BU ŞEHİR
Erciyes’in eteklerinde
Temiz ve huzurlu hayatın süsüdür.
Tarihi tantanasını yaşarken Kayzer
Evvel emirde
Bu şehir
Mümin yüreklerin ülküsüdür.
Kayboldu Kaniş, kayboldu Karum
Kültepe harabesinde
Rızıklandı nice Ermeni, nice Rum
Altın ve gümüşün turabesinde
Şifa buldu insanlık yıllar yılı
Gevher Nesibe hatun hastanesinde
Bu şehrin insanları
Uyudular, uyandılar
Günde beş vakit ezan sesleriyle
Hacı Kılıç’tan, Hunat’tan, Han Camiinden
Maveraya kandılar
Allah’tan korktular hep
Hep kuldan utandılar
İlim ile ziynetlenip
Takva ile yıkandılar
Seyyidi Sırdan’ın Burhanında
Aşk ateşiyle yandılar
Erkilet güzeli bağlar bozarken
Gesi bağlarında dolananlar var
Hisarcık’a Hacılar’a yağan kar
Bu şehri sular
“Ali Dağı da derler dağların hası
Kucağına almış koca Talası”
Mimarsinan dehasıyla bahtiyar
Eğribucak bağlarında çocuklar
Kavrulmuş güneşten gölgelik arar
Serin ikindiler sığınmış kucağına
Kapalı çarşının
Asırları toz eden heybetiyle Kale
Saat kulesinde tik takları zamanın
Kalbi ile yarışıyor ak sakallı bir ihtiyarın
Simitin susamında lezzet
Bir yudum çayda hayat
Hiçbir şey bilmiyorsan hemşerim
Gel sende al sat
Ticaret bu tembelliğe inat
Bu şehirde yaşamak en güzel sanat
Çaman ekmek yimbeş doyana dek yi
Gıymalı mantıyı bulmak çok iyi
Aç açık yaşamaz garip bu yerde
Sucuk pastırmanın hali pek iyi
Yolları geniştir bu şehrin elleri geniş
Çalışkan olana bulunur çok iş
Seher vakti herkes işine koşar
Dirisi ölüsü huzurlu yaşar
Şehirler içinde birdir bu şehir
Sözün özü sanki şiir bu şehir.
(Berceste Dergisi, Mart 2006)
bercestedergisi.com |