![]() |
Söyleşiler: Ebru Sanatçısı Salih Elhan ileGönderildi: 21/3/2006 - 06:47 - Yorum YazRıfkı Kaymaz Ebru sanatçısı SALİH ELHAN ile... Geleneksel süsleme sanatlarımız içerisinde önemli bir yeri olan ebru, geçmişten geleceğe usta sanatçılar eliyle taşınan bir süsleme sanatı. Salih Elhan, ebruya gönül vermiş usta bir sanatçı. Bir yandan birbirinden güzel ebru örnekleri ortaya koyarken, diğer yandan bu sanata ilgi duyan gençlere ebru dersleri de veriyor. -Sayın Elhan, ebru sanatıyla ilginiz ne zaman, nasıl başladı? -Ebru sanatına 1984 yılında başladım. Esas sahaflık mesleğim olan kitapçılık sırasında el yazması kitapların ciltlerinin yan kağıtlarında gördüğüm renkli kağıtlar beni bu renk cümbüşüne her gün biraz daha itti. İlk dersler, arama deneme yanlışlıkları içinde iki senemi aldı. Sonra merhum üstat ebrucu büyük insan Mustafa Düzgünman Beyefendi’nin Üsküdar'daki attar dükkanına beni kader attı. Onunla çok değil iki saat konuştum, ebru çalışmalarımı gösterdim. Fikir alışverişinde bulundum. O günden sonra bana hattat ve ebrucu Fuat Başar'dan ebru dersleri görmek bahtiyarlığı nasip oldu. Üç sene her cumartesi ve her İstanbul yolculuğu bu zât-ı muhteremin karşısında oldum. Ondan gördüğüm çalışmaları aynı akşam otobüse binerek sabah kendi atölyemdeki tekne başında devam ettirerek ebru yapmaya yavaş yavaş başladım. Fuat Başar; iyi bir insanın ötesinde, sevgi dolu, derviş yapılı, kültürlü, ebrunun fizikî yapısına inen ender bir ebrucu. Tekne başında; lale, sümbül, karanfil, battal ebrular yaparken, masa başında her ülkeden pek çok insana hat dersleri meşk etmekle gününü dolu dolu geçiren bir insan. -Geleneksel ebru sanatı hakkında bilgi verir misiniz? -Geleneksel Türk ebru sanatı, süsleme sanatının bir dalıdır. Bir baldır yemekle doyulmayan, yapmakla bıkılmayan. Türkistan'dan yurdumuza İpek Yolu ile girmiş yüzyılları eskite eskite kendini hayata sıkı sıkı tutmuş, tarihe Türk mermer kağıdı olarak geçmiş bir ata sanatıdır. Avrupalılar bu sanata kağıt üstündeki bulutumsu görünüşünü mermerdeki dumanlara benzettikleri için ''papier marble'', ''marbled paper''; Arap âlemi ise ''varak'l-î mucazza'' yani dumanlı kağıt olarak adlandırmışlardır. Ebrunun kesin tarihi bilinmemekle birlikte biz Gürcistan'dan Malik-i Deylemi tarafından açık ebru üzerine yazılmış talik bir murakkanın kenarındaki 1554 tarihini ebrunun tarihi olarak alıyoruz. Tabiî ki daha eski ebru örnekleri buluncaya kadar... Zaman diğer süsleme sanatlarının yanında kendine bir yer açmış, yazı kenarında pervaz bir icazetnamede bir hilyede, bir tezhip sanatında koltuk ebrusu bir yazma kitapta yan kağıdı ya da çarküşe cilt bir murakka yazıda zemin konumunda açık ebru olarak gördüğümüz ebru ve ebru çeşitleri zamanla çini, tekstil, farklı sektörlerde de kullanılmaya başlanmıştır. Boyunda bir kravat, masalarda örtü gibi geniş kullanım alanına yayılmıştır. Şimdi çerçeveler içinde paspartulanmış, camlaşmış duvarlarımızı süslemekte çeşitli örnekleriyle sergiler açılmaktadır. Ebru yapımında yağ ihtiva etmeyen toprak cinsi boyalar desteseng (el taşı) ile ezilip inceltilerek su ile karıştırılıp rengine göre ayrı ayrı kaplara koyulur. Bu kaplara (cam bardak) yağlı at kuyruğu kılından yapılmış fırçalar yerleştirilir, boyaların bu şekilde hazırlanmasından sonra ebru yapımına başlanır. Ebru teknesi denilen galvanizli saç veya tahtadan yapılmış dikdörtgen tekneye (boy 51, en 36, yükseklik 5 cm.) geven dikeninden elde edilen yapışkan zamk maddesi su ile ıslatılıp bir gece bekledikten sonra yoğrularak, bez torbadan süzülerek boya kıvamına getirilip tekneye boşaltılır. Ayrıca deniz kadayıfı, hilbe tohumu, salep ve ayva çekirdeklerinden de kitreler hazırlanabilir. Kitreli suyun yüzeyinde çökmeden yayılması ve birbirine karışmaması için sığır ödü ilave edilir. Kumlu ve kılçıklı ebru yapımında kalkan balığı ödü iyi netice verir. Kaplardaki boyalar fırça ile alındıktan sonra şahadet parmağının etli kısmına vurularak damlacıklar halinde kitre yüzeyine düşmesi sağlanır. Hiç müdahale yapılmadan kağıda alınan ebruya Tarz-ı Kadim battal ebru, bir ‘biz’ yardımı ile sağdan sola yukarıdan aşağıya keskin hareketler ile taranırsa gel-git ebru, merkezden dışa dıştan merkeze helezonik şekillerde olursa şal ebru diye adlandırılır. Gel-git ebrusu özel tarak ile şekillendirilirse taraklı ebru, cansız açık tonlarda kullanılırsa hafif ebru, kitrenin çok kullanılması sonucunda boyaların parçalanması meydana gelir ki, bu çeşit ebrulara da kumlu veya kılçıklı ebru denir. Boyaya bir-iki damla neft yağı karıştırılıp tekneye atılan ebruya da neftli ebru denir. Zamk-ı Arabi ile düz kağıda herhangi bir yazı veya şekil yapılarak ebru yapıldıktan sonra tekneye bırakılır ise çıkan ebruya yazılı ebru denir. Arap zamkının değdiği yerler boyayı kabul etmezler. Ayasofya Camii Hatibi Mehmet Efendi boya damlalarını birbiri üzerine damlatarak renkli halkalar oluşturmuş ve hareket vererek bunları şekillendirmiştir. Bu sanatçının ismini alan tarz ''Hatip Ebrusu'' olarak anılır. Üstat Necmeddin Okyay ise damlaları şekillendirmiş, laleler, menekşeler ve çeşitli çiçekler yapmış bu nedenle bu ebrulara çiçekli ebru veya üstadın adı kullanılarak Necmeddin Ebrusu denilmiştir. Üstat merhum Mustafa Düzgünman da çiçek çeşitlerine papatya yaparak katılmıştır. Son zamanlarda benim özel çalışmalarımda ağaç çeşitleri yapmam beğeni kazanmış ise de olur mu diyenler de çıkmıştır. -Ebru sanatına ilgiyi nasıl buluyorsunuz? Bu sanatın geleceğini nasıl görüyorsunuz? -Ebru, atölye çalışması isteyen, usta çırak usulü ile öğrenilen bir Türk sanatıdır. Onu korumak ve geliştirmek bizlerin elinde olsa da milletçe sahip olunması gereken gizemli ve özveri isteyen bir sanattır. Gençler ebruyu tv'lerde yahut sergilerde izlerken çok kolaymış, ben de yapabilir miyim diye soruyorlar. Yaşlılar biz bunu pirinç suyunda, makarna suyunda, tuzlu su üzerinde yağlı boya ile yapardık herhalde diye hep bana söylerler. Fiyatını soran kaçıyor, ebruyu çok pahalı buluyorlar, benim beş dakikada yaptığım ebruyu kendileri de yapacak gibi geliyor olsa gerek. Bu sevgiyle yazılmış, terle karışmış boyalar hiçbir zaman bu tekneden eksilmeyecek, her zaman gereken ilgiyi bulacaktır. Bugün Milli Eğitim Bakanlığı Hizmet İçi Eğitim Dairelerinde öğretmenlere 21 günlük ebru kursları veriliyor. Kültür Bakanlığı Eğitim Dairesi Başkanlığı Türkiye'nin her ilinde, her 10 kişiye kendi bünyelerinde ebru çalışmaları için hocalar yolluyor, yerel yönetim olan belediyelerin eğitim kültür dairelerinde bu ve benzeri el sanatları ilgiyle izleniyor, kurslar açtırılıyor. Eskiden kapalı kapılar arkasında yapılan ebru, bugün gün ışığına çıkmıştır. Gereken ilgiyi yakaladığına inanıyorum. -Salih Elhan -Ebru sanatçısı Salih Elhan 1937 yılında Kilis'te doğdu. 1957 yılında Ankara Gazi Lisesinden ayrılarak sahaflık mesleğine başladı. 1984 yılında ebru sanatı ile tanıştı. Fuat Başar başta olmak üzere birçok hocadan dersler aldı. Kağıda, kumaşa, tahtaya, cama, seramiğe, testi üzerine ebrular yaptı. 1996 yılından sonra ebru sanatında yeterli deneyime sahip olduktan sonra sahaflığın yanı sıra, Kültür Bakanlığı Eğitim Daire Başkanlığı, Milli Eğitim Hizmetiçi Daire Başkanlığı, S. Demirel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü ve Ankara Büyükşehir Belediyesi Eğitim Dairesi Başkanlığınca düzenlenen kurslarda ebru hocalığı yaptı. Eşi ve çocuklarıyla beraber yaklaşık 800 yerli ve yabancı öğrenciye ebru sanatını öğretti, onlara sertifika verdi. “Türk Ebrû Sanatı (1998)” adlı eseri bulunan; evli ve üç çocuk babası olan Elhan, altı kişisel sergi açtı. Devlet Türk Süsleme Sanatları Sergilerine katıldı. Pek çok karma sergide eserleri sergilendi. (Diyanet Avrupa Dergisi,Kasım 2003) |
![]() |