19/2/2008 - CENNETTE DERECELER VARDIR
Allahü Tealâ
Kur'an'da bildirir ki: ALLAH YOLUNDA YURTLARINDAN ÇIKARILANLARA
YARDIM EDENLER, DİNDE SABIRLA SEBÂT EDENLER, İYİLİK EDEN,
İYİ DAVRANANLAR CENNETLERE GİRECEK VE EBEDÎ OLARAK ORADA
KALACAKLARDIR. ONLARA DERECELER VARDIR. Peygamberimiz (sav)'in bir
hadisinde 'Cennet yüz derecedir. Doksan dokuzu akıl ehline
mahsustur. Geriye kalan biri ise diğer ahaliye'. [Ramuz el-Ehadis-1,
s. 200/11]
Peygamberimiz
(sav)'in bir hadisinde ise cennet köşkleri şöyle tarif
edilir:
Cennet
ehli gurfelerde (cennet köşkü) kalanları (ehl-i guraf)
görürler. Tıpkı, ufukta doğudan batıya giden inci gibi
parlak yıldızları gördüğünüz gibi.
Aralarındaki derece-fazilet farkı, (gurfe ehlini) böyle
yukarıda gösterir. [Buhari, Müslim, Cennet 11, 2831]
Cennet
köşkleri kırmızı yakut, zebercet (zümrüt) ve beyaz
incidendir. Onlarda hiçbir kusur ve ayıp yoktur. Cennet ehli
bunlara, sizin gökte, doğu ve batıdaki parlak yıldızlara
baktığınız gibi bakarlar... [Ramuz el-Ehadis-1, s. 225/6]
Yukarıda
bahsettiğimiz dünya dışı gözlenip, keşfedilen gök
cisimlerinin insan yaşamına uygun, elverişli olmaması ve ancak
her şeyde bir işaretin mümkünlüğü nedeniyle
-teşbihte hata olmaz- müminlere amellerine göre çeşitli
büyüklüklerde bir veya on dünya, yüz dünya
ya da birbirlerine kıyas bakımından dünya misket kadar ise
güneş iki futbol topu, Venüs'ün misket, Jüpiter'in
portakal, diğerlerin mandalina, bezelye, Plüton'un susam
büyüklüğünde vs.vs genişlikte özel mekan
verilmesi olarak düşünülebilir.
Allahü
Tealâ, dünya ile cennet mukayese edilemeyeceği yani ta
kendisi olmaması sebebiyle izafeten bu ayeti bildirmiştir: 'Her
şeyde bir işaret vardır'. Dünya şartlarında ne kadar
uğraşılırsa uğraşılsın sahip olunan zenginlik insanın
ruhunda beklendiği gibi bir zevk oluşturmaz. Bazı alanlarda kişiye
konfor sağlasa da, kusurlarla, eksiklerle dolu dünya
şartlarında yaşanan zenginlik de ancak buna uygun bir çizgidedir.
Eğer
cennette olan şeylerden bir tırnaklık miktar görünseydi
yer ile gök arasını süse boğardı. Eğer cennet ehlinden
bir adam görünüp bileziklerini gösterseydi,
Güneş'in yıldızların ışıklarını bastırdığı gibi
Güneş'in ışığını bastırırdı. [(Tirmizi), Büyük
Hadis Külliyatı-5, s. 409/10096] Cennetliklerin başlarında
taçlar vardır. Taçtaki tek inci, maşrık (Doğu) ile
mağrip (Batı) arasını aydınlatır. (Tirmizi), Kütüb-i
Sitte-14, s. 451/6. Kadının boynundaki incilerin bir tanesi garp
(Batı) şark (Doğu) arasını aydınlatır... Başında bulunan
taçların en küçük incisi de yine şarkla
garp arasını aydınlatır. [Ramuz el-hadis-1, s. 99/8] Yine
Peygamberimiz (sav)'in hadislerinden birinde de cennet köşklerinin
hiçbir destek ve dayanak olmaksızın durduklarından
bahsedilmektedir. Kuşkusuz bu durum da benzersiz ve heyecan verici
bir güzelliğe işaret etmektedir:
Evrendeki
gök cisimlerinin dağılımı,dev boşluklar, amaçsız
yere ortaya çıkmamışlardır; amaçlı bir yaratılışın
sonucudurlar. Bir gün Resulullah, "Cennette öyle
köşkler vardır ki, ne kendisini yukarıya bağlayacak
çengelleri ve ne de altında direkleri vardır" buyurdu.
Bunu dinleyen Ashab, "Ey Allah'ın Resulü, o köşklerin
ehli oraya nasıl girecek?" diye sordu. Resulullah (a.s.m.),
"Onlar kuşlar misali uçarak girecekler" buyurdu.
Cennetteki
her detay en hoşa gidecek güzelliklerle yaratılmıştır.
Cennet köşkleri ile ilgili olarak Peygamber Efendimiz (sav) bir
başka hadisinde şöyle buyurmaktadır:
Cennette
bir köşk vardır. Etrafı burçlar (hisar, kule), otluk,
sulak yerlerle çevrilidir. Beş bin de kapısı vardır...
[Ramuz el-Ehadis-1, s. 125/5]
Cennette
"Reyyan" denilen bir nehir vardır. Üzerinde mercandan
bir şehir kurulmuştur. Onun altın ve gümüşten yetmiş
bin kapısı bulunur. İşte bu, hamil'i Kur'an'a mahsustur. [Ramuz
el-hadis-2, s. 326/4]
Ayrıca
hadislerde cennet köşkleri ile ilgili şöyle bir özelliğe
daha dikkat çekilmektedir:
Cennette öyle köşkler
vardır ki, içindeki dışındakini, dışındaki içindekini
görür... [Ramuz el-hadis-1, s. 125/9]Cennette köşkler
vardır. Dışları içlerinden, içleri dışlarından
görünür. [Kütüb-i Sitte-14, s. 447/2]
İncil'de
de Allah'ın ahiret yurdunda hazırladığı mekanlardan şöyle
söz edilir:
Biliyoruz
ki, içinde yaşadığımız bu dünyasal çadır
yıkılırsa, göklerde Allah'ın bize sağladığı bir konut,
elle yapılmamış ve sonsuza dek kalacak evimiz vardır.
(Korintlilere İkinci Mektubu, 5. bölüm, 1)
Nitekim
"dünya" kelimesi Arapça'daki "deniy"
kelimesinden türemiştir. Bu kelime ise alçak, düşük,
basit, değersiz gibi anlamlara gelmektedir. Bununla beraber kainatta
bir düzen bulunmaktadır. Bu kusursuz düzen içinde
güneş sistemi çok küçük bir yer
tutmaktadır. Ancak kainata göre bir nokta tanesi kadar küçük
olan bu sistem, bize göre çok büyüktür.
Güneş sisteminin büyüklüğünü biraz
daha detaylı düşünelim.
Bu sistem,
evrenin içindeki diğer yıldızlara göre orta-küçük
bir yıldız olan Güneş'in etrafında dönmekte olan dokuz
gezegenden ve onların elli dört uydusundan oluşur. Dünya,
sistemde Güneş'e en yakın üçüncü
gezegendir. Güneş'in çapı, Dünya'nın çapının
103 katı kadardır. Ancak bu kadar dev bir boyuta sahip olan Güneş
Sistemi, içinde bulunduğu Samanyolu galaksisine oranla
oldukça mütevazidir. Çünkü Samanyolu
galaksisinin içinde, Güneş gibi ve çoğu ondan
daha büyük olmak üzere yaklaşık 250 milyar yıldız
vardır. Spiral şeklindeki bu galaksinin kollarının birisinde,
bizim Güneşimiz yer almaktadır.
Ancak ilginç
olan, Samanyolu galaksisinin de uzayın geneli düşünüldüğünde
çok küçük bir yer oluşudur. Çünkü
uzayda milyarlarca başka galaksiler de vardır.
“Biz Dünyayı
eğlence olsun diye yaratmadık. Eğer öyle olsaydı bunu kendi
katımızda bulabilirdik”” Göklerde ve yerde ne varsa
O'nundur” “Her şeyde bir işaret vardır” ayetlerinde
bildirildiği gibi, samimi
olarak düşünen her akıl sahibi insan, evrende hiçbir
şeyin amaçsız ve başıboş olmadığını, Allah tarafından canlılar için
yaratılmış ve düzenlenmiş olduğunu anlar. Kimi
insanların bunu kavrayamamalarının nedeni ise samimi ve ön
yargısız bir biçimde düşünememeleridir.
|