21/4/2008 - İMRAN SOYU SÛRESİ
Elif
– Lâm – Râ.
Allah’ın
âyetleri işte bunlardır ki sana onları vahyetmedeyiz.
Meryem’i
de an. Kalemlerin kur’a çektiği sırada sen yanlarında
değildin bu kızı kim büyütecek? diye. Onlar
birbirleriyle çekişip dururken de. Ne temiz soydu o, İmran
soyu.
Meryem’in
annesi ‘Rabbim’ demişti. ‘Karnımdakini senin hizmetine
adadım’ Rabbi onun bu duasını kabul etti.
Meryem’i
Zekeriya’nın hizmetine verdik. Zekeriya, ne vakit Meryem’in
yanına mihraba girse orada yaz yerine kış; kış yerine yaz
yiyecekleri buluyordu. Zekeriya ‘Ey Meryem! Bunlar sana nereden
geliyor?” diye sorunca; Meryem de ‘Rabbim katından diye cevap
veriyordu.
Kutsal
ruh; Meryem’e bir oğul müjdeledi. Meryem ona 'Benim nasıl
çocuğum olabilir? Bana bir erkek eli bile değmedi ve ben
iffetsiz biri de değilim. Hayırlı adamsan gel’ dedi.
Kutsal
ruh; ‘Bu böyledir. Rabbine göre bu iş çok
kolaydır' dedi. Allah bir şeyi dilediği vakit onun işi sadece
'ol' demekten ibarettir o da hemen oluverir.
Meryem
ailesinden ayrılarak doğuda bir yere gitti. Doğum sancısı ile
bir hurma ağacının dibine çekildi. ’Rabbim’ dedi.
‘Keşke daha önce ölseydim de unutulup gitseydim.’ Ona
‘Ey Meryem’ diye seslenildi. Orada olgun hurmalardan ye. Sakın
kimseye belli etme. Soranlara orucum de’.
Meryem
çocuğunu kucağına alıp kavminin yanına gitti. ‘Ey
Meryem! Sen nasıl garip, çirkin bir iş yapmışsın. Oysa
annen baban da kötü kimseler değildi’ dediler.
Meryem
beşikteki çocuğu İsa’ya eliyle işaret edince çocuk
dile geldi ve ’Doğduğum gün, öleceğim gün ve her
nerede bulunursam bulunayım Allah’ın selâmı benim
üzerimedir.’ Dedi.
Onlar
da ‘nasıl olur da beşikteki çocukla konuşur’ dediler.
Zekeriyâ
Rabbine niyaz ederek,‘Benim ihtiyarlıktan kemiklerim bile
zayıfladı, başım parlamada. Bana katından, temiz bir zürriyet
ver. Sen duaları işiten ve kabul edensin.' diye dûa etti.
Allah onun bu duasını kabul etti.
Ona
Yahya'yı müjdeledik. Yahya; daha önce bu adla kimseyi
yaratmadık ve ona eşit tutmadık.
Zekeriya’nın
hanımı bunu duyunca hayret ederek 'ben âdetten kesilmiş bir
kocakarıyım’ dedi.
Zekeriyâ:
“Rabbim!”dedi. “Bana bir alâmet ver”. Allah Zekeriyâ'ya
buyurdu ki: İşte sana alâmet. İnsanlarla üç gün
ancak işâretlerle konuşacaksın. Rabbini sabah, akşam tenzih
ve takdis et.”
Yahya
anne ve babasına iyi davranırdı. âsi değildi. İyi ve
temizdi.
Allah
bir şeyi dilediği vakit onun işi sadece ‘ol’ demekten
ibârettir. O da hemen oluverir. Her şey Allah'ın yaratması
ve dilemesi ile gerçekleşir.
İsa'ya
İncil'i verdik ve onu kutsal ruhla destekledik. İsa Allah'ın
izniyle anadan doğma körlerin gözlerini açar, alaca
hastalığına tutulanları iyileştirirdi. Düşünesiniz
diye âyetlerimizi işte böylece bildirmedeyiz.
Onlar
ise ‘Allah evlât edindi’ dediler. Hâşa, Allah evlât
edinmekten münezzehtir ve O, çok yücedir. Onlar
İsa’yı ne öldürdüler ne de onu astılar. Onlara
öyle göründü biri ona benzetildi de onu astılar.
Ellerinden ayaklarından çivilediler. Keten bezleyip gömdüler.
Göklerde
ve yerde ne varsa Allah'ındır. Daha önce de peygamberler
gönderildi. Onları inkâr ettiler ve helâk
edildiler. Onlar, kendilerine ne bir fayda ve ne de bir zararı
dokunan şeylere taptılar. Allah işlediklerinizden haberdardır.
De ki: Benim görevim ancak bildirmedir.
Allah
şu örneğe benzer. Düz bir yerde cam bir fânus
içinde yağı kutsal zeytin ağacından, hiç ateş
dokunmadan yakılmış, ışığı hiç bitmeyecek kandil
gibidir.
Allah
tektir. O, her çeşit yaratmayı bilir ve gücü her
şeye yetendir.
Allah
gücü, her şeye yetendir. O, birdir
İbrahim,
babası Âzer'e 'Baba' dedi. Niçin putlara tapıyorsun?'
Babası Âzer onu dinlemedi. İbrahim'in babası kendi elleriyle
yonttuğu tahtadan putlara tapıyordu.
İbrahim
yumuşak huylu idi. Çok ağlar ve Rabbine dua ederdi.
İşte
bunlar daha öncekilere dair haberlerdir ki, onları sana
bildirmedeyiz. Gerçek Rabbinden gelir. Onlar kendi elleriyle
yaptıkları uydurma şeylere taptılar.
De
ki: Benim görevim ancak uyarmadır. Allah, her halinizi görür
ve bilir. O, her şeyi en iyi işitir ve bilir.
Yalnızca
Allah'a tapın ve O'ndan yardım dileyin. O, irâdesi ile
hükmeder. Allah her hâlinizden haberdardır. *O diridir
her an yaratıklarını gözetip durandır*
İnkârcılar
için cehennem vardır. Ne kötü duraktır o.
Âyetlerimizi yalan sayandan daha zâlim kim vardır?
Bu
Kur'an Allah tarafındandır ve gerçekle gelendir.
Daha
önce de peygamberler gönderildi. Onları inkâr
ettiler ve helâk edildiler. Âyetlerimizi inkâr
edenden daha zâlim kim vardır? Onlar cezâlarını
göreceklerdir. Allah, azabı en şiddetli olandır. O'nun gücü
her şeye yeter.
Allah
karanlıklardakini de bilir, aydınlıklardakini de. O,
gizlediklerinizi de bilir, açığa vurduklarınızı da.
Allah'ın
izni olmadan bir yaprak bile kımıldamaz. Toprağın
derinliklerindeki bir tohumun yaş mı kuru mu olduğunu O, bilir.
Hiç bir dişi, Allah'ın bilgisi olmadan gebe kalmaz. Her şey
Allah'ın yaratması ve dilemesi ile gerçekleşir.*O,
rahimlerde sizi şekillendirir*
Bu,
Kur'an daha öncekileri tasdik eder. İyice anlayasınız diye
âyetlerimizi açıkça bildirmedeyiz.*Bir kısım
ayetlerde ince mecazi manalar vardır. Kalplerinde eğrilik bulunan
kimseler, fitne çıkarmak için, o mecazlı ayetleri
açıkça bildirilen manası dışında yorumlarlar.
Onların gerçek manalarını ise ancak Allah bilir. Akledenler
derler ki: “Biz ona inanırız. Ayetlerin hepsi Allah'tan
gelmiştir” Fakat böyle düşünenler ancak, aklı
başında kimselerdir.*
Allah,
inananlara kavrama kâbiliyeti vermektedir. Allah'ın tanımı
ve dûa:” Rabbimiz! Bizi doğru yola ilet ve tarafından
rahmet bağışla. Sen çok cömertsin, ihsan sahibisin.
Kalplerimizi yanlış yola saptırma çünkü sen,
azabı en şiddetli olansın.
“Rabbimiz!
Bize vâdinin gerçekleştiği o gün, varacağımız
yer senin Yüce huzurundur.” Allah vâdinden asla dönmez.
İyi
bilin ki Allah'ı acze düşüremezsiniz. Allah'ın azabı
inkâr edenlerin üzerinedir. Kıyamet ansızın
gerçekleşir. O gün gök, gül gibi kızarır,
yağ gibi erir. Dağlar, atılmış pamuğa döner. O gün
hamile kadınlar çocuğunu düşürür. Çocukların
bile saçları ağarır.
*Onların
hâlleri Firavun ve soyunun ve daha öncekilerin hal ve
davranışları na benzer. * İnkârcıların zararı, ancak
kendilerinedir. Allah ise, azabı en şiddetli olandır. Onlar
âyetlerimizi yalanladılar, peygamberlerle alay ettiler.
İnananlara gülüp geçtiler. Onlar alay ettiklerinin
cezasını çekeceklerdir. Cehennem o kimseleredir. Emrimiz
gelip çatınca tek bir sayha bir tek ses onlara yetti. Bak da
gör. Nasılmış azabım ve korkutuşlarım. Dünyayı
gezin, dolaşın yalanlayanların sonucu ne imiş, görün.
Âzabımız
neymiş yakında iyice görecek ve bileceklerdir. Kimmiş
yalancı? Yakında iyice anlayacaklardır. Vay o günü
yalanlayanların hallerine. İnkârcıların barınakları
cehennem olacaktır. Orada derileri yanıp eridikçe yeniden
deri bitirilir. Baş yiyecekleri zakkum kökü, baş içitleri
kanlı irinli sudur. Ne kötü barınaktır orası!
Allah
yolunda canlarınızla mallarınızla savaşın. O, kendisinden
korkanlarla beraberdir. Allah, inananların dostu ve yardımcısıdır.
Hâlâ akletmezler mi? *Bedir'de birbirleri ile savaşan
iki ordunun hâli size ibretti. Ordunun biri Allah yolunda
savaşıyordu; öteki inkârcıydı. İnkârcılar
gözleriyle, inananları iki misli gördüler. Bunda
düşünenler için ibret vardır. *
Dünyâ
metâdan ibârettir. Kantar kantar altına, gümüşlere,
nişanlı atlara, evlâtlara düşkünlük; dünyâ
hayatının metâlarıdır.
Allah'tan
korkanlar için cennetler vardır. Orada tertemiz eşler
bulabileceklerdir. Onlara renk renk içitler sunulur ve her
diledikleri ellerinin altındadır. Ne güzel yurttur orası.
Allah'tan
af dileyin. *(Bu nimetler) "Rabbimiz! Sana ve bildirdiklerine
imân ettik. Günahlarımızı affet, bizi cehennem
azabından koru!" diyerek;
Sabredenler,
doğrular,O'nun emrine boyun eğenler,yoksullara yardım edenler ve
tan yeri ağardığında dileyenleredir. *
Ancak,
Allah'a tapın. O, birdir. Gerçek; işte budur. Onlar ise
kendilerine ne bir fayda ve ne de bir zarar veren şeylere taptılar.
Onlar
“Allah, evlât edindi” dediler. Hâşâ; Allah,
evlât edinmekten münezzehtir ve O, çok
yücedir.(Allah, kesin olarak bildirdi ki; Allah'tan başkasına
tapmanın saçmalık olduğuna, Allah'ın Kıyamet günü
adaletle hükmedecek olduğuna melekler ve kendisine ilim
verilenler de tanıklık ettiler.) Allah, gücü her şeye
yetendir. O, tektir. Rabbiniz Allah; işte budur.
Kıyamet
ansızın başınıza gelecektir. O gün hüküm;
yalnızca Allah'ındır.(Mûsâ “Ben Müslümanların
ilkiyim” dedi.)Allah'ı bırakıp da başka birini, kendinize hakem
mi sandınız? *Allah katında gerçek din İslâm'dır.
Kitap verilenler, kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki
kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler.*
(Kıyamet günü Allah ihtilâfa düştükleri
konular hakkında hükmünü verecektir).Allah'ın
âyetlerini inkâr edenler için cehennem vardır.
Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır. Oradan kurtulmayı dileseler
dahi asla kurtarılmazlar. O, hesabı tez görür.
Onları
Allah yoluna çağır. Yüz çevirirlerse sana düşen
görev; ancak, bildirmedir. Allah her şeyi görür ve
bilir. İnkârcıların zararı, ancak kendilerinedir.* Seninle
tartışırlarsa de ki: Ben ve bana uyanlar Allah'a teslimiz. Kitap
ehline ve cahillere de ki: İslâm'ı kabul edecek misiniz? Eğer
kabul ederlerse doğru yolu bulmuşlardır.*
Çekişmeyin.
Allah her şeyi işiten ve bilendir. Âyetlerimizden yüz
çevirenler için çok acı bir azap vardır. Onlar
gafillerdir.*peygamberleri öldürenler, iyiliği tavsiye
eden, öğüt verenlerin canına kıyanlar için çok
acı bir azap vardır*
İnkâr
edenlerin zararı, ancak kendilerinedir. Zâlimlerin işleri
boşa çevrilir. O gün onlar için ne bir dost
bulunur, ne de bir yardımcı.
(Kendilerine
Kitap'tan bir pay verilenleri görmedin mi? Aralarındaki
ihtilâfı halletsin diye, Allah'ın ayetleri kendilerine
bildirildiğinde bu onların uzaklaşmalarını arttırdı. De ki:
Kininizle ölün, geberin.)
Bir
de derler ki: Ateş bize sayılı günlerde dokunacaktır. Onlar
orada ebedî olarak kalacaklardır. Ne kötü duraktır
o. Zâlimlerin sonucu işte budur.
Allah
hakkında yalan uydurandan daha zalim kim vardır?
Kıyamet
ansızın başınıza gelecektir. O; göz açıp, kapamadan
da kısa süre içinde gerçekleşecektir. O gün,
uzuvları aleyhlerinde tanıklık edecektir. Her kim, zerre kadar bir
iyilik işlerse, onun karşılığını görecektir. Her kim de
zerre kadar bir kötülük, şer işlerse, onun
karşılığını görecektir. Allah kimseye hardal tozu kadar
bile zulmetmez. Onlar ise ancak, kendilerine zulmederler. O gün
herkese kazandıklarının karşılığı verilecektir. İnkâr
edenlerin ise kazandıklarının bir faydası olmayacaktır.
Zâlimlerin işleri boşa çevrilir. Vay o günü
yalanlayanların hallerine!
(Her
şey Allah'ın sultası altındadır. De ki: Allah'ım! Mülkün
sahibi Sensin; dilediğine mülkü verirsin ve dilediğinden
çeker alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini de
alçaltırsın. Sen her şeye gücü yetensin.)
Allah,
dilediğini gerçekleştirir. Her şeyi idâre eden
yalnızca Allah'tır. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur.
İşler, dönüp O'na varır. Allah, kalplerde olanı bilir.
(O, gecenin ardından gündüzü; gündüzün
ardından geceyi getirir. Ölüden diri, diriden ölü
çıkarır. Dilediğine bol rızık verir,dilediğine kısar,
bir ölçüye göre verir.)
Yalnızca
Allah'tan korkun. O, inananların dostu ve yardımcıdır. (Müminler,
müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin.) * Kim
bunu yaparsa, Allah'tan bir şey beklemesin artık. Ancak kâfirlerden
gelebilecek bir tehlikeden sakınmanız başkadır. Dönüş
Allah'adır*
Allah,
gizlediklerinizi de bilir. Açığa vurduklarınızı da.
Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Allah her şeye gücü
yetendir.
Âyetlerimizi
yalan sayandan daha zâlim kim vardır?O gün herkese
kazandıklarının karşılığı verilecektir. İnkârcıların
zararı ise ancak kendilerinedir. Onların kazançlarının bir
faydası olmayacaktır. Allah,tan çekinin. Her kim, zerre
kadar bir iyilik işlerse, karşılığını görecektir. Faydası
kendinedir. Her kim, de zerre kadar bir kötülük, şer
işlerse, karşılığını görecektir. Zararı
kendinedir.*Herkesin, iyilik olarak yaptıklarını da kötülük
olarak yaptıklarını da karşısında hazır bulduğu o günde
dileyecekler ki kötülükleri ile kendileri arasında
uzun bir mesafe bulunsun.*
Allah,
kendisinden korkanlarla beraberdir. Yalnızca O'ndan korkun. (De ki:
Eğer Allah'ı ve resûlünü seviyorsanız, bana uyun
ki Allah da sizi sevsin, günahlarınızı bağışlasın ki sizi
altından ırmaklar akan cennetlere koysun.)
Onları
Allah yoluna dâvet et. Onlardır ki ayetlerimizden
habersizdirler. Onlardır ki ayetlerimizden yüz çevirmedeler.
Fakat çoğu yine de bunu bilmezler. Onlar büyük
yanılgı ve aldanış içindeler.
*Allah;
Âdem'i, Nuh'u, İbrahim soyunu ve İmran soyunu âlemlere
üstün kıldı. Onların soyu birbirlerinin devamıdır.
*
Allah
her şeyi en iyi işiten ve bilendir.
Meryem'in
annesi *İmrân'ın hanımı * "Rabbim! onu*karnımdakini*
senin hizmetine adadım.dedi ”
(Onu
doğurup kız olduğunu görünce de, Rabbi onun ne
doğurduğunu bilirken “ Rabbim!”dedi. “Ben, kız doğurdum.
Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytanın
şerrinden koruman için sana emanet ettim”)
(Rabbi
onun, adağını kabul etti ve kızı bir bitki gibi büyüttü.)
(Melekler, Ey Meryem!
Demişlerdi. Rabbin için; rükû edenlerle
birlikte rükû et, secdeye varanlarla birlikte secde et.)
*Allah seni seçti ve dünya kadınlarına üstün
tuttu.*
Gerçek,
İşte bu sana anlattıklarımızdır. Vahiyler kaynağından bu
bilgiler.
*Melekler,
Meryem'e hitaben İsa hakkında dediler ki: Allah ona yazmayı,
hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i öğretecek.*
Îsâ'ya
apaçık mucizeler verdik ve onu kutsal ruhla destekledik. Îsâ,
Allah'ın izni ile anadan doğma körlerin gözlerini açar,
alaca hastalığına tutulanları iyileştirirdi. Akledenler için
bunda dersler vardır. *İsa kavmine; çamuru kuş şeklinde
yoğurur, üflerim. Allah'ın izni ile kuş olur.*( Evlerinizde
ne yiyip ne sakladığınızı bilirim dedi.)
*Benden
önce gelen Tevrat'ı tasdik edici olarak ve size haram kılınan
bazı şeyleri de helâl kılmam için gönderildim.
Size Rabbinizden apaçık mucizelerle geldim. O halde Allah'tan
korkun, bana uyun.
*Allah,
benim de sizin de Rabbinizdir. Ancak O'na tapın. Doğru yol işte
budur.*
Âyetlerimiz
işte bunlardır. Senin görevin ancak, bildirmedir. Îsâ'yı
ne öldürdüler ne de onu astılar. Onlara öyle
göründü. Biri ona benzetildi de onu astılar.
Ellerinden ayaklarından çivilediler keten bezlediler. Îsâ'yı
diri olarak göğe kaldırdık. (Onlar tuzak kurdular; Allah,
tuzak kuranların en hayırlısıdır.)
(Allah
buyurdu ki: Ey İsa! Seni semâya Kendi katıma yükselteceğim,
seni inkâr edenlerin tuzağından kurtarıp tertemiz
arındıracak ve sana uyanları Kıyamete kadar üstün
tutacağım. Kıyamet günü ayrılığa düştüğünüz
konularda aranızda hüküm vereceğim.)
Âyetlerimize
inanan ve iyi işler işleyenler kurtuluşa erdirileceklerdir. Cennet
onlaradır. İnkâr eden ve kötü, şer işler
işleyenler hüsrâna uğrayacaklardır. Cehennem onlaradır.
Herkese işlediklerinin karşılığının aynısı*tastamam*
verilecektir. Allah, zâlim kavmi doğru yola iletecek değildir.
Bunlar
Allah'ın âyetleridir ki onu sana bildirmedeyiz.
Allah,
her çeşit yaratmayı bilir.(Îsâ'nın durumu,
topraktan yaratılan ve 'ol' emri ile oluveren Âdem'in örneği
gibidir.
Gerçek,
Rabbinden gelir. (şüphelenenlerden olma).
*Bilgi
sana geldikten sonra, seninle tartışırlarsa* (De ki: Gelin,
oğullarımızı ve oğullarınızı, kızlarımızı ve kızlarınızı
çağırın da hep birlikte dua edelim de Allah'ın lânetinin,
yalancılar üzerine olmasını dileyelim.
Allah
hakkında yalan uydurandan daha zâlim kim vardır? Ancak
Allah'a tapın ve yalnızca O'ndan korkun. O, dilediği
gerçekleştirir. Allah vâdinden aslâ dönmez.
O'nun vâdi er, geç gerçekleşecektir.
Âyetlerimizden
yüz çevirenler gafildirler. Onların kulakları gözleri
ve kalpleri mühürlüdür.
Allah'ı
bırakıp da başka birini kendinize hakem mi sandınız? *de ki: Ey
kitap ehli, siz de biz de aramızda eşit olan kelimeye gelelim;
ancak Allah'a tapalım, hiçbir şeyi ona benzer göstermeyelim
ve Allah'ı bırakıp da başka birini kendimize hakem tanımayalım.
Yine yüz çevirirlerse deyin ki: Tanık olun, biz
müslümanlarız.
*Ey
kitap ehli, İbrahim hakkında niçin çekişiyorsunuz?
Tevrat ve İncil, ondan sonra indirilmiştir.* Halâ
düşünmezler mi?
*Yarımyamalak
bildiğiniz şeyleri tartışıyorsunuz da hiç bilmediğiniz
şeyleri ne diye tartışmaya kalkışıyorsunuz? Siz bilmezsiniz.*
Allah her şeyi en iyi işiten ve bilendir.
*İbrahim,
ne yahudi, ne de hıristiyandı; dosdoğru müslüman'dı ve
ortak koşanlardan değildi.*
Allah
inananların dostu ve yardımcısıdır.*İbrahim'e en yakın
olanlar, İbrahim kavminden ona uyan kimselerdir.*
*kitap
ehlinin bir bölüğü, sizi yolunuzdan saptırmak
hevesindedirler, fakat onlar kendilerini kandırırlar da farkına
varamazlar. *
*Ey
kitap ehli, Allah'ın ayetlerini niçin inkâr edersiniz?
Gerçeği görüyorsunuz da. *
*Ey
kitap ehli, niçin hak ile yanlışı karıştırıyor ve
gerçeği gizliyorsunuz? Oysa biliyorsunuz da.*
*Kitap
ehlinin bir kısmı da: Îman edenlere indirilene gündüzleri
inanın, akşamları inkâr edin ki, inananlar da inançlarından
belki dönerler dediler.*
*Dininize
uyan kimseden başkasına inanmayınız.* Allah'ın ayetleri işte
bunlardır. Doğru yol işte budur. Âyetlerimizi yalan sayandan
daha zâlim kim vardır? Âzabımızın aniden üzerinize
gelip çatmayacağından emin mi bulunuyorsunuz? O, hesâbı
tez görür.
*Onlar
birbirlerine, “Size verilenlerin başkalarına da verildiğine
veya Müslümanların Rabbimiz katında karşı delil getirip
sizinle tartışacaklarına inanmayın” derler.*
De
ki: Allah, kime peygamberlik vereceğini gâyet iyi bilir.
* ve rahmetini dilediğine
tahsis eder; Allah, ihsan ve lütuf sahibidir.
(Onlar
o kişilerdir ki, kendisine bir kantar altın emanet etsen olduğu
gibi öder. Onlar o kişilerdir ki, bir altın emanet etsen ayak
direyip ısrar etmedikçe ödemez.) *Bu onların,
"Ümmîlerin mallarını almakta bir sakınca olmaz”
demelerindendir. *Allah adına yalan uydurandan daha zâlim kim
vardır?
Her
kim Allah'tan korkup da sözünü yerine getirirse
kurtuluşa erdirilecektir.(Kimin yanında bir emanet varsa onu
sahibine iade etsin)
Verdikleri
söz ve yeminlerini Allah'tan korkmayıp da az bir bedelle
(dünya çıkarları için) değiştirenlere
gelince, onların ahirette bir nasipleri yoktur. Zâlimler aslâ
kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. O gün onlar için ne bir
dost bulunur ne de bir yardımcı. Allah onların yüzlerine
bakmaz, (aleyhlerinde 'iyidir' demez, aleyhlerinde 'kötü
kişi' der) ve onlara hitap etmez. Onlar için çok acı
bir azap vardır. Her kim bir iyilik işlerse kendi
aleyhinedir*hakkınadır*, faydası kendinedir. Her kim de bir
kötülük, şer işlerse kendi aleyhinedir*hakkınadır*
zararı kendinedir.
Allah
hakkında yalan uydurandan daha zalim kim vardır?*Onlar o
kimselerdir ki, kitap okuyor gibi görünmek için,
dillerini oynatırlar. Oysa okudukları şey kitapta yoktur. Bu
Allah'tan gelmiş derler. Oysa Allah'tan gelmemiştir. *
Allah,
dilediğini seçer ve ona vahyeder. *Kendisine kitap, hüküm
ve peygamberlik verilenlerin, 'Allah'ı bırakıp da- hâşâ-
bana tapın' demek haddi değildir. Onlar ancak, Allah'a içten
inanın ve O'nun bildirdiklerine uyun' derler.*
(Melekleri
ve peygamberleri Rab olarak bilin, diye de emretmez. Siz müslüman
olduktan sonra inkâr etmeniz emredilir mi hiç?).
De
ki: Sizinle benim aramda tanık olarak Allah yeter. (Allah,
peygamberlerine: "Size Kitap ve hikmet verdim; her birinize
bildirileni birbirinizin ardından tasdik eden peygamber
göndereceğim. Ona inanacak ve yardım edeceksiniz buyurarak siz
de kabul ettiniz mi? Diye sormuştu. Onlar da kabul ettik dediler. O,
'Tanık olun. Ben de sizinle beraber bu söze tanıklık
edenlerdenim' dedi.)
Allah'ın
âyetlerinden yüz çevirenler ise büyük
yanılgıda ve aldanış içindeler. Onlar için çok
acı bir azap vardır.
Her
şey, Allah'ı tespih eder fakat siz farkına varamazsınız.
*Göklerde ve yerde bulunanlar, isteyerek veya zorla O'na teslim
olmuşlardır. Her şey dönüp O'na varacaktır.*
Allah'a
içten inanın. Daha önce de peygamberler gönderildi
onları inkâr ettiler ve helâk edildiler. İnananlar 'Biz
peygamberler arasında bir fark gütmeyiz' demelidir. *De ki:
Allah'a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub'a ve
oğullarına indirilene, Musa, İsa ve diğer peygamberlere
gönderilene inandık; aralarında bir fark gütmeyiz.
Allah'a teslimiz.*
Allah'ın
ayetleri işte bunlardır. * İslâm'dan başka bir din arayan,
makbul bir kişi değildir ve hüsrâna uğrayacaktır.*
*İnançlarından
sonra inkârcılığa sapan kavmi Allah doğru yola nasıl
iletir ? Peygamberler delillerle geldiler de. Ve Allah'ın
ayetlerinin peygamberlere gerçekle geldiğine tanık
olmuşlardı. *Allah zâlim kavmi doğru yola iletecek değildir.
Onlar
suçlarının cezâsını çekeceklerdir. İnkâr
edenler için çok acı bir azap vardır. Cehennem
onlaradır. Ne kötü duraktır o.(İçinizden oraya
uğramayacak kimse yoktur).
*İşte
o kişilerin cezâları, Allah'ın, meleklerinin, herkesin
lâneti üzerlerine olmasıdır. Bu lânete ebedî
olarak maruz kalacaklardır.*(Âzapları hafifletilmez.)
(Ancak,
bir daha günaha dönmemek üzere tövbe eden ve
durumlarını düzeltenler müstesnâ.) Allah'tan af
dileyin (umulur ki affedilirsiniz)
*İnancından
sonra inkâra sapıp da inkârcılıkta direnenlerin
tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. Onlar hüsrâna
uğrayanların ta kendileridirler.*
*Gerçekten,
inkâr edip kâfir olarak ölenler, kurtuluşa
erdirilmek için dünya kadar altını fidye olarak
verseler dahi asla kabul edilmeyecektir.* Zâlimler
aslâ kurtuluşa erdirilmezler. Onlar için çok acı
bir azap vardır. O gün onlara hiç yardım
edilmeyecektir.
Allah
yolunda canlarınızla, mallarınızla savaşın. (Beğendiğiniz
şeylerden yoksullara sarf etmedikçe asla iyilik işlemiş
olmazsınız.) Allah işlediklerinizden aslâ gâfil
değildir. O, her şeyden haberdardır.
*Tevrat'tan
önce, İsrail'in (Yakub'un) kavmine yasak edilen şeyler
dışında, yiyeceğin her türlüsü İsrailoğullarına
helâl kılınmıştı. Eğer doğru sözlü iseniz
Tevrat'ı getirip okuyun bakalım. *
Allah
hakkında yalan uydurandan daha zalim kim vardır? Allah vâdinden
asla dönmez. O, işlediklerinizden haberi olandır.
Allah'ın
ayetleri işte bunlardır ve gerçekler gelendir. *De ki:
Allah'ın sözü doğrudur. Siz de doğruyu gösteren
İbrahim'in dinine uyun. O, müşriklerden değildi.*
(İnsanlar
için kurulan ilk ev (mâbet), Mekke'de ve o kutludur.)
(Açıkça
deliller ve İbrahim'in makamı oradadır. Oraya giren emniyette
olur. Yoluna gücü yetene, o evi haccetmesi, Allah'ın
insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse bilsin
ki, Allah, âlemlerin Rabbidir.)
Onlar
ise âyetlerimizden yüz çevirirler. İyi bilin ki
Allah'ı acze düşüremezsiniz. İnkâr edenlerin
zararı, ancak kendilerinedir.
Onlar
o kişilerdir ki ayetlerimizden yüz çevirmeye
yeltenirler. İnananlara gülüp geçerler. Âzabımızın
aniden üzerinize gelip çatmayacağından emin mi
bulunuyorsunuz? Allah işlediklerinizden habersiz değildir.
(Kitap
ehlinden halkı doğru yoldan saptırmak isteyen bazı kimselere
uyarsanız, inancınızdan sonra sizi tekrar inkârcılığa
sevkederler.)
*Fakat
siz nasıl inkârcı olabilirsiniz ki Allah'ın ayetleri size
okunmada ve Allah'ın resûlü aranızda. Kim ki Allah'a
sığınmıştır. O doğru yola iletilmiştir.*
Onlar
ise Allah'ı gereği gibi bilemediler. Yalnızca Allah'tan korkun.*ve
Müslüman olarak ölün*.
Toptan
Allah'ın ipine sarılın. Ona tutunanlar kopmaz, sağlam bir kulpa
yapışmış demektir. Hâlâ ders almazlar mı? (O sizi
birbirinize düşman iken kalpleri uzlaştırandır. Bir ateş
çukurunun kenarında idiniz; sizi oradan çekip
kurtardı.) Allah, inananların dostu ve yardımcısıdır.
Âyetlerimiz işte bunlardır. Doğru yol işte budur.
*İçinizde,
sizi iyiliğe sevk edecek ve kötü, şer işlerden
uzaklaştıracak kimseler bulunmalıdır. İşte onlar kurtuluşa
erdirilenlerin ta kendileridirler.*
İpliğini
eğirdikten sonra söken kadına benzemeyin.*Kendilerine açıkça
deliller geldikten sonra da yine bölük bölük
olanlar ve ayrılığa düşenler gibi olmayın. Onlar için
çok acı bir azap vardır. *
Kıyamet
saati mutlaka gelecektir. O gün uzuvları, aleyhlerinde tanıklık
edecektir. Kimsenin kimseye bir faydası dokunmayacağı o günden
korkun. O gün yüzleri aydınlananlar sevinç ve neş'e
duyacaklardır. Onlar kurtuluşa erdirilenlerin ta kendileridirler.
Cennet onlaradır. Yüzleri kararanlara gelince onlar üzüntü
duyacaklardır. Onlar hüsrâna uğrayanların ta
kendileridirler. Cehennem onlaradır. Oradan kurtulmayı dileseler
dâhi asla kurtarılmazlar. 'Rabbimiz' diyeceklerdir.'Ne olur
tekrar dünyaya dönelim de doğru yolu bulalım'.Fakat onlar
geç kalmışlardır. Onlara,'Vaktiyle elçilerimiz size
delillerle geldiler de. Niçin onlardan yüz çevirdiniz?
denilecektir. Ve onlara orada sadece 'Tadın bakalım acı âzâbımızı'
denilir.
İnanan
ve iyi işler işleyenler için cennetler vardır. Onlar orada
ebedî olarak kalacaklardır. Ne güzel yurttur orası.
İnkâr eden ve şer* kötü işler işleyenler için
ise cehennem vardır. Ne kötü duraktır orası. Orada
derileri yanıp eridikçe yeniden deri bitirilir. Baş içitleri
kanlı irinli sudur.
Allah
kimseye kıl kadar zulmetmez. Onlar ise ancak kendilerine
zulmederler. Rabbiniz Allah işte budur.
Göklerde
ve yerde ne varsa Allah'ındır. İşler dönüp Allah'a
varır.
Onlar
âyetlerimizden yüz çevirmedeler. Eğer inansalardı
bu haklarında hayırlı olurdu. Fakat çoğu yine de bunu
bilmezler. *siz ise insanlar için en hayırlı dine
mensupsunuz. İyiliği emredersiniz, kötü, şer işlerden
men edersiniz ve Allah'a inanırsınız. Kitap ehli de inansaydı bu
haklarında hayırlı olurdu. Onlardan inananlar var fakat çoğu
inancından uzaklaşmış, gafillerdir*
*Onlar
(kitap ehli) size, eziyet etmekten başka hiçbir zarar
veremezler. Eğer sizinle savaşa girerlerse bozguna uğrarlar ve
kendilerine yardım edilmez. *
*
Nereye gitseler, zillet damgasını yemişlerdir. İçlerinden
Allah'ın bildirdiklerine uyan kimseler müstesnâ. Allah'ın
gazabına uğradılar ve zillet damgasını yediler. Çünkü
Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri ve peygamberleri
haksız yere öldürmeleri isyan etmeleri ve hadlerini
aşmaları sebebi iledir.*
İnananla
inanmayan bir olur mu hiç? * O kişilerdir ki doğru ibadet
ederler. Gece saatlerinde secdeye kapanarak Allah'ın ayetlerini
okurlar.*
Onlar
o kişilerdir ki Allah'a ve O'nun ayetlerine inanırlar. Yoksullara
yardım ederler. * ve Kıyamet gününe inanırlar, iyiliği
emreder, kötü şer işlerden menederler; iyi işlere
koşarlar. İşte onlar iyi insanlardır. *Cennet onlaradır.
O
gün; Kıyamet, herkese işlediklerinin karşılığı
verilecektir. Allah'tan sakının.
O
gün gök gül gibi kızarır yağ gibi erir, dağlar
atılmış pamuğa benzer. Hâmile kadınlar çocuğunu
düşürür, çocukların bile saçları
ağarır. Ne güç gündür o gün, kıyâmet!
İnkâr edenlerin varacakları yer cehennemdir. Onlar orada
ebedî olarak kalacaklardır. Zâlimler asla kurtuluşa
erdirilmeyeceklerdir. O gün onlar için ne bir dost
vardır, ne de bir yardımcı. Onlara hiç yardım
edilmeyecektir. O gün ne anne babanın evlâdına, ne de
evlâdın anne babasına bir faydası dokunmayacaktır. Kimsenin
kimseye bir faydası dokunmayacağı o günden korkun. Allah'ın
azabı inanmayanların üzerinedir. İnananlar için ise ne
korku olacaktır ne de tasa. Onlar hiç üzülmeyeceklerdir.
İnkârcıların
zararı ise ancak kendilerinedir. Zâlimlerin işleri boşa
çevrilir. *Zâlim
kavmin bu dünya hayatındaki kazançları, sonunda
ekinlerini vuran ve mahveden şiddetli esen bir rüzgâra
benzer. *
Onların
size olan düşmanlıkları ağızlarından çıkan
sözlerden bellidir. Kalplerindeki ise daha büyüktür.
İyice düşünmeniz için Allah ayetlerini böyle
açıklamadadır.(Ey inananlar, birbirinizi bırakıp da
başkalarını dost edinmeyin).
Kendilerine
'Siz de Allah'a ve O'nun ayetlerine inanın ve O'nun bildirdiklerine
uyun' denildiğinde 'Biz de inandık' derler fakat kendi arkadaşları
ile baş başa kaldıklarında 'Biz sizinle berâberiz. Onlarla
ise sâdece alay ediyorduk' derler.( Size olan kinleri yüzünden
parmaklarını ısırırlar. De ki: Kininizle ölün,
geberin!)*Sizler o kişilersiniz ki, onları seversiniz fakat onlar
sizi sevmez. *
*Size
bir iyilik dokunsa, tasalanırlar; başınıza bir dert gelse,
sevinirler. Eğer sabreder ve Allah'tan sakınırsanız, hileleri
size hiçbir zarar vermez.* Allah, işlediklerinizden haberi
olandır.
*Hani
sen, inananları savaş yerine yerleştirmek için sabah
erkenden evinden ayrılmıştın.*Allah, her şeyi en iyi işitir ve
bilir.
*İçinizden
iki bölük, korkarak geri dönmedeydi, oysa Allah
onların yardımcısıydı* İnananlar,
yalnızca Allah'a güvenmelidir.
*Siz
sayıca az olduğunuz halde, Allah size Bedr'de yardım etmişti.
Artık siz de Allah'tan sakının ve O'na şükredenlerden olun!*
*Hani
sen insanlara demiştin ki: Rabbiniz size meleklerden üç
binini indirecek; bu size yetmez mi?*
Fakat
sabrederseniz ve Allah'tan sakınırsanız, düşmanlar size
ansızın saldırsalar bile, Rabbiniz size beş bin melekle yardım
edecektir.*
*Allah,
bunu ancak size bir müjde olsun ve kalbinize güven gelsin
diye yapmıştır. Zafer, ancak gücü her şeye yeten ve
hikmeti çok olan Allah'tan gelir.*
*Allah,
inkârcıların ileri gelenlerinden bir kısmını öldürmek
ve bir kısmını da perişan bir halde geri çevirmek için
o yardımı yapmıştır.*
*Bu
işte sana bir şey yok; O, dilerse tövbelerini kabul eder,
dilerse zâlim oldukları için onlara azap eder.*
Göklerde
ve yerde ne varsa Allah'ındır. Allah'ı bırakıp da başka birini
kendinize hakem mi sandınız? *O, dilediğini bağışlar,
dilediğine azap eder.*
Allah'tan
çekinin. *Faizi kat kat arttırarak yemeyin.*
İnkârcıların
varacakları yer cehennemdir.
*Allah'a
ve Resûl'üne itaat edin ki acınanlardan olasınız.*
(Rabbinizin
yargılamasına Allah'tan korkanlar için hazırlanmış ve
genişliği gökler ve yer kadar olan cennete yarışırcasına
koşun.)
Allah
iyilik eden ve iyi davrananları sever. *Onlardır ki, bollukta da
darlıkta yoksullara yardım ederler, öfkelerini yenerler ve
affederler. *
*Onlardır
ki, kötü, şer bir iş yaptıklarında veya kendilerine
zulmettiklerinde, Allah'ı anar ve suçları için af
dilerler. Günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir?
Onlar işledikleri suçta bile bile ayak diremezler.*
Allah'a
ve O'nun ayetlerine inanan ve iyi işler işleyenler kurtuluşa
erdirileceklerdir. Cennetler o kişileredir. Onlar orada ebedî
olarak kalacaklardır. Ne güzel yurttur o.
Dünyayı
gezin, dolaşın. Yalanlayanların sonu ne olmuş görün.
Daha önce de peygamberler gönderildi. Onlar inkâr
ettiler ve helâk edildiler. Tek bir ses, bir tek sayha onlara
yetti. Nasılmış azabım ve korkutuşlarım? Bak da gör!
İyice
anlamanız için ayetlerimizi böylece bildirmedeyiz. Doğru
yol işte budur. Ancak Allah'a tapın ve yalnızca O'ndan korkun.
*Gevşekliğe
ve üzüntüye düşmeyin.* (Eğer inanmışsanız,
üstün olan sizlersiniz).
*Eğer
siz (Uhud'ta) yaralandıysanız , diğer kavim de sizin gibi
(Bedr'de) yaralanmıştır. Biz o günleri insanlar arasında
devrettirir dururuz. Bu, Allah'ın inananları ayırt etmesi
içindir.* (Yoksa siz, sizleri ayırt etmeden cennete
girivereceğinizi mi sandınız?) Allah, zâlimler kavmini doğru
yola iletecek değildir.
*Allah,
inananları arıtır; kâfirleri de helâk etmek diler.*
Allah
yolunda canlarınızla, mallarınızla savaşın.*Yoksa içinizden
Allah yolunda savaşanları ve sabredenleri belli etmeden, cennete
girivereceğinizi mi sandınız? *
Allah
yolunda öldürülenlere 'Ölüler' demeyin.
Onlar diridirler fakat siz farkında değilsiniz.* Her halde ölümle
karşılaşmadan önce ölümü dilemiştiniz. İşte
onu görüp duruyorsunuz.*
Senden
önce de peygamberler gönderildi. *Muhammed, peygamberden
başka bir şey değildir.*(o ölürse veya öldürülürse
gerisin geriye mi döndürüleceksiniz?) İyi bilin ki,
Allah'ı acze düşüremezsiniz. O,na şükredin).
Her
şey Allah'ın dilemesi ve takdîri iledir. * Kimse, Allah'ın
izni ve bilgisi olmadan ölmez. Ölüm belli bir vakte
bağlıdır.* (Dünya nimetini isteyene ondan veririz. Ahireti
isteyene de ondan veririz. Bilseniz ahiret yurdu sizin için
daha hayırlıdır.)* Biz şükredenleri yakında
mükâfatlandıracağız. *
Allah
sabredenlerle berâberdir. *Nice peygamberler, beraberlerinde
bilginler ve erenler olduğu halde savaştılar da Allah yolunda
başlarına gelen zorluklardan yılgınlık göstermediler,
miskinlik etmediler.*
Onlar
ancak şunu söylüyorlardı: 'Rabbimiz! Suçlarımızı
bağışla, sebâtımızı arttır ve inkârcılara karşı
bize yardım et!'*
*Allah
da kendilerine dünya nimetlerini ve ahiret sevabını verdi.*
Allah; iyilik edenleri, iyi davrananları sever.
*Ey
inananlar, inkârcılara uyarsanız, onlar sizi dininizden
döndürür ve siz de öyle bir değişirsiniz ki,
hüsran içinde kalırsınız.*
Mevlânız
Allah'tır. *Ve O, yardımcıların en hayırlısıdır.*
*Allah'ın,
hiçbir delil indirmediği şeylerden O'na ortak koştukları
için, inkârcıların kalplerine korku düşüreceğiz.*
İnkâr edenlerin varacakları yer cehennemdir. Ne kötü
barınaktır o.
*Allah
size olan sözünü gerçekleştirdi fakat o
hengâmede Allah'ın izniyle onları perişan ediyorken, sonra
ihtilâfa düşüp, verilen emir hakkında tartışmaya
başladınız ve o sevdiğiniz şeyi size gösterdikten sonra
isyan ettiniz. Dünyayı dileyenleriniz olduğu gibi ahireti
dileyenleriniz de vardı. Sonra Allah sizi denemek için onları
geri çevirdi; sizi de affetti. * Allah, inananların dostu ve
yardımcısıdır.
*O
esnâda siz hep uzaklaşıyor, dönüp kimseye
bakmıyordunuz. Peygamber ise sizi çağırıp duruyordu.
Allah bunun üzerine derde karşı dertle cezalandırdı ki ne
elinizden kaçan zafere, ne de başınıza gelen derde,
üzülmeyesiniz.* Allah işlediklerinizden haberi olandır.
*Sonra
Allah o derdin ardından üzerinize bir emniyet indirdi.
İçinizden bir kısmını uyku bastırmıştı. Bir kısmı da
canlarının derdine düşmüşlerdi. Onlar, Allah hakkında
Müslümanlıktan önceki cahillik devrinde olduğu gibi,
yersiz fikirlere kapıldılar. Dediler ki: 'Bu işten bize ne?' De
ki: 'Bütün işler Allah'a varır'. Onlar kalplerinde sana
açamadıkları bir sır gizliyorlardı. Ve 'Bizim bu işte bir
payımız olsaydı burada öldürülmezdik' diyorlardı.
Onlara de ki: 'Evlerinizde de olsanız vadesi yetenler yine çıkarlar,
öldürülüp yatacakları yere giderler. Allah bunu
kalplerinizde olanı denemek ve arıtmak için başınıza
getirdi.* Her şey Allah'ın dilemesi ve takdiri iledir. Allah,
kalplerde olanı bilir.
*İki
ordu karşılaştığı gün, sizi bırakıp gidenleri, şeytan
bazı(dünyalık menfaat) kazançlar göstererek doğru
yoldan çıkarmak istedi. Yine de Allah onları affetti. Çünkü
Allah, çok bağışlayıcıdır, halîmdir.*
*Ey
inananlar! Sizler, yeryüzünde sefere çıkan ve
savaşan kardeşlerine sakın, "Bizim yanımızda kalsalardı
ölmezlerdi veya öldürülmezlerdi" diyenler
gibi olmayın. Allah bunu onların kalplerine kuru bir hasret olarak
yerleştirdi. Canı veren de alınmasına izin veren de Allah'tır.*
O, işlediklerinizden haberdardır.
*Allah
yolunda öldürülür ve ölürseniz
hakkınızda Allah'ın rahmeti ve bağışlaması, dünyada
kalıp, biriktireceğiniz şeylerden daha hayırlıdır.*
*Ölseniz
de öldürülseniz de Allah'ın huzuruna varacaksınız.*
Allah, hesâbı tez olandır.
*Allah'ın
bir rahmeti ile onlara karşı yumuşak davrandın! Eğer kaba ve
katı kalpli olsaydın etrafından dağılıp giderlerdi. O halde
hatalarını affet; günahlarının bağışlanması için
Allah'a dua et; iş hakkında onlara danış! Fakat karar verdin mi,
Allah'a dayan ve güven! Çünkü Allah, kendisine
güvenenleri sever. *
*Allah
size yardım ederse, sizi kimse yenemez fakat yardımsız bırakırsa
size kim yardım edebilir? O halde inananlar yalnızca Allah'a
güvenmelidir.*
|