25/6/2008 - YUSUF SÛRESİ
Sana daha önce
bilmediğin hikâyelerin en güzelini anlatacağız.
Yusuf babası
Yakup’a “babacığım” dedi. Rüyamda on bir yıldızla
güneşle ayın bana secde eder olduğunu gördüm.
Babası “oğlum! Rüyanı kimseye anlatma sakın. Aranıza bir
şeytan girebilir.” dedi.
Kardeşleri
Yusuf’u birbirinden kıskanarak “gerçek” dediler.
“Babamız Yusuf’u daha çok seviyor. En iyisi biz onu
öldürelim.” diyerek Babalarından onu gezmeye götürmek
istediklerini söyleyerek izin istediler.
Yakup “ Yusuf’u
götürmeyin başına bir kötülük gelmesinden
korkuyorum” dedi. Kardeşleri Yusuf’u koruyacaklarına dair
babalarına söz verdiler ve onu dağa götürdüler.
Kardeşlerinden
biri “En iyisi biz onu öldürmeyelim” dedi. Yusuf'u kör
bir kuyuya attılar. Onlar farkına varmadan gizlice Yusuf’a onu
oradan kurtaracağımızı vahyettik. Dağda bir kurt öldürüp
Yusuf’un gömleğini kana bulayıp babalarına gösterdiler.
Babasının
üzüntüsünden gözleri kör oldu.
Oradan geçmekte
olan bir kervan Yusuf’u kuyudan çıkardı ve üç-beş
dirhem karşılığında onu köle olarak sattılar.
Evin sahibesi
kadın onu yatağına almak isteyince Yusuf kadına “kocan
efendimdir ve o iyi biridir. Allah beni bundan korusun diyerek
kapıya doğru koştu. Kadın arkasından yetişerek Yusuf’un
gömleğini boydan boya yırttı. Kapıda kadının kocasına
rastladılar. Yusuf Rabbinin işâretini görmeseydi yoksa o
da yoldan çıkardı.
Aralarından bir
kadın tanık gelerek “ Yusuf’un gömleği ön taraftan
yırtılmışsa suç Yusuf’un. Yok eğer Yusuf’un gömleği
arka taraftan yırtılmışsa suç kadınındır” dedi.
Efendisi Yusuf’a “ sakın, bundan kimseye bahsetme” dedi.
Kölesi ile
yatmak isteyen kadın hakkında dedikodular çıkınca kadın
onları yemeğe dâvet ederek ellerine birer meyve, bıçak
vesaire verdi ve Yusuf’u yanına çağırarak” gel, kapıdan
şunlara bir görün”dedi.
Kadınlar Yusuf’u
görünce hepsi birden ellerini kestiler. “Aman ya Rabbi !
bu olsa olsa aziz bir melektir.” Dediler.
Yusuf “Rabbim”
dedi. “zindan bunların talep ettiklerinden daha hayırlıdır.
Rabbi onun bu duasını kabul etti ve kadınların desiselerini
defetti. Çünkü kadınlar desiseleri üzere
yaratılmışlardır.
Şeytan ona haklı
olduğunu unutturdu ve Yusuf uzun yıllar zindanda kaldı.
Zindanda üç
kişiydiler. Yusuf'un kendisinden başka iki arkadaşı daha vardı.
Yusuf’a rüya tabir etmesini öğrettik. Arkadaşlarından
biri “Ey Yusuf! Ey çok doğru adam Ben rüyamda üzüm
sıktığımı gördüm. Bunun manası nedir?” dedi. Diğer
arkadaşı “ ben“ dedi.”rüyamda başımda ekmek
kırıntıları varmış. Kuşlar gelip onları yediler.””
Bunların manâsı nedir bize yor” dediler.
Yusuf “ey benim
zindan arkadaşlarım” dedi.” Rüyâsında üzüm
sıktığını gören arkadaşım zindandan kurtulacak ve yine
efendisine içki sunacak. Diğer rüyayı gören
arkadaşım ise asılacak ve kuşlar gelip başını
didikleyecekler.”
Yusuf, zindandan
kurtulacağını söylediği arkadaşına “efendine benden
bahset” dedi. Arkadaşı efendisine Yusuf’tan bahsetmeyi unuttu.
Hükümdar
(Mısır) “ ben” dedi.”rüyamda yedi zayıf ineğin yedi
semiz ineği yiyip yuttuğunu, bir de yedi kurumuş başakla yedi
yeşil başak gördüm” Bunun manâsı nedir? Diyerek
rüyasının tâbirini istedi. Onlar ;“Bu karmakarışık
bir rüyadır. Biz bu rüyayı yoramayız” dediler.
Zindandan
kurtulacağını söylediği arkadaşı Yusuf’u hatırladı ve
“ Ben bu rüyayı tâbir edebilecek birini biliyorum, beni
ona götürün” dedi.
Yusuf hükümdara
“Yedi yıl ürünlerinizi alıştığınız gibi ekip,
biçin. Az bir kısmını yiyip çoğunu saklayın. Bu
yedi bolluk yılının ardından yedi kurak yıl gelecek. O zaman
sakladıklarınızı yersiniz” dedi.
Hükümdar
Yusuf’a “Bu ellerini kesen kadınların zoru neydi?” Dedi.
Yusuf’a
hükümdarın yanında ambarlama işlerinde memuriyet verdik.
Kardeşleri
Yusuf’un yanına geldiler. Yusuf onları tanıdı fakat onlar
Yusuf’u tanıyamadılar.
Yakup “beni
kınamayın! Dedi. Yusuf’un kokusunu alıyorum” Yusuf gömleğimi
alın, götürün. Babamın gözlerine sürün”
dedi. Bir müjdeci gelip de Yusuf’un gömleğini babasının
gözlerine sürdüğünde babasının gözleri
açılıverdi. Ailesi Yusuf'un yanına geldiler. Yusuf
“Babacığım, daha önce gördüğüm rüya
işte buydu” dedi.
Vahiyler
kaynağındandır bu bilgiler. Akledenler için bunda nice
dersler vardır. Allah her şeye gücü yetendir. O, iyi ve
temiz kişileri korur ve sever.
|
|
Kalıcı Link
|
25/6/2008 - MAĞARADA UYUYANLAR SÛRESİ
Kaf-
Hâ- Yâ-Ayın- Sâd
Ancak
Allah'a tapın. Doğru yol işte budur. İyice anlamanız için
ayetlerimizi böylece bildirmedeyiz.
Mağaraya
sığınan gençler “Rabbimiz” dediler.” Bizi zalim
kavimden kurtar, bize yardım et” Onlar Rablerine güvenen
inançlarında sebat eden iyi kimselerdi.
Gençleri
mağarada köpekleri ile berâber üç yüz
küsur yıl (309) uyuttuk. Onlar uykuda idiler oysa onları
uyanık sanırdın.Eğer hallerini bir görseydin korkup
kaçardın.
Kimileri”
Mağarada uyuyanlar beş kişiydiler, köpekleri ile altı”.
Kimisi” mağarada uyuyanlar altı kişiydiler, köpekleri ile
yedi idiler. Kimileri de yedi kişiydiler köpekleri ile
sekizdiler” dediler.
De
ki: Onların sayısını ancak Allah bilir.
Gerçek
Allah'tan gelir. Bunlar daha öncekilere ait haberlerdir ki sana
bildirmedeyiz. Halâ akletmezler mi? Göklerde ve yerde ne
varsa Allah'ındır. O, gücü her şeye yetendir.
Karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa O, bilir.
Kur'anı
duydukları zaman “gele gele içimizden ona mı vahiy geldi?”
derler. Allah kime peygamberlik vereceğini gayet iyi bilir.
Âyetlerimiz kendilerine bildirildiğinde” Bu bize
bildirilenler, daha öncekilere anlatılan eski masallardan
ibârettir” derler.
Onlara
“ Siz de Allah'a inanın ve O'nun bildirdiklerine uyun” dense
“Biz atalarımızın yolundan yürürüz” derler. Ya
ataları doğruyu anlamamış, doğruyu bulamamışlarsa ne olacak?
Hiç düşünmezler mi?
Onlar
ayetlerimizden yüz çevirmedeler. Büyük yanılgı
ve aldanış içindeler.
Allah
imanınızı zâyi edecek değildir. Her kim zerre kadar bir
iyilik işlerse onun karşılığı verilecektir. Faydası
kendinedir. Her kim de zerre kadar bir kötülük, şer
işlerse onun karşılığı verilecektir. Zararı kendinedir.
De
ki: Bende delilikten eser yoktur.
Sizin
kalpleriniz taş gibi hattâ ondan da katı oldu. Nice taşlar
vardır ki; Allah korkusuyla dağdan aşağı yuvarlanır. Nice
taşlar da vardır ki; Allah korkusu ile yarılır da içinden
su çıkar.
O
gün uzuvları aleyhlerinde tanıklık edecektir. O gün
herkese kazandıklarının karşılığı verilecektir. Zalimler ise
asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. Onların kazançlarının
bir faydası olmayacaktır.
Allah'ın
âzabı en şiddetlidir.
İnanan
ve iyi işler yapanlar için cennetler vardır ve orada her
diledikleri ellerinin altındadır. Ne güzel yurttur orası.
İnkârcılar
için cehennem vardır. Oradan kurtulmayı dileseler dahi asla
kurtarılmazlar. (Cehennem kaynayıp kabarmada. Sanki hışmından
patlayacak gibi. Elleri boyunlarına bağlanmış, çatılmış
olarak cehenneme gireceklerdir. Orada ne ölürler, ne
dirilirler).
Allah
vâdinden asla dönmez. O gün hüküm yalnızca
onundur.
(Rabbinin
gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu
sabit kılardı. Dağları yerinde duruyor sanırsın. Oysa onlar
yürürler).
(Göğe
burçlar yerleştiren, orada ışık kaynağı güneş ve
aydınlatıcı ve nurlu ay yaratanın şanı yücedir. Her türlü
tazim Allah'a dır. O'nun adını büyük bil).
Allah
adına yalan uydurandan daha zalim kim vardır? Onlar ise,
kendilerine ne bir fayda, ne de bir zararı dokunan şeylere
taptılar. Allah'ı bırakıp da başka birini kendinize hakem mi
sandınız?
De
ki: Benim görevim ancak uyarmadır.
Onlar
o kişilerdir ki; Allah'a ve O'nun ayetlerine inanırlar,namaz
kılarlar, yoksullara yardım ederler. Yedirir, içirir,
giydirir, gezdirirler. Cennet onlaradır.
Onlar
o kişilerdir ki; ayetlerimiz kendilerine bildirildiğinde inkâr
ederler,peygamberlerle alay ederler. Cehennem onlaradır.
(İnanmıyorlar
diye neredeyse kendini helâk edeceksin)
(Hanginiz
daha güzel işler yapacak diye hayatı ve ölümü
yarattık).
Her
şeyi yaratan Allah'tır ve O, dilediğini gerçekleştirir.
(Onlara
şu iki kimseyi örnek ver: O ikisinden birine güzel bağ ve
bahçeler verildi. Çeşit çeşit sebze ve
meyveler. Bahçenin içinden ırmak geçiyor.
Kendisine soy sop verilmiş. Onlarla övünerek arkadaşına
'Ben soy, sop ve servet bakımından senden daha zenginim ve daha
büyüğüm' dedi. Bahçesine günahkârca
kibirle gitti ve 'Bu bahçenin hiçbir zaman tahrip
olmayacağına inanıyorum ve ben onu korurum. Kıyametin kopacağını
da sanmıyorum fakat Rabbime dönüp varırsam da, bundan
daha iyisini bulacağım' dedi. Arkadaşı ona Allah her şeye gücü
yetendir. Dilediğinin rızkını genişletir, dilediğinin kısar ve
bir ölçüye göre verir. Bana gelince Allah'ı
Rabbim olarak tanırım ve Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmam'
dedi ve 'bahçene girerken şöyle söylemelisin “Allah
dilediğini gerçekleştirir. Kudret yalnız O'nundur. Gerçi
beni soy,sop ve servetçe kendinden küçük
görüyorsun. Sana bu ürünleri veren Allah,dilediği
takdirde bana daha iyisini verir. Allah'tan kork. Bahçen daim
kılınsın. Yoksa üzerine gökten bir musibet gönderir.
Derken böyle de oldu. Allah, bir gecede ürünlerini çer
çöpe döndürdü 'Keşke' dedi. 'Rabbime
hiçbir şeyi ortak koşmasaydım').
(Bilseniz
ahiret hayatı sizin için daha hayırlıdır. Mallarınız ve
evlatlarınız birer fitnedir.)
İyi
akıbet ise Allah'tan korkanların olacaktır.
Kıyamet
ansızın başınıza gelecektir. O, göz açıp kapamadan
da kısa süre içinde gerçekleşir. O gün
dağlar atılmış pamuğa benzer. Gök gül gibi kızarır,
yağ gibi erir.
O
gün onlar saf saf sıralandırılırlar Her kim zerre kadar bir
iyilik işlerse karşılığını görür. Faydası
kendinedir. Her kim zerre kadar bir kötülük, şer
işlerse karşılığını görür. Zararı kendinedir. Allah
her şeyi en iyi gören ve bilendir. O, her halinizden
haberdardır.
Kimsenin
kimseye faydası dokunmayacağı o günden korkun. (amel,(iş)
defterleri önlerine uçarak gelir. Amel defterlerini
boyunlarına asarız. Suçlular 'eyvah bize, vah bize! Bu
defter nasıl olmuş da büyük, küçük ne
varsa her şeyi inceden inceye sayıp dökmüş' derler).
O
gün onlar saf saf dizdirilirler. O gün herkese
işlediklerinin karşılığı verilir. Zalimlerin işleri ise boşa
çevrilir. Onların kazançlarının bir faydası
olmayacaktır.
Ancak
Allah'tan korkun. O, hesabı tez görür.
Ayetlerimizi
hiçe sayandan daha zalim kim vardır?
( Hani Mûsâ,
genç arkadaşına şöyle demişti: 'İki denizin
birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, ya da uzun zaman
gideceğim.'
Onlar
iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular.
Oradan uzaklaştıklarında Mûsâ beraberindeki gence,
'Öğle yemeğimizi getirdin mi? Yolculuk yordu bizi' dedi.
Genç,
'Gördün mü!'dedi. Kayaya sığındığımız sırada
balığı unutmuşum. Onu bana unutturan ve sana söylememe engel
olan şeytandır. Balık acayip bir şekilde denize dalıp gitti'
Mûsâ:
' aradığımız buydu' dedi. Ve kendi izlerini takip ederek geri
döndüler. Balıklarını
unuttukları yerde kullarımızdan birini buldular ki,
katımızdan ona bir rahmet ve ilim vermiştik).
Mûsâ
ona, 'Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir
bilgi öğretmen için sana uyayım mı?' dedi.
O,(Hızır)
dedi ki: 'Sen benimle beraberliğe dayanamazsın'
Mûsâ,
'Allah'ın izniyle sabrettiğimi göreceksin. Hiçbir işte
de sana karşı gelmeyeceğim' dedi.
O,
(Hızır) dedi ki: 'Bana uyacaksan, sana ona dair bir şey
söyleninceye kadar bana hiçbir şey sorma'
Derken
yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde o, gemiyi deldi.
Mûsâ, 'Sen onu içindekileri boğmak için mi
deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın.' dedi.
O
(Hızır) 'Demedim mi' dedi. 'Sen benimle beraberliğe asla
dayanamazsın?
Mûsâ,
'Unuttum, azarlama beni; Bu işimde bana güçlük
çıkarma!' dedi.
Yine
yola koyuldular. O, bir erkek çocuğu öldürdü.
Mûsâ : Tertemiz bir cana kıydın .Gerçek şu ki:
Kötü ve yasak edilmiş bir şey yaptın 'dedi.
O,
şöyle dedi: Sana, benimle birlikte bulunmaya asla
dayanamazsın demedim mi?'
Mûsâ,
'Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam, benimle
arkadaşlık etme .Çünkü bu durumda benden
ayrılmakta mazur sayılırsın' dedi.
Yine
yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek
istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya
yüz tutmuş bir duvar gördüler. O, duvarı doğrulttu.
Mûsâ, 'İsteseydin bu iş için bir ücret
alırdın' dedi.
O,
(Hızır)'İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir' dedi.
'Şimdi sana sabredemediğin şeylerin iç yüzünü
anlatacağım.
'O
gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselerindi. Onu
kusurlu göstermek istedim, çünkü onların
ilerisinde, her gemiyi zorla ellerinden alan bir hükümdar
vardı'.
Çocuğa
gelince, annesi babası inanmış kimselerdi. Onları Allah yolundan
alıkoyacak, asilik edecekti Rabbim onlara, bu çocuğun
yerine daha hayırlı ve merhametli bir çocuk nasip
edecektir.
Duvar
ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Babaları da iyi bir
kimseydi. Duvarın altında onlara ait bir define vardı. Rabbim,
onların olgunluk çağına ulaştıklarında bir rahmet olarak
definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi
görüşüme göre yapmadım. İşte senin,
sabredemediğin şeylerin iç yüzü budur.')
Allah,
her şeyi en iyi işiten ve bilendir. (Onu ne uyku tutar ne
uyuklama). Allah'tan Hiçbir şey saklı, gizli kalmaz. O
karanlıklardakini de bilir. Aydınlıklardakini de.
(Sana
Zülkarneyn'i sorarlarsa ,ki
boynuzlu +halk arasında boynuza benzer miğferiyle tanınırdı.+
Biz onun mülkünü sağlamlaştırdık ve ona lüzumlu
her şeyi verdik. Sonra o, kendince bir yol tuttu.
Güneşin
battığı yere varınca, güneşin hararetini ve grup ettiğini
çamurlu çeşme suyunda gördü. Bir kavme
rastladı. Ona, halkı inkarlarından dolayı ya cezalandır, ya da
yumuşak davran' denildi. O, ' kim zulmederse, biz onu
cezalandıracağız. Sonra o Rabbine döndürülür.
O ise azabı en şiddetli olandır' dedi.
Sonra
yoluna devam etti. Güneşin doğduğu yere vardı. Orada bir
halk buldu ki onları güneşten koruyacak bir siper vermemiştik.
(elbise ve ev).
Orada
neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk
buldu. Dediler ki: 'Ey Zülkarneyn! Yecüc ve Mecüc
yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyor. Onlarla bizim
aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir cizye verelim
mi?
Zülkarneyn,
'Rabbimin bana verdiği imkân ve kuvvet, sizin vereceğiniz
cizyeden daha hayırlıdır. Şimdi siz bana gücünüzle
yardım edin de, sizinle onların arasına sağlam bir duvar öreyim'
dedi. 'Bana demir kütleleri getirin' dedi. Demiri
eritip körükletti. Bana erimiş bakır getirin, dedi onu
da üzerine perçinledi. Artık onu ne aşabildiler, ne de
delebildiler.
Zülkarneyn,
'Bu, Rabbimin bir rahmetidir. Vakti gelince Rabbim burayı dümdüz
yapar. O'nun vâdi gerçektir' dedi.)
Sûr'a
üflenince insanlar denizin dalgaları gibi üst üste
yığılır, çalkalanır, her biri doğruluğunda şüphe
olmayan o günde, huzurumuzda saf saf sıralandırılırlar.)
*De
ki: En çok ziyana uğrayan; iyi iş yaptıklarını sandıkları
hâlde, dünya hayatındaki çabaları kaybolup giden
kimseleri size haber verelim mi? 'Onlar, Rab'lerinin âyetlerini
ve O'na kavuşacaklarını inkâr eden, böylece işleri
boşa çevrilen kimselerdir. *
Allah
hesabı tez görür.
Sana
ruhu sorarlarsa de ki: Size ruh hakkında pek az bir bilgi
verilmiştir.
Kim
ki inanır sabreder ve secde ederse işte en büyük ongunluk
ve kurtuluş budur. Onlar için Firdevs cennetleri vardır ve
orada ebedi olarak kalacaklardır. Ne güzel yurttur o.
İnkâr
edenlerin varacakları yer ise cehennemdir. Ne kötü yerdir
o.
Allah'ın
ayetlerini hiçe sayandan daha zalim kim vardır?” “Zalimler
ise asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. Onlar için çok
acı bir azap vardır. İnkârcıların varacakları yer
cehennemdir. Orada derileri yanıp eridikçe yeniden deri
bitirilir. Baş yiyecekleri zakkum köküdür.
Allah'tan
daha doğru sözlü kim vardır? O, gücü her şeye
yetendir.
|
|
Kalıcı Link
|
8/6/2008 - HİKÂYELER SÛRESİ
Tâ- Sîn – Mîm
Allah'ın âyetleri işte bunlardır.
Vahiyler kaynağındandır bu bilgiler.
Bir kâhin bir çocuğun
doğacağını, güneş gibi parlayacağını ve Firavun'un
saltanatını söndüreceğini söyledi. Bunun üzerine
Firavun, yeni doğan erkek çocukların hepsini öldürtüyor,
kızları ise sağ bırakıyordu.
Mûsa'nın annesine, çocuğu bir
sepetin içerisine koyup suya bırakmasını ilhâm ettik.
Çocuğunu suya bırakınca annesinin kalbi boşalıverdi.
Onları tekrar kavuşturacağımızı söylemeseydik, neredeyse
onu unutacaktı.
Firavun'un hanımı çocuğu buldu.
Firavun'a “Onu öldürme,belki bize bir faydası dokunur”
dedi.
Musa'yı sarayda büyüttük.
Onlar işin farkında değildi.
Musa şehre indi. Birbirleriyle kavga eden
iki kişi gördü. Biri kendi tarafından arkadaşı idi ve
Musa'dan yardım istedi. Musa diğerine bir yumruk atınca adam
ölüverdi. Musa pişman oldu ve “Rabbim, bu şeytan
işidir” dedi.
Musa kendisinden yardım isteyen arkadaşı
ile yine karşılaştı. Adam yine birisiyle kavga ediyordu. Musa'dan
yardım isteyince Musa ona ”Sen besbelli, azgının birisin” dedi
ve oradan uzaklaştı.
Mûsâ şehirden ayrıldı. Yolda
giderken, hayvanlarını sulayan iki kız gördü. Onlara “Bu
işi niçin siz yapıyorsunuz?” dedi. Kızlar, “Bizim
babamız çok yaşlıdır” dediler. Musa onların
hayvanlarını suladı, yorulunca gölgelik bir ağaç
altına çekildi ve “Rabbim bana vereceğin her rızka ve
iyiliğe muhtacım” dedi. Musa'yı bahçede çalışması
için babalarının yanına götürdüler.
Kızlardan biri babasına “O, iyi biridir. Onu ücretli tut”
dedi.
İki kızdan biri utanarak Mûsa'nın
yanına geldi ve “bize yardım ettiğin için babamız sana
ücretini ödemek istiyor” dedi. Yaşlı adam Musa'ya,
“bahçemde sekiz sene çalışman şartı ile
kızlarımdan birini sana nikâhlarım. O da senin bileceğin
iş” dedi. Musa onun bu teklifini kabul etti “Bu seninle benim
aramdadır. Rabbim, buna tanıktır”dedi.
Mûsâ bahçede sekiz sene
çalışma süresini doldurunca ailesini yanına aldı ve
yola çıktı. Tur Dağı tarafında yanan bir ateş gördü.
Ailesine “siz gidin. Ben yanan bir ateş görüyorum, ya
oradan size bir kor getiririm ya da yol soracak birine rastlarım”
dedi. Mûsâ ateşin yanına vardığında
peygamberlerdendi. Allah ona “Ey Mûsâ Kutsal Tûva
Vâdisindesin. Ayakkabılarını çıkar” diye nîdâ
etti. Allah ona, “Ey Musa elindeki asayı yere at” diye
seslendi. Musa asasını yere attığında kocaman bir yılan
oluverdi. Ona sakın korkma ey Musa diye nidâ edildi.”Elini
koynuna sok” Musa elini koynuna sokup çıkardığında eli
parıl parıl bembeyaz göründü. Ona delillerle
Firavun'a git, denildi.
Musa asasını attığında kocaman bir
yılan oluverdi. Ellerini koynuna sokup çıkardığında bir
hastalık olmaksızın eli, bakanlara parıl parıl bembeyaz göründü.
Firavun “Bu bir büyüdür” dedi. Emir vererek bütün
büyücülerin sarayda toplanmasını istedi.
Musa büyücülere “haydi siz,
atacağınızı atın” dedi. Onlar önce sen atacağını at
dediler. Musa “önce siz atın” dedi. Onların yere attığı
ipleri ve değnekleri Musa'nın üzerine doğru geliyormuş gibi
olunca Musa korktu. Allah ona “Ey Musa sakın korkma! Sen de
elindeki asayı yere bırak”diye nida etti. Musa asasını
attığında kocaman bir yılan oldu ve onların düzmece
şeylerini bir anda yutuverdi.
Büyücülerin hepsi birden
secdeye kapandılar ve “Rabbimizi tenzih ederiz.” dediler.
Firavun onlara” Sizin ellerinizi ve
ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim” dedi. Büyücüler
Firavun'a “Bize istediğini yapabilirsin. Biz Musa'nın Rabbine
inandık” dediler. Firavun ve soyu ise onu inkar ettiler.
Musa'ya kullarımı al, yola çıkın
diye vahyettik. Firavun ve soyunu sulara boğduk.
Daha önce de peygamberler gönderildi.
Onları yalanladılar ve helak edildiler. Bunda akledenler için
dersler vardır.
Bunlar Musa'ya dair haberlerdir ki sana
vahyetmedeyiz.
Lût'u da kavmine gönderdik.
Emrimiz gelip çatınca tekbir çığlık, bir sayha
onlara yetti. Lut'u ve ailesini kurtardık. Yalnız karısı
müstesna. O kurtulamadı, geride kalanlarla birlikteydi.
Bunlar daha öncekilere ait haberlerdir
ki sana bildirmedeyiz. İyi âkıbet ise Allah'tan korkanların
olacaktır. Halâ ders almazlar mı?
Emrimiz gelip çattığında Nuh, bir
kenarda duran oğluna “Oğlum” dedi. “Gel! Sen de gemiye bin de
kurtul”.Oğlu, “Ben bir tepeye çıkar kurtulurum” dedi.
Sular geldi ve oğlanı boğdu. Nuh oğluna çok üzüldü.
“Rabbim, dedi. O, benim ailemdendi”.Allah “Ey Nuh! Üzülme
artık o, senin ailenden biri değil. Çünkü onu
sana tamamiyle yabancı kıldık.
Sular çekildi. Gemi Cudi Dağı'na
oturdu.”Ey Nuh” denildi. “Sen ve berâberindekiler selâmet
ile ve bereketle karaya inin. Sizi bu yerde zeytin ağaçları
ve ekmekle rızıklandıracağız.”
İşte bu sana vahyettiklerimiz daha
öncekilere ait haberlerdir. Halâ ibret almazlar mı?Onlar
ise gerçeği akletmezler. Eğer inansalardı bu haklarına
hayırlı olurdu. Onlar büyük yanılgıda ve aldanış
içindeler. Allah ise hesabı tez görür. O, her
hâlinizden haberdardır.
İnanıp da iyi
işler işleyenler cennetlere girecekler ve ebedi olarak orada
kalacaklardır. Ne güzel yurttur cennet. Orada renk renk içitler
vardır. Ve her diledikleri ellerinin altındadır.
Allah'tan daha
doğru sözlü kim vardır? O, hükmünde tektir ve
O'nun gücü her şeye yeter.
Kim ki inanır,
sabreder ve secde ederse işte en büyük ongunluk ve
kurtuluş budur. Onlar için cennetler vardır ve her
diledikleri ellerinin altında olacaktır. Orada sonu misk kokan
içitler vardır. Bir şey dileyen bundan dilesin.
Allah'ın âzabı
inanmayanların üzerinedir. Onlar cehenneme gidiklerinde
“Rabbimiz” diyeceklerdir. “Ne olur bizi tekrar dünyaya
dönder de doğru yolu bulalım” fakat onların bu dilekleri
asla kabul edilmeyecektir. Onlara “Vaktiyle elçilerimiz
delillerle geldiler. Niçin onlardan yüz çevirdiniz?”
denilecektir. Onlara orada sadece, “Tadın bakalım acı âzabımızı”
denilir. Ne feci yerdir cehennem. İnkârcıların sonucu işte
budur. Orada derileri yanıp eridikçe yeniden deri bitirilir.
Üzerlerine sarı deveye benzeyen alevler atılır. Baş
yiyecekleri zakkum kökü, içitleri kanlı irinli
sudur.
Allah'tan sakının.
Rabbin “Cehennemi
cinler ve insanlarla dolduracağım” sözü
gerçekleşecektir.
Âzabımız
neymiş onlar yakında iyice bilip anlayacaklardır. Kimmiş yalancı
yakında görecek ve bileceklerdir.
De ki: Bekleyin
bakalım, bizde beklemedeyiz. Allah'ın âyetlerini hiçe
sayandan daha zâlim kim vardır?
Dünyayı
gezin, dolaşın. Yalanlayanların sonucu ne imiş görün.
Bu Kur'an uydurma
değil, Rabbin sözüdür. Ona ancak temiz olanlar el
sürer.
Dünyâ
metâdır. Bir oyun ve oyalanma yeridir. Her can, ölümü
tadacaktır. Kim ki inanır, sabreder ve secde ederse işte en büyük
ongunluk ve kurtuluş budur. Cennetler o kişileredir. Ne güzel
yurttur orası.
Allah'ı bırakıp
ta başka birini kendinize hakem mi sandınız? Kıyamet ansızın
başınıza gelecektir. O, göz açıp kapamadan da kısa
süre içinde gerçekleşecektir. Ne büyük
gündür o gün. Kimsenin kimseye bir faydası
dokunmayacağı o günden korkun. O günü
yalanlayanların vay hallerine.
Allah vadinden
asla dönmez. O, gücü her şeye yetendir.
|
|
Kalıcı Link
|
22/5/2008 - LÛT SÛRESİ
Hâ
– Mîm.
Bu
Kur'an Allah tarafındandır ve daha öncekileri tasdik eder.
Âyetlerimizden
yüz çevirenler için çok acı bir âzap
vardır. Onlar Allah'ı gereği gibi bilemediler.
Allah'tan
çekinin.
De
ki: Benim görevim bildirmeden ibârettir. Bildirmeme
karşılık sizden bir ücret istemiyorum.
Eğer
doğru adamlarsanız haydi, siz de buna benzer, bir eş sûre
getirin bakalım ki yapamazsınız. Asla da yapamayacağınız belli.
Onlardır
ki âyetlerimizden habersizdirler. Âyetlerimizden yüz
çevirenler için çok acı azap bir âzap
vardır. Allah âzabı en şiddetli olandır ve O'nun âzabı
er, geç gerçekleşecektir.
Yalnızca
Allah'a tapın ve O'ndan af dileyin. O birdir. Daha önce de
peygamberler gönderildi. Onları inkâr ettiler ve helâk
edildiler .Âzabımız gelip çatınca tek bir sayha
onlara yetti. Onlar kendilerine ne bir fayda ve ne de bir zararı
dokunan uydurma şeylere taptılar.
Lût'u
peygamber olarak gönderdik.
Lût
kavmi çok kötü ve çirkin iş yapıyordu.
Onlar kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorlardı.
Elçilerimiz
üç kişiydiler ve Lut'a gönderildiler. Lût
mutfaktan önlerine kızarmış bir buzağı getirdi. Onların
yemeğe el uzatmadıklarını görünce çok korktu.
Onlar “Korkma. Biz Allah tarafından gönderildik”dediler.
Kavmi,
elçilerimizin Lût'a misafir olarak geldiğini duyunca
koşa koşa Lut'un yanına geldiler. Lut: ”Ey kavmim”
dedi.”Allah'tan korkun ve sakın onlara dokunmayın. Eğer mutlaka
bu işi yapacaksanız, işte kızlarım, onlar sizin için daha
temiz”dedi. Kavmi ona: “Senin kızlarında hiç gözümüz
yoktur. Sen ne istediğimizi daha iyi bilirsin” dediler. Lût
onlara “Bu işten vazgeçin” dedi. Kavminin cevabı ise
“Lût ve ailesini şehrimizden çıkarın. Onlar fazla
temizlik iddiasındalar” dediler.
Lût'a
aileni yanına al ve yola çıkın. Sakın arkanıza bakmayın.
Yalnız karını götürme” diye emrettik.
Emrimiz
gelip çatınca başlarına taş yağdırdık Lut ve ailesini
kurtardık. Ancak karısı kurtulamadı. O, geride kalanlarla
birlikteydi.(Sodon ve Gomore)
Nasılmış
âzabım ve korkutuşlarım? Halâ ibret almazlar mı?
İyice anlayasınız diye âyetlerimizi böyle
bildirmedeyiz. Âyetlerimiz kendilerine bildirildiğinde “Biz
de o beyinsizler gibi mi inanalım?”derler. İyi bilin ki asıl
beyinsiz kendileridir. Fakat farkında değillerdir.
Ancak
Allah'tan korkun. Halâ akletmezler mi?O, her şeyi görür
ve bilir. Allah'ın azabını ne kulakları, ne gözleri ve ne de
gönülleri giderebilir.
Âyetlerimizi
yalan sayandan daha zâlim kim vardır?
Biz
nice zâlim kavmi helâk ettik. Halâ ders almazlar
mı?Emrimiz gelip çatınca tek bir sayha, bir tek çığlık
onlara yeter.
Allah'a
inanıp da iyi işler işleyenler cennetlere girecekler ve ebedi
olarak orada kalacaklardır. Ne güzel yurttur o.
İnkâr
edip de kötü, şer işler yapanlar ise cehenneme girecekler
ve ebedi olarak orada kalacaklardır. Baş yiyecekleri yiyecekleri
zakkum kökü , baş içitleri kanlı irinli sudur. Ne
kötü barınaktır orası. Oradan kurtulmayı dileseler dahi
asla kurtarılmazlar. Rabbimiz diyeceklerdir ne olur bizi tekrar
dünyaya dönder de doğru yolu bulalım. Onlara vaktiyle
elçilerimiz delillerle geldiler. Niçin onlardan yüz
çevirdiniz? Denilecektir. Onlara orada sadece tadın bakalım
acı azabımızı denilir. Suçluların cezası işte budur.
Hüküm
yalnızca Allah'ındır. Gerçek O'ndan gelir. Her kim zerre
kadar bir iyilik işlerse kendi aleyhinedir. Faydası kendinedir Her
kim de zerre kadar bir kötülük, şer işlerse kendi
aleyhinedir. Zararı kendinedir.
Âyetlerimizi
inkâr edenden daha zalim kim vardır? Zâlimler ise asla
kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. Onların kazançlarının bir
faydası olmayacaktır. İnkârcıların zararı, ancak
kendilerinedir.
İyi
akıbet ise Allah'tan korkanların olacaktır. O, kendisinden
korkanlarla beraberdir.
Allah'ı
bırakıp da başka birini kendinize hakem mi sandınız? Kıyamet
günü Allah, aranızda adaletle hükmedecektir.
Onlar
o kimselerdir ki: Allah'a ve O'nun ayetlerine inanırlar, namaz
kılarlar, zekat verirler,yoksullara yardım ederler. Cennetler
onlaradır.
Onlar
o kimselerdir ki: ayetlerimizi alaya alırlar, inananlara gülüp
geçerler. Cehennem onlaradır. Allah hakkında yalan
uydurandan daha zalim kim vardır? O, gizlediklerinizi de bilir
açıkladıklarınızı da.
*Kim,
(yalnız) dünya hayatını ve zinetini istemekte ise, işlerinin
karşılığını orada onlara tam olarak veririz ve orada onlar
hiçbir zarara uğratılmazlar.
İşte
onlar, ahirette kendileri için ateşten başka hiçbir
şeyleri olmayan kimselerdir; (dünyada) yaptıkları da boşa
gitmiştir; yapmakta oldukları şeyler (zaten) bâtıldır.*
Allah
tektir. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. İyi bilin ki
Allah'ı acze düşüremezsiniz. Karanlıklarda ve
aydınlıklarda ne varsa O, bilir.
|
|
Kalıcı Link
|
20/5/2008 - SEBELİLER SÛRESİ
Tâ.
Sîn. Mîm
Her
şey Allah'ın dilemesi ve takdiri iledir. O,gücü her şeye
yetendir. İyice anlamanız için âyetlerimizi işte
böyle açıkça bildirmedeyiz.
Hiçbir
şey Allah'tan saklı gizli kalmaz. O, her şeyden haberi olandır.
(göğe yükseleni, yere gireni ve ondan çıkanı
bilir. O, esirgeyendir, bağışlayandır.)
Kıyamet
ansızın başınız gelecektir. O, göz açıp kapamadan
da kısa süre içinde gerçekleşecektir. Ne güç
gündür o gün.
İnanan
ve iyi işler işleyenler kurtuluşa erdirileceklerdir. Onlardır
ki, Allah'a ve onun ayetlerine inanırlar, namaz kılarlar,
yoksullara yardım ederler. Cennet o kişileredir.
İnkâr
eden ve kötü, şer işler işleyenler ise hüsrana
uğrayacaklardır. Onlardır ki, ayetlerimizden yüz çevirirler,
peygamberlerle alay ederler, inananlara gülüp geçerlerdi.
Cehennem O kişileredir.
Âyetlerimizi
hiçe sayandan daha zalim kim vardır?
Rüzgârı
Süleyman'ın emrine verdik. (ve
onun için erimiş bakırı sel gibi akıttık.)
Süleyman'ın cinler, kuşlar ve karıncalardan mürettep
orduları vardı. Cinler Süleyman'a denizin derinliklerinden
inci ve mercan çıkarırlardı. (Rabbinin
izniyle cinlerden onun için iş yapanlar vardı. Kalelerden,
heykellerden, havuz gibi çanaklardan sağlam ve ağır
kazanlardan ne isterse cinler ona yaparlardı.)
Süleyman,
insandan olan ordusu ile karınca dolu bir vadiye geldiğinde,
içlerinden bir karınca “Ey karıncalar, yuvanıza girin.
Süleyman ve ordusu sizi bilmeden çiğnemesinler”dedi.
Süleyman bunu duyunca gülümsedi.
*(Süleyman)
Kuşları araştırıp Hüthüt'ü göremiyorum? Bir
yere mi gizlendi? Ona şiddetli bir ceza vereceğim veya onu
kestireceğim, yoksa bana neden bulunmadığını gösteren bir
delil versin” dedi.*
*Hüthüt
çıkageldi ve dedi ki: Senin henüz bilmediğin bir şeyi
öğrendim ve sana Sebelilerden doğru bir haber getiriyorum.*
*Onların
hükümdarının bir kadın olduğunu gördüm. Ona
her şey verilmiş. Bir de büyük tahtı var.*
*Onu
ve kavmini Allah'ı bırakıp da güneşe secde eder buldum.
Şeytan onlara yaptıklarını süslü göstermiş.
Onları doğru yoldan çıkarmış, doğru yolu bulamıyorlar.*
*Bunu
da göklerde ve yerde gizledikleri ve açığa vurdukları
her şeyi en iyi bilen Allah'a secde etmemek için yapıyorlar.*
*Allah
tektir ve O, büyük arşın sahibidir.*
*Süleyman
(Hüthüt'e) Sebeliler hakkında doğru mu söyledin,
yoksa yalancılardan mısın? Göreyim. Git şu mektubumu onlara
ver. Sonra kenara çekil bakalım ne cevap verecekler? Dedi.
*Sebelilerin
hükümdarı (Belkıs): 'Ey ileri gelenler' dedi.'Bana güzel
bir mektup geldi. Bana bir fikir verin. Sizi çağırmadan
kesin bir karar veremedim.**
*O,Süleyman'dan
geliyor. “Esirgeyen ve acıyan Allah'ın adı ile yazılı. Ve Bana
karşı ululanmayın. Bana teslim olarak gelin” demekte.*
*Onlar,
şöyle dediler: “Biz kuvvet sahibi ve şiddetli savaşır bir
topluluğuz. Fakat emir senin. Ne dilersen yap.”*
*Dedi
ki: Hükümdarlar bir şehre girince orasını harap ederler
ve halkının ileri gelenlerini alçaltırlar. Bunlar da öyle
yapacaklardır.*
*Onlara
bir hediye gönderelim ve bakalım elçiler dönüp
ne cevap getirecekler?*
*Elçiler
Süleyman'a varınca Süleyman, “Bana mal ile mi yardım
ediyorsunuz? Allah'ın bana verdikleri, sizin verdiklerinizden
hayırlıdır. Fakat siz hediyeniz ile övünürsünüz.
Onlara geri dön; öyle bir ordu ile geleceğim ki karşı
duramayacaklar. Onları oradan hor ve zelil bir halde
çıkaracağım”dedi. *
*Ve,
Ey ileri gelenler, dedi. Onlar bana teslim olmadan bana onun tacını
ve tahtını kim getirebilir?”*
Sebelilerin
hükümdarı bir kadındı. Onlar güneşe secde
ediyorlardı.
Cinlerden
bir İfrit Süleyman'a ”Sen daha yerinden kalkmadan ben sana
onun tacını ve tahtını yanına getiririm.”dedi. Süleyman
gözünü açıp kapayıncaya kadar bir de baktı
ki kadın hükümdarın tacı ve tahtı yanında duruyor.
*Süleyman,
“Tahtının şeklini değiştirin bakalım tanıyacak mı,
tanımayacak mı?*
Sebelilerin
hükümdarı Süleyman'ın yanına geldi. Tacını ve
tahtını orada görünce tanıdı. *Süleyman ona “Bize
bilgi sizden önce verildi biz Allah'a uyduk.*
(Ona:
Saraya gir! Dendi. Önünde derin bir su var sandı,
paçalarını sıvadı. Süleyman: Bu, billûrdan
yapılmış bir zemindir dedi. Hükümdar 'Rabbim' dedi. 'Ben
kendime zulmettim. Fakat şimdi Süleyman ile birlikte alemlerin
Rabbi Allah'a iman ettik ve onun emrine uyacağız” dedi.)
Ölümüne
hükmettiğimizde Süleyman ölünce, asasını
kemiren bir solucandan başka kimse onun öldüğünü
bilemedi.
Bu
vahyettiklerimiz daha öncekilere dair haberlerdir ki sana
bildirmedeyiz.
Göklerde
ve yerde ne varsa Allah'ındır. O tektir.
Onlardır
ki Ayetlerimizden habersizdirler. İşte o kişiler gafillerdir.
Onların kulakları gözleri ve kalpleri mühürlüdür.
Halâ düşünmezler mi?
Bu
Kur'an daha öncekileri tasdik eder. Gerçek Rabbinden
gelir.
Kıyamet
mutlaka ansızın başınıza gelecektir. O, göz açıp
kapamadan da kısa süre içinde gerçekleşir O gün
gök yağ gibi eriyip gül gibi kızarır Hâmile
kadınlar çocuğunu düşürür. Çocukların
bile saçları ağarır. O gün herkes kendi derdi ile
ilgilenir.
Kimsenin
kimseye bir faydası dokunmayacağı o günden korkun. O günü
yalanlayanların vay hallerine.
Akıbetleriniz
neymiş yakında görecek ve bileceksiniz. Kimmiş yalancı
yakında iyice anlayacaksınız.
Allah'tan
sakının.
İnanıp
ta iyi işler işleyenler cennetlere girecekler ve ebedî olarak
orada kalacaklardır ve her diledikleri ellerinin altında olacaktır.
Uzamış gölgeliklerde pınar başlarındadırlar. Renk renk
içitler sunulur onlara. Sonu misk kokan içitler. Bir
şey dileyen bundan dilesin.
İnkâr
edip de kötü, şer işler işleyenler ise cehenneme
girecekler ve ebedî olarak orada kalacaklardır “Rabbimiz”
diyeceklerdir. “ Ne olur tekrar dünyaya dönelim de doğru
yolu bulalım. Fakat onlar geç kalmışlardır. Bu dilekleri
asla kabul edilmeyecektir. Onlara “Vaktiyle elçilerimiz
delillerle geldiler. Niçin onlardan yüz çevirdiniz”denir.
Onlara orada sadece “ Tadın bakalım acı azâbımızı”
denilecektir. Derileri yanıp eridikçe yeniden deri bitirilir.
baş yiyecekleri zakkum köküdür. Baş içitleri
kanlı irinli sudur.
De
ki: Benim görevim uyarmadır. Senden önce de peygamberler
gönderildi. Onlar ayetlerimizden yüz çevirdiler ve
peygamberleri alaya alırlardı. Alay ettiklerinin cezasını
çekeceklerdir.
Onlar
Allah'ı gereği gibi bilemediler.
Biz
dünyayı eğlence olsun diye yaratmadık. Eğer öyle
olsaydı, bunu kendi katımızda bulabilirdik. Allah'tan hiçbir
şey saklı gizli kalmaz. Karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa
O, bilir. Her şey Allah'ın
yaratması ve takdîrîyledir. O, gücü, her şeye
yetendir (Sen dağları yerinde durur sanırsın. Oysa onlar
yürürler).
Kıyamet
ansızın başınıza gelecektir. O, göz açıp kapamadan
da kısa süre içinde gerçekleşir. O gün gök
yağ gibi erir, gül gibi kızarır. Dağlar atılmış pamuğa
döner. Güneşle ay birleşir. Vahşi hayvanlar bir araya
toplanır.
Kimsenin
kimseye bir faydası dokunmayacağı o günden korkun.
De
ki: Benim görevim bildirmeden ibarettir. Bildirmeme karşılık
sizden bir ücret istemiyorum.
Allah,
işlediklerinizden habersiz değildir. O'nun vaadi er geç
gerçekleşecektir. Fakat yine de çoğu bunu bilmezler.
İkinci
sûr'a üfürüldüğü gün, gözleri
yerde üzerlerine zillet çökmüş olarak
mezarlarından kalkarlar. Dünyada ne kadar kaldıklarına dair
birbirlerine sorarlar. Kimi bir gün, kimisi bir günden de
az, kimileri de birkaç saatten fazla asla dünyada
kalmadık diye birbirlerine yemin ederler.
Her
kim zerre kadar bir iyilik işlerse karşılığını görür,
faydası kendinedir. Her kimde zerre kadar bir kötülük,
şer işlerse karşılığını görür. Zararı kendinedir.
O gün Herkese işlediklerinin karşılığı verilecektir.
Allah'tan
sakının. Çünkü O'nun azabı en şiddetlidir.
Allah'tan
Hiçbir şey saklı gizli kalmaz. Aydınlıklarda ve
karanlıklarda ne varsa O, bilir. Göklerde yerde ne varsa
Allah'ındır.
Kıyamet
ansızın başınıza gelecektir. O, göz açıp da
kapamadan da kısa süre içinde gerçekleşir. O gün
uzuvları aleyhlerinde tanıklık edecektir. Halâ akletmezler
mi?
O'nun
vadi er geç gerçekleşir. Allah'tan daha doğru sözlü
kim vardır?
*Sebe
kavminin bulundukları yerin sağında ve solunda iki bahçe
vardı. Onlara 'Rabbinizin verdiği rızıktan yiyin ve O'na
şükredin. Sizin güzel bir şehriniz ve yargılayan bir
Rabbiniz var 'buyurduk. Fakat onlar yüz çevirdiler ve
üstlerine bendin suyunu gönderdik de bahçelerini
ancak böğürtlen, ılgın ve biraz da köknar
yetiştiren bir çorağa çevirdik. Onları nankörlükleri
yüzünden böyle cezalandırdık. *
Azabımızın
aniden üzerinize gelip çatmayacağından emin mi
bulunuyorsunuz? Hala ibret almazlar mı?
*Oysa
onların şehirleriyle, kutlu kıldığımız şehirler arasında
birbirine bitişik gibi yakın nice şehirler var ettik de oralara
gidip gelmeyi kolaylaştırdık ve oralarda gece ve gündüz
emin olarak dolaşın buyurduk.*
*Rabbimiz
dediler. Seyahatimizi genişlet. Onlar kendilerine zulmettiler biz de
onları paramparça ettik sanki daha önce hiş yaşamamış
gibi oldular. Bunda çok sabreden ve çok şükreden
kimseler için dersler vardır.*
*İblis'in
onlar hakkındaki zannı doğru çıktı. İnananlardan bir
gruptan başkası ona uydu.*
*Onlar
üzerinde onun hiç kudreti yoktu. Ancak biz ahirete
inananlar ile o konuda şüphe içinde kalan kimseleri
ayırt etmek için bunu yaptık. *
Allah
her şeyden haberi olandır.
Göklerde
ve yerde ne varsa Allah'ındır. *De ki: Allah'tan başka tapacağınız
zan etiklerinizi çağırın onlar göklerde ve yerde zerre
kadar bir şeye sahip değildirler. Ne Allah'a ortaklıkları vardır
ne de O'nun bunlardan bir yardımcısı vardır. *
Gökyüzü
nasıl da direksiz durmada. Gökyüzünde bir çatlak
bulabilir misin? Gözlerini çevir de bir bak. Bir daha,
bir kere daha bak. O, yorgun olarak sana geri döner.
Kıyamet
saati mutlaka gelecektir. O gün gök gül gibi kızarır
yağ gibi erir. Dağlar atılmış pamuğa benzer. Hamile kadınlar
çocuğunu düşürür, çocukların bile
saçları ağarır. Ne güç gündür o gün.
İyi
bilin ki Allah'ı acze düşüremezsiniz. O, dilerse sizi yok
eder de yerinize başka bir kavim getirir.
Kıyamet
günü Allah aranızda adaletle hükmedecektir. O, her
şeyi en iyi bilendir. (Herkes önceden elleriyle ne
hazırladığına bir baksın).
O
gün zalimler için ne bir dost bulunur ne de bir yardımcı.
Onlara hiç yardım edilmeyecektir.
İnananlar
için ise ne korku olacaktır ne de kaygı. Onlar hiç
üzülmeyeceklerdir.
Allah'ı
bırakıp da başka birini kendinize hakem mi sandınız?
Her
şeyi yaratan ve idare eden yalnızca Allah'tır. O, her şeyi en iyi
bilendir.*De ki: Göklerden ve yerden size rızık veren kimdir?
De ki: Allah'tır. O halde ya siz ya biz doğru yoldayız ya da açık
bir sapıklık içindeyiz.*
*De
ki: Allah'a eş koşup mabut saydıklarınızı gösterin. Hâşâ!
*Her şeyi idare eden yalnızca Allah'tır. Göklerde ve yerde ne
varsa O'nundur. İşler dönüp Allah'a varır. Çünkü
O, her şeyi en iyi bilendir.
*Biz
seni bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyarıcı
olarak gönderdik; fakat çoğu bunu bilmezler. *
*Eğer
sözünüzde doğru iseniz bu vâd ne zaman
gerçekleşecek? derler. *
*De
ki: O günün bir miadı vardır. Vaktinden ne bir saat öne
alınabilir, ne bir saat geciktirilir.*
Sana
kıyametin vakti hakkında sorarlarsa de ki: Onun vaktini ancak Allah
bilir.
O
göz açıp kapamadan da kısa süre içinde
gerçekleşir. O gün peygamberler bir araya toplanır.
*Kâfirler
'Biz ne bu Kur'an'a ne de daha önceki kitaplara inanırız'
derler. Zâlimlerin Rablerinin huzurunda kalakaldıkları ve
birbirlerinin sözünü kesip söylendikleri gün
hallerini bir görseydin. O zayıf ve hor sayılanlar ululuk
satanlara 'Siz olmasaydınız biz mutlaka inanırdık' derler.*
*Ululuk
satanlarsa, hor sanılanlara derler ki: Size doğru yol
bildirildikten sonra o yoldan sizi biz mi çıkardık? Hayır
siz suçlusunuz.*
*Hor
sanılanlar da ululuk satanlara derler ki: 'Hayır, gece-gündüz
hile tertipliyor Allah'ı inkâr etmemizi O'na ortaklar
koşmamızı emrediyordunuz. Âzabımızı görünce
hepsi pişman olur ve biz de kâfirlerin boyunlarına zincirler
vururuz. Onların yaptıklarına karşılık başka bir şey mi
verecektik. *
İnkârcıların
barınakları cehennemdir. Orada derileri yanıp eridikçe
yeniden deri bitirilir. Suçluların cezası işte budur.
Hiçbir
peygamber göndermiş olmayalım ki, kendileriyle gülünüp
alay edilmesin. *Biz hiçbir şehre uyarıcılardan birini
göndermedik ki orada mal, mülke sahip olanlar: 'Biz size
gönderileni inkâr ediyoruz' demiş olmasınlar. *
*Ve
'Biz' dediler. 'Malca da sizden zenginiz. Evlât bakımından da
daha kalabalığız. Bize azap edilemez.
Allah
kime peygamberlik vereceğini gayet iyi bilir. O, dilediğini seçer.
*Sizi
huzurumuza ne mallarınız, ne evlâtlarınız yanaştıramaz
ancak inanan ve iyi işler işleyenler bize yaklaşır. Onlara
dereceler ve yaptıklarına karşılık kat kat mükâfat
vardır. Cennet o kimseleredir.*
Ayetlerimizi
hiçe sayandan daha zalim kim vardır? Onlar için çok
acı bir azap vardır. Cehennem o kişileredir. Orada baş
yiyecekleri zakkum kökü, baş içitleri kanlı irinli
sudur.
(
De ki: Allah, dilediğine bol rızık verir dilediğine kıt ve bir
ölçüye göre verir. Siz iyilik için ne
harcarsanız onun karşılığı verilecektir. Çünkü
O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.)
Ne
güç gündür o gün, kıyamet! O gün
onlar saf saf sıralandırılırlar. *Allah o gün meleklere
:'Size tapanlar bunlar mıydı? *der.
*Melekler
ise 'Seni tenzih ederiz. Bizim dost ve yardımcımız sensin; onlar
değil'. Onlar cinlere taparlardı. Çoğu onlara inandı'
diyeceklerdir.*
Onlar
kendilerine ne bir fayda ve ne de bir zararı dokunan şeylere
taptılar. *O gün onlara; birbirinize ne fayda, ne de zarar
verebilirsiniz ve zâlimlere yalan saydığınız cehennem
azabını tadın bakalım' denilir.
*Açıkça
bildirilen âyetlerimiz kendilerine okunduğu zaman derler ki:
Bu kişi, atalarınızın taptığı şeylerden (putlardan) sizi
çevirmek isteyen bir kimseden başkası değildir. Bu, uydurma
bir şey. İnkâr edenler kendilerine gerçeğe dair bir
şey geldi mi bu apaçık büyüden ibaret derler.*
Onlar
kendi elleriyle yaptıkları uydurma şeylere taptılar.
Âyetlerimizden
yüz çevirmedeler. Büyük aldanış ve yanılgı
içindeler. Onlar kör, sağır ve dilsizdirler.
Daha
önce de peygamberler gönderildi. Onları yalanladılar.
Emrimiz gelip çatınca tek bir sayha bir çığlık
onlara yetti. Nasılmış azabım ve korkutuşlarım? Hâlâ
ders almazlar mı?
De
ki: Bende delilikten eser yoktur. Bana düşen görev ancak
uyarmadır. Bildirmeme karşılık sizden bir ücret istemiyorum.
(Benim ecrimi Allah verir. Gerçek geldi, bâtıl zâyi
oldu).
Onlar
ise ayetlerimizden şüphedeler ve büyük yanılgıdalar.
Kim ki inanır, sabreder ve secde ederse işte en büyük
ongunluk ve kurtuluş budur.
Allah
işlediklerinizden haberi olandır. Ancak O'ndan korkun.
|
|
Kalıcı Link
|
20/5/2008 - GANİMETLER SÛRESİ
Ayın- Kâf-
Sîn
Bunlar Allah'ın
âyetleridir ki sana vahyetmedeyiz. Allah'a içten inanın
ve O'nun bildirdiklerine uyun. Allah'ın vâdi er-geç
gerçekleşecektir. O, her şeyi en iyi işitir ve bilir.
Ganimetlerin beşte biri peygambere aittir.
Allah yolunda
canlarınızla mallarınızla savaşın. (Allah
müminlerin, canlarını ve mallarını karşılığında cennet
verilmek üzere satın almıştır.)
İnananlar
yalnızca Allah'a güvenmelidir. Onlar o kimselerdir ki;
yanlarında Allah adı anıldığında kalpleri titrer. Dinde sabır
ve sebat ederler, namaz kılarlar, zekat verirler. Yoksullara yardım
ederler. Yurtlarından çıkarılanlara yardım ederler. İyilik
eder, iyi davranırlar. İşte onlar altlarından ırmaklar akan
cennetlerde ebedî olarak kalacaklardır. Dereceler onlaradır.
Ne güzel yurttur orası.
Allah yolunda
öldürülenlere 'ölüler' demeyin. Onlar
diridirler fakat siz farkında değilsiniz. Âyetlerimizden yüz
çevirenler için çok acı bir âzap vardır.
Çünkü O'nun azâbı en şiddetlidir İnananlar
için ise ne korku olacaktır ne de tasa. Allah'ın yardımı
inananların üzerinedir. O, gücü her şeye yetendir.
Allah inananlara
kavrama kabiliyeti vermektedir. O, hükmünde tektir. Bir
şeyi dilediği vakit onun işi sadece 'ol' demekten ibârettir.
O da hemen oluverir.
Yalnızca Allah'a
tapın. Ayakta iken, otururken ve yan yatarken Allah'ı anın.
Onlar ise
âyetlerimizden yüz çevirmedeler. Aldanış içinde
ve büyük yanılgıdalar. İşte o kişiler gafillerin ta
kendileridir. Eğer inansalardı bu haklarında hayırlı olurdu.
İmanları kökleşirdi.
Onlar o
kişilerdir ki âyetlerimizden habersizdirler. De ki: Benim
görevim ancak bildirmeden ibarettir.Âzabımızın aniden
üzerinize gelip çatmayacağından emin mi bulunuyorsunuz?
Yalnızca
Allah'tan korkun. O, her hâlinizden haberi olandır. Bütün
işler Allah'a varır. Zâlimler ise göreceklerdir Allah'ın
azabının korkunçluğunu.
İnkârcıların
varacakları yer cehennemdir. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır.
Ne kötü barınaktır o. Orada derileri yanıp eridikçe
yeniden deri bitirilecektir. Yiyecekleri zakkum kökü
içitleri, kanlı irinli sudur. Ne fecî yerdir cehennem.
Zalimler
asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. Onlar için çok
acı bir azap vardır.
Allah vaadinden
asla dönmez. O, hesâbı tez görür.
Âyetlerimiz
kendilerine bildirildiğinde hemen yüz çevirirler. Onlar
büyük yanılgıdalar ve aldanış içindeler. Eğer
inansalardı bu haklarında hayırlı olurdu.
Onları Allah
yoluna davet et. Ayetlerimizden yüz çevirenler için
çok acı bir azap vardır. O,vâdinden asla dönmez.
Allah, herkesin
ne yaptığını gayet iyi bilir. Allah'tan çekinin.
Daha önce de
peygamberler gönderildi. Onları inkâr ettiler ve
inananlara gülüp geçtiler. Emrimiz gelip çatınca
bir tek sayha tek bir ses onlara yetti. Bak da gör, nasılmış
azabım ve korkutuşlarım?
Biz nice zalim
kavmi helâk ettik. Halâ ders almazlar mı?Onlar Allah'ı
gereği gibi bilemediler.
O,
gizlediklerinizi de bilir açığa vurduklarınızı da.
Herkese işlediklerinin karşılığı verilecektir. Allah kimseye
hardal tozu kadar bile zulmetmez. Onlar ise ancak kendilerine
zulmederler. Allah'tan çekinin. O, riyakârların
cezalarını verecektir.
Her kim zerre
kadar bir iyilik işlerse karşılığı verilecektir. Her kim zerre
kadar bir kötülük işlerse karşılığı
verilecektir. Zalimlerin işleri ise boşa çevrilir. Onların
kazandıklarının bir faydası olmayacaktır. Kıyamet günü
Allah, aranızda adâletle hükmedecektir. O gün hüküm,
yalnızca O'nundur.
Sana düşen
görev, ancak bildirmedir. Gerçek Rabbinden gelir.
İnkârcıların vay hallerine. Onların varacakları yer
cehennemdir ve orada ebedi olarak kalacaklardır. Ne kötü
yerdir o.
Kantar kantar
altına, gümüşe, evlâtlara düşkünlük
dünya hayatının metâlarıdır. Allah'tan korkanlara ise
cennetler vardır. Altından ırmaklar akan köşkler onlar
içindir. Orada her diledikleri ellerinin altında olacaktır.
Onlar uzamış gölgeliklerde, pınar başlarındadırlar.
Saçılmış inciler gibi gençler etraflarında pervane
gibi dolaşır. Renk renk içitler sunulur onlara. Orada ne boş
söz duyarlar ne de bir yalan söz.
İyice anlamanız
için ayetlerimizi böyle açıklamadayız. Allah
tektir ve O, gücü, her şeye yetendir.
Allah'ı bırakıp
ta başka birini kendinize hakem mi sandınız?O, karanlıklarda ve
aydınlıklarda ne varsa bilir.
Biriktirdikleri
altın ve gümüşlerle alınları sırtları yanları
dağlanacaktır. Bir de derler ki; ateş bize sayılı günlerde
dokunacaktır. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır.
Birbirinizi
yurtlarından çıkarmayın. Birbirlerini yurtlarından
çıkaranlar cezalarını çekeceklerdir. Onlar için
cehennem vardır.
Her kim inanıp
ta iyi işler işlerse karşılığını görecektir. Faydası
kendinedir. Her kim de inkâr eder ve şer, kötü işler
işlerse karşılığını görecektir. Zararı kendinedir. Allah
her şeyi işitir ve bilir. O, işlediklerinizden asla gafil
değildir.
Kıyamet ansızın
kopacaktır. O, göz açıp kapamadan da kısa süre
içinde gerçekleşir.
Âyetlerimizi
yalan sayandan daha zâlim kim vardır? Dünya bir metâdır.
Oyun ve oyalanma yeridir.
De ki: Sizinle
benim aramda tanık olarak Allah yeter. Dünyayı gezin, dolaşın
yalanlayanların sonucu ne imiş görün.
Allah'ın âzabını
ne kulakları, ne gözleri ve ne de gönülleri
giderebilir. İnkârcıların zararı ancak kendilerinedir.
Onlar için çok acı bir azap vardır.
Sabırla namazla
Allah'tan yardım dileyin. O, işlediklerinizden asla gafil değildir.
Ancak O'ndan
korkun. Çünkü o, kendisinden korkanlarla beraberdir.
Allah,
imanınızı zâyi edecek değildir. Onlar o kişilerdir ki
yanlarında Allah adı anıldığında kalpleri titrer.
Onlar
o kişilerdir ki ayetlerimizden habersizdirler. Kendilerine haydi
gelin siz de Allah'a ve onun ayetlerine inanın denildiğinde Biz
atalarımızın yolundan yürürüz derler. Ya ataları
doğruyu anlayamamış, doğruyu bulmamışlarsa ne olacak? Hiç
düşünmezler mi? Allah gizlediklerinizi de bilir, açığa
vurduklarınızı da.
Onlar
ayetlerimizden yüz çevirirler ve peygamberleri alaya
alırlar, inananlara gülüp geçerler. Âzabımız
neymiş yakında görecek ve bileceklerdir.
Onlar
o kişilerdir ki Allah'a ve onun ayetlerine inanırlar. Namaz
kılarlar, yoksullara yardım ederler. Cennetler onlar içindir.
Onlar
o kişilerdir ki ayetlerimizi alaya alırlar ve bile bile inkâra
yeltenirler. Cehennem onlar içindir. Halâ akletmezler
mi?
Allah'ı
bırakıp da başka birini kendinize hakem mi sandınız? O, her
şeyi en iyi bilendir. Hüküm yalnızca O'nundur.
Allah
yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Onlar
diridirler fakat siz farkında değilsiniz.
Her
şey Allah'ın yaratması ve dilemesi ile gerçekleşir.
*Rabbin
seni evinden hak olarak çıkarmıştı da inananlardan bir
kısmı bunu istememişlerdi*
*Gerçek
açıkça meydana çıktıktan sonra bile göre
göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi seninle
tartışmaya kalkıştılar*
*Hani
Allah o iki taifeden birinin sizin olacağını vadediyordu da siz
kuvvetsiz olanı sizin olsun istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle
hakkı yerine getirmek ve inkârcıların kökünü
kurutmak istiyordu.*
*Suçlular
istemese de gerçeği bilip tanımak ve batılı ortadan
kaldırmak istiyordu.*
*Hani
siz Rabbinizden yardım istemiştiniz de Rabbiniz size ard arda bin
melekle yardım ediyorum diye duanızı kabul etmişti.*
*Allah
bunu ancak bir müjde olsun ve gönüllerinize güven
gelsin diye yapmıştı.* O, gücü her şeye yetendir.
*Hani
Allah bir güven vermek için sizi hafif bir uykuya
daldırmıştı Üzerinize gökten yağmur indirmişti ki
sizi temizlesin şeytanın murdarlığını sizden gidersin.
Kalpleriniz yatışsın ve böylece kalpleriniz ve ayaklarınız
Allah yolunda sabit dursun.*
*Rabbin
şüphesiz ben sizinle beraberim. İnananları dayandıracağım,
kâfirlerin kalplerine korku salacağım. (kâfirlerin
boynunu vurun) vurun ellerine, ayaklarına diye vahyetti.
(Bu
ise, Allah hakkında yalan uydurmaları ve peygamberine karşı
gelmeleri sebebiyledir.)
(Kim
Allah'a ve peygamberine asi gelirse bilsin ki cehennemliktir). Çünkü
O, azabı en şiddetli olandır.
Ey
inananlar, kâfirler topluluğuna çattığınız vakit
onlara arkanızı dönüp gitmeyin*
*Kim
tekrar savaşmak için bir tarafa çekilme veya bir
bölüğe ulaşmak niyetinde olmaksızın o savaş gününde
düşmana arka çevirirse Allah'ın azabına uğrayacaktır.
Ne kötü yerdir cehennem.*
*Onları
öldüren siz değilsiniz. Onları Allah öldürdü.
(Attığın zaman, sen değil atan Allah'tı.)* Böylece kendi
katından inananlara bir nimet vermek istedi)* Allah her şeyi en iyi
işiten ve bilendir.
*Bu
böyledir. Şüphesiz Allah, kâfirlerin hile ve
tuzağını bozar.*
*
(Ey kâfirler!) Fetih istiyordunuz işte size fetih. (Yenelim
derken yenildiniz.)Vazgeçerseniz bu hakkınızda hayırlıdır.
Fakat savaşa dönerseniz biz de döneriz. Daha kalabalık
bile olsanız size bir fayda vermez. de*
*Hani
O zaman Allah sana rüyanda onların az olduğunu göstermişti.
Çok gösterseydi gevşerdiniz ve iş hususunda çekinmeye
başlardınız. Allah sizi bundan kurtardı. Allah kalplerde olanı
bilir.*
*Karşılaştığınız
gün onları size az gösterdi sizi de onlara. Böylece
Allah olacak olan bir işi yerine getirecekti.* İşler dönüp
Allah'a varır.
*Ey
inananlar bir toplulukla karşılaşırsanız sebat edin. Allah'ı
daima anın ki kurtuluşa eresiniz.*
Allah
inananların dostu ve yardımcısıdır.
*Allah'a
ve Resûlüne itaat edin. Kur'an'ı işittiğiniz halde
ondan yüz çevirmeyin.*
Onlardır
ki ayetlerimizden bile bile yüz çevirirler. İşte o
kimseler gâfillerdir. Onlar kör, sağır ve dilsizdirler.
Gerçeği akletmezler. * Allah katında yeryüzünde
dolaşanlardan en kötü, şer kimseler gerçeği
akletmeyen o kör, sağır ve dilsizlerdir.*
Eğer;
Biz bu Kur'an'ı bir dağın üzerine indirseydik; dağ, Allah
korkusuyla paramparça olur yere yıkılırdı. Hâlâ
düşünmezler mi?
Allah,
inananlara kavrama kabiliyeti vermektedir. *Eğer, Allah'tan
korkarsanız O, size iyi ve kötü, şer işleri ayırt
edebileceğiniz bir kavrama kabiliyeti verir, suçlarınızı
örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah büyük
lütuf ve ihsan sahibidir.*
Kullarım
sana beni soracak olurlarsa ben onlara şah damarından daha yakınım.
Allah'a
dua edin. Yalvarın, yakarın. Çünkü O, dualara
icabet edendir.
Kimsenin
kimseye bir faydası dokunmayacağı o günden korkun. O gün
uzuvları, aleyhlerinde tanıklık edecektir.
Biz
nice zalim kavmi helâk ettik. Emrimiz gelip çattığında
tek bir çığlık, bir tek sayha onlara yetti. *Bir de
fitneden sakının ki onun vebali sadece zulmedenlerinize çatmakla
kalmaz.*
*Onlardır
ki, yurtlarından sırf böbürlenmek ve gösteriş için
çıkarlar.* (Halkı Allah yolundan men edenler cezalarını
göreceklerdir.)
*
Hani o zamanlar Şeytan onların yaptıklarını kendilerine yaldızlı
göstermişti de demişti ki: bugün sizden üstün
insan yoktur. Ben de herhalde size yardımcıyım. Fakat iki ordu
görününce geri dönmüş ve ben sizden uzağım.
Çünkü sizin görmediklerinizi görüyorum
ve Allah'tan korkuyorum. Allah'ın cezası en şiddetlidir demişti.*
*Hani
bozguncularla gönüllerinde hastalık olanlara bunları
dinleri aldatmıştır demişlerdi. Oysa kim Allah'a güvenirse
bilsin ki Allah çok yücedir ve hikmet sahibidir.*
İnananlar
yalnızca Allah'a güvenmelidir.
Âyetlerimizden
yüz çevirenlere gelince melekler onların alınlarına,
sırtlarına, yanlarına vura vura canlarını alacaktır.(Herkes
önceden elleriyle ne hazırladığına bir baksın. Biz doğruyu
yanlıştan ayıran Furkan'ı indirdik).Halâ akletmezler mi?
Allah
işlediklerinizden haberdardır. O, her şeyi en iyi gören ve
bilendir.
Kantar
kantar altına, gümüşlere, nişanlı atlara, evlâtlara
düşkünlük dünyâ hayâtının
metâlarıdır.
(Mallarınız
ve evlâtlarınız birer fitnedir. Bilseniz ahiret yurdu sizin
için daha hayırlıdır.)
Başlarına
bir dert gelse hemen üzülürler. Bir iyilik dokunsa
hemen sevinirler. Onlar Allah'ı gereği gibi bilemediler.
*Hani
bir zamanlar kâfirler seni hapsetmek veya öldürmek
ya da yurdundan çıkarmak için hile ve tuzak
tertiplediler. Onlar bu hileyi kurarken Allah da onların cezalarını
hazırlıyordu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.*
Âyetlerimiz
kendilerine bildirildiğinde 'Bize bu anlatılanlar daha öncekilere
anlatılan eski masallardan ibarettir' derler. * İşittik fakat biz
de buna benzer şeyler söyleriz dediler.*
De
ki: Bana düşen görev uyarmadır. Bu şeytan işi değil,
Rabbin sözleridir. Çünkü şeytanlar vahiy
almaktan ve vermekten azledilmişlerdir. Gerçek işte budur.
*Hani
demişlerdi: Rabbimiz bu senin katından ise ve gerçekse
başımıza gökten taş yağdır veya bize acı bir azap ver!*
(Sen
onların içindeyken Allah onlara azap edecek değildir.) * Af
dilerlerken de Allah onlara azap edecek değildir. *
*Onlar
Mescid-i Haram'ın hizmetine ehil olmadıkları halde inananları
oradan geri çevirirlerken Allah onlara ne diye azap etmeyecek?
O mescitin hizmetine lâyık olan kimseler ise Allah'tan
çekinenlerdir. Yine de bunu bilmezler.*
*Allah
evine saygısızlıkları ıslık çalmak ve el çırpmaktan
ibaret. Artık inançsızlığınıza karşı tadın acı
azabı.*
*inkâr
edenler mallarını, halkı Allah yolundan alıkoymak için
harcarlar. O, harcadıkları mallar kendilerine bir iç acısı
olacak ve hüsrana uğrayacaklardır. *
İnkâr
edenler için cehennem vardır.
*Allah
iyi ve temiz kişileri; kötü, şer kimselerden ayıracak ve
kötüleri üst üste yığacak, hepsini birden
cehenneme atacaktır. Onlar hüsrana uğrayacaklardır.*
*İnkâr
edenlere de ki: İnançsızlıktan vazgeçerlerse geçmiş
günahları bağışlanır fakat yine isyana dönerlerse
şüphesiz daha önceki halleri üzere gereken hüküm
uygulanacaktır.*
*Sizde
artık bir fitne kalmayıp din tamamen Allah'ın dini oluncaya kadar
onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse Allah her halinizi
görür ve bilir.*
*Allah'a
ve peygamberine itaat edin.*
Çekişmeyin.
*sonra zayıflarsınız ve kuvvetiniz tükenir.*
Sabredin.
Allah sabredenlerle beraberdir.
Âyetlerimizi
yalan sayandan daha zalim kim vardır? Onlar inançsız
kişilerdir.
Allah,
inananların dostu ve yardımcıdır. O, her şeyi en iyi bilir.
Allah
yolunda canlarınızla, mallarınızla savaşın. Yoksullara yardım
edin. Yedirin, içirin, giydirin, gezdirin.
Namaz
kılın, zekât verin.
Birbirinizi
yurtlarından çıkarmayın. Birbirlerini yurtlarından
çıkaranlar cehenneme girecekler ve ebedi olarak orada
kalacaklardır.
Allah
yolunda yurtlarından çıkarılanlara yardım edenler, iyilik
edenler, iyi davrananlar, dinde sabırla sebat edenler için
cennette dereceler vardır. İşte en büyük ongunluk ve
kurtuluş budur.
*İnandıkları
halde göç etmeyenlere gelince, siz yurtlarından
çıkarılanların yanına, size katılmak için göç
edinceye kadar onlara dost olamazsınız. Fakat dinle ilgili bir
hususta sizden bir yardım isterlerse aranızla antlaşma bulunan bir
kavme karşı olmamak şartı ile onlara yardım etmeniz borçtur.
*Allah
katında, yürüyen canlıların en şerlisi kâfirlerdir.
Çünkü onlar inançsız kişilerdir.*
*Onlar,
kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra her defasında hiç
çekinmeden sözlerini yerine getirmeyen kimselerdir.
*Savaşta
muzaffer olursan onların izinde yürüyecek olan kimselere
tesir edecek bir tarzda onları,cezalandır ki ibret alsınlar ve
bunu ansınlar.*
*Herhangi
bir kavimden bir hainlik beklersen önce sözlerini
reddettiğini onlara açıkça bildir. Çünkü
Allah, hainleri sevmez. *
*İnkâr
edenler, işin geçtiğini kendilerinin unutulduğunu ve âciz
bir hale getirilmeyeceklerini sanmasınlar.*
*O
topluluğun hainliğinden endişe edersen aradaki antlaşmayı boz ve
bunu onlara bildir. Allah hainleri sevmez.*
*Allah'ın
düşmanlarını, kendi düşmanlarınızı, sizin
bilmediğiniz fakat Allah'ın bildiği düşmanları korkutmak
için onlara karşı gücünüz yettiği kadar
kuvvet ve besili at hazırlayın. Allah yolunda ne harcarsanız size
karşılığı tastamam verilir. Ve zulme uğramazsınız.
*Eğer
barışa yanaşırlarsa sen de yanaş ve Allah'a güven, çünkü
O, her şeyi en iyi işitir ve bilir.*
*Sana
hile ve tuzak tertiplemek isterlerse Allah sana yeter. O, seni
yardımıyla ve inananlarla kuvvetlendirir.*
(Allah
kalpleri uzlaştırandır.) *Sen dünyada ne varsa harcasaydın
yine onları anlaştıramazdın. Fakat Allah onları uzlaştırdı.*
*Sizden
sabırlı yirmi kişi, onların yüz kişisini yener. Siz yüz
kişi olsanız bin kâfiri yenersiniz. Çünkü
onlar inançsız kişilerdir.*
*Allah
sizin yükünüzü hafifletti, bildi ki sizde bir
zaaf var. Sizden sabır ve sebat sahibi yüz kişi onlardan
onlardan iki yüz kişiyi yener. Siz bin kişi olsanız Allah'ın
izniyle onların iki binini yenersiniz. Allah sabredenlerle
beraberdir.*
*Hiç
bir peygamber inkârcıları iyice perişan etmedikçe
esir almaz. Siz geçici dünyayı görüyorsunuz.
Allah ise ahireti diliyor ve O, çok yücedir .*
Allah'ın
hükmü geniştir.
*Allah
bunu helâl olarak takdir etmeseydi esirlere karşılık
aldığınız fidye yüzünden çok acı bir azaba
uğrardınız.*
*Artık,
elde ettiğiniz ganimeti helâl ve temiz olarak yiyin*
Allah'tan
çekinin.
*Onlar
o kimselerdir ki inandılar, Allah yolunda yurtlarından
çıkarıldılar, Allah yolunda savaştılar.
*sonradan
inanıp da yurdundan çıkarılanlara yardım etmek için
savaşa katılanlar da sizdendir.
*Onlardır
ki Allah yolunda yurtlarından çıkarılanlara yurt verdiler
ve yardım ettiler. Gerçekten inanmış olanlardır. İşte
Onlar esirgenecek ve kendilerine helâl rızık verilecektir.
Allah'ın takdiri ile bir kısım akraba bazı akrabanın mirasından
daha fazla hakka sahiptir.(Öyle ki komşu komşunun adeta
mirasçısıdır. Bir mümin kendisi için
istediğini, -meşru bir şeyi- diğer bir mümin kardeşi için
istemedikçe olgun mümin olamaz).
Allah her şeyi en
iyi bilendir.
İnkârcıların
varacakları yer cehennemdir.
İyi
bilin ki Allah'ı acze düşüremezsiniz.
(Sana
haram aylardan sorarlarsa o ayda savaşmak büyük günahtır.
Haram ayların sayısı dörttür.(Şubat, Mart, Nisan,
Mayıs)
*Haram
aylar çıkınca müşrikleri nerede bulunursanız öldürün,
tutun, hapsedin. Geçit yerlerini tutun. Fakat tövbe eder,
namaz kılıp zekât verirlerse onları serbest bırakın. Çünkü
Allah bağışlaması ve esirgemesi çok olandır.
*Ve
müşriklerden antlaştığınız kimseler bu antlaşmadan sonra
size verdikleri sözden dönmemiş ve size karşı hiçbir
kimseye yardımda bulunmamış olanlar müstesnâdır.
Bunlara karşı müddetin sonuna kadar sözlerinizi yerine
getirin. Allah çekinenleri sever.*
*Müşriklerden
biri senden aman dilerse ona aman ver ki Allah'ın sözünü
dinlesin. Sonra da onu emin olacağı yere kadar yolla. Çünkü
o topluluk bilmeyen bir topluluktur.
*Mescid-i
Haram'ın yanında antlaştıklarınız da müstesnâ.
Bunlar iyi davranır. Şüphesiz Allah çekinenleri sever.
Diğer müşriklerin ise Allah ve resûlü yanında
nasıl bir ahitleri olabilir?Onlar sizi yenmiş olsalardı, size ne
bir yakınlık gösterirler ne de bir sözlerini tutarlardı.
Onların ancak dilleri tatlıdır. Kalplerinde ise düşmanlık
ve zulüm var ve çoğu bozgunculardır.*
*Allah'ın
ayetlerini değersiz şeylerle (dünya menfaatleriyle)
değiştirirler. Ve halkı Allah yolundan alıkorlar. Gerçek,
ne kötü, şer işdir yaptıkları.*
*Bir
inanmışa karşı ne sözlerini yerine getirirler ne de yakınlık
gözetirler. Onlar haddi aşanlardır.*
*Fakat
tövbe eder, namaz kılar, zekât verirlerse, din
kardeşleriniz olurlar. Biz, bilen bir kavme âyetlerimizi böyle
açıklamadayız.*
*Verdikleri
sözden dönerler ve dininizi kınarlarsa o inkârcıları
hemen öldürün. Onların yeminlerinin tutmayan
kişilerdir. Meğer ki yaptıklarından vazgeçeler.*
*Yeminlerini
tutmayan, Peygamberi yurdundan çıkaran ve size karşı
sözlerinden ilk olarak dönen bir toplulukla savaşmaz
mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? İnanmışsanız önce
Allah'tan korkmalısınız.*
*Savaşın
onlarla ki, Allah sizin ellerinizle onlara azap versin; onları zelil
etsin. Onlara karşı size yardım etsin de inanan topluluğun
kalplerini ferahlatsın.
*Ve
kalplerindeki kini gidersin. Allah dilediğine tövbe nasip
eder. O, her şeyi en iyi bilendir ve hikmet sahibidir.*
(Siz,
başıboş mu bırakılacağınızı sandınız? Yoksa, sizi ayırt
etmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız?)* Allah yolunda
savaşanları, Allah, peygamber ve inananlardan başkasını
kendilerine sırdaş edinmeyenleri ortaya çıkarmadan
bırakılacağınızı mı sandınız? *Allah işlediklerinizden
haberdardır.
*Kendileri,
kendi inançsızlıklarına tanıklık edip dururlarken
inkârcıların Allah'ın mescitlerini imâr etmeleri
mümkün değildir. Onların kazançlarının bir
faydası olmayacaktır. Zalimlerin işleri boşa çevrilir.
Onların varacakları yer cehennemdir ve orada ebedi olarak
kalacaklardır.*
*Allah'ın
mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namaz
kılan zekât veren ve Allah'tan başkasından korkmayan
kimseler imâr eder. İşte kurtuluşa erdirilmeleri umulanlar
bunlardır.*
*Hacılara
su vermek ve Mescid-i Haram'ı imâr etmek işi ile uğraşanların
derecesini Allah'a ve ahirete inanıp da Allah yolunda savaşan
kimsenin derecesine eş mi tutuyorsunuz? *Allah zalimler kavmini
doğru yola iletecek değildir.
İnanmış,
yurdundan çıkarılmış ve Allah yolunda canlarıyla malları
ile savaşmış olan kimseler İşte onlar kurtuluşa
erdirileceklerdir. Cennette onlara dereceler vardır. Onlar orada
ebedî olarak kalacaklardır.
*Ey
inananlar! Eğer babalarınız ve kardeşleriniz de kâfirliği
sever ve küfrü imandan üstün tutarlarsa onları
da kendinize dost edinmeyin. İçinizden onlara uyan kimseler
zalimlerdir.*Allah zâlimler kavmini doğru yola iletecek
değildir.
*De
ki: Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, hanımlarınız,
hısım akrabanız mallarınız, bozulmasından korktuğunuz
ticaretiniz, hoşunuza giden evler size Allah'tan, Resûlünden
ve Allah yolunda savaşmaktan daha önemli ise Allah'ın emri
gelinceye kadar bekleyin. *
*Muhakkak
ki Allah size nice yerlerde ve Huneyn gününde yardım
etmişti. Hani o vakit sayıca üstünlünüzle
övünüp sevinmiştiniz de bu üstünlüğünüz
bir işe yaramamıştı. Ve yeryüzü o kadar genişken size
dar gelmişti. Sonra da bozularak sırtınızı dönüp
gitmiştiniz.*
*Allah,
Resûle ve inananlara güven ve sükun vermişti ve
sizin görmediğiniz orduları (melekler) indirerek kâfirlere
azap etti. Kâfirlerin cezası işte budur.*
*Bundan
sonra Allah dilediğinin tövbe nasip eder. Allah bağışlayan
ve acıyandır.*
*Ey
inananlar! Müşrikler murdardır. Bu yıldan sonra artık onlar
Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız,
Allah sizi dilerse zenginleştirir. Allah her şeyi en iyi bilendir,
hikmet sahibidir.*
*Kendilerine
Kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe inanmayanlar
ve Allah'ın haram ettiğini haram saymayanlar ve hak (gerçek)
dini kabul etmeyenlere karşı savaşın ta ki kendi elleriyle cizye
vermeye razı olsunlar ve alçalarak yanınıza gelsinler. *
Allah,
herkesin ne yaptığını gayet iyi bilir. O, her şeyden
haberdardır.
Onlar,
Allah evlât edindi dediler. Hâşâ Allah evlât
edinmekten münezzehtir.* ve Allah'ı bırakıp bilginlerini,
rahiplerini de | |