Allah Yoluna Davet Et

26/3/2008 - KUR'AN (Türkçe)

-------------------------------sayfa-3---------------------------------------------------- 

190 – Allah yolunda canlarınızla, mallarınızla savaşın. *Sizinle savaşırlarsa siz de Allah yolunda savaşın. Fakat haddi aşmayın. Allah, saldırganları sevmez. * *Vazgeçerlerse artık düşmanlık sadece zalimleredir.*

191 – Birbirinizi yurtlarından çıkarmayın. Birbirlerini yurtlarından çıkaranlar için çok acı bir azap vardır. Onlar cehenneme girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır. İnkârcıların cezası işte budur.*Size saldıranları nerede yakalarsanız öldürün ve sizi nasıl yurdunuzdan çıkardılarsa, siz de onları çıkarın.* (Fitne, adam öldürmeden beterdir.) Yalnız Mescid-i Haram yanında onları öldürmeyin. Meğer ki onlar orada sizi öldürmeye kalksınlar.

192 -* Vazgeçerlerse, Allah, bağışlayan ve acıyandır.*

193 - * Allah'a inanıncaya ve bir fitne kalmayıncaya kadar onlarla çarpışın. Vazgeçerlerse artık düşmanlık sadece zalimleredir.*

194 -*Haram aylarda yapılan saldırılara, haram aylarda karşılık verin. Kim size saldırırsa aynıyle siz de ona saldırın.*(Size bir tokat atana siz de atın). Yalnızca Allah'tan korkun. O, kendisinden korkanlarla beraberdir.

195 - Allah yolunda canlarınızla, mallarınızla savaşın. Allah yolunda öldürülenlere “Ölüler” demeyin. Onlar diridirler fakat siz farkında değilsiniz. Allah iyilik eden, iyi davrananları sever.

196 – Size dört ayaklı hayvanlardan koyun, keçi, sığır, deve cinsinden hayvanların eti helâl kılındı. * Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) bundan alıkonulursanız kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Ve kurban, yerine varıncaya kadar içinizden hasta olan veya başından dertli olan tıraş olursa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse, kolayına gelen kurbanı keser. Bunu bulamayana ise üç gün hacda, yedi de döndüğünüzde ki tam on gün oruç tutar. Bu hüküm, ailesi Mescid-i Haram civarında oturmayanlar içindir. *

Ancak Allah'tan korkun. Çünkü O'nun azabı en şiddetlidir.

197 - (Hac, belli aylardadır. O aylarda hacca niyet edenler bilsinler ki, hacda kadına yaklaşmak, günah işlemek ve kavga etmek yoktur.) Allah, işlediklerinden haberdardır. Ancak, Benden korkun!

198 - *Allah'ınızdan rızık bolluğu istemenizde bir beis yok. Arafattan akın akın inerken Meşar-ı haramda (Müzdelife) Allah'ı anın ve doğru yolu size nasıl öğrettiyse öyle anın. Daha önce doğru yoldan sapmışlardandınız.*

199 - *Sonra herkesin Arafattan akın ettiği yerden siz de dönün.* Allah'tan af dileyin. Çünkü, O'nun azabı en şiddetlidir. *Allah suçları bağışlayıcı ve acıyıcıdır *

200 - * Hac ibadetiniz tamamlandıktan sonra, babalarınızı andığınız gibi hatta daha üstün bir şekilde Allah'ı anın. Onlardan,“ Rabbimiz! Bize dünyada nimetler ver!" diyenler vardır ki o kişiler ahirette nasipsizdir.* (Dünya nimetlerini isteyene ondan veririz. Ahireti isteyene de ondan veririz. Dünya nimetlerini isteyenin ise ahirette bir nasibi yoktur.)

201 - *Yine onlardan öyleleri de vardır ki, "Rabbimiz! Bize dünyada da ahirette de iyilikler ver, bizi cehennem azabından koru!" derler.*

202 - * Kazançlarından fayda görecek onlardır.* Allah hesabı tez görür.

203 – (Sayılı günlerde Hac sırasında telbiye ve tekbir getirin.) *Acele edip de iki günde dönmek isteyenlere bir günah olmaz, daha uzun kalanlara da Allah'tan korkmak şartı ile günah olmaz. * Allah'tan sakının. *Dönüş O'nadır*


204 -*O kimsedir ki, dünya'ya dair sözleri senin hoşuna gider ve kalbindeki için Allah'ı tanık gösterir. Oysa o düşmanların en yamanıdır.**kastedilen Akmas bin Şoraik adlı müraî-**

205 - *Senden uzaklaştığında yeryüzüne fesat saçar, ekini ve nesli yok etmeye çalışır. Allah ise fesadı sevmez.

206 - Ona “Allah’tan kork” denince, suçları ve günahları ile kibirlenmeye yeltenir, onun hakkından cehennem gelir. Ne fecî yerdir o.*

207 - *O kimsedir ki Allah'ın rızasını elde etmek için kendini harcar*(**Suheib'dir ki gazada nesi varsa harcamış ve muhaceret etmişti.** Allah kullarına çok acıyandır.

208 – Toptan Allah'ın ipine sarılın. Ona tutunanlar; kopmaz, sağlam bir kulpa yapışmış demektir. Şeytan sizin apaçık düşmanınızdır. ( Şeytanın izini takip etmeyin).

209 - * Size açık deliller geldikten sonra da yine sarsılırsanız bilin ki, Allah gücü her şeye yetendir. Allah'ın hükmü geniştir* ve hikmet sahibidir. *

210 – İşler dönüp Allah'a varır. O, kalplerde olanı bilir. *Yoksa bekliyor musunuz ki bizzat Allah ve melekleri bulutların gölgesinde geliversinler ve iş olsun bitsin. * (Bize tehdit olunan azabı başımıza getir de görelim derler. Onlar azabın çabuklaştırılmasını mı istiyorlar. O takdirde yeryüzünde iki ayağıyla yürür bir tek canlı mahluk kalmazdı.)Eğer aranızda rahat rahat dolaşabilselerdi peygamber olarak melek gönderirdik. Melek de göndersek onları sizin suretinizde gönderir, sizin giydiğiniz elbiseleri giydirirdik.)Allah'ın azabı er, geç gerçekleşir. O, hesabı tez olandır.

211 - *İsrailoğullarına sor: Peygamberler onlara delillerle geldiler. Allah'ın nimetine eriştikten sonra onu değiştirmeye kalkışanlar yok mu onlara Allah'ın azabı çok şiddetlidir. *

212 -Onlardır ki, Allah’a ve O'nun ayetlerine inanırlar. Namaz kılarlar, yoksullara yardım ederler. İşte o kimseler kurtuluşa erdirileceklerdir. (Eğer inanmışsanız üstün olan sizlersiniz).

Onlardır ki, ayetlerimizi yalanlarlar, inananlarla alay ederler. O kişiler suçlarının cezasını çekeceklerdir. Onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridirler.*İnkar edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. * Ancak Allah'tan korkun.

213 – Birbirinizle tanışasınız diye sizi kavimler halinde yarattık. Daha önce de peygamberler gönderildi. Onları yalanladılar ve helâk edildiler. Kıyamet günü Allah aranızda adaletle hükmedecektir. Allah zalim kavmi doğru yola iletecek değildir. Dilersek sizi yok eder de yerinize başka bir kavim getiririz. (Kitaba sırf kıskançlık yüzünden inanmamaları ne kötü bir şeydir.) De ki: Benim görevim ancak uyarmadır.

*İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere kitapları hak olarak indirdi. Kendilerine açıkça âyetler geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenleri, kendi izniyle, onların hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Allah dilediğini doğru yola iletir.

214 - (Yoksa sizi ayırt etmeden, *daha öncekilerin çekmeye mecbur kaldıkları ibret verici haller başınıza gelmeden* cennete gireceğinizi mi sandınız?) * Peygamber ve onunla beraber mü’minler, “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. Mutlaka Allah’ın yardımı yakındır. *Size Allah'tan başka ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı. Sabredin. Allah, sabredenlerle beraberdir.

215 – *Onlar yardım (nafaka )olarak ne vereceklerini soruyorlar. Onlara de ki: Servetinizden anne babanıza, yakınlarınıza, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara veriniz. * Her kim zerre kadar bir iyilik işlerse karşılığını görür. Kendi aleyhine(hakkına)dir. Her kim de zerre kadar bir kötülük, şer işlerse karşılığını görecektir. Kendi aleyhine(hakkına)dir. Herkese işlediklerinin karşılığı verilecektir. Allah her şeyi en iyi işiten ve bilendir.

216 - *Savaş size farz kılındı, gerçi o size hoş gelmez. Nice defalar hoşlanmadığınız şey, sizin iyiliğinizedir. Nice defalar hoşlandığınız şeyden size kötülük, şer gelir. Allah bilir, siz bilmezsiniz. *

217 - İnkâr eden, kötü, şer işler işleyenler cehenneme girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır. Zalimlerin kazandıklarının bir faydası olmayacaktır. Onların işleri boşa çevrilir.(Sana haram ayda savaşmaktan sorarlarsa de ki: O ayda savaşmak, büyük günahtır.) *Bununla beraber Allah yolundan alıkoymak, insanları, Mescid-i Haram'dan menetmek ve halkını oradan çıkarmak, katilden daha büyük günahtır ve fitne, öldürmekten beterdir. Onlar sizi imanınızdan ayırıncaya kadar savaştan vazgeçmeyeceklerdir.* Sizden her kim, dininden dönüp kâfir olarak öldüyse işlediği iyilikleri, dünyada ve ahirette boşa çevrilir. İşte onlar, cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır. *

218 - *Allah yolunda yurtlarından çıkarılan ve savaşanlara gelince, işte onlar, Allah'ın rahmetini umarlar. Çünkü Allah, çok bağışlayıcı ve rahmet edicidir. *

219 - (Sana şarap ve kumar hakkında soruyorlar. De ki: Bunlarda büyük bir günah ve insanlar için biraz fayda vardır. Fakat günahları, faydalarından çoktur.)*Ve sana mallarından ne vereceklerini soruyorlar. De ki: Kendilerini sıkıntıya uğratmayacak miktarını versinler.*Allah ayetlerini böyle bildirmededir. Halâ düşünmezler mi?

220 – Yetim malı haramdır. *Sana yetimlerden soruyorlar. De ki: Onların durumlarını düzeltmek iyiliktir, onların mallarını korumak hakkınızda hayırlıdır. Onlar kardeşlerinizdir. Allah itina ile davrananı da emrine asi gelen kimseleri de ayırt etmesini bilir. Allah dileseydi sizi korku ve tasaya uğratırdı. *Allah, gücü her şeye yetendir. Kıyamet ansızın başınıza gelecektir. O gün hüküm yalnızca O'nundur.

221 – Zîna haramdır. Allah'a eş koşmak ile zîna arasında bir fark yoktur. Zina eden bir erkek ancak, zina eden veya Allah'a eş koşan bir kadını nikâhlayabilir. Zina eden bir kadın da ancak, zina eden veya Allah'a eş koşan bir erkeği nikâhlayabilir. Zîna eden kadın ile erkeğin her birine yüz sopa vurun. Hür ve namuslu kadınlara zîna iftirası atıp da tanık getirmeyenlerin her birine seksen sopa vurun. Haklarında zina isnad edilenlere aranızdan ikisi erkek, ikisi kadın dört tanık getirin. Hakkında zina isnad edilen kadına, kocası eğer tanık getiremiyorsa Allah adına dört defa yemin ettirmelidir. Beşincide eğer yalan söylüyorsam Allah'ın lâneti benim üzerime olsun demelidir. Öyle kadınların nikâhı câiz değildir. Allah, temizlenenleri sever. Zina edip de af dileyenler hakkında bahaneler aramayın. Onları bırakın. Boşanan bir kadın üç ay müddetle beklesin. Kadınlarınızı ya iyilikle tutun ya da onları iyilikle bırakın. Oysa ne de güzel birbirinizle kaynaşmıştınız. Boşama iki defadır. Bundan sonra kadın başka bir erkekle nikahlanıp ayrılmadıkça kocası tekrar onu alamaz. Kocası ölen bir kadın dört ay on gün müddetle beklesin. Kadınlara özürlü günlerinde yaklaşmayın. Kadınlar sizin tarlalarınızdır. Onlara dilediğiniz gibi girin. Evlerinize arkalarından yaklaşmayın. Kapılarından girin.*Kadınlar temizlendiklerinde onlara Allah'ın emri üzere yaklaşın* Anneler çocuklarını iki tam yıl emzirmelidir.

Ölünün bıraktığı terekeden erkeğe iki kız payı vardır.

Kızlar, iki veya daha fazla iseler terekenin üçte ikisi onlara verilir. Anneye 1/3 pay düşer.
Eğer tek kız varsa terekenin tamamı ona verilir.
Çocuklar hem kız, hem erkekse anneye ¼ pay verilir.
Ölenin çocuğu yoksa, evli idiyse ve yalnızca tek kız kardeşi varsa terekenin yarısı onundur. Kardeşleri fazla iseler ve anne baba da varsa 1/3'i kardeşlerinindir. Anne babanın da her birine 1/6 pay verilir.


İşte Allah'ın çizdiği sınırlar bunlardır. Allah'ın çizdiği sınırları aşanlar zâlimlerin ta kendileridirler. İyice anlamanız için ayetlerimizi işte size böyle açıkça bildirmedeyiz.

*Allah'a eş koşan kadınları Allah'a inanıncaya kadar nikâhlamayın. Bunlar hoşunuza gitse bile inanan bir cariye onlardan daha hayırlıdır. Allah'a eş koşan erkeklere, Allah'a inanan kızlarınızı nikâhlamayın. Onlar hoşunuza gitse bile, inanan bir köle, onlardan daha hayırlıdır. Onlar sizi ateşe çağırırlar. Allah ise sizi cennete, affa çağırır.*

222 – Bir erkek nikâhla dört hanım alabilir. Eğer, aralarında adaletle muamele yapamayacaksanız bir tane ile yetinin. Bu sizin için daha hayırlıdır. Allah’ın çizdiği sınırlar işte bunlardır.

223-224 - Sözlerinizi yerine getirin. Yeminlerinizi tutun. Yeminlerini tutamayanlar üç gün ardarda oruç tutar veya bir yoksulu on gün ya da on yoksulu bir gün doyuracak kadar fidye verir. (Yeminlerinizi doğrulamak ve âdil, dindar, barışçı görünmek için yeminlerinizi teyit etmek üzere Allah'ın adını anıp durmayın). Allah, her şeyi en iyi işiten ve bilendir. O, karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa bilir.

225 – Ayetlerimizi yalan sayandan daha zalim kim vardır? (Allah, bilmeyerek ağzınızdan bir çırpıda çıkıveren, kasıtsız sarf ettiğiniz yeminleriniz için cezalandırmaz fakat Allah'ın adını anmak suretiyle kalbinizdeki kötü niyete bağlı olarak ve sık sık ettiğiniz yeminlerden sizi sorumlu tutar.)

Allah'tan çekinin. O, iyi ve temiz kişileri korur ve sever.

226 -* Hanımlarından ayrılmak için yemin edenler dört ay düşünmelidir. Eğer bu esnada niyetlerinden vazgeçerlerse,* (Allah kalbleri uzlaştırandır).

227 - *Fakat boşamakta ısrar ederlerse *Allah her şeyi en iyi işitir ve bilir.

228 - *Boşanan bir kadın üç ay müddetle beklesin. Allah'a ve Kıyamet gününe inanıyorlarsa Allah'ın rahimlerinde yarattığını (cenin) gizlemeleri helal değildir. Hanımı hamile ise kocasının onu tekrar alması daha hayırlıdır. Bu müddet içinde kocaları barışmak isterlerse hanımlarını almaya tam hakları vardır. İkisinin anlaşarak aynı haklarla yaşamaları hayırlıdır.*

229 - *Fakat erkek ve kadın Allah'ın çizdiği sınırları koruyamayacaklarından korkarlarsa o başka. Siz de onların bu sınırları koruyamayacaklarından korkarsanız kadının nikâh hakkından vazgeçmesinde iki taraf için de bir günah olmaz.* Kadınları ya iyilikle tutun ya da onları iyilikle bırakın. (Ve onlara verdiğiniz mihirden bir şey geri almanız size helâl olmaz. Meğer ki gönül hoşnutluğu ile versin.) İşte bunlar, Allah'ın çizdiği sınırlardır. Kim bu sınırları aşarsa, işte onlar zalimlerdir. Hâlâ akletmezler mi?

230 - Boşama, iki defadır. Eğer kadını bir daha boşarsa, üçüncüde kadın, başka bir kocaya varıp ondan da ayrılıncaya kadar tekrar onu alamaz. Eğer ikinci koca da onu boşarsa, Allah'ın çizdiği sınırları koruyacaklarına ümitleri varsa o kadının eski kocasıyla evlenmesinde bir günah olmaz. İşte bunlar, Allah'ın çizdiği sınırlardır. Bu sınırları aşanlar zâlimlerdir.

231 - *Kadınları önce de, onları boşadığınız zaman müddetleri bitene kadar da sonra da, onları ya iyilikle tutun ya da onları iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz için zararlarına olarak onları tutmayın. Her kim bunu yaparsa ancak kendine zulmeder. *Onlardır ki ayetlerimizi alaya alırlar. İşte o kimseler zalimlerin ta kendileridirler. Zalimler ise asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. Yalnızca Allah'tan korkun. O, hesabı tez olandır.

232 – *Boşanmış kadınların, müddetleri sona erdiğinde, aralarında iyilikle anlaşırlarsa, kocalarıyla tekrar nikahlanmalarına engel olmayın. İşte bu, içinizden Allah'a ve ahiret gününe inananlara verilen bir öğüttür. *Ayetlerimiz işte bunlardır. Eğer inanırsanız bu, sizin hakkınızda hayırlıdır. Fakat yine de bunu bilmezler. Allah sözlerinde değişme olmaz. O, her şeyi en iyi işitir ve bilir.

233 - Anneler, çocuklarını, iki tam yıl emzirmelidir.* Evlâdı olan erkek de onu emziren hanımının rızkını, giyimini örfe göre sağlamakla mükelleftir. Kimseye gücünün üstünde bir şey teklif edilemez, ne anne evlâdından zarar görmeli, ne de baba. Mirasçıya hüküm böyledir. Anne ile baba anlaşarak çocuğu memeden kesmek isterlerse beis olmaz. Çocuklarınızı başkalarına emzirtmek isterseniz örfe göre bir şey verdiniz ise, bunda size suç bulunmaz. * Allah'tan sakının. Çünkü O, her şeyi en iyi görür ve bilir.

234 – Kocası ölen bir kadın, dört ay on gün müddetle beklesin. *Müddetlerini bitirdiklerinde nikâhla dilediklerine varabilirler. Bunda size bir günah olmaz. *Allah, her şeyden haberi olandır.

235 - (Kocaları ölen kadınları nikâhlamayı istediğinizde, daha onların bekleme müddetleri sona ermeden belli etmenizde veya gönlünüzde saklamanızda bir günah olmaz. Meşru sözler dışında, sakın onlarla gizlice söyleşmeyin. Müddet sona ermeden nikâhlamaya kalkışmayın.) Allah, kalplerde, gönüllerde saklı gizli ne varsa bilir.

236 – *Kadınlara dokunmadan veya nikâh parası kesilmeden onları boşarsanız size bir günah olmaz. Fakat herkes kendi mâli takatine göre onların iaşesiyle mükelleftir. Bu, iyilik edenler üzerine bir borçtur. *

237 - *Onlara dokunmadan boşarsanız kesiştiğiniz (aranızda anlaştığınız miktar) nikâh parasının yarısını ödemeniz gerektir. Meğer ki kadın hakkını (gönül hoşnutluğu ile) bağışlasın ya da nikâhın düğümünü elinde tutan bu hakkı tanısın. Sizin bağışlamanız Allah korkusuna daha uygundur* O, her hâlinizden haberdardır.

238 - Orta namazı olan ikindi namazına dikkat edin. *Namazlarınızı muntazam eda edin*

239 - (Eğer (bir tehlikeden)korkarsanız, yürüyerek veya at üzerinde giderken kılın.) *Emniyete kavuşunca size bilmediğinizi öğreten Allah'ı anın. *


240 - İçinizden ölüp de dul kadın bırakanlara gelince, onları evlerinden çıkarmayıp yılına kadar bir geçim vasiyet edin. Eğer onlar, kendiliklerinden evlerini bırakıp giderlerse yapacakları meşru bir fiilden dolayı size bir günah bulunmaz. * Allah gücü her şeye yetendir. *hakîmdir.*


241 -*Boşanan kadınlara örfe göre nafaka verin. Bu Allah’tan sakınanlara bir borçtur.* Onlar o kişilerdir ki, ayetlerimizden habersizdirler. Onlar o kişilerdir ki ayetlerimizden yüz çevirmedeler. Onlar için çok acı bir azap vardır.

242 -İyice anlayasınız diye Allah ayetlerini böyle açıkça bildirmededir.

243 - *Görmedin mi o kimseleri ki, binlerce kişi iken ölüm korkusuyla yurtlarından çıktılar. Allah da kendilerine "ölün!" dedi, sonra onları diriltti. Allah, insanlara lûtfedicidir fakat çoğu şükretmez.*

244 – Allah yolunda canlarınızla, mallarınızla savaşın. Allah, her şeyi en iyi işiten ve bilendir.

245 – *Onlardır ki, (canları ve malları ile) Allah'a güzel bir ödünç versinler de Allah onlara kat kat ödemesin. Allah darlıkta ve genişlikte bağışlayandır. Sonunda O'na döneceksiniz.*

246 – Âzabımızın aniden üzerinize gelip çatmayacağından emin mi bulunuyorsunuz? Allah dilediğini gerçekleştirir.*İsrail oğullarının ileri gelenlerini görmez misin? Hani Musa'dan sonra bir zaman peygamberlerine, “Bize bir kumandan gönder de ona uyup Allah yolunda savaşalım” demişlerdi. O da onlara,“Size savaş emredilir de savaşmayı verirseniz” demişti. Onlar da, “ Neden savaşmayalım? Yurdumuzdan çıkarıldık, çocuklarımızdan ayrıldık” diye cevap vermişlerdi. Fakat savaş emredilince pek azı katlanmıştı. Öbürleri ise sözlerinden döndüler. *Allah herkesin ne yaptığını gayet iyi bilir. Zalimler ise asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. Onlar için çok acı bir azap vardır.

247 - *Hani Peygamberleri onlara, “Allah size Tâlût’u komutan olarak gönderdi” dedi. Onlar, “O bize nasıl emreder, bizim komutanlığa ondan fazla hakkımız var, bizden zengin de değil.” dediler de Peygamberleri “Allah onu seçti, bilgisini artırdı ve vücut bakımından üstünlük verdi.” dedi. Allah mülkünü dilediğine verir. Allah'ın rahmeti geniştir ve O, her şeyi en iyi bilendir.*

248 - (Peygamberleri, onlara şöyle dedi. “Onun kumandanlığının alâmeti, size Rabbinizden güven ve sükûn veren, içinde Musa ile Harun soyundan kalmış emanetleri bulunan sandığın size gelmesidir. Onu melekler taşır. Eğer inanırsanız bu sizin için işârettir.)

249 - (Talut, ordu ile hareket edince dedi ki: "Allah sizi bir ırmakla deneyecektir. Kim ondan içerse, benden değildir. Tatmayan bendendir. Yalnız eliyle bir avuç su almakta zarar olmaz. Onlardan pek azı müstesnâ sudan içtiler. )*Talut ve beraberindeki iman eden kimseler ırmağı geçtiklerinde. "Biz bugün, Calut ile ordusuna karşı duracak gücümüz yok." dediler. Allah'a kavuşacaklarına inanıp, bilenler ise dediler ki: "Allah'ın izniyle nice az topluluk, nice çok topluluğa galip gelmişlerdir. Allah, sabredenlerle beraberdir."*

250 - (Calut ve ordusuna karşı çıktıklarında: " Rabbimiz! sabır ve sebâtımızı arttır, doğru yolunda ayaklarımızı sabit tut ve inkârcılara karşı bize yardım et!" dediler.)*Allah'ın izniyle galip geldiler. Davud, Calut'u öldürdü.* (Allah, bir kısmınızı, bir kısmınızla defetmeseydi yeryüzü fesâda boğulurdu.)

251 - Davut'a Zebur'u verdik. Ona emrimizle hükmetmesi için doğruyu yanlıştan ayıran ifade gücünü verdik. Davut dağlar ve kuşlarla birlikte Rabbini tespih ederdi. Ona zırh yapmasını öğrettik.

252 - Allah'ın âyetleri işte bunlardır ki onlara sana bildirmedeyiz. De ki: Ben Allah'ın elçisiyim. Bana vahiy gelmektedir.

253 – Peygamberler arasında da dereceler vardır. Îsâ'ya İncil'i verdik ve onu kutsal ruhla destekledik. Her şey Allah'ın dilemesi ve takdîri iledir. O, irâdesi ile hükmeder.* Allah dileseydi, peygamberlerin ardından birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ihtilâfa düştüler, içlerinde inananları var, inanmayanları var.*

254 -Yoksullara yardım edin. Namaz kılın, zekât verin. Kıyamet saati mutlaka gelecektir. Kimsenin kimseye bir faydası dokunmayacağı o günden korkun. O gün uzuvları aleyhlerinde tanıklık edecektir. İnananlar için ise ne korku olacaktır ne de kaygı. Allah'ın azabı inanmayanların üzerinedir.

255 – Allah'ınız tek Allah'tır. Ancak O'na tapın. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. (Ezelden ebede var ve diridir. Her an yaratıklarını gözetip durandır. Ne uyuklar ne de uyur. Göğe yükseleni, yere ineni, yerden çıkanı, önlerinde ve ardlarında ne varsa, her hallerini görür ve bilir. O'nun izni olmadan kim şefaat edebilir? İlminden ancak O'nun dilediği miktardan başkasını kimse kavrayamaz. Kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştır. Bunları korumak ona ağır, güç gelmez. O, çok yüce ve çok büyüktür. )

256 -Dinde zorlama olmaz. (Hak ile bâtılı ayıran Furkan'ı indirdik). Toptan Allah'ın ipine sarılın. Ona tutunanlar, kopmaz sağlam bir kulpa yapışmış demektir. Şeytan sizin apaçık düşmanınızdır. (tâgutun izini takip etmeyin). Allah, karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa bilir.

257 - Allah, inananların dostu ve yardımcısıdır. (Onları karanlıktan aydınlığa, zulûmattan nûra çıkarır.) *İnkâr edenlerin dostu da tağuttur, onları aydınlıktan karanlıklara çıkarır.* İnkâr edenlerin varacakları yer cehennemdir onlar orada ebedî olarak kalacaklardır. Ne kötü barınaktır orası.

258 – (İbrahim'le hükümdarlığın kendisine verilmiş olduğunu tartışmaya kalkışan adamı (Nemrud) görmedin mi . İbrahim,” Yaşatan ve öldüren benim Rabbimdir” demişti. O, (Nemrud) demişti ki “Ben de yaşatır ve öldürürüm”. İbrahim“ Allah güneşi doğudan doğdurur sen de bir defa batıdan doğdur bakalım” demişti. Bunun üzerine o şaşırıp kalmıştı. ) Allah zalimler kavmini doğru yola iletecek değildir.

259 – (O kimseyi görmedin mi, temellerine kadar yıkılmış bir şehrin (Kudüs) önünden geçmiş ve şöyle demişti. “Allah, bu şehri ölümünden sonra nasıl diriltecek”. Bunun üzerine Allah o kimseyi öldürdü ve yüz yıl sonra diriltip “Burada ne kadar kaldın?” diye sordu. O,”Bir gün veya daha az kaldım” dedi. Allah ise “Yüz yıl oldu. Şu yemeğine ve suyuna bak, bozulmamışlar. Eşeğine de bak bu iş, seni insanlara bir delil göstermek maksadıyla olmuştur. Şu kemiklere bak biz nasıl onu diriltiyor ve etle örtüyoruz” demişti. O adam (Esrâ) mucizeyi görünce “şimdi anlıyorum ki Allah, her şeye gücü yetendir” demişti.)

260 - Allah dilediğini gerçekleştirir. Allah'ı bırakıp da başka birini kendinize hakem mi sandınız? (İbrahim: " Rabbim!” dedi.” Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster!". Allah: "İnanmıyor musun?" buyurdu. İbrahim: "İnanıyorum, fakat kalbim yatışsın, iyice kavrayayım." dedi. Allah ona: "Dört kuş al, onları kendine alıştır . Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır uçarak sana gelecekler.)

261 - (Allah yolunda mallarını harcayanlar, her başağında yüz tanesi olan ve yedi başak bitiren bir tohuma benzer. Allah, dilediğinin rızkını arttırır. Allah'ın rahmeti geniştir.) O, her şeyi en iyi görür ve bilir.

262 - Allah yolunda mallarını harcayıp, verdiklerini başa kakmayanlar, gönül incitmeyi uygun görmeyenler, Rablerinin mükâfatına ereceklerdir.) İnanan ve iyi işler işleyenler kurtuluşa erdirileceklerdir. O gün onlar için ne korku olacaktır ne de kaygı. Onlar hiç üzülmeyeceklerdir.

263 – (Gönül alıcı bir söz, affetmek, kusur örtmek, ardından ezâ gelen bir sadakadan daha hayırlıdır.)

264 – Yoksullara yardım edin. Yedirin, içirin, giydirin, gezdirin. *Allah'a ve Kıyamete inanmadığı halde, malını gösteriş için harcayan kimseler gibi, sadakalarınızı, başa kakmak suretiyle ve eziyet uyandıracak biçimde hiç verilmemiş hale getirmeyin. Onlar o kişilerdir ki, üzeri toprakla örtülü bir kaya gibidir, yağmur yağsa üzerindeki toprak akar gider, yine çıplak katı taş kalır. *Zalimler ise asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. Onların kazandıklarının bir faydası olmayacaktır. Zalimlerin işleri boşa çevrilir.

265 – *Allah yolunda O'nun rızası ve kendilerinin kurtuluşu için mallarını harcayanların hâlleri, bir tepe üzerindeki bahçe gibidir ki yağış ile iki kat ürün verir. Yağmur olmasa da çisenti ona rutubet verir, ürününü arttırır.* Allah, her şeyi en iyi görür ve bilir. O, işlediklerinizden haberdardır.

266 - *Sizler, hepiniz pınarlarla sulanan ve her çeşit meyve veren hurma ve asmalarla dolu bir bahçe, uzun bir ömür ve kendinize benzeyen evlâtlar istemez misiniz? Fakat şiddetli esen bir rüzgâr bahçeyi tahrip eder ve yıldırım alevleriyle de onu mahvederse ne olur? * Halâ ders almazlar mı ?İyice düşünesiniz diye ayetlerimizi işte böylece bildirmedeyiz.

267 - (Ey inananlar! Kazandığınız mallardan ve size topraktan çıkardığımız ürünlerden yoksullara sarfedin. Kendinizin ancak gözü kapalı alabileceğiniz bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın. )*Bilin ki, Allah müstağnidir ve şükre layık olandır. *

268 – Yoksulluk korkusu ile çocuklarınızı öldürmeyin. Allah, sizin de rızkınızı verir, onların da. Yalnızca Allah'tan korkun. O, gizlediklerinizi de bilir, açıklarınızı da. Şeytan sizin apaçık düşmanınızdır. (Şeytan sizi yoksullukla tehdit eder ve kötülüğe, fuhşa teşvik eder. )

269 – Allah, karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa görür ve bilir. Hâlâ akletmezler mi? *Dilediğine hikmet verir, hikmet verilene ise pek çok hayır verilmiş demektir.*

270 – Kıyamet ansızın kopacaktır. O gün uzuvları aleyhlerinde tanıklık edecektir. Vay o günü yalanlayanların hallerine! O gün zalimlere hiç yardım edilmeyecektir. *Verdiğiniz nafakaları ve adadığınız her adağı Allah bilir. *

271- Yoksullara yardım edin. (Sadakalarınızı açıkça verirseniz iyi, fakat gizlice verirseniz çok daha güzel. Öyle ki sağ elinizin verdiğini sol eliniz görmesin). *Sadaka sizi günahlarınızdan kurtarır. *Her kim zerre kadar bir iyilik işlerse karşılığı verilecektir, faydası kendinedir. Her kim de zerre kadar bir kötülük, şer işlerse karşılığı verilecektir, zararı kendinedir. Allah, herkesin ne yaptığını gayet iyi bilir. O, her şeyden haberi olandır.

272 – De ki: Benim görevim bildirmeden ibârettir. (Sen onların bekçisi değilsin.) Allah, inananlara kavrama kâbiliyeti vermektedir. *Onları doğru yola iletmek sana düşmez, fakat Allah, dilediğini doğru yola iletir. *Her kim zerre kadar bir iyilik işlerse, karşılığının aynısını görecektir. Her kim de zerre kadar bir kötülük, şer işlerse, karşılığının aynısını görecektir. *İyilik cinsinden ne infak ederseniz o size aynen ödenir. Size hiçbir şekilde haksızlık yapılmaz. *

273 - (Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adamış yoksullara ve kalbi Müslümanlığa ısındırılmak istenen kimselere verin. Onlar fakirdir fakat sen onları hayâlarından dolayı zengin sanırsın ve onları simâlarından tanırsın. Yeryüzünde dolaşıp yüzsüzlük ederek, bir şey istemezler.) Allah, her hâlinizi görür ve bilir. O, hesabı tez olandır.

274 – *Gece ve gündüz , gizli ve açık mallarından infakta bulunanlar Rableri katında karşılığını göreceklerdir.* Âyetlerimize inanan ve iyi işler işleyenler için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. O gün onlar için ne korku vardır ne de tasa. Allah, karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa görür ve bilir. O, gücü her şeye yetendir.

275 -* Faiz yiyenler, kabirlerinden şeytanın çarptığı kimseler gibi kalkarlar. Bu ceza onlara, "alışveriş de faiz gibidir" demeleri sebebiyledir. Oysa Allah alışverişi helal, faizi yasakladı. Her kim, Rabbinden bir öğüt geldiğinde bu öğüde uyar ve faizden vazgeçerse geçmişteki davranışları için affa uğrayacaklardır. Yeter ki bu andan itibaren işlerini Allah rızasına uygun idare etsinler. Fakat bundan sonra tefecilik yapanlar cehenneme girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır.*

276 - *Allah, sadakayı arttırır, faizi ise eksiltir. * Âyetlerimizi hiçe sayandan daha zalim kim vardır? Zalimler ise asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir.

277 – Onlardır ki, Allah'a ve onun ayetlerine inanır, dinde sabırla sebât ederler, iyilik eder, iyi davranırlar. İşte o kişiler kurtuluşa erdirileceklerdir. Cennet, o kimseler içindir. Onlara ne korku olacaktır ne de tasa.

278 – Ancak Allah'a tapın ve O'ndan korkun. Âyetlerimiz işte bunlardır. Eğer inanırsanız bu hakkınızda hayırlıdır. *ve faiz alacağınızdan vazgeçin, eğer gerçekten inanıyorsanız*

279 – (Faiz yemek, ateşe yakınlıktır. Faiz yiyen, Allah ve resûlüne savaş açmış gibidir. Faizin her çeşidi ayağımın altındadır!(de).Tövbe ederseniz, sermayeniz sizindir. Hiç kimseye haksızlık etmezsiniz, (o gün'kıyamet') size de haksızlık edilmeyecektir.*

280 - *Borçlu darlık içindeyse, ona eli genişleyinceye kadar mühlet verin. Fakat alacağınızı tamamen sadaka olarak silerseniz, eğer bilseniz bu hakkınızda daha hayırlıdır. *Allah, kimseye zerre kadar zulmetmez. O gün herkese işlediklerinin karşılığı verilecektir.

281 – Kimsenin kimseye bir faydası dokunmayacağı o günden korkun. Kıyamet günü Allah aranızda adâletle hükmedecektir. O gün hüküm yalnızca Allah'ındır.

282 – Borç verdiğinizde iki erkek tanık tutun. Bulamazsanız bir erkek ile iki kadın tanık tutun. Bu, birinin unuttuğunu diğerinin hatırlatması içindir. ( Belirli bir vade ile karşılıklı borç alış verişinde bulunduğunuz vakit onu yazın. Âdil kâtip, kendisine Allah'ın öğrettiği gibi yazmaktan çekinmesin. Borcu olan da alacağı olan da okusun. Borç alanın söylediği gibi ve doğru olarak yazsın. O, Allah'tan korksun, hiçbir şey kısmasın fakat borçlu bu imkâna sahip değilse yazdırmaya gücü yetmezse velisi doğru olarak yazdırsın. Tanıklığa çağrılanlar kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun belli bir müddet için verilen borcu yazmayı ihmal etmeyin. Bu, Allah katında adâlete daha uygundur ve şüpheye yer vermemek içindir. Alış-verişinizi elden ele devir suretiyle yapıyorsanız yazmamakta bir hata olmaz. Fakat alışverişlerinizde tanıklar bulundurun. Bundan ne yazana, ne tanıklara bir zarar dokunmamalıdır. Başka türlü davranırsanız haksızlığa uğratmış olursunuz.) Yalnızca Allah'tan korkun. O, her şeyi en iyi işitir ve bilir.

283 - *Eğer yoldaysanız ve kâtip bulamazsanız, almış bulunduğunuz rehin yeter. Birbirinize güveniniz. Emniyet edilen borçlu, borcunu ödesin. Allah'tan sakınsın. Tanıklık ederken bildiğinizi gizlemeyin. Gizleyen günah işlemiş olur.* Allah'tan sakının. Çünkü O, işlediklerinizden aslâ gâfil değildir. Eğer inansalardı bu haklarında hayırlı olurdu. İmanları kökleşirdi.

284 – Her şeyi yaratan yalnızca Allah'tır. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. O tektir ve gücü her şeye yetendir. Âzabımızın aniden üzerinize gelip çatmayacağından emin mi bulunuyorsunuz? Allah, gizlediklerinizi de bilir, açığa vurduklarınızı da. O vâdinden aslâ dönmez. Rabbiniz Allah işte budur. İşte bu sana vahyettiklerimizdir.

285 - (Peygamber, Rabbi'nden kendisine bildirilene inandı. Müminlerin hepsi de Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. İnananlar "Biz, peygamberler arasında bir fark gütmeyiz, duyduk ve itaat ettik. Rabbimiz senden af dileriz. Biz ve her şey dönüp Sana varacaktır" derler.

286 – Allah kimseye takatinin üzerinde bir yükle mükellefiyet yüklemez. Her kim, bir iyilik işlerse karşılığı verilecektir, faydası kendinedir. Her kim de zerre kadar bir kötülük, şer işlerse karşılığı verilecektir, zararı kendinedir. O gün, herkese kazandıklarının karşılığı verilecektir. “ Rabbimiz, eğer unuttuysak veya yanıldıysak bizi affet! ve bize daha öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmediği yükü yükleme. Bizi affet, yargıla, bize acı. Mevlâmız sensin. Kâfirler kavmine karşı bize yardım et.


(İnek kurbânı)-Kur'an'ın ilk sûresi burada sona ermiştir.

-------------------------------------

Bilgi:.(..)Parantez içindeki ayetler ikinci dereceden vahiylerdir.

*..*işareti içinde yer alanlar Arapça kur'an mealinden olan ayetlerdir.

Birinci, üst, dereceden vahiyle gelen ayetlerde bu iki işaret yer almamaktadır.


Bilgi:.(..)Parantez içindeki ayetler ikinci dereceden vahiylerdir.

*..*işareti içinde yer alanlar Arapça kur'an mealinden olan ayetlerdir.

Birinci dereceden vahiyle gelen ayetlerde bu iki işaret yer almamaktadır.


<- Önceki Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Kuran'a Dair Gerçek Bilgiler

Recent Posts

YUNUS SÛRESİ
VÂKİ OLAN SURESİ
Başlıksız
YUSUF SÛRESİ
MAĞARADA UYUYANLAR SÛRESİ
HİKÂYELER SÛRESİ
LÛT SÛRESİ
SEBELİLER SÛRESİ
GANİMETLER SÛRESİ
CENNET İLE CEHENNEM ARASINDAKİ DUVARDAN BAHSEDEN SÛRE
HAYVANLARDAN BAHİS GEÇEN SURE
ZİYAFET SOFRASI SÛRESİ
İMRAN SOYU SÛRESİ
İMRAN SOYU SURESİ
İNANANLAR SÛRESİ
KUR'AN (Türkçe)
KUR'AN (Türkçe)
KUR'AN'DA ZULÜM KAVRAMI
FİTNE ADAM ÖLDÜRMEKTEN BETERDİR.
CENNETTE DERECELER VARDIR
KİBİRLENMEYİN. ALLAH, KİBİRLENENLERİ SEVMEZ.
Atasözü
ALLAH, SABREDENLERLE BERABERDİR
ALLAH, RİYÂKÂRLARIN CEZASINI VERECEKTİR
KIYAMET GÜNÜ HAKKINDA
DİNDE SABIR, SEBÂT VEYA GAFLET
BİRİKTİRDİKLERİ ALTIN VE GÜMÜŞLERLE ALINLARI, SIRTLARI VE YANLARI DAĞLANIR
KÂFİRLER SÛRESİ (Kâfirun Sûresi)
ALLAH'A İMAN
ALLAH'A İMAN

Friends

onursargin

bedava chat sohbet batak okey tavla