Onları Allah Yoluna Davet Et

25/6/2008 - YUSUF SÛRESİ

Sana daha önce bilmediğin hikâyelerin en güzelini anlatacağız.


Yusuf babası Yakup’a “babacığım” dedi. Rüyamda on bir yıldızla güneşle ayın bana secde eder olduğunu gördüm. Babası “oğlum! Rüyanı kimseye anlatma sakın. Aranıza bir şeytan girebilir.” dedi.


Kardeşleri Yusuf’u birbirinden kıskanarak “gerçek” dediler. “Babamız Yusuf’u daha çok seviyor. En iyisi biz onu öldürelim.” diyerek Babalarından onu gezmeye götürmek istediklerini söyleyerek izin istediler.


Yakup “ Yusuf’u götürmeyin başına bir kötülük gelmesinden korkuyorum” dedi. Kardeşleri Yusuf’u koruyacaklarına dair babalarına söz verdiler ve onu dağa götürdüler.


Kardeşlerinden biri “En iyisi biz onu öldürmeyelim” dedi. Yusuf'u kör bir kuyuya attılar. Onlar farkına varmadan gizlice Yusuf’a onu oradan kurtaracağımızı vahyettik. Dağda bir kurt öldürüp Yusuf’un gömleğini kana bulayıp babalarına gösterdiler.


Babasının üzüntüsünden gözleri kör oldu.


Oradan geçmekte olan bir kervan Yusuf’u kuyudan çıkardı ve üç-beş dirhem karşılığında onu köle olarak sattılar.


Evin sahibesi kadın onu yatağına almak isteyince Yusuf kadına “kocan efendimdir ve o iyi biridir. Allah beni bundan korusun diyerek kapıya doğru koştu. Kadın arkasından yetişerek Yusuf’un gömleğini boydan boya yırttı. Kapıda kadının kocasına rastladılar. Yusuf Rabbinin işâretini görmeseydi yoksa o da yoldan çıkardı.


Aralarından bir kadın tanık gelerek “ Yusuf’un gömleği ön taraftan yırtılmışsa suç Yusuf’un. Yok eğer Yusuf’un gömleği arka taraftan yırtılmışsa suç kadınındır” dedi. Efendisi Yusuf’a “ sakın, bundan kimseye bahsetme” dedi.


Kölesi ile yatmak isteyen kadın hakkında dedikodular çıkınca kadın onları yemeğe dâvet ederek ellerine birer meyve, bıçak vesaire verdi ve Yusuf’u yanına çağırarak” gel, kapıdan şunlara bir görün”dedi.


Kadınlar Yusuf’u görünce hepsi birden ellerini kestiler. “Aman ya Rabbi ! bu olsa olsa aziz bir melektir.” Dediler.


Yusuf “Rabbim” dedi. “zindan bunların talep ettiklerinden daha hayırlıdır. Rabbi onun bu duasını kabul etti ve kadınların desiselerini defetti. Çünkü kadınlar desiseleri üzere yaratılmışlardır.


Şeytan ona haklı olduğunu unutturdu ve Yusuf uzun yıllar zindanda kaldı.


Zindanda üç kişiydiler. Yusuf'un kendisinden başka iki arkadaşı daha vardı. Yusuf’a rüya tabir etmesini öğrettik. Arkadaşlarından biri “Ey Yusuf! Ey çok doğru adam Ben rüyamda üzüm sıktığımı gördüm. Bunun manası nedir?” dedi. Diğer arkadaşı “ ben“ dedi.”rüyamda başımda ekmek kırıntıları varmış. Kuşlar gelip onları yediler.”” Bunların manâsı nedir bize yor” dediler.


Yusuf “ey benim zindan arkadaşlarım” dedi.” Rüyâsında üzüm sıktığını gören arkadaşım zindandan kurtulacak ve yine efendisine içki sunacak. Diğer rüyayı gören arkadaşım ise asılacak ve kuşlar gelip başını didikleyecekler.”


Yusuf, zindandan kurtulacağını söylediği arkadaşına “efendine benden bahset” dedi. Arkadaşı efendisine Yusuf’tan bahsetmeyi unuttu.


Hükümdar (Mısır) “ ben” dedi.”rüyamda yedi zayıf ineğin yedi semiz ineği yiyip yuttuğunu, bir de yedi kurumuş başakla yedi yeşil başak gördüm” Bunun manâsı nedir? Diyerek rüyasının tâbirini istedi. Onlar ;“Bu karmakarışık bir rüyadır. Biz bu rüyayı yoramayız” dediler.


Zindandan kurtulacağını söylediği arkadaşı Yusuf’u hatırladı ve “ Ben bu rüyayı tâbir edebilecek birini biliyorum, beni ona götürün” dedi.


Yusuf hükümdara “Yedi yıl ürünlerinizi alıştığınız gibi ekip, biçin. Az bir kısmını yiyip çoğunu saklayın. Bu yedi bolluk yılının ardından yedi kurak yıl gelecek. O zaman sakladıklarınızı yersiniz” dedi.


Hükümdar Yusuf’a “Bu ellerini kesen kadınların zoru neydi?” Dedi.


Yusuf’a hükümdarın yanında ambarlama işlerinde memuriyet verdik.


Kardeşleri Yusuf’un yanına geldiler. Yusuf onları tanıdı fakat onlar Yusuf’u tanıyamadılar.


Yakup “beni kınamayın! Dedi. Yusuf’un kokusunu alıyorum” Yusuf gömleğimi alın, götürün. Babamın gözlerine sürün” dedi. Bir müjdeci gelip de Yusuf’un gömleğini babasının gözlerine sürdüğünde babasının gözleri açılıverdi. Ailesi Yusuf'un yanına geldiler. Yusuf “Babacığım, daha önce gördüğüm rüya işte buydu” dedi.


Vahiyler kaynağındandır bu bilgiler. Akledenler için bunda nice dersler vardır. Allah her şeye gücü yetendir. O, iyi ve temiz kişileri korur ve sever.




Kalıcı Link

25/6/2008 - MAĞARADA UYUYANLAR SÛRESİ


Kaf- Hâ- Yâ-Ayın- Sâd


Ancak Allah'a tapın. Doğru yol işte budur. İyice anlamanız için ayetlerimizi böylece bildirmedeyiz.


Mağaraya sığınan gençler “Rabbimiz” dediler.” Bizi zalim kavimden kurtar, bize yardım et” Onlar Rablerine güvenen inançlarında sebat eden iyi kimselerdi.


Gençleri mağarada köpekleri ile berâber üç yüz küsur yıl (309) uyuttuk. Onlar uykuda idiler oysa onları uyanık sanırdın.Eğer hallerini bir görseydin korkup kaçardın.


Kimileri” Mağarada uyuyanlar beş kişiydiler, köpekleri ile altı”. Kimisi” mağarada uyuyanlar altı kişiydiler, köpekleri ile yedi idiler. Kimileri de yedi kişiydiler köpekleri ile sekizdiler” dediler.


De ki: Onların sayısını ancak Allah bilir.


Gerçek Allah'tan gelir. Bunlar daha öncekilere ait haberlerdir ki sana bildirmedeyiz. Halâ akletmezler mi? Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. O, gücü her şeye yetendir. Karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa O, bilir.


Kur'anı duydukları zaman “gele gele içimizden ona mı vahiy geldi?” derler. Allah kime peygamberlik vereceğini gayet iyi bilir. Âyetlerimiz kendilerine bildirildiğinde” Bu bize bildirilenler, daha öncekilere anlatılan eski masallardan ibârettir” derler.


Onlara “ Siz de Allah'a inanın ve O'nun bildirdiklerine uyun” dense “Biz atalarımızın yolundan yürürüz” derler. Ya ataları doğruyu anlamamış, doğruyu bulamamışlarsa ne olacak? Hiç düşünmezler mi?


Onlar ayetlerimizden yüz çevirmedeler. Büyük yanılgı ve aldanış içindeler.


Allah imanınızı zâyi edecek değildir. Her kim zerre kadar bir iyilik işlerse onun karşılığı verilecektir. Faydası kendinedir. Her kim de zerre kadar bir kötülük, şer işlerse onun karşılığı verilecektir. Zararı kendinedir.


De ki: Bende delilikten eser yoktur.


Sizin kalpleriniz taş gibi hattâ ondan da katı oldu. Nice taşlar vardır ki; Allah korkusuyla dağdan aşağı yuvarlanır. Nice taşlar da vardır ki; Allah korkusu ile yarılır da içinden su çıkar.


O gün uzuvları aleyhlerinde tanıklık edecektir. O gün herkese kazandıklarının karşılığı verilecektir. Zalimler ise asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. Onların kazançlarının bir faydası olmayacaktır.


Allah'ın âzabı en şiddetlidir.


İnanan ve iyi işler yapanlar için cennetler vardır ve orada her diledikleri ellerinin altındadır. Ne güzel yurttur orası.


İnkârcılar için cehennem vardır. Oradan kurtulmayı dileseler dahi asla kurtarılmazlar. (Cehennem kaynayıp kabarmada. Sanki hışmından patlayacak gibi. Elleri boyunlarına bağlanmış, çatılmış olarak cehenneme gireceklerdir. Orada ne ölürler, ne dirilirler).


Allah vâdinden asla dönmez. O gün hüküm yalnızca onundur.


(Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu sabit kılardı. Dağları yerinde duruyor sanırsın. Oysa onlar yürürler).


(Göğe burçlar yerleştiren, orada ışık kaynağı güneş ve aydınlatıcı ve nurlu ay yaratanın şanı yücedir. Her türlü tazim Allah'a dır. O'nun adını büyük bil).


Allah adına yalan uydurandan daha zalim kim vardır? Onlar ise, kendilerine ne bir fayda, ne de bir zararı dokunan şeylere taptılar. Allah'ı bırakıp da başka birini kendinize hakem mi sandınız?


De ki: Benim görevim ancak uyarmadır.


Onlar o kişilerdir ki; Allah'a ve O'nun ayetlerine inanırlar,namaz kılarlar, yoksullara yardım ederler. Yedirir, içirir, giydirir, gezdirirler. Cennet onlaradır.


Onlar o kişilerdir ki; ayetlerimiz kendilerine bildirildiğinde inkâr ederler,peygamberlerle alay ederler. Cehennem onlaradır.


(İnanmıyorlar diye neredeyse kendini helâk edeceksin)

(Hanginiz daha güzel işler yapacak diye hayatı ve ölümü yarattık).


Her şeyi yaratan Allah'tır ve O, dilediğini gerçekleştirir.

(Onlara şu iki kimseyi örnek ver: O ikisinden birine güzel bağ ve bahçeler verildi. Çeşit çeşit sebze ve meyveler. Bahçenin içinden ırmak geçiyor. Kendisine soy sop verilmiş. Onlarla övünerek arkadaşına 'Ben soy, sop ve servet bakımından senden daha zenginim ve daha büyüğüm' dedi. Bahçesine günahkârca kibirle gitti ve 'Bu bahçenin hiçbir zaman tahrip olmayacağına inanıyorum ve ben onu korurum. Kıyametin kopacağını da sanmıyorum fakat Rabbime dönüp varırsam da, bundan daha iyisini bulacağım' dedi. Arkadaşı ona Allah her şeye gücü yetendir. Dilediğinin rızkını genişletir, dilediğinin kısar ve bir ölçüye göre verir. Bana gelince Allah'ı Rabbim olarak tanırım ve Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmam' dedi ve 'bahçene girerken şöyle söylemelisin “Allah dilediğini gerçekleştirir. Kudret yalnız O'nundur. Gerçi beni soy,sop ve servetçe kendinden küçük görüyorsun. Sana bu ürünleri veren Allah,dilediği takdirde bana daha iyisini verir. Allah'tan kork. Bahçen daim kılınsın. Yoksa üzerine gökten bir musibet gönderir. Derken böyle de oldu. Allah, bir gecede ürünlerini çer çöpe döndürdü 'Keşke' dedi. 'Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmasaydım').


(Bilseniz ahiret hayatı sizin için daha hayırlıdır. Mallarınız ve evlatlarınız birer fitnedir.)


İyi akıbet ise Allah'tan korkanların olacaktır.


Kıyamet ansızın başınıza gelecektir. O, göz açıp kapamadan da kısa süre içinde gerçekleşir. O gün dağlar atılmış pamuğa benzer. Gök gül gibi kızarır, yağ gibi erir.


O gün onlar saf saf sıralandırılırlar Her kim zerre kadar bir iyilik işlerse karşılığını görür. Faydası kendinedir. Her kim zerre kadar bir kötülük, şer işlerse karşılığını görür. Zararı kendinedir. Allah her şeyi en iyi gören ve bilendir. O, her halinizden haberdardır.


Kimsenin kimseye faydası dokunmayacağı o günden korkun. (amel,(iş) defterleri önlerine uçarak gelir. Amel defterlerini boyunlarına asarız. Suçlular 'eyvah bize, vah bize! Bu defter nasıl olmuş da büyük, küçük ne varsa her şeyi inceden inceye sayıp dökmüş' derler).


O gün onlar saf saf dizdirilirler. O gün herkese işlediklerinin karşılığı verilir. Zalimlerin işleri ise boşa çevrilir. Onların kazançlarının bir faydası olmayacaktır.


Ancak Allah'tan korkun. O, hesabı tez görür.

Ayetlerimizi hiçe sayandan daha zalim kim vardır?

( Hani Mûsâ, genç arkadaşına şöyle demişti: 'İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, ya da uzun zaman gideceğim.'


Onlar iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular. Oradan uzaklaştıklarında Mûsâ beraberindeki gence, 'Öğle yemeğimizi getirdin mi? Yolculuk yordu bizi' dedi.


Genç, 'Gördün mü!'dedi. Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum. Onu bana unutturan ve sana söylememe engel olan şeytandır. Balık acayip bir şekilde denize dalıp gitti'


Mûsâ: ' aradığımız buydu' dedi. Ve kendi izlerini takip ederek geri döndüler. Balıklarını unuttukları yerde kullarımızdan birini buldular ki, katımızdan ona bir rahmet ve ilim vermiştik).


Mûsâ ona, 'Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana uyayım mı?' dedi.


O,(Hızır) dedi ki: 'Sen benimle beraberliğe dayanamazsın'


Mûsâ, 'Allah'ın izniyle sabrettiğimi göreceksin. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim' dedi.


O, (Hızır) dedi ki: 'Bana uyacaksan, sana ona dair bir şey söyleninceye kadar bana hiçbir şey sorma'


Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde o, gemiyi deldi. Mûsâ, 'Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın.' dedi.


O (Hızır) 'Demedim mi' dedi. 'Sen benimle beraberliğe asla dayanamazsın?


Mûsâ, 'Unuttum, azarlama beni; Bu işimde bana güçlük çıkarma!' dedi.


Yine yola koyuldular. O, bir erkek çocuğu öldürdü. Mûsâ : Tertemiz bir cana kıydın .Gerçek şu ki: Kötü ve yasak edilmiş bir şey yaptın 'dedi.


O, şöyle dedi: Sana, benimle birlikte bulunmaya asla dayanamazsın demedim mi?'


Mûsâ, 'Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam, benimle arkadaşlık etme .Çünkü bu durumda benden ayrılmakta mazur sayılırsın' dedi.


Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. O, duvarı doğrulttu. Mûsâ, 'İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın' dedi.


O, (Hızır)'İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir' dedi. 'Şimdi sana sabredemediğin şeylerin iç yüzünü anlatacağım.


'O gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselerindi. Onu kusurlu göstermek istedim, çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ellerinden alan bir hükümdar vardı'.


Çocuğa gelince, annesi babası inanmış kimselerdi. Onları Allah yolundan alıkoyacak, asilik edecekti
Rabbim onlara, bu çocuğun yerine daha hayırlı ve merhametli bir çocuk nasip edecektir.


Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Babaları da iyi bir kimseydi. Duvarın altında onlara ait bir define vardı. Rabbim, onların olgunluk çağına ulaştıklarında bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. İşte senin, sabredemediğin şeylerin iç yüzü budur.')


Allah, her şeyi en iyi işiten ve bilendir. (Onu ne uyku tutar ne uyuklama). Allah'tan Hiçbir şey saklı, gizli kalmaz. O karanlıklardakini de bilir. Aydınlıklardakini de.


(Sana Zülkarneyn'i sorarlarsa ,ki boynuzlu +halk arasında boynuza benzer miğferiyle tanınırdı.+ Biz onun mülkünü sağlamlaştırdık ve ona lüzumlu her şeyi verdik. Sonra o, kendince bir yol tuttu.


Güneşin battığı yere varınca, güneşin hararetini ve grup ettiğini çamurlu çeşme suyunda gördü. Bir kavme rastladı. Ona, halkı inkarlarından dolayı ya cezalandır, ya da yumuşak davran' denildi.
O, ' kim zulmederse, biz onu cezalandıracağız. Sonra o Rabbine döndürülür. O ise azabı en şiddetli olandır' dedi.


Sonra yoluna devam etti. Güneşin doğduğu yere vardı. Orada bir halk buldu ki onları güneşten koruyacak bir siper vermemiştik. (elbise ve ev).


Orada neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu.
Dediler ki: 'Ey Zülkarneyn! Yecüc ve Mecüc yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyor. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir cizye verelim mi?


Zülkarneyn, 'Rabbimin bana verdiği imkân ve kuvvet, sizin vereceğiniz cizyeden daha hayırlıdır. Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de, sizinle onların arasına sağlam bir duvar öreyim' dedi.
'Bana demir kütleleri getirin' dedi. Demiri eritip körükletti. Bana erimiş bakır getirin, dedi onu da üzerine perçinledi. Artık onu ne aşabildiler, ne de delebildiler.


Zülkarneyn, 'Bu, Rabbimin bir rahmetidir. Vakti gelince Rabbim burayı dümdüz yapar. O'nun vâdi gerçektir' dedi.)


Sûr'a üflenince insanlar denizin dalgaları gibi üst üste yığılır, çalkalanır, her biri doğruluğunda şüphe olmayan o günde, huzurumuzda saf saf sıralandırılırlar.)


*De ki: En çok ziyana uğrayan; iyi iş yaptıklarını sandıkları hâlde, dünya hayatındaki çabaları kaybolup giden kimseleri size haber verelim mi? 'Onlar, Rab'lerinin âyetlerini ve O'na kavuşacaklarını inkâr eden, böylece işleri boşa çevrilen kimselerdir. *


Allah hesabı tez görür.


Sana ruhu sorarlarsa de ki: Size ruh hakkında pek az bir bilgi verilmiştir.


Kim ki inanır sabreder ve secde ederse işte en büyük ongunluk ve kurtuluş budur. Onlar için Firdevs cennetleri vardır ve orada ebedi olarak kalacaklardır. Ne güzel yurttur o.


İnkâr edenlerin varacakları yer ise cehennemdir. Ne kötü yerdir o.


Allah'ın ayetlerini hiçe sayandan daha zalim kim vardır?” “Zalimler ise asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. Onlar için çok acı bir azap vardır. İnkârcıların varacakları yer cehennemdir. Orada derileri yanıp eridikçe yeniden deri bitirilir. Baş yiyecekleri zakkum köküdür.


Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır? O, gücü her şeye yetendir.

Kalıcı Link

8/6/2008 - HİKÂYELER SÛRESİ


Tâ- Sîn – Mîm


Allah'ın âyetleri işte bunlardır. Vahiyler kaynağındandır bu bilgiler.


Bir kâhin bir çocuğun doğacağını, güneş gibi parlayacağını ve Firavun'un saltanatını söndüreceğini söyledi. Bunun üzerine Firavun, yeni doğan erkek çocukların hepsini öldürtüyor, kızları ise sağ bırakıyordu.


Mûsa'nın annesine, çocuğu bir sepetin içerisine koyup suya bırakmasını ilhâm ettik. Çocuğunu suya bırakınca annesinin kalbi boşalıverdi. Onları tekrar kavuşturacağımızı söylemeseydik, neredeyse onu unutacaktı.


Firavun'un hanımı çocuğu buldu. Firavun'a “Onu öldürme,belki bize bir faydası dokunur” dedi.

Musa'yı sarayda büyüttük. Onlar işin farkında değildi.


Musa şehre indi. Birbirleriyle kavga eden iki kişi gördü. Biri kendi tarafından arkadaşı idi ve Musa'dan yardım istedi. Musa diğerine bir yumruk atınca adam ölüverdi. Musa pişman oldu ve “Rabbim, bu şeytan işidir” dedi.


Musa kendisinden yardım isteyen arkadaşı ile yine karşılaştı. Adam yine birisiyle kavga ediyordu. Musa'dan yardım isteyince Musa ona ”Sen besbelli, azgının birisin” dedi ve oradan uzaklaştı.


Mûsâ şehirden ayrıldı. Yolda giderken, hayvanlarını sulayan iki kız gördü. Onlara “Bu işi niçin siz yapıyorsunuz?” dedi. Kızlar, “Bizim babamız çok yaşlıdır” dediler. Musa onların hayvanlarını suladı, yorulunca gölgelik bir ağaç altına çekildi ve “Rabbim bana vereceğin her rızka ve iyiliğe muhtacım” dedi. Musa'yı bahçede çalışması için babalarının yanına götürdüler. Kızlardan biri babasına “O, iyi biridir. Onu ücretli tut” dedi.


İki kızdan biri utanarak Mûsa'nın yanına geldi ve “bize yardım ettiğin için babamız sana ücretini ödemek istiyor” dedi. Yaşlı adam Musa'ya, “bahçemde sekiz sene çalışman şartı ile kızlarımdan birini sana nikâhlarım. O da senin bileceğin iş” dedi. Musa onun bu teklifini kabul etti “Bu seninle benim aramdadır. Rabbim, buna tanıktır”dedi.


Mûsâ bahçede sekiz sene çalışma süresini doldurunca ailesini yanına aldı ve yola çıktı. Tur Dağı tarafında yanan bir ateş gördü. Ailesine “siz gidin. Ben yanan bir ateş görüyorum, ya oradan size bir kor getiririm ya da yol soracak birine rastlarım” dedi. Mûsâ ateşin yanına vardığında peygamberlerdendi. Allah ona “Ey Mûsâ Kutsal Tûva Vâdisindesin. Ayakkabılarını çıkar” diye nîdâ etti. Allah ona, “Ey Musa elindeki asayı yere at” diye seslendi. Musa asasını yere attığında kocaman bir yılan oluverdi. Ona sakın korkma ey Musa diye nidâ edildi.”Elini koynuna sok” Musa elini koynuna sokup çıkardığında eli parıl parıl bembeyaz göründü. Ona delillerle Firavun'a git, denildi.


Musa asasını attığında kocaman bir yılan oluverdi. Ellerini koynuna sokup çıkardığında bir hastalık olmaksızın eli, bakanlara parıl parıl bembeyaz göründü. Firavun “Bu bir büyüdür” dedi. Emir vererek bütün büyücülerin sarayda toplanmasını istedi.


Musa büyücülere “haydi siz, atacağınızı atın” dedi. Onlar önce sen atacağını at dediler. Musa “önce siz atın” dedi. Onların yere attığı ipleri ve değnekleri Musa'nın üzerine doğru geliyormuş gibi olunca Musa korktu. Allah ona “Ey Musa sakın korkma! Sen de elindeki asayı yere bırak”diye nida etti. Musa asasını attığında kocaman bir yılan oldu ve onların düzmece şeylerini bir anda yutuverdi.

Büyücülerin hepsi birden secdeye kapandılar ve “Rabbimizi tenzih ederiz.” dediler.


Firavun onlara” Sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim” dedi. Büyücüler Firavun'a “Bize istediğini yapabilirsin. Biz Musa'nın Rabbine inandık” dediler. Firavun ve soyu ise onu inkar ettiler.


Musa'ya kullarımı al, yola çıkın diye vahyettik. Firavun ve soyunu sulara boğduk.


Daha önce de peygamberler gönderildi. Onları yalanladılar ve helak edildiler. Bunda akledenler için dersler vardır.


Bunlar Musa'ya dair haberlerdir ki sana vahyetmedeyiz.


Lût'u da kavmine gönderdik. Emrimiz gelip çatınca tekbir çığlık, bir sayha onlara yetti. Lut'u ve ailesini kurtardık. Yalnız karısı müstesna. O kurtulamadı, geride kalanlarla birlikteydi.


Bunlar daha öncekilere ait haberlerdir ki sana bildirmedeyiz. İyi âkıbet ise Allah'tan korkanların olacaktır. Halâ ders almazlar mı?


Emrimiz gelip çattığında Nuh, bir kenarda duran oğluna “Oğlum” dedi. “Gel! Sen de gemiye bin de kurtul”.Oğlu, “Ben bir tepeye çıkar kurtulurum” dedi. Sular geldi ve oğlanı boğdu. Nuh oğluna çok üzüldü. “Rabbim, dedi. O, benim ailemdendi”.Allah “Ey Nuh! Üzülme artık o, senin ailenden biri değil. Çünkü onu sana tamamiyle yabancı kıldık.


Sular çekildi. Gemi Cudi Dağı'na oturdu.”Ey Nuh” denildi. “Sen ve berâberindekiler selâmet ile ve bereketle karaya inin. Sizi bu yerde zeytin ağaçları ve ekmekle rızıklandıracağız.”


İşte bu sana vahyettiklerimiz daha öncekilere ait haberlerdir. Halâ ibret almazlar mı?Onlar ise gerçeği akletmezler. Eğer inansalardı bu haklarına hayırlı olurdu. Onlar büyük yanılgıda ve aldanış içindeler. Allah ise hesabı tez görür. O, her hâlinizden haberdardır.


İnanıp da iyi işler işleyenler cennetlere girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır. Ne güzel yurttur cennet. Orada renk renk içitler vardır. Ve her diledikleri ellerinin altındadır.


Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır? O, hükmünde tektir ve O'nun gücü her şeye yeter.


Kim ki inanır, sabreder ve secde ederse işte en büyük ongunluk ve kurtuluş budur. Onlar için cennetler vardır ve her diledikleri ellerinin altında olacaktır. Orada sonu misk kokan içitler vardır. Bir şey dileyen bundan dilesin.


Allah'ın âzabı inanmayanların üzerinedir. Onlar cehenneme gidiklerinde “Rabbimiz” diyeceklerdir. “Ne olur bizi tekrar dünyaya dönder de doğru yolu bulalım” fakat onların bu dilekleri asla kabul edilmeyecektir. Onlara “Vaktiyle elçilerimiz delillerle geldiler. Niçin onlardan yüz çevirdiniz?” denilecektir. Onlara orada sadece, “Tadın bakalım acı âzabımızı” denilir. Ne feci yerdir cehennem. İnkârcıların sonucu işte budur. Orada derileri yanıp eridikçe yeniden deri bitirilir. Üzerlerine sarı deveye benzeyen alevler atılır. Baş yiyecekleri zakkum kökü, içitleri kanlı irinli sudur.


Allah'tan sakının.


Rabbin “Cehennemi cinler ve insanlarla dolduracağım” sözü gerçekleşecektir.

Âzabımız neymiş onlar yakında iyice bilip anlayacaklardır. Kimmiş yalancı yakında görecek ve bileceklerdir.


De ki: Bekleyin bakalım, bizde beklemedeyiz. Allah'ın âyetlerini hiçe sayandan daha zâlim kim vardır?


Dünyayı gezin, dolaşın. Yalanlayanların sonucu ne imiş görün.


Bu Kur'an uydurma değil, Rabbin sözüdür. Ona ancak temiz olanlar el sürer.


Dünyâ metâdır. Bir oyun ve oyalanma yeridir. Her can, ölümü tadacaktır. Kim ki inanır, sabreder ve secde ederse işte en büyük ongunluk ve kurtuluş budur. Cennetler o kişileredir. Ne güzel yurttur orası.


Allah'ı bırakıp ta başka birini kendinize hakem mi sandınız? Kıyamet ansızın başınıza gelecektir. O, göz açıp kapamadan da kısa süre içinde gerçekleşecektir. Ne büyük gündür o gün. Kimsenin kimseye bir faydası dokunmayacağı o günden korkun. O günü yalanlayanların vay hallerine.


Allah vadinden asla dönmez. O, gücü her şeye yetendir.

Kalıcı Link

22/5/2008 - LÛT SÛRESİ


Hâ – Mîm.

Bu Kur'an Allah tarafındandır ve daha öncekileri tasdik eder.

Âyetlerimizden yüz çevirenler için çok acı bir âzap vardır. Onlar Allah'ı gereği gibi bilemediler.

Allah'tan çekinin.

De ki: Benim görevim bildirmeden ibârettir. Bildirmeme karşılık sizden bir ücret istemiyorum.

Eğer doğru adamlarsanız haydi, siz de buna benzer, bir eş sûre getirin bakalım ki yapamazsınız. Asla da yapamayacağınız belli.

Onlardır ki âyetlerimizden habersizdirler. Âyetlerimizden yüz çevirenler için çok acı azap bir âzap vardır. Allah âzabı en şiddetli olandır ve O'nun âzabı er, geç gerçekleşecektir.

Yalnızca Allah'a tapın ve O'ndan af dileyin. O birdir. Daha önce de peygamberler gönderildi. Onları inkâr ettiler ve helâk edildiler .Âzabımız gelip çatınca tek bir sayha onlara yetti. Onlar kendilerine ne bir fayda ve ne de bir zararı dokunan uydurma şeylere taptılar.

Lût'u peygamber olarak gönderdik.

Lût kavmi çok kötü ve çirkin iş yapıyordu. Onlar kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorlardı.

Elçilerimiz üç kişiydiler ve Lut'a gönderildiler. Lût mutfaktan önlerine kızarmış bir buzağı getirdi. Onların yemeğe el uzatmadıklarını görünce çok korktu. Onlar “Korkma. Biz Allah tarafından gönderildik”dediler.

Kavmi, elçilerimizin Lût'a misafir olarak geldiğini duyunca koşa koşa Lut'un yanına geldiler. Lut: ”Ey kavmim” dedi.”Allah'tan korkun ve sakın onlara dokunmayın. Eğer mutlaka bu işi yapacaksanız, işte kızlarım, onlar sizin için daha temiz”dedi. Kavmi ona: “Senin kızlarında hiç gözümüz yoktur. Sen ne istediğimizi daha iyi bilirsin” dediler. Lût onlara “Bu işten vazgeçin” dedi. Kavminin cevabı ise “Lût ve ailesini şehrimizden çıkarın. Onlar fazla temizlik iddiasındalar” dediler.

Lût'a aileni yanına al ve yola çıkın. Sakın arkanıza bakmayın. Yalnız karını götürme” diye emrettik.

Emrimiz gelip çatınca başlarına taş yağdırdık Lut ve ailesini kurtardık. Ancak karısı kurtulamadı. O, geride kalanlarla birlikteydi.(Sodon ve Gomore)

Nasılmış âzabım ve korkutuşlarım? Halâ ibret almazlar mı? İyice anlayasınız diye âyetlerimizi böyle bildirmedeyiz. Âyetlerimiz kendilerine bildirildiğinde “Biz de o beyinsizler gibi mi inanalım?”derler. İyi bilin ki asıl beyinsiz kendileridir. Fakat farkında değillerdir.

Ancak Allah'tan korkun. Halâ akletmezler mi?O, her şeyi görür ve bilir. Allah'ın azabını ne kulakları, ne gözleri ve ne de gönülleri giderebilir.

Âyetlerimizi yalan sayandan daha zâlim kim vardır?

Biz nice zâlim kavmi helâk ettik. Halâ ders almazlar mı?Emrimiz gelip çatınca tek bir sayha, bir tek çığlık onlara yeter.

Allah'a inanıp da iyi işler işleyenler cennetlere girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır. Ne güzel yurttur o.

İnkâr edip de kötü, şer işler yapanlar ise cehenneme girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır. Baş yiyecekleri yiyecekleri zakkum kökü , baş içitleri kanlı irinli sudur. Ne kötü barınaktır orası. Oradan kurtulmayı dileseler dahi asla kurtarılmazlar. Rabbimiz diyeceklerdir ne olur bizi tekrar dünyaya dönder de doğru yolu bulalım. Onlara vaktiyle elçilerimiz delillerle geldiler. Niçin onlardan yüz çevirdiniz? Denilecektir. Onlara orada sadece tadın bakalım acı azabımızı denilir. Suçluların cezası işte budur.

Hüküm yalnızca Allah'ındır. Gerçek O'ndan gelir. Her kim zerre kadar bir iyilik işlerse kendi aleyhinedir. Faydası kendinedir Her kim de zerre kadar bir kötülük, şer işlerse kendi aleyhinedir. Zararı kendinedir.

Âyetlerimizi inkâr edenden daha zalim kim vardır? Zâlimler ise asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. Onların kazançlarının bir faydası olmayacaktır. İnkârcıların zararı, ancak kendilerinedir.

İyi akıbet ise Allah'tan korkanların olacaktır. O, kendisinden korkanlarla beraberdir.

Allah'ı bırakıp da başka birini kendinize hakem mi sandınız? Kıyamet günü Allah, aranızda adaletle hükmedecektir.

Onlar o kimselerdir ki: Allah'a ve O'nun ayetlerine inanırlar, namaz kılarlar, zekat verirler,yoksullara yardım ederler. Cennetler onlaradır.

Onlar o kimselerdir ki: ayetlerimizi alaya alırlar, inananlara gülüp geçerler. Cehennem onlaradır. Allah hakkında yalan uydurandan daha zalim kim vardır? O, gizlediklerinizi de bilir açıkladıklarınızı da.

*Kim, (yalnız) dünya hayatını ve zinetini istemekte ise, işlerinin karşılığını orada onlara tam olarak veririz ve orada onlar hiçbir zarara uğratılmazlar.

İşte onlar, ahirette kendileri için ateşten başka hiçbir şeyleri olmayan kimselerdir; (dünyada) yaptıkları da boşa gitmiştir; yapmakta oldukları şeyler (zaten) bâtıldır.*

Allah tektir. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. İyi bilin ki Allah'ı acze düşüremezsiniz. Karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa O, bilir.

Kalıcı Link

20/5/2008 - SEBELİLER SÛRESİ


Tâ. Sîn. Mîm


Her şey Allah'ın dilemesi ve takdiri iledir. O,gücü her şeye yetendir. İyice anlamanız için âyetlerimizi işte böyle açıkça bildirmedeyiz.


Hiçbir şey Allah'tan saklı gizli kalmaz. O, her şeyden haberi olandır. (göğe yükseleni, yere gireni ve ondan çıkanı bilir. O, esirgeyendir, bağışlayandır.)

Kıyamet ansızın başınız gelecektir. O, göz açıp kapamadan da kısa süre içinde gerçekleşecektir. Ne güç gündür o gün.
İnanan ve iyi işler işleyenler kurtuluşa erdirileceklerdir. Onlardır ki, Allah'a ve onun ayetlerine inanırlar, namaz kılarlar, yoksullara yardım ederler. Cennet o kişileredir.
İnkâr eden ve kötü, şer işler işleyenler ise hüsrana uğrayacaklardır. Onlardır ki, ayetlerimizden yüz çevirirler, peygamberlerle alay ederler, inananlara gülüp geçerlerdi. Cehennem O kişileredir.
Âyetlerimizi hiçe sayandan daha zalim kim vardır?

Rüzgârı Süleyman'ın emrine verdik. (ve onun için erimiş bakırı sel gibi akıttık.) Süleyman'ın cinler, kuşlar ve karıncalardan mürettep orduları vardı. Cinler Süleyman'a denizin derinliklerinden inci ve mercan çıkarırlardı. (Rabbinin izniyle cinlerden onun için iş yapanlar vardı. Kalelerden, heykellerden, havuz gibi çanaklardan sağlam ve ağır kazanlardan ne isterse cinler ona yaparlardı.)


Süleyman, insandan olan ordusu ile karınca dolu bir vadiye geldiğinde, içlerinden bir karınca “Ey karıncalar, yuvanıza girin. Süleyman ve ordusu sizi bilmeden çiğnemesinler”dedi. Süleyman bunu duyunca gülümsedi.


*(Süleyman) Kuşları araştırıp Hüthüt'ü göremiyorum? Bir yere mi gizlendi? Ona şiddetli bir ceza vereceğim veya onu kestireceğim, yoksa bana neden bulunmadığını gösteren bir delil versin” dedi.*

*Hüthüt çıkageldi ve dedi ki: Senin henüz bilmediğin bir şeyi öğrendim ve sana Sebelilerden doğru bir haber getiriyorum.*
*Onların hükümdarının bir kadın olduğunu gördüm. Ona her şey verilmiş. Bir de büyük tahtı var.*
*Onu ve kavmini Allah'ı bırakıp da güneşe secde eder buldum. Şeytan onlara yaptıklarını süslü göstermiş. Onları doğru yoldan çıkarmış, doğru yolu bulamıyorlar.*
*Bunu da göklerde ve yerde gizledikleri ve açığa vurdukları her şeyi en iyi bilen Allah'a secde etmemek için yapıyorlar.*
*Allah tektir ve O, büyük arşın sahibidir.*
*Süleyman (Hüthüt'e) Sebeliler hakkında doğru mu söyledin, yoksa yalancılardan mısın? Göreyim. Git şu mektubumu onlara ver. Sonra kenara çekil bakalım ne cevap verecekler? Dedi.
*Sebelilerin hükümdarı (Belkıs): 'Ey ileri gelenler' dedi.'Bana güzel bir mektup geldi. Bana bir fikir verin. Sizi çağırmadan kesin bir karar veremedim.**
*O,Süleyman'dan geliyor. “Esirgeyen ve acıyan Allah'ın adı ile yazılı. Ve Bana karşı ululanmayın. Bana teslim olarak gelin” demekte.*
*Onlar, şöyle dediler: “Biz kuvvet sahibi ve şiddetli savaşır bir topluluğuz. Fakat emir senin. Ne dilersen yap.”*
*Dedi ki: Hükümdarlar bir şehre girince orasını harap ederler ve halkının ileri gelenlerini alçaltırlar. Bunlar da öyle yapacaklardır.*
*Onlara bir hediye gönderelim ve bakalım elçiler dönüp ne cevap getirecekler?*
*Elçiler Süleyman'a varınca Süleyman, “Bana mal ile mi yardım ediyorsunuz? Allah'ın bana verdikleri, sizin verdiklerinizden hayırlıdır. Fakat siz hediyeniz ile övünürsünüz. Onlara geri dön; öyle bir ordu ile geleceğim ki karşı duramayacaklar. Onları oradan hor ve zelil bir halde çıkaracağım”dedi. *
*Ve, Ey ileri gelenler, dedi. Onlar bana teslim olmadan bana onun tacını ve tahtını kim getirebilir?”*
Sebelilerin hükümdarı bir kadındı. Onlar güneşe secde ediyorlardı.

Cinlerden bir İfrit Süleyman'a ”Sen daha yerinden kalkmadan ben sana onun tacını ve tahtını yanına getiririm.”dedi. Süleyman gözünü açıp kapayıncaya kadar bir de baktı ki kadın hükümdarın tacı ve tahtı yanında duruyor.


*Süleyman, “Tahtının şeklini değiştirin bakalım tanıyacak mı, tanımayacak mı?*


Sebelilerin hükümdarı Süleyman'ın yanına geldi. Tacını ve tahtını orada görünce tanıdı. *Süleyman ona “Bize bilgi sizden önce verildi biz Allah'a uyduk.*


(Ona: Saraya gir! Dendi. Önünde derin bir su var sandı, paçalarını sıvadı. Süleyman: Bu, billûrdan yapılmış bir zemindir dedi. Hükümdar 'Rabbim' dedi. 'Ben kendime zulmettim. Fakat şimdi Süleyman ile birlikte alemlerin Rabbi Allah'a iman ettik ve onun emrine uyacağız” dedi.)

Ölümüne hükmettiğimizde Süleyman ölünce, asasını kemiren bir solucandan başka kimse onun öldüğünü bilemedi.


Bu vahyettiklerimiz daha öncekilere dair haberlerdir ki sana bildirmedeyiz.


Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. O tektir.


Onlardır ki Ayetlerimizden habersizdirler. İşte o kişiler gafillerdir. Onların kulakları gözleri ve kalpleri mühürlüdür. Halâ düşünmezler mi?


Bu Kur'an daha öncekileri tasdik eder. Gerçek Rabbinden gelir.


Kıyamet mutlaka ansızın başınıza gelecektir. O, göz açıp kapamadan da kısa süre içinde gerçekleşir O gün gök yağ gibi eriyip gül gibi kızarır Hâmile kadınlar çocuğunu düşürür. Çocukların bile saçları ağarır. O gün herkes kendi derdi ile ilgilenir.


Kimsenin kimseye bir faydası dokunmayacağı o günden korkun. O günü yalanlayanların vay hallerine.


Akıbetleriniz neymiş yakında görecek ve bileceksiniz. Kimmiş yalancı yakında iyice anlayacaksınız.


Allah'tan sakının.


İnanıp ta iyi işler işleyenler cennetlere girecekler ve ebedî olarak orada kalacaklardır ve her diledikleri ellerinin altında olacaktır. Uzamış gölgeliklerde pınar başlarındadırlar. Renk renk içitler sunulur onlara. Sonu misk kokan içitler. Bir şey dileyen bundan dilesin.


İnkâr edip de kötü, şer işler işleyenler ise cehenneme girecekler ve ebedî olarak orada kalacaklardır “Rabbimiz” diyeceklerdir. “ Ne olur tekrar dünyaya dönelim de doğru yolu bulalım. Fakat onlar geç kalmışlardır. Bu dilekleri asla kabul edilmeyecektir. Onlara “Vaktiyle elçilerimiz delillerle geldiler. Niçin onlardan yüz çevirdiniz”denir. Onlara orada sadece “ Tadın bakalım acı azâbımızı” denilecektir. Derileri yanıp eridikçe yeniden deri bitirilir. baş yiyecekleri zakkum köküdür. Baş içitleri kanlı irinli sudur.


De ki: Benim görevim uyarmadır. Senden önce de peygamberler gönderildi. Onlar ayetlerimizden yüz çevirdiler ve peygamberleri alaya alırlardı. Alay ettiklerinin cezasını çekeceklerdir.


Onlar Allah'ı gereği gibi bilemediler.


Biz dünyayı eğlence olsun diye yaratmadık. Eğer öyle olsaydı, bunu kendi katımızda bulabilirdik. Allah'tan hiçbir şey saklı gizli kalmaz. Karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa O, bilir. Her şey Allah'ın yaratması ve takdîrîyledir. O, gücü, her şeye yetendir (Sen dağları yerinde durur sanırsın. Oysa onlar yürürler).


Kıyamet ansızın başınıza gelecektir. O, göz açıp kapamadan da kısa süre içinde gerçekleşir. O gün gök yağ gibi erir, gül gibi kızarır. Dağlar atılmış pamuğa döner. Güneşle ay birleşir. Vahşi hayvanlar bir araya toplanır.


Kimsenin kimseye bir faydası dokunmayacağı o günden korkun.


De ki: Benim görevim bildirmeden ibarettir. Bildirmeme karşılık sizden bir ücret istemiyorum.


Allah, işlediklerinizden habersiz değildir. O'nun vaadi er geç gerçekleşecektir. Fakat yine de çoğu bunu bilmezler.


İkinci sûr'a üfürüldüğü gün, gözleri yerde üzerlerine zillet çökmüş olarak mezarlarından kalkarlar. Dünyada ne kadar kaldıklarına dair birbirlerine sorarlar. Kimi bir gün, kimisi bir günden de az, kimileri de birkaç saatten fazla asla dünyada kalmadık diye birbirlerine yemin ederler.

Her kim zerre kadar bir iyilik işlerse karşılığını görür, faydası kendinedir. Her kimde zerre kadar bir kötülük, şer işlerse karşılığını görür. Zararı kendinedir. O gün Herkese işlediklerinin karşılığı verilecektir.

Allah'tan sakının. Çünkü O'nun azabı en şiddetlidir.


Allah'tan Hiçbir şey saklı gizli kalmaz. Aydınlıklarda ve karanlıklarda ne varsa O, bilir. Göklerde yerde ne varsa Allah'ındır.

Kıyamet ansızın başınıza gelecektir. O, göz açıp da kapamadan da kısa süre içinde gerçekleşir. O gün uzuvları aleyhlerinde tanıklık edecektir. Halâ akletmezler mi?
O'nun vadi er geç gerçekleşir. Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır?
*Sebe kavminin bulundukları yerin sağında ve solunda iki bahçe vardı. Onlara 'Rabbinizin verdiği rızıktan yiyin ve O'na şükredin. Sizin güzel bir şehriniz ve yargılayan bir Rabbiniz var 'buyurduk. Fakat onlar yüz çevirdiler ve üstlerine bendin suyunu gönderdik de bahçelerini ancak böğürtlen, ılgın ve biraz da köknar yetiştiren bir çorağa çevirdik. Onları nankörlükleri yüzünden böyle cezalandırdık. *
Azabımızın aniden üzerinize gelip çatmayacağından emin mi bulunuyorsunuz? Hala ibret almazlar mı?
*Oysa onların şehirleriyle, kutlu kıldığımız şehirler arasında birbirine bitişik gibi yakın nice şehirler var ettik de oralara gidip gelmeyi kolaylaştırdık ve oralarda gece ve gündüz emin olarak dolaşın buyurduk.*
*Rabbimiz dediler. Seyahatimizi genişlet. Onlar kendilerine zulmettiler biz de onları paramparça ettik sanki daha önce hiş yaşamamış gibi oldular. Bunda çok sabreden ve çok şükreden kimseler için dersler vardır.*
*İblis'in onlar hakkındaki zannı doğru çıktı. İnananlardan bir gruptan başkası ona uydu.*
*Onlar üzerinde onun hiç kudreti yoktu. Ancak biz ahirete inananlar ile o konuda şüphe içinde kalan kimseleri ayırt etmek için bunu yaptık. *
Allah her şeyden haberi olandır.
Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. *De ki: Allah'tan başka tapacağınız zan etiklerinizi çağırın onlar göklerde ve yerde zerre kadar bir şeye sahip değildirler. Ne Allah'a ortaklıkları vardır ne de O'nun bunlardan bir yardımcısı vardır. *
Gökyüzü nasıl da direksiz durmada. Gökyüzünde bir çatlak bulabilir misin? Gözlerini çevir de bir bak. Bir daha, bir kere daha bak. O, yorgun olarak sana geri döner.
Kıyamet saati mutlaka gelecektir. O gün gök gül gibi kızarır yağ gibi erir. Dağlar atılmış pamuğa benzer. Hamile kadınlar çocuğunu düşürür, çocukların bile saçları ağarır. Ne güç gündür o gün.
İyi bilin ki Allah'ı acze düşüremezsiniz. O, dilerse sizi yok eder de yerinize başka bir kavim getirir.
Kıyamet günü Allah aranızda adaletle hükmedecektir. O, her şeyi en iyi bilendir. (Herkes önceden elleriyle ne hazırladığına bir baksın).
O gün zalimler için ne bir dost bulunur ne de bir yardımcı. Onlara hiç yardım edilmeyecektir.
İnananlar için ise ne korku olacaktır ne de kaygı. Onlar hiç üzülmeyeceklerdir.
Allah'ı bırakıp da başka birini kendinize hakem mi sandınız?
Her şeyi yaratan ve idare eden yalnızca Allah'tır. O, her şeyi en iyi bilendir.*De ki: Göklerden ve yerden size rızık veren kimdir? De ki: Allah'tır. O halde ya siz ya biz doğru yoldayız ya da açık bir sapıklık içindeyiz.*
*De ki: Allah'a eş koşup mabut saydıklarınızı gösterin. Hâşâ! *Her şeyi idare eden yalnızca Allah'tır. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. İşler dönüp Allah'a varır. Çünkü O, her şeyi en iyi bilendir.
*Biz seni bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat çoğu bunu bilmezler. *
*Eğer sözünüzde doğru iseniz bu vâd ne zaman gerçekleşecek? derler. *
*De ki: O günün bir miadı vardır. Vaktinden ne bir saat öne alınabilir, ne bir saat geciktirilir.*
Sana kıyametin vakti hakkında sorarlarsa de ki: Onun vaktini ancak Allah bilir.
O göz açıp kapamadan da kısa süre içinde gerçekleşir. O gün peygamberler bir araya toplanır.
*Kâfirler 'Biz ne bu Kur'an'a ne de daha önceki kitaplara inanırız' derler. Zâlimlerin Rablerinin huzurunda kalakaldıkları ve birbirlerinin sözünü kesip söylendikleri gün hallerini bir görseydin. O zayıf ve hor sayılanlar ululuk satanlara 'Siz olmasaydınız biz mutlaka inanırdık' derler.*
*Ululuk satanlarsa, hor sanılanlara derler ki: Size doğru yol bildirildikten sonra o yoldan sizi biz mi çıkardık? Hayır siz suçlusunuz.*
*Hor sanılanlar da ululuk satanlara derler ki: 'Hayır, gece-gündüz hile tertipliyor Allah'ı inkâr etmemizi O'na ortaklar koşmamızı emrediyordunuz. Âzabımızı görünce hepsi pişman olur ve biz de kâfirlerin boyunlarına zincirler vururuz. Onların yaptıklarına karşılık başka bir şey mi verecektik. *
İnkârcıların barınakları cehennemdir. Orada derileri yanıp eridikçe yeniden deri bitirilir. Suçluların cezası işte budur.
Hiçbir peygamber göndermiş olmayalım ki, kendileriyle gülünüp alay edilmesin. *Biz hiçbir şehre uyarıcılardan birini göndermedik ki orada mal, mülke sahip olanlar: 'Biz size gönderileni inkâr ediyoruz' demiş olmasınlar. *
*Ve 'Biz' dediler. 'Malca da sizden zenginiz. Evlât bakımından da daha kalabalığız. Bize azap edilemez.
Allah kime peygamberlik vereceğini gayet iyi bilir. O, dilediğini seçer.
*Sizi huzurumuza ne mallarınız, ne evlâtlarınız yanaştıramaz ancak inanan ve iyi işler işleyenler bize yaklaşır. Onlara dereceler ve yaptıklarına karşılık kat kat mükâfat vardır. Cennet o kimseleredir.*
Ayetlerimizi hiçe sayandan daha zalim kim vardır? Onlar için çok acı bir azap vardır. Cehennem o kişileredir. Orada baş yiyecekleri zakkum kökü, baş içitleri kanlı irinli sudur.
( De ki: Allah, dilediğine bol rızık verir dilediğine kıt ve bir ölçüye göre verir. Siz iyilik için ne harcarsanız onun karşılığı verilecektir. Çünkü O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.)
Ne güç gündür o gün, kıyamet! O gün onlar saf saf sıralandırılırlar. *Allah o gün meleklere :'Size tapanlar bunlar mıydı? *der.
*Melekler ise 'Seni tenzih ederiz. Bizim dost ve yardımcımız sensin; onlar değil'. Onlar cinlere taparlardı. Çoğu onlara inandı' diyeceklerdir.*
Onlar kendilerine ne bir fayda ve ne de bir zararı dokunan şeylere taptılar. *O gün onlara; birbirinize ne fayda, ne de zarar verebilirsiniz ve zâlimlere yalan saydığınız cehennem azabını tadın bakalım' denilir.
*Açıkça bildirilen âyetlerimiz kendilerine okunduğu zaman derler ki: Bu kişi, atalarınızın taptığı şeylerden (putlardan) sizi çevirmek isteyen bir kimseden başkası değildir. Bu, uydurma bir şey. İnkâr edenler kendilerine gerçeğe dair bir şey geldi mi bu apaçık büyüden ibaret derler.*
Onlar kendi elleriyle yaptıkları uydurma şeylere taptılar.
Âyetlerimizden yüz çevirmedeler. Büyük aldanış ve yanılgı içindeler. Onlar kör, sağır ve dilsizdirler.
Daha önce de peygamberler gönderildi. Onları yalanladılar. Emrimiz gelip çatınca tek bir sayha bir çığlık onlara yetti. Nasılmış azabım ve korkutuşlarım? Hâlâ ders almazlar mı?
De ki: Bende delilikten eser yoktur. Bana düşen görev ancak uyarmadır. Bildirmeme karşılık sizden bir ücret istemiyorum. (Benim ecrimi Allah verir. Gerçek geldi, bâtıl zâyi oldu).
Onlar ise ayetlerimizden şüphedeler ve büyük yanılgıdalar. Kim ki inanır, sabreder ve secde ederse işte en büyük ongunluk ve kurtuluş budur.
Allah işlediklerinizden haberi olandır. Ancak O'ndan korkun.
Kalıcı Link

20/5/2008 - GANİMETLER SÛRESİ


Ayın- Kâf- Sîn


Bunlar Allah'ın âyetleridir ki sana vahyetmedeyiz. Allah'a içten inanın ve O'nun bildirdiklerine uyun. Allah'ın vâdi er-geç gerçekleşecektir. O, her şeyi en iyi işitir ve bilir. Ganimetlerin beşte biri peygambere aittir.


Allah yolunda canlarınızla mallarınızla savaşın. (Allah müminlerin, canlarını ve mallarını karşılığında cennet verilmek üzere satın almıştır.)


İnananlar yalnızca Allah'a güvenmelidir. Onlar o kimselerdir ki; yanlarında Allah adı anıldığında kalpleri titrer. Dinde sabır ve sebat ederler, namaz kılarlar, zekat verirler. Yoksullara yardım ederler. Yurtlarından çıkarılanlara yardım ederler. İyilik eder, iyi davranırlar. İşte onlar altlarından ırmaklar akan cennetlerde ebedî olarak kalacaklardır. Dereceler onlaradır. Ne güzel yurttur orası.


Allah yolunda öldürülenlere 'ölüler' demeyin. Onlar diridirler fakat siz farkında değilsiniz. Âyetlerimizden yüz çevirenler için çok acı bir âzap vardır. Çünkü O'nun azâbı en şiddetlidir İnananlar için ise ne korku olacaktır ne de tasa. Allah'ın yardımı inananların üzerinedir. O, gücü her şeye yetendir.


Allah inananlara kavrama kabiliyeti vermektedir. O, hükmünde tektir. Bir şeyi dilediği vakit onun işi sadece 'ol' demekten ibârettir. O da hemen oluverir.


Yalnızca Allah'a tapın. Ayakta iken, otururken ve yan yatarken Allah'ı anın.

Onlar ise âyetlerimizden yüz çevirmedeler. Aldanış içinde ve büyük yanılgıdalar. İşte o kişiler gafillerin ta kendileridir. Eğer inansalardı bu haklarında hayırlı olurdu. İmanları kökleşirdi.


Onlar o kişilerdir ki âyetlerimizden habersizdirler. De ki: Benim görevim ancak bildirmeden ibarettir.Âzabımızın aniden üzerinize gelip çatmayacağından emin mi bulunuyorsunuz?


Yalnızca Allah'tan korkun. O, her hâlinizden haberi olandır. Bütün işler Allah'a varır. Zâlimler ise göreceklerdir Allah'ın azabının korkunçluğunu.


İnkârcıların varacakları yer cehennemdir. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır. Ne kötü barınaktır o. Orada derileri yanıp eridikçe yeniden deri bitirilecektir. Yiyecekleri zakkum kökü içitleri, kanlı irinli sudur. Ne fecî yerdir cehennem.


Zalimler asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. Onlar için çok acı bir azap vardır.


Allah vaadinden asla dönmez. O, hesâbı tez görür.

Âyetlerimiz kendilerine bildirildiğinde hemen yüz çevirirler. Onlar büyük yanılgıdalar ve aldanış içindeler. Eğer inansalardı bu haklarında hayırlı olurdu.


Onları Allah yoluna davet et. Ayetlerimizden yüz çevirenler için çok acı bir azap vardır. O,vâdinden asla dönmez.


Allah, herkesin ne yaptığını gayet iyi bilir. Allah'tan çekinin.

Daha önce de peygamberler gönderildi. Onları inkâr ettiler ve inananlara gülüp geçtiler. Emrimiz gelip çatınca bir tek sayha tek bir ses onlara yetti. Bak da gör, nasılmış azabım ve korkutuşlarım?

Biz nice zalim kavmi helâk ettik. Halâ ders almazlar mı?Onlar Allah'ı gereği gibi bilemediler.


O, gizlediklerinizi de bilir açığa vurduklarınızı da. Herkese işlediklerinin karşılığı verilecektir. Allah kimseye hardal tozu kadar bile zulmetmez. Onlar ise ancak kendilerine zulmederler. Allah'tan çekinin. O, riyakârların cezalarını verecektir.


Her kim zerre kadar bir iyilik işlerse karşılığı verilecektir. Her kim zerre kadar bir kötülük işlerse karşılığı verilecektir. Zalimlerin işleri ise boşa çevrilir. Onların kazandıklarının bir faydası olmayacaktır. Kıyamet günü Allah, aranızda adâletle hükmedecektir. O gün hüküm, yalnızca O'nundur.


Sana düşen görev, ancak bildirmedir. Gerçek Rabbinden gelir. İnkârcıların vay hallerine. Onların varacakları yer cehennemdir ve orada ebedi olarak kalacaklardır. Ne kötü yerdir o.


Kantar kantar altına, gümüşe, evlâtlara düşkünlük dünya hayatının metâlarıdır. Allah'tan korkanlara ise cennetler vardır. Altından ırmaklar akan köşkler onlar içindir. Orada her diledikleri ellerinin altında olacaktır. Onlar uzamış gölgeliklerde, pınar başlarındadırlar. Saçılmış inciler gibi gençler etraflarında pervane gibi dolaşır. Renk renk içitler sunulur onlara. Orada ne boş söz duyarlar ne de bir yalan söz.


İyice anlamanız için ayetlerimizi böyle açıklamadayız. Allah tektir ve O, gücü, her şeye yetendir.

Allah'ı bırakıp ta başka birini kendinize hakem mi sandınız?O, karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa bilir.


Biriktirdikleri altın ve gümüşlerle alınları sırtları yanları dağlanacaktır. Bir de derler ki; ateş bize sayılı günlerde dokunacaktır. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır.


Birbirinizi yurtlarından çıkarmayın. Birbirlerini yurtlarından çıkaranlar cezalarını çekeceklerdir. Onlar için cehennem vardır.


Her kim inanıp ta iyi işler işlerse karşılığını görecektir. Faydası kendinedir. Her kim de inkâr eder ve şer, kötü işler işlerse karşılığını görecektir. Zararı kendinedir. Allah her şeyi işitir ve bilir. O, işlediklerinizden asla gafil değildir.


Kıyamet ansızın kopacaktır. O, göz açıp kapamadan da kısa süre içinde gerçekleşir.

Âyetlerimizi yalan sayandan daha zâlim kim vardır? Dünya bir metâdır. Oyun ve oyalanma yeridir.


De ki: Sizinle benim aramda tanık olarak Allah yeter. Dünyayı gezin, dolaşın yalanlayanların sonucu ne imiş görün.


Allah'ın âzabını ne kulakları, ne gözleri ve ne de gönülleri giderebilir. İnkârcıların zararı ancak kendilerinedir. Onlar için çok acı bir azap vardır.


Sabırla namazla Allah'tan yardım dileyin. O, işlediklerinizden asla gafil değildir.

Ancak O'ndan korkun. Çünkü o, kendisinden korkanlarla beraberdir.


Allah, imanınızı zâyi edecek değildir. Onlar o kişilerdir ki yanlarında Allah adı anıldığında kalpleri titrer.
Onlar o kişilerdir ki ayetlerimizden habersizdirler. Kendilerine haydi gelin siz de Allah'a ve onun ayetlerine inanın denildiğinde Biz atalarımızın yolundan yürürüz derler. Ya ataları doğruyu anlayamamış, doğruyu bulmamışlarsa ne olacak? Hiç düşünmezler mi? Allah gizlediklerinizi de bilir, açığa vurduklarınızı da.
Onlar ayetlerimizden yüz çevirirler ve peygamberleri alaya alırlar, inananlara gülüp geçerler. Âzabımız neymiş yakında görecek ve bileceklerdir.
Onlar o kişilerdir ki Allah'a ve onun ayetlerine inanırlar. Namaz kılarlar, yoksullara yardım ederler. Cennetler onlar içindir.
Onlar o kişilerdir ki ayetlerimizi alaya alırlar ve bile bile inkâra yeltenirler. Cehennem onlar içindir. Halâ akletmezler mi?

Allah'ı bırakıp da başka birini kendinize hakem mi sandınız? O, her şeyi en iyi bilendir. Hüküm yalnızca O'nundur.


Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Onlar diridirler fakat siz farkında değilsiniz.


Her şey Allah'ın yaratması ve dilemesi ile gerçekleşir.


*Rabbin seni evinden hak olarak çıkarmıştı da inananlardan bir kısmı bunu istememişlerdi*

*Gerçek açıkça meydana çıktıktan sonra bile göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi seninle tartışmaya kalkıştılar*
*Hani Allah o iki taifeden birinin sizin olacağını vadediyordu da siz kuvvetsiz olanı sizin olsun istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı yerine getirmek ve inkârcıların kökünü kurutmak istiyordu.*
*Suçlular istemese de gerçeği bilip tanımak ve batılı ortadan kaldırmak istiyordu.*
*Hani siz Rabbinizden yardım istemiştiniz de Rabbiniz size ard arda bin melekle yardım ediyorum diye duanızı kabul etmişti.*
*Allah bunu ancak bir müjde olsun ve gönüllerinize güven gelsin diye yapmıştı.* O, gücü her şeye yetendir.
*Hani Allah bir güven vermek için sizi hafif bir uykuya daldırmıştı Üzerinize gökten yağmur indirmişti ki sizi temizlesin şeytanın murdarlığını sizden gidersin. Kalpleriniz yatışsın ve böylece kalpleriniz ve ayaklarınız Allah yolunda sabit dursun.*
*Rabbin şüphesiz ben sizinle beraberim. İnananları dayandıracağım, kâfirlerin kalplerine korku salacağım. (kâfirlerin boynunu vurun) vurun ellerine, ayaklarına diye vahyetti.
(Bu ise, Allah hakkında yalan uydurmaları ve peygamberine karşı gelmeleri sebebiyledir.)
(Kim Allah'a ve peygamberine asi gelirse bilsin ki cehennemliktir). Çünkü O, azabı en şiddetli olandır.
Ey inananlar, kâfirler topluluğuna çattığınız vakit onlara arkanızı dönüp gitmeyin*
*Kim tekrar savaşmak için bir tarafa çekilme veya bir bölüğe ulaşmak niyetinde olmaksızın o savaş gününde düşmana arka çevirirse Allah'ın azabına uğrayacaktır. Ne kötü yerdir cehennem.*
*Onları öldüren siz değilsiniz. Onları Allah öldürdü. (Attığın zaman, sen değil atan Allah'tı.)* Böylece kendi katından inananlara bir nimet vermek istedi)* Allah her şeyi en iyi işiten ve bilendir.
*Bu böyledir. Şüphesiz Allah, kâfirlerin hile ve tuzağını bozar.*
* (Ey kâfirler!) Fetih istiyordunuz işte size fetih. (Yenelim derken yenildiniz.)Vazgeçerseniz bu hakkınızda hayırlıdır. Fakat savaşa dönerseniz biz de döneriz. Daha kalabalık bile olsanız size bir fayda vermez. de*
*Hani O zaman Allah sana rüyanda onların az olduğunu göstermişti. Çok gösterseydi gevşerdiniz ve iş hususunda çekinmeye başlardınız. Allah sizi bundan kurtardı. Allah kalplerde olanı bilir.*
*Karşılaştığınız gün onları size az gösterdi sizi de onlara. Böylece Allah olacak olan bir işi yerine getirecekti.* İşler dönüp Allah'a varır.
*Ey inananlar bir toplulukla karşılaşırsanız sebat edin. Allah'ı daima anın ki kurtuluşa eresiniz.*
Allah inananların dostu ve yardımcısıdır.
*Allah'a ve Resûlüne itaat edin. Kur'an'ı işittiğiniz halde ondan yüz çevirmeyin.*
Onlardır ki ayetlerimizden bile bile yüz çevirirler. İşte o kimseler gâfillerdir. Onlar kör, sağır ve dilsizdirler. Gerçeği akletmezler. * Allah katında yeryüzünde dolaşanlardan en kötü, şer kimseler gerçeği akletmeyen o kör, sağır ve dilsizlerdir.*
Eğer; Biz bu Kur'an'ı bir dağın üzerine indirseydik; dağ, Allah korkusuyla paramparça olur yere yıkılırdı. Hâlâ düşünmezler mi?
Allah, inananlara kavrama kabiliyeti vermektedir. *Eğer, Allah'tan korkarsanız O, size iyi ve kötü, şer işleri ayırt edebileceğiniz bir kavrama kabiliyeti verir, suçlarınızı örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah büyük lütuf ve ihsan sahibidir.*
Kullarım sana beni soracak olurlarsa ben onlara şah damarından daha yakınım.
Allah'a dua edin. Yalvarın, yakarın. Çünkü O, dualara icabet edendir.
Kimsenin kimseye bir faydası dokunmayacağı o günden korkun. O gün uzuvları, aleyhlerinde tanıklık edecektir.
Biz nice zalim kavmi helâk ettik. Emrimiz gelip çattığında tek bir çığlık, bir tek sayha onlara yetti. *Bir de fitneden sakının ki onun vebali sadece zulmedenlerinize çatmakla kalmaz.*
*Onlardır ki, yurtlarından sırf böbürlenmek ve gösteriş için çıkarlar.* (Halkı Allah yolundan men edenler cezalarını göreceklerdir.)
* Hani o zamanlar Şeytan onların yaptıklarını kendilerine yaldızlı göstermişti de demişti ki: bugün sizden üstün insan yoktur. Ben de herhalde size yardımcıyım. Fakat iki ordu görününce geri dönmüş ve ben sizden uzağım. Çünkü sizin görmediklerinizi görüyorum ve Allah'tan korkuyorum. Allah'ın cezası en şiddetlidir demişti.*
*Hani bozguncularla gönüllerinde hastalık olanlara bunları dinleri aldatmıştır demişlerdi. Oysa kim Allah'a güvenirse bilsin ki Allah çok yücedir ve hikmet sahibidir.*
İnananlar yalnızca Allah'a güvenmelidir.
Âyetlerimizden yüz çevirenlere gelince melekler onların alınlarına, sırtlarına, yanlarına vura vura canlarını alacaktır.(Herkes önceden elleriyle ne hazırladığına bir baksın. Biz doğruyu yanlıştan ayıran Furkan'ı indirdik).Halâ akletmezler mi?
Allah işlediklerinizden haberdardır. O, her şeyi en iyi gören ve bilendir.
Kantar kantar altına, gümüşlere, nişanlı atlara, evlâtlara düşkünlük dünyâ hayâtının metâlarıdır.
(Mallarınız ve evlâtlarınız birer fitnedir. Bilseniz ahiret yurdu sizin için daha hayırlıdır.)
Başlarına bir dert gelse hemen üzülürler. Bir iyilik dokunsa hemen sevinirler. Onlar Allah'ı gereği gibi bilemediler.
*Hani bir zamanlar kâfirler seni hapsetmek veya öldürmek ya da yurdundan çıkarmak için hile ve tuzak tertiplediler. Onlar bu hileyi kurarken Allah da onların cezalarını hazırlıyordu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.*
Âyetlerimiz kendilerine bildirildiğinde 'Bize bu anlatılanlar daha öncekilere anlatılan eski masallardan ibarettir' derler. * İşittik fakat biz de buna benzer şeyler söyleriz dediler.*
De ki: Bana düşen görev uyarmadır. Bu şeytan işi değil, Rabbin sözleridir. Çünkü şeytanlar vahiy almaktan ve vermekten azledilmişlerdir. Gerçek işte budur.
*Hani demişlerdi: Rabbimiz bu senin katından ise ve gerçekse başımıza gökten taş yağdır veya bize acı bir azap ver!*
(Sen onların içindeyken Allah onlara azap edecek değildir.) * Af dilerlerken de Allah onlara azap edecek değildir. *
*Onlar Mescid-i Haram'ın hizmetine ehil olmadıkları halde inananları oradan geri çevirirlerken Allah onlara ne diye azap etmeyecek? O mescitin hizmetine lâyık olan kimseler ise Allah'tan çekinenlerdir. Yine de bunu bilmezler.*
*Allah evine saygısızlıkları ıslık çalmak ve el çırpmaktan ibaret. Artık inançsızlığınıza karşı tadın acı azabı.*
*inkâr edenler mallarını, halkı Allah yolundan alıkoymak için harcarlar. O, harcadıkları mallar kendilerine bir iç acısı olacak ve hüsrana uğrayacaklardır. *
İnkâr edenler için cehennem vardır.
*Allah iyi ve temiz kişileri; kötü, şer kimselerden ayıracak ve kötüleri üst üste yığacak, hepsini birden cehenneme atacaktır. Onlar hüsrana uğrayacaklardır.*
*İnkâr edenlere de ki: İnançsızlıktan vazgeçerlerse geçmiş günahları bağışlanır fakat yine isyana dönerlerse şüphesiz daha önceki halleri üzere gereken hüküm uygulanacaktır.*
*Sizde artık bir fitne kalmayıp din tamamen Allah'ın dini oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse Allah her halinizi görür ve bilir.*
*Allah'a ve peygamberine itaat edin.*
Çekişmeyin. *sonra zayıflarsınız ve kuvvetiniz tükenir.*
Sabredin. Allah sabredenlerle beraberdir.
Âyetlerimizi yalan sayandan daha zalim kim vardır? Onlar inançsız kişilerdir.
Allah, inananların dostu ve yardımcıdır. O, her şeyi en iyi bilir.
Allah yolunda canlarınızla, mallarınızla savaşın. Yoksullara yardım edin. Yedirin, içirin, giydirin, gezdirin.
Namaz kılın, zekât verin.
Birbirinizi yurtlarından çıkarmayın. Birbirlerini yurtlarından çıkaranlar cehenneme girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır.
Allah yolunda yurtlarından çıkarılanlara yardım edenler, iyilik edenler, iyi davrananlar, dinde sabırla sebat edenler için cennette dereceler vardır. İşte en büyük ongunluk ve kurtuluş budur.
*İnandıkları halde göç etmeyenlere gelince, siz yurtlarından çıkarılanların yanına, size katılmak için göç edinceye kadar onlara dost olamazsınız. Fakat dinle ilgili bir hususta sizden bir yardım isterlerse aranızla antlaşma bulunan bir kavme karşı olmamak şartı ile onlara yardım etmeniz borçtur.
*Allah katında, yürüyen canlıların en şerlisi kâfirlerdir. Çünkü onlar inançsız kişilerdir.*
*Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra her defasında hiç çekinmeden sözlerini yerine getirmeyen kimselerdir.
*Savaşta muzaffer olursan onların izinde yürüyecek olan kimselere tesir edecek bir tarzda onları,cezalandır ki ibret alsınlar ve bunu ansınlar.*
*Herhangi bir kavimden bir hainlik beklersen önce sözlerini reddettiğini onlara açıkça bildir. Çünkü Allah, hainleri sevmez. *
*İnkâr edenler, işin geçtiğini kendilerinin unutulduğunu ve âciz bir hale getirilmeyeceklerini sanmasınlar.*
*O topluluğun hainliğinden endişe edersen aradaki antlaşmayı boz ve bunu onlara bildir. Allah hainleri sevmez.*
*Allah'ın düşmanlarını, kendi düşmanlarınızı, sizin bilmediğiniz fakat Allah'ın bildiği düşmanları korkutmak için onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve besili at hazırlayın. Allah yolunda ne harcarsanız size karşılığı tastamam verilir. Ve zulme uğramazsınız.
*Eğer barışa yanaşırlarsa sen de yanaş ve Allah'a güven, çünkü O, her şeyi en iyi işitir ve bilir.*
*Sana hile ve tuzak tertiplemek isterlerse Allah sana yeter. O, seni yardımıyla ve inananlarla kuvvetlendirir.*
(Allah kalpleri uzlaştırandır.) *Sen dünyada ne varsa harcasaydın yine onları anlaştıramazdın. Fakat Allah onları uzlaştırdı.*
*Sizden sabırlı yirmi kişi, onların yüz kişisini yener. Siz yüz kişi olsanız bin kâfiri yenersiniz. Çünkü onlar inançsız kişilerdir.*
*Allah sizin yükünüzü hafifletti, bildi ki sizde bir zaaf var. Sizden sabır ve sebat sahibi yüz kişi onlardan onlardan iki yüz kişiyi yener. Siz bin kişi olsanız Allah'ın izniyle onların iki binini yenersiniz. Allah sabredenlerle beraberdir.*
*Hiç bir peygamber inkârcıları iyice perişan etmedikçe esir almaz. Siz geçici dünyayı görüyorsunuz. Allah ise ahireti diliyor ve O, çok yücedir .*
Allah'ın hükmü geniştir.
*Allah bunu helâl olarak takdir etmeseydi esirlere karşılık aldığınız fidye yüzünden çok acı bir azaba uğrardınız.*
*Artık, elde ettiğiniz ganimeti helâl ve temiz olarak yiyin*
Allah'tan çekinin.
*Onlar o kimselerdir ki inandılar, Allah yolunda yurtlarından çıkarıldılar, Allah yolunda savaştılar.
*sonradan inanıp da yurdundan çıkarılanlara yardım etmek için savaşa katılanlar da sizdendir.
*Onlardır ki Allah yolunda yurtlarından çıkarılanlara yurt verdiler ve yardım ettiler. Gerçekten inanmış olanlardır. İşte Onlar esirgenecek ve kendilerine helâl rızık verilecektir. Allah'ın takdiri ile bir kısım akraba bazı akrabanın mirasından daha fazla hakka sahiptir.(Öyle ki komşu komşunun adeta mirasçısıdır. Bir mümin kendisi için istediğini, -meşru bir şeyi- diğer bir mümin kardeşi için istemedikçe olgun mümin olamaz).
Allah her şeyi en iyi bilendir.
İnkârcıların varacakları yer cehennemdir.
İyi bilin ki Allah'ı acze düşüremezsiniz.
(Sana haram aylardan sorarlarsa o ayda savaşmak büyük günahtır. Haram ayların sayısı dörttür.(Şubat, Mart, Nisan, Mayıs)
*Haram aylar çıkınca müşrikleri nerede bulunursanız öldürün, tutun, hapsedin. Geçit yerlerini tutun. Fakat tövbe eder, namaz kılıp zekât verirlerse onları serbest bırakın. Çünkü Allah bağışlaması ve esirgemesi çok olandır.
*Ve müşriklerden antlaştığınız kimseler bu antlaşmadan sonra size verdikleri sözden dönmemiş ve size karşı hiçbir kimseye yardımda bulunmamış olanlar müstesnâdır. Bunlara karşı müddetin sonuna kadar sözlerinizi yerine getirin. Allah çekinenleri sever.*
*Müşriklerden biri senden aman dilerse ona aman ver ki Allah'ın sözünü dinlesin. Sonra da onu emin olacağı yere kadar yolla. Çünkü o topluluk bilmeyen bir topluluktur.
*Mescid-i Haram'ın yanında antlaştıklarınız da müstesnâ. Bunlar iyi davranır. Şüphesiz Allah çekinenleri sever. Diğer müşriklerin ise Allah ve resûlü yanında nasıl bir ahitleri olabilir?Onlar sizi yenmiş olsalardı, size ne bir yakınlık gösterirler ne de bir sözlerini tutarlardı. Onların ancak dilleri tatlıdır. Kalplerinde ise düşmanlık ve zulüm var ve çoğu bozgunculardır.*
*Allah'ın ayetlerini değersiz şeylerle (dünya menfaatleriyle) değiştirirler. Ve halkı Allah yolundan alıkorlar. Gerçek, ne kötü, şer işdir yaptıkları.*
*Bir inanmışa karşı ne sözlerini yerine getirirler ne de yakınlık gözetirler. Onlar haddi aşanlardır.*
*Fakat tövbe eder, namaz kılar, zekât verirlerse, din kardeşleriniz olurlar. Biz, bilen bir kavme âyetlerimizi böyle açıklamadayız.*
*Verdikleri sözden dönerler ve dininizi kınarlarsa o inkârcıları hemen öldürün. Onların yeminlerinin tutmayan kişilerdir. Meğer ki yaptıklarından vazgeçeler.*
*Yeminlerini tutmayan, Peygamberi yurdundan çıkaran ve size karşı sözlerinden ilk olarak dönen bir toplulukla savaşmaz mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? İnanmışsanız önce Allah'tan korkmalısınız.*
*Savaşın onlarla ki, Allah sizin ellerinizle onlara azap versin; onları zelil etsin. Onlara karşı size yardım etsin de inanan topluluğun kalplerini ferahlatsın.
*Ve kalplerindeki kini gidersin. Allah dilediğine tövbe nasip eder. O, her şeyi en iyi bilendir ve hikmet sahibidir.*
(Siz, başıboş mu bırakılacağınızı sandınız? Yoksa, sizi ayırt etmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız?)* Allah yolunda savaşanları, Allah, peygamber ve inananlardan başkasını kendilerine sırdaş edinmeyenleri ortaya çıkarmadan bırakılacağınızı mı sandınız? *Allah işlediklerinizden haberdardır.
*Kendileri, kendi inançsızlıklarına tanıklık edip dururlarken inkârcıların Allah'ın mescitlerini imâr etmeleri mümkün değildir. Onların kazançlarının bir faydası olmayacaktır. Zalimlerin işleri boşa çevrilir. Onların varacakları yer cehennemdir ve orada ebedi olarak kalacaklardır.*
*Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namaz kılan zekât veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imâr eder. İşte kurtuluşa erdirilmeleri umulanlar bunlardır.*
*Hacılara su vermek ve Mescid-i Haram'ı imâr etmek işi ile uğraşanların derecesini Allah'a ve ahirete inanıp da Allah yolunda savaşan kimsenin derecesine eş mi tutuyorsunuz? *Allah zalimler kavmini doğru yola iletecek değildir.
İnanmış, yurdundan çıkarılmış ve Allah yolunda canlarıyla malları ile savaşmış olan kimseler İşte onlar kurtuluşa erdirileceklerdir. Cennette onlara dereceler vardır. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır.
*Ey inananlar! Eğer babalarınız ve kardeşleriniz de kâfirliği sever ve küfrü imandan üstün tutarlarsa onları da kendinize dost edinmeyin. İçinizden onlara uyan kimseler zalimlerdir.*Allah zâlimler kavmini doğru yola iletecek değildir.
*De ki: Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, hanımlarınız, hısım akrabanız mallarınız, bozulmasından korktuğunuz ticaretiniz, hoşunuza giden evler size Allah'tan, Resûlünden ve Allah yolunda savaşmaktan daha önemli ise Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin. *
*Muhakkak ki Allah size nice yerlerde ve Huneyn gününde yardım etmişti. Hani o vakit sayıca üstünlünüzle övünüp sevinmiştiniz de bu üstünlüğünüz bir işe yaramamıştı. Ve yeryüzü o kadar genişken size dar gelmişti. Sonra da bozularak sırtınızı dönüp gitmiştiniz.*
*Allah, Resûle ve inananlara güven ve sükun vermişti ve sizin görmediğiniz orduları (melekler) indirerek kâfirlere azap etti. Kâfirlerin cezası işte budur.*
*Bundan sonra Allah dilediğinin tövbe nasip eder. Allah bağışlayan ve acıyandır.*
*Ey inananlar! Müşrikler murdardır. Bu yıldan sonra artık onlar Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah sizi dilerse zenginleştirir. Allah her şeyi en iyi bilendir, hikmet sahibidir.*
*Kendilerine Kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe inanmayanlar ve Allah'ın haram ettiğini haram saymayanlar ve hak (gerçek) dini kabul etmeyenlere karşı savaşın ta ki kendi elleriyle cizye vermeye razı olsunlar ve alçalarak yanınıza gelsinler. *
Allah, herkesin ne yaptığını gayet iyi bilir. O, her şeyden haberdardır.
Onlar, Allah evlât edindi dediler. Hâşâ Allah evlât edinmekten münezzehtir.* ve Allah'ı bırakıp bilginlerini, rahiplerini de