Allah Yoluna Davet Et

26/3/2008 - KUR'AN (Türkçe)

Kur'anın ilk sûresi sayfa-2-

-----------------------------------------------------------------------------------------

91 - *Onlara, "Allah'ın vahyettiğine iman edin." denildiğinde onlar, "Biz bize gönderilene inanırız." derler ve gayrisini inkâr ederler. Oysa bu Kitap daha öncekileri tasdik eder. Onlara de ki; "Eğer inanıyordu iseniz bundan önce Allah'ın gönderdiği peygamberleri niçin öldürdünüz?*

92 -* Musa size delillerle gelmişti de siz ise çok geçmeden buzağıya taptınız ve kendinize zulmettiniz*. Allah sizi yoktan var etti. Yalnızca O'na tapın.

93 – Eğer inansalardı bu haklarında hayırlı olurdu. İmanları kökleşirdi. Onlar ise kendilerine ne bir fayda ve ne de bir zararı dokunan uydurma şeylere taptılar. *Hani bir zamanlar, "verdiğimiz kitaba kuvvetle sarılın ve onu dinleyin." diye Tûr Dağı'nı üzerinize yükseltip, sağlam bir de söz aldık. Onlar: "Duyduk, dinledik, isyan ettik." dediler, kâfirlikleri yüzünden yürekleri buzağı sevgisi ile doluydu. De ki, "Eğer inancınız o ise inancınız size ne kötü şeyler telkin ediyor*.

94 -* De ki; Allah katında ahiret yurdu (cennet) başkalarına değil de yalnızca size mahsus ise ve eğer doğru sözlü iseniz haydi hemen ölümü dilesenize!*

95 -* Fakat elleriyle işledikleri iş nedeniyle hiçbir zaman ölümü arzu etmezler. Allah o zâlimleri bilir*. Onlar inançsız kişilerdir.

96 –*Onları insanların içinde yaşamaya, Allah'a ortak koşanlardan bile daha düşkün bulacaksınız. Her biri bin yıl yaşamak diler. Yaşatılsalar bile bu ömür onları Allah'ın azabından kurtaramaz*. Allah'ın azabını ne kulakları, ne gözleri ve ne de gönülleri giderebilir. Allah, herkesin ne yaptığını gayet iyi görür ve bilir. Fakat çoğu yine de bunu bilmezler. İyice anlayasınız diye Allah ayetlerini işte böyle açıklamadadır.

97 – De ki: Ben Allah'ın elçisiyim. Bana vahiy gelmektedir. *De ki; Cebrail'e düşman olanlar bilsinler ki, Allah'ın izniyle ,Kur'ân'ı senin kalbine, inananlara doğru yolu gösterici müjdeleyici olarak indirdi*

98 - *Her kim Allah'a ve O'nun meleklerine, peygamberlerine, Cebrail ile Mîkâil'e düşman olursa, iyi bilsin ki, Allah da onların düşmanıdır*.

99- Onları Allah yoluna dâvet et. İnanırlarsa bu haklarında hayırlıdır.

100- *Onlar ne zaman bir ahid ile bağlandılarsa, içlerinden bazıları sözlerinden dönmediler mi?Zaten onların çoğu iman etmez.*

101 - *Onlara ne zaman ellerindeki Kitab'ı tasdik eden bir resul gönderildiyse, kitap ehlinden bir kısmı sanki bilmiyorlarmış gibi, Allah'ın kitabını inkâra yeltendiler, arkalarına attılar.*


102- (Süleyman'ın mülkü aleyhine şeytanların telkinine uydular, oysa Süleyman kâfir olmamıştı. Şeytanlar kâfirdi. İnsanlara büyücülüğü ve Bâbil'deki Hârut ve Mârut adlı iki meleğe indirilen şeyi öğretiyorlardı. O iki melek ise kimseye 'Biz ancak fitneyiz, Allah tarafından bir denenmeden ibaretiz. Sakın kâfir olmayın' demeden başka bir şey öğretmezlerdi. Onlardan karı ile koca arasını açacak şeyler öğreniyorlardı. Öğrenenler ise Allah'ın izni olmaksızın kimseye zarar veremezlerdi. Ancak kendilerine zararı olacak, faydasız şeyleri öğreniyorlardı. Bu bilgiyi öğrenene ahirette nasip yoktur. Bir de canlarına bedel elde ettikleri şeyin ne kötü olduğunu bir bilselerdi

103 – Yalnızca Allah'tan korkun. Çünkü O, azabı en şiddetli olandır. Onlar ise âyetlerimizden şüphedeler ve büyük yanılgıdalar. Keşke bunu bilselerdi.

104 – Allah'ın elçisine “Râinâ bizi gözet” demeyin, “unzurnâ bize bak” deyin.


105- Onların size olan düşmanlıkları ağızlarından çıkan sözlerden bellidir. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür.*Ne Kitap verilen kavme mensup kâfirler, ne de Allah'a ortak koşanlar, Allah'ınızın size verdiği bir lûtfu çekemezler. Ondan hoşlanmazlar. Oysa Allah dileğine rahmetini tahsis eder*.

106- Dilini oynatıp durma. Biz bir âyeti ve onun hükmünü, daha iyisini veya benzerini onun yerine koymadan yürürlükten kaldırmayız. Allah'ın gücü her şeye yeter. O, dilediğini gerçekleştirir.

107 – Allah'ınınız tek Allah'tır. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Size de Allah'dan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.

108 - *Yoksa siz peygamberinizi, daha önce Musa'ya sorulduğu gibi, sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanını, imansızlıkla değiştirirse doğru yoldan sapmış olur*.

109 – *Kitap ehlinden bir kısmı sizin, iman ettikten sonra tekrar inkârcı olmanızı diler. Size öğretilen gerçeği bildikleri halde, ruhlarındaki isyanla bunu isterler. Siz onlardan yüz çevirin. Allah kendi kararını size bildirinceye kadar, onları bırakın. * Allah'ın gücü her şeye yeter.

110 – Namaz kılın, zekat verin. Her kim zerre kadar bir iyilik işlerse karşılığını görecektir. Her kim de zerre kadar bir kötülük, şer işlerse karşılığını görecektir. Allah her şeyi en iyi gören ve bilendir. Allah'ın ayetleri işte bunlardır. Doğru yol işte budur.

111 - *Bir de "Yahudiler dediler ki: Hıristiyanların hiçbir dayanakları yoktur. Hıristiyanlar da dediler ki: Yahudilerin hiçbir dayanakları yoktur. Oysa her iki topluluk, Allah'ın vahyini okuyorlar. Hiçbir vahiy bilmemiş olan habersizler de böyle konuşuyorlar. Gerçi onlar cennete yalnız Yahudiler ve Hıristiyanlar girecek diye zanlara kapılırlar. Onlara de ki: Eğer doğru söylüyorsanız getirin delilinizi*.

112-İnananlar: 'Biz peygamberler arasında bir fark gütmeyiz' demelidir. Daha önce de peygamberler gönderildi. Onları inkâr ettiler ve helak edildiler. Tek bir sayha, bir tek ses onlara yetti. Bak da gör nasılmış azabım ve korkutmalarım? İnkârcıların varacakları yer cehennemdir. (Onlar birer ümmetti. Gelip geçtiler. Onların kazandıkları onlara, sizin kazandıklarınız sizedir).

113- Allah'ı bırakıp da başka birini kendinize hakem mi sandınız? Kıyamet günü Allah aranızda adaletle hükmedecektir.

114 – Allah'ı anın ki kurtuluşa eresiniz. (Allah’ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onları tahribe uğraşandan daha zalim kim vardır?) * Onlar mescitlere korkudan ürpererek girebilirler. Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de çok acı bir azap vardır*.

115-. Yüzünüzü Mescid-i Haram'a çevirin. Nerede bulunursanız bulunun yüzünüzü o tarafa dönün. Bu buyruk haktır. Allah'a yönelin. Yarışırcasına O'na koşun. Allah'ın hükmü geniştir. O, her şeyi en iyi bilendir. (İki doğunun ve iki batının Rabbidir.)

116- Onlar “Allah evlât edindi” dediler. Hâşâ, Allah evlât edinmekten münezzehtir ve O, çok yücedir. Her şey Allah'ın dilemesi ve takdîri iledir. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur.

117 – Allah bir şeyi dilediği vakit ona 'ol' der O da hemen oluverir. (Gökleri ve yeri örneksiz yaratandır).


118 – Kur'an'ı duydukları vakit 'Bize bir melek inseydi ya' derler. Melek de indirsek iş belliydi. Onlar yine inanmazlardı. Daha öncekiler de böyle söylemişlerdi. Kalpleri ne kadar da birbirlerine benzedi.

119 – De ki: Benim görevim bildirmeden ibârettir. *Sen, o cehennemliklerden sorumlu değilsin*.

120 -*Yahudiler ve Hıristiyanlar, sen onların dinlerine girmedikçe senden hoşnut olmazlar*. De ki: Doğru yol işte budur. (Sana gelen bunca bilgiye rağmen onların heva ve heveslerine uyarsan Allah'a karşı seni kimse koruyamaz).

121 - *Kendilerine kitap verdiklerimiz onu, gereği gibi okurlar ve uyarlar. İşte onlar Kitaba inanırlar* Allah'a ve onun ayetlerine inanıp da iyi işler işleyenler kurtuluşa erdirileceklerdir. Cennet o kişileredir. İnkâr eden ve kötü, şer işler işleyenler ise hüsrana uğrayacaklardır. Cehennem o kişileredir.

122 - *Ey İsrailoğulları! Üzerinize olan nimetimi ve sizi vaktiyle âlemdeki ümmetlere üstün tuttuğumu hatırlayın! *

123 – Âzabımızın âniden üzerinize gelip çatmayacağından emin mi bulunuyorsunuz? Allah hesâbı tez görür. Kıyamet ansızın başınıza gelecektir. Kimsenin kimseye bir faydası dokunmayacağı o günden korkun. O gün herkese işlediklerinin karşılığı verilecektir. Her kim zerre kadar bir iyilik işlerse karşılığı verilecektir, faydası kendinedir. Her kim de zerre kadar bir kötülük, şer işlerse karşılığı verilecektir, zararı kendinedir.

124- *Bir zamanlar Rabbi İbrahim'i, bazı sözlerle denedi. O bunları tamamen yerine getirince de ona “Seni insanlara imam (önder) edeceğiz." buyurdu.* İbrahim, “Zürriyetimi de” dediğinde, Allah, “İnanan, iyi kimseler hakkındaki vâadime, inançsız zalim kimseler eremezler!” buyurdu*.

125- (Kâbe'yi sevap kazanmak ve güven yurdu yaptığımızda “İbrahim'in makamını namaz yeri edinin. İbrahim'e ve oğluna* İsmail* şöyle emretmiştik: “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rukû ve secde edenler için evimi (Kâbe'yi) tertemiz tutun.”)

126 -(Hani İbrahim "Rabbim, bu şehri güvenli bir belde kıl, halkından Allah'a ve Kıyamet gününe inananları meyvelerle rızıklandır" demişti. Allah buyurdu ki: "inkâr edeni de az bir müddet rızıklandıracağım. Sonra onu cehennem azabına çarptıracağım. 'Ne kötü yerdir orası!”)

127 - (Hani İbrahim, oğlu *İsmail *ile birlikte evin (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor, “Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen her şeyi en iyi işiten ve bilensin” demişlerdi).

128 - (“Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet nasip et. Bize ibadetimizin yollarını göster. Tövbemizi kabul et. Çünkü sen, tövbeleri kabul edensin, çok merhametli olansın.”)

129 - ( Rabbimiz, onlara içlerinden öyle bir peygamber gönder ki, onlara senin âyetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin, Onları her kötülükten arındırsın. Sen gücü her şeye yetensin, hüküm ve hikmet sahibisin).

130 - * Kendini bilmeyenlerden başka kim İbrahim'in dininden yüz çevirir? Biz dünyada onu seçtik. O, ahirette de iyilerdendir*.

131- (Rabbi ona “Teslim ol” buyurdu. İbrahim,“Âlemlerin Rabbine teslimim” dedi).

132- *İbrahim bunu kendi oğullarına da vasiyyet etti* (Yakup, "Ey oğullarım! Bu dini size Allah seçti, yalnızca müslümanlar olarak ölün!" dedi.)

133 - (Yoksa Yakub ölüm döşeğinde iken siz de orada hazır mı idiniz? Oğullarına; "Ben öldükten sonra kime kulluk edeceksiniz? Dediğinde oğulları; " Allah'a kulluk edeceğiz. Babaların İbrahim'in, İsmail'in, İshak'ın Allah'ı olan tek Allah'a. Biz ona teslim olanlarız” dediler).

134 - (Onlar birer ümmetti, gelip geçtiler. Onların kazandıkları onlara, sizin kazandığınız sizedir. Siz onların işlediklerinden sorumlu değilsiniz.)

135- *Onlar dediler ki: yahudi olsanızda, hıristiyan olsanız da doğru yolu bulun. De ki: Doğru yol İbrahim'in dinidir*. (İbrahim Allah'a ortak koşanlardan değildi.)

136- Davûd'a Zebur'u verdik. Davut dağlar ve kuşlarla birlikte Rabbini tespih ederdi. Ona, emrimizle hükmetmesi için doğruyu yanlıştan ayıran ifade gücü verdik. Peygamberler arasında da dereceler vardır.

İnananlar 'Biz peygamberler arasında bir fark gütmeyiz' demelidir.

*Deyin ki: “Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz*.”

137 - *Onlar da sizin inandığınız gibi iman ederlerse doğru yolu bulmuş olurlar fakat yüz çevirirlerse hüsrana uğrarlar.* De ki: Sizinle benim aramda tanık olarak Allah yeter. O, her şeyi en iyi işiten ve bilendir.

138 - Allah'ın boyası ile boyanın. Allah'ın boyasından daha güzel kim vardır?

139 - Sana düşen görev ancak bildirmedir. *De ki: Allah hakkında siz benimle tartışmaya mı girişiyorsunuz. O, benim de sizin de Rabbinizdir. Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız size. Biz Allah'a gönülden bağlıyız*.

140 - *Yoksa siz İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakup da, oğulları da yahudi veya hıristiyandı mı demek istiyorsunuz? De ki: "Siz mi iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?" Allah'ın bildirdiği gerçeği bilerek gizleyenden daha zâlim kim vardır?* Allah, işlediklerinizden aslâ gafil değildir.

141 - *Onlar birer ümmetti, gelip geçtiler. Onların kazandıkları onlara, sizin kazandıklarınız sizedir.*

Her kim zerre kadar bir iyilik işlerse karşılığının aynısını görecektir. Faydası kendinedir. Her kim de zerre kadar bir kötülük, şer işlerse karşılığının aynısını görecektir. Zararı kendinedir. O gün herkese kazandıklarının karşılığı verilecektir. Zalimlerin işleri ise boşa çevrilir. Onların kazandıklarının bir faydası olmayacaktır. Zalimler asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir.

142 – *Onlardan kavrayışsız olanlar sorarlar, onları yöneldikleri kıbleden çeviren nedir? De ki: Doğu da batı da Allah'ındır. Dilediğini doğru yola yöneltir.

143 –Böylece insanlara tanıklık etmeniz ve peygamberin de size tanık olması için sizi doğru yolda yürüyen bir ümmet yaptık*.(Daha önce de yönelmek istenilen Kıble'yi (Kâbe'yi) peygambere uyanları ayağının iki topuğu üzerinde geri döneceklerden ayırt etmek için kıble yaptık. (O,, bağışlayan ve acıyandır). Allah imânınızı zâyi edecek değildir.

144 – * Gerçekten de yüzünü göğe çevirip bir şeyler aradığını görüyoruz. Seni hoşnut olacağın bir kıbleye çevireceğiz*. Yüzünüzü Mescid-i Haram'a çevirin. Nerede bulunursanız bulunun, yüzünüzü o tarafa dönün. Bu buyruk haktır. Yarışırcasına Allah'a koşun. O'na yönelin. Allah işlediklerinizden haberi olandır. O, karanlıklardakini de bilir, aydınlıklardakini de . Allah, Kalplerde ve gönüllerde saklı gizli ne varsa bilir.


145 - *Sen, daha önce kendilerine kitap verilenlere, bütün delilleri göstersen de senin kıblene yönelmezler. Sen de onların kıblesine yönelmezsin. Onların bir kısmı da diğer bir kısmının kıblesine yönelmezler. Sana gelen bunca bilgiye rağmen onların dileklerine uyarsan sen de zâlimlerden olursun*.

146 - *Daha önce kitap verdiklerimiz onu ( peygamberi), öz evlâtları gibi tanırlar. Fakat içlerinden bir kısmı gerçeği bile bile gizlerler.*

147 – Allah'ınız Tek Allah'tır. O'nun gücü her şeye yeter. Gerçek, Rabbinden gelir. *O halde kuşkulananlardan olma!*


148 –.Yarışırcasına Allah'a koşun. O'na yönelin. Yüzünüzü Mescid-i Haram'a çevirin. Nerede bulunursanız bulunun yüzünüzü o tarafa dönün. Bu buyruk haktır. *Allah sizi birleştirecektir. * O, gücü her şeye yetendir. Ancak Allah'tan korkun. Çünkü O, âzâbı en şiddetli olandır.


149- *Herkesin yöneldiği bir yön vardır*Yola nereden çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram'a çevir. * Allah işlediklerinizden haberi olandır. Gerçek işte budur.

150- Yalnızca Ben'den korkun. * ki size olan nimetimi tamamlayayım* Onlardan korkmayın *(Yüzlerinizi doğuya, batıya çevirip durmanız iyilik değildir. )*Nerede bulunursanız bulunun, nereden çıkarsanız çıkın yüzünüzü Mescid-i Haram'a çevirin ki, aleyhinizde(hakkınızda) isnadda bulunmasınlar. *(Allah'a şükredin).

151. *Nitekim içinizden size âyetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arındıran, size Kitab'ı, hikmeti ve bilmediğiniz şeyleri öğreten bir Resûl gönderdik.

152 – Allah'ı anın ki, kurtuluşa eresiniz. Ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı anın.

153 - Sabırla namazla Allah'tan yardım dileyin.

154 - Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Onlar diridirler. Fakat siz farkına varamazsınız.

155 - Sabredin. Allah, sabredenlerle beraberdir. (Sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile deneriz. İnananlara müjde ver. Mükâfatlarını kat kat arttırırız.)

156 – Her şey, Allah'ın yaratması, dilemesi ve takdîri iledir. Onlar, başlarına bir dert geldiğinde hemen üzülürler. Kendilerine bir fayda dokunsa hemen sevinirler. Onlardır ki, Allah'a içten inanırlar, dinde sabırla sebat ederler* başlarına bir dert geldiğinde “Biz Allah'ın kullarıyız , O'na döneceğiz” derler.*

157. Rablerinin rahmeti ve acıması, böylelerin üzerinedir. Doğru yol işte budur.

158 -(Safâ ile Merve Rabbin alâmetlerindendir. Hac ve umre için Kâ'be'yi ziyaret edenin, bunları tavaf etmesinde bir günah yoktur.) Her kim bir iyilik işlerse karşılığı verilecektir. Her kim de bir kötülük, şer işlerse karşılığı verilecektir. Allah her şeyi en iyi görür ve bilir.

159 – İyice anlamanız için âyetlerimizi açıkça bildirmedeyiz . *İndirdiğimiz açık delillerle gösterdiğimiz doğru yolu iyice anlattığımız halde o delilleri gizleyenlere Allah da lânet eder lanet edebilen herkes de lânet eder.*

160 – Allah'tan af dileyin. Yalvarın, yakarın. (Ancak tövbe eden, durumlarını düzeltenlerin affedilmesi umulur).

161 - Âyetlerimizi inkar eden ve kötü, şer işler işleyenlerin varacakları yer cehennemdir. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır. 'Rabbimiz' diyeceklerdir. 'Ne olur tekrar dünyaya dönelim de doğru yolu bulalım'. Fakat onların bu dilekleri asla kabul edilmeyecektir. Onlara orada sadece 'Tadın bakalım acı azabımızı' denilir. *İnkârcı olarak ölenler, Allah'ın, meleklerin ve insanların lânetine uğrarlar*.

162 - *Ebedi olarak lanetlenmiş kalırlar. * O gün yüzleri aydınlananlar sevinç ve neş'e duyacaklardır. İşte o kimseler kurtuluşa erdirilenlerin ta kendileridirler. Cennet onlar içindir. O gün yüzleri kararanlara gelince üzüntü duyacaklardır. Onlar hüsrâna uğrayanların ta kendileridir. Cehennem onlar içindir. Allah onların yüzlerine bakmaz ve onlara hitâp etmez.

163 – Allah birdir. O, karanlıklardakini de bilir, aydınlıklardakini de. Allah azabı en şiddetli olandır. *O,rahman ve rahimdir*

164 – Her şeyi idare eden yalnızca Allah'tır. Göklerde ve yerde varsa O'nundur. Gemileri yürüten Allah'tır. Akledenler için bunda dersler vardır.* Göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri ardından gelmesinde, denizlerde insanlara faydalı şeyler gelmesinde Allah'ın gökten indirdiği yağmur ile kuruyan toprağı tekrar diriltmesinde, çeşit çeşit hayvanların üreyip yayılmasında, rüzgarların esişinde, bulutların yer ile gök arasında duruşunda akledenler için dersler vardır.

165 – Allah'ın kudreti sonsuzdur. O, gücü her şeye yetendir. Allah'ın azabı, inanmayanların üzerinedir. Onlar göreceklerdir Allah'ın âzâbının korkunçluğunu. *İnsanlardan kimileri Allah'a ortak koşarlar. O'nun benzeri var sanırlar ve onu Allah'ı sever gibi severler. Oysa iman edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir. Zâlimler azabı görecekleri zaman bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının gerçekten çok şiddetli bulunduğunu keşke bilselerdi*.

166 - *O zaman kendilerine uyulan kimseler, azabı görerek kendilerine uyanlardan kaçıp uzaklaşmışlar ve aralarındaki bağ kesilecektir.*

167 – İnkarcıların varacakları yer cehennemdir. Oradan kurtulmayı dileseler dâhi asla kurtarılmazlar. “Rabbimiz!” diyeceklerdir. ”Ne olur bizi tekrar dünyaya dönder de doğru yolu bulalım”. Fakat onlar geç kalmışlardır. Onlara sâdece “Tadın bakalım acı azabımızı” denilir. Ne fecî yerdir cehennem. Orada zakkum kökü yiyecekler, kanlı irinli su içeceklerdir. (Orada ne ölür ne dirilirler).

*Onlara uyanlar diyecekler ki: "Keşke tekrar dünyaya dönsek de onlar bizden nasıl kaçtıysa biz de onlardan öyle uzaklaşsaydık. Böylece Allah onlara yaptıkları şeyin, üzerlerine çökmüş, bir pişmanlık olduğunu gösterecek. Onlar cehennemden dışarı çıkamayacaklardır.*

168 – Şeytan sizin apaçık düşmanınızdır. *Ey insanlar! yeryüzündeki şeylerin helâl ve iyi olanlarını yiyin. Şeytana uymayın. (Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi, hayasızlığı ve kötülüğü, emreder.)

169 –Kibirlenmeyin. Allah, kibirlenenleri sevmez.

170 - Onlara: "Siz de Allah'a inanın ve O'nun bildirdiklerine uyun" denildiğinde: "Biz atalarımızın yolundan yürürüz" derler. Ya ataları doğruyu anlayamamış, doğruyu bulamamışlarsa ne olacak? Hiç düşünmezler mi?

171 – Onlar anlayışsız kişilerdir. Kör, sağır ve dilsizdirler. Gerçeği akletmezler.

172 - *Ey inananlar! Size rızık olarak verdiğimiz temiz şeyleri yiyin ve Allah'a şükredin, eğer yalnız O'na kulluk ediyorsanız. *

173 – Domuz eti haramdır. Pis ve murdardır. Ancak darda kalan, zaruret miktarını aşmayacak kadar bundan yerse günah olmaz. Şarap, kumar, fal okları şeytan işi pisliklerdir. (Allah size domuz etini, leşi, kanı, Allah'tan başkası adına kesilen hayvan etini haram kıldı).

174 - *Allah'ın ayetlerinden bir şeyi adi bir bedel karşılığı gizleyenler ateşe atılacaklardır. Karınlarına ateş doldurulur. Kıyamet günü Allah onlara hitap etmez, onları temize çıkarmaz. Onlara sadece acı bir azab vardır.*

175 – Suçlular cezalarını çekeceklerdir. (Onlar, yolun doğrusunu verip, sapıklığı satın almışlardır.) * Ateşe ne dayanıklı kimselerdir bunlar.*

176 – Gerçek; işte, bu sana vahyettiklerimizdir.* Âyetlerimizden ihtilafa düşenler Allah'tan uzaklaşanlardır. *

177 - Onlar o kimselerdir ki, Allah'a ve O'nun ayetlerine inanırlar. Yoksullara yardım ederler. Yedirir, içirir, giydirir, gezdirirler. İyilik eder, iyi davranırlar. Dinde sabırla sebat ederler. Allah iyi temiz kişileri korur ve sever. Cennet o kimseler içindir.

Onlar o kimselerdir ki, Âyetlerimizden yüz çevirirmedeler. Onlara için çok acı bir azap vardır.

Onlar o kimselerdir ki Allah'a ve O'nun ayetlerine(kitaba), inanıp da yakınlarına, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, yola serilmişlere yardım ederler (nafaka verirler), namaz kılarlar, sözlerini yerine getirirler, dinde sabırla sebat ederler. Cennet o kimseleredir.

Onlardır ki ayetlerimizi inkâr ederler, peygamberlerle alay ederler. Onlar alay ettiklerinin cezasını çekeceklerdir. Cehennem o kimseleredir.

178 – Sizin için cana, can; göze, göz; dişe ,diş kısas vardır. *Hüre hür, köleye köle, kadına kadın* (ölenin velisi tarafından affedilirse, kendisine örfe uymak ve affedene iyilikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bunun ardından kim haddi, ona çok acı bir azap vardır. Allah hâkimlerin hakimi değil midir?)

179 – *Allah'tan korkanlardan olmanız için size kısasta hayat vardır. *

180 – Mevlânız Allah'tır. O, her şeyi en iyi işten ve bilendir. *Birinize ölüme yaklaştığında ardından tereke bırakmak isterse, annesine, babasına, yakınlarına vasiyette bulunsun. Allah'tan korkanlar için haktır. *

181 -*Vasiyeti işittikten sonra onu tahrif eden olursa bu günah, o tahrifi yapanadır* Allah, her şeyi en iyi işiten ve bilendir*.

182 - *Vasiyeti yapanın, yanılmasından, günah işlemesinden endişe ederek ara bulana günah yoktur. * (Allah hakimlerin hakimi değil midir?) Kıyamet günü Allah aranızda adaletle hükmedecektir.

183 – Oruç tutun. Tan yeri ağarıp ta ak iplik, kara iplikten seçilinceye kadar yiyin, için.(Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. )

184 - Oruç, belli aylardadır. Oruç tutamayanlar, tutamadıkları gün sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca dayanamayanlar ise tutamadıkları her gün sayısınca bir yoksulu doyuracak kadar fidye verirler. Bu, sayıyı otuza tamamlamanız içindir. Bile bile orucunu bozanlar ise altmış gün ardarda oruç tutar veya bir yoksulu altmış gün ya da altmış yoksulu bir gün doyuracak kadar fidye verirler. (İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunanlar, tutamadıkları her gün sayısınca diğer günlerde tutar veya tutamadığı her gün için bir yoksulu doyuracak kadar fidye verirler. (Oruç tutun ki sıhhat bulun).

185 – (Öyle bir ayın gölgesi düştü ki üzerinize sizden kim o aya erişirse oruç tutsun. Doğru yolu bildiren Kur'an o ayda indirilmiştir.(Ramazan) .*Hasta veya yolda bulunanlar tutamadıkları gün sayısınca diğer günlerde tutar. Allah size kolaylık ister zorluk istemez. Bu sayıyı tamamlamanız içindir. Umulur ki şükredersiniz.* *Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız, size helâl kılındı. Allah (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Tan yeri ağarıp ta ak iplik, kara iplikten seçilinceye kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikafta iken eşlerinize yaklaşmayın. *

186 -Allah'a içten inanın. Kullarım sana beni sordukları vakit, ben onlara şah damarından daha yakınım. Allah'a dua edin. Çünkü O, dualara icabet edendir. Onları Allah yoluna çağır.

187 – Boşanan bir kadın üç ay müddetle beklesin. Kocası ölen bir kadın dört ay on gün müddetle beklesin. Kadınları ya iyilikle tutun ya da onları iyilikle bırakın. Oysa ne güzel birbirinizle kaynaşmıştınız. Kadınlar sizin iffet elbiselerinizdir. Siz de onların. Kadınlar sizin tarlalarınızdır. Onlara dilediğiniz gibi girin. Evlerinize arkalarından yaklaşmayın. Kapılarından girin. Kadınlara özürlü günlerinde yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın çizdiği sınırlardır. Kim bu sınırları aşarsa işte onlar zalimlerdir. Allah, âyetlerini iyice anlayasınız diye işte böyle açıkça bildirmededir.

188 – Yetim malı haramdır. Çocuklarınızı yoksulluk korkusu ile öldürmeyin. Allah sizin de rızkınızı verir, onların da. İsraf etmeyin. İsraf haramdır. Cimrilik etmeyin. Allah cimrilik edenleri sevmez. (Birbirinizin malını haksız yere yemek için hakime rüşvet vermeyin. Rüşvet veren el de alan el de ateştedir.)

189 - (Sana haram aylardan sorarlarsa de ki, onların sayısı dörttür ve o aylarda savaşmak büyük günahtır. Onlar hac için de vakit ölçüleridir. ) Allah'tan korkun ki, kurtuluşa erin.


<- Önceki Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Kuran'a Dair Gerçek Bilgiler

Recent Posts

YUNUS SÛRESİ
VÂKİ OLAN SURESİ
Başlıksız
YUSUF SÛRESİ
MAĞARADA UYUYANLAR SÛRESİ
HİKÂYELER SÛRESİ
LÛT SÛRESİ
SEBELİLER SÛRESİ
GANİMETLER SÛRESİ
CENNET İLE CEHENNEM ARASINDAKİ DUVARDAN BAHSEDEN SÛRE
HAYVANLARDAN BAHİS GEÇEN SURE
ZİYAFET SOFRASI SÛRESİ
İMRAN SOYU SÛRESİ
İMRAN SOYU SURESİ
İNANANLAR SÛRESİ
KUR'AN (Türkçe)
KUR'AN (Türkçe)
KUR'AN'DA ZULÜM KAVRAMI
FİTNE ADAM ÖLDÜRMEKTEN BETERDİR.
CENNETTE DERECELER VARDIR
KİBİRLENMEYİN. ALLAH, KİBİRLENENLERİ SEVMEZ.
Atasözü
ALLAH, SABREDENLERLE BERABERDİR
ALLAH, RİYÂKÂRLARIN CEZASINI VERECEKTİR
KIYAMET GÜNÜ HAKKINDA
DİNDE SABIR, SEBÂT VEYA GAFLET
BİRİKTİRDİKLERİ ALTIN VE GÜMÜŞLERLE ALINLARI, SIRTLARI VE YANLARI DAĞLANIR
KÂFİRLER SÛRESİ (Kâfirun Sûresi)
ALLAH'A İMAN
ALLAH'A İMAN

Friends

onursargin

bedava chat sohbet batak okey tavla