26/3/2008 - KUR'AN (Türkçe)
-------------------------------sayfa-3----------------------------------------------------
190
– Allah yolunda canlarınızla, mallarınızla savaşın. *Sizinle
savaşırlarsa siz de Allah yolunda savaşın. Fakat haddi aşmayın.
Allah, saldırganları sevmez. * *Vazgeçerlerse
artık düşmanlık sadece zalimleredir.*
191
– Birbirinizi yurtlarından çıkarmayın. Birbirlerini
yurtlarından çıkaranlar için çok acı bir azap
vardır. Onlar cehenneme girecekler ve ebedi olarak orada
kalacaklardır. İnkârcıların
cezası işte budur.*Size
saldıranları nerede yakalarsanız öldürün ve sizi
nasıl yurdunuzdan çıkardılarsa, siz de onları çıkarın.*
(Fitne, adam öldürmeden
beterdir.) Yalnız Mescid-i Haram yanında onları öldürmeyin.
Meğer ki onlar orada sizi öldürmeye kalksınlar.
192
-*
Vazgeçerlerse, Allah, bağışlayan ve acıyandır.*
193
- * Allah'a inanıncaya ve bir fitne kalmayıncaya kadar onlarla
çarpışın. Vazgeçerlerse artık
düşmanlık sadece zalimleredir.*
194
-*Haram aylarda yapılan saldırılara, haram
aylarda karşılık verin. Kim size saldırırsa aynıyle siz de ona
saldırın.*(Size bir tokat atana siz de atın). Yalnızca
Allah'tan korkun. O, kendisinden korkanlarla beraberdir.
195
- Allah yolunda canlarınızla, mallarınızla savaşın. Allah
yolunda öldürülenlere “Ölüler” demeyin.
Onlar diridirler fakat siz farkında değilsiniz. Allah iyilik eden,
iyi davrananları sever.
196
– Size dört ayaklı hayvanlardan koyun, keçi, sığır,
deve cinsinden hayvanların eti helâl kılındı. *
Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) bundan
alıkonulursanız kolayınıza
gelen bir kurban gönderin. Ve kurban,
yerine varıncaya kadar içinizden hasta olan veya başından
dertli olan tıraş olursa fidye olarak ya oruç tutması, ya
sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir. Güvende olduğunuz
zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse, kolayına gelen
kurbanı keser. Bunu bulamayana ise üç gün hacda,
yedi de döndüğünüzde ki tam on gün oruç
tutar. Bu hüküm, ailesi Mescid-i Haram civarında
oturmayanlar içindir. *
Ancak
Allah'tan korkun. Çünkü O'nun azabı en şiddetlidir.
197
- (Hac, belli aylardadır. O aylarda hacca niyet edenler bilsinler
ki, hacda kadına yaklaşmak, günah işlemek ve kavga etmek
yoktur.) Allah, işlediklerinden haberdardır. Ancak, Benden korkun!
198
- *Allah'ınızdan rızık bolluğu istemenizde bir beis yok.
Arafattan akın akın inerken Meşar-ı haramda (Müzdelife)
Allah'ı anın ve doğru yolu size nasıl öğrettiyse öyle
anın. Daha önce doğru yoldan sapmışlardandınız.*
199
- *Sonra
herkesin Arafattan akın ettiği yerden siz de dönün.*
Allah'tan af dileyin. Çünkü, O'nun azabı en
şiddetlidir. *Allah suçları
bağışlayıcı ve acıyıcıdır *
200
- * Hac ibadetiniz tamamlandıktan sonra,
babalarınızı andığınız gibi hatta daha üstün bir
şekilde Allah'ı anın. Onlardan,“ Rabbimiz! Bize dünyada
nimetler ver!" diyenler vardır ki o kişiler ahirette
nasipsizdir.* (Dünya nimetlerini isteyene ondan veririz.
Ahireti isteyene de ondan veririz. Dünya nimetlerini isteyenin
ise ahirette bir nasibi yoktur.)
201
- *Yine onlardan öyleleri de vardır ki, "Rabbimiz! Bize
dünyada da ahirette de iyilikler ver, bizi cehennem azabından
koru!" derler.*
202
- *
Kazançlarından fayda görecek onlardır.*
Allah hesabı tez görür.
203
– (Sayılı günlerde Hac sırasında telbiye ve tekbir
getirin.) *Acele edip de iki günde dönmek
isteyenlere bir günah olmaz, daha uzun kalanlara da Allah'tan
korkmak şartı ile günah olmaz. * Allah'tan
sakının. *Dönüş O'nadır*
204
-*O
kimsedir ki, dünya'ya dair sözleri senin hoşuna gider ve
kalbindeki için Allah'ı tanık gösterir. Oysa o
düşmanların en yamanıdır.**kastedilen
Akmas bin Şoraik adlı müraî-**
205
- *Senden uzaklaştığında yeryüzüne fesat saçar,
ekini ve nesli yok etmeye çalışır. Allah ise fesadı
sevmez.
206
- Ona
“Allah’tan kork” denince, suçları ve günahları
ile kibirlenmeye yeltenir, onun hakkından cehennem gelir. Ne fecî
yerdir o.*
207
- *O kimsedir ki Allah'ın rızasını elde etmek için kendini
harcar*(**Suheib'dir
ki gazada nesi varsa harcamış ve muhaceret etmişti.**
Allah kullarına çok acıyandır.
208
– Toptan Allah'ın ipine sarılın. Ona tutunanlar; kopmaz, sağlam
bir kulpa yapışmış demektir. Şeytan sizin apaçık
düşmanınızdır. (
Şeytanın izini takip etmeyin).
209
- * Size açık deliller geldikten sonra
da yine sarsılırsanız bilin ki, Allah gücü her
şeye yetendir. Allah'ın hükmü geniştir*
ve hikmet sahibidir. *
210
– İşler
dönüp Allah'a varır. O, kalplerde olanı bilir. *Yoksa
bekliyor musunuz ki bizzat Allah ve melekleri bulutların gölgesinde
geliversinler ve iş olsun bitsin. * (Bize
tehdit olunan azabı başımıza getir de görelim derler. Onlar
azabın çabuklaştırılmasını mı istiyorlar. O takdirde
yeryüzünde iki ayağıyla yürür bir tek canlı
mahluk kalmazdı.)Eğer aranızda rahat rahat
dolaşabilselerdi peygamber olarak melek gönderirdik. Melek de
göndersek onları sizin suretinizde gönderir, sizin
giydiğiniz elbiseleri giydirirdik.)Allah'ın azabı er, geç
gerçekleşir. O, hesabı tez olandır.
211
- *İsrailoğullarına sor: Peygamberler onlara
delillerle geldiler. Allah'ın nimetine eriştikten sonra onu
değiştirmeye kalkışanlar yok mu onlara Allah'ın azabı çok
şiddetlidir. *
212
-Onlardır ki, Allah’a ve O'nun ayetlerine inanırlar. Namaz
kılarlar, yoksullara yardım ederler. İşte o kimseler kurtuluşa
erdirileceklerdir. (Eğer
inanmışsanız üstün olan sizlersiniz).
Onlardır
ki, ayetlerimizi yalanlarlar, inananlarla alay ederler. O kişiler
suçlarının cezasını çekeceklerdir. Onlar hüsrana
uğrayanların ta kendileridirler.*İnkar
edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. *
Ancak Allah'tan korkun.
213
– Birbirinizle tanışasınız diye sizi kavimler halinde yarattık.
Daha önce de peygamberler gönderildi. Onları yalanladılar
ve helâk edildiler. Kıyamet günü Allah aranızda
adaletle hükmedecektir. Allah zalim kavmi doğru yola iletecek
değildir. Dilersek sizi yok eder de yerinize başka bir kavim
getiririz. (Kitaba
sırf kıskançlık yüzünden
inanmamaları ne kötü bir şeydir.) De ki: Benim görevim
ancak uyarmadır.
*İnsanlar
tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak
peygamberler gönderdi, insanların anlaşmazlığa düştükleri
şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere
kitapları hak olarak indirdi. Kendilerine açıkça
âyetler geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık
yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine
Allah iman edenleri, kendi izniyle, onların hakkında ayrılığa
düştükleri gerçeğe iletti. Allah dilediğini doğru
yola iletir.
214
- (Yoksa sizi ayırt etmeden, *daha
öncekilerin çekmeye mecbur kaldıkları ibret verici
haller başınıza gelmeden* cennete
gireceğinizi mi sandınız?)
* Peygamber ve onunla beraber mü’minler, “Allah’ın
yardımı ne zaman?” diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar
ve sarsılmışlardı. Mutlaka Allah’ın yardımı yakındır.
*Size
Allah'tan başka ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı. Sabredin.
Allah, sabredenlerle beraberdir.
215
– *Onlar yardım (nafaka )olarak ne
vereceklerini soruyorlar. Onlara de ki: Servetinizden anne babanıza,
yakınlarınıza, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara veriniz.
* Her kim zerre kadar bir iyilik işlerse karşılığını
görür. Kendi aleyhine(hakkına)dir. Her kim de zerre kadar
bir kötülük, şer işlerse karşılığını
görecektir. Kendi aleyhine(hakkına)dir. Herkese işlediklerinin
karşılığı verilecektir. Allah her şeyi en iyi işiten ve
bilendir.
216
- *Savaş size farz kılındı, gerçi o
size hoş gelmez. Nice defalar hoşlanmadığınız şey, sizin
iyiliğinizedir. Nice defalar hoşlandığınız şeyden size
kötülük, şer gelir. Allah bilir, siz bilmezsiniz. *
217
- İnkâr
eden, kötü, şer işler işleyenler cehenneme girecekler ve
ebedi olarak orada kalacaklardır. Zalimlerin kazandıklarının bir
faydası olmayacaktır. Onların işleri boşa çevrilir.(Sana
haram ayda savaşmaktan sorarlarsa de ki: O ayda savaşmak, büyük
günahtır.) *Bununla
beraber Allah yolundan alıkoymak, insanları, Mescid-i Haram'dan
menetmek ve halkını oradan çıkarmak, katilden daha büyük
günahtır ve fitne, öldürmekten beterdir. Onlar sizi
imanınızdan ayırıncaya kadar savaştan vazgeçmeyeceklerdir.*
Sizden her kim, dininden dönüp
kâfir olarak öldüyse işlediği iyilikleri, dünyada
ve ahirette boşa çevrilir. İşte onlar, cehennemliklerdir.
Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır. *
218
- *Allah yolunda yurtlarından çıkarılan
ve savaşanlara gelince, işte onlar, Allah'ın rahmetini umarlar.
Çünkü Allah, çok bağışlayıcı ve rahmet
edicidir. *
219
- (Sana şarap ve kumar hakkında soruyorlar. De ki: Bunlarda büyük
bir günah ve insanlar için biraz fayda vardır. Fakat
günahları, faydalarından çoktur.)*Ve
sana mallarından ne vereceklerini soruyorlar. De ki: Kendilerini
sıkıntıya uğratmayacak miktarını versinler.*Allah
ayetlerini böyle bildirmededir. Halâ düşünmezler
mi?
220
– Yetim malı haramdır. *Sana yetimlerden
soruyorlar. De ki: Onların durumlarını düzeltmek iyiliktir,
onların mallarını korumak hakkınızda hayırlıdır. Onlar
kardeşlerinizdir. Allah itina ile davrananı da emrine asi gelen
kimseleri de ayırt etmesini bilir. Allah dileseydi sizi korku ve
tasaya uğratırdı. *Allah, gücü her şeye
yetendir. Kıyamet ansızın başınıza gelecektir. O gün hüküm
yalnızca O'nundur.
221
– Zîna haramdır. Allah'a eş koşmak ile zîna arasında
bir fark yoktur. Zina eden bir erkek ancak, zina eden veya Allah'a eş
koşan bir kadını nikâhlayabilir. Zina eden bir kadın da
ancak, zina eden veya Allah'a eş koşan bir erkeği nikâhlayabilir.
Zîna eden kadın ile erkeğin her birine yüz sopa vurun.
Hür ve namuslu kadınlara zîna iftirası atıp da tanık
getirmeyenlerin her birine seksen sopa vurun. Haklarında zina isnad
edilenlere aranızdan ikisi erkek, ikisi kadın dört tanık
getirin.
Hakkında
zina isnad edilen kadına, kocası eğer tanık getiremiyorsa Allah
adına dört defa yemin ettirmelidir. Beşincide eğer yalan
söylüyorsam Allah'ın lâneti benim üzerime olsun
demelidir. Öyle kadınların nikâhı câiz değildir.
Allah, temizlenenleri sever. Zina edip de af dileyenler hakkında
bahaneler aramayın. Onları bırakın. Boşanan bir kadın üç
ay müddetle beklesin. Kadınlarınızı
ya iyilikle tutun ya da onları iyilikle bırakın. Oysa ne de güzel
birbirinizle kaynaşmıştınız. Boşama
iki defadır. Bundan sonra kadın başka bir erkekle nikahlanıp
ayrılmadıkça kocası tekrar onu alamaz. Kocası ölen
bir kadın dört ay on gün müddetle beklesin. Kadınlara
özürlü günlerinde yaklaşmayın. Kadınlar sizin
tarlalarınızdır. Onlara dilediğiniz gibi girin. Evlerinize
arkalarından yaklaşmayın. Kapılarından girin.*Kadınlar
temizlendiklerinde onlara Allah'ın emri üzere yaklaşın*
Anneler çocuklarını iki
tam yıl emzirmelidir.
Ölünün
bıraktığı terekeden erkeğe iki kız payı vardır.
Kızlar,
iki veya daha fazla iseler terekenin üçte ikisi onlara
verilir. Anneye 1/3 pay düşer. Eğer tek kız varsa
terekenin tamamı ona verilir. Çocuklar hem kız, hem
erkekse anneye ¼ pay verilir. Ölenin
çocuğu yoksa, evli idiyse ve yalnızca tek kız kardeşi
varsa terekenin yarısı onundur. Kardeşleri fazla iseler ve anne
baba da varsa 1/3'i kardeşlerinindir. Anne babanın da her birine
1/6 pay verilir.
İşte
Allah'ın çizdiği sınırlar bunlardır. Allah'ın çizdiği
sınırları aşanlar zâlimlerin ta kendileridirler. İyice
anlamanız için ayetlerimizi işte size böyle açıkça
bildirmedeyiz.
*Allah'a
eş koşan kadınları Allah'a inanıncaya kadar nikâhlamayın.
Bunlar hoşunuza gitse bile inanan bir cariye onlardan daha
hayırlıdır. Allah'a eş koşan erkeklere, Allah'a inanan
kızlarınızı nikâhlamayın. Onlar hoşunuza gitse bile,
inanan bir köle, onlardan daha hayırlıdır. Onlar sizi ateşe
çağırırlar. Allah ise sizi cennete, affa çağırır.*
222
– Bir erkek nikâhla dört hanım alabilir. Eğer,
aralarında adaletle muamele yapamayacaksanız bir tane ile yetinin.
Bu sizin için daha hayırlıdır. Allah’ın
çizdiği sınırlar işte bunlardır.
223-224
- Sözlerinizi
yerine getirin. Yeminlerinizi tutun. Yeminlerini tutamayanlar üç
gün ardarda oruç tutar veya bir yoksulu on gün ya da
on yoksulu bir gün doyuracak kadar fidye verir. (Yeminlerinizi
doğrulamak ve âdil, dindar, barışçı görünmek
için yeminlerinizi teyit etmek üzere Allah'ın adını
anıp durmayın). Allah, her şeyi en iyi işiten
ve bilendir. O, karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa bilir.
225
– Ayetlerimizi yalan sayandan daha zalim kim vardır? (Allah,
bilmeyerek ağzınızdan bir çırpıda çıkıveren,
kasıtsız sarf ettiğiniz yeminleriniz için cezalandırmaz
fakat Allah'ın
adını anmak suretiyle kalbinizdeki
kötü niyete bağlı olarak ve sık sık ettiğiniz
yeminlerden sizi sorumlu tutar.)
Allah'tan
çekinin. O, iyi ve temiz kişileri korur ve sever.
226
-*
Hanımlarından ayrılmak için yemin edenler dört ay
düşünmelidir. Eğer bu esnada niyetlerinden
vazgeçerlerse,*
(Allah
kalbleri uzlaştırandır).
227
- *Fakat
boşamakta ısrar ederlerse *Allah
her şeyi en iyi işitir ve bilir.
228
- *Boşanan
bir kadın üç ay müddetle beklesin. Allah'a ve
Kıyamet gününe inanıyorlarsa Allah'ın rahimlerinde
yarattığını (cenin) gizlemeleri helal değildir. Hanımı hamile
ise kocasının onu tekrar alması daha hayırlıdır. Bu müddet
içinde kocaları barışmak isterlerse hanımlarını almaya
tam hakları vardır. İkisinin anlaşarak aynı haklarla yaşamaları
hayırlıdır.*
229
- *Fakat
erkek ve kadın Allah'ın çizdiği sınırları
koruyamayacaklarından korkarlarsa o başka. Siz de onların bu
sınırları koruyamayacaklarından korkarsanız kadının nikâh
hakkından vazgeçmesinde iki taraf için de bir günah
olmaz.* Kadınları
ya iyilikle tutun ya da onları iyilikle bırakın. (Ve onlara
verdiğiniz mihirden bir şey geri almanız size helâl olmaz.
Meğer ki gönül hoşnutluğu ile versin.)
İşte bunlar, Allah'ın çizdiği sınırlardır. Kim bu
sınırları aşarsa, işte onlar zalimlerdir. Hâlâ
akletmezler mi?
230
- Boşama,
iki defadır. Eğer kadını bir daha
boşarsa, üçüncüde kadın, başka bir kocaya
varıp ondan da ayrılıncaya kadar tekrar onu alamaz. Eğer ikinci
koca da onu boşarsa, Allah'ın çizdiği sınırları
koruyacaklarına ümitleri varsa o kadının eski kocasıyla
evlenmesinde bir günah olmaz. İşte bunlar, Allah'ın çizdiği
sınırlardır. Bu sınırları aşanlar zâlimlerdir.
231
- *Kadınları önce de, onları
boşadığınız zaman müddetleri bitene kadar da sonra da,
onları ya iyilikle tutun ya da onları iyilikle bırakın. Haklarına
tecavüz için zararlarına olarak onları tutmayın. Her
kim bunu yaparsa ancak kendine zulmeder. *Onlardır ki
ayetlerimizi alaya alırlar. İşte o kimseler zalimlerin ta
kendileridirler. Zalimler ise asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir.
Yalnızca Allah'tan korkun. O, hesabı tez olandır.
232
– *Boşanmış kadınların, müddetleri
sona erdiğinde, aralarında iyilikle anlaşırlarsa, kocalarıyla
tekrar nikahlanmalarına engel olmayın. İşte bu, içinizden
Allah'a ve ahiret gününe inananlara verilen bir öğüttür.
*Ayetlerimiz işte bunlardır. Eğer inanırsanız bu, sizin
hakkınızda hayırlıdır. Fakat yine de bunu bilmezler. Allah
sözlerinde değişme olmaz. O, her şeyi en iyi işitir ve
bilir.
233
- Anneler, çocuklarını, iki tam yıl
emzirmelidir.* Evlâdı olan erkek
de onu emziren hanımının rızkını, giyimini örfe göre
sağlamakla mükelleftir. Kimseye gücünün üstünde
bir şey teklif edilemez, ne anne evlâdından zarar görmeli,
ne de baba. Mirasçıya hüküm böyledir. Anne ile
baba anlaşarak çocuğu memeden kesmek isterlerse beis olmaz.
Çocuklarınızı başkalarına emzirtmek isterseniz örfe
göre bir şey verdiniz ise, bunda size suç bulunmaz. *
Allah'tan sakının. Çünkü O, her şeyi en
iyi görür ve bilir.
234
– Kocası ölen bir kadın, dört ay on gün müddetle
beklesin. *Müddetlerini bitirdiklerinde
nikâhla dilediklerine varabilirler. Bunda size bir günah
olmaz. *Allah, her şeyden haberi olandır.
235
- (Kocaları
ölen kadınları nikâhlamayı istediğinizde, daha onların
bekleme müddetleri sona ermeden belli etmenizde veya gönlünüzde
saklamanızda bir günah olmaz. Meşru sözler dışında,
sakın onlarla gizlice söyleşmeyin. Müddet sona ermeden
nikâhlamaya kalkışmayın.) Allah, kalplerde, gönüllerde
saklı gizli ne varsa bilir.
236
–
*Kadınlara dokunmadan
veya nikâh parası kesilmeden onları boşarsanız size bir
günah olmaz. Fakat herkes kendi mâli takatine göre
onların iaşesiyle mükelleftir. Bu, iyilik edenler üzerine
bir borçtur. *
237
- *Onlara
dokunmadan boşarsanız kesiştiğiniz (aranızda anlaştığınız
miktar) nikâh parasının yarısını ödemeniz gerektir.
Meğer ki kadın hakkını (gönül hoşnutluğu ile)
bağışlasın ya da nikâhın düğümünü
elinde tutan bu hakkı tanısın. Sizin bağışlamanız Allah
korkusuna daha uygundur* O, her hâlinizden
haberdardır.
238
- Orta namazı olan ikindi namazına dikkat edin. *Namazlarınızı
muntazam eda edin*
239
- (Eğer (bir tehlikeden)korkarsanız, yürüyerek veya at
üzerinde giderken kılın.) *Emniyete
kavuşunca size bilmediğinizi öğreten Allah'ı anın. *
240
-
İçinizden ölüp de dul kadın bırakanlara gelince,
onları evlerinden çıkarmayıp yılına kadar bir geçim
vasiyet edin. Eğer onlar, kendiliklerinden evlerini bırakıp
giderlerse yapacakları meşru bir fiilden dolayı size bir günah
bulunmaz. *
Allah gücü her şeye yetendir. *hakîmdir.*
241
-*Boşanan
kadınlara örfe göre nafaka verin. Bu Allah’tan
sakınanlara bir borçtur.* Onlar
o kişilerdir ki, ayetlerimizden habersizdirler. Onlar o kişilerdir
ki ayetlerimizden yüz çevirmedeler. Onlar için çok
acı bir azap vardır.
242
-İyice anlayasınız diye Allah ayetlerini böyle açıkça
bildirmededir.
243
- *Görmedin
mi o kimseleri ki, binlerce kişi iken ölüm korkusuyla
yurtlarından çıktılar. Allah da kendilerine "ölün!"
dedi, sonra onları diriltti. Allah, insanlara lûtfedicidir
fakat çoğu şükretmez.*
244
– Allah yolunda canlarınızla, mallarınızla savaşın. Allah,
her şeyi en iyi işiten ve bilendir.
245
– *Onlardır ki, (canları ve malları ile) Allah'a güzel bir
ödünç versinler de Allah onlara kat kat ödemesin.
Allah darlıkta ve genişlikte bağışlayandır. Sonunda O'na
döneceksiniz.*
246
– Âzabımızın
aniden üzerinize gelip çatmayacağından emin mi
bulunuyorsunuz?
Allah dilediğini gerçekleştirir.*İsrail
oğullarının ileri gelenlerini görmez misin? Hani Musa'dan
sonra bir zaman peygamberlerine, “Bize bir kumandan gönder de
ona uyup Allah yolunda savaşalım” demişlerdi. O da onlara,“Size
savaş emredilir de savaşmayı verirseniz” demişti. Onlar da, “
Neden savaşmayalım? Yurdumuzdan çıkarıldık,
çocuklarımızdan ayrıldık” diye cevap vermişlerdi.
Fakat savaş emredilince pek azı katlanmıştı. Öbürleri
ise sözlerinden döndüler. *Allah
herkesin ne yaptığını gayet iyi bilir.
Zalimler ise asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. Onlar için
çok acı bir azap vardır.
247
- *Hani
Peygamberleri onlara, “Allah size Tâlût’u komutan
olarak gönderdi” dedi. Onlar, “O bize nasıl emreder, bizim
komutanlığa ondan fazla hakkımız var, bizden zengin de değil.”
dediler de Peygamberleri “Allah onu seçti, bilgisini
artırdı ve vücut bakımından üstünlük verdi.”
dedi. Allah mülkünü dilediğine verir. Allah'ın
rahmeti geniştir ve O, her şeyi en iyi bilendir.*
248
- (Peygamberleri, onlara şöyle dedi. “Onun kumandanlığının
alâmeti, size Rabbinizden güven ve sükûn veren,
içinde Musa ile Harun soyundan kalmış emanetleri bulunan
sandığın size gelmesidir. Onu
melekler taşır. Eğer inanırsanız bu sizin için
işârettir.)
249
- (Talut, ordu ile hareket edince dedi ki: "Allah sizi bir
ırmakla deneyecektir. Kim ondan içerse, benden değildir.
Tatmayan bendendir. Yalnız eliyle bir avuç su almakta zarar
olmaz. Onlardan pek azı müstesnâ sudan içtiler.
)*Talut ve beraberindeki iman eden kimseler
ırmağı geçtiklerinde. "Biz bugün, Calut ile
ordusuna karşı duracak gücümüz yok." dediler.
Allah'a kavuşacaklarına inanıp, bilenler ise dediler ki: "Allah'ın
izniyle nice az topluluk,
nice çok topluluğa galip gelmişlerdir. Allah, sabredenlerle
beraberdir."*
250
- (Calut ve ordusuna karşı çıktıklarında: "
Rabbimiz! sabır ve sebâtımızı arttır, doğru yolunda
ayaklarımızı sabit tut ve inkârcılara karşı bize yardım
et!" dediler.)*Allah'ın
izniyle galip geldiler. Davud, Calut'u öldürdü.*
(Allah,
bir kısmınızı, bir kısmınızla defetmeseydi yeryüzü
fesâda boğulurdu.)
251
- Davut'a Zebur'u verdik. Ona emrimizle hükmetmesi için
doğruyu yanlıştan ayıran ifade gücünü verdik.
Davut dağlar ve kuşlarla birlikte Rabbini tespih ederdi. Ona zırh
yapmasını öğrettik.
252
- Allah'ın âyetleri işte bunlardır ki onlara sana
bildirmedeyiz. De ki: Ben Allah'ın elçisiyim. Bana vahiy
gelmektedir.
253
– Peygamberler arasında da dereceler vardır. Îsâ'ya
İncil'i verdik ve onu kutsal ruhla destekledik. Her
şey Allah'ın dilemesi ve takdîri iledir. O, irâdesi ile
hükmeder.* Allah
dileseydi, peygamberlerin ardından birbirlerini öldürmezlerdi.
Fakat ihtilâfa düştüler, içlerinde inananları
var, inanmayanları var.*
254
-Yoksullara yardım edin. Namaz kılın, zekât verin. Kıyamet
saati mutlaka gelecektir. Kimsenin kimseye bir faydası dokunmayacağı
o günden korkun. O gün uzuvları aleyhlerinde tanıklık
edecektir. İnananlar için ise ne korku olacaktır ne de
kaygı. Allah'ın azabı inanmayanların üzerinedir.
255
– Allah'ınız tek Allah'tır. Ancak O'na tapın. Göklerde ve
yerde ne varsa O'nundur. (Ezelden ebede var ve diridir. Her an
yaratıklarını gözetip durandır.
Ne uyuklar ne de uyur. Göğe yükseleni, yere ineni, yerden
çıkanı, önlerinde ve ardlarında ne varsa, her
hallerini görür ve bilir. O'nun izni
olmadan kim şefaat edebilir? İlminden ancak O'nun dilediği
miktardan başkasını kimse kavrayamaz. Kürsüsü,
gökleri ve yeri kaplamıştır. Bunları korumak ona ağır, güç
gelmez. O, çok yüce ve çok büyüktür.
)
256
-Dinde zorlama olmaz. (Hak ile bâtılı ayıran Furkan'ı
indirdik). Toptan Allah'ın ipine sarılın. Ona tutunanlar, kopmaz
sağlam bir kulpa yapışmış demektir. Şeytan sizin apaçık
düşmanınızdır. (tâgutun izini takip etmeyin). Allah,
karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa bilir.
257
- Allah, inananların dostu ve yardımcısıdır. (Onları
karanlıktan aydınlığa, zulûmattan nûra çıkarır.)
*İnkâr
edenlerin dostu da tağuttur, onları aydınlıktan karanlıklara
çıkarır.* İnkâr edenlerin varacakları
yer cehennemdir onlar orada ebedî olarak kalacaklardır. Ne
kötü barınaktır orası.
258
– (İbrahim'le hükümdarlığın kendisine verilmiş
olduğunu tartışmaya kalkışan adamı
(Nemrud) görmedin mi . İbrahim,” Yaşatan
ve öldüren benim Rabbimdir” demişti. O, (Nemrud) demişti
ki “Ben de yaşatır ve öldürürüm”. İbrahim“
Allah güneşi doğudan doğdurur sen de bir defa batıdan doğdur
bakalım” demişti.
Bunun üzerine o şaşırıp kalmıştı. )
Allah zalimler kavmini doğru yola iletecek değildir.
259
– (O kimseyi görmedin mi, temellerine kadar yıkılmış bir
şehrin (Kudüs) önünden geçmiş ve şöyle
demişti. “Allah, bu şehri ölümünden sonra nasıl
diriltecek”. Bunun üzerine Allah o kimseyi öldürdü
ve yüz yıl sonra diriltip “Burada ne kadar kaldın?” diye
sordu. O,”Bir gün veya daha az kaldım” dedi. Allah ise “Yüz
yıl oldu. Şu yemeğine ve suyuna bak, bozulmamışlar. Eşeğine
de bak bu iş, seni insanlara bir delil göstermek maksadıyla
olmuştur. Şu kemiklere bak biz nasıl onu diriltiyor ve etle
örtüyoruz” demişti. O adam (Esrâ) mucizeyi görünce
“şimdi anlıyorum ki Allah, her şeye gücü yetendir”
demişti.)
260
-
Allah dilediğini gerçekleştirir. Allah'ı bırakıp da başka
birini kendinize hakem mi sandınız? (İbrahim:
" Rabbim!” dedi.” Ölüleri nasıl dirilttiğini
bana göster!". Allah: "İnanmıyor musun?"
buyurdu. İbrahim: "İnanıyorum, fakat kalbim yatışsın,
iyice kavrayayım." dedi. Allah ona: "Dört kuş al,
onları kendine alıştır . Sonra onları parçalayıp her bir
parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları
çağır uçarak sana gelecekler.)
261
- (Allah yolunda mallarını harcayanlar, her başağında yüz
tanesi olan ve yedi başak bitiren bir tohuma benzer. Allah,
dilediğinin rızkını arttırır. Allah'ın rahmeti geniştir.) O,
her şeyi en iyi görür ve bilir.
262
- Allah yolunda mallarını harcayıp,
verdiklerini başa kakmayanlar, gönül incitmeyi uygun
görmeyenler, Rablerinin mükâfatına ereceklerdir.)
İnanan ve iyi işler işleyenler kurtuluşa erdirileceklerdir. O gün
onlar için ne korku olacaktır ne de kaygı. Onlar hiç
üzülmeyeceklerdir.
263
– (Gönül alıcı bir söz, affetmek, kusur örtmek,
ardından ezâ gelen bir sadakadan daha hayırlıdır.)
264
– Yoksullara yardım edin. Yedirin, içirin, giydirin,
gezdirin. *Allah'a ve Kıyamete inanmadığı
halde, malını gösteriş için harcayan kimseler gibi,
sadakalarınızı, başa kakmak suretiyle ve eziyet uyandıracak
biçimde hiç verilmemiş hale getirmeyin. Onlar o
kişilerdir ki, üzeri toprakla örtülü bir kaya
gibidir, yağmur yağsa üzerindeki toprak akar gider, yine
çıplak katı taş kalır. *Zalimler ise asla kurtuluşa
erdirilmeyeceklerdir. Onların kazandıklarının bir faydası
olmayacaktır. Zalimlerin işleri boşa çevrilir.
265
– *Allah yolunda O'nun rızası ve
kendilerinin kurtuluşu için
mallarını harcayanların hâlleri, bir tepe üzerindeki
bahçe gibidir ki yağış ile iki kat ürün verir.
Yağmur olmasa da çisenti ona rutubet verir, ürününü
arttırır.* Allah, her şeyi en iyi görür
ve bilir. O, işlediklerinizden haberdardır.
266
- *Sizler,
hepiniz pınarlarla sulanan ve her çeşit meyve veren hurma
ve asmalarla dolu bir bahçe, uzun bir ömür ve
kendinize benzeyen evlâtlar istemez misiniz? Fakat şiddetli
esen bir rüzgâr bahçeyi tahrip eder ve yıldırım
alevleriyle de onu mahvederse ne olur? *
Halâ ders almazlar mı ?İyice düşünesiniz diye
ayetlerimizi işte böylece bildirmedeyiz.
267
- (Ey inananlar! Kazandığınız mallardan ve size topraktan
çıkardığımız ürünlerden yoksullara sarfedin.
Kendinizin ancak gözü kapalı alabileceğiniz bayağı
şeyleri vermeye kalkışmayın. )*Bilin ki,
Allah müstağnidir ve şükre layık olandır. *
268
– Yoksulluk korkusu ile çocuklarınızı öldürmeyin.
Allah, sizin de rızkınızı verir, onların da. Yalnızca Allah'tan
korkun. O, gizlediklerinizi de bilir, açıklarınızı da.
Şeytan sizin apaçık düşmanınızdır. (Şeytan
sizi yoksullukla tehdit eder ve kötülüğe, fuhşa
teşvik eder. )
269
– Allah,
karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa görür ve bilir.
Hâlâ akletmezler mi? *Dilediğine
hikmet verir, hikmet verilene ise pek çok hayır verilmiş
demektir.*
270
– Kıyamet
ansızın kopacaktır. O gün uzuvları aleyhlerinde tanıklık
edecektir. Vay o günü yalanlayanların hallerine! O gün
zalimlere hiç yardım edilmeyecektir. *Verdiğiniz
nafakaları ve adadığınız her adağı Allah bilir. *
271-
Yoksullara yardım edin. (Sadakalarınızı açıkça
verirseniz iyi, fakat gizlice verirseniz çok daha güzel.
Öyle ki sağ elinizin verdiğini sol eliniz görmesin).
*Sadaka sizi günahlarınızdan kurtarır.
*Her kim zerre kadar bir iyilik işlerse
karşılığı verilecektir, faydası kendinedir. Her kim de zerre
kadar bir kötülük, şer işlerse karşılığı
verilecektir, zararı kendinedir. Allah, herkesin ne yaptığını
gayet iyi bilir. O, her şeyden haberi olandır.
272
– De ki: Benim görevim bildirmeden ibârettir. (Sen
onların bekçisi değilsin.) Allah,
inananlara kavrama kâbiliyeti vermektedir. *Onları
doğru yola iletmek sana düşmez, fakat Allah, dilediğini doğru
yola iletir. *Her kim zerre kadar bir iyilik işlerse,
karşılığının aynısını görecektir. Her kim de zerre
kadar bir kötülük, şer işlerse, karşılığının
aynısını görecektir. *İyilik cinsinden
ne infak ederseniz o size aynen ödenir. Size hiçbir
şekilde haksızlık yapılmaz. *
273
- (Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adamış yoksullara ve
kalbi Müslümanlığa ısındırılmak istenen kimselere
verin. Onlar fakirdir fakat sen onları hayâlarından dolayı
zengin sanırsın ve onları simâlarından tanırsın.
Yeryüzünde dolaşıp yüzsüzlük ederek, bir
şey istemezler.) Allah, her hâlinizi görür ve bilir.
O, hesabı tez olandır.
274
– *Gece ve
gündüz , gizli ve açık mallarından infakta
bulunanlar Rableri katında karşılığını göreceklerdir.*
Âyetlerimize inanan ve iyi işler işleyenler için
altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. O gün onlar için
ne korku vardır ne de tasa. Allah,
karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa görür ve bilir.
O, gücü her şeye yetendir.
275
-* Faiz
yiyenler, kabirlerinden
şeytanın
çarptığı kimseler gibi kalkarlar.
Bu ceza onlara, "alışveriş de faiz gibidir" demeleri
sebebiyledir.
Oysa Allah alışverişi helal, faizi yasakladı. Her kim, Rabbinden
bir öğüt geldiğinde bu öğüde uyar ve faizden
vazgeçerse geçmişteki davranışları için affa
uğrayacaklardır. Yeter ki bu andan itibaren işlerini Allah
rızasına uygun idare etsinler. Fakat bundan sonra tefecilik
yapanlar cehenneme girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır.*
276
-
*Allah, sadakayı arttırır, faizi ise eksiltir. *
Âyetlerimizi hiçe sayandan daha zalim kim vardır?
Zalimler ise asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir.
277
– Onlardır ki, Allah'a ve onun ayetlerine inanır, dinde sabırla
sebât ederler, iyilik eder, iyi davranırlar. İşte o kişiler
kurtuluşa erdirileceklerdir. Cennet, o kimseler içindir.
Onlara ne korku olacaktır ne de tasa.
278
– Ancak Allah'a tapın ve O'ndan korkun. Âyetlerimiz işte
bunlardır. Eğer inanırsanız bu hakkınızda hayırlıdır. *ve
faiz alacağınızdan vazgeçin, eğer gerçekten
inanıyorsanız*
279
– (Faiz
yemek, ateşe yakınlıktır. Faiz yiyen, Allah ve resûlüne
savaş açmış gibidir. Faizin her çeşidi ayağımın
altındadır!(de).Tövbe
ederseniz, sermayeniz sizindir. Hiç kimseye haksızlık
etmezsiniz, (o gün'kıyamet') size de haksızlık
edilmeyecektir.*
280
-
*Borçlu darlık içindeyse, ona eli
genişleyinceye kadar mühlet verin. Fakat alacağınızı
tamamen sadaka olarak silerseniz, eğer bilseniz bu hakkınızda daha
hayırlıdır. *Allah, kimseye zerre
kadar zulmetmez. O gün herkese işlediklerinin karşılığı
verilecektir.
281
– Kimsenin kimseye bir faydası dokunmayacağı o günden
korkun. Kıyamet günü Allah aranızda adâletle
hükmedecektir. O gün hüküm yalnızca Allah'ındır.
282
– Borç verdiğinizde iki erkek tanık tutun. Bulamazsanız
bir erkek ile iki kadın tanık tutun. Bu, birinin unuttuğunu
diğerinin hatırlatması içindir. ( Belirli bir vade ile
karşılıklı borç alış verişinde bulunduğunuz vakit onu
yazın. Âdil kâtip, kendisine Allah'ın öğrettiği
gibi yazmaktan çekinmesin. Borcu olan da alacağı olan da
okusun. Borç alanın söylediği gibi ve doğru olarak
yazsın. O, Allah'tan korksun, hiçbir şey kısmasın fakat
borçlu bu imkâna sahip değilse yazdırmaya gücü
yetmezse velisi doğru olarak yazdırsın. Tanıklığa çağrılanlar
kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun belli bir müddet
için verilen borcu yazmayı ihmal etmeyin. Bu, Allah katında
adâlete daha uygundur ve şüpheye yer vermemek içindir.
Alış-verişinizi elden ele devir suretiyle yapıyorsanız
yazmamakta bir hata olmaz. Fakat alışverişlerinizde tanıklar
bulundurun. Bundan ne yazana, ne tanıklara bir zarar dokunmamalıdır.
Başka türlü davranırsanız haksızlığa uğratmış
olursunuz.) Yalnızca Allah'tan korkun. O, her şeyi en iyi işitir
ve bilir.
283
- *Eğer
yoldaysanız ve kâtip bulamazsanız, almış bulunduğunuz
rehin yeter. Birbirinize güveniniz. Emniyet edilen borçlu,
borcunu ödesin. Allah'tan sakınsın. Tanıklık ederken
bildiğinizi gizlemeyin. Gizleyen günah işlemiş olur.*
Allah'tan sakının. Çünkü O, işlediklerinizden
aslâ gâfil değildir. Eğer inansalardı bu haklarında
hayırlı olurdu. İmanları kökleşirdi.
284
– Her şeyi yaratan yalnızca Allah'tır. Göklerde ve yerde ne
varsa O'nundur. O tektir ve gücü her şeye yetendir.
Âzabımızın aniden üzerinize gelip çatmayacağından
emin mi bulunuyorsunuz? Allah,
gizlediklerinizi de bilir, açığa vurduklarınızı da. O
vâdinden aslâ dönmez. Rabbiniz Allah işte budur.
İşte bu sana vahyettiklerimizdir.
285
- (Peygamber, Rabbi'nden kendisine bildirilene inandı. Müminlerin
hepsi de Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman
ettiler. İnananlar "Biz,
peygamberler arasında bir fark gütmeyiz, duyduk ve itaat ettik.
Rabbimiz senden af dileriz. Biz ve her şey dönüp Sana
varacaktır" derler.
286
– Allah kimseye takatinin üzerinde bir yükle mükellefiyet
yüklemez. Her kim, bir iyilik işlerse karşılığı
verilecektir, faydası kendinedir. Her kim de zerre kadar bir
kötülük, şer işlerse karşılığı verilecektir,
zararı kendinedir. O gün, herkese kazandıklarının karşılığı
verilecektir. “ Rabbimiz, eğer unuttuysak veya yanıldıysak bizi
affet! ve bize daha öncekilere yüklediğin gibi ağır yük
yükleme! Ey Rabbimiz, bize gücümüzün
yetmediği yükü yükleme. Bizi affet, yargıla, bize
acı. Mevlâmız sensin. Kâfirler kavmine karşı bize
yardım et.
(İnek
kurbânı)-Kur'an'ın ilk sûresi burada sona ermiştir.
-------------------------------------
Bilgi:.(..)Parantez
içindeki ayetler ikinci dereceden vahiylerdir.
*..*işareti
içinde yer alanlar Arapça kur'an mealinden olan
ayetlerdir.
Birinci,
üst, dereceden vahiyle gelen ayetlerde bu iki işaret yer
almamaktadır.
Bilgi:.(..)Parantez
içindeki ayetler ikinci dereceden vahiylerdir.
*..*işareti
içinde yer alanlar Arapça kur'an mealinden olan
ayetlerdir.
Birinci
dereceden vahiyle gelen ayetlerde bu iki işaret yer almamaktadır.
|