Türkçe Kur'an ve Temel Kavramları

6/1/2008 - KUR'AN'I ANLAMAYI ENGELLEYEN HER ŞEYDEN UZAKLAŞMAK


Kur'an anlayışına mani olan şeylerden kaçınmak gerekir, çünkü insanların çoğu, şeytanın kalplerine gerdiği perde ve sebepler nedeniyle Kur'anın manâlarını anlamaktan menedilmişlerdir. Böylece Kur'anın sırlarının hikmetleri kendileri için perdelenmiş ve basiretleri onu göremez olmuştur. Nitekim Peygamber (s.a) buyurmuştur: Eğer şeytanlar, Âdem oğullarının kalpleri etrafında cirit atmasaydılar, Âdem oğulları melekûta bakabilecekti.


Resûlullah (sav) "Allah kime hâyır dilerse onu dinde fakîh kılar",

İbn Abbas için: "Allah'ım, onu dinde "fakîh" kıl ve ona Kur'ân'ın te'vilini öğret" buyurarak, yani iyice anlama ve kavrama anlamında kullanmıştır. Fıkıh, tabiin dönemine kadar bu anlamda kullanılmış olacak ki,

İmam-ı Azam onu: "Kişinin lehine ve aleyhine olan şeyleri bilmesidir" diye tarif etmiş ve itikad esaslarından bahseden eserine "el-Fıkhu'l-Ekber" yanî, iyi anlaşılması gereken en önemli mes'eleler adını vermiştir.


Kur'anın manaları melekût aleminin cümlesindendir. Zahiri duyulardan gizlenip ancak basiret nuruyla müşahade edilen her şey de melekût alemindendir.


**Kur'anı anlamaya perde olan hususlar Kalbi, harflerin mahreçlerinden çıkmaya yönlenmesidir. Böyle bir kimseyi, Kur'an okuyucularını Allah sözlerinin manalarını anlamaktan alıkoymakla görevli bulunan bir şeytan sevk ve idare eder. Ona daima harf mahrecinden çıkmadı vesvesesini verip durur harfleri tekrar etmeye yöneltir .Bu bakımdan böyle bir kimsenin düşüncesi yalnızca harflerin mahreçleri üzerinde yoğunlaşılmış olur. O halde böyle bir kimse nasıl olur da manaları kavrayıp anlamak mümkün olur. Bu gibi bir vesveseye itaat edip kurban giden bir kimse, şeytan için en büyük bir oyuncaktır. (Allah korusun).


**Uyduğu bir mezhebe bağlı olup da sadece taklit ettiği mezhep üzerine titremek, nefsinde dinlediğine sadece taassup yoluyla yer verip ısrar etmek, basiret ve müşahade ile ona ulaşmaya yanaşmamaktır. İşte böyle bir kimseyi inancı bağlamış bulunur. Ve bir türlü inanç bağlarından kurtulup adım atamaz. İnandığından başka bir şeyin kalbine gelmesi adeta imkansızdır. Böyle bir kimsenin görüşü sadece dinledikleri ile ilgilidir. Uzakta kendisine bir ışık görünüp dinlediklerine ters düşen manalardan herhangi bir mana baş gösterirse, taklit şeytanı derhal kendisine hücum ederek şöyle der:'Nasıl olur da böyle bir mana kalbine gelebilir? Oysa bu senin ecdadının inandıklarına terstir!'


Bu bakımdan kişi bu mananın şeytandan gelen bir gurur olduğunu zanneder ondan uzaklaşır ve benzerinden sakınır.. İşte bu gibiler için sufiler 'İlim perdelidir' demişlerdir. Sufilerin buradaki 'ilim'den kastettikleri; insanların mücerred taklit ile üzerinde ısrar ettikleri inançlardır veya mezhep mutaassıplarının mücadele kelimelerinin mücerrediyle yazmış oldukları ve geride gelenlere bıraktıkları manâsız ibarelerdir.


Bu gibi taklit, bazen batıl olur ve aynı zamanda gerçeklerin bilinmesine engel olur. Gerçekler onun batıl taklidiyle çarpıştığı için, derhal ona ait taklit bu gerçeği onun kalbinden uzaklaştırır.


Bazen de taklit hak olduğu halde yine de Kur'anın manâsının anlaşılmasına ve keşfine mani olmaktadır. Çünkü insanların inanmakla sorumlu,yükümlü bulundukları hak, birkaç mertebe ve dereceye ayrılır. Onun başlangıcı ve zahiri vardır. Huy ve davranışları,karakteri zahir üzerinde dondurmak, elbette bâtının derinliğine dalmaktan insanı meneder.


*Kişinin bir günahta ısrar etmesi veya ululuk taslayıp, kibirli olması, az da olsa itaat olunan dünya hevesiyle haşır neşir olmasıdır. Çünkü böyle bir durum kalbinin kararmasına ve paslanmasına neden olmaktadır. Bu durum ise kalp için en büyük perdedir ve tıpkı aynanın üzerindeki pas gibidir. Hakkın tecellisine mani olur. İşte insanların çoğu bu perde ile gerçeği görmekten perdelenmiş, habersizler ve gâfillerdir. Şehvetler ne kadar kalbin üzerinde yerleşirse Allah sözlerinin manaları o kadar perdelenir. Kalpten dünya ağırlıkları ne kadar kalkarsa o derecede de mananın o kalpte tecelli etmesi yakınlaşır. Kısacası kalp ayna gibidir. Şehvetleri sökmek suretiyle kalbin temizlenmesi aynanın parlatılması gibidir.


*Basiret nuruyla müşahade edilen ve keşfolunan hakiki, gerçek ilme gelince, o istenenin en sonu ve hedefi olmak hasebiyle nasıl olur da perde olabilir? Fudayl b. İyaz (r.a) 'Vahyin bereketinden mahrum olmak Kur'an'ı anlamaktan mahrum olmaktır' demiştir. Nitekim Yüce Allah Kur'anda 'Allah, inananlara kavrama kâbiliyeti vermektedir' buyurmaktadır.


Allah Tealâ (C.C) Kur'an'ın anlaşılır ve hatırlatıcı oluşunda şöyle buyurmuştur: İyice anlamanız için âyetlerimizi böyle açıkça bildirmedeyiz.


Ancak küfür(şer)den dönen Allah'ın alâmetlerinden ibret alır ve gerçeği anlar.


Dünya aldanışını ahiret nimetlerine tercih eden bir kimse akledenlerden olamaz ve bu hikmetten ötürü kitabın sırları kendisine açılmaz.


*Müteessir Olmak (Üzülerek etkilenmek)

Kalbin çeşitli eserlerden, ayetlerin değişikliğinden ötürü çeşitli renkler alması demektir. Bu bakımdan kalp her halin anlatılışına göre hallenir. Dolayısıyla üzüntü, korku, ümit, güven, ve daha nice sıfatlarla sıfatlanır. Çünkü tazyik, Kur'an ayetlerinde diğer durumlardan da fazladır. Kişi af ve rahmetin ancak ariflerin elde edebileceği şartları bağlandığını görür. Nitekim şu ayette aynı durum mevcuttur.


Allah'tan af dileyin.

Onlardır ki, Allah'a ve O'nun ayetlerine içten inanırlar, sabrederek dinde sebat ederler, Allah yolunda yurtlarından çıkarılanlara yardım ederler, iyilik eder, iyi davranırlar. İşte o kimseler kurtuluşa erdirileceklerdir. Cennetler onlaradır.


İnanıp da iyi işler işleyenler için cennetler vardır ve onlar orada ebedi olarak kalacaklardır.


Kim ki inanır, sabreder ve secde ederse işte en büyük ongunluk ve kurtuluş budur. Onlar cennetlere girecek ve ebedi olarak orada kalacaklardır. Ne güzel yurttur o.


Görülüyor ki bu ayetlerde a) af dilemek (tövbe etmek), b) İman, Allah'a ve O'nun ayetlerine inanmak, c) İyi işler işlemek d) Doğru yolda sabır ve sebat, e) namaz kılmak, f) iyilik edip iyi davranışlarda bulunmak


Şu ayette de aynı durum vardır:


İkindi vakti hakkı için andolsun ki insanlar hüsrandadır. Ancak, inanan ve iyi işler işleyenler ile birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna.


Bu sırra binaen Hasan Basri şöyle der: Allah'a yemin ederim bugün Hiçbir kimse yoktur ki Kur'anı okuyup, Kur'an'a iman etsin de hüznü ferahından daha çok olmasın ve yine ağlaması çok, gülmesi azalmasın. Yorgunluğu ve meşguliyeti çoğalıp, istirahat ve tembelliği azalmasın.


Vüheyb b. Verd şöyle buyurmuştur: 'Tüm olaylara vaaz ve nasihatlere baktık ve Kur'an'ın dışında kalpleri hassas yapan ve kalplere hüzün ve üzüntüyü celbeden bir şeye rastlamadık'.

Bu bakımdan kişi okuduğu ayetin bahsettiği sıfatla sıfatlanması lâzımdır. Azap ayetlerini okuduğunda, onun kime dokunacağı hususunda -eğer manayı anlamışsa- ölürcesine küçülür.


Allah Tealâ'nın kurtuluş vaadi ile ilgili ayetlerini okuduğunda, sevincinden uçarcasına müjdelenir.


Allah'ı anmak, sıfat ve isimlerini belirten ayetleri okuduğunda Celâl-i İlâhînin önünde başını eğer ve azametini hatırlar.


Onlar o kimselerdir ki; Yanlarında 'Allah' adı anıldığında kalpleri titrer.

Kur'an'ın bir diğer ayetinde 'Onlar Allah evlât edindi' dediler. Ayetini okuduğu zaman, ulûhiyet şanına yakışmayan sözlerinden iç aleminde infiale kapılır ve derhal sesinin hızını keserek ezik bir hal alır, üzülüp kırılır. Cennetin vasfını okuduğunda, içinde cennete karşı bir sevinç, arzu belirir. Cehennemin vasfını okuduğu zaman hüzünlenerek korkudan tir tir titremeye başlar.


Allah Tealâ'nın 'Sizinle benim aramda tanık olarak Allah yeter'

'Âzabımız neymiş onlar yakında görecek ve bileceklerdir. Kimmiş yalancı yakında iyice anlayacaklardır'.ayeti ile ilişkin olan diğer bir ayeti: 'Her ümmetten bir tanık getirdiğimiz ve seni de onlar üzerine bir tanık yaptığımız zaman, bakalım kâfirlerin hâli ne olacak?(Nisa/41) resulullah'a okudukları zaman Resulullah'ın gözlerinden yaşlar aktığını görmüşlerdir.


Allah'tan korkanların bir kısmı vâid ayetlerini okuduğu zaman baygınlık geçirirlerdi. Bazıları da bu ayetleri dinlediğinde ölürdü. Bu bakımdan bu hallerle hallenmiş olarak, okuyanı Allah Tealâ'nın ayetlerini 'eskilere ait masallar' olmaktan çıkarmış olur.

Bu hallerle hallenen bir kimse :'Vay o günü yalanlayanların hallerine' ayetini okuduğunda, eğer korkmazsa, ayeti sadece -hâşâ- masal yerine koymuş olur.


'Sabredin, Allah sabredenlerle berâberdir' ayetini okuduğu zaman eğer hâli sabretmek veya gelecek eziyetlere karşı sabretmeye niyetlenmeyip de tilâvetin halâvetine varamamışsa, evet, eğer bu sıfatlarla sıfatlanmamış, kalbi bu durumlar arasında titrememişse onun şu ayetleri okumaktan nasibi sadece dilini kıpırdatmaktır. Bununla beraber kendine açıkça şu ayetler yakışmaktadır:


Allah hesabı tez görür. Onlar ise ayetlerimizden yüz çevirmedeler. Gerçeği akletmezler. İşte o kişiler gafillerin ta kendileridir. Onlar kör,sağır ve dilsizdirler.Allah'ın âyetlerini hiçe sayanlar zâlimlerdir.


Kur'an ayetini okuyup onlardan ibret almayan, o ayetlerden yüz çeviriyor demektir.

Anlaşıldı ki Kur'an bu halleri kalbe celbetmek ve ahkâmıyla amel etmek için okunur. Eğer Kur'anın okunmasındaki gaye bu değil ise, sadece harflerin ve dilin kıpırdaması külfeti ise, bu önemsiz bir şeydir.

Bu hikmete binâen kurrâ'dan biri şöyle anlatır: Bir üstadımın yanında Kur'an okudum. İkinci bir defa okumak istediğimde beni şiddetle reddederek dedi ki: “Kur'anı benim üzerime okuyup beni meşgul ediyorsun. Git, Allah Tealâ'ya oku ve dikkat et ki, Allah Tealâ sana neyi emretmekte ve seni nelerden sakındırmaktadır?'

İşte sahâbe-i kirâmın (r.a) meşguliyetleri böyle Kur'anla hallenmek ve onun ahkâmıyla amel etmekti.


Hz. Peygamber (s.a) vefat ettiği zaman yirmi bin sahâbisi vardı.

(Yirmi bin kaydı belki de sadece Medine'de bulunanlar içindir. Zira Ebu Zer er-Râzi 'Resulullah (s.a) vefat ettiği zaman yüzondörtbin sahabi vardı' diyor. Tüm bunlar ondan hadis dinleyen ve rivayet edenlerdir. Buhari ve Müslim'de Enes'den rivayet edildiğine göre, Resulullah'ın zamanında bütün Kur'anı hıfzedenler dört kişidir ve hepsi de ensar' dandır.1.Ubey b. Ka'b,2.Muaz b. Cebel,3.Zeyd, 4.Ebu Zeyd'dir.) Fakat bu hadisin senedinde de za'f bulunabilir. Buna göre.


Oysa onlardan sadece altı kişi Kur'anı tamamen hıfzetmişti. Bu altı kişinin ikisi hakkında da ihtilâf vardır. Sahabilerin çoğu bir veya iki sureyi hıfzederdi. Bakara ve En'am sûresini hıfzedenler ise sahabilerin âlimleriydi.


Birisi Kur'an'ı öğrenmek için huzur-i saâdete geldiğinde Allah Teâlâ'nınHer kim zerre kadar bir iyilik işlerse onun karşılığını görecektir, faydası kendinedir. Her kim de zerre kadar bir kötülük, şer işlerse onun karşılığını görecektir, zararı kendinedir. (Zilzal 7-8) ayetinin okunduğunu duyar ve 'Bu kadarı bana kâfidir' diyerek gider. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a) hazır bulunanlara 'Bu kişi Kur'anın manâsını anlayarak gitti' buyurur.


*Âzabımızın aniden üzerinize gelip çatmayacağından emin mi bulunuyorsunuz? Ayeti gereğince,Kur'an okuyan kişi nefsine kesinlikle rıza ve temizlenmiş gözüyle bakmamalıdır. İyileri medhedip onlara Allah'ın çeşitli nimetlerini vadeden ayetleri okuduğunda nefsini onlardan saymamalı, 'Allah yolunda yarışın' emrine binaen belki o vasıflara lâyık olarak ibadet edenleri ve o sahada doğru olanları görmeli, onların kervanına katılmak için Allah'tan niyazda bulunmalıdır. Âsiler ve kusurluları yeren ve zemmeden ayetleri okuduğunda nefsini onlarla beraber görmeli ve kendisinin muhatap olduğunu takdir ederek korkmalıdır.


Yusuf b. Esbat'a 'Kur'an'ı okuduğun zaman nasıl dua ediyorsun?' diye sorulduğunda, 'Nasıl dua edeyim? Kusurumdan ötürü yetmiş defa Allah Teâlâ'dan af diliyorum...' diye cevap verir.


Nitekim ayet-i kerimede 'Ancak Allah'tan korkun' ve 'Allah, kendisinden, korkanlarla beraberdir.'


Bu bakımdan kişi Kur'an hakkında kendini böyle kusurlu görürse, onun bu görüşü Allah'ın rahmetine yaklaşmasına vesile olur. Çünkü yakınlıkta uzaklık gören bir kimse, kendisinde beliren korku nedeniyle yakınlıkla taltif ediliyor ve bu korku o yakınlığın ardından gelen diğer bir yakın dereceye onu çekip götürür. Kim uzaklıkta yakınlığı görüyorsa, aldanır. Aldanışı da onu uzaklığından daha uzak bir dereceye çekip götürür. Kişi kendini Allah katında razı olunmuş gözüyle görürse, nefsini kendi kendine yüceltmekle nefsi kendine perde olur. Nefsine iltifat etmekten vazgeçtiği ve okuduğunda Allah'tan başkasını müşahade etmediği zamanda (kendini kaybederek Hakk'ı bulmak, Allah'tan başka her şeyden kesilmek) işte o vakit melekût aleminin sırrı kendisine keşfolunur. Ve 'Kur'an'ın zahiri tefsirinden başka manası yoktur' diyen bir kimse, sadece kendi bilgi sınırından haber vermektedir. Böyle bir kimse, kendi nefsinin haber verdiği şeyde doğrudur. Fakat bütün insanları kendi kapasitesine sokup ta orada bocalatmaya hakkı olmadığı için bu bakımdan da yanlıştır. Haberler ve eserler, Kur'anın manalarının irfan ehli için çok geniş olduğuna delâlet ederler.


Nitekim Ali (r.a) 'Allah'ın kuluna verdiği-Kur'an hususundaki- üstün anlayış müstesnâ' buyurmuştur.


Huzeyfe (r.a) Hz. Peygamberin (s.a) kendisinden sonra ümmetinin ihtilâf ve ayrılığa düşeceğini kendisine haber verdiği zaman, Resulullah'a şöyle sorduğunu rivayet etmektedir:


'Ey Allah'ın resûlü ! O halde, o zamana yetişirsem, ne yapmamı bana emredersin?' Hz. Peygamber 'Allah'ın Kitab'ını öğren ve onun içindeki hükümlerle amel et. Zira kurtuluş ancak ondadır'.




















<- Önceki Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Kuran'a Dair Gerçek Bilgiler

«  January 2009  »
MonTueWedThuFriSatSun
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031 

Recent Posts

ZÂLİMLER ASLA KURTULUŞA ERDİRİLMEYECEKLERDİR
GAFLETLE KUR'AN OKUYANLARIN DURUMU
İMAN İKİ KANATLI KUŞTUR
İKİNDİ VAKTİ SÛRESİNE DAİR
DÜNYA METADIR. BİR OYUN VE OYALANMA YERİDİR
TOPTAN ALLAH'IN İPİNE SARILIN
BUYURDUK Kİ: “BİR KISMINIZ BİR KISMINIZA DÜŞMAN OLARAK İNİN YERYÜZÜNE”
ALLAH'I ANIN Kİ KURTULUŞA ERESİNİZ
İÇİNİZDE ‘İNANDIK’ DEYİP TE İNANMAYANLAR VARDIR.
ALLAH ÂDEM'İ BALÇIKTAN YARATTI VE ONA RUHUNDAN ÜFLEDİ
KENDİLERİNE BİR FAYDA DOKUNDUĞUNDA HEMEN SEVİNİRLER, BAŞLARINA BİR DERT GELDİĞİNDE HEMEN ÜZÜLÜRLER.
NAS SÛRESİ
TAN YERİ AYDINLIĞI SÛRESİ (Felâk Sûresi)
İÇTENLİK SÛRESİ
KURUSUN SÛRESİ
YARDIM, ZAFER SÛRESİ
KÂFİRLER SÛRESİ
KEVSER SÛRESİ
MÂUN SÛRESİ
FİL SÛRESİ
İKİNDİ VAKTİ SÛRESİ
KADİR SÛRESİ
HURMA VE ZEYTİN SÛRESİ
KUM YIĞINI SÛRESİ
KOŞAN ATLAR SURESİ
HABER SÛRESİ
GERÇEK SÛRESİ
DENENMİŞ SÛRESİ
CİN SÛRESİ
GÖNDERİLENLER SÛRESİ
SIRALANANLAR SÛRESİ
YUNUS SÛRESİ
VÂKİ OLAN SURESİ
YUSUF SÛRESİ
MAĞARADA UYUYANLAR SÛRESİ
HİKÂYELER SÛRESİ
LÛT SÛRESİ
SEBELİLER SÛRESİ
GANİMETLER SÛRESİ
CENNET İLE CEHENNEM ARASINDAKİ DUVARDAN BAHSEDEN SÛRE
HAYVANLARDAN BAHİS GEÇEN SURE
ZİYAFET SOFRASI SÛRESİ
İMRAN SOYU SÛRESİ
İNANANLAR SÛRESİ
KUR'AN (Türkçe)
KUR'AN (Türkçe)
KUR'AN'DA ZULÜM KAVRAMI
FİTNE ADAM ÖLDÜRMEKTEN BETERDİR.
CENNETTE DERECELER VARDIR
KİBİRLENMEYİN. ALLAH, KİBİRLENENLERİ SEVMEZ.
Atasözü
ALLAH, SABREDENLERLE BERABERDİR
ALLAH, RİYÂKÂRLARIN CEZASINI VERECEKTİR
KIYAMET GÜNÜ HAKKINDA
DİNDE SABIR, SEBÂT VEYA GAFLET
BİRİKTİRDİKLERİ ALTIN VE GÜMÜŞLERLE ALINLARI, SIRTLARI VE YANLARI DAĞLANIR
KÂFİRLER SÛRESİ (Kâfirun Sûresi)
ALLAH'A İMAN
ALLAH'A İMAN
'ALLAH EVLÂT EDİNDİ' DEDİLER.HÂŞÂ ALLAH,EVLÂT EDİNMEKTEN MÜNEZZEHTİR VE O ÇOK YÜCEDİR
KAN İLE GAİTA ARASINDAKİ SÜTÜ ÇIKARIRIZ HALÂ DERS ALMAZLAR MI?
ALLAH'TAN SAKININ
ALLAH YOLUNDA ÖLDÜRÜLENLERE 'ÖLÜLER' DEMEYİN
HER KİM ZERRE KADAR BİR İYİLİK İŞLERSE, KARŞILIĞININ AYNISINI GÖRECEKTİR. HER KİM DE ZERRE KADAR BİR KÖTÜLÜK, ŞER İŞLERSE KARŞILIĞININ AYNISINI GÖRECEKTİR
KISA NAMAZ SÛRELERİ
KUR'ANDA NESH VE MENSUH
SURE’NİN ANLAMI
VAHİY GERÇEĞİ
KUR'AN'I ANLAMAYI ENGELLEYEN HER ŞEYDEN UZAKLAŞMAK
Yeni Yıl Kutlamaları
ALLAH’IN AYETLERİNİ DEĞERSİZ ŞEYLERLE DEĞİŞMEYİN.
HER KİM ZERRE KADAR BİR İYİLİK İŞLERSE KARŞILIĞINI GÖRECEKTİR. FAYDASI KENDİNEDİR.HER KİM DE ZERRE KADAR BİR KÖTÜLÜK, ŞER İŞLERSE KARŞILIĞINI GÖRECEKTİR. ZARARI KENDİNEDİR.
KUR'AN'DAN KOPAN KAVRAMLAR
İNANANLAR:'BİZ PEYGAMBERLER ARASINDA BİR FARK GÜTMEYİZ'DEMELİDİR
BİZ NİCE ZALİM KAVMİ HELAK ETTİK.HALÂ AKLETMEZLER Mİ?
HER ŞEY DE BİR İŞARET VARDIR
KUR'AN'I BİR DAĞIN ÜZERİNE İNDİRSEYDİK DAĞ ALLAH KORKUSUNDAN PARAMPARÇA OLUR, YERE YIKILIRDI
HER ŞEY ALLAH'I TESBİH EDER FAKAT SİZ FARKINA VARAMAZSINIZ
KURAN AYETLERİNDEN BAZILARI
O GÜN, KIYAMET UZUVLARI ALEYHLERİNDE TANIKLIK EDECEKTİR
ALLAH SEVGİSİ
SOSYAL ADALET SOSYALİZM KAPİTALİZM
İSLÂM VE BOZULMUŞ SAİR İNANIŞLAR
KUR'AN AHLÂKI
ALLAH'IN İZNİ OLMADAN YAPRAK BİLE KIMILDAMAZ
ALLAH'IN ÇİZDİĞİ SINIRLARI AŞANLAR ZALİMLERDİR.

Friends

onursargin

batak oyna