Türkçe Kur'an ve Temel Kavramları

25/12/2007 - HER ŞEY ALLAH'I TESBİH EDER FAKAT SİZ FARKINA VARAMAZSINIZ


Her şeyi ve her çeşit yaratmayı en iyi bilen Yüce Allah Kur'anda şöyle buyurur: ''Her şey Allah'ı tespih eder fakat siz farkına varamazsınız"


Sözden Anlayan Su Kristalleri


Japon bir araştırmacı olan Dr. Masaru Emoto, suyu kelimelerle değiştirebilecek durumda olduğumuzu fotoğraf çekerek 10.000 deneyle ispat etmiştir. Nötr haldeki sıvı suyu alıp konuşarak ya da müzik dinleterek -4 derecede dondurmuş ve elektron mikroskobuyla fotoğraflarını çekmiştir. "Beni hasta ediyorsun" mesajı ile hitap ettiği suyun görüntüsünün aynı kanserli hücre yapısını ortaya koyduğunu tespit etmiştir. Aynı şekilde "Seni seviyorum" mesajını alan su kristallerinin çok ahenkli bir görüntüye büründüklerini göstermiştir. Bu deneyin ortaya koyduğu ilginç bir takım gerçeklerin yanında belki de en önemlisi sözdeki tesir gücüdür. Sadece konuşulan sözlerle bir insana yaşama gücü veya uyuyamayacak kadar korku verilebileceği ortadadır. Ama yine sözün bir sıvının kristal yapısındaki değişimine yol açacak derecede tesirinin olması ilginçtir. Kimbilir, belki de Allah Rasûlü'nün 'Sözde sihir vardır' ifadesi de tam da bunu te'yid eden nebevî bir hakikattir.


Prof. Emoto Suyun hafızası hakkındaki kitabında su cansız bir madde değil: canlı ve duyguları algılayan kristallerden oluşmaktadır. Su kristallerinin dış tesir ler karşısında çok değişik şekillerde reaksiyon gösterdiği keşfedilmiştir.


Emoto on iki yıl süren çalışmaları ve yaptığı on binlerce deney neticesinde,minnettarlık gibi duygular fıtrat tarafından tasvip görmüştür. Yani sevgi ve minnettarlık sözü dışında kalan ''şeytan'' denildiğinde,kristaller kaotik bir biçime girerken,diğerinde de güzel sözlerle dua edildiğinde,su,berrak güzel bir şekle bürünmektedir.


Japon araştırmacı Dr. Masaru Emoto’nun on yılı aşkın bir süredir gördükleri, suyun hiç de duyarsız, cansız, sıradan bir şey olmadığını düşündürüyor. Su sesi dinliyor, söze kulak veriyor, çevredeki duygu atmosferini yüzüne yansıtıyor. Deyim yerindeyse üzülüyor, ağlıyor, küsüyor, seviniyor, gülüyor, neşeleniyor, barışıyor.


Emoto’nun yaptığı çalışmalar su moleküllerinin ve atomlarının bir insan duyarlılığına sahip olduğunu ‘resm’en ortaya koyuyor. Emoto’nun bugünlerde dünyanın çeşitli şehirlerinde heyecanla sergilediği çarpıcı görüntüler her şeyi anlatıyor.


Dr. Emoto her bir maddenin kendine özgü bir manyetik alanı olduğu gerçeğinden yola çıkmış ve ilk olarak suyun manyetik alanını incelemeye başlamış. Emoto, her şey gibi, su moleküllerinin de manyetik alanının elektronların atom çekirdeği etrafındaki dönüşlerinden kaynaklandığını hatırlatıyor. Elektronların dönüşü ve dolayısıyla da suyun manyetik alanı, çevredeki ses dalgalarından etkilenebilir miydi? Konuşulan sözlerin içeriğinin olumlu ya da olumsuz olması suyun manyetik alanını ve dolayısıyla moleküler ve atomik yapısını etkileyebilir miydi? Emoto mikroskopla fotoğrafını çektiği su kristallerine bakarak, bu sorulara kesin bir “Evet” cevabı veriyor.


Emoto ve ekibi ilk olarak suya müzik dinletmiş. Bir miktar arıtılmış suyu birkaç saat farklı müzikler yayınlayan iki hoparlörün önünde bekletmişler, sonra bu suları dondurarak su kristallerinin fotoğrafını çekmişler.


Emoto’nun ekibi su moleküllerinin insan sözünün içeriğinden nasıl etkilendiğini görmek için Fujiwara Barajından topladıkları suya dua okumuşlar. Su kristalinin duadan önceki biçimi ile duadan sonraki biçimi arasında belirgin bir farklılık gözlemlemişler.


Suyun tüm bir hayatı yakından ve derinden etkilediğine dikkat çeken Dr. Emoto, negatif duygularla içilmiş suyun ya da negatif duygular yüklenmiş suyun canlı bedeni içindekilere adı konmamış zararlar verebileceğini belirtiyor. Canlı bedenleri büyük oranda su içerdiğine göre, negatif duyguların, sözlerin ve müziklerin kanser oluşumuna zemin hazırlayacak derin moleküler değişikliklere de yol açabileceğine dikkat çekiyor.


Bir diğer örnekte de: iki ilk okul talebesi, okul için bir deney yapmışlar. İki farklı şişeye pişmiş pirinç koyup şişenin birine "Teşekkür ederim!" diğerine ise "Seni Aptal!" diye tekrarlamışlar. Bir ayın sonunda "Teşekkür ederim!" denilen pirincin renginin sarı ve kokusunun helmelenmiş pirinç gibi olduğunu ve "Seni Aptal!" denilen pirincin ise simsiyah ve kötü kokulu olduğunu, pirincin bile kelimelerden etkilendiğini görmüşler. Bu deney yayılmış ve birçok insan aynı deneyi tekrarladığında aynı neticenin elde edildiğini görmüşler. Siz de deneyebilir, farklı kelime veya cümlelerle ne tür netice elde ettiğinizi görebilir, söz ve düşüncenin etkisini bizzat gözlemleyerek yaşayabilirsiniz.


Altta yer alan fotoğraflar suyun inanılmaz yansıtmalarını gösteriyor. Canlı ve her duygu ve düşüncemize tepki veren bir madde. Suyun, çevresindeki titreşim ve enerjiyi kolayca kopyaladığı açıkça ortada. Su, bir şey söylendiğinde, aktarıldığı anda, anında etkilenmekte.


Bay Emoto dünyanın değişik kaynaklarından alınan ve değişik durumlarda olan suyun kristalize şekillerinde birçok büyüleyici farklılıklar keşfetmiş. Akarsulardan ve kaynaklardan alınan su çok güzel geometrik şekilleri olan kristal desenler gösterirken, sanayi ve yerleşimin yoğun olduğu yerlerden alınmış kirli ve toksik su ve su borularında, depolarda bekletilen durgun su kesin olarak şekilsel bozukluk ve rastgele oluşmuş kristal şekiller oluşturuyor . enerjisini kopyalayıp, görüntü olarak verdiği yansımanın gerçekliği şaşırtıcı.

Yapılan araştırmada suya müzik de çalınmış, film de oynatılmış. Örneklerde kelimelerin ve müziğin etkisini görebiliyorsunuz. Film oynatıldığında da korku filmlerinin, şiddet içeren filmlerin kötü bir etkisi olup şekil bozuklukları oluşmuş. (Bu yüzden sizlere bu tarz filmleri hiç seyretmemenizi veya mümkünse hiç olmazsa hemen uykudan önce seyretmemenizi tavsiye ederim. Uykudan hemen önce yapılan şeyler bilinçaltına daha çabuk yerleşir ve etkiler.)

Su hücreler arası bilgi alış-verişini sağlar. Bu şekilde var olabiliyoruz. Sizin gün içinde düşündüğünüz ve söylediğiniz her şey tüm hücrelerinizi etkiler, çünkü bedeninizdeki su bunların enerjisini kopyalayıp hücrelere dağıtır.

Dolayısı ile siz bir bakıma düşündüğünüz ve konuştuğunuz şeyler olursunuz, bedeninizi de etkilersiniz. "
Ben hep hasta olurum." dediğinizde içinizde dolaşan su o kaliteye bürünüp bunu hücrelere iletir.

Masaru Emoto:

İÇİNDE SU OLAN ŞİŞENİN ÜSTÜNE YAZILMIŞ VEYA SÖZEL SÖYLENMİŞ OLAN SÖZCÜKLER, DÜŞÜNCELER, SUYA ÇALINMIŞ OLAN MÜZİK VEYA OYNATILMIŞ FİLM İLE SUYUN YAPISAL ÖZELLİĞİ DEĞİŞİR.

Yaratıcı Japon bilim adamı Emoto'nun çalışmasında somut kanıtlarla insanın titreşimsel enerjisinin, düşüncesinin, kelimelerin, fikir ve müziğin, hatta son yaptığı çalışmalarda suya oynatılan filmlerin dahi suyun moleküler yapısını etkilediğini ispat etmiştir. Su bu gezegendeki yaşamın kaynağıdır. Beden bir sünger gibidir ve hücre denilen, sıvı dolu trilyonlarca odacıktan oluşur. Yaşamımızın kalitesi sıvımızın kalitesi ile direk bağlantı halindedir. Su son derece uyumlu bir maddedir. Fiziksel şekli kolayca bulunduğu ortama adapte olur. Fakat değişen sadece fiziksel şekli değildir, moleküler şekli de değişir. Çevreden aldığı enerji veya titreşimler suyun moleküler şeklini değiştirir. Bu anlamda su sadece görsel olarak çevresel durumu yansıtmaz, aynı zamanda moleküler anlamda da yansıtır.

Bay Emoto görsel anlamda bu moleküler değişimi belgelemekte. Su damlacıklarını dondurup fotoğraf çekme kapasitesi olan bir karanlık alan mikroskobu altında inceliyor. Yapılan çalışmalar çevresel etkilerin suda yarattığı moleküler değişimi açıkça ortaya koymakta. Bay Emoto dünyanın değişik kaynaklarından alınan ve değişik durumlarda olan suyun kristalize şekillerinde birçok büyüleyici farklılıklar keşfetmiş. Akarsulardan ve kaynaklardan alınan su çok güzel geometrik şekilleri olan kristal desenler gösterirken, sanayi ve yerleşimin yoğun olduğu yerlerden alınmış kirli ve toksik su ile su borularında, depolarda bekletilen durgun su damıtılmış olsa bile kesin olarak şekilsel bozukluk ve rast gele oluşmuş kristal şekiller oluşturuyor.


Damıtılmış su

Fujiwara barajı kirli su

Fujiwara barajı duadan sonra

Aşk ve takdir...

"Beni hasta ediyorsun, seni öldüreceğim."

"Arigato"(Japonca "Teşekkür ederim.")

Gölün duadan önceki kirli suyu

Duadan sonraki hali

500 ml. grupça dua edildikten sonraki kristal

Beethoven'in Pastoral'i

Heavy Metal müzik

Kawachi yerel dans müziği

Tibet sutrası

Antartika'dan buzul suyu

Japonya/Biwako Gölü'nden su - Kirliliğin günden güne arttığı bir göl

Shimanto Nehri - Japonya'daki son temiz akarsu kabul ediliyor.

Kaynak suyu - Lourdes, Fransa

Sanbu-ichi Yusui kaynak suyu - Japonya

Adolf Hitler

Rahibe Teresa

Bu fotoğraflar suyun inanılmaz yansıtmalarını gösteriyor. Canlı ve her duygu ve düşüncemize tepki veren bir madde. Suyun, çevresindeki titreşim ve enerjiyi kolayca kopyaladığı açıkça ortadadır. Su, bir şey söylendiğinde, ona aktarıldığında, anında etkilenmekte.


Fotoğraflardaki dondurulmuş sulara, dondurulmadan önce ya sözel olarak veya şişenin üstüne yazılarak resimlerin altında yazılı kelimeler yüklenilmiş. Su, kelimelerin enerjisini kopyalıyor ve görüntü olarak şaşırtıcı bir şekilde kelimenin manasını yansıtıyor. Kelimelerin enerjisel frekansları suyun moleküler yapısını değiştiriyor. Yapılan araştırmada ayrıca suya müzik çalınmış, film de oynatılmış. Örnek fotoğraflarda kelimelerin ve müziğin etkisini görebiliyorsunuz. Film oynatıldığında korku filmlerinin, şiddet içeren filmlerin kötü bir etkisi olup, şekil bozuklukları yarattığı görülmüş. (Bu yüzden sizlere bu tarz filmleri hiç seyretmemenizi veya mümkünse hiç olmazsa hemen uykudan önce seyretmemenizi tavsiye ederim. Uykudan hemen önce yapılan şeyler bilinçaltına daha çabuk yerleşir ve etkiler.)

Su hücreler arası bilgi alış-verişini sağlar. Bu şekilde var olabiliyoruz. Sizin gün içinde düşündüğünüz ve söylediğiniz her şey tüm hücrelerinizi etkiler, çünkü bedeninizdeki su bunların enerjisini kopyalayıp hücrelere dağıtır. Dolayısı ile siz bir bakıma düşündüğünüz ve konuştuğunuz şeyler olursunuz, bedeninizi de etkilersiniz. "Ben hep hasta olurum." dediğinizde içinizde dolaşan su o kaliteye bürünüp bunu hücrelere iletir. "Beni hasta ediyorsun, seni öldüreceğim" cümlesi yüklenilmiş olan suyun fotoğrafına bakınız. Düşündüklerinizin ve konuştuklarınızın kalitesindeyaşarsınız. Tüm hayatınız ve sağlığınız hücrelerinizde var olan, atalarınızdan aktarılan ve kendi geçmişinizden gelen bedeninizdeki sudaki bilgilerin kaydıdır.

Bir başka örnek var:
Solda "Teşekkür ederim!"
Sağda "Seni aptal!
Yandaki resimde Japonya'da iki ilkokul talebesinin, okul için yaptığı bir deneyin sonucunu görüyorsunuz. İki farklı şişeye pişmiş pirinç koyup şişenin birine "Teşekkür ederim!" diğerine ise "Seni Aptal!" diye yazmışlar. Bir ayın sonunda "Teşekkür ederim!" yazılan pirincin renginin sarı ve kokusunun helmelenmiş pirinç gibi olduğunu ve "Seni Aptal!" yazılan pirincin ise simsiyah ve kötü kokulu olduğunu, pirincin bile kelimelerden etkilendiğini görmüşler. Bu deney yayılmış ve dünyada birçok değişik insan aynı deneyi tekrarladığında aynı neticenin elde edildiğini görmüşler. Siz de deneyebilir, farklı kelime veya cümlelerle ne tür netice elde ettiğinizi görebilir, söz ve düşüncenin etkisini bizzat gözlemleyerek yaşayabilirsiniz.
Her şeyi ve her çeşit yaratmayı en iyi bilen Yüce Allah Kur'anda şöyle buyurur:

''Her şey Allah'ı tespih eder fakat siz farkına varamazsınız.
Ve yine Kur'anda şöyle buyrulur: “Davut, dağlar ve kuşlarla birlikte Rabbini tespih ederdi”


Kişi diyebilir ki; “Bundan başka olarak su ile ilgili hatırlatmak istediğim, hepimizin rahatlıkla görebileceği bir mucize var. Yeryüzünde su dışında her şey soğutulduğunda büzüşür, hacmi küçülür. Fakat sadece su dondurulduğunda hacim kazanarak büyür. Bu da buza dönüşmüş suyun, su içinde batmadan yüzmesini sağlar. Eğer su da diğer maddeler gibi donduğunda büzüşseydi suya batardı, bu da kutuplardaki buzların denize batıp, tüm kara parçalarının sular altında kalması demek. Hayatın olmaması demek. İşte suyun Allah'ı tesbihine dair bu da benim yorumum.”
Derim ki:Sizin sözünü ettiğiniz suyun katı, sıvı ve gaz halleri ile ilgili suyun fiziksel özelliklerini kapsayan bir durumdur ve bu da suyun sadece fiziksel özelliklerini yansıtan bir durumdur. Ayrı bir konu olarak ilmin görünen yüzünün bir parçasıdır. Biz burada suyun canlılığından hafıza ve şuurundan söz etmekteyiz.

SUYUN HAFIZASI VAR
Dr. Jacques Benveniste yaptığı araştırmalarda DNA hücrelerinin belli bir frekansta foton yaydığını(ışık) ve farklı hücrelerin farklı frekansta titreştiğini, farklı titreşimdeki iki hücre yan yana geldiğinde yeni bir frekans oluşturup birlikte bu frekansta titreşmeye başladığını ve elektro manyetik dalgalar ile bir çağlayan yaratıp ışık hızında yolculuk ettiğini keşfetmiştir.
Bunun dışında suyun hafızası olduğunu 1980'lerde başlattığı çalışmalarında keşfetmiştir. Suya bir madde ekleyerek bunu 1 milyon kez sulandırmış ve özel bir alet ile aşırı hızda sallayarak o maddenin yok olacağını tahmin etmiş ama hala maddenin suda mevcut olduğunu görünce deneylere defalarca milyonlarca kez daha sulandırarak devam etmiş. Ancak ne kadar sulandırırsa ki bu 10 defa daha milyon kez sulandırsa bile suyun içine eklenen maddenin yok olmadığını tespit etmiş. O zaman suyun yüklenen maddeyi hafızaya kaydettiğini anlamış. Bu kez suya zehirin kendisini değilde frekansını yüklemiş ve aynen zehirin kendisi eklenmiş gibi içine koyulan sinekleri öldürdüğünü görmüş.

Benvenistenin araştırmalarını şüphe ile karşılayan Queens Belfast üniversitesi Profesörü Madeleine Ennis Avrupa ülkelerinde yelpazelenen bir araştırma grubuna katıldı. Fransa, İtalya, Belçika, ve Hollanda'dan oluşan ekip Profesör M. Roberfroid tarafından koordine edilmiş. Belçika katolik Üniversitesinde Benvenistenin kullandığı orijinal deneyin daha rafine edilmişini kullanarak yapılan uygulamayla ilgili her dört laboratuarda ki bilim adamları deney solüsyonların içinde ne olduğunu bilmeden çalıştılar. Hatta tüplerin bazılarında sadece saf su vardı. Tüm deney bagımsız bir bilim adamı tarafından koordine ediliyordu. Tüm solüsyonları kodluyor ve bilgiyi topluyordu ama deneylerde bir fiil çalışmıyordu bu yüzden yalan ve dolana yer kalmadı. Yapılan tüm deneyler Benvenistenin sonuçlarını destekledi.Benveniste buna karşılık 12 sene önceye bizim başladığımız noktaya gittiler dedi. Benveniste biyo kimyevi maddelerin yaydığı sinyali kaydedip internet aracılığı ile dünyaya yayabilirim ve bu sinyal biyolojik hücreleri sanki gerçekte o madde varmış gibi etkileyip değişim yaratır dedi.

İÇİNDE SU OLAN ŞİŞENİN ÜSTÜNE YAZILMIŞ VEYA SÖZEL SÖYLENMİŞ OLAN SÖZCÜKLER, DÜŞÜNCELER, SUYA ÇALINMIŞ OLAN MÜZİK VEYA OYNATILMIŞ FİLM İLE SUYUN YAPISAL ÖZELLİĞİ DEĞİŞİR
Ve kastettiğim şey suyun fiziksel özelliği değil şuurunun, hafızasının oluşudur.
Bu bağlamda bir Kur'an ayetine dikkat edelim:" Kalpleriniz taş gibi, hatta ondan da katı oldu. Nice taşlar vardır ki Allah korkusuyla dağdan aşağı yuvarlanır ve nice taşlar da vardır ki Allah korkusuyla yarılır ki içinden su çıkar". O halde taşın canı mı var ki korkuyor?
demeniz lazım o takdirde Allah muhafaza inkâra girer.

Bazı kimseler şöyle derler:"Ayette kalb katılığına misal olarak taş getirilmiş ve taşların ya­rılma, ufalanma, yukarıdan aşağıya düşme, yuvarlanma- gibi değişmele­rinden bahsedilerek taşların fiziksel jeolojik durumuna temas edilmiştir. Bununla, ilâhî kanunun cansız varlıklar üzerinde de şaşmadan hükümran olduğu hatırlatılıyor ve insanların her varlıktan ziyade bu kanunlara uy­ması gerektiğine işaret ediliyor. Yer kabuğunu meydana getiren maddelerden biri de kültelerdir. Bun­lar Allah'ın kâinatta câri kanunlarının gerektirdiği şekilde çeşitli mine­rallerden meydana gelmiştir. Kur'ân-ı Kerîm kültelerin birkaç sınıfından bahsederek şu esasları belirtmek istiyor: Kültelerden kopan irili ufaklı parçaların birçok çeşitleri vardır. Külteler, tortul, püskürük ya da metamor-fiktir. Taşlar da bu esasa göre sınıflandırılır. Tortul külteler, püskürük külteler, metamorfik külteler. Birincisinin içinden bazen sular fışkırır. İkincisi bâzı sebeplerle yarılır, içinden sular akabilir. Üçüncüsü ısı, su bu­harı, basınç gibi sebeplerle fiziksel niteliklerini kaybetmiş olanlardır.

Derim ki: Evet, Bu ayet ilk önce sosyolojik yönüyle dikkat çekiyor. İnsanlardaki kalp katılığı Allah'ın sevmediği ve insanlarda var olan ahlak biçimi. Çoğunlukla kafirlerde bulunan bir özellik yani kendisinde Allah korkusu bulunmayan kimselerin durumu. Allah bize bir örnek getiriyor aramızda taştan daha katı kalpli şerli kimseler olduğunu beyan ediyor .Fakat işin başka boyutu olarak da konu hakkında bilgi vardır. Yüce Yaratıcı tarafından Kuran ayeti olarak Taşlar Allah korkusuyla yuvarlanır denilmekte iken ve siz, onların sadece jeolojik, fizyolojik yönünü ele alır iseniz, her şeyin Allah'ı tespih edişini ve nice taşların da Allah korkusunun var olduğunu görmezlikten gelmişsiniz demektir.

... Resulullah'ın elinde taşların tesbihinin duyulması gibi rivayet edilen bir çok hadis ve eser bazı tefsircilerin görüşünü desteklemektedir. ...

Peki diyelim bu ayet sizin dediğiniz gibi yoruma sahip olageldi, diğer gerçek yönünün üzeri örtüldü. Konu kapandı mı hayır kapanmadı. Bir ayette 'Musa'ya asanla kayaya vur' buyurduk asasıyla kayaya dokunur dokunmaz on iki pınar fışkırdı ve her kavim içeceği suyu bildi. Musa'ya elindeki asayı yere at buyurduk. Musa asasını yere bırakınca kocaman bir yılan oldu. Asanın kocaman bir yılan olmasını hangi biyolojik,jeolojik fizyolojik, kimyasal olayla bağdaştırıp konuya kendinizce bir açıklık getirebilirsiniz?

Allah her şeye gücü yetendir.


Yine insan der ki: Canlı-cansız bütün maddeler atomlardan oluşur. Atomun basitçe tarifini, çekirdek ve elektronlardan oluşmuştur şeklinde yapabiliriz. Çekirdek içinde pozitif yüklü protonlar ve yüksüz nötronlar bulunur. Etrafında dönen elektronlar ise negatif yüklüdürler. İşte bu noktada iki soru ortaya çıkar. Elektronları çekirdek etrafında döndüren nedir? Aynı yüke sahip protonlar dağılmadan, çekirdekte neden dururlar?Zira aynı yükler birbirini iter zıt yükler birbirini çeker. İşte bu noktada atomun içinde olan bu olaylar cansız maddelerin Allah'ı tesbihi şeklinde yorumlanır. Tabi atom altı parçacıklar, pozitronlar, quantum fiziği vs.. şeklinde konu detaylandırılabilir fakat bu kısa açıklamayı yeterli görüyorum.

Deriz ki:Tabiatta ne varsa -zerrelerden-atomlardan oluşur. Bir şeyi pamuk ya da demir yapan ondaki proton sayısıdır vs... yıllar öncesi ben de elektronların hareketli yapısı hakkında aynı şeyleri düşündüm.

Hz. Ali şöyle demiştir eğer isteseydim sadece fatiha-i şerifin tefsirinden yetmiş deve yükü kitap yazardım. Eğer Kur'anın zahiri manâsından başka manâsı olmasaydı, acaba Hz. Ali'nin bu konuşmasının manâsı ne olabilirdi?

Ebu Derdâ: 'Kişi Kur'ana Birkaç yön vermedikçe fakih olamaz.' buyurmuştur.

Âlimlerden biride 'Her âyetin altmış bin manâsı vardır. Aynı ayetin çözülmeyen manaları, çözülen bu altmış binden de daha fazladır' demiştir.

Başkaları da şöyle der: 'Kur'an yetmiş yedi bin iki yüz ilmi kuşatır.Çünkü her kelime bir ilimdir. Sonra dört ile çarpılır.

Zira her kelimenin zâhiri, batînı, haddi ve matla'ı vardır.'

Hz. Peygamberin (s.a) Besmele-i Şerife'yi yirmi defa tekrar etmesi de herhalde onun batıni manalarını düşünüp çözmek için olsa gerek. Aksi takdirde besmelenin tercüme ve tefsiri bellidir. Onu bilmek için bu kadar tekrara ihtiyaç yoktur.

İbn Mesud şöyle demiştir:'Geçmiş ve geleceklerin ilimlerini elde etmek isteyen bir kimse, Kur'an'ı düşünsün. Çünkü o ilimleri elde etmek için, sadece Kur'an'ın zahiri tefsiriyle yetinmesi kâfi değildir.

Kısaca ilimlerin tamamı, Allah Tealâ'nın fiil ve sıfatlarına dahildir. Kur'anda ise Allah'ın zatı, fiil ve sıfatları şerhedilmiştir. Bu ilimlerin ise sonu yoktur. Kur'anda bütün bu ilimlere bütün bu manâlara işaret vardır. Bunların tefsirine dalmak Kur'an'ın manâsına dahildir. Zahiri tefsirin mücerredi ise, buna işaret etmez. Belki daha ileri giderek Deriz ki: Mütefekkirler için çözülmesi güç olan, hakikatini bilmek hususunda insanların ihtilâf ettikleri, gerek nazari ve gerek aklî olan bütün ilimlere Kur'anda işaret ve delâlet vardır. Sadece fehm sahipleri onu Kur'andan idrak edebilir.

Hz. Ali şöyle buyurmaktadır: 'Kur'an'ı anlayan bir kimse onunla ilmin cümlesini tefsir etmiştir'. İmam Ali, bu sözüyle işaret eder ki, Kur'an-ı Hakîm bütün ilimlere işaret etmekte ve ışık tutmaktadır.

İbn Abbas 'Kime hikmet verilmişse, muhakkak ona çok hayır verilmiştir. (Bakara/269) ayetinin tefsirinde 'Allah dilediğine fayda veren ilmi ihsan eder' demiştir, yani Allah, Kur'anı anlamayı ona ihsan eder.

Evet, yukarıdaki seçkinlerin görüşleri ışığında iyice anlaşıldığı üzere Allah dilediğinin kulak, göz ve kalp mührünü dilediği miktarda dilediği batıni ilim için de açar.




<- Önceki Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Kuran'a Dair Gerçek Bilgiler

«  January 2009  »
MonTueWedThuFriSatSun
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031 

Recent Posts

ZÂLİMLER ASLA KURTULUŞA ERDİRİLMEYECEKLERDİR
GAFLETLE KUR'AN OKUYANLARIN DURUMU
İMAN İKİ KANATLI KUŞTUR
İKİNDİ VAKTİ SÛRESİNE DAİR
DÜNYA METADIR. BİR OYUN VE OYALANMA YERİDİR
TOPTAN ALLAH'IN İPİNE SARILIN
BUYURDUK Kİ: “BİR KISMINIZ BİR KISMINIZA DÜŞMAN OLARAK İNİN YERYÜZÜNE”
ALLAH'I ANIN Kİ KURTULUŞA ERESİNİZ
İÇİNİZDE ‘İNANDIK’ DEYİP TE İNANMAYANLAR VARDIR.
ALLAH ÂDEM'İ BALÇIKTAN YARATTI VE ONA RUHUNDAN ÜFLEDİ
KENDİLERİNE BİR FAYDA DOKUNDUĞUNDA HEMEN SEVİNİRLER, BAŞLARINA BİR DERT GELDİĞİNDE HEMEN ÜZÜLÜRLER.
NAS SÛRESİ
TAN YERİ AYDINLIĞI SÛRESİ (Felâk Sûresi)
İÇTENLİK SÛRESİ
KURUSUN SÛRESİ
YARDIM, ZAFER SÛRESİ
KÂFİRLER SÛRESİ
KEVSER SÛRESİ
MÂUN SÛRESİ
FİL SÛRESİ
İKİNDİ VAKTİ SÛRESİ
KADİR SÛRESİ
HURMA VE ZEYTİN SÛRESİ
KUM YIĞINI SÛRESİ
KOŞAN ATLAR SURESİ
HABER SÛRESİ
GERÇEK SÛRESİ
DENENMİŞ SÛRESİ
CİN SÛRESİ
GÖNDERİLENLER SÛRESİ
SIRALANANLAR SÛRESİ
YUNUS SÛRESİ
VÂKİ OLAN SURESİ
YUSUF SÛRESİ
MAĞARADA UYUYANLAR SÛRESİ
HİKÂYELER SÛRESİ
LÛT SÛRESİ
SEBELİLER SÛRESİ
GANİMETLER SÛRESİ
CENNET İLE CEHENNEM ARASINDAKİ DUVARDAN BAHSEDEN SÛRE
HAYVANLARDAN BAHİS GEÇEN SURE
ZİYAFET SOFRASI SÛRESİ
İMRAN SOYU SÛRESİ
İNANANLAR SÛRESİ
KUR'AN (Türkçe)
KUR'AN (Türkçe)
KUR'AN'DA ZULÜM KAVRAMI
FİTNE ADAM ÖLDÜRMEKTEN BETERDİR.
CENNETTE DERECELER VARDIR
KİBİRLENMEYİN. ALLAH, KİBİRLENENLERİ SEVMEZ.
Atasözü
ALLAH, SABREDENLERLE BERABERDİR
ALLAH, RİYÂKÂRLARIN CEZASINI VERECEKTİR
KIYAMET GÜNÜ HAKKINDA
DİNDE SABIR, SEBÂT VEYA GAFLET
BİRİKTİRDİKLERİ ALTIN VE GÜMÜŞLERLE ALINLARI, SIRTLARI VE YANLARI DAĞLANIR
KÂFİRLER SÛRESİ (Kâfirun Sûresi)
ALLAH'A İMAN
ALLAH'A İMAN
'ALLAH EVLÂT EDİNDİ' DEDİLER.HÂŞÂ ALLAH,EVLÂT EDİNMEKTEN MÜNEZZEHTİR VE O ÇOK YÜCEDİR
KAN İLE GAİTA ARASINDAKİ SÜTÜ ÇIKARIRIZ HALÂ DERS ALMAZLAR MI?
ALLAH'TAN SAKININ
ALLAH YOLUNDA ÖLDÜRÜLENLERE 'ÖLÜLER' DEMEYİN
HER KİM ZERRE KADAR BİR İYİLİK İŞLERSE, KARŞILIĞININ AYNISINI GÖRECEKTİR. HER KİM DE ZERRE KADAR BİR KÖTÜLÜK, ŞER İŞLERSE KARŞILIĞININ AYNISINI GÖRECEKTİR
KISA NAMAZ SÛRELERİ
KUR'ANDA NESH VE MENSUH
SURE’NİN ANLAMI
VAHİY GERÇEĞİ
KUR'AN'I ANLAMAYI ENGELLEYEN HER ŞEYDEN UZAKLAŞMAK
Yeni Yıl Kutlamaları
ALLAH’IN AYETLERİNİ DEĞERSİZ ŞEYLERLE DEĞİŞMEYİN.
HER KİM ZERRE KADAR BİR İYİLİK İŞLERSE KARŞILIĞINI GÖRECEKTİR. FAYDASI KENDİNEDİR.HER KİM DE ZERRE KADAR BİR KÖTÜLÜK, ŞER İŞLERSE KARŞILIĞINI GÖRECEKTİR. ZARARI KENDİNEDİR.
KUR'AN'DAN KOPAN KAVRAMLAR
İNANANLAR:'BİZ PEYGAMBERLER ARASINDA BİR FARK GÜTMEYİZ'DEMELİDİR
BİZ NİCE ZALİM KAVMİ HELAK ETTİK.HALÂ AKLETMEZLER Mİ?
HER ŞEY DE BİR İŞARET VARDIR
KUR'AN'I BİR DAĞIN ÜZERİNE İNDİRSEYDİK DAĞ ALLAH KORKUSUNDAN PARAMPARÇA OLUR, YERE YIKILIRDI
HER ŞEY ALLAH'I TESBİH EDER FAKAT SİZ FARKINA VARAMAZSINIZ
KURAN AYETLERİNDEN BAZILARI
O GÜN, KIYAMET UZUVLARI ALEYHLERİNDE TANIKLIK EDECEKTİR
ALLAH SEVGİSİ
SOSYAL ADALET SOSYALİZM KAPİTALİZM
İSLÂM VE BOZULMUŞ SAİR İNANIŞLAR
KUR'AN AHLÂKI
ALLAH'IN İZNİ OLMADAN YAPRAK BİLE KIMILDAMAZ
ALLAH'IN ÇİZDİĞİ SINIRLARI AŞANLAR ZALİMLERDİR.

Friends

onursargin

batak oyna