![]() |
Osmanlı Padişahlarının TuğralarıGönderildi: 4/2/2006 - 06:34 - Yorum YazTUğRA Osmanlı Padişahlarının isim ve lâkaplarını ihtiva eden alâmeti, imzası. Hükümdarın mühür ve imzası. Tuğra; padişahın nişan, alâmeti veya imzası olarak; ferman, berat ve paralarda kullanıldı. Önceleri; ahitnâme, menşur, nâme-i hümâyun, mülknâme, ferman, vakfiye, berat vb. üzerine ve ortaya yazılan tuğra, sonraları; para, defter ve kâğıtların başına bir hanedan arması halinde bayraklarda, pullarda ve resmi yapılarda da kullanıldı. Tuğra, vesikalarda; tevki-i hümâyun, nişan-ı hümâyun, nişan-ı şerif-i âlişan, misal-i meymun, alâmet-i şerife, tuğra-i garra diye de isimlendirilmiştir. Tuğra çekene; tuğrai, tevkii, nişancı, tuğrakeş ve tuğranüvis de denilirdi. Osmanlılar'da tuğra ilk defa Orhan Bey zamanında kullanılmıştır. Sultan Murat'tan itibaren tuğralara padişah isimleriyle birlikte padişah babalarının adları da yazılmaya başlandı. Çelebi Mehmet'ten sonra ise han sıfatı da tuğraya eklendi. II. Murat Han'dan itibaren "muzaffer daima", "el-muzaffer daima" tuğra metnine dahil edildi. Tuğraların sağ tarafına çiçek konulması veya mahlas yazılması sonradan âdet oldu. Tuğra, hat sanatının bir kolu halinde yüzyıllar boyunca usta hattatlar eliyle yazılarak, işlenerek gelişti, güzelleşti, mükemmelleşti. Hattat padişahlar tuğralarını bizzat kendileri sanatlı bir şekilde yazdılar. Kimi hattatlar; ayet, hadis metinlerini, güzel sözleri tuğra biçiminde yazdılar. Yine özellikle son yıllarda kişi ve kurum adları, talep üzerine hattatlar tarafından tuğra biçiminde yazıldı. Tuğralar ile "pençe" ler birbirine karıştırılmamalıdır. Pençe, vezir-i azamlarla eyaletlerdeki vezir, beylerbeyi ve sancakbeylerince resmi kâğıtlara imza yerine atılırdı. Üç tuğlu ve "beyzeli" pençeler tuğraya çok benzerler. Tuğra ile pençe arasındaki en önemli fark, pençelerin tek beyzeli olması ve genellikle belgenin yan tarafına ve yan olarak çekilmesidir. TUğRALARIN OKUNUŞU
Tuğra metni, genellikle aşağıdan yukarıya doğru okunacak şekilde düzenlenir. Genellikle tuğra sahibinin adı altta, babasının adı ise üstte yer alır. Bazı tuğralarda ise isimler iç içe girmiştir. TUğRANIN BÖLÜMLERİ
Tuğra yapı bakımından dört bölümdür: 1. Tuğranın metin kısmı: Padişahın ve babasının adları, şah, han, el-muzaffer kelimelerinin yer aldığı bölüm. Bu bölüme; kürsü, sere de denir. Önceleri dikdörtgene yakın şekli olan bu bölüm yuvarlaklaşarak son şeklini almıştır. 2. Beyze: (Bin) ile (Han) kelimelerinin (n) harflerinin kıvrılması ile meydana gelen ve iç içe yazılan iki kavis. Tuğranın sol tarafındadır. "Daima" kelimesi ise bu bölümün ortasındadır. 3. Tuğ veya Elif: Tuğranın yukarı doğru uzanmış mızrak şeklindeki üç elif. Bunlar her zaman elif olmayabilir. Bazen lam veya zı harfinin elifi de olabilirler. Bunların üzerine flema gibi çekilen kavislere zülüf veya zülfe denir. 4. Hançere veya Kol: Beyzelerin devamı olan ve el-muzaffer kelimesinin üzerinden geçen, tuğranın sağına doğru dengeli iki çizgi halinde uzanan kısımdır. (Kaynak: Osmanlı Padişahlarının Tuğraları, Rıfkı Kaymaz, Ankara 1999). |
![]() |