Onları Allah Yoluna Davet Et

3/5/2008 - CENNET İLE CEHENNEM ARASINDAKİ DUVARDAN BAHSEDEN SÛRE



Elif- Lâm- Mîm- Sâd


Allah’ın ayetleri bunlardır ki onu sana vahyetmedeyiz.


Göklerde ve yerde ne varsa onundur. Allah'ın vâdi er, geç gerçekleşecektir. O, hesabı tez olandır.


Cennet ve cehennem arasında bir duvar vardır ki orada bulananlar cennet ile cehennem ehlini yüzlerinden tanırlar. Onlar, henüz cennete girememişlerdir fakat cennete girmeyi umanlardır.


Cennettekiler, cehennemdekilere; “Rabbimizin size vâd ettiğini gerçekleşmiş buldunuz mu? Diye sesleneceklerdir. Cehennemdekiler “Evet, Rabbimizin bize vâd ettiğini gerçekleşmiş bulduk” diye sesleneceklerdir. Cehennemdekiler de cennetttekilere “Siz Rabbimizin vaadini gerçekleşmiş buldunuz mu?”diyeceklerdir. Cennettekiler de “ evet, Biz Rabbimizin bize vâdettiğini gerçekleşmiş bulduk diye sesleneceklerdir.

Cehennemdekiler cennettekilere, “Bize biraz suyunuzdan versenize” diyeceklerdir. Cennettekiler onlara “bizim suyumuz size haram kılındı ve bize verilen her şey size haram kılındı” diye sesleneceklerdir..


Onlar Âyetlerimizi inkâr ederler ve peygamberleri alaya alırlardı. İnkârcıların sonucu işte budur. Onlar Allah’ı gereği gibi bilemediler.


Ayetlerimizi hiçe sayandan daha zalim kim vardır? Zalimler ise asla kurtuluşa erdirilmezler.


Yalnızca, O’ndan çekinin. Allah’tan af dileyin. O, kimin kendisinden çekinmede olduğunu bilir.


Âyetlerimiz kendilerine bildirildiğinde “Biz atalarımızın yolundan yürürüz” derler. Ya ataları doğruyu anlayamamış, doğruyu bulmamışlarsa ne olacak! Hiç düşünmezler mi?


İnanıp da iyi işler işleyenler cennetlere girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır. Firdevs cennetleri onlar içindir.

Kendilerine cennet meyveleri sunulduğunda “Bize verilen bu yiyecekler daha önce dünyada iken verilenlere ne kadar çok benziyor” diyeceklerdir. Orada kalın yeşil hırkalar, yeşil elbiseler giyerler. Altın ve gümüş bilezikler takınırlar. Altın işlemeli yeşil yastıklara yaslanırlar. Orada renk renk içitler sunulur onlara ve her diledikleri ellerinin altındadır. Melekler onlara “Selâm size, esenlikler size” derler. Ne güzel yurttur o. İşte en büyük kurtuluş ve ongunluk budur.


İnkar edenlerin kazandıklarının bir faydası olmayacaktır. Onların işleri boşa çevrilir. Zalimler asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. Cehenneme girdiklerinde üzerlerine sarı deveye benzeyen alevler atılır. Yiyecekleri zakkum kökü, baş içitleri kanlı irinli sudur. Ne kötü duraktır o. İşte biz suçluları böyle cezalandırırız.


Daha önce de peygamberler gönderildi. Onları yalanladılar ve helâk edildiler. Bak da gör yalanlayanların sonucu ne imiş? Allah’ın kudreti sonsuzdur. O birdir ve gücü her şeye yetendir.


Âd kavmine hûd'u; Semud kavmine de Hûd'un kardeşi Âd'ı gönderdik. Âd ve Semûd kavmi de peygamberleri yalanladı.


Semud kavmine peygamberleri “İşte ; şu gördüğünüz dişi deve Rabbin size bir işâretidir. ”Şu yemi, şu da içeceği suyudur. Sakın ona dokunmayın” dedi. Fakat dişi deveyi, ayaklarını keserek öldürdüler. (Talihsiz adam Kedar). Onlar, şiddetli esen rüzgârla helâk edildiler. Bir tek çığlık tek bir sayha onlara yetti. Evlerinde boylu boyunca yüzükoyun yere kapanık bir halde ölü bulundular. Sanki daha önce hiç yaşamamış gibi oldular.


Bak da gör; Nasılmış âzâbım ve korkutuşlarım? Suçluların cezası işte budur. Halâ ibret almazlar mı?


Semûd kavmi kayaları yontup evler yapıyorlardı. (Medyen halkı ve Tubba kavmi de yalanladı).


İşte bunlar daha öncekilere ait haberlerdir ki sana bildirmedeyiz.


Allah, Âdem ile(eşi) Havva'ya “Cennette oturun. Dilediğiniz gibi yiyin, için. Yalnız şu ağaca (elma ağacına) dokunmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz” dedi. Şeytan yılan şeklinde yaklaşarak onları kandırdı ve ayaklarını oradan kaydırdı. Kendilerine yasaklanan o meyveyi yediklerinde daha önce kendiliğinden örtülü olan avret yerleri açılıverdi. Oralarını cennet yapraklarıyla örtmeye koyuldular.


Allah'tan sakının. Çünkü O'nun azabı en şiddetlidir.


Şeytan sizin apaçık düşmanınızdır.

Ancak Allah'tan korkun. O, kendisinden korkanlarla beraberdir. İnkarcıların zararı ise ancak kendilerinedir. Onlar ancak kendilerine zulmederler.
* Ey Adem oğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattık.* (Takvâ *Allah'a karşı gelmekten sakınma* elbiseniz olsun. Bu sizin için hayırlıdır.) Bunlar Allah'ın âyetleridir ki onu sana vahyetmedeyiz. Halâ ders almazlar mı?
(Ey Âdem oğulları! Şeytan, sizi kötülüğe teşvik eder ve anne-babanızı, avret yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sakın sizi de aldatmasın. Çünkü o ve yandaşları, sizin onları göremediğiniz bir yerden sizi görürler.)
Allah'tan korkun ki kurtuluşa erin.
Onlara “Haydi gelin! Siz de Allah'a inanın ve onun bildirdiklerine uyun denildiğinde 'Biz atalarımızın yolundan yürürüz' derler. Ya ataları doğruyu anlayamamış, doğruyu bulmamışlarsa ne olacak hiç düşünmezler mi?

Allah'ın azabını ne kulakları, ne gözleri ve ne de gönülleri giderebilir. İşte biz suçluları işte böyle cezalandırırız.


*Onlar bir kötülük yaptıkları zaman: "Babalarımızı bu yolda bulduk. Allah da bize bunu emretti" derler. De ki: Allah kötülüğü emretmez. Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?*

Allah'a iftira atandan daha zalim kim vardır? Zâlimler ise asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. Allah kimseye zerre kadar zulmetmez. Onlar, ancak kendilerine zulmederler.
Allah'tan af dileyin. Yalvarın, yakarın.
(Namaz kılacağınız zaman, güzel ve temiz,süslü elbisenizi giyinin.)
* De ki: Allah'ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldı? De ki: Onlar, dünya hayatında, özellikle de kıyamet gününde müminlerindir. *
İşte iyice anlamanız için Allah ayetlerini böyle bildirmededir.
*De ki: Rabbim ancak açık ve gizli işlenen kötü, şer işleri, çizdiği sınırı aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi, Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır. *
*Ey Adem oğulları! Size kendi içinizden âyetlerimi anlatacak peygamberler gelir de kim (onlara karşı gelmekten) sakınır ve kendini ıslah ederse, kurtuluş onlaradır. *
O gün inananlar için ne korku olacaktır ne de kaygı, onlar hiç üzülmeyeceklerdir.*
Ayetlerimizi yalanlayanlar ise cehenneme girecekler ve orada ebedî olarak kalacaklardır.
Allah'a iftira atandan daha zalim kim vardır?
Rabbin 'Cehennemi cinler ve insanlarla dolduracağım sözü gerçekleşecektir.
*Âyetlerimizi yalanlayıp da onlara karşı kibirlenmek isteyenler var ya, işte onlara gök kapıları açılmaz *ve (Onlar deve iğne deliğinden geçmedikçe cennete giremezler.) İşte suçluları biz böyle cezalandırırız!
Oradan kurtulmayı dileseler dahi asla kurtarılmazlar. ( Altlarında ateşten bir döşek, üstlerinde de ateşten örtüler vardır). İşte zalimlerin sonucu budur.
İnanıp da iyi işler işleyenlere gelince onlar için cennetler vardır. Her diledikleri ellerinin altındadır. Ne güzel yerdir orası.
De ki: Bende delilikten eser yoktur.

Âyetlerimizden yüz çevirenler gafildirler. Onların kulakları gözleri ve gönülleri mühürlüdür.

Allah'ın ayetleri kendilerine bildirildiğinde hemen inkâra yeltenirler. Onlar aldanış içindeler ve büyük yanılgıdalar.


Eğer inansalardı bu haklarında daha hayırlı olurdu. Fakat çoğu yine de bunu bilmezler.


*O (peygamberlerin gönderildiği) beldelerin halkı inansalar ve (günahtan sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereket kapıları açardık, fakat yalanladılar, biz yaptıkları şer işleri yüzünden onları yakalayıverdik.*

Allah'ın azabının aniden üzerinize gelip çatmayacağından emin mi bulunuyorsunuz? * o beldelerin halkı geceleyin uyurlarken ya da kuşluk vakti eğlenirlerken kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden emin mi bulundular?
Biz nice zalim kavmi helâk ettik.
(Musa ben müslümanların ilkiyim dedi. Ona, tayin ettiğimiz vakitte Tur Dağı'na gelmesi için kırk gece mühlet verdik. Musa, kardeşi Harun'a dedi ki: Kavmimin içinde benim yerime geç, onları ıslah et, bozguncuların yoluna uyma. )
(Musa'nın hemen ardından mücevherlerle süslü altından buzağı heykeli yaptılar ve ona taptılar. Üstelik böğürüyordu da.)
(Musa, kızgın ve üzgün bir halde kavmine dönünce: "Benden sonra ardımdan ne kötü iş yapmışsınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi. Tevrat levhalarını yere attı ve kardeşi Harun'un sakalını tutup kendine doğru çekti. Kardeşi: "Ey annemin oğlu!” dedi. Bu kavim beni dinlemedi, neredeyse beni öldüreceklerdi. Sen de düşmanları bana güldürme ve beni bu zalim kavimle bir tutma!" dedi.)
(Musa'nın öfkesi dinince levhaları yerden aldı ve Ey Rabbim, beni ve kardeşimi bağışla, dedi.)
(Onları deprem yakalayınca Musa dedi ki: "Ey Rabbim! Dileseydin onları da beni de helâk ederdin. İçimizden birtakım beyinsizlerin yüzünden hepimizi helâk mı edeceksin? Bu iş, senin imtihanından başka bir şey değildir. Bizi bağışla ve bize merhamet et).
Allah'ı bırakıp da başka birini kendinize hakem mi sandınız? O, herkesin ne yaptığını gayet iyi bilir.
Yalnızca Allah'a tapın. Çünkü O, azabı en şiddetli olandır.


Kalıcı Link

3/5/2008 - HAYVANLARDAN BAHİS GEÇEN SURE


Elif – Lâm – Râ


Her şeyi idare eden yalnızca Allah'tır. O, her şeyi en iyi bilendir. Arılara vahyettik. Bal yapması için.

Hayvanlarda sizin için nice ibretler vardır. Halâ ders almazlar mı?

Allah, her çeşit yaratmayı bilendir.


Kan ile gaita arasındaki tertemiz sütü içersiniz. Sizin için hayvanlarda da nice ibretler vardır. Halâ ders almazlar mı?


Her kim bir iyilik işlerse kendi aleyhinedir, faydası kendinedir. Her kim bir kötülük işlerse kendi aleyhinedir, zararı kendinedir.


Onlar; ayetlerimizden şüphe içindeler ve büyük yanılgıdalar. Eğer inansalardı, bu haklarında hayırlı olurdu. İmanları kökleşirdi.


Kıyamet ansızın başınıza gelecektir. O gün ne annenin evladına ne evladın anne babasına bir faydası dokunmayacaktır. O gün dağlar atılmış pamuğa döner. Gök yağ gibi eriyip gül gibi kızarır. Hâmile kadınlar çocuğunu düşürür, çocukların bile saçları ağarır. O günü yalanlayanların vay hallerine.


Dünya bir metâdır. Oyun ve oyalanmadan ibârettir. Âkıbetleriniz neymiş yakında görecek ve bileceksiniz. Âzabımız neymiş yakında iyice anlayacaksınız.


Allah'ın izni olmadan bir yaprak bile kımıldamaz. Toprağın derinliklerindeki bir tohumun yaş mı kuru mu olduğunu O bilir. Hiçbir dişi Allah'ın bilgisi olmadan gebe kalmaz.

O, her şeyi en iyi bilen'dir.


Gemileri yürüten Allah'tır. Ağaçlar kalem, denizler mürekkep olsa onlar tükenir, Rabbin sözleri tükenmezdi.


Allah iki denizi salıvermiştir. Biri acı diğeri tatlı sudur. Aralarında onları birbirinden ayıran ince bir çizgi vardır. Asla birbirlerine karışmazlar. O, gücü her şeye yetendir.


De ki: Bekleyin bakalım. Biz de beklemedeyiz.


Bu Kur'an şeytan işi değil Rabbin sözüdür. Şeytanlar vahiy almaktan ve vermekten azledilmişlerdir.


İnanan ve iyi işler işleyenler cennetlere girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır ve her diledikleri ellerinin altında olacaktır. İnkar eden ve şer, kötü işler işleyenler ise cehenneme girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır. Yiyecekleri zakkum kökü, baş içitleri kanlı irinli sudur. Oradan kurtulmayı dileseler dahi asla kurtarılmazlar. Onlara orada sadece “Tadın bakalım acı azabımızı” denilecektir. Bu Rabbin sözüdür. O, vâdinden asla dönmez. Rabbiniz Allah işte budur. O, her şeyi en iyi işiten ve bilen'dir.


Allah iyilik eden ve iyi davrananları sever. O, iyi ve temiz kişileri korur ve sever.


Her şey Allah’ın dilemesi ve takdirî iledir. Bunlar Allah’ın âyetleridir ki sana bildirmedeyiz.


Ancak Allah’tan korkun. O, Karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa bilir.


Kıyamet saati mutlaka gelecektir. O gün sûr’a üfürülür. Dağlar atılmış pamuğa benzer. Gök yağ gibi eriyip, gül gibi kızarır. Kıyametin dehşetinden hamile kadınlar çocuğunu düşürür. Çocukların bile saçları ağarır.


O gün herkes kendi derdi ile ilgilenir. İkinci sûr’a üflenince gözleri yerde, üzerlerine zillet çökmüş olarak kabirlerinden kalkarlar. “Biz dünyada ne kadar kaldık” diye birbirlerine sorarlar. Kimi bir gün, kimisi bir günden de az, kimileri de birkaç saatten fazla asla dünyada kalmadıklarına dair” birbirlerine yemin ederler.


İyice anlaşılsın diye âyetlerimizi böylece bildirmedeyiz.


Allah’ın ayetlerini değersiz şeylerle değişmeyin. O’na içten inanın. Çünkü Allah’ın azabı en şiddetlidir. Hala ibret almazlar mı?


Allah riyâkârların cezasını verecektir. Allah'a içten inanın ve O'nun bildirdiklerine uyun.


İbrahim oğluna “ Ey oğulcuğum” dedi “seni rüyamda kestiğimi gördüm sen buna ne dersin?” Oğlu “Babacığım“ dedi. “Sana emredileni yap, beni sabredenlerden bulursun”


İkisi de Allah’ın emrine uydular. İbrahim oğlunu yere yatırdı fakat bıçak onu kesmedi.


Allah “Ey İbrahim” dedi. “Rüyanı gerçekleştirdin”.Ona oğlu yerine gökten iri bir koç indirdik.


İbrahim çok ağlar ve dua ederdi. Yumuşak huylu idi.


Dört ayaklı hayvanlardan koyun, keçi, sığır, deve cinsinden hayvanların eti size helâl kılındı.


Allah Âdem'i pişmiş balçıktan yarattı ve ona ruhundan üfledi. Âdem'in bel kemiğinin birinden Havva'yı yarattı. Hepiniz tek bir candan türediniz. Her şey Allah'ın yaratması ve takdiriyledir. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur.


Daha önce de peygamberler gönderildi. Onları alaya aldılar. İnkarcılar için çok acı bir azap vardır. Onlar alay ettiklerinin cezasını göreceklerdir. Onlar kendilerine ne bir fayda ve ne de bir zararı dokunan uydurma şeylere taptılar.


Allah'a ve onun ayetlerine inanıp da iyi işler işleyenler için cennetler vardır. Orada her diledikleri ellerinin altındadır.


İnkar eden ve kötü, şer işler işleyenler cehenneme girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır. Baş yiyecekleri zakkum kökü ve kanlı irinli sudur.


Allah’ın izni olmadan bir yaprak bile kımıldamaz. Gemiler O’nun izni ile yürür.


Hiçbir dişi Allah’ın bilgisi olmadan gebe kalmaz. O, her şeyi en iyi bilendir.

Her kim zerre kadar bir iyilik işlerse karşılığını görür. Faydası kendinedir. Her kim zerre kadar bir kötülük, şer işlerse karşılığını görür, zararı kendinedir. O, işlediklerinizden haberi olandır.


Her şey Allah'ın dilemesi ve takdiriyledir .O, iradesi ile hükmeder.


İşler dönüp Allah’a varır.


Allah kimseye hardal tozu kadar bile zulmetmez. Zalimlerin zararı ise ancak kendilerinedir. Onlar ancak kendilerine zulmederler. Çünkü Allah, azabı en şiddetli olandır.


Kıyamet ansızın başınıza gelecektir. O gün uzuvları aleyhlerinde tanıklık edecektir. Herkese işlediklerinin karşılığının aynısı verilecektir. Allah hesabı tez görendir.


O, kendisinden korkanlarla beraberdir. Allah, kimin çekinmede olduğunu gayet iyi bilir. O, işlediklerinizden asla gafil değildir.


Onlar Allah’ı kandırdıklarını sanırlar. Oysa kendilerini kandırırlar da farkına varamazlar.

İçimizden gele gele ona mı vahiy geldi derler. De ki: Allah; kime peygamberlik vereceğini gayet iyi bilir.


Kur'anı duydukları vakit 'Bize gökten bir melek inseydi ya derler. Melek de indirsek iş belliydi. Onlar yine inanmazlardı. Kalpleri ne kadar da birbirine benzedi. Âyetlerimizden yüz çevirenler gâfillerin ta kendileridirler. Onlar kör, sağır ve dilsizdirler.


Dünya bir metâdır. Oyun ve oyalanmadan ibarettir.


Kim ki inanır sabreder ve secde ederse işte en büyük ongunluk ve kurtuluş budur. Cennetler o kişiler içindir ve onlar orada ebedi olarak kalacaklardır. Allah her şeye gücü yetendir.


Âyetlerimizden yüz çevirenlere gelince onlar için çok acı bir azap vardır. İşte o kişiler gafildirler. İnkârcıların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü duraktır orası.


Allah vâdinden asla dönmez. O, hesabı tez görür. Allah gizlediklerinizi de bilir açığa vurduklarınızı da.

Onlar ise ayetlerimizden yüz çevirirler. İşte o kişiler kör, sağır ve dilsizdirler. Onların kulakları, gözleri ve kalpleri mühürlüdür.


Âyetlerimizi yalan sayanlara gelince işte o kişiler için cehennem vardır. Ne kötü yerdir orası.


Allah'ın azabının aniden üzerinize gelip çatmayacağından emin mi bulunuyorsunuz?


De ki: Bekleyin bakalım. Biz de beklemedeyiz. Âkıbetleriniz neymiş yakında görecek ve bileceksiniz. Kimmiş yalancı yakında iyice anlayacaksınız.


Daha önce de peygamberler gönderildi. Onları yalanladılar ve helak edildiler. Tek bir sayha bir tek çığlık onlara yetti. İşte biz suçluları böyle cezalandırırız. Bu her şeyi en iyi bilen'in takdirî iledir.


De ki: Benim görevim ancak bildirmedir.


Her kim inanır, sabreder ve secde ederse işte en büyük ongunluk ve kurtuluş budur. Onlar için ne korku vardır ne de kaygı.


Her can ölümü tadacaktır. (ölüm halinde azaları birbirlerine selâm vererek veda ederler).


(kim cahillikle bir günah işler de bir daha günaha dönmemek üzere tövbe eder, durumunu düzeltirse elbette Rabbin aziz ve yargılayıcıdır).


Riyakarlar , suçlarının cezasını çekeceklerdir. Zalimler ise asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir.


Allah her şeyden haberdardır. Karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa O, bilir.


Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. (Allah, dilemedikçe, siz dileyemezsiniz).


Kim bir iyilik yaparsa onun karşılığı verilecektir, faydası kendinedir. Her kim de bir kötülük, şer işlerse onun karşılığı verilecektir, zararı kendinedir. Gerçek işte bunlardır.


Sana vahyolunana uy.


(Cahillerden yüz çevir). ( Rabbinin rahmetini yoksa onlar mı paylaştırıyorlar? Verilen nimetler konusunda sizi denemek için kimini kimine üstün kıldık. Rabbinin katındaki ise onların biriktirdiklerinden daha hayırlıdır. O'na şükredin. Sen mi duyuracaksın, sağırlara, körlere ve açık bir sapıklıkta olanlara!)


( Her kim ona (Allah'ın elçisine) dünyada ve ahirette yardım edilmeyeceğini zannediyorsa, tavana bir ip çeksin, sonra kendini assın da bir baksın; bu, öfkelendiği şeyi giderecek mi? Allah'a ve resûlüne âsi olanların cezasının ellerinin ayaklarının çaprazlama kesilmesi değil midir?)

(sen doğru bir yol üzerindesin).


(İnkâr edenler için katrandan elbiseler biçilmiştir. Başlarının üstünden de kaynar su dökülür. Burunları damgalanır).


(Siz ey yalanlayan sapıklar! Muhakkak kaynar su içeceksiniz. Susamış devenin içişi gibi içtikçe içeceksiniz. Ve muhakkak zakkum ağacının meyvesinden yiyeceksiniz. Onunla karınları dolacak, bağırsakları parçalanacak).


(Allah'ı bırakıp da taptıkları şeyler, bir sinek dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey kapsa, bunu dahi ondan kurtaramazlar. Dileyen de âciz, dilenen de).


Her şeyi yaratan yalnızca Allah'tır. Ancak O'na tapın.


Kim ki inanır, sabreder ve secde ederse işte en büyük ongunluk ve kurtuluş budur. Cennetler o kişileredir.


Onlardır ki, yanlarında Allah adı anıldığında kalpleri titrer.


(Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanların üzerine Onun adını ansınlar. Sonra onlardan hem siz yiyin, hem de yoksullara yedirin. Onların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır. Fakat onlar Allah'ın rızasına ulaşmak için böyle yaparlar.)


Bütün işler Allah'a varır. Ancak Benden korkun. Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. O, kalplerde olanı bilir.
İyice düşünüp anlamanız için âyetlerimizi böylece bildirmedeyiz.


Allah, karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa bilir. O'nun gücü her şeye yeter.

(Onlara gökleri ve yeri kim yarattı diye sorsan elbette Allah derler. O halde niçin inanmıyorsunuz?)

Allah, gizlediklerinizi de bilir açığa vurduklarınızı da.

( tâğûtun izini sürmeyin).


(Eğer Allah hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde iki ayağıyla yürür hiçbir canlı bırakmazdı.) (Ecelleri geldiği zaman ne bir an geri bırakılır, ne de öne geçebilirler.)

(de ki: Ben gaybın anahtarları benim elimdedir demiyorum. Arşın hazineleri benim yanımdadır da demiyorum.)


Benim görevim ancak bildirmeden ibarettir.

( Gökyüzünde uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları gökte ancak Allah tutar. Şüphesiz bunda inananlar için ibretler vardır.)
( Kur'an okuyacağın zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.)


Allah'ın âyetlerini hiçe sayandan daha zalim kim vardır?


Âyetlerimizden yüz çevirenlere gelince; İşte o kişiler gafillerin ta kendileridir. Onların kulakları gözleri ve kalpleri mühürlüdür.


(cahillik sebebiyle günah işleyen, sonra bunun ardından bir daha o günaha dönmemek üzere tövbe eden ve durumunu düzeltenler umulur ki affedilirler).


Allah her hâlinizi görür ve bilir. Hiçbir şey O'ndan saklı gizli kalmaz.


İnkar edenlerin zararı ancak kendilerinedir. Onlar akıbetleri neymiş yakında görecek ve bileceklerdir. Kimmiş yalancı yakında iyice bilip anlayacaklardır.


Onları Allah yoluna davet et.


Sizin için cana can, göze göz, dişe diş kısas hakkı vardır.


(Eğer ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle cezalandırın. Eğer sabrederseniz, bu sizin için daha hayırlıdır) (Allah hâkimlerin hâkimi değil midir?)


Allah'tan sakının. Çünkü O, her şeyden haberdardır ve azabı en şiddetli olandır.


Allah'a iftira atandan daha zalim kim vardır? Zalimler ise asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir.


(De ki: Rabbim'e isyan edersem o büyük bir günün azabından korkarım.)


(Onlara Allah'a ortak koştuğunuz şeyler nerede?diye soracağız).
* O gün onların, "Rabbimiz biz ortak koşanlardan değiliz!" demekten gayri bir mazeretleri olmaz. Bile bile yalan söylüyorlardı ve iftiraları ortadan kaybolup gider. *
( Onlar inanmazlar acı azabı tatmadıkça)
Âyetlerimiz kendilerine bildirildiğinde “Bu, bize anlatılanlar, daha öncekilere anlatılan eski masallardan ibarettir” derler. Onlar kör, sağır ve dilsizdirler. Gerçeği görseler yine de inanmazlar.
Onlar kendilerine ne bir fayda ve ne de bir zararı dokunan şeylere taptılar.
Zâlimlerin zararı ise ancak, kendilerinedir.
Cehenneme girdiklerinde “Rabbimiz!” diyeceklerdir.”Ne olur tekrar dünyaya dönelim de doğru yolu bulalım”. Fakat onların bu dilekleri asla kabul edilmeyecektir. Orada derileri yanıp eridikçe yeniden deri bitirilir. Baş içitleri kanlı irinli sudur.
*Rablerinin huzurunda durdukları zamanki hallerini bir görsen! Onlara Nasıl şu gördüğünüz size vadedilen (yeniden dirilme olayı ve cehennem), hak değil miymiş? denilecektir. Onlar da "Rabbimize andolsun ki evet!" diyeceklerdir.* Onlara orada sadece “Tadın bakalım acı azabımızı denilir.
( onlar, günahlarını sırtlarına yüklenerek " Vah bize, yazık bize!" diyeceklerdir.)
Oradan kurtulmayı dileseler dahi asla kurtarılmazlar. (Orada ne ölür ne de dirilirler).
Onlar Allah'ı gereği gibi bilemediler.
Dünya bir metâdır. Oyun ve oyalanmadan ibarettir. (Allah'tan korkanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır.) Hâla akletmezler mi?
Allah sözlerinde değişme olmaz. O, vadinden asla dönmez. Allah göklerin ve yerin melekûtudur.
Her şeyi idare eden yalnızca Allah'tır. O'ndan çekinin. Ancak Allah'a tapın.
(Yeryüzünde yürüyen hayvanlar ile iki kanadıyla uçan kuşlar sizin gibi birer topluluklardır. Biz sarih Kitapta her şeyi açıkladık. Her şey dönüp Allah'a varacaktır).
Ayetlerimizi yalanlayanlar kör, sağır ve dilsizdirler. Onlar için çok acı bir azap vardır.
Allah, bir şeyi dilediği vakit onun işi sadece ol demekten ibarettir. O da hemen oluverir.
Ne güç gündür o gün kıyamet. O gün uzuvları aleyhlerinde tanıklık edecektir. İnananlar için ise ne korku olacaktır ne de tasa. Onlar hiç üzülmeyeceklerdir. Size Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.
Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar için çok acı bir azap olacaktır.
Allah hesabı tez olandır.
*Rablerinin rızasını dileyerek sabah akşam O'na yalvaranları kovma! Onların kazancından sana bir sorumluluk; senin kazancından da onlara bir sorumluluk olmaz ki onları kovup ta zalimlerden olasın! *
Her kim zerre kadar bir iyilik işlerse faydası kendinedir. Her kim de zerre kadar bir kötülük, şer işlerse zararı kendinedir. Zâlimlerin işleri ise boşa çevrilir. Onların kazançlarının bir faydası olmayacaktır.
Allah her hâlinizden haberi olandır.
*"Aramızdan Allah'ın kendilerine lütuf ve ihsanda bulunduğu kimseler de bunlar mı?" demeleri için onların bir kısmını bir kısmı ile işte böyle deneriz.*
* Ayetlerimize inananlar sana geldiğinde onlara de ki: Selâm size! Rabbiniz merhamet etmeyi kendisine yazdı. Her kim, bilmeyerek bir kötülük yapar, sonra ardından tövbe edip de durumunu düzeltirse, bilsin ki Allah çok bağışlayan ve acıyandır.*
Allah iyi ve temiz kişileri korur ve sever.
(Allah buyurdu ki kötü kimselerin duasını kabul etmem).
Suçlular cezalarını çekeceklerdir. İyice anlayasınız diye âyetlerimizi böylece açıklamadayız*.
* De ki: Allah'ın dışında taptığınız şeylere tapmak bana yasak edildi. De ki: Ben sizin arzularınıza uymam, aksi halde doğru yoldan sapmış kimselerden olurum. *
*(Bize tehdit olunanı başımıza getir de görelim derler). *De ki: Ben Rabbimden gelen açıkça bir delile (Kur'an'a) dayanıyorum. Onu yalanladınız. Size tehdit olunan azap benim yanımda değildir.*
Allah'ın azabı er, geç gerçekleşir. Kıyamet ansızın başınıza gelecektir. O, göz açıp kapamadan da kısa süre içinde gerçekleşir. O gün hüküm yalnızca Allah'ındır. Gerçek işte budur.
(Eğer aralarında acele hüküm verecek olsaydık, yeryüzünde iki ayağıyla yürür tek bir mahluk kalmazdı.)
Allah herkesin ne yaptığını gayet iyi bilir. O, hesabı tez görür.
Âzabımızın aniden üzerinize gelip çatmayacağından emin mi bulunuyorsunuz?
*De ki: "Allah'ın size üstünüzden veya ayaklarınızın altından bir azap göndermeye ya da birbirinize düşürüp kiminize kiminizin hıncını tattırmaya gücü yeter. (Bir kısmınızı bir kısmınızla def etmeseydik yeryüzü fesada uğrar, fesada boğulurdu).
İşte iyice anlamanız için ayetlerimizi böyle açıklamadayız.
*Kur'an hak olduğu halde kavmin onu yalanladı. De ki: Ben size vekil (kefil) değilim. *
Onlar akıbetleri neymiş yakında görecek ve bileceklerdir. Kimmiş yalancı yakında iyice anlayacaklardır. Göreceklerdir Allah'ın azabının korkunçluğunu.
*Ayetlerimiz hakkında ileri geri konuşmaya dalanları gördüğünde, onlar başka bir söze geçinceye kadar onlardan uzak dur. Eğer şeytan sana unutturursa, hatırladıktan sonra artık o zalimler topluluğu ile oturma. Allah'tan korkanlara inanmayanların hesabından herhangi bir sorumluluk yoktur. Fakat belki korunurlar diye hatırlatmak gerekir.*
*Dinlerini bir oyuncak ve bir eğlence edinen ve dünya hayatının aldattığı kimseleri (bir tarafa) bırak! Kazandıkları sebebiyle hiçbir nefsin felâkete dûçar olmaması için Kur'an ile nasihat et. O nefis için Allah'tan başka ne dost vardır, ne de bir yardımcı. O gün, bütün varını fidye olarak verse, yine de ondan kabul edilmez. Onlar kazandıkları (günahlar) yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. İnkârcılar kaynar su içecekler ve onlar için çok acı bir azap vardır. *(Altlarında ateşten döşek, üstlerinde ateşten örtüler vardır.)
*De ki: Allah'ı bırakıp da bize ne bir fayda ve ne de bir zararı dokunan şeylere mi tapalım? Allah bizi doğru yola ilettikten sonra şeytanların saptırıp şaşkın olarak çöle düşürmek istedikleri, arkadaşlarının ise: "Bize gel! " diye doğru yola çağırdıkları şaşkın kimse gibi gerisin geri (inkârcılığa) mı döndürüleceğiz? *
Onları Allah yoluna çağır. Gerçek, Allah'tan gelir. Doğru yol işte budur.
Allah'ı bırakıp da başka birini kendinize hakem mi sandınız. Kıyamet günü Allah aranızda adaletle hükmedecektir. O gün hüküm yalnızca Allah'ındır.
Her şey Allah'ın yaratması ve dilemesi ile gerçekleşir. Hüküm yalnızca O'nundur.
Namaz kılın, zekat verin.
Sûr'a üflendiği gün hükümranlık yalnızca O'nundur. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur.
Allah dilediğini gerçekleştirir. O, vadinden asla dönnez.
O, gizlediklerinizi de bilir, açığa vurduklarınızı da.
İbrahim, babası Âzer'e: 'Baba' dedi. 'Niçin putlara tapıyorsun?' Babası onu dinlemedi.
*Böylece biz, kesin iman edenlerden olması için İbrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk.*
(Gecenin karanlığı onu kaplayınca bir yıldız gördü, Rabbim budur, dedi. Yıldız batınca, batanları sevmem, dedi. )
(Ay gördüğünde, Rabbim budur, dedi. O da batınca, Rabbim bana doğru yolu göstermezse elbette yoldan sapan topluluklardan olurum, dedi.)
(Güneşi doğarken görünce de, Rabbim budur, zira bu daha büyük, dedi. O da batınca, dedi ki: Ey kavmim! Ben sizin (Allah'a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.)
(Ben, yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah'a çevirdim ve O'na ortak koşanlardan değilim. )
* Kavmi onunla tartışmaya girişti. Onlara dedi ki: Beni doğru yola iletmişken, Allah hakkında benimle tartışıyor musunuz? Ben sizin O'na ortak koştuğunuz şeylerden korkmam. Ancak, Rabbim'in bir şey dilemesi hariç. Ve Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hâla ibret almıyor musunuz?*
* Siz, Allah'ın size haklarında hiçbir hüküm indirmediği şeyleri O'na ortak koşmaktan korkmazken, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden nasıl korkarım! Şimdi biliyorsanız (söyleyin), iki guruptan hangisi güvende olmaya daha lâyıktır?" *
*İnanıp da imanlarına herhangi bir haksızlık bulaştırmayanlar var ya, işte güven onlarındır ve onlar doğru yolu bulanlardır. *
* İşte bu, kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz delillerimizdir. Biz dilediğimiz kimselerin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz ki senin Rabbin hikmet sahibidir ve her şeyi en iyi bilendir.
* Biz O'na İshak ve (İshak'ın oğlu) Yakub'u da armağan ettik; hepsini de doğru yola ilettik. Daha önce de Nuh'u ve O'nun soyundan Davud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u doğru yola iletmiştik; Biz iyi davrananları işte böyle mükâfatlandırırız. *
*Onların babalarından, çocuklarından ve kardeşlerinden bazılarını da seçkin kıldık ve doğru yola ilettik. *
*İşte bu, Allah'ın hidayetidir, kullarından dilediğini ona iletir. Eğer onlar da Allah'a ortak koşsalardı işleri boşa çevrilirdi.*
* Onlar, kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Eğer onlar (kâfirler) bunları inkâr ederse şüphesiz yerlerine bunları inkâr etmeyecek bir toplum getiririz. *
*İşte o peygamberler Allah'ın doğru yola ilettiği kimdelerdir. Sen de onların yoluna uy. *
De ki: Benim görevim bildirmeden ibarettir. Bildirmeme karşılık sizden bir ücret istemiyorum. (Bu Kur'an) âlemler için ancak bir öğüttür.)
Onlar Allah'ı gereği gibi bilemediler.*(Yahudiler), "Allah hiçbir beşere bir şey indirmedi" dediler. De ki: Öyle ise Musa'nın insanlara bir nûr ve hidayet olarak getirdiği Kitab'ı kim indirdi? Siz onu kâğıtlara yazıp (istediğinizi) açıklıyor, çoğunu da gizliyorsunuz. Sizin de atalarınızın da bilemediği şeyler (Kur'an'da) size öğretilmiştir. (Resûlüm) sen "Allah" de, sonra onları bırak, daldıkları bataklıkta oynayadursunlar! *
Allah'tan sakının.
Onlar o kimselerdir ki Allah'a ve O'nun ayetlerine inanırlar, namaz kılarlar, yoksullara yardım ederler. Cennet onlaradır.
Onlar o kimselerdir ki Âyetlerimizi inkâr ederler. Cehennem onlaradır.
Allah hakkında yalan uydurandan daha zalim kim vardır?
*Veya kendisine hiçbir şey vahyedilmemişken "Bana da vahyolundu" diyenden ve "Ben de Allah'ın indirdiği âyetlerin benzerini indireceğim" diyenden daha zalim kim vardır! O zalimler, ölümün (boğucu) dalgaları içinde, melekler de pençelerini uzatmış, onlara: "Haydi canlarınızı kurtarın! Allah'a karşı gerçek olmayanı söylemenizden ve O'nun âyetlerine karşı kibirlilik taslamış olmanız sebebiyle, bugün alçaklık azabı ile cezalandırılacaksınız!" derken onların halini bir görsen! *
(Şüphesiz Allah, tohumu ve çekirdeği yarıp bitkileri yeşertir,)* ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkarandır. *
Her şey Allah'ın dilemesi ve takdiriyledir. Karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa O, bilir. Rabbiniz Allah işte budur. O'nun gücü her şeye yeter.
(O, dinlenmeniz için geceyi, çalışıp rızkınızı temin etmeniz için gündüzü, ay ve güneşi vakitlerin tayini ve yön bulmanız için yıldızları hesap ölçüsü kılmıştır. İşte bu, gücü her şeye yeten ve her şeyi en iyi bilen Allah'ın dilemesi ve takdiriyledir.)
Allah her çeşit yaratmayı bilendir.(Gözler O'nu görmez fakat O, gözleri görür.)
(Her şeyi çift çift ve sudan yarattık. O, gökten su indirir. Onunla ölü toprağı diriltir, tohumları yeşertiriz.)
(Allah'ın nimetlerini saymakla bitiremezsiniz.)
Her şey Allah'ın yaratması iledir. O, tektir ve gücü her şeye yetendir. Halâ akletmezler mi?
Allah her şeyden haberdardır. O, kalplerde olanı bilir.
Allah inananlara kavrama kabiliyeti vermektedir. Yalnızca O'na tapın. Kim ki inanır, sabreder ve secde ederse işte en büyük ongunluk ve kurtuluş budur.
Her kim bir iyilik işlerse karşılığını görecektir, kendi aleyhinedir. Her kim de zerre kadar bir kötülük, şer işlerse karşılığını görecektir, kendi aleyhinedir.(De ki ben sizin bekçiniz değilim).
Halâ ders almazlar mı?
*Allah'tan başkasına tapanlara sövmeyin; sonra onlar da bilmeyerek Allah'a söverler. Böylece biz her ümmete kendi işlerini câzip gösterdik. Sonunda dönüşleri Rablerinedir. Artık O ne yaptıklarını kendilerine bildirecektir. *
Bize gökten bir melek inseydi ya derler. Melek de indirseydik iş belliydi. Onlar yine inanmazlardı.
Eğer inansalardı bu haklarında hayırlı olurdu. Fakat çoğu bunu bilmezler.
Şeytan sizin apaçık düşmanınızdır.( aldatmak için sözün yaldızlısını fısıldarlar. )
*Ahirete inanmayan kâfirlerin kalpleri ona (yaldızlı söze) kansın, ondan hoşlansınlar ve işledikleri suçu işlemeye devam etsinler diye (böyle yaparlar).*
* Allah'tan başka bir hakem mi arayacağım?de. O, size Kitab'ı açık olarak bildirdi. Kendilerine ilim verdiğimiz kimseler, Kur'an'ın gerçekten Rabbin tarafından indirilmiş olduğunu bilirler. Sakın şüpheye düşenlerden olma! *
*Yeryüzünde bulunanların çoğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar zandan başka bir şeye tâbi olmaz, yalandan başka söz de söylemezler. *
*Günahın açığını da gizlisini de bırakın! * Suçlular cezalarını çekeceklerdir. Onlar için çok acı bir azap vardır.
*Üzerine Allah'ın adı anılmadan kesilen hayvanlardan yemeyin. Bu büyük günahtır. Gerçekten şeytanlar dostlarına, sizinle mücadele etmeleri için telkinde bulunurlar. Eğer onlara uyarsanız şüphesiz siz de Allah'a ortak koşanlar olursunuz. *
*Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine insanlar arasında yürüyebileceği bir ışık verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde kalıp ondan hiç çıkamayacak durumdaki kimse gibi olur mu! İşte kâfirlere yaptıkları böyle süslü gösterilmiştir. *
* Böylece biz, her beldede bozgunculuk yapmaları için, günahkârlarını liderler yaptık.* Onlar Allah'ı kandırdıklarını sanırlar. Oysa kendilerini kandırırlar da farkında değillerdir.
*Onlara bir âyet geldiğinde, Allah'ın elçilerine verilenin benzeri bize de verilmedikçe kesinlikle inanmayız, dediler ve yapmakta oldukları hilelere karşılık* Onlar suçlarının cezasını göreceklerdir.
Allah, kime peygamberlik vereceğini gayet iyi bilir. (Onlara önünüzde ve ardınızda bulunan azaptan çekinin de rahmete erin dendi mi hemen yüz çevirirler.)
Allah'ın azabı inanmayanların üzerinedir.
* Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslâm'a açar; kimi de saptırmak isterse göğe çıkıyormuş gibi kalbini iyice daraltır. *
(Biz hiçbir kavme peygamber göndermedikçe azap edecek değiliz).
Allah işlediklerinizden haberi olandır. O vadinden asla dönmez. Zâlimler asla kurtuluşa erdirilmezler.
Onlar sonuçları neymiş yakında görecek ve bileceklerdir. Kimmiş yalancı yakında iyice anlayacaklardır.
*Allah'ın yarattığı ekinlerle hayvanlardan Allah'a pay ayırıp zanlarınca, bu Allah'a, bu da ortaklarımıza (putlarımıza) dediler. Ortakları için ayrılan Allah'a ulaşmıyor, fakat Allah için ayrılan ortaklarına ulaşıyor! Ne kötü hüküm veriyorlar? *
Allah hakkında yalan uydurandan daha zalim kim vardır?
*Onlar saçma düşüncelerine göre dediler ki: "Bu (tanrılar için ayrılan) hayvanlarla ekinler haramdır. Bunları bizim dilediğimizden başkası yiyemez. Bunlar da binilmesi yasaklanmış hayvanlardır." Birtakım hayvanlar da vardır ki, (Allah böyle emrediyor diye) O'na iftira ederek üzerlerine Allah'ın adını anmazlar. Yapmakta oldukları iftiraları yüzünden Allah onları cezalandıracaktır.*
*Dediler ki: "Şu hayvanların karınlarında olanlar yalnız erkeklerimize aittir, kadınlarımıza ise haram kılınmıştır. Şayet (yavru) ölü doğarsa, o zaman (kadın erkek) hepsi onda ortaktır." Allah bu değerlendirmelerinin cezasını verecektir. *
*Bilgisizlikleri yüzünden beyinsizce çocuklarını öldürenler ve Allah'ın kendilerine verdiği rızkı, Allah'a iftira ederek (kadınlara) haram kılanlar, hüsrana uğrayanlardır. Onlar gerçekten sapmışlardır ve doğru yolu bulacak da değillerdir. *
Allah'a iftira atandan daha zâlim kim vardır?
(Çardaklı (üzüm) bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, birbirine benzer ve benzemez biçimde ve çeşitli tatlarda zeytin ve narları yaratan O'dur.) *Herbiri meyve verdiği zaman meyvesinden yiyin. Devşirilip toplandığı gün de hakkını (zekât ve sadakasını) verin, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez. *
*Sığır ve koyunun iç yağlarını onlara (Yahudilere) haram kıldık. Bu, zulümleri yüzünden onlara verdiğimiz cezâdır. *
* müşrikler dediler ki: "Allah dileseydi ne biz ortak koşardık ne de atalarımız. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık." * De ki: Yanınızda bize açıklayacağınız bir bilgi var mı? Siz zandan başka bir şeye uymuyorsunuz böylece Allah hakkında yalan uyduruyorsunuz.*
*Ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden, mahiyetini bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. *
Onlar kendi elleriyle yaptıkları uydurma şeylere taptılar.
Allah'a iftira atandan daha zalim kim vardır? *Andolsun ki, iftira etmekte olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz! *
Daha önce de peygamberler gönderildi. Onları yalanladılar ve helâk edildiler.
Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır?
*De ki: Kesin delil, ancak Allah'ındır. Allah dileseydi elbette hepinizi doğru yola iletirdi. *
* De ki: Allah şunu yasak etti, diye tanıklık edecek kimseleri de getirin! Eğer onlar tanıklık ederlerse, sen onlarla beraber tanıklık etme; âyetlerimizi yalanlayanların ve ahiret gününe inanmayanların arzularına uyma. Onlar, Rablerine eş tutuyorlar. *
*De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını bildireyim: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın*
Anne ve babanız yanınızda yaşlanacak olurlarsa onlara 'öf' bile demeyin. Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Allah sizin de rızkınızı verir, onların da.
Teraziyi doğru tutun, eksik tartmayın.
*kötü, şer işlerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın.*
Birbirinizi öldürmeyin.
Yetim malı haramdır. Allah'tan korkun ki kurtuluşa erin.
Allah'ın çizdiği sınırları aşanlar zalimlerin ta kendileridirler. Gerçek Allah'tan gelir. Halâ akletmezler mi?
Allah'tan korkun ki kurtuluşa erin.
*"Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (hıristiyanlara ve yahudilere) indirildi, biz ise onların okumasından gerçekten habersizdik" demeyesiniz diye;
Veya "Bize de kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk" demeyesiniz diye (Kur'an'ı indirdik). İşte size de Rabbinizden açık bir delil, hidayet ve rahmet geldi. *
Ayetlerimizi yalan sayandan daha zalim kim vardır? Onlar için çok acı bir azap vardır. Onlar cehenneme girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır.
Allah'ın ayetleri işte bunlardır. Onlar ise ayetlerimizden yüz çevirmedeler. Acı azap o kimseleredir.
*Onlar kendilerine meleklerin veya Rabbin gelmesini ya da Rabbin bazı alâmetlerinin gelmesini mi bekliyorlar. Rabbinin bazı alâmetleri geldiği gün, daha önce inanmamış ya da inancında bir hayır kazanmamış olan kimseye artık imanı bir fayda vermez.*
De ki: Bekleyin bakalım. Biz de beklemedeyiz.
Her kim zerre kadar bir iyilik işlerse karşılığının aynısı verilecektir. Faydası kendinedir. Her kim de zerre kadar bir kötülük, şer işlerse karşılığının aynısı verilecektir. Zararı kendinedir.
Ne güç gündür o gün, kıyamet. O gün uzuvları aleyhlerine tanıklık edecektir.
Allah, her şeyi en iyi işitir ve bilir. O, gizlediklerinizi de bilir. Açıkladıklarınızı da.
Her şeyi yaratan yalnızca Allah'tır. (Allah'ı bırakıp da taptıkları, hiçbir şey yaratamazlar. Dileyen de aciz, dilenen de. Çünkü onlar yaratılmıştır.)
*Onlar, Kıyamet günü kendi günahlarını tam olarak taşıdıkları gibi ve bir de saptırmakta oldukları kimselerin günahlarından da bir kısmını yüklenirler. Bak da gör yüklenecekleri şey ne kötüdür!*
(Onlar peygamberlere hile tertiplediler. Allah ise tuzak kuranların en hayırlısıdır.) *
Emrimiz gelip çatınca tekbir ses, bir tek sayha ile helak edildiler. Nasılmış azabım ve korkutmalarım? * Bu azap onlara, farkedemedikleri bir yerden gelmişti.* (Onları bilemedikleri, tahmin edemedikleri bir yerden yavaş yavaş cehenneme çekeceğiz).
*Kıyamet gününde rezillik onlaradır. O gün: "Kendileri hakkında daha önce (müminlere) düşman kesildiğiniz Allah'a koştuğunuz eş ve ortaklar nerede?" denilir. Kendilerine ilim verilmiş olanlar derler ki: "Şüphesiz bugün rezillik ve kötülük kâfirleredir." *
Zalimler asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. Allah kimseye kıl kadar bile zulmetmez. Onlar ise ancak kendilerine zulmederler. *Melekler, kendilerine zulmedenlerin canlarını alırken: Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk, diyerek teslim olurlar.
Ne feci yerdir cehennem. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır. Derileri yanıp eridikçe, yeniden deri bitirilir. Baş içitleri kanlı irinli sudur.
Allah her şeyden en iyi haberi olandır.
Kalıcı Link

3/5/2008 - ZİYAFET SOFRASI SÛRESİ

Ayın – Kâf – Sîn.

İşte Allah’ın âyetleri bunlardır. İyice anlamanız için âyetlerimizi böyle bildirmedeyiz.


İsa havarilerine ‘Allah yolunda yardımcılarım kimlerdir?’ diye sorunca, havariler “Allah yolunda yardımcıların biziz' dediler.


Havariler İsa’ya “Allah'a dua et de bizim için gökten bir sofra indirsin. Bu, bize hem bir delil olsun hem de Rabbin tanıklığımızı yazsın” dediler.


İsa “Rabbim, bize gökten bir sofra indir ve bizi onunla rızıklandır.” dedi.


Allah :“Sofrayı size indireceğim fakat kim inkâra saparsa onu cezalandıracağım” diye buyurdu.


Âyetlerimize inanan ve iyi işler işleyenler için altından ırmaklar akan köşkler vardır ve orada ebedi olarak kalacaklardır. İyilik eden ve iyi davrananların sonucu işte budur.


İnkârcıların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü duraktır orası. Allah vâdinden asla dönmez. O’nun sözü er-geç gerçekleşir. Halâ akletmezler mi?


Onlar “ Allah evlât edindi” dediler. Hâşa Allah evlât edinmekten münezzehtir ve O, çok yücedir.

Âzabımızın aniden üzerinize gelip çatmayacağından emin mi bulunuyorsunuz?


Allah’a iftira atandan daha zalim kim vardır?


Daha önce de peygamberler gönderildi. Onları inkâr ettiler ve helâk edildiler. Bir tek ses, tek bir sayha onlara yetti. Evlerinde boylu boyunca uzanmış ölü bulundular. Sanki daha önce hiç yaşamamışlardı. Nasılmış âzâbım ve korkutuşlarım. Halâ ders almazlar mı?

Allah iyi ve temiz kişileri korur ve sever. O, her şeyi en iyi işitir ve bilir.


De ki: Sizinle benim aramızda tanık olarak Allah yeter. Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. O, tektir.


Sizi yoktan var eden Allah’tır. Her şey Allah’ın dilemesi takdiri iledir. O, her çeşit yaratmayı bilir. Halâ düşünmezler mi?


Her kim zerre kadar bir iyilik işlerse karşılığını görecektir. Her kim de zerre kadar bir kötülük, şer işlerse karşılığını görecektir.


Onlar o kimselerdir ki; Allah’a ve O’nun âyetlerine içten inanırlar, namaz kılarlar, zekât verirler, yoksullara yardım ederler. Cennetler onlar içindir.


Onlar o kimselerdir ki; Âyetlerimizden yüz çevirirler, peygamberlerle alay ederler, inananlara gülüp geçerler. Cehennem o kimseleredir.


Allah’tan daha doğru sözlü kim vardır?


Allah’ı bırakıp da başka birini kendinize hakem mi sandınız? O gün herkese yaptıklarının karşılığı verilecektir.

Allah imanınızı zâyi edecek değildir. O, kalplerde olanı bilir.


Allah, herkesin ne yaptığını gâyet iyi bilir. O, işlediklerinizden aslâ gâfil değildir.
O gün hüküm yalnızca Allah’ındır.


Kadın ve erkeklere çalışmalarından bir pay vardır.


Ancak Allah'a tapın. O, her şeyden haberi olandır. Eğer inanırlarsa bu haklarında hayırlı olur.


Allah, iyilik eden, iyi davrananları sever. Adil olun. Allah adalet üzere davrananları sever.


Yola serilmiş yoksula yardım edin.


Allah kimseye zerre kadar zulmetmez.


Her kim zerre kadar bir iyilik yaparsa,karşılığını görecektir. Faydası kendinedir. Her kim zerre kadar bir kötülük, şer işlerse karşılığını görecektir. Zararı kendinedir.


Allah, işlediklerinizden habersiz değildir. Rabbiniz Allah, işte budur. O, hesabı tez olandır.


Allah hakkında, yalan uydurandan daha zâlim kim vardır?Onlar Âzabımız neymiş yakında görecek ve bileceklerdir.

İnanıp da iyi işler işleyenler cennetlere girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır. Onlar koyu gölgeliklerde, pınar başlarındadır.


İnkâr edenlerin barınakları cehennem olacaktır. Oraya girdiklerinde 'Rabbimiz! diyeceklerdir. Ne olur tekrar dünyaya dönelim de doğru yolu bulalım'. Fakat onların bu dilekleri aslâ kabul edilmeyecektir. Onlara' Vaktiyle elçilerimiz delillerle geldiler. Niçin onlardan yüz çevirdiniz?' denilecektir. Onlara orada sâdece;'Tadın bakalım acı âzâbımızı' denir.


Âkıbetleriniz neymiş yakında görecek ve bileceksiniz. Kimmiş yalancı yakında iyice anlayacaksınız.


Birbirinizi yurtlarından çıkarmayın. Allah yolunda, yurtlarından çıkarılanlara yardım edenler, iyilik edenler, iyi davrananlar, dinde sebât edenler, sabredenler cennetlere girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır. Onlara dereceler vardır. Ne güzel yurttur cennet.


Birbirlerini yurtlarından çıkaranlar cehenneme girecekler ve ebedî olarak orada kalacaklardır. Ne kötü yerdir cehennem.


Ne güç gündür o gün, kıyamet. O gün ne anne babanın evladına ne de evladın anne babasına bir faydası dokunmayacaktır. O gün herkese işlediklerinin karşılığı verilecektir.

Kıyâmet günü Allah, aranızda adâletle hükmedecektir.


Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır?


Şeytan sizin apaçık düşmanınızdır.


Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. O, her şeyden haberdardır. Allah kimseye hardal tozu kadar bile zulmetmez.


Onlar ise kendilerine ne bir fayda ve ne de bir zararı dokunan şeylere taptılar.


Musa kavminden Cumartesi günü yasağına uymayanlara hâkir maymunlar olun buyurduk.


Âyetlerimizden yüz çevirenler gâfildirler .Onların kulakları,gözleri ve kalpleri mühürlüdür. Gerçeği görseler yine de inanmazlar.


Onlardır ki; Allah'a ve O'nun ayetlerine inanırlar, namaz kılarlar, zekât verirler. Yoksullara yardım ederler. İşte o kimseler kurtuluşa erdirileceklerdir.


Onlardır ki; Âyetlerimizle alay ederler peygamberleri yalanlarlar, işte o kimselerin varacakları yer cehennemdir ve orada ebedi olarak kalacaklardır.


Allah vâdinden asla dönmez. O, hesabı tez görür. Gerçek işte budur. Eğer inanırsanız bu hakkınızda hayırlıdır. Fakat çoğu bunu bilmezler.


Allah'tan çekinin.


Kim ki inanır, sabreder ve secde ederse işte en büyük ongunluk ve kurtuluş budur. Ayetlerimiz işte bunlardır .Doğru yol, işte budur.


Allah'ın gücü her şeye yeter ve O, âzabı en şiddetli olandır.


Rabbin, cehennemi cinler ve insanlarla dolduracağım sözü gerçekleşecektir. Allah'tan gereği gibi korkun.

Sana düşen görev, ancak bildirmedir.


İnkâr edenler için cehennem vardır. Onlar suçlarının cezasını çekeceklerdir.


Allah'ı bırakıp da başka birini kendinize hakem mi sandınız?

Allah yolunda canlarınızla mallarınızla savaşın.


âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar hüsrana uğrayacaklardır. Varacakları yer cehennemdir.

Onlar o kişilerdir ki ayetlerimizden gâfildirler. Fakat çoğu bunu bilmezler.


Onlar o kişilerdir ki âyetlerimizden yüz çevirirler. Onlar kör, sağır ve dilsizdirler. Gerçeği akletmezler.

Onlar göreceklerdir Allah'ın âzabının korkunçluğunu.


İnanan ve iyi işler işleyenler cennetlere girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır.

İnkâr eden ve kötü, şer işler işleyenler ise cehenneme girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır.


Onlara 'Haydi gelin.Siz de Allah'a inanın ve O'nun bildirdiklerine uyun denildiğinde 'Biz, atalarımızın yolundan yürürüz derler. Ya ataları doğruyu anlamamış, doğruyu bulamamışlarsa ne olacak? Hiç düşünmezler mi?


Allah'ın elçisine 'Râina bizi gözet' demeyin. 'Unzurnâ bize bak' deyin.


O, işlediklerinizden haberi olandır.

Allah karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa bilir. O, gücü her şeye yetendir.


Birbirinizi öldürmeyin.(Kim bir mümini öldürürse tüm insanları öldürmüş gibi olur. Kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur). *Bir inananın, bir inananı kasden öldürmesi olacak şey değildir. Hataen olursa o müstesnadır. *(Kim bir mümini yanlışlıkla, hata ile öldürürse ölenin ailesine diyet ödemesi gerekir. Ailesi bu diyeti bağışlarsa bu müstesnadır. Diyet ödeyecek durumda değilse, Allah'tan bağışlanma diler ve ard arda aralıksız altmış gün oruç tutar. Buna da gücü yetmezse bir yoksulu altmış gün, ya da altmış yoksulu bir gün doyuracak kadar fidye verir.)

Kıyamet günü Allah, aranızda adâletle hükmedecektir. O gün hüküm, yalnızca Allah'ındır. Âyetlerimizden yüz çevirenler gâfillerin ta kendileridirler. Onlar için çok acı bir azap vardır.


Sözlerinizi yerine getirin. Yeminlerinizi tutun. Yeminlerini tutamayanlar üç gün ard arda oruç tutar. Veya bir yoksulu on gün ya da on yoksulu bir gün doyuracak kadar fidye verir.

*Hürmetli aylara, dört ayaklı hayvanlardan size helâl kılınan kurbanlıklara ve gerdanlı kurbanlıklara ve Allah'ın rızasını aramak için Hac ibadetine (Kâbe'ye) gelenlere sakın saygısızlıkta bulunmayın. İhrama girdiğinizde helâl olan hayvanları avlamak da haramdır. İhramdan çıkınca avlanabilirsiniz. Mescid-i Haram'a girmenizi önledikleri için bir topluma karşı duyduğunuz şiddetli öfke, sizi onlara saldırmaya sevk etmesin.* (Günahta ve düşmanlıkta yardımlaşmayın. İyilik ve takvâda yardımlaşın).(Aranızda selâmı yayın. Size selam verene aynısı ile veya daha iyisi ile mukabele edin.)
*Leş, kan, domuz eti, Allah adına değil ve putlar adına kesilen hayvanlarla, vurulup yüksek bir yerden düşüp ölmüş veya başka bir hayvanın boynuz darbeleriyle öldürülmüş veya bir hayvan tarafından parçalanmış hayvanların etini yemek haramdır. Meğer ki onlar ölmeden yetişip kesesiniz. (Taştan, tahtadan veya herhangi bir maddeden yapılmış veya asılmış putlar adına kesilen hayvanlar ile fal için çekilen oklarla rızık arayış ne kötüdür.) Bugün kâfirler, sizin dininizi söndürmekten ümitlerini kestiler. Ancak benden korkun. onlardan korkmayın. İşte bugün size dininizi ikmal ettim, Size hoşnutlukla İslâm'ı verdim ve dininizi tamamladım.*
Domuz eti haramdır. Pis ve murdardır. Ancak darda kalan zaruret miktarını aşmayacak kadar bundan yerse günah olmaz.
*Sana soruyorlar bize helâl kılınan nedir? de ki: Size bütün iyi ve temiz şeyler helâl kılındı. Alıştırarak ve Allah'ın size öğrettiğini öğreterek yetiştirdiğiniz avcı hayvanların derilerini de giyin. *Avlanırken de üzerine Allah'ın adını anın (besmele çekin). Allah'tan korkun. *Allah hesabı tez görür.
*Size temiz ve iyi şeyler helâl kılınmıştır. Kendilerine kitap verilenlerin (yahudi, hıristiyan vb. nin) yemeği size helâl, sizin yemeğiniz de onlara helâldir. İnanan hür ve namuslu kadınlar ve sizden önce kitap verilenlerin hür ve namuslu kadınları, zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın ve ve mihirlerini verdiğiniz takdirde nikâhlamak inanan erkeklere helâldir. *
Âyetlerimizi yalan sayandan daha zalim kim vardır? Onların işleri boşa çevrilir.
Namaz kılacağınız zaman yüzünüzü yıkayın, başınıza meshedin, ellerinizi dirseklerinize kadar, ayaklarınızı topuklarınıza kadar yıkayın.
(Ne söylediğinizi bilemeyecek kadar sarhoşken ve cünüp iseniz ve yolcu değilseniz, gusledinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolcu iseniz veya ayak yolundan gelmişseniz veya kadınlara yaklaşıp da su bulamadığınız takdirde temiz bir toprağa teyemmüm edin. Niyet ederek Ellerinizi toprağa vurun yüzünüzü ve ellerinizi dirseklerinize kadar meshedin.)
Allah temizlenenleri sever. (Hâlâ şükretmezler mi)
*Allah size güçlük istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.*
Şarap, kumar ve fal okları şeytan işi pisliklerdir.
(Size şunlarla evlenmek haram kılındı:,Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, babalarınızın evlendiği kadınlar, sizi emziren sütanneleriniz, süt kız kardeşleriniz, hanımlarınızın anneleri, kendileriyle zifafa girdiğiniz hanımlarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız, -eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur- öz oğullarınızın hanımları, iki kız kardeşi de nikâhlamanız.)
Allah, gönüllerde saklı, gizli ne varsa bilir. (Allah'ın üzerinize olan nimetini anın) * ve "Duyduk ve kabul ettik" dediğiniz zaman ona vermiş olduğunuz sözü hatırlayın.*
Âdil olun. Allah, adaletle davrananları sever. (Bir topluluğa olan kininiz, sakın sizi adaletsizliğe sevk etmesin). Allah işlediklerinizden haberi olandır. Yalnızca Allah'tan korkun. O, kendisinden korkanlarla beraberdir.
Allah'a inanan ve iyi işler işleyenler için cennetler vardır. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır. Orada her diledikleri ellerinin altında olacaktır. Ne güzel yurttur orası.
İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince onlar için cehennem vardır. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır. Baş yiyecekleri zakkum kökü, baş içitleri kanlı irinli sudur. Ne kötü yerdir orası.
Allah'tan korkun ki kurtuluşa erin. O, iyi ve temiz kişileri sever ve korur. (Allah'ın üzerinize olan nimetini anın) * hani bir topluluk size el uzatmaya yeltenmişti de Allah, onların ellerini sizden çekmişti. * İnananlar yalnızca Allah'a güvenmelidir.
(Hani *İsrailoğullarından* söz almıştık. İçlerinden on iki güvenilir adam göndermiştik. Allah onlara şöyle demişti: Ben sizinle beraberim. Eğer siz namaz kılar, zekât verir, peygamberlere inanır, onlara kuvvetle yardım eder, Allah yolunda iyi işler yaparsanız cennetler sizedir. Fakat içinizden her kim inkâr ederse doğru yoldan sapıtmış olarak hüsrana uğrayanlardan olur. )
(Sözlerinden döndükleri için kalplerini katılaştırdık. Onlar kelimeleri yerlerinden değiştirerek kendilerine bildirilen gerçeklerden nasip almayı unuttular.) *İçlerinden bir kısmı müstesnâ, onların daima yaptıkları bir hainliği haber alırsın. Yine de onları affet ve aldırış etme.*(Hükmümüze sabret. Cahillerden yüz çevir). Allah iyilik eden, iyi davrananları sever.
Onlardır ki ayetlerimizden yüz çevirmeye yeltenirler. O kimseler için çok acı bir azap vardır. *Onlardan "Biz hıristiyanlarız" diyenlerden de söz almıştık. Onlar da kendilerine bildirilen gerçeklerin bir kısmını unuttular. Bu nedenle kıyamete kadar aralarına düşmanlık ve kin yerleştirdik. Allah onlara yakında nelere yeltendiklerini haber verecek.*
*Ey kitap ehli ! Resûlümüz size Kitabınızın gizlemekte olduğunuz birçok yerlerini size bildiriyor. birçok (kusurunuzu) da affediyor. Gerçekten size Allah'tan bir nur ve sarih kitap geldi.*
Allah sözlerinde değişme olmaz. İyice anlamanız için ayetlerimizi böyle açıkça bildirmedeyiz. Doğru yol işte budur.(Allah sizi karanlıklardan aydınlığa, zulûmattan nûra çıkarır.) Rabbiniz Allah işte budur.
Onlar “Allah evlât edindi” dediler. Hâşâ; Allah, evlât edinmekten münezzehtir ve O, çok yücedir. Allah dilerse sizi yok eder de yerinize başka bir kavim getirir. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Her şey Allah'ın dilemesi ve yaratması iledir. O, iradesi ile hükmeder. Allah'ın gücü her şeye yeter. *De ki: Allah, Meryem oğlu Mesîh'i de annesini de yeryüzündekilerin hepsini de yok etmeyi dilese O'na karşı her hangi bir şeye, kimse sahip çıkabilir mi?*
Her şeyi yaratan yalnızca Allah'tır. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Allah'ı bırakıp da başka birini kendinize hakem mi sandınız? O, dilediğini gerçekleştirir. *Yahudiler ve hıristiyanlar "Biz Allah'ın oğullarıyız ve sevgilileriyiz" dediler. De ki: Öyleyse niçin size günahlarınız sebebiyle azap ediyor? Allah, dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Sonunda dönüş de ancak O'nadır. *
*Ey kitap ehli! Bize bir müjdeci ve sakındırıcı gelmedi dememeniz için peygamberlerin arası kesildiği bir devirde size müjdeci ve sakındırıcı geldi.* Allah her şeye gücü yetendir. O, dilediğini gerçekleştirir.
*Hani Musa, kavmine şöyle demişti: Ey kavmim! Allah'ın üzerinize olan nimetini anın. O'nun emri ile hükmetmeniz ve doğruyu yanlıştan ayırmanız için size içinizden peygamberler gönderdi ve âlemlerde hiç kimseye vermediğini size verdi.*
*Tevrat'ı doğrulayıcı olarak peygamberlerin izleri üzerine, ardından İsa'yı gönderdik. Ve ona, içinde doğruya rehberlik ve nûr bulunmak, önündeki Tevrat'ı tasdik etmek, sakınanlara bir hidayet ve öğüt olmak üzere İncil'i verdik.*
*İncil'e inananlar, Allah'ın onda bildirdiği ile hükmetsinler. Kim Allah'ın bildirdiği gerçek ile hükmetmezse işte onlar hüsrana uğrayacaklardır.*
Bu Kur'an daha öncekileri tasdik eder. Birbirinizle tanışasınız diye sizi kavimler halinde yarattık. * Artık aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet* * İyi işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. *(Allah ihtilafa düştükleri şeyler hakkında hükmünü verecektir. Sana gelen gerçeği bırakıp da onların heva ve heveslerine uyma.Yoksa onlar cahiliye devrinin idaresini mi arıyorlar?)
*Aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet ve onların arzularına uyma. Allah'ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından dahi seni saptırmamalarına dikkat et. *
Onlar Allah'ı gereği gibi bilemediler. Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır?
(Ey iman edenler! Birbirinizi bırakıp da başkalarını *yahudileri ve hıristiyanları* dost edinmeyin. Siz onların dinine girmedikçe sizi vurup öldürmek isterler.) *İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır.* Allah, zalim kavmi doğru yola iletecek değildir.
*Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine Kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun konusu edinenleri ve kâfirleri dost edinmeyin. Allah'tan korkun; eğer müminler iseniz. *
*Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine Kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun konusu edinenleri ve kâfirleri dost edinmeyin. Allah'tan korkun; eğer müminler iseniz. Namaz için ezan okunduğu zaman onu bir eğlence oyun sanıyorlar bu onların akılsız bir güruh olmalarındandır.*
*(Onlara) şöyle de: Ey kitap ehli! Yalnızca Allah'a, bize indirilene ve daha önce indirilene inandığımız için mi bizden hoşlanmıyorsunuz? Oysa çoğunuz yoldan çıkmış kimselersiniz. *Onların çoğunu günah işlemek, zulmetmek ve haram yemekte sürat yarışına girdiklerini görürsün. Ne kötüdür ettikleri*
*Hükümleri bilenler ve alimler onları suç olan sözleri söylemekten ve haram yemekten yasaklasalardı ya! İşledikleri ne kötüdür! *
Eğer inansalardı bu haklarında hayırlı olurdu. Fakat çoğu bunu bilmezler. * suçlarını bağışlardık ve onları da nimeti bol cennetlere alırdık.*
*Eğer onlar Tevrat'ın, İncil'in ve Rableri tarafından indirilen sair kitapların emirlerini tutsalardı hem başlarından hem ayaklarının altlarından nimetlere kavuşurlar rızıklanırlardı. İçlerinden mutedil olanlar da var fakat çoğu kötü işler yaparlar.*
Sana düşen görev ancak bildirmeden ibarettir.
İnanıp da iyi işler işleyenler için ne korku olacaktır ne de tasa. Onlar hiç üzülmeyeceklerdir.
Âyetlerimizden yüz çevirenler ise gafildirler. Onların kulakları, gözleri ve gönülleri mühürlüdür.
Yalnızca Allah'a tapın. O birdir. Onlar ise Allah evlat edindi dediler. Hâşâ; Allah evlat edinmekten münezzehtir ve O, çok yücedir. (Mesîh ancak bir resûldür. Annesi doğru bir kadındı. İsa annesiyle yemek yerdi.)
Allahınız tek Allah'tır. O, her şeyi en iyi işiten ve bilendir. Onlar ise kendilerine ne bir fayda ve ne de bir zararı dokunan şeylere taptılar.
İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince onlar cehenneme girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır.
Allah azabı en şiddetli olandır. Ancak O'ndan korkun.
Onlara haydi gelin siz de Allah'a inanın ve onun bildirdiklerine uyun dense biz atalarımızın yolundan yürürüz derler. Ya ataları doğruyu anlayamamış, doğruyu bulamamışlarsa ne olacak hiç düşünmezler mi?
( Allah buyurdu ki: Doğruların doğruluğunu sormak için fayda verecek gündür. Ey mutmain olmuş nefs Allah senden sen de Allah'tan razı olarak cennetime gir.)Allah her şeyden haberdardır ve O, gücü her şeye yetendir.
Allah Âdem'i balçıktan yarattı ve ona ruhundan üfledi. Âdem'in bel kemiğinin birinden(eşi) Havva'yı yarattı. Hepiniz tek bir candan türediniz.
Ancak Allah'a tapın. (Anne ve babanıza, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, uzak ve yakın komşunuza, yere serilmiş yoksula ve elinizin altında bulunanlara iyi davranın. Sizler bir sürünün çobanı gibisiniz. Herkes elinin altında bulunanlardan sorumludur. Allah kimseyi takatinin yetmeyeceği bir yük yüklemek istemez.)
Âyetlerimizi inkâr edenler için çok acı bir azap vardır. Onlar kendi elleriyle yaptıkları uydurma şeylere taptılar.
Allah kimseye zerre kadar zulmetmez. Onlar ise ancak kendilerine zulmederler.
(Kendilerine Kitap'tan nasip verilenlere baksana! Sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan çıkmanızı istiyorlar!)
Allah'a iftira atandan daha zâlim kim vardır? *Allah'a ortak koşan kimseler pek büyük bir iftira ve günah yüklenmiş olurlar. O, kendisine ortak koşanları affetmez; bundan başkasını ve dilediğinin günahını affeder.* (Allah dilediğini temize çıkarır)
Allah'ı bırakıp da başka birini kendinize hakem mi sandınız? Hala akletmezler mi?
Allah hakkında yalan uydurandan daha zâlim kim vardır? (teslis inancı yanlıştır. Bu onlara günah olarak yeter).
* Kendilerine Kitap'tan nasip verilenleri görmedin mi? Putlara ve şeytana kanıp, inkâr edenlere: "Bunlar, Allah'a inananlardan daha doğru yoldadır" diyorlar! Bunlar, Allah'ın lânetlediği kimselerdir. *
Zâlimler ise asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. O gün onlar ne bir dost bulabileceklerdir ne de bir yardımcı. Onlar için çok acı bir azap vardır. Cehennem o kişileredir.
Âyetlerimizden yüz çevirenler için çok acı bir azap vardır. Melekler onların alınlarına, sırtlarına yanlarına vura vura canlarını alırlar.
Âyetlerimizi hiçe sayandan daha zalim kim vardır? Onlar cehenneme gireceklerdir. Orada derileri yanıp eridikçe yeniden deri bitirilir. Baş içitleri kanlı irinli sudur.
(Melekler kendilerine zulmeden kişilerin canlarını alırken: "Ne işde idiniz!" derler. Onlar: "Biz yeryüzünde çaresizdik" diye cevap verirler. Melekler de: "Allah'ın arzı geniş değil miydi?*Hicret etseydiniz ya!*" derler. İşte onların barınağı cehennemdir;ne kötü barınaktır orası.)
*Erkekler, kadınlar ve çocuklardan âciz olup hiçbir çareye gücü yetmeyenler, hiç bir yol bulamayanlar müstesnadır.*
Allah'tan af dileyin. (Bir daha günaha dönmemek üzere tövbe edenlerin affedilmesi umulur).
*İman edip sonra inkâr edenleri, sonra yine iman edip tekrar inkâr edenleri, sonra da inkârlarını arttıranları Allah ne bağışlayacak, ne de onları doğru yola iletecektir.*
*Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet (güç ve şeref) mi arıyorlar? Bilsinler ki bütün izzet yalnızca Allah'ındır.*
*Allah, size şöyle bildirmededir: Allah'ın âyetlerinin inkâr edildiğini yahut onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, onlar bundan başka bir söze dalıncaya (konuya geçinceye) kadar kâfirlerle beraber oturmayın; yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Elbette Allah, münafıkları ve kâfirleri cehennemde bir araya getirecektir. *