayılmaları ile
gerçekleşebilecekti."
Kendilerine
başlıca hedef olarak Mesih'in gelişiyle ilgili kehanetleri
gerçekleştirmeyi edinen Kabalacılar, kuşkusuz bu önemli kehanete karşı
kayıtsız kalamazlardı. O dönemde Yahudiler "dünyanın dört bir yanına"
dağılmış durumda değildiler. Hatta Avrupa'nın pek çok ülkesinde bile
Yahudi yoktu. Doğu Avrupa'da Aşkenaz Yahudileri vardı. En yoğun Yahudi
nüfusu ise Kabala diyarı İspanya'da yaşayan Sefarad Yahudileriydi. Eğer
Mesih'in gelişi için gerekli olan kehanet yerine getirilecek, yani
Yahudiler "dünyanın dört bir yanına" yayılacaksa, bu İspanya'dan
olmalıydı.
Ama bu iş nasıl olacaktı?... İspanya'da yaşayan
Yahudiler, doğal olarak, sırf Kabalacılar öyle istedi diye evlerini
bırakıp "dünyanın dört bir yanına" gitmezlerdi ki. Hem Yahudiler
idealist davranıp böyle bir göçü kabul etseler bile, Kabalacıların
isteğiyle gerçekleşecek bir yayılma biraz dikkat çekici olmaz mıydı?
Böyle bir yolculuğun ardındaki niyet ortaya çıkmaz mıydı? Hem sonra
hangi ülkenin hükümdarı durup dururken kapısında bitiveren Yahudileri
kabul ederdi? Yahudiler onlara "kehanet gereği dünyanın dört bir yanına
yayılmamız gerekiyor, bizi kabul eder misiniz" mi diyeceklerdi?
İşte
işin asıl ilginç yanı buydu. Çünkü Kolomb "Yahudiler için iyi bir yer"
aramak üzere yola çıkarken, İspanyol Yahudileri de Mesih'in dönüşüyle
ilgili kehanete uygun olarak İspanya'dan çıkıp "dünyaya yayılmak"
üzereydiler: Sefaradlar, İspanya'dan sürülüyorlardı... Şalom, bu
"dramatik" sürgünü şöyle anlatıyor
1452'de (Yahudi tarihi) 2
Ağustos'u, 3 Ağustos'a bağlayan gece aslında olup bitenler neydi? O
gece 'Taşa be av' dı, yani Yahudilere İspanya'dan çıkmaları için
tanınan sürenin son günüydü... O gece Kristof Kolomb bilinmeyene
yolculuğunun saatini hesaplamıştı... Amiral gemisinde gizlenerek yola
çıkan bu insanlar kimdi? Hangi umutların taşıyıcılarıydılar?
İspanya'dan kovulduktan sonra hangi yeni barınakları düşlüyorlardı?
Hangi 'Gan-Eden' (yeryüzü cenneti)di onları bekleyen?
Evet,
Kolomb, Mesih'in gelmesinin bir şartı olan Süleyman Mabedi'nin inşası
için denize açılırken, Mesih'in gelmesinin bir başka şartı da
yanıbaşında gerçekleşiyor, Sefarad Yahudileri İspanya'dan sürgün
edilerek "dünyanın dört bir yanına" dağılıyorlardı.
Engizisyon'un bir numaralı ismine, üstte sözünü ettiğimiz Torquemada'ya baktığımızda yine ilginç bir gerçekle karşılaşırız: Garip ama gerçek, sürgünü kışkırtan diğer iki önemli isim gibi, "büyük Yahudi düşmanı" Torquemada da Yahudi asıllıdır!
Gerçekten Kolomb mu Keşfetti?
İspanya'da
bunlar olurken, Kolomb, emrine verilen üç gemiyle birlikte aylar sonra
Batı Hint adalarına ulaşarak karaya çıktı. O günden sonra da dünyanın
resmi tarihine, zoru başaran korkusuz denizci, Yeni Dünya'yı bulan
büyük kaşif ve de dünyanın kaderini etkileyen unutulmaz isim olarak
geçti. Peki acaba gerçekten Kolomb böylesine büyük bir iş başarmış
mıydı? Diğer deyişle, Amerika'yı gerçekten o mu keşfetmişti? Elinde
hiçbir bilgi, harita, vs. yokken dünyanın bilinmeyen denizlerine
korkusuzca mı açılmıştı?... Hayır. Kolomb anlatıldığının aksine yola
yalnızca cesaret ve önsezilerine dayanarak çıkmadı. Yeni Dünya'nın
yolunu ona gösteren, fakat gizli tuttuğu önemli haritalar edinmişti.
(Kolomb)
Floransalı Toscanelli'nin, batıdan Hint'e doğru bal gibi bir yol
olduğunu iddia ettiği mektubundan söz edildiğini duymuştur. Daha kesin
bilgiler istemek üzere ona mektup yazmıştır. O da ona ayrıntılar ve
hatta bir harita verdiği bir cevap göndermiştir... Kolomb Toscanelli
'yle mektuplaştığını hiçbir zaman itiraf etmeyecektir. Oysa Toscanelli,
Batı yolunun ondan daha önde gelen kaşifidir... Ne yol, ne de rüzgarlar
konusunda tereddüt etmektedir, elinde Toscanelli'nin haritası vardır.
Nereye ve nasıl gittiğini bilmektedir. Tuttuğu yol, günümüzde bile,
mümkün olanların en mükemmellerinden biridir.
Zaten, Kolomb'dan çok daha önceleri çizilmiş olan haritalar, "Atlantik'in iyice batısındaki adalar"ın varlığını bildirmekteydi:
Venedikli
Andrea Bianco 1436'da, ilk kez Madera'nın batısındaki adaların ve
Stockfixa (Morina adası) adını verdiği (Terre-Neuve olabilir) gibi çok
kuzeydeki bazı başkalarının da yeraldığı haritalar çizmiştir. 1444
tarihli olan ve Yale haritası denilen dünya haritasının üzerinde aynı
ada Vinland adıyla yeralmaktadır. Bianco'nun Londra'da 1448 yılında
yaptığı başka bir haritanın üzerinde, Brezilya'nın bulunduğu yerde
büyük bir' gerçek ada' zikredilmektedir.
Kolomb'un Başlattığı 'Etnik Temizlik' Operasyonu...
Son
dönemlerde Kolomb ile ilgili olarak çevrilen filmlerde, sık sık
Kolomb'un gerçekte yerlilere çok insancıl yaklaştığı, vahşetin emrini
dinlemeyen bazı adamlarınca gerçekleştirildiği izlenimi verilmektedir.
Ancak, gerçekler bu pembe tablodan çok farklıdır.
Kolomb
Amerika'yı keşfettiğinde 30 milyon kızılderili yaşıyordu. Şimdi 2
milyonluk kayıp bir ırk oldular. Kolomb, asırlar sonraki soydaşlarının
"en iyi Filistinli ölü Filistinli'dir" şekline dönüştüreceği sözünü
uygulamaya koymuş, "en iyi yerli ölü yerlidir" teorisini geliştirmişti.
O da, yine asırlar sonraki soydaşlarının Filistinliler'e yapacağı gibi
yerlileri insan olarak görmüyordu. Attali, "adanın huzurlu
yerlilerinden bazıları onları karşılamaya gelmişlerdir. Colombus onları
insan olarak kabul etmemektedir" diyor.
Katliam,
Kristof Kolomb'la başladı. Kolomb keşfettiği yerlerde İspanyol
kolonileri oluşturmaya hız verdi. Yerlileri köleleştirdi.
Vergilendirilen yerlileri İspanya'ya altın ödemekle yükümlü kıldı.
Hükümdarların izniyle yetki alanı içindeki ticari işlemlerden yüzde on
pay alıyordu. Kolomb ayrıca köle ticaretini de ilk başlatan kişiydi.
Yeni Dünya'da İbrani Kolonileri
Kabalacı
Kolomb'un, yola, Mesih Planı'na uygun olarak, "Yahudiler için iyi bir
yer" bulma amacıyla çıktığını incelemiştik. Kolomb, amacına ulaştı ve
gerçekten de Yahudiler için "iyi yerler" buldu. Avrupalı Yahudiler,
Yeni Dünya'da oluşan sayısız koloniye akın ettiler. İşin önemli yanı,
bu bölgelerin ekonomisini, hiç abartısız, neredeyse ele geçirmeleri ve
Amerika kıtasının sömürülmesinde başı çekmeleriydi. Yahudi tarihçi M.
Kayserling şöyle der: "Yahudilerin İspanya'daki tarihleri sona erdiği
anda, Amerika'daki tarihleri başladı. Engizisyon, İber Yarımadasındaki
İbraniler'in sonu olurken, batı yarıküredeki kıtada onların başlangıcı
oldu."
Amerika'nın batılılar tarafından ilk sömürgeleştirilen
bölgeleri güney kısımlarıydı. Altın ve sömürülecek hammadde bulma
hırsıyla dolu Portekizliler ve İspanyollar tarafından başlatılan bu
soygun stratejisi nedeniyle kıtanın bu bölümü Latin Amerika adını
alacaktı. İşin ilginç tarafı, bu sömürgeci "Latin"lerin arasındaki
Yahudilerin dev bir role sahip olmasıydı. Encyclopaedia Judaica şöyle
yazıyor:
Amerikan toprağına ayak basan ilk Avrupalı, Kolomb
ile birlikte yola çıkmış olan bir Yahudi dönmesiydi: Luis de Torres.
Torres, Kolomb'la birlikte denize açılmadan bir gün önce vaftiz olup
Hıristiyanlığı kabul etmişti. Portekiz ve İspanyol marranoları (Yahudi
dönmeleri) yeni kıtanın potansiyelini hemen farkettiler. Bu yeni kıtaya
yerleşenlerin başında da onlar geliyordu. Bazıları Meksika'yı fetheden
Cortes ve onun askerleri olan 'conquistadores'lara eşlik etti...
...
Yeni Dünya'ya yerleşen marranolar oldukça etkin bir konuma geldiler.
Kıtanın Avrupa'yla olan ithalat-ihracat ilişkisini onlar kontrol
ediyordu. Kendi aralarında gizli bir dini örgütlenme kurdular. Ayrıca
Avrupa'daki dindaşlarıyla da yakın ilişki içindeydiler.
Altta dollarin üstünde ki masonik bir sembol:
Bu
arada, sürgünle birlikte, İspanyol Yahudileri "dünyanın dört bir
yanına" dağılırken, sürgünün planlayıcıları olan Kabalacılar'ın büyük
bölümü de, kendilerine yeni bir yer bulmuşlardı. Bu yeni merkez,
Vaadedilmiş Topraklar'da, Kudüs'ün kuzeyinde (bugünkü İsrail'in
kuzeydoğu ucunda) yer alan Safed kentiydi. Bir dağın tepesine kurulmuş
olan kent, Kabala'nın yeni yorumlarına ve "Mesih'i getirme" misyonunun
yeni teorilerine sahne oldu.
|