21/4/2008 - İNANANLAR SÛRESİ
Elif
– Lâm – Mîm.
Bunlar
Allah'ın ayetleridir ki onu sana bildirmedeyiz. Gerçek
Allah'tan gelir. Kim ki Allah'a inanır, sabreder ve secde ederse
işte, en büyük ongunluk ve kurtuluş budur.
Onlardır
ki, Allah'a içten inanırlar, namaz kılarlar, yoksullara
yardım ederler. Onlardır ki, yanlarında Allah adı anıldığında
hûşû ile, saygı ile ürperiş duyarlar.
*Boş
ve yararsız şeylerden yüz çevirmişlerdir*
zekâtlarını
verirler,
(ırzlarını
korurlar)
Onlardır
ki: Âyetlerimizden habersizdirler. Fakat çoğu yine de
bunu bilmezler. Onların kulakları, gözleri ve gönülleri
mühürlüdür Gerçeği akletmezler.
Kıyamet
ansızın başınıza gelecektir. O, göz açıp kapamadan
da kısa süre içinde gerçekleşir. O gün ne
evlâdın anne babasına, ne de anne babanın evlâdına
bir faydası dokunmaz. O gün, uzuvları aleyhlerinde tanıklık
edecektir. O, işlediklerinizden haberi olandır. Kendilerine 'Haydi
gelin! Siz de Allah'a inanın ve O'nun bildirdiklerin uyun'
denildiğinde 'Biz, atalarımızın yolundan yürürüz.'
derler. Ya ataları doğruyu anlayamamış, doğruyu bulamamışlarsa
ne olacak? Hiç düşünmezler mi?
Allah
her şeyi en iyi işitir ve bilir. Yalnızca O'ndan korkun.
Her
kim zerre kadar bir iyilik işlerse onun karşılığı verilecektir.
Faydası kendinedir. Her kim de zerre kadar bir kötülük,
şer işlerse, onun karşılığı verilecektir. Zararı kendinedir.
Allah işlediklerinizden asla habersiz değildir. Eğer inanırsanız
bu hakkınızda hayırlıdır.
Namaz
için yüzünüzü yıkayın, başınızı
mesh edin, ellerinizi dirseklerinize kadar ve ayaklarınızı
topuklarınıza kadar yıkayın. Su bulamadığınız takdirde temiz
bir toprağa teyemmüm edin. (Niyet ederek toprağı ellerinize
ve yüzünüze sürün.)
Kibirlenmeyin.
Allah kibirlenenleri sevmez.
Cimrilik
etmeyin. Allah cimrilik edenleri sevmez.
İsraf
haramdır. İsraf etmeyin.
Hırsızlığı
sâbit olanın elini kesin. Yalnızca Allah'tan korkun.
O, her şeyden haberdardır.
Allah
kimseye zerre kadar zulmetmez. Onlar ise ancak kendilerine
zulmederler.
İyice
düşünüp anlayasınız diye Allah âyetlerini
işte böyle açıklamadadır.
Göklerde
ve yerde ne varsa Allah'ındır. O, gizlediklerinizi de bilir.
Açıkladıklarınızı da.
Allah'ın
gücü her şeye yeter. Mevlânız Allah'tır.
Yeryüzünde
eteklerinizi sürüye sürüye yürümeyin.
Siz ne yeri delebilirsiniz, ne de boyca dağlara ulaşabilirsiniz.
Onlar
ise ayetlerimizden şüphede ve büyük yanılgıdalar.
Eğer inansalardı bu haklarında hayırlı olurdu. İmanları
kökleşirdi.
Zîna
haramdır. Allah’a eş koşmak ile zîna arasında bir fark
yoktur.
Zina
eden bir erkek ancak zina eden veya Allah’a eş koşan bir kadını
nikâhlayabilir. Zina eden bir kadın da ancak zina eden veya
Allah’a eş koşan bir erkeği nikâhlayabilir.
Haklarında
zina isnad edilenlere aranızdan ikisi erkek, ikisi kadın dört
tanık getirin. Eğer tanık getiremiyorsanız Allah adına dört
defa yemin ettirin. Beşincide eğer yalan söylüyorsam
Allah'ın lâneti benim üzerime olsun demelidir. Zina eden
kadın ve erkeğin her birine yüz sopa vurun.(acımayın).
Hür
ve namuslu kadınlara zina iftirası atıp da tanık getirmeyenlerin
her birine seksen sopa vurun.
Allah’ın
çizdiği sınırlar işte bunlardır. Kim bu sınırları
aşarsa onlar zalimlerdir. Zalimlerin işleri ise boşa çevrilir.
Onların kazançlarının bir faydası olmayacaktır.
Orta
namazı olan ikindi namazına dikkat edin. Sabırla, namazla
Allah’tan yardım dileyin.
Her
işte orta yolu tutun.
Birbirinizle
alay etmeyin. Mümkün olur ki; alay edilenler, alay
edenlerden Allah katında daha hayırlıdır.
Kadınlar
baş örtülerini yakalarının üzerine salsınlar.
Kadınların
erkeklere, erkeklerin de kadınlara benzemeleri doğru değildir.
Kadınlar saçlarını göğüslerini örtecek
kadar uzatsın.
Gecenin
yarısı, üçte ikisi veya üçte biri kadar
zamanda namaz kılın.
Tan
yeri ağardıktan güneş doğuncaya kadar, sabah namazı
vaktidir.
Güneş
battıktan kızıllık kayboluncaya kadar, akşam namazı vaktidir.
İyice
anlamanız için ayetlerimizi işte böyle açıkça
bildirmedeyiz. Bunlar Allah tarafından gerçekle gelendir.
Halâ ders almazlar mı?
Namaz
kılın. Malınızın kırkta birini zekât verin. *Onlar o
kimselerdir ki, namazlarına devam ederler. *
çekişmeyin.
De
ki; Ben Allah'ın elçisiyim. Bana vahiy gelmektedir.
Allah'a
ve O'nun ayetlerine inanan ve iyi işler işleyenler kurtuluşa
erdirileceklerdir. Onlar için Firdevs cennetleri vardır.
Orada ebedî olarak kalacaklardır.
Allah
Âdem'i balçıktan yarattı ve ona ruhundan üfledi.
Âdem'in bel kemiğinin birinden Havva'yı yarattı. Hepiniz
ondan türediniz.
Sizi
bir damla meni ve kan pıhtısından yarattık. (Sonra onu bir
çiğnemlik et haline getirdik, sonra da kemiğe et giydirdik.)
Allah
sizi yoktan var etti.
Her
can ölümü tadacaktır. *Daha sonra kıyamet günü
diriltileceksiniz.*
Allah
her çeşit yaratmayı bilir. (O, yedi göğü yarattı.
)
Her
şeyi idare eden yalnızca Allah'tır. Göklerde ve yerde ne
varsa O'nundur. *Gökten uygun bir ölçüde yağmur
indirip onu yere yaydık onu gidermeye de elbette gücümüz
yeter. *
*O
suyla size hurmalıklar ve üzüm bağları yetiştirdik*
Oralarda sizin için çeşitli meyveler var, siz onlardan
yersiniz.*
Tûr-i
Sînâ'da da yetişen bir ağaç daha meydana
getirdik ki, yağı vardır sizin için gıda olan zeytin
verir.*
Size
kan ile gaita arasındaki sütü içiririz. Hayvanlarda
da sizin için ibretler vardır. *etlerinden de yersiniz.*
Gemileri
yürüten Allah'tır. Halâ ders almazlar mı?
Daha
önce de peygamberler gönderildi onları inkâr ettiler
ve helâk edildiler. Nasılmış azabım ve korutuşlarım bak
da gör! * Nuh 'Ey kavmim' dedi. Yalnızca Allah'a tapın. O'ndan
başka tapılacak yoktur halâ Hâla sakınmaz mısınız?*
*Kavminin
ileri gelenlerinden inkarcılar şöyle dediler: "Bu, sizin
gibi bir insandan başka bir şey değil, size üstün olmak
istiyor. Allah dileseydi melek gönderirdi. Biz atalarımızdan
da böyle bir şey duymadık. *
*"Bu,
deliliğe tutulmuş bir adam, bir zamana kadar onu gözetleyin.”*
Nuh
'Rabbim' dedi. 'Kavmim haddi aşıyor. Ne yapayım?' Ona gemi yapması
emredildi.
Emrimiz
gelip çattığında (tandırın altından sular kaynamaya
başlayınca )bütün hayvanlardan çifter çifter
aldılar. Gemi hıncahınç inananlarla doluydu. O yüzerken
diğerleri sulara boğuldu.
*Sen
ve beraberindekiler gemiye yerleşince de ki: Allah'a şükür,
bizi zalim topluluktan kurtardı.*
Sular
çekilince gemi Cudi dağına oturdu. Rabbi 'Ey Nuh' dedi. 'Sen
ve beraberindekiler, bereket ve selâmetle karaya inin. Orada
sizi zeytin ve ekmekle rızıklandıracağız.'
Bunda
dersler vardır. Biz nice zâlim kavi helâk ettik. Halâ
ibret almazlar mı?
*Sonra
onların ardından başka bir nesil meydana getirdik.*
*Ve
aralarından peygamber gönderdik. O dedi ki: "Allah'a
tapın. O'ndan gayri tapacağımız yoktur. Hâlâ
Allah'tan korkmaz mısınız?" *
*Kavminin
,ileri gelenlerinden inkâr edenler ve ahirete ulaşmayı
yalanlayanlar, kendilerine dünya hayatının nimetlerini
verdiğimiz halde 'Bu sizin gibi insan. O da sizin gibi yemek yiyor,
sizin içtiğinizden içiyor."*
*"Kendiniz
gibi bir insana itaat ederseniz zarar edersiniz. “*
*"Ölüp
de toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra kabirden
çıkacağınızı mı vadediyor size?*
*"Bu
size vâdedilen şey, hey hat, ne boş.”*
*"Hayat,
ancak dünya hayatıdır. Yaşama var, ölme de var fakat
dirilme olmaz”*
*"Bu
Allah hakkında yalan uyduran bir kimsedir; biz ona inanamayız."
*
*Nuh,
Rabbim! dedi, beni yalanlamalarına karşı bana yardımcı ol!*
*Allah
buyurdu: Onlar yakında pişman olacaklardır!*
Hiçbir
peygamber göndermiş olmayalım ki; kendileriyle gülünüp
alay edilmemiş olsun. Allah zalimler kavmini doğru yola iletecek
değildir. Emrimiz gelip çattığında tek bir ses, bir sayha
onlara yetti. İnkârcılar için cehennem vardır. Onlar
orada ebedi olarak kalacaklardır. 'Rabbimiz' diyeceklerdir.' Ne olur
bizi tekrar dünyaya dönder de doğru yolu bulalım. Fakat
onların bu dilekleri asla kabul edilmeyecektir. Onlara orada sadece
'Tadın bakalım acı azabımızı' denilir. Baş yiyecekleri zakkum
kökü, baş içitleri kanlı irinli sudur.
Suçluların
cezası işte budur.
(Hiç
bir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir).
Daha
önce de peygamberler gönderildi. Onları yalanladılar,
peygamberlerle alay ettiler. Âyetlerimizden yüz
çevirdiler. İnananlara gülüp geçtiler. Onlar
alay ettiklerinin cezasını göreceklerdir. Cehennem o
kimseleredir.
Mûsâ
,'Rabbim' dedi. 'Benim dilim yavaş söyler. Kardeşim Hârun'u
bana yardımcı yap'. Ona kardeşi Hârun'u yardımcı
yaptık'.Musa'ya 'Firavun'a delillerle git' denildi.
Firavun'a
ve soyu onu inkâr ettiler.
*Dediler
ki: Bizim gibi bu iki insana mı inanacağız? Onların kavimleri
bize kölelik ediyorlar. *
Musa'ya
kullarımı al, yola çıkın diye vahyettik. Firavun ve soyunu
sulara boğduk. Onlar kör bir kavimdi.
Musa'ya
Tevrat'ı verdik.
*Allah,
İsa'yı kudretine bir delil olarak yarattı ve annesi ile onu düz,
otlak ve sulak bir yere yerleştirdi.*
*"Ey
Peygamberler! Temiz şeyler yiyin; iyi işler işleyin. Allah her
halinizi görür ve bilir.”*
*
”Şu ümmetiniz tek bir ümmettir. Ben Rabbinizim ancak
benden korkun” denildi. ”*
*Fakat
din konusunda birbirlerinden ayrıldılar ve ayrılanlar kendi
kitaplarından gayri kitapları inkâr ettiler ve her bölük
kendi elindekilerle övünmeye başladı.*
*Onları
bir zamana kadar sapıklıkları içinde bırak*
Sanıyorlar
mı ki, onlara mal ve evlât vermekle mükâfat
veriyoruz ve yardım ediyoruz*
*ve
fayda dokunduruyoruz fakat anlamıyorlar.*
Allah
tektir. Ancak O'na tapın.
Onlardır
ki Allah'a içten inanırlar, O'nun ayetlerine inanırlar.
Namaz kılarlar, yoksullara yardım ederler. İşte o kişiler
kurtuluşa erdirileceklerdir.
Onlardır
ki yanlarında Allah adı anıldığında kalpleri titrer.
*İşte
o kişiler, iyilikler işlemeye yarışarak koşarlar ve iyilik
işlemede öne geçerler.*
(Allah
kimseye gücünün yetmeyeceği bir yük yüklemek
istemez) Allah kimseye zerre kadar zulmetmez.
Onlardır
ki, ayetlerimizden yüz çevirirler, inananlara gülüp
geçerler. Âyetlerimizi hiçe sayandan daha zâlim
kim vardır? Onlar cezâlarını göreceklerdir. Gerçek,
işte budur. O, vâdinden asla dönmez.
Onlar
cehenneme girdiklerinde 'Rabbimiz! Ne olur tekrar dünyaya
dönelim de doğru yolu bulalım' diyeceklerdir. Onlara 'Vaktiyle
elçilerimiz delillerle geldiler. Niçin onlardan yüz
çevirdiniz?' denilecektir.
Oradan
kurtulmayı dileseler dâhi onların bu dilekleri asla kabul
edilmeyecektir. Onlara orada sadece 'Tadın bakalım acı azabımızı'
denir.
Âyetlerimiz
kendilerine bildirildiğinde yüz çevirirlerdi,
peygamberlerle alay ederlerdi.
Allah
kibirlenenleri sevmez.
İyice
anlamanız için âyetlerimizi böyle açıkça
bildirmedeyiz. Halâ akletmezler mi? *
Yoksa daha önce atalarına gelmeyen bir şey mi geldi onlara?*
*Yoksa
Peygamberlerine inanmıyorlar da onları inkâr mı ediyorlar?
Yoksa peygamberleri için deli mi diyorlar?*Hayır onlar
gerçekle gelmiştir.*
De
ki: Bende delilikten eser yoktur.
Allah
kime peygamberlik vereceğini gayet iyi bilir. Onlar ayetlerimizden
yüz çevirmedeler. Büyük yanılgı ve aldanış
içindeler. De ki: Bildirmeme karşılık sizden bir ücret
istemiyorum.
Onları
Allah yoluna dâvet et.
Kıyamet
ansızın başınıza gelecektir. O güz uzuvları aleyhlerinde
tanıklık edecektir. Allah'ın azabı er, geç gerçekleşir.
Âyetlerimizden
yüz çevirenler gafillerdir. Onlar kör sağır ve
dilsizdirler. Fakat çoğu yine de bunu bilmezler. Allah'ın
azabını ne kulakları, ne gözleri ve ne de gönülleri
giderebilir. Sonucunuz neymiş yakında iyice görecek ve
bileceksiniz. *Eğer onlara acıyıp da uğradıkları sıkıntıyı
giderseydik, yine de azgınlıklarında ayak direrlerdi.*
*
Allah onları azap ve korkutuşları ile uyardı fakat yine de
Rablerine boyun eğmeyip, yalvarmadılar.*
İnkâr
edenlerin varacakları yer cehennemdir. Onlar azabımız neymiş
yakında iyice anlayacaklardır. Allah hesabı tez görür.
Allah
gizlediklerinizi de bilir açığa vurduklarınızı da. O,
karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa bilir.
Her
şeyi yaratan yalnızca Allah'tır. O, iradesi ile hükmeder.
Göklerde
ve yerde ne varsa O'nundur. Allah dilediğini gerçekleştirir.
Hala ders almazlar mı?
Allah'ı
bırakıp da başka birini kendinize hakem mi sandınız?
Kıyamet
günü Allah aranızda adaletle hükmedecektir.
Âyetlerimiz
kendilerine bildirildiğine 'Bu bize anlatılanlar daha öncekilere
anlatılan eski masallardan ibarettir' derler.
(Onlara
gökleri ve yeri kim yarattı ?de.) *Yeryüzü ve orada
bulunanlar kimindir, biliyor musunuz?de*
('Allah
yarattı' diyeceklerdir. O halde niye düşünmüyorsunuz!
de. )
*Yedi
kat göğün ve büyük Arş'ın Rabbi kimdir? diye
sor. *
*Diyecekler
ki: Bunlar Allah'ındır. O halde niçin Allah'tan
korkmuyorsunuz!"de. *
Allah
göklerin melekûtudur. O, dilediğini gerçekleştirir.
Her şeyi idare eden yalnızca Allah'tır. O gün hüküm
yalnızca O'nundur. *Eğer biliyorsanız (söyleyin), her şeyin
melekûtu (mülkiyeti ve yönetimi) kendisinin emrinde
olan, koruyan ve korunmaya muhtaç olmayan kimdir? diye sor.*
*Diyecekler
ki: "Bunlar da Allah'ın." Öyle ise niçin hâlâ
heva ve hevesinize kapılıyorsunuz? de. *
Âd
ve Semûd kavmi de peygamberleri yalanladı. Onlar, şiddetli
esen bir rüzgârla helâk edildiler. İşte bunlar
Allah'ın ayetleridir ve gerçekle gelendir. Onlar ise yüz
çevirirler. Hâlâ ders ibret almazlar mı?
“Allah
evlât edindi” dediler. Hâşâ, Allah evlât
edinmekten münezzeh ve O, çok yücedir. Allah'a
iftira atandan daha zâlim kim vardır? O, hesabı tez görür.
Allah
birdir ve O, gücü her şeye yetendir. (Gözler onu
görmez fakat o gözleri görür. O, iki doğunun ve
iki batının Rabbidir. Görüneni de bilir görünmeyeni
de).
*
De ki: "Rabbim! Onlara tehdit olunanı (dünyada helâk
ve ahiret azabını) bana göstereceksen.
*Rabbim,
beni zâlim kavmin içinde bulundurma.*
*Elbette
sana, onların tehdit olunduğu şeyi göstermeye gücümüz
yeter.*
*Sen
kötülüğü en güzel huyla defet. Allah
onların kendisine yakıştırmakta oldukları vasıflardan
haberdârdır.*
*De
ki: Rabbim Şeytanın kandırmalarından sana sığınırım.*
*Ve
yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.*
Âyetlerimizi
yalan sayandan daha zalim kim vardır? Melekler onların alınlarına,
sırtlarına, yanlarına vura vura canlarını alırlar. Onlar
cehenneme girdiklerinde 'Rabbimiz' diyeceklerdir. 'Ne olur bizi
tekrar dünyaya dönder de doğru yolu bulalım'. Fakat
onların bu dilekleri asla kabul edilmez.
Kıyamet
ansızın başınıza gelecektir. Birinci sûr'a üflenince
O gün gök yağ gibi erir, gül gibi kızarır, dağlar
atılmış pamuğa benzer. Hamile kadınlar çocuğunu düşürür.
Çocukların bile saçları ağarır. İkinci Sûra
üflenince gözleri yerde üzerlerine zillet çökmüş
olarak mezarlarından kalkarlar. Dünyada ne kadar kaldıklarına
dair sorarlar. Kimisi bir gün; kimisi bir günden de az.
Kimileri de birkaç saatten fazla asla dünyada kalmadık
diye birbirlerine yemin ederler.
O
gün yüzleri aydınlananlar sevinç ve neş'e
duyacaklardır. Onlar kurtuluşa erdirileceklerdir. Cennet o
kimseleredir ve ebedî olarak orada kalacaklardır. O gün
yüzleri kararanlar ise üzüntü duyacaklardır.
Onlar hüsrâna uğrayacaklardır. Allah, onların yüzlerine
bakmaz ve onlara hitap etmez. Cehennem o kimseleredir ve ebedi olarak
orada kalacaklardır.
(Kimlerin
iyilik, sevap tartıları ağır gelirse, kurtuluşa
erdirileceklerdir. Kimlerin de iyilik, sevap tartıları hafif
gelirse, hüsrana uğrayacaklardır).
(Ateş
yüzlerini yalar; yüzleri asılır. Yüzlerini
enselerine çeviririz).*somurtup kalırlar*
Onlar
ayetlerimizle alay eder, peygamberleri yalanlarlardı. Zâlimlerin
sonucu işte budur.
*”Rabbimiz!”
Derler. “Kötü, şer işler bize üstün geldi.
Böylece doğru yoldan sapmış kavim olduk”*
*
“Ne olur bizi buradan çıkar, tekrar dünyaya dönelim
eğer yine kötü işlere dönersek o zaman zalimlerden
oluruz.*
Oradan
kurtulmayı dileseler dâhi asla kurtarılmazlar. Onlara sadece
'Tadın bakalım acı azabımızı' denir. Ne kötü duraktır
o.
Kim
ki inanır sabreder ve secde ederse işte en büyük ongunluk
ve kurtuluş budur. *Onlar o kimselerdir ki, Rabbimiz! Derler. Biz
inandık; Sen, merhamet edenlerin en iyisisin. Rabbimiz, bizi affet;
Çünkü senin azabın en şiddetlidir.*
Onlar
o kimselerdir ki ayetlerimizden habersizdirler. İnananlara gülüp
geçerler. Allah ise hesabı tez olandır.
(Sabredenlere
kat kat mükâfat müjdele).
Biz
dünyayı eğlence olsun diye yaratmadık. Eğer öyle
olsaydı bunu kendi katımızda bulabilirdik.
Allah
tektir ve O, gücü her şeye yetendir.
Yalnızca
Allah'a tapın. (O, büyük arşın sahibidir)
|