26/3/2008 - KUR'AN (Türkçe)
Kur'anın ilk sûresi sayfa-2- -----------------------------------------------------------------------------------------
91 - *Onlara,
"Allah'ın vahyettiğine iman edin." denildiğinde onlar,
"Biz bize gönderilene inanırız." derler ve
gayrisini inkâr ederler. Oysa bu Kitap daha öncekileri
tasdik eder. Onlara de ki; "Eğer inanıyordu iseniz bundan önce
Allah'ın gönderdiği peygamberleri niçin öldürdünüz?*
92
-* Musa size delillerle gelmişti de siz ise
çok geçmeden buzağıya taptınız ve kendinize
zulmettiniz*. Allah sizi yoktan var
etti. Yalnızca
O'na tapın.
93
– Eğer inansalardı bu haklarında hayırlı olurdu. İmanları
kökleşirdi. Onlar ise kendilerine ne bir fayda ve ne de bir
zararı dokunan uydurma şeylere taptılar. *Hani
bir zamanlar, "verdiğimiz kitaba kuvvetle sarılın ve onu
dinleyin." diye Tûr Dağı'nı üzerinize yükseltip,
sağlam bir de söz aldık. Onlar: "Duyduk, dinledik, isyan
ettik." dediler, kâfirlikleri yüzünden yürekleri
buzağı sevgisi ile doluydu. De ki, "Eğer inancınız o ise
inancınız size ne kötü şeyler telkin ediyor*.
94
-* De ki;
Allah katında ahiret yurdu (cennet) başkalarına değil de yalnızca
size mahsus ise ve eğer doğru sözlü iseniz haydi hemen
ölümü dilesenize!*
95
-* Fakat elleriyle işledikleri iş nedeniyle
hiçbir zaman ölümü arzu etmezler. Allah o
zâlimleri bilir*. Onlar inançsız kişilerdir.
96
–*Onları insanların içinde yaşamaya,
Allah'a ortak koşanlardan bile daha düşkün bulacaksınız.
Her biri bin yıl yaşamak diler. Yaşatılsalar bile bu ömür
onları Allah'ın azabından kurtaramaz*.
Allah'ın azabını ne kulakları, ne gözleri ve ne de gönülleri
giderebilir. Allah, herkesin ne yaptığını
gayet iyi görür ve bilir.
Fakat çoğu yine de bunu bilmezler. İyice anlayasınız diye
Allah ayetlerini işte böyle açıklamadadır.
97
– De ki: Ben Allah'ın elçisiyim.
Bana vahiy gelmektedir. *De
ki; Cebrail'e düşman olanlar bilsinler ki,
Allah'ın izniyle ,Kur'ân'ı
senin kalbine, inananlara doğru yolu gösterici müjdeleyici
olarak indirdi*
98
- *Her kim Allah'a ve O'nun meleklerine,
peygamberlerine, Cebrail ile Mîkâil'e düşman
olursa, iyi bilsin ki, Allah da onların düşmanıdır*.
99-
Onları Allah yoluna dâvet et. İnanırlarsa bu haklarında
hayırlıdır.
100-
*Onlar
ne zaman bir ahid ile bağlandılarsa, içlerinden bazıları
sözlerinden dönmediler mi?Zaten onların çoğu iman
etmez.*
101
- *Onlara
ne zaman ellerindeki Kitab'ı tasdik eden bir resul gönderildiyse,
kitap ehlinden bir kısmı sanki bilmiyorlarmış gibi, Allah'ın
kitabını inkâra yeltendiler, arkalarına attılar.*
102-
(Süleyman'ın mülkü aleyhine şeytanların telkinine
uydular, oysa Süleyman kâfir olmamıştı. Şeytanlar
kâfirdi. İnsanlara büyücülüğü ve
Bâbil'deki Hârut ve Mârut adlı iki meleğe
indirilen şeyi öğretiyorlardı. O iki melek ise kimseye 'Biz
ancak fitneyiz, Allah tarafından bir denenmeden ibaretiz. Sakın
kâfir olmayın' demeden başka bir şey öğretmezlerdi.
Onlardan karı ile koca arasını açacak şeyler
öğreniyorlardı. Öğrenenler ise Allah'ın izni olmaksızın
kimseye zarar veremezlerdi. Ancak kendilerine zararı olacak,
faydasız şeyleri öğreniyorlardı. Bu bilgiyi öğrenene
ahirette nasip yoktur. Bir de canlarına bedel elde ettikleri şeyin
ne kötü olduğunu bir bilselerdi
103
– Yalnızca Allah'tan korkun. Çünkü O, azabı en
şiddetli olandır. Onlar ise âyetlerimizden şüphedeler
ve büyük yanılgıdalar. Keşke bunu bilselerdi.
104
– Allah'ın elçisine “Râinâ bizi gözet”
demeyin, “unzurnâ bize bak” deyin.
105-
Onların size olan düşmanlıkları ağızlarından çıkan
sözlerden bellidir. Kalplerinde gizledikleri ise daha
büyüktür.*Ne Kitap verilen kavme
mensup kâfirler, ne de Allah'a ortak koşanlar, Allah'ınızın
size verdiği bir lûtfu çekemezler. Ondan hoşlanmazlar.
Oysa Allah dileğine rahmetini tahsis eder*.
106-
Dilini oynatıp durma. Biz bir âyeti ve onun hükmünü,
daha iyisini veya benzerini onun yerine koymadan yürürlükten
kaldırmayız. Allah'ın gücü her şeye yeter. O,
dilediğini gerçekleştirir.
107
– Allah'ınınız tek Allah'tır. Göklerde ve yerde ne varsa
O'nundur. Size de Allah'dan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı
vardır.
108
- *Yoksa siz peygamberinizi, daha önce Musa'ya sorulduğu gibi,
sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanını,
imansızlıkla değiştirirse doğru yoldan sapmış olur*.
109
– *Kitap ehlinden bir kısmı sizin, iman ettikten sonra tekrar
inkârcı olmanızı diler. Size öğretilen gerçeği
bildikleri halde, ruhlarındaki isyanla bunu isterler. Siz onlardan
yüz çevirin. Allah kendi kararını size bildirinceye
kadar, onları bırakın. * Allah'ın gücü her şeye
yeter.
110
– Namaz kılın, zekat verin. Her kim zerre kadar bir iyilik
işlerse karşılığını görecektir. Her kim de zerre kadar
bir kötülük, şer işlerse karşılığını
görecektir. Allah her şeyi en iyi gören ve bilendir.
Allah'ın ayetleri işte bunlardır. Doğru yol işte budur.
111
- *Bir
de "Yahudiler dediler ki: Hıristiyanların hiçbir
dayanakları yoktur. Hıristiyanlar da dediler ki: Yahudilerin hiçbir
dayanakları yoktur. Oysa her iki topluluk, Allah'ın vahyini
okuyorlar. Hiçbir vahiy bilmemiş olan habersizler de böyle
konuşuyorlar. Gerçi
onlar cennete yalnız Yahudiler ve Hıristiyanlar girecek diye
zanlara kapılırlar. Onlara de ki: Eğer doğru söylüyorsanız
getirin delilinizi*.
112-İnananlar:
'Biz peygamberler arasında bir fark gütmeyiz' demelidir. Daha
önce de peygamberler gönderildi. Onları inkâr
ettiler ve helak edildiler. Tek bir sayha, bir tek ses onlara yetti.
Bak da gör nasılmış azabım ve korkutmalarım? İnkârcıların
varacakları yer cehennemdir. (Onlar birer
ümmetti. Gelip geçtiler. Onların kazandıkları onlara,
sizin kazandıklarınız sizedir).
113-
Allah'ı bırakıp da başka birini kendinize hakem mi
sandınız? Kıyamet günü Allah aranızda adaletle
hükmedecektir.
114
– Allah'ı anın ki kurtuluşa eresiniz. (Allah’ın
mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onları
tahribe uğraşandan daha zalim kim vardır?) *
Onlar mescitlere korkudan ürpererek girebilirler. Bunlar için
dünyada rezillik, ahirette de çok acı bir azap vardır*.
115-.
Yüzünüzü Mescid-i Haram'a çevirin. Nerede
bulunursanız bulunun yüzünüzü o tarafa dönün.
Bu buyruk haktır. Allah'a yönelin. Yarışırcasına O'na
koşun. Allah'ın hükmü geniştir. O, her şeyi en iyi
bilendir. (İki doğunun ve iki batının Rabbidir.)
116-
Onlar “Allah evlât edindi” dediler. Hâşâ,
Allah evlât edinmekten münezzehtir ve O, çok
yücedir. Her şey Allah'ın dilemesi ve takdîri iledir.
Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur.
117
– Allah bir şeyi dilediği vakit ona 'ol' der O da hemen oluverir.
(Gökleri ve yeri örneksiz yaratandır).
118
– Kur'an'ı duydukları vakit 'Bize bir melek inseydi ya' derler.
Melek de indirsek iş belliydi. Onlar yine inanmazlardı. Daha
öncekiler de böyle söylemişlerdi. Kalpleri ne kadar
da birbirlerine benzedi.
119
– De ki: Benim görevim bildirmeden ibârettir. *Sen,
o cehennemliklerden sorumlu değilsin*.
120
-*Yahudiler ve Hıristiyanlar, sen onların
dinlerine girmedikçe senden hoşnut olmazlar*. De ki:
Doğru yol işte budur. (Sana gelen bunca bilgiye rağmen onların
heva ve heveslerine uyarsan Allah'a karşı seni kimse koruyamaz).
121
- *Kendilerine kitap verdiklerimiz onu, gereği
gibi okurlar ve uyarlar. İşte onlar Kitaba inanırlar*
Allah'a ve onun ayetlerine inanıp da iyi işler işleyenler
kurtuluşa erdirileceklerdir. Cennet o kişileredir. İnkâr
eden ve kötü, şer işler işleyenler ise hüsrana
uğrayacaklardır. Cehennem o kişileredir.
122
- *Ey İsrailoğulları! Üzerinize olan
nimetimi ve sizi vaktiyle âlemdeki ümmetlere üstün
tuttuğumu hatırlayın! *
123
– Âzabımızın âniden üzerinize gelip
çatmayacağından emin mi bulunuyorsunuz? Allah hesâbı
tez görür. Kıyamet ansızın başınıza gelecektir.
Kimsenin kimseye bir faydası dokunmayacağı o günden korkun. O
gün herkese işlediklerinin karşılığı verilecektir. Her kim
zerre kadar bir iyilik işlerse karşılığı verilecektir, faydası
kendinedir. Her kim de zerre kadar bir kötülük, şer
işlerse karşılığı verilecektir, zararı kendinedir.
124-
*Bir
zamanlar Rabbi
İbrahim'i,
bazı sözlerle denedi. O bunları tamamen yerine getirince de
ona “Seni insanlara imam (önder) edeceğiz." buyurdu.*
İbrahim,
“Zürriyetimi de” dediğinde, Allah, “İnanan, iyi kimseler
hakkındaki vâadime, inançsız zalim kimseler
eremezler!” buyurdu*.
125-
(Kâbe'yi sevap kazanmak ve
güven yurdu yaptığımızda “İbrahim'in makamını namaz
yeri edinin. İbrahim'e ve oğluna*
İsmail* şöyle
emretmiştik: “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rukû
ve secde edenler için evimi (Kâbe'yi) tertemiz tutun.”)
126
-(Hani İbrahim "Rabbim, bu şehri güvenli bir belde kıl,
halkından Allah'a ve Kıyamet gününe inananları
meyvelerle rızıklandır" demişti. Allah buyurdu ki: "inkâr
edeni de az bir müddet rızıklandıracağım. Sonra onu
cehennem azabına çarptıracağım. 'Ne kötü yerdir
orası!”)
127
- (Hani İbrahim, oğlu *İsmail *ile
birlikte evin (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor, “Ey
Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen her şeyi en iyi
işiten ve bilensin” demişlerdi).
128
- (“Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da
sana teslim olmuş bir ümmet nasip et. Bize ibadetimizin
yollarını göster. Tövbemizi kabul et. Çünkü
sen, tövbeleri kabul edensin, çok merhametli olansın.”)
129
- ( Rabbimiz, onlara
içlerinden öyle bir peygamber gönder
ki, onlara senin âyetlerini okusun, kitabı ve hikmeti
öğretsin, Onları her kötülükten arındırsın.
Sen gücü her şeye yetensin, hüküm ve hikmet
sahibisin).
130
- * Kendini bilmeyenlerden başka kim İbrahim'in dininden yüz
çevirir? Biz dünyada onu
seçtik. O, ahirette de iyilerdendir*.
131-
(Rabbi ona “Teslim ol” buyurdu. İbrahim,“Âlemlerin
Rabbine teslimim” dedi).
132-
*İbrahim
bunu kendi oğullarına da vasiyyet etti*
(Yakup,
"Ey
oğullarım! Bu dini size Allah seçti, yalnızca müslümanlar
olarak ölün!" dedi.)
133
- (Yoksa Yakub ölüm döşeğinde iken siz de orada
hazır mı idiniz? Oğullarına; "Ben öldükten sonra
kime kulluk edeceksiniz? Dediğinde oğulları; " Allah'a kulluk
edeceğiz. Babaların İbrahim'in, İsmail'in, İshak'ın Allah'ı
olan tek Allah'a. Biz ona teslim olanlarız” dediler).
134
- (Onlar birer ümmetti, gelip geçtiler. Onların
kazandıkları onlara, sizin kazandığınız sizedir. Siz onların
işlediklerinden sorumlu değilsiniz.)
135-
*Onlar dediler ki: yahudi olsanızda, hıristiyan olsanız da doğru
yolu bulun. De ki: Doğru yol İbrahim'in dinidir*.
(İbrahim Allah'a ortak koşanlardan değildi.)
136-
Davûd'a Zebur'u verdik. Davut dağlar ve kuşlarla birlikte
Rabbini tespih ederdi. Ona, emrimizle hükmetmesi için
doğruyu yanlıştan ayıran ifade gücü verdik.
Peygamberler arasında da dereceler vardır.
İnananlar
'Biz peygamberler arasında bir fark gütmeyiz' demelidir.
*Deyin
ki: “Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), İbrahim,
İsmail, İshak, Yakub ve Yakuboğullarına indirilene, Mûsâ
ve İsa’ya verilen (Tevrat ve İncil) ile bütün diğer
peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini
diğerinden ayırt etmeyiz ve biz ona teslim olmuş kimseleriz*.”
137
- *Onlar
da sizin inandığınız gibi iman ederlerse doğru yolu bulmuş
olurlar fakat yüz çevirirlerse hüsrana uğrarlar.*
De
ki: Sizinle benim aramda tanık olarak Allah yeter. O, her şeyi en
iyi işiten ve bilendir.
138
- Allah'ın boyası ile boyanın. Allah'ın boyasından daha güzel
kim vardır?
139
- Sana düşen görev ancak bildirmedir. *De
ki: Allah hakkında siz benimle tartışmaya mı girişiyorsunuz. O,
benim de sizin de Rabbinizdir. Bizim yaptıklarımız bize, sizin
yaptıklarınız size. Biz Allah'a gönülden bağlıyız*.
140
- *Yoksa siz
İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakup da, oğulları da yahudi
veya hıristiyandı mı demek istiyorsunuz? De ki: "Siz mi iyi
bilirsiniz, yoksa Allah mı?" Allah'ın bildirdiği gerçeği
bilerek gizleyenden daha zâlim kim vardır?*
Allah, işlediklerinizden aslâ gafil değildir.
141
- *Onlar birer ümmetti, gelip geçtiler. Onların
kazandıkları onlara, sizin kazandıklarınız sizedir.*
Her
kim zerre kadar bir iyilik işlerse karşılığının aynısını
görecektir. Faydası kendinedir. Her kim de zerre kadar bir
kötülük, şer işlerse karşılığının aynısını
görecektir. Zararı kendinedir. O gün herkese
kazandıklarının karşılığı verilecektir. Zalimlerin işleri
ise boşa çevrilir. Onların kazandıklarının bir faydası
olmayacaktır. Zalimler asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir.
142
– *Onlardan kavrayışsız olanlar sorarlar,
onları yöneldikleri kıbleden çeviren nedir? De ki: Doğu
da batı da Allah'ındır. Dilediğini doğru yola yöneltir.
143
–Böylece insanlara
tanıklık etmeniz ve peygamberin de size tanık olması için
sizi doğru yolda yürüyen bir ümmet yaptık*.(Daha
önce de
yönelmek istenilen Kıble'yi (Kâbe'yi) peygambere
uyanları ayağının iki topuğu üzerinde geri döneceklerden
ayırt etmek için kıble yaptık. (O,,
bağışlayan ve acıyandır). Allah imânınızı zâyi
edecek değildir.
144
– *
Gerçekten de yüzünü göğe çevirip
bir şeyler aradığını görüyoruz. Seni hoşnut olacağın
bir kıbleye çevireceğiz*. Yüzünüzü
Mescid-i Haram'a çevirin. Nerede bulunursanız bulunun,
yüzünüzü o tarafa dönün. Bu buyruk
haktır. Yarışırcasına Allah'a koşun. O'na yönelin. Allah
işlediklerinizden haberi olandır. O, karanlıklardakini de bilir,
aydınlıklardakini de . Allah, Kalplerde
ve gönüllerde saklı gizli ne varsa bilir.
145
- *Sen, daha önce kendilerine kitap verilenlere, bütün
delilleri göstersen de senin kıblene yönelmezler. Sen de
onların kıblesine yönelmezsin. Onların bir kısmı da diğer
bir kısmının kıblesine yönelmezler. Sana gelen bunca bilgiye
rağmen onların dileklerine uyarsan sen de zâlimlerden
olursun*.
146
- *Daha önce kitap verdiklerimiz onu ( peygamberi), öz
evlâtları gibi tanırlar. Fakat içlerinden bir kısmı
gerçeği bile bile gizlerler.*
147
– Allah'ınız
Tek Allah'tır. O'nun gücü her şeye yeter. Gerçek,
Rabbinden gelir. *O
halde kuşkulananlardan olma!*
148
–.Yarışırcasına
Allah'a koşun. O'na yönelin.
Yüzünüzü
Mescid-i Haram'a çevirin. Nerede bulunursanız bulunun
yüzünüzü o tarafa dönün. Bu buyruk
haktır. *Allah
sizi birleştirecektir. * O,
gücü her şeye yetendir. Ancak
Allah'tan korkun. Çünkü O, âzâbı en
şiddetli olandır.
149-
*Herkesin
yöneldiği bir yön vardır*Yola
nereden çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i
Haram'a çevir. * Allah işlediklerinizden haberi olandır.
Gerçek işte budur.
150-
Yalnızca
Ben'den korkun. *
ki
size olan nimetimi tamamlayayım* Onlardan korkmayın *(Yüzlerinizi
doğuya, batıya çevirip durmanız iyilik değildir.
)*Nerede
bulunursanız bulunun, nereden çıkarsanız çıkın
yüzünüzü Mescid-i Haram'a çevirin ki,
aleyhinizde(hakkınızda) isnadda bulunmasınlar. *(Allah'a
şükredin).
151.
*Nitekim içinizden size âyetlerimizi okuyan, sizi
kötülüklerden arındıran, size Kitab'ı, hikmeti ve
bilmediğiniz şeyleri öğreten bir Resûl gönderdik.
152
– Allah'ı anın ki, kurtuluşa eresiniz. Ayakta iken, otururken,
yan yatarken Allah'ı anın.
153
- Sabırla namazla Allah'tan yardım dileyin.
154
- Allah yolunda öldürülenlere "ölüler"
demeyin. Onlar diridirler. Fakat siz farkına varamazsınız.
155
- Sabredin. Allah, sabredenlerle beraberdir. (Sizi biraz korku, biraz
açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden
eksiltme ile deneriz. İnananlara müjde ver. Mükâfatlarını
kat kat arttırırız.)
156
– Her şey, Allah'ın yaratması, dilemesi ve takdîri iledir.
Onlar, başlarına bir dert geldiğinde hemen üzülürler.
Kendilerine bir fayda dokunsa hemen sevinirler. Onlardır ki, Allah'a
içten inanırlar, dinde sabırla sebat ederler*
başlarına bir dert geldiğinde “Biz Allah'ın kullarıyız , O'na
döneceğiz” derler.*
157.
Rablerinin rahmeti ve acıması, böylelerin üzerinedir.
Doğru yol işte budur.
158
-(Safâ ile Merve Rabbin alâmetlerindendir. Hac ve umre
için Kâ'be'yi ziyaret edenin, bunları tavaf etmesinde
bir günah yoktur.) Her kim bir iyilik işlerse karşılığı
verilecektir. Her kim de bir kötülük, şer işlerse
karşılığı verilecektir. Allah her şeyi en iyi görür
ve bilir.
159
– İyice anlamanız için âyetlerimizi açıkça
bildirmedeyiz . *İndirdiğimiz
açık delillerle gösterdiğimiz doğru yolu iyice
anlattığımız halde o delilleri gizleyenlere Allah da lânet
eder lanet edebilen herkes de lânet eder.*
160
– Allah'tan af dileyin. Yalvarın, yakarın. (Ancak tövbe
eden, durumlarını düzeltenlerin affedilmesi umulur).
161
- Âyetlerimizi inkar eden ve kötü, şer işler
işleyenlerin varacakları yer cehennemdir. Onlar orada ebedi olarak
kalacaklardır. 'Rabbimiz' diyeceklerdir. 'Ne olur tekrar dünyaya
dönelim de doğru yolu bulalım'. Fakat onların bu dilekleri
asla kabul edilmeyecektir. Onlara orada sadece 'Tadın bakalım acı
azabımızı' denilir. *İnkârcı olarak
ölenler, Allah'ın, meleklerin ve insanların lânetine
uğrarlar*.
162
- *Ebedi olarak lanetlenmiş kalırlar. * O
gün yüzleri aydınlananlar sevinç ve neş'e
duyacaklardır. İşte o kimseler kurtuluşa erdirilenlerin ta
kendileridirler. Cennet onlar içindir. O gün yüzleri
kararanlara gelince üzüntü duyacaklardır. Onlar
hüsrâna uğrayanların ta kendileridir. Cehennem onlar
içindir. Allah onların yüzlerine bakmaz ve onlara hitâp
etmez.
163
– Allah birdir. O, karanlıklardakini de bilir, aydınlıklardakini
de. Allah azabı en şiddetli olandır. *O,rahman
ve rahimdir*
164
–
Her şeyi idare eden yalnızca Allah'tır. Göklerde
ve yerde varsa O'nundur. Gemileri
yürüten Allah'tır. Akledenler için bunda dersler
vardır.*
Göklerin ve yerin
yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri ardından
gelmesinde, denizlerde insanlara faydalı şeyler gelmesinde
Allah'ın gökten indirdiği yağmur ile kuruyan toprağı tekrar
diriltmesinde, çeşit çeşit hayvanların üreyip
yayılmasında, rüzgarların esişinde, bulutların yer ile gök
arasında duruşunda akledenler için dersler vardır.
165
– Allah'ın kudreti sonsuzdur. O, gücü her şeye
yetendir. Allah'ın azabı, inanmayanların üzerinedir. Onlar
göreceklerdir Allah'ın âzâbının
korkunçluğunu. *İnsanlardan kimileri
Allah'a ortak koşarlar. O'nun benzeri var sanırlar ve onu Allah'ı
sever gibi severler. Oysa iman
edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir.
Zâlimler azabı görecekleri zaman bütün
kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının gerçekten
çok şiddetli bulunduğunu keşke bilselerdi*.
166
- *O zaman kendilerine uyulan kimseler, azabı görerek
kendilerine uyanlardan kaçıp uzaklaşmışlar ve aralarındaki
bağ kesilecektir.*
167
– İnkarcıların varacakları yer cehennemdir. Oradan kurtulmayı
dileseler dâhi asla kurtarılmazlar. “Rabbimiz!”
diyeceklerdir. ”Ne olur bizi tekrar dünyaya dönder de
doğru yolu bulalım”. Fakat onlar geç kalmışlardır.
Onlara sâdece “Tadın bakalım acı azabımızı” denilir.
Ne fecî yerdir cehennem. Orada zakkum kökü
yiyecekler, kanlı irinli su içeceklerdir. (Orada
ne ölür ne dirilirler).
*Onlara
uyanlar diyecekler ki: "Keşke tekrar dünyaya dönsek
de onlar bizden nasıl kaçtıysa biz de onlardan öyle
uzaklaşsaydık. Böylece Allah onlara yaptıkları şeyin,
üzerlerine çökmüş, bir pişmanlık olduğunu
gösterecek. Onlar cehennemden dışarı çıkamayacaklardır.*
168
– Şeytan sizin apaçık düşmanınızdır. *Ey
insanlar! yeryüzündeki şeylerin helâl ve iyi
olanlarını yiyin. Şeytana uymayın.
(Allah’a
karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi, hayasızlığı ve
kötülüğü, emreder.)
169
–Kibirlenmeyin. Allah, kibirlenenleri sevmez.
170
- Onlara: "Siz de Allah'a inanın ve O'nun bildirdiklerine uyun"
denildiğinde: "Biz atalarımızın yolundan yürürüz"
derler. Ya ataları doğruyu anlayamamış, doğruyu bulamamışlarsa
ne olacak? Hiç düşünmezler mi?
171
– Onlar anlayışsız kişilerdir. Kör, sağır ve
dilsizdirler. Gerçeği akletmezler.
172
- *Ey inananlar! Size rızık olarak verdiğimiz temiz şeyleri
yiyin ve Allah'a şükredin, eğer yalnız O'na kulluk
ediyorsanız. *
173
– Domuz eti haramdır. Pis ve murdardır. Ancak darda kalan,
zaruret miktarını aşmayacak kadar bundan yerse günah olmaz.
Şarap, kumar, fal okları şeytan işi pisliklerdir. (Allah size
domuz etini, leşi, kanı, Allah'tan başkası adına kesilen hayvan
etini haram kıldı).
174
- *Allah'ın
ayetlerinden bir şeyi adi bir bedel karşılığı gizleyenler ateşe
atılacaklardır. Karınlarına ateş doldurulur. Kıyamet günü
Allah onlara hitap etmez, onları temize çıkarmaz. Onlara
sadece acı bir azab vardır.*
175
– Suçlular cezalarını çekeceklerdir. (Onlar, yolun
doğrusunu verip, sapıklığı satın almışlardır.) *
Ateşe ne dayanıklı kimselerdir bunlar.*
176
– Gerçek; işte, bu sana vahyettiklerimizdir.*
Âyetlerimizden ihtilafa düşenler Allah'tan
uzaklaşanlardır. *
177
- Onlar o kimselerdir ki, Allah'a ve O'nun ayetlerine inanırlar.
Yoksullara yardım ederler. Yedirir, içirir, giydirir,
gezdirirler. İyilik eder, iyi davranırlar. Dinde sabırla sebat
ederler. Allah iyi temiz kişileri korur ve sever. Cennet o kimseler
içindir.
Onlar
o kimselerdir ki, Âyetlerimizden yüz çevirirmedeler.
Onlara için çok acı bir azap vardır.
Onlar
o kimselerdir ki Allah'a ve O'nun ayetlerine(kitaba),
inanıp da yakınlarına, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara,
yola serilmişlere yardım ederler (nafaka verirler), namaz kılarlar,
sözlerini yerine getirirler, dinde sabırla sebat ederler.
Cennet o kimseleredir.
Onlardır
ki ayetlerimizi inkâr ederler, peygamberlerle alay ederler.
Onlar alay ettiklerinin cezasını çekeceklerdir. Cehennem o
kimseleredir.
178
– Sizin için cana, can; göze, göz; dişe ,diş
kısas vardır.
*Hüre hür, köleye köle, kadına kadın* (ölenin
velisi tarafından affedilirse, kendisine örfe uymak ve affedene
iyilikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve
rahmettir. Bunun ardından kim haddi, ona çok acı bir azap
vardır. Allah hâkimlerin hakimi değil midir?)
179
– *Allah'tan korkanlardan olmanız için
size kısasta hayat vardır. *
180
– Mevlânız Allah'tır. O, her şeyi en iyi işten ve
bilendir. *Birinize ölüme
yaklaştığında ardından tereke bırakmak isterse, annesine,
babasına, yakınlarına vasiyette bulunsun. Allah'tan korkanlar için
haktır. *
181
-*Vasiyeti işittikten sonra onu tahrif eden olursa bu günah, o
tahrifi yapanadır* Allah, her şeyi en iyi işiten ve bilendir*.
182
- *Vasiyeti yapanın, yanılmasından, günah
işlemesinden endişe ederek ara bulana günah yoktur. * (Allah
hakimlerin hakimi değil midir?) Kıyamet günü Allah
aranızda adaletle hükmedecektir.
183
– Oruç tutun. Tan yeri ağarıp ta ak iplik, kara iplikten
seçilinceye kadar yiyin, için.(Oruç, sizden
öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. )
184
- Oruç, belli aylardadır. Oruç tutamayanlar,
tutamadıkları gün sayısınca diğer günlerde tutar.
Oruca
dayanamayanlar ise tutamadıkları her gün sayısınca bir
yoksulu doyuracak kadar fidye verirler. Bu, sayıyı otuza
tamamlamanız içindir. Bile bile orucunu bozanlar ise altmış
gün ardarda oruç tutar veya bir yoksulu altmış gün
ya da altmış yoksulu bir gün doyuracak kadar fidye verirler.
(İçinizden
hasta olan veya yolculukta bulunanlar, tutamadıkları her gün
sayısınca diğer
günlerde tutar veya tutamadığı her gün
için bir yoksulu doyuracak kadar fidye verirler. (Oruç
tutun ki sıhhat bulun).
185
– (Öyle bir ayın gölgesi düştü ki üzerinize
sizden kim o aya erişirse oruç tutsun. Doğru yolu bildiren
Kur'an
o ayda indirilmiştir.(Ramazan) .*Hasta
veya yolda bulunanlar tutamadıkları gün sayısınca diğer
günlerde tutar. Allah
size kolaylık ister zorluk istemez. Bu sayıyı tamamlamanız
içindir. Umulur ki şükredersiniz.* *Oruç
gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız, size helâl kılındı.
Allah (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize
zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi
affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için
yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Tan yeri ağarıp ta ak
iplik, kara iplikten seçilinceye kadar yiyin, için.
Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz
mescitlerde itikafta iken eşlerinize yaklaşmayın. *
186
-Allah'a içten inanın. Kullarım sana beni sordukları vakit,
ben onlara şah damarından daha yakınım. Allah'a dua edin. Çünkü
O, dualara icabet edendir. Onları Allah yoluna çağır.
187
– Boşanan bir kadın üç ay
müddetle beklesin. Kocası ölen bir kadın dört ay on
gün müddetle beklesin. Kadınları ya iyilikle tutun ya da
onları iyilikle bırakın. Oysa ne güzel birbirinizle
kaynaşmıştınız. Kadınlar sizin iffet elbiselerinizdir. Siz de
onların. Kadınlar sizin tarlalarınızdır. Onlara dilediğiniz
gibi girin. Evlerinize arkalarından yaklaşmayın. Kapılarından
girin.
Kadınlara özürlü günlerinde yaklaşmayın.
Bunlar, Allah’ın çizdiği sınırlardır.
Kim bu sınırları aşarsa işte onlar zalimlerdir. Allah,
âyetlerini iyice anlayasınız diye işte böyle açıkça
bildirmededir.
188
– Yetim malı haramdır. Çocuklarınızı yoksulluk korkusu
ile öldürmeyin. Allah sizin de rızkınızı verir, onların
da. İsraf etmeyin. İsraf haramdır. Cimrilik etmeyin. Allah
cimrilik edenleri sevmez. (Birbirinizin malını haksız yere yemek
için hakime rüşvet vermeyin. Rüşvet veren el de
alan el de ateştedir.)
189
- (Sana haram aylardan sorarlarsa de ki, onların sayısı dörttür
ve o aylarda savaşmak büyük günahtır. Onlar hac
için de vakit ölçüleridir. ) Allah'tan korkun
ki, kurtuluşa erin.
|