3/5/2008 - CENNET İLE CEHENNEM ARASINDAKİ DUVARDAN BAHSEDEN SÛRE
Elif-
Lâm- Mîm- Sâd
Allah’ın
ayetleri bunlardır ki onu sana vahyetmedeyiz.
Göklerde
ve yerde ne varsa onundur. Allah'ın vâdi er, geç
gerçekleşecektir. O, hesabı tez olandır.
Cennet
ve cehennem arasında bir duvar vardır ki orada bulananlar cennet
ile cehennem ehlini yüzlerinden tanırlar. Onlar, henüz
cennete girememişlerdir fakat cennete girmeyi umanlardır.
Cennettekiler,
cehennemdekilere; “Rabbimizin size vâd ettiğini gerçekleşmiş
buldunuz mu? Diye sesleneceklerdir. Cehennemdekiler “Evet,
Rabbimizin bize vâd ettiğini gerçekleşmiş bulduk”
diye sesleneceklerdir. Cehennemdekiler de cennetttekilere “Siz
Rabbimizin vaadini gerçekleşmiş buldunuz mu?”diyeceklerdir.
Cennettekiler de “ evet, Biz Rabbimizin bize vâdettiğini
gerçekleşmiş bulduk diye sesleneceklerdir.
Cehennemdekiler
cennettekilere, “Bize biraz suyunuzdan versenize” diyeceklerdir.
Cennettekiler onlara “bizim suyumuz size haram kılındı ve bize
verilen her şey size haram kılındı” diye sesleneceklerdir..
Onlar
Âyetlerimizi inkâr ederler ve peygamberleri alaya
alırlardı. İnkârcıların sonucu işte budur. Onlar Allah’ı
gereği gibi bilemediler.
Ayetlerimizi
hiçe sayandan daha zalim kim vardır? Zalimler ise asla
kurtuluşa erdirilmezler.
Yalnızca,
O’ndan çekinin. Allah’tan af dileyin. O, kimin kendisinden
çekinmede olduğunu bilir.
Âyetlerimiz
kendilerine bildirildiğinde “Biz atalarımızın yolundan yürürüz”
derler. Ya ataları doğruyu anlayamamış, doğruyu bulmamışlarsa
ne olacak! Hiç düşünmezler mi?
İnanıp
da iyi işler işleyenler cennetlere girecekler ve ebedi olarak orada
kalacaklardır. Firdevs cennetleri onlar içindir.
Kendilerine
cennet meyveleri sunulduğunda “Bize verilen bu yiyecekler daha
önce dünyada iken verilenlere ne kadar çok benziyor”
diyeceklerdir. Orada kalın yeşil hırkalar, yeşil elbiseler
giyerler. Altın ve gümüş bilezikler takınırlar. Altın
işlemeli yeşil yastıklara yaslanırlar. Orada renk renk içitler
sunulur onlara ve her diledikleri ellerinin altındadır. Melekler
onlara “Selâm size, esenlikler size” derler. Ne güzel
yurttur o. İşte en büyük kurtuluş ve ongunluk budur.
İnkar
edenlerin kazandıklarının bir faydası olmayacaktır. Onların
işleri boşa çevrilir. Zalimler asla kurtuluşa
erdirilmeyeceklerdir. Cehenneme girdiklerinde üzerlerine sarı
deveye benzeyen alevler atılır. Yiyecekleri zakkum kökü,
baş içitleri kanlı irinli sudur. Ne kötü duraktır
o. İşte biz suçluları böyle cezalandırırız.
Daha
önce de peygamberler gönderildi. Onları yalanladılar ve
helâk edildiler. Bak da gör yalanlayanların sonucu ne
imiş? Allah’ın kudreti sonsuzdur. O birdir ve gücü her
şeye yetendir.
Âd
kavmine hûd'u; Semud kavmine de Hûd'un kardeşi Âd'ı
gönderdik. Âd ve Semûd kavmi de peygamberleri
yalanladı.
Semud
kavmine peygamberleri “İşte ; şu gördüğünüz
dişi deve Rabbin size bir işâretidir. ”Şu yemi, şu da
içeceği suyudur. Sakın ona dokunmayın” dedi. Fakat dişi
deveyi, ayaklarını keserek öldürdüler. (Talihsiz
adam Kedar). Onlar, şiddetli esen rüzgârla helâk
edildiler. Bir tek çığlık tek bir sayha onlara yetti.
Evlerinde boylu boyunca yüzükoyun yere kapanık bir halde
ölü bulundular. Sanki daha önce hiç yaşamamış
gibi oldular.
Bak
da gör; Nasılmış âzâbım ve korkutuşlarım?
Suçluların cezası işte budur. Halâ ibret almazlar mı?
Semûd
kavmi kayaları yontup evler yapıyorlardı. (Medyen halkı ve Tubba
kavmi de yalanladı).
İşte
bunlar daha öncekilere ait haberlerdir ki sana bildirmedeyiz.
Allah,
Âdem ile(eşi) Havva'ya “Cennette oturun. Dilediğiniz gibi
yiyin, için. Yalnız şu ağaca (elma ağacına) dokunmayın.
Yoksa zalimlerden olursunuz” dedi. Şeytan yılan şeklinde
yaklaşarak onları kandırdı ve ayaklarını oradan kaydırdı.
Kendilerine yasaklanan o meyveyi yediklerinde daha önce
kendiliğinden örtülü olan avret yerleri açılıverdi.
Oralarını cennet yapraklarıyla örtmeye koyuldular.
Allah'tan
sakının. Çünkü O'nun azabı en şiddetlidir.
Şeytan
sizin apaçık düşmanınızdır.
Ancak
Allah'tan korkun. O, kendisinden korkanlarla beraberdir. İnkarcıların
zararı ise ancak kendilerinedir. Onlar ancak kendilerine
zulmederler.
*
Ey Adem oğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi,
süslenecek elbise yarattık.* (Takvâ *Allah'a karşı
gelmekten sakınma* elbiseniz olsun. Bu sizin için
hayırlıdır.) Bunlar Allah'ın âyetleridir ki onu sana
vahyetmedeyiz. Halâ ders almazlar mı?
(Ey
Âdem oğulları! Şeytan, sizi kötülüğe teşvik
eder ve anne-babanızı, avret yerlerini kendilerine göstermek
için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi
sakın sizi de aldatmasın. Çünkü o ve yandaşları,
sizin onları göremediğiniz bir yerden sizi görürler.)
Allah'tan
korkun ki kurtuluşa erin.
Onlara
“Haydi gelin! Siz de Allah'a inanın ve onun bildirdiklerine uyun
denildiğinde 'Biz atalarımızın yolundan yürürüz'
derler. Ya ataları doğruyu anlayamamış, doğruyu bulmamışlarsa
ne olacak hiç düşünmezler mi?
Allah'ın
azabını ne kulakları, ne gözleri ve ne de gönülleri
giderebilir. İşte biz suçluları işte böyle
cezalandırırız.
*Onlar
bir kötülük yaptıkları zaman: "Babalarımızı
bu yolda bulduk. Allah da bize bunu emretti" derler. De ki:
Allah kötülüğü emretmez. Allah'a karşı
bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?*
Allah'a
iftira atandan daha zalim kim vardır? Zâlimler ise asla
kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. Allah kimseye zerre kadar zulmetmez.
Onlar, ancak kendilerine zulmederler.
Allah'tan
af dileyin. Yalvarın, yakarın.
(Namaz
kılacağınız zaman, güzel ve temiz,süslü elbisenizi
giyinin.)
*
De ki: Allah'ın kulları için yarattığı süsü ve
temiz rızıkları kim haram kıldı? De ki: Onlar, dünya
hayatında, özellikle de kıyamet gününde
müminlerindir. *
İşte
iyice anlamanız için Allah ayetlerini böyle
bildirmededir.
*De
ki: Rabbim ancak açık ve gizli işlenen kötü, şer
işleri, çizdiği sınırı aşmayı, hakkında hiçbir
delil indirmediği bir şeyi, Allah'a ortak koşmanızı ve Allah
hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.
*
*Ey
Adem oğulları! Size kendi içinizden âyetlerimi
anlatacak peygamberler gelir de kim (onlara karşı gelmekten)
sakınır ve kendini ıslah ederse, kurtuluş onlaradır. *
O
gün inananlar için ne korku olacaktır ne de kaygı,
onlar hiç üzülmeyeceklerdir.*
Ayetlerimizi
yalanlayanlar ise cehenneme girecekler ve orada ebedî olarak
kalacaklardır.
Allah'a
iftira atandan daha zalim kim vardır?
Rabbin
'Cehennemi cinler ve insanlarla dolduracağım sözü
gerçekleşecektir.
*Âyetlerimizi
yalanlayıp da onlara karşı kibirlenmek isteyenler var ya, işte
onlara gök kapıları açılmaz *ve (Onlar deve iğne
deliğinden geçmedikçe cennete giremezler.) İşte
suçluları biz böyle cezalandırırız!
Oradan
kurtulmayı dileseler dahi asla kurtarılmazlar. ( Altlarında
ateşten bir döşek, üstlerinde de ateşten örtüler
vardır). İşte zalimlerin sonucu budur.
İnanıp
da iyi işler işleyenlere gelince onlar için cennetler
vardır. Her diledikleri ellerinin altındadır. Ne güzel yerdir
orası.
De
ki: Bende delilikten eser yoktur.
Âyetlerimizden
yüz çevirenler gafildirler. Onların kulakları gözleri
ve gönülleri mühürlüdür.
Allah'ın
ayetleri kendilerine bildirildiğinde hemen inkâra yeltenirler.
Onlar aldanış içindeler ve büyük yanılgıdalar.
Eğer
inansalardı bu haklarında daha hayırlı olurdu. Fakat çoğu
yine de bunu bilmezler.
*O
(peygamberlerin gönderildiği) beldelerin halkı inansalar ve
(günahtan sakınsalardı, elbette onların üstüne
gökten ve yerden nice bereket kapıları açardık, fakat
yalanladılar, biz yaptıkları şer işleri yüzünden
onları yakalayıverdik.*
Allah'ın
azabının aniden üzerinize gelip çatmayacağından emin
mi bulunuyorsunuz? * o beldelerin halkı geceleyin uyurlarken ya da
kuşluk vakti eğlenirlerken kendilerine azabımızın
gelmeyeceğinden emin mi bulundular?
Biz
nice zalim kavmi helâk ettik.
(Musa
ben müslümanların ilkiyim dedi. Ona, tayin ettiğimiz
vakitte Tur Dağı'na gelmesi için kırk gece mühlet
verdik. Musa, kardeşi Harun'a dedi ki: Kavmimin içinde benim
yerime geç, onları ıslah et, bozguncuların yoluna uyma. )
(Musa'nın
hemen ardından mücevherlerle süslü altından buzağı
heykeli yaptılar ve ona taptılar. Üstelik böğürüyordu
da.)
(Musa,
kızgın ve üzgün bir halde kavmine dönünce:
"Benden sonra ardımdan ne kötü iş yapmışsınız!
Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi. Tevrat
levhalarını yere attı ve kardeşi Harun'un sakalını tutup
kendine doğru çekti. Kardeşi: "Ey annemin oğlu!”
dedi. Bu kavim beni dinlemedi, neredeyse beni öldüreceklerdi.
Sen de düşmanları bana güldürme ve beni bu zalim
kavimle bir tutma!" dedi.)
(Musa'nın
öfkesi dinince levhaları yerden aldı ve Ey Rabbim, beni ve
kardeşimi bağışla, dedi.)
(Onları
deprem yakalayınca Musa dedi ki: "Ey Rabbim! Dileseydin onları
da beni de helâk ederdin. İçimizden birtakım
beyinsizlerin yüzünden hepimizi helâk mı edeceksin?
Bu iş, senin imtihanından başka bir şey değildir. Bizi bağışla
ve bize merhamet et).
Allah'ı
bırakıp da başka birini kendinize hakem mi sandınız? O, herkesin
ne yaptığını gayet iyi bilir.
Yalnızca
Allah'a tapın. Çünkü O, azabı en şiddetli
olandır.
|
|
Kalıcı Link
|
3/5/2008 - HAYVANLARDAN BAHİS GEÇEN SURE
Elif
– Lâm – Râ
Her
şeyi idare eden yalnızca Allah'tır. O, her şeyi en iyi bilendir.
Arılara vahyettik. Bal yapması için.
Hayvanlarda
sizin için nice ibretler vardır. Halâ ders almazlar mı?
Allah,
her çeşit yaratmayı bilendir.
Kan
ile gaita arasındaki tertemiz sütü içersiniz. Sizin
için hayvanlarda da nice ibretler vardır. Halâ ders
almazlar mı?
Her
kim bir iyilik işlerse kendi aleyhinedir, faydası kendinedir. Her
kim bir kötülük işlerse kendi aleyhinedir, zararı
kendinedir.
Onlar;
ayetlerimizden şüphe içindeler ve büyük
yanılgıdalar. Eğer inansalardı, bu haklarında hayırlı olurdu.
İmanları kökleşirdi.
Kıyamet
ansızın başınıza gelecektir. O gün ne annenin evladına ne
evladın anne babasına bir faydası dokunmayacaktır. O gün
dağlar atılmış pamuğa döner. Gök yağ gibi eriyip gül
gibi kızarır. Hâmile kadınlar çocuğunu düşürür,
çocukların bile saçları ağarır. O günü
yalanlayanların vay hallerine.
Dünya
bir metâdır. Oyun ve oyalanmadan ibârettir.
Âkıbetleriniz neymiş yakında görecek ve bileceksiniz.
Âzabımız neymiş yakında iyice anlayacaksınız.
Allah'ın
izni olmadan bir yaprak bile kımıldamaz. Toprağın
derinliklerindeki bir tohumun yaş mı kuru mu olduğunu O bilir.
Hiçbir dişi Allah'ın bilgisi olmadan gebe kalmaz.
O,
her şeyi en iyi bilen'dir.
Gemileri
yürüten Allah'tır. Ağaçlar kalem, denizler
mürekkep olsa onlar tükenir, Rabbin sözleri
tükenmezdi.
Allah
iki denizi salıvermiştir. Biri acı diğeri tatlı sudur.
Aralarında onları birbirinden ayıran ince bir çizgi vardır.
Asla birbirlerine karışmazlar. O, gücü her şeye
yetendir.
De
ki: Bekleyin bakalım. Biz de beklemedeyiz.
Bu
Kur'an şeytan işi değil Rabbin sözüdür. Şeytanlar
vahiy almaktan ve vermekten azledilmişlerdir.
İnanan
ve iyi işler işleyenler cennetlere girecekler ve ebedi olarak orada
kalacaklardır ve her diledikleri ellerinin altında olacaktır.
İnkar eden ve şer, kötü işler işleyenler ise cehenneme
girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır. Yiyecekleri zakkum
kökü, baş içitleri kanlı irinli sudur. Oradan
kurtulmayı dileseler dahi asla kurtarılmazlar. Onlara orada sadece
“Tadın bakalım acı azabımızı” denilecektir. Bu Rabbin
sözüdür. O, vâdinden asla dönmez. Rabbiniz
Allah işte budur. O, her şeyi en iyi işiten ve bilen'dir.
Allah
iyilik eden ve iyi davrananları sever. O, iyi ve temiz kişileri
korur ve sever.
Her
şey Allah’ın dilemesi ve takdirî iledir. Bunlar Allah’ın
âyetleridir ki sana bildirmedeyiz.
Ancak
Allah’tan korkun. O, Karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa
bilir.
Kıyamet
saati mutlaka gelecektir. O gün sûr’a üfürülür.
Dağlar atılmış pamuğa benzer. Gök yağ gibi eriyip, gül
gibi kızarır. Kıyametin dehşetinden hamile kadınlar çocuğunu
düşürür. Çocukların bile saçları
ağarır.
O
gün herkes kendi derdi ile ilgilenir. İkinci sûr’a
üflenince gözleri yerde, üzerlerine zillet çökmüş
olarak kabirlerinden kalkarlar. “Biz dünyada ne kadar kaldık”
diye birbirlerine sorarlar. Kimi bir gün, kimisi bir günden
de az, kimileri de birkaç saatten fazla asla dünyada
kalmadıklarına dair” birbirlerine yemin ederler.
İyice
anlaşılsın diye âyetlerimizi böylece bildirmedeyiz.
Allah’ın
ayetlerini değersiz şeylerle değişmeyin. O’na içten
inanın. Çünkü Allah’ın azabı en şiddetlidir.
Hala ibret almazlar mı?
Allah
riyâkârların cezasını verecektir. Allah'a içten
inanın ve O'nun bildirdiklerine uyun.
İbrahim
oğluna “ Ey oğulcuğum” dedi “seni rüyamda kestiğimi
gördüm sen buna ne dersin?” Oğlu “Babacığım“
dedi. “Sana emredileni yap, beni sabredenlerden bulursun”
İkisi
de Allah’ın emrine uydular. İbrahim oğlunu yere yatırdı fakat
bıçak onu kesmedi.
Allah
“Ey İbrahim” dedi. “Rüyanı gerçekleştirdin”.Ona
oğlu yerine gökten iri bir koç indirdik.
İbrahim
çok ağlar ve dua ederdi. Yumuşak huylu idi.
Dört
ayaklı hayvanlardan koyun, keçi, sığır, deve cinsinden
hayvanların eti size helâl kılındı.
Allah
Âdem'i pişmiş balçıktan yarattı ve ona ruhundan
üfledi. Âdem'in bel kemiğinin birinden Havva'yı yarattı.
Hepiniz tek bir candan türediniz. Her şey Allah'ın yaratması
ve takdiriyledir. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur.
Daha
önce de peygamberler gönderildi. Onları alaya aldılar.
İnkarcılar için çok acı bir azap vardır. Onlar alay
ettiklerinin cezasını göreceklerdir. Onlar kendilerine ne bir
fayda ve ne de bir zararı dokunan uydurma şeylere taptılar.
Allah'a
ve onun ayetlerine inanıp da iyi işler işleyenler için
cennetler vardır. Orada her diledikleri ellerinin altındadır.
İnkar
eden ve kötü, şer işler işleyenler cehenneme girecekler
ve ebedi olarak orada kalacaklardır. Baş yiyecekleri zakkum kökü
ve kanlı irinli sudur.
Allah’ın
izni olmadan bir yaprak bile kımıldamaz. Gemiler O’nun izni ile
yürür.
Hiçbir
dişi Allah’ın bilgisi olmadan gebe kalmaz. O, her şeyi en iyi
bilendir.
Her
kim zerre kadar bir iyilik işlerse karşılığını görür.
Faydası kendinedir. Her kim zerre kadar bir kötülük,
şer işlerse karşılığını görür, zararı kendinedir.
O, işlediklerinizden haberi olandır.
Her
şey Allah'ın dilemesi ve takdiriyledir .O, iradesi ile hükmeder.
İşler
dönüp Allah’a varır.
Allah
kimseye hardal tozu kadar bile zulmetmez. Zalimlerin zararı ise
ancak kendilerinedir. Onlar ancak kendilerine zulmederler. Çünkü
Allah, azabı en şiddetli olandır.
Kıyamet
ansızın başınıza gelecektir. O gün uzuvları aleyhlerinde
tanıklık edecektir. Herkese işlediklerinin karşılığının
aynısı verilecektir. Allah hesabı tez görendir.
O,
kendisinden korkanlarla beraberdir. Allah, kimin çekinmede
olduğunu gayet iyi bilir. O, işlediklerinizden asla gafil değildir.
Onlar
Allah’ı kandırdıklarını sanırlar. Oysa kendilerini
kandırırlar da farkına varamazlar.
İçimizden
gele gele ona mı vahiy geldi derler. De ki: Allah; kime peygamberlik
vereceğini gayet iyi bilir.
Kur'anı
duydukları vakit 'Bize gökten bir melek inseydi ya derler.
Melek de indirsek iş belliydi. Onlar yine inanmazlardı. Kalpleri ne
kadar da birbirine benzedi. Âyetlerimizden yüz çevirenler
gâfillerin ta kendileridirler. Onlar kör, sağır ve
dilsizdirler.
Dünya
bir metâdır. Oyun ve oyalanmadan ibarettir.
Kim
ki inanır sabreder ve secde ederse işte en büyük ongunluk
ve kurtuluş budur. Cennetler o kişiler içindir ve onlar
orada ebedi olarak kalacaklardır. Allah her şeye gücü
yetendir.
Âyetlerimizden
yüz çevirenlere gelince onlar için çok acı
bir azap vardır. İşte o kişiler gafildirler. İnkârcıların
varacakları yer cehennemdir. Ne kötü duraktır orası.
Allah
vâdinden asla dönmez. O, hesabı tez görür.
Allah gizlediklerinizi de bilir
açığa vurduklarınızı da.
Onlar
ise ayetlerimizden yüz çevirirler. İşte o kişiler kör,
sağır ve dilsizdirler. Onların kulakları, gözleri ve
kalpleri mühürlüdür.
Âyetlerimizi
yalan sayanlara gelince işte o kişiler için cehennem
vardır. Ne kötü yerdir orası.
Allah'ın
azabının aniden üzerinize gelip çatmayacağından emin
mi bulunuyorsunuz?
De
ki: Bekleyin bakalım. Biz de beklemedeyiz. Âkıbetleriniz
neymiş yakında görecek ve bileceksiniz. Kimmiş yalancı
yakında iyice anlayacaksınız.
Daha
önce de peygamberler gönderildi. Onları yalanladılar ve
helak edildiler. Tek bir sayha bir tek çığlık onlara yetti.
İşte biz suçluları böyle cezalandırırız. Bu her
şeyi en iyi bilen'in takdirî iledir.
De
ki: Benim görevim ancak bildirmedir.
Her
kim inanır, sabreder ve secde ederse işte en büyük
ongunluk ve kurtuluş budur. Onlar için ne korku vardır ne de
kaygı.
Her
can ölümü tadacaktır. (ölüm halinde azaları
birbirlerine selâm vererek veda ederler).
(kim
cahillikle bir günah işler de bir daha günaha dönmemek
üzere tövbe eder, durumunu düzeltirse elbette Rabbin
aziz ve yargılayıcıdır).
Riyakarlar
, suçlarının cezasını çekeceklerdir. Zalimler ise
asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir.
Allah
her şeyden haberdardır. Karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa
O, bilir.
Göklerde
ve yerde ne varsa O'nundur. (Allah, dilemedikçe, siz
dileyemezsiniz).
Kim
bir iyilik yaparsa onun karşılığı verilecektir, faydası
kendinedir. Her kim de bir kötülük, şer işlerse onun
karşılığı verilecektir, zararı kendinedir. Gerçek işte
bunlardır.
Sana
vahyolunana uy.
(Cahillerden
yüz çevir). ( Rabbinin rahmetini yoksa onlar mı
paylaştırıyorlar? Verilen nimetler konusunda sizi denemek için
kimini kimine üstün kıldık. Rabbinin katındaki ise
onların biriktirdiklerinden daha hayırlıdır. O'na şükredin.
Sen mi duyuracaksın, sağırlara, körlere ve açık bir
sapıklıkta olanlara!)
(
Her kim ona (Allah'ın elçisine) dünyada ve ahirette
yardım edilmeyeceğini zannediyorsa, tavana bir ip çeksin,
sonra kendini assın da bir baksın; bu, öfkelendiği şeyi
giderecek mi? Allah'a ve resûlüne âsi olanların
cezasının ellerinin ayaklarının çaprazlama kesilmesi değil
midir?)
(sen
doğru bir yol üzerindesin).
(İnkâr
edenler için katrandan elbiseler biçilmiştir.
Başlarının üstünden de kaynar su dökülür.
Burunları damgalanır).
(Siz
ey yalanlayan sapıklar! Muhakkak kaynar su içeceksiniz.
Susamış devenin içişi gibi içtikçe
içeceksiniz. Ve muhakkak zakkum ağacının meyvesinden
yiyeceksiniz. Onunla karınları dolacak, bağırsakları
parçalanacak).
(Allah'ı
bırakıp da taptıkları şeyler, bir sinek dahi yaratamazlar. Sinek
onlardan bir şey kapsa, bunu dahi ondan kurtaramazlar. Dileyen de
âciz, dilenen de).
Her
şeyi yaratan yalnızca Allah'tır. Ancak O'na tapın.
Kim
ki inanır, sabreder ve secde ederse işte en büyük
ongunluk ve kurtuluş budur. Cennetler o kişileredir.
Onlardır
ki, yanlarında Allah adı anıldığında kalpleri titrer.
(Allah'ın
kendilerine rızık olarak verdiği hayvanların üzerine Onun
adını ansınlar. Sonra onlardan hem siz yiyin, hem de yoksullara
yedirin. Onların ne etleri ne de kanları Allah'a
ulaşır. Fakat onlar Allah'ın rızasına ulaşmak için böyle
yaparlar.)
Bütün
işler Allah'a varır. Ancak Benden korkun. Göklerde ve
yerde ne varsa Allah'ındır. O, kalplerde olanı bilir. İyice
düşünüp anlamanız için âyetlerimizi
böylece bildirmedeyiz.
Allah,
karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa bilir. O'nun gücü
her şeye yeter.
(Onlara
gökleri ve yeri kim yarattı diye sorsan elbette Allah derler. O
halde niçin inanmıyorsunuz?)
Allah,
gizlediklerinizi de bilir açığa vurduklarınızı da.
(
tâğûtun izini sürmeyin).
(Eğer
Allah hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde iki ayağıyla
yürür hiçbir canlı bırakmazdı.) (Ecelleri
geldiği zaman ne bir an geri bırakılır, ne de öne
geçebilirler.)
(de
ki: Ben gaybın anahtarları benim elimdedir demiyorum. Arşın
hazineleri benim yanımdadır da demiyorum.)
Benim
görevim ancak bildirmeden ibarettir.
( Gökyüzünde
uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları gökte
ancak Allah tutar. Şüphesiz bunda inananlar için
ibretler vardır.) ( Kur'an okuyacağın zaman, kovulmuş
şeytandan Allah'a sığın.)
Allah'ın
âyetlerini hiçe sayandan daha zalim kim vardır?
Âyetlerimizden
yüz çevirenlere gelince; İşte o kişiler gafillerin ta
kendileridir. Onların kulakları gözleri ve kalpleri
mühürlüdür.
(cahillik
sebebiyle günah işleyen, sonra bunun ardından bir daha o
günaha dönmemek üzere tövbe eden ve durumunu
düzeltenler umulur ki affedilirler).
Allah
her hâlinizi görür ve bilir. Hiçbir şey
O'ndan saklı gizli kalmaz.
İnkar
edenlerin zararı ancak kendilerinedir. Onlar akıbetleri neymiş
yakında görecek ve bileceklerdir. Kimmiş yalancı yakında
iyice bilip anlayacaklardır.
Onları
Allah yoluna davet et.
Sizin
için cana can, göze göz, dişe diş kısas hakkı
vardır.
(Eğer
ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle cezalandırın. Eğer
sabrederseniz, bu sizin için daha hayırlıdır) (Allah
hâkimlerin hâkimi değil midir?)
Allah'tan
sakının. Çünkü O, her şeyden haberdardır ve
azabı en şiddetli olandır.
Allah'a
iftira atandan daha zalim kim vardır? Zalimler ise asla kurtuluşa
erdirilmeyeceklerdir.
(De
ki: Rabbim'e isyan edersem o büyük bir günün
azabından korkarım.)
(Onlara
Allah'a ortak koştuğunuz şeyler nerede?diye soracağız).
*
O gün onların, "Rabbimiz biz ortak koşanlardan değiliz!"
demekten gayri bir mazeretleri olmaz. Bile bile yalan söylüyorlardı
ve iftiraları ortadan kaybolup gider. *
(
Onlar inanmazlar acı azabı tatmadıkça)
Âyetlerimiz
kendilerine bildirildiğinde “Bu, bize anlatılanlar, daha
öncekilere anlatılan eski masallardan ibarettir” derler.
Onlar kör, sağır ve dilsizdirler. Gerçeği görseler
yine de inanmazlar.
Onlar
kendilerine ne bir fayda ve ne de bir zararı dokunan şeylere
taptılar.
Zâlimlerin
zararı ise ancak, kendilerinedir.
Cehenneme
girdiklerinde “Rabbimiz!” diyeceklerdir.”Ne olur tekrar dünyaya
dönelim de doğru yolu bulalım”. Fakat onların bu dilekleri
asla kabul edilmeyecektir. Orada derileri yanıp eridikçe
yeniden deri bitirilir. Baş içitleri kanlı irinli sudur.
*Rablerinin
huzurunda durdukları zamanki hallerini bir görsen! Onlara
Nasıl şu gördüğünüz size vadedilen (yeniden
dirilme olayı ve cehennem), hak değil miymiş? denilecektir. Onlar
da "Rabbimize andolsun ki evet!" diyeceklerdir.* Onlara
orada sadece “Tadın bakalım acı azabımızı denilir.
(
onlar, günahlarını sırtlarına yüklenerek " Vah
bize, yazık bize!" diyeceklerdir.)
Oradan
kurtulmayı dileseler dahi asla kurtarılmazlar. (Orada ne ölür
ne de dirilirler).
Onlar
Allah'ı gereği gibi bilemediler.
Dünya
bir metâdır. Oyun ve oyalanmadan ibarettir. (Allah'tan
korkanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır.) Hâla
akletmezler mi?
Allah
sözlerinde değişme olmaz. O, vadinden asla dönmez. Allah
göklerin ve yerin melekûtudur.
Her
şeyi idare eden yalnızca Allah'tır. O'ndan çekinin. Ancak
Allah'a tapın.
(Yeryüzünde
yürüyen hayvanlar ile iki kanadıyla uçan kuşlar
sizin gibi birer topluluklardır. Biz sarih Kitapta her şeyi
açıkladık. Her şey dönüp Allah'a varacaktır).
Ayetlerimizi
yalanlayanlar kör, sağır ve dilsizdirler. Onlar için
çok acı bir azap vardır.
Allah,
bir şeyi dilediği vakit onun işi sadece ol demekten ibarettir. O
da hemen oluverir.
Ne
güç gündür o gün kıyamet. O gün
uzuvları aleyhlerinde tanıklık edecektir. İnananlar için
ise ne korku olacaktır ne de tasa. Onlar hiç
üzülmeyeceklerdir. Size Allah'tan başka ne bir dost, ne de
bir yardımcı vardır.
Âyetlerimizi
yalanlayanlara gelince, onlar için çok acı bir azap
olacaktır.
Allah
hesabı tez olandır.
*Rablerinin
rızasını dileyerek sabah akşam O'na yalvaranları kovma! Onların
kazancından sana bir sorumluluk; senin kazancından da onlara bir
sorumluluk olmaz ki onları kovup ta zalimlerden olasın! *
Her
kim zerre kadar bir iyilik işlerse faydası kendinedir. Her kim de
zerre kadar bir kötülük, şer işlerse zararı
kendinedir. Zâlimlerin işleri ise boşa çevrilir.
Onların kazançlarının bir faydası olmayacaktır.
Allah
her hâlinizden haberi olandır.
*"Aramızdan
Allah'ın kendilerine lütuf ve ihsanda bulunduğu kimseler de
bunlar mı?" demeleri için onların bir kısmını bir
kısmı ile işte böyle deneriz.*
*
Ayetlerimize inananlar sana geldiğinde onlara de ki: Selâm
size! Rabbiniz merhamet etmeyi kendisine yazdı. Her kim, bilmeyerek
bir kötülük yapar, sonra ardından tövbe edip de
durumunu düzeltirse, bilsin ki Allah çok bağışlayan ve
acıyandır.*
Allah
iyi ve temiz kişileri korur ve sever.
(Allah
buyurdu ki kötü kimselerin duasını kabul etmem).
Suçlular
cezalarını çekeceklerdir. İyice anlayasınız diye
âyetlerimizi böylece açıklamadayız*.
*
De ki: Allah'ın dışında taptığınız şeylere tapmak bana yasak
edildi. De ki: Ben sizin arzularınıza uymam, aksi halde doğru
yoldan sapmış kimselerden olurum. *
*(Bize
tehdit olunanı başımıza getir de görelim derler). *De ki:
Ben Rabbimden gelen açıkça bir delile (Kur'an'a)
dayanıyorum. Onu yalanladınız. Size tehdit olunan azap benim
yanımda değildir.*
Allah'ın
azabı er, geç gerçekleşir. Kıyamet ansızın
başınıza gelecektir. O, göz açıp kapamadan da kısa
süre içinde gerçekleşir. O gün hüküm
yalnızca Allah'ındır. Gerçek işte budur.
(Eğer
aralarında acele hüküm verecek olsaydık, yeryüzünde
iki ayağıyla yürür tek bir mahluk kalmazdı.)
Allah
herkesin ne yaptığını gayet iyi bilir. O, hesabı tez görür.
Âzabımızın
aniden üzerinize gelip çatmayacağından emin mi
bulunuyorsunuz?
*De
ki: "Allah'ın size üstünüzden veya ayaklarınızın
altından bir azap göndermeye ya da birbirinize düşürüp
kiminize kiminizin hıncını tattırmaya gücü yeter. (Bir
kısmınızı bir kısmınızla def etmeseydik yeryüzü
fesada uğrar, fesada boğulurdu).
İşte
iyice anlamanız için ayetlerimizi böyle açıklamadayız.
*Kur'an
hak olduğu halde kavmin onu yalanladı. De ki: Ben size vekil
(kefil) değilim. *
Onlar
akıbetleri neymiş yakında görecek ve bileceklerdir. Kimmiş
yalancı yakında iyice anlayacaklardır. Göreceklerdir Allah'ın
azabının korkunçluğunu.
*Ayetlerimiz
hakkında ileri geri konuşmaya dalanları gördüğünde,
onlar başka bir söze geçinceye kadar onlardan uzak dur.
Eğer şeytan sana unutturursa, hatırladıktan sonra artık o
zalimler topluluğu ile oturma. Allah'tan korkanlara inanmayanların
hesabından herhangi bir sorumluluk yoktur. Fakat belki korunurlar
diye hatırlatmak gerekir.*
*Dinlerini
bir oyuncak ve bir eğlence edinen ve dünya hayatının
aldattığı kimseleri (bir tarafa) bırak! Kazandıkları sebebiyle
hiçbir nefsin felâkete dûçar olmaması için
Kur'an ile nasihat et. O nefis için Allah'tan başka ne dost
vardır, ne de bir yardımcı. O gün, bütün varını
fidye olarak verse, yine de ondan kabul edilmez. Onlar kazandıkları
(günahlar) yüzünden helâke sürüklenmiş
kimselerdir. İnkârcılar kaynar su içecekler ve onlar
için çok acı bir azap vardır. *(Altlarında ateşten
döşek, üstlerinde ateşten örtüler vardır.)
*De
ki: Allah'ı bırakıp da bize ne bir fayda ve ne de bir zararı
dokunan şeylere mi tapalım? Allah bizi doğru yola ilettikten sonra
şeytanların saptırıp şaşkın olarak çöle düşürmek
istedikleri, arkadaşlarının ise: "Bize gel! " diye doğru
yola çağırdıkları şaşkın kimse gibi gerisin geri
(inkârcılığa) mı döndürüleceğiz? *
Onları
Allah yoluna çağır. Gerçek, Allah'tan gelir. Doğru
yol işte budur.
Allah'ı
bırakıp da başka birini kendinize hakem mi sandınız. Kıyamet
günü Allah aranızda adaletle hükmedecektir. O gün
hüküm yalnızca Allah'ındır.
Her
şey Allah'ın yaratması ve dilemesi ile gerçekleşir. Hüküm
yalnızca O'nundur.
Namaz
kılın, zekat verin.
Sûr'a
üflendiği gün hükümranlık yalnızca O'nundur.
Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur.
Allah
dilediğini gerçekleştirir. O, vadinden asla dönnez.
O,
gizlediklerinizi de bilir, açığa vurduklarınızı da.
İbrahim,
babası Âzer'e: 'Baba' dedi. 'Niçin putlara tapıyorsun?'
Babası onu dinlemedi.
*Böylece
biz, kesin iman edenlerden olması için İbrahim'e göklerin
ve yerin melekûtunu gösteriyorduk.*
(Gecenin
karanlığı onu kaplayınca bir yıldız gördü, Rabbim
budur, dedi. Yıldız batınca, batanları sevmem, dedi. )
(Ay
gördüğünde, Rabbim budur, dedi. O da batınca, Rabbim
bana doğru yolu göstermezse elbette yoldan sapan topluluklardan
olurum, dedi.)
(Güneşi
doğarken görünce de, Rabbim budur, zira bu daha büyük,
dedi. O da batınca, dedi ki: Ey kavmim! Ben sizin (Allah'a) ortak
koştuğunuz şeylerden uzağım.)
(Ben,
yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah'a
çevirdim ve O'na ortak koşanlardan değilim. )
*
Kavmi onunla tartışmaya girişti. Onlara dedi ki: Beni doğru yola
iletmişken, Allah hakkında benimle tartışıyor musunuz? Ben sizin
O'na ortak koştuğunuz şeylerden korkmam. Ancak, Rabbim'in bir şey
dilemesi hariç. Ve Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır.
Hâla ibret almıyor musunuz?*
*
Siz, Allah'ın size haklarında hiçbir hüküm
indirmediği şeyleri O'na ortak koşmaktan korkmazken, ben sizin
ortak koştuğunuz şeylerden nasıl korkarım! Şimdi biliyorsanız
(söyleyin), iki guruptan hangisi güvende olmaya daha
lâyıktır?" *
*İnanıp
da imanlarına herhangi bir haksızlık bulaştırmayanlar var ya,
işte güven onlarındır ve onlar doğru yolu bulanlardır. *
*
İşte bu, kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz delillerimizdir.
Biz dilediğimiz kimselerin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz
ki senin Rabbin hikmet sahibidir ve her şeyi en iyi bilendir.
*
Biz O'na İshak ve (İshak'ın oğlu) Yakub'u da armağan ettik;
hepsini de doğru yola ilettik. Daha önce de Nuh'u ve O'nun
soyundan Davud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve
Harun'u doğru yola iletmiştik; Biz iyi davrananları işte böyle
mükâfatlandırırız. *
*Onların
babalarından, çocuklarından ve kardeşlerinden bazılarını
da seçkin kıldık ve doğru yola ilettik. *
*İşte
bu, Allah'ın hidayetidir, kullarından dilediğini ona iletir. Eğer
onlar da Allah'a ortak koşsalardı işleri boşa çevrilirdi.*
*
Onlar, kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiğimiz
kimselerdir. Eğer onlar (kâfirler) bunları inkâr ederse
şüphesiz yerlerine bunları inkâr etmeyecek bir toplum
getiririz. *
*İşte
o peygamberler Allah'ın doğru yola ilettiği kimdelerdir. Sen de
onların yoluna uy. *
De
ki: Benim görevim bildirmeden ibarettir. Bildirmeme karşılık
sizden bir ücret istemiyorum. (Bu Kur'an) âlemler için
ancak bir öğüttür.)
Onlar
Allah'ı gereği gibi bilemediler.*(Yahudiler), "Allah hiçbir
beşere bir şey indirmedi" dediler. De ki: Öyle ise
Musa'nın insanlara bir nûr ve hidayet olarak getirdiği
Kitab'ı kim indirdi? Siz onu kâğıtlara yazıp (istediğinizi)
açıklıyor, çoğunu da gizliyorsunuz. Sizin de
atalarınızın da bilemediği şeyler (Kur'an'da) size
öğretilmiştir. (Resûlüm) sen "Allah" de,
sonra onları bırak, daldıkları bataklıkta oynayadursunlar! *
Allah'tan
sakının.
Onlar
o kimselerdir ki Allah'a ve O'nun ayetlerine inanırlar, namaz
kılarlar, yoksullara yardım ederler. Cennet onlaradır.
Onlar
o kimselerdir ki Âyetlerimizi inkâr ederler. Cehennem
onlaradır.
Allah
hakkında yalan uydurandan daha zalim kim vardır?
*Veya
kendisine hiçbir şey vahyedilmemişken "Bana da
vahyolundu" diyenden ve "Ben de Allah'ın indirdiği
âyetlerin benzerini indireceğim" diyenden daha zalim kim
vardır! O zalimler, ölümün (boğucu) dalgaları
içinde, melekler de pençelerini uzatmış, onlara:
"Haydi canlarınızı kurtarın! Allah'a karşı gerçek
olmayanı söylemenizden ve O'nun âyetlerine karşı
kibirlilik taslamış olmanız sebebiyle, bugün alçaklık
azabı ile cezalandırılacaksınız!" derken onların halini
bir görsen! *
(Şüphesiz
Allah, tohumu ve çekirdeği yarıp bitkileri yeşertir,)*
ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkarandır.
*
Her
şey Allah'ın dilemesi ve takdiriyledir. Karanlıklarda ve
aydınlıklarda ne varsa O, bilir. Rabbiniz Allah işte budur. O'nun
gücü her şeye yeter.
(O,
dinlenmeniz için geceyi, çalışıp rızkınızı temin
etmeniz için gündüzü, ay ve güneşi
vakitlerin tayini ve yön bulmanız için yıldızları
hesap ölçüsü kılmıştır. İşte bu, gücü
her şeye yeten ve her şeyi en iyi bilen Allah'ın dilemesi ve
takdiriyledir.)
Allah
her çeşit yaratmayı bilendir.(Gözler O'nu görmez
fakat O, gözleri görür.)
(Her
şeyi çift çift ve sudan yarattık. O, gökten su
indirir. Onunla ölü toprağı diriltir, tohumları
yeşertiriz.)
(Allah'ın
nimetlerini saymakla bitiremezsiniz.)
Her
şey Allah'ın yaratması iledir. O, tektir ve gücü her
şeye yetendir. Halâ akletmezler mi?
Allah
her şeyden haberdardır. O, kalplerde olanı bilir.
Allah
inananlara kavrama kabiliyeti vermektedir. Yalnızca O'na tapın. Kim
ki inanır, sabreder ve secde ederse işte en büyük
ongunluk ve kurtuluş budur.
Her
kim bir iyilik işlerse karşılığını görecektir, kendi
aleyhinedir. Her kim de zerre kadar bir kötülük, şer
işlerse karşılığını görecektir, kendi aleyhinedir.(De ki
ben sizin bekçiniz değilim).
Halâ
ders almazlar mı?
*Allah'tan
başkasına tapanlara sövmeyin; sonra onlar da bilmeyerek
Allah'a söverler. Böylece biz her ümmete kendi
işlerini câzip gösterdik. Sonunda dönüşleri
Rablerinedir. Artık O ne yaptıklarını kendilerine bildirecektir.
*
Bize
gökten bir melek inseydi ya derler. Melek de indirseydik iş
belliydi. Onlar yine inanmazlardı.
Eğer
inansalardı bu haklarında hayırlı olurdu. Fakat çoğu bunu
bilmezler.
Şeytan
sizin apaçık düşmanınızdır.( aldatmak için
sözün yaldızlısını fısıldarlar. )
*Ahirete
inanmayan kâfirlerin kalpleri ona (yaldızlı söze)
kansın, ondan hoşlansınlar ve işledikleri suçu işlemeye
devam etsinler diye (böyle yaparlar).*
*
Allah'tan başka bir hakem mi arayacağım?de. O, size Kitab'ı açık
olarak bildirdi. Kendilerine ilim verdiğimiz kimseler, Kur'an'ın
gerçekten Rabbin tarafından indirilmiş olduğunu bilirler.
Sakın şüpheye düşenlerden olma! *
*Yeryüzünde
bulunanların çoğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan
saptırırlar. Onlar zandan başka bir şeye tâbi olmaz,
yalandan başka söz de söylemezler. *
*Günahın
açığını da gizlisini de bırakın! * Suçlular
cezalarını çekeceklerdir. Onlar için çok acı
bir azap vardır.
*Üzerine
Allah'ın adı anılmadan kesilen hayvanlardan yemeyin. Bu büyük
günahtır. Gerçekten şeytanlar dostlarına, sizinle
mücadele etmeleri için telkinde bulunurlar. Eğer onlara
uyarsanız şüphesiz siz de Allah'a ortak koşanlar olursunuz. *
*Ölü
iken dirilttiğimiz ve kendisine insanlar arasında yürüyebileceği
bir ışık verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde kalıp
ondan hiç çıkamayacak durumdaki kimse gibi olur mu!
İşte kâfirlere yaptıkları böyle süslü
gösterilmiştir. *
*
Böylece biz, her beldede bozgunculuk yapmaları için,
günahkârlarını liderler yaptık.* Onlar Allah'ı
kandırdıklarını sanırlar. Oysa kendilerini kandırırlar da
farkında değillerdir.
*Onlara
bir âyet geldiğinde, Allah'ın elçilerine verilenin
benzeri bize de verilmedikçe kesinlikle inanmayız, dediler ve
yapmakta oldukları hilelere karşılık* Onlar suçlarının
cezasını göreceklerdir.
Allah,
kime peygamberlik vereceğini gayet iyi bilir. (Onlara önünüzde
ve ardınızda bulunan azaptan çekinin de rahmete erin dendi
mi hemen yüz çevirirler.)
Allah'ın
azabı inanmayanların üzerinedir.
*
Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslâm'a
açar; kimi de saptırmak isterse göğe çıkıyormuş
gibi kalbini iyice daraltır. *
(Biz
hiçbir kavme peygamber göndermedikçe azap edecek
değiliz).
Allah
işlediklerinizden haberi olandır. O vadinden asla dönmez.
Zâlimler asla kurtuluşa erdirilmezler.
Onlar
sonuçları neymiş yakında görecek ve bileceklerdir.
Kimmiş yalancı yakında iyice anlayacaklardır.
*Allah'ın
yarattığı ekinlerle hayvanlardan Allah'a pay ayırıp zanlarınca,
bu Allah'a, bu da ortaklarımıza (putlarımıza) dediler. Ortakları
için ayrılan Allah'a ulaşmıyor, fakat Allah için
ayrılan ortaklarına ulaşıyor! Ne kötü hüküm
veriyorlar? *
Allah
hakkında yalan uydurandan daha zalim kim vardır?
*Onlar
saçma düşüncelerine göre dediler ki: "Bu
(tanrılar için ayrılan) hayvanlarla ekinler haramdır.
Bunları bizim dilediğimizden başkası yiyemez. Bunlar da binilmesi
yasaklanmış hayvanlardır." Birtakım hayvanlar da vardır ki,
(Allah böyle emrediyor diye) O'na iftira ederek üzerlerine
Allah'ın adını anmazlar. Yapmakta oldukları iftiraları yüzünden
Allah onları cezalandıracaktır.*
*Dediler
ki: "Şu hayvanların karınlarında olanlar yalnız
erkeklerimize aittir, kadınlarımıza ise haram kılınmıştır.
Şayet (yavru) ölü doğarsa, o zaman (kadın erkek) hepsi
onda ortaktır." Allah bu değerlendirmelerinin cezasını
verecektir. *
*Bilgisizlikleri
yüzünden beyinsizce çocuklarını öldürenler
ve Allah'ın kendilerine verdiği rızkı, Allah'a iftira ederek
(kadınlara) haram kılanlar, hüsrana uğrayanlardır. Onlar
gerçekten sapmışlardır ve doğru yolu bulacak da
değillerdir. *
Allah'a
iftira atandan daha zâlim kim vardır?
(Çardaklı
(üzüm) bahçeleri, ürünleri çeşit
çeşit hurmaları, ekinleri, birbirine benzer ve benzemez
biçimde ve çeşitli tatlarda zeytin ve narları yaratan
O'dur.) *Herbiri meyve verdiği zaman meyvesinden yiyin. Devşirilip
toplandığı gün de hakkını (zekât ve sadakasını)
verin, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf
edenleri sevmez. *
*Sığır
ve koyunun iç yağlarını onlara (Yahudilere) haram kıldık.
Bu, zulümleri yüzünden onlara verdiğimiz cezâdır.
*
*
müşrikler dediler ki: "Allah dileseydi ne biz ortak
koşardık ne de atalarımız. Hiçbir şeyi de haram
kılmazdık." * De ki: Yanınızda bize açıklayacağınız
bir bilgi var mı? Siz zandan başka bir şeye uymuyorsunuz böylece
Allah hakkında yalan uyduruyorsunuz.*
*Ve
kendilerine rızık olarak verdiklerimizden, mahiyetini bilmedikleri
şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. *
Onlar
kendi elleriyle yaptıkları uydurma şeylere taptılar.
Allah'a
iftira atandan daha zalim kim vardır? *Andolsun ki, iftira etmekte
olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz! *
Daha
önce de peygamberler gönderildi. Onları yalanladılar ve
helâk edildiler.
Allah'tan
daha doğru sözlü kim vardır?
*De
ki: Kesin delil, ancak Allah'ındır. Allah dileseydi elbette
hepinizi doğru yola iletirdi. *
*
De ki: Allah şunu yasak etti, diye tanıklık edecek kimseleri de
getirin! Eğer onlar tanıklık ederlerse, sen onlarla beraber
tanıklık etme; âyetlerimizi yalanlayanların ve ahiret gününe
inanmayanların arzularına uyma. Onlar, Rablerine eş tutuyorlar. *
*De
ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını bildireyim:
O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın*
Anne
ve babanız yanınızda yaşlanacak olurlarsa onlara 'öf' bile
demeyin. Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin.
Allah sizin de rızkınızı verir, onların da.
Teraziyi
doğru tutun, eksik tartmayın.
*kötü,
şer işlerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın.*
Birbirinizi
öldürmeyin.
Yetim
malı haramdır. Allah'tan korkun ki kurtuluşa erin.
Allah'ın
çizdiği sınırları aşanlar zalimlerin ta kendileridirler.
Gerçek Allah'tan gelir. Halâ akletmezler mi?
Allah'tan
korkun ki kurtuluşa erin.
*"Kitap,
yalnız bizden önceki iki topluluğa (hıristiyanlara ve
yahudilere) indirildi, biz ise onların okumasından gerçekten
habersizdik" demeyesiniz diye;
Veya
"Bize de kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru
yolda olurduk" demeyesiniz diye (Kur'an'ı indirdik). İşte
size de Rabbinizden açık bir delil, hidayet ve rahmet geldi.
*
Ayetlerimizi
yalan sayandan daha zalim kim vardır? Onlar için çok
acı bir azap vardır. Onlar cehenneme girecekler ve ebedi olarak
orada kalacaklardır.
Allah'ın
ayetleri işte bunlardır. Onlar ise ayetlerimizden yüz
çevirmedeler. Acı azap o kimseleredir.
*Onlar
kendilerine meleklerin veya Rabbin gelmesini ya da Rabbin bazı
alâmetlerinin gelmesini mi bekliyorlar. Rabbinin bazı
alâmetleri geldiği gün, daha önce inanmamış ya da
inancında bir hayır kazanmamış olan kimseye artık imanı bir
fayda vermez.*
De
ki: Bekleyin bakalım. Biz de beklemedeyiz.
Her
kim zerre kadar bir iyilik işlerse karşılığının aynısı
verilecektir. Faydası kendinedir. Her kim de zerre kadar bir
kötülük, şer işlerse karşılığının aynısı
verilecektir. Zararı kendinedir.
Ne
güç gündür o gün, kıyamet. O gün
uzuvları aleyhlerine tanıklık edecektir.
Allah,
her şeyi en iyi işitir ve bilir. O, gizlediklerinizi de bilir.
Açıkladıklarınızı da.
Her
şeyi yaratan yalnızca Allah'tır. (Allah'ı bırakıp da
taptıkları, hiçbir şey yaratamazlar. Dileyen de aciz,
dilenen de. Çünkü onlar yaratılmıştır.)
*Onlar,
Kıyamet günü kendi günahlarını tam olarak
taşıdıkları gibi ve bir de saptırmakta oldukları kimselerin
günahlarından da bir kısmını yüklenirler. Bak da gör
yüklenecekleri şey ne kötüdür!*
(Onlar
peygamberlere hile tertiplediler. Allah ise tuzak kuranların en
hayırlısıdır.) *
Emrimiz
gelip çatınca tekbir ses, bir tek sayha ile helak edildiler.
Nasılmış azabım ve korkutmalarım? * Bu azap onlara,
farkedemedikleri bir yerden gelmişti.* (Onları bilemedikleri,
tahmin edemedikleri bir yerden yavaş yavaş cehenneme çekeceğiz).
*Kıyamet
gününde rezillik onlaradır. O gün: "Kendileri
hakkında daha önce (müminlere) düşman kesildiğiniz
Allah'a koştuğunuz eş ve ortaklar nerede?" denilir.
Kendilerine ilim verilmiş olanlar derler ki: "Şüphesiz
bugün rezillik ve kötülük kâfirleredir."
*
Zalimler
asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. Allah kimseye kıl kadar bile
zulmetmez. Onlar ise ancak kendilerine zulmederler. *Melekler,
kendilerine zulmedenlerin canlarını alırken: Biz hiçbir
kötülük yapmıyorduk, diyerek teslim olurlar.
Ne
feci yerdir cehennem. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır.
Derileri yanıp eridikçe, yeniden deri bitirilir. Baş
içitleri kanlı irinli sudur.
Allah
her şeyden en iyi haberi olandır. |
|
Kalıcı Link
|
3/5/2008 - ZİYAFET SOFRASI SÛRESİ
Ayın
– Kâf – Sîn.
İşte Allah’ın âyetleri bunlardır.
İyice anlamanız için âyetlerimizi böyle
bildirmedeyiz.
İsa havarilerine ‘Allah yolunda
yardımcılarım kimlerdir?’ diye sorunca, havariler “Allah
yolunda yardımcıların biziz' dediler.
Havariler İsa’ya “Allah'a dua et de
bizim için gökten bir sofra indirsin. Bu, bize hem bir
delil olsun hem de Rabbin tanıklığımızı yazsın” dediler.
İsa “Rabbim, bize gökten bir sofra
indir ve bizi onunla rızıklandır.” dedi.
Allah :“Sofrayı size indireceğim fakat
kim inkâra saparsa onu cezalandıracağım” diye buyurdu.
Âyetlerimize inanan ve iyi işler
işleyenler için altından ırmaklar akan köşkler vardır
ve orada ebedi olarak kalacaklardır. İyilik eden ve iyi
davrananların sonucu işte budur.
İnkârcıların varacakları yer
cehennemdir. Ne kötü duraktır orası. Allah vâdinden
asla dönmez. O’nun sözü er-geç gerçekleşir.
Halâ akletmezler mi?
Onlar “ Allah evlât edindi”
dediler. Hâşa Allah evlât edinmekten münezzehtir ve
O, çok yücedir.
Âzabımızın aniden üzerinize
gelip çatmayacağından emin mi bulunuyorsunuz?
Allah’a iftira atandan daha zalim kim
vardır?
Daha önce de peygamberler gönderildi.
Onları inkâr ettiler ve helâk edildiler. Bir tek ses,
tek bir sayha onlara yetti. Evlerinde boylu boyunca uzanmış ölü
bulundular. Sanki daha önce hiç yaşamamışlardı.
Nasılmış âzâbım ve korkutuşlarım. Halâ ders
almazlar mı?
Allah iyi ve temiz kişileri korur ve sever.
O, her şeyi en iyi işitir ve bilir.
De ki: Sizinle benim aramızda tanık olarak
Allah yeter. Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. O,
tektir.
Sizi yoktan var eden Allah’tır. Her şey
Allah’ın dilemesi takdiri iledir. O, her çeşit yaratmayı
bilir. Halâ düşünmezler mi?
Her kim zerre kadar bir iyilik işlerse
karşılığını görecektir. Her kim de zerre kadar bir
kötülük, şer işlerse karşılığını görecektir.
Onlar o kimselerdir ki; Allah’a ve O’nun
âyetlerine içten inanırlar, namaz kılarlar, zekât
verirler, yoksullara yardım ederler. Cennetler onlar içindir.
Onlar o kimselerdir ki; Âyetlerimizden
yüz çevirirler, peygamberlerle alay ederler, inananlara
gülüp geçerler. Cehennem o kimseleredir.
Allah’tan daha doğru sözlü kim
vardır?
Allah’ı bırakıp da başka birini
kendinize hakem mi sandınız? O gün herkese yaptıklarının
karşılığı verilecektir.
Allah imanınızı zâyi edecek
değildir. O, kalplerde olanı bilir.
Allah, herkesin ne yaptığını gâyet
iyi bilir. O, işlediklerinizden aslâ gâfil değildir. O
gün hüküm yalnızca Allah’ındır.
Kadın ve erkeklere çalışmalarından
bir pay vardır.
Ancak Allah'a tapın. O, her
şeyden haberi olandır. Eğer inanırlarsa bu haklarında hayırlı
olur.
Allah, iyilik eden, iyi
davrananları sever. Adil olun. Allah adalet üzere davrananları
sever.
Yola serilmiş yoksula yardım
edin.
Allah kimseye zerre kadar
zulmetmez.
Her kim zerre kadar bir
iyilik yaparsa,karşılığını görecektir. Faydası
kendinedir. Her kim zerre kadar bir kötülük, şer
işlerse karşılığını görecektir. Zararı kendinedir.
Allah, işlediklerinizden
habersiz değildir. Rabbiniz Allah, işte budur. O, hesabı tez
olandır.
Allah hakkında, yalan uydurandan daha
zâlim kim vardır?Onlar
Âzabımız neymiş yakında görecek ve bileceklerdir.
İnanıp da iyi işler
işleyenler cennetlere girecekler ve ebedi olarak orada
kalacaklardır. Onlar koyu gölgeliklerde, pınar başlarındadır.
İnkâr edenlerin
barınakları cehennem olacaktır. Oraya girdiklerinde 'Rabbimiz!
diyeceklerdir. Ne olur tekrar dünyaya dönelim de doğru
yolu bulalım'. Fakat onların bu dilekleri aslâ kabul
edilmeyecektir. Onlara' Vaktiyle elçilerimiz delillerle
geldiler. Niçin onlardan yüz çevirdiniz?'
denilecektir.
Onlara orada sâdece;'Tadın bakalım acı âzâbımızı'
denir.
Âkıbetleriniz
neymiş yakında görecek ve bileceksiniz. Kimmiş yalancı
yakında iyice anlayacaksınız.
Birbirinizi yurtlarından
çıkarmayın. Allah yolunda, yurtlarından çıkarılanlara
yardım edenler, iyilik edenler, iyi davrananlar, dinde sebât
edenler, sabredenler cennetlere girecekler ve ebedi olarak orada
kalacaklardır. Onlara dereceler vardır. Ne güzel yurttur
cennet.
Birbirlerini yurtlarından
çıkaranlar cehenneme girecekler ve ebedî olarak orada
kalacaklardır. Ne kötü yerdir cehennem.
Ne güç gündür
o gün, kıyamet. O gün ne anne babanın evladına ne de
evladın anne babasına bir faydası dokunmayacaktır. O gün
herkese işlediklerinin karşılığı verilecektir.
Kıyâmet günü
Allah, aranızda adâletle hükmedecektir.
Allah'tan daha doğru sözlü kim
vardır?
Şeytan sizin apaçık
düşmanınızdır.
Göklerde ve yerde ne
varsa Allah'ındır. O, her şeyden haberdardır. Allah kimseye
hardal tozu kadar bile zulmetmez.
Onlar ise kendilerine ne bir fayda ve ne
de bir zararı dokunan şeylere taptılar.
Musa kavminden Cumartesi günü
yasağına uymayanlara hâkir maymunlar olun buyurduk.
Âyetlerimizden yüz
çevirenler gâfildirler .Onların kulakları,gözleri
ve kalpleri mühürlüdür. Gerçeği görseler
yine de inanmazlar.
Onlardır ki; Allah'a ve O'nun
ayetlerine inanırlar, namaz kılarlar, zekât verirler.
Yoksullara yardım ederler. İşte o kimseler kurtuluşa
erdirileceklerdir.
Onlardır ki; Âyetlerimizle
alay ederler peygamberleri yalanlarlar, işte o kimselerin
varacakları yer cehennemdir ve orada ebedi olarak kalacaklardır.
Allah vâdinden asla
dönmez. O, hesabı tez görür. Gerçek işte
budur. Eğer inanırsanız bu hakkınızda hayırlıdır. Fakat çoğu
bunu bilmezler.
Allah'tan çekinin.
Kim ki inanır, sabreder ve
secde ederse işte en büyük ongunluk ve kurtuluş budur.
Ayetlerimiz işte bunlardır .Doğru yol, işte budur.
Allah'ın gücü her
şeye yeter ve O, âzabı en şiddetli olandır.
Rabbin, cehennemi cinler ve
insanlarla dolduracağım sözü gerçekleşecektir.
Allah'tan gereği gibi korkun.
Sana düşen görev,
ancak bildirmedir.
İnkâr edenler için
cehennem vardır. Onlar suçlarının cezasını çekeceklerdir.
Allah'ı bırakıp da başka
birini kendinize hakem mi sandınız?
Allah yolunda canlarınızla
mallarınızla savaşın.
âyetlerimizi
yalanlayanlara gelince, işte onlar hüsrana uğrayacaklardır.
Varacakları yer cehennemdir.
Onlar o kişilerdir ki
ayetlerimizden gâfildirler. Fakat çoğu bunu bilmezler.
Onlar o kişilerdir ki
âyetlerimizden yüz çevirirler. Onlar kör,
sağır ve dilsizdirler. Gerçeği akletmezler.
Onlar
göreceklerdir Allah'ın âzabının korkunçluğunu.
İnanan ve iyi işler
işleyenler cennetlere girecekler ve ebedi olarak orada
kalacaklardır.
İnkâr eden ve kötü,
şer işler işleyenler ise cehenneme girecekler ve ebedi olarak
orada kalacaklardır.
Onlara 'Haydi gelin.Siz de
Allah'a inanın ve O'nun bildirdiklerine uyun denildiğinde 'Biz,
atalarımızın yolundan yürürüz derler. Ya ataları
doğruyu anlamamış, doğruyu bulamamışlarsa ne olacak? Hiç
düşünmezler mi?
Allah'ın elçisine
'Râina bizi gözet' demeyin. 'Unzurnâ bize bak'
deyin.
O, işlediklerinizden haberi
olandır.
Allah karanlıklarda ve
aydınlıklarda ne varsa bilir. O, gücü her şeye yetendir.
Birbirinizi
öldürmeyin.(Kim bir mümini öldürürse
tüm insanları öldürmüş gibi olur. Kim
bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi
olur). *Bir inananın, bir inananı
kasden öldürmesi olacak şey değildir. Hataen olursa o
müstesnadır. *(Kim bir mümini yanlışlıkla, hata ile
öldürürse ölenin ailesine diyet ödemesi
gerekir. Ailesi bu diyeti bağışlarsa bu müstesnadır. Diyet
ödeyecek durumda değilse, Allah'tan bağışlanma diler ve ard
arda aralıksız altmış gün oruç tutar. Buna da gücü
yetmezse bir yoksulu altmış gün, ya da altmış yoksulu bir
gün doyuracak kadar fidye verir.)
Kıyamet günü
Allah, aranızda adâletle hükmedecektir. O gün hüküm,
yalnızca Allah'ındır. Âyetlerimizden yüz çevirenler
gâfillerin ta kendileridirler. Onlar için çok acı
bir azap vardır.
Sözlerinizi
yerine getirin. Yeminlerinizi tutun. Yeminlerini tutamayanlar üç
gün ard arda oruç tutar. Veya bir yoksulu on gün ya
da on yoksulu bir gün doyuracak kadar fidye verir.
*Hürmetli
aylara, dört ayaklı hayvanlardan size helâl kılınan
kurbanlıklara ve gerdanlı kurbanlıklara ve Allah'ın rızasını
aramak için Hac ibadetine (Kâbe'ye) gelenlere sakın
saygısızlıkta bulunmayın. İhrama girdiğinizde helâl olan
hayvanları avlamak da haramdır. İhramdan çıkınca
avlanabilirsiniz. Mescid-i Haram'a girmenizi önledikleri için
bir topluma karşı duyduğunuz şiddetli öfke, sizi onlara
saldırmaya sevk etmesin.* (Günahta ve düşmanlıkta
yardımlaşmayın. İyilik ve takvâda yardımlaşın).(Aranızda
selâmı yayın. Size selam verene aynısı ile veya daha iyisi
ile mukabele edin.)
*Leş,
kan, domuz eti, Allah adına değil ve putlar adına kesilen
hayvanlarla, vurulup yüksek bir yerden düşüp ölmüş
veya başka bir hayvanın boynuz darbeleriyle öldürülmüş
veya bir hayvan tarafından parçalanmış hayvanların etini
yemek haramdır. Meğer ki onlar ölmeden yetişip kesesiniz.
(Taştan, tahtadan veya herhangi bir maddeden yapılmış veya
asılmış putlar adına kesilen hayvanlar ile fal için
çekilen oklarla rızık arayış ne kötüdür.)
Bugün kâfirler,
sizin dininizi söndürmekten ümitlerini kestiler. Ancak
benden korkun. onlardan korkmayın. İşte bugün size dininizi
ikmal ettim, Size hoşnutlukla İslâm'ı verdim ve dininizi
tamamladım.*
Domuz
eti haramdır. Pis ve murdardır. Ancak darda kalan zaruret miktarını
aşmayacak kadar bundan yerse günah olmaz.
*Sana
soruyorlar bize helâl kılınan nedir? de ki: Size bütün
iyi ve temiz şeyler helâl kılındı. Alıştırarak ve
Allah'ın size öğrettiğini öğreterek yetiştirdiğiniz
avcı hayvanların derilerini de giyin. *Avlanırken de üzerine
Allah'ın adını anın (besmele çekin). Allah'tan korkun.
*Allah hesabı tez görür.
*Size
temiz ve iyi şeyler helâl kılınmıştır. Kendilerine kitap
verilenlerin (yahudi, hıristiyan vb. nin) yemeği size helâl,
sizin yemeğiniz de onlara helâldir. İnanan hür ve
namuslu kadınlar ve sizden önce kitap verilenlerin hür ve
namuslu kadınları, zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın ve ve
mihirlerini verdiğiniz takdirde nikâhlamak inanan erkeklere
helâldir. *
Âyetlerimizi
yalan sayandan daha zalim kim vardır? Onların işleri boşa
çevrilir.
Namaz
kılacağınız zaman yüzünüzü yıkayın,
başınıza meshedin, ellerinizi dirseklerinize kadar, ayaklarınızı
topuklarınıza kadar yıkayın.
(Ne
söylediğinizi bilemeyecek kadar sarhoşken ve cünüp
iseniz ve yolcu değilseniz, gusledinceye kadar namaza yaklaşmayın.
Eğer hasta veya yolcu iseniz veya ayak yolundan gelmişseniz veya
kadınlara yaklaşıp da su bulamadığınız takdirde temiz bir
toprağa teyemmüm edin. Niyet ederek Ellerinizi toprağa vurun
yüzünüzü ve ellerinizi dirseklerinize kadar
meshedin.)
Allah
temizlenenleri sever. (Hâlâ şükretmezler mi)
*Allah
size güçlük istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve
üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.*
Şarap,
kumar ve fal okları şeytan işi pisliklerdir.
(Size
şunlarla evlenmek haram kılındı:,Analarınız, kızlarınız, kız
kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları,
kız kardeş kızları, babalarınızın evlendiği kadınlar, sizi
emziren sütanneleriniz, süt kız kardeşleriniz,
hanımlarınızın anneleri, kendileriyle zifafa girdiğiniz
hanımlarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız,
-eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size
bir günah yoktur- öz oğullarınızın hanımları, iki kız
kardeşi de nikâhlamanız.)
Allah,
gönüllerde saklı, gizli ne varsa bilir. (Allah'ın
üzerinize olan nimetini anın) * ve "Duyduk ve kabul ettik"
dediğiniz zaman ona vermiş olduğunuz sözü hatırlayın.*
Âdil
olun. Allah, adaletle davrananları sever. (Bir topluluğa olan
kininiz, sakın sizi adaletsizliğe sevk etmesin). Allah
işlediklerinizden haberi olandır. Yalnızca Allah'tan korkun. O,
kendisinden korkanlarla beraberdir.
Allah'a
inanan ve iyi işler işleyenler için cennetler vardır. Onlar
orada ebedî olarak kalacaklardır. Orada her diledikleri
ellerinin altında olacaktır. Ne güzel yurttur orası.
İnkâr
eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince onlar için
cehennem vardır. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır. Baş
yiyecekleri zakkum kökü, baş içitleri kanlı irinli
sudur. Ne kötü yerdir orası.
Allah'tan
korkun ki kurtuluşa erin. O, iyi ve temiz kişileri sever ve korur.
(Allah'ın üzerinize olan nimetini anın) * hani bir topluluk
size el uzatmaya yeltenmişti de Allah, onların ellerini sizden
çekmişti. * İnananlar yalnızca Allah'a güvenmelidir.
(Hani
*İsrailoğullarından* söz almıştık. İçlerinden on
iki güvenilir adam göndermiştik. Allah onlara şöyle
demişti: Ben sizinle beraberim. Eğer siz namaz kılar, zekât
verir, peygamberlere inanır, onlara kuvvetle yardım eder, Allah
yolunda iyi işler yaparsanız cennetler sizedir. Fakat içinizden
her kim inkâr ederse doğru yoldan sapıtmış olarak hüsrana
uğrayanlardan olur. )
(Sözlerinden
döndükleri için kalplerini katılaştırdık. Onlar
kelimeleri yerlerinden değiştirerek kendilerine bildirilen
gerçeklerden nasip almayı unuttular.) *İçlerinden bir
kısmı müstesnâ, onların daima yaptıkları bir hainliği
haber alırsın. Yine de onları affet ve aldırış
etme.*(Hükmümüze sabret. Cahillerden yüz çevir).
Allah iyilik eden, iyi davrananları sever.
Onlardır
ki ayetlerimizden yüz çevirmeye yeltenirler. O kimseler
için çok acı bir azap vardır. *Onlardan "Biz
hıristiyanlarız" diyenlerden de söz almıştık. Onlar da
kendilerine bildirilen gerçeklerin bir kısmını unuttular.
Bu nedenle kıyamete kadar aralarına düşmanlık ve kin
yerleştirdik. Allah onlara yakında nelere yeltendiklerini haber
verecek.*
*Ey
kitap ehli ! Resûlümüz size Kitabınızın gizlemekte
olduğunuz birçok yerlerini size bildiriyor. birçok
(kusurunuzu) da affediyor. Gerçekten size Allah'tan bir nur ve
sarih kitap geldi.*
Allah
sözlerinde değişme olmaz. İyice anlamanız için
ayetlerimizi böyle açıkça bildirmedeyiz. Doğru
yol işte budur.(Allah sizi karanlıklardan aydınlığa, zulûmattan
nûra çıkarır.) Rabbiniz Allah işte budur.
Onlar
“Allah evlât edindi” dediler. Hâşâ; Allah,
evlât edinmekten münezzehtir ve O, çok yücedir.
Allah dilerse sizi yok eder de yerinize başka bir kavim getirir.
Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Her şey Allah'ın dilemesi
ve yaratması iledir. O, iradesi ile hükmeder. Allah'ın gücü
her şeye yeter. *De ki: Allah, Meryem oğlu Mesîh'i de
annesini de yeryüzündekilerin hepsini de yok etmeyi dilese
O'na karşı her hangi bir şeye, kimse sahip çıkabilir mi?*
Her
şeyi yaratan yalnızca Allah'tır. Göklerde ve yerde ne varsa
O'nundur. Allah'ı bırakıp da başka birini kendinize hakem mi
sandınız? O, dilediğini gerçekleştirir. *Yahudiler ve
hıristiyanlar "Biz Allah'ın oğullarıyız ve sevgilileriyiz"
dediler. De ki: Öyleyse niçin size günahlarınız
sebebiyle azap ediyor? Allah, dilediğini bağışlar, dilediğine
azap eder. Sonunda dönüş de ancak O'nadır. *
*Ey
kitap ehli! Bize bir müjdeci ve sakındırıcı gelmedi
dememeniz için peygamberlerin arası kesildiği bir devirde
size müjdeci ve sakındırıcı geldi.* Allah her şeye gücü
yetendir. O, dilediğini gerçekleştirir.
*Hani
Musa, kavmine şöyle demişti: Ey kavmim! Allah'ın üzerinize
olan nimetini anın. O'nun emri ile hükmetmeniz ve doğruyu
yanlıştan ayırmanız için size içinizden
peygamberler gönderdi ve âlemlerde hiç kimseye
vermediğini size verdi.*
*Tevrat'ı
doğrulayıcı olarak peygamberlerin izleri üzerine, ardından
İsa'yı gönderdik. Ve ona, içinde doğruya rehberlik ve
nûr bulunmak, önündeki Tevrat'ı tasdik etmek,
sakınanlara bir hidayet ve öğüt olmak üzere İncil'i
verdik.*
*İncil'e
inananlar, Allah'ın onda bildirdiği ile hükmetsinler. Kim
Allah'ın bildirdiği gerçek ile hükmetmezse işte onlar
hüsrana uğrayacaklardır.*
Bu
Kur'an daha öncekileri tasdik eder. Birbirinizle tanışasınız
diye sizi kavimler halinde yarattık. * Artık aralarında Allah'ın
indirdiği ile hükmet* * İyi işlerde birbirinizle yarışın.
Hepinizin dönüşü Allah'adır. *(Allah ihtilafa
düştükleri şeyler hakkında hükmünü
verecektir. Sana gelen gerçeği bırakıp da onların heva ve
heveslerine uyma.Yoksa onlar cahiliye devrinin idaresini mi
arıyorlar?)
*Aralarında
Allah'ın indirdiği ile hükmet ve onların arzularına uyma.
Allah'ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından dahi
seni saptırmamalarına dikkat et. *
Onlar
Allah'ı gereği gibi bilemediler. Allah'tan daha doğru sözlü
kim vardır?
(Ey
iman edenler! Birbirinizi bırakıp da başkalarını *yahudileri ve
hıristiyanları* dost edinmeyin. Siz onların dinine girmedikçe
sizi vurup öldürmek isterler.) *İçinizden onları
dost tutanlar, onlardandır.* Allah, zalim kavmi doğru yola iletecek
değildir.
*Ey
iman edenler! Sizden önce kendilerine Kitap verilenlerden
dininizi alay ve oyun konusu edinenleri ve kâfirleri dost
edinmeyin. Allah'tan korkun; eğer müminler iseniz. *
*Ey
iman edenler! Sizden önce kendilerine Kitap verilenlerden
dininizi alay ve oyun konusu edinenleri ve kâfirleri dost
edinmeyin. Allah'tan korkun; eğer müminler iseniz. Namaz için
ezan okunduğu zaman onu bir eğlence oyun sanıyorlar bu onların
akılsız bir güruh olmalarındandır.*
*(Onlara)
şöyle de: Ey kitap ehli! Yalnızca Allah'a, bize indirilene ve
daha önce indirilene inandığımız için mi bizden
hoşlanmıyorsunuz? Oysa çoğunuz yoldan çıkmış
kimselersiniz. *Onların çoğunu günah işlemek,
zulmetmek ve haram yemekte sürat yarışına girdiklerini
görürsün. Ne kötüdür ettikleri*
*Hükümleri
bilenler ve alimler onları suç olan sözleri söylemekten
ve haram yemekten yasaklasalardı ya! İşledikleri ne kötüdür!
*
Eğer
inansalardı bu haklarında hayırlı olurdu. Fakat çoğu
bunu bilmezler. * suçlarını bağışlardık ve onları da
nimeti bol cennetlere alırdık.*
*Eğer
onlar Tevrat'ın, İncil'in ve Rableri tarafından indirilen sair
kitapların emirlerini tutsalardı hem başlarından hem ayaklarının
altlarından nimetlere kavuşurlar rızıklanırlardı. İçlerinden
mutedil olanlar da var fakat çoğu kötü işler
yaparlar.*
Sana
düşen görev ancak bildirmeden ibarettir.
İnanıp
da iyi işler işleyenler için ne korku olacaktır ne de tasa.
Onlar hiç üzülmeyeceklerdir.
Âyetlerimizden
yüz çevirenler ise gafildirler. Onların kulakları,
gözleri ve gönülleri mühürlüdür.
Yalnızca
Allah'a tapın. O birdir. Onlar ise Allah evlat edindi dediler. Hâşâ;
Allah evlat edinmekten münezzehtir ve O, çok yücedir.
(Mesîh ancak bir resûldür. Annesi doğru bir
kadındı. İsa annesiyle yemek yerdi.)
Allahınız
tek Allah'tır. O, her şeyi en iyi işiten ve bilendir. Onlar ise
kendilerine ne bir fayda ve ne de bir zararı dokunan şeylere
taptılar.
İnkâr
eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince onlar cehenneme
girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır.
Allah
azabı en şiddetli olandır. Ancak O'ndan korkun.
Onlara
haydi gelin siz de Allah'a inanın ve onun bildirdiklerine uyun dense
biz atalarımızın yolundan yürürüz derler. Ya
ataları doğruyu anlayamamış, doğruyu bulamamışlarsa ne olacak
hiç düşünmezler mi?
(
Allah buyurdu ki: Doğruların doğruluğunu sormak için fayda
verecek gündür. Ey mutmain olmuş nefs Allah senden sen de
Allah'tan razı olarak cennetime gir.)Allah her şeyden haberdardır
ve O, gücü her şeye yetendir.
Allah
Âdem'i balçıktan yarattı ve ona ruhundan üfledi.
Âdem'in bel kemiğinin birinden(eşi) Havva'yı yarattı.
Hepiniz tek bir candan türediniz.
Ancak
Allah'a tapın. (Anne ve babanıza, akrabaya, yetimlere, yoksullara,
yolda kalmışlara, uzak ve yakın komşunuza, yere serilmiş yoksula
ve elinizin altında bulunanlara iyi davranın. Sizler bir sürünün
çobanı gibisiniz. Herkes elinin altında bulunanlardan
sorumludur. Allah kimseyi takatinin yetmeyeceği bir yük
yüklemek istemez.)
Âyetlerimizi
inkâr edenler için çok acı bir azap vardır.
Onlar kendi elleriyle yaptıkları uydurma şeylere taptılar.
Allah
kimseye zerre kadar zulmetmez. Onlar ise ancak kendilerine
zulmederler.
(Kendilerine
Kitap'tan nasip verilenlere baksana! Sapıklığı satın alıyorlar
ve sizin de yoldan çıkmanızı istiyorlar!)
Allah'a
iftira atandan daha zâlim kim vardır? *Allah'a ortak koşan
kimseler pek büyük bir iftira ve günah yüklenmiş
olurlar. O, kendisine ortak koşanları affetmez; bundan başkasını
ve dilediğinin günahını affeder.* (Allah dilediğini temize
çıkarır)
Allah'ı
bırakıp da başka birini kendinize hakem mi sandınız? Hala
akletmezler mi?
Allah
hakkında yalan uydurandan daha zâlim kim vardır? (teslis
inancı yanlıştır. Bu onlara günah olarak yeter).
*
Kendilerine Kitap'tan nasip verilenleri görmedin mi? Putlara ve
şeytana kanıp, inkâr edenlere: "Bunlar, Allah'a
inananlardan daha doğru yoldadır" diyorlar! Bunlar, Allah'ın
lânetlediği kimselerdir. *
Zâlimler
ise asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. O gün onlar ne bir
dost bulabileceklerdir ne de bir yardımcı. Onlar için çok
acı bir azap vardır. Cehennem o kişileredir.
Âyetlerimizden
yüz çevirenler için çok acı bir azap
vardır. Melekler onların alınlarına, sırtlarına yanlarına vura
vura canlarını alırlar.
Âyetlerimizi
hiçe sayandan daha zalim kim vardır? Onlar cehenneme
gireceklerdir. Orada derileri yanıp eridikçe yeniden deri
bitirilir. Baş içitleri kanlı irinli sudur.
(Melekler
kendilerine zulmeden kişilerin canlarını alırken: "Ne işde
idiniz!" derler. Onlar: "Biz yeryüzünde
çaresizdik" diye cevap verirler. Melekler de: "Allah'ın
arzı geniş değil miydi?*Hicret etseydiniz ya!*" derler. İşte
onların barınağı cehennemdir;ne kötü barınaktır
orası.)
*Erkekler,
kadınlar ve çocuklardan âciz olup hiçbir çareye
gücü yetmeyenler, hiç bir yol bulamayanlar
müstesnadır.*
Allah'tan
af dileyin. (Bir daha günaha dönmemek üzere tövbe
edenlerin affedilmesi umulur).
*İman
edip sonra inkâr edenleri, sonra yine iman edip tekrar inkâr
edenleri, sonra da inkârlarını arttıranları Allah ne
bağışlayacak, ne de onları doğru yola iletecektir.*
*Müminleri
bırakıp da kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet
(güç ve şeref) mi arıyorlar? Bilsinler ki bütün
izzet yalnızca Allah'ındır.*
*Allah,
size şöyle bildirmededir: Allah'ın âyetlerinin inkâr
edildiğini yahut onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, onlar
bundan başka bir söze dalıncaya (konuya geçinceye)
kadar kâfirlerle beraber oturmayın; yoksa siz de onlar gibi
olursunuz. Elbette Allah, münafıkları ve kâfirleri
cehennemde bir araya getirecektir. *
| |