Allah Yoluna Davet Et

21/4/2008 - İMRAN SOYU SÛRESİ



Elif – Lâm – Râ.


Allah’ın âyetleri işte bunlardır ki sana onları vahyetmedeyiz.


Meryem’i de an. Kalemlerin kur’a çektiği sırada sen yanlarında değildin bu kızı kim büyütecek? diye. Onlar birbirleriyle çekişip dururken de. Ne temiz soydu o, İmran soyu.


Meryem’in annesi ‘Rabbim’ demişti. ‘Karnımdakini senin hizmetine adadım’ Rabbi onun bu duasını kabul etti.


Meryem’i Zekeriya’nın hizmetine verdik. Zekeriya, ne vakit Meryem’in yanına mihraba girse orada yaz yerine kış; kış yerine yaz yiyecekleri buluyordu. Zekeriya ‘Ey Meryem! Bunlar sana nereden geliyor?” diye sorunca; Meryem de ‘Rabbim katından diye cevap veriyordu.


Kutsal ruh; Meryem’e bir oğul müjdeledi. Meryem ona 'Benim nasıl çocuğum olabilir? Bana bir erkek eli bile değmedi ve ben iffetsiz biri de değilim. Hayırlı adamsan gel’ dedi.

Kutsal ruh; ‘Bu böyledir. Rabbine göre bu iş çok kolaydır' dedi. Allah bir şeyi dilediği vakit onun işi sadece 'ol' demekten ibarettir o da hemen oluverir.


Meryem ailesinden ayrılarak doğuda bir yere gitti. Doğum sancısı ile bir hurma ağacının dibine çekildi. ’Rabbim’ dedi. ‘Keşke daha önce ölseydim de unutulup gitseydim.’ Ona ‘Ey Meryem’ diye seslenildi. Orada olgun hurmalardan ye. Sakın kimseye belli etme. Soranlara orucum de’.


Meryem çocuğunu kucağına alıp kavminin yanına gitti. ‘Ey Meryem! Sen nasıl garip, çirkin bir iş yapmışsın. Oysa annen baban da kötü kimseler değildi’ dediler.


Meryem beşikteki çocuğu İsa’ya eliyle işaret edince çocuk dile geldi ve ’Doğduğum gün, öleceğim gün ve her nerede bulunursam bulunayım Allah’ın selâmı benim üzerimedir.’ Dedi.

Onlar da ‘nasıl olur da beşikteki çocukla konuşur’ dediler.


Zekeriyâ Rabbine niyaz ederek,‘Benim ihtiyarlıktan kemiklerim bile zayıfladı, başım parlamada. Bana katından, temiz bir zürriyet ver. Sen duaları işiten ve kabul edensin.' diye dûa etti. Allah onun bu duasını kabul etti.


Ona Yahya'yı müjdeledik. Yahya; daha önce bu adla kimseyi yaratmadık ve ona eşit tutmadık.

Zekeriya’nın hanımı bunu duyunca hayret ederek 'ben âdetten kesilmiş bir kocakarıyım’ dedi.


Zekeriyâ: “Rabbim!”dedi. “Bana bir alâmet ver”. Allah Zekeriyâ'ya buyurdu ki: İşte sana alâmet. İnsanlarla üç gün ancak işâretlerle konuşacaksın. Rabbini sabah, akşam tenzih ve takdis et.”


Yahya anne ve babasına iyi davranırdı. âsi değildi. İyi ve temizdi.


Allah bir şeyi dilediği vakit onun işi sadece ‘ol’ demekten ibârettir. O da hemen oluverir. Her şey Allah'ın yaratması ve dilemesi ile gerçekleşir.

İsa'ya İncil'i verdik ve onu kutsal ruhla destekledik. İsa Allah'ın izniyle anadan doğma körlerin gözlerini açar, alaca hastalığına tutulanları iyileştirirdi. Düşünesiniz diye âyetlerimizi işte böylece bildirmedeyiz.


Onlar ise ‘Allah evlât edindi’ dediler. Hâşa, Allah evlât edinmekten münezzehtir ve O, çok yücedir. Onlar İsa’yı ne öldürdüler ne de onu astılar. Onlara öyle göründü biri ona benzetildi de onu astılar. Ellerinden ayaklarından çivilediler. Keten bezleyip gömdüler.


Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Daha önce de peygamberler gönderildi. Onları inkâr ettiler ve helâk edildiler. Onlar, kendilerine ne bir fayda ve ne de bir zararı dokunan şeylere taptılar. Allah işlediklerinizden haberdardır. De ki: Benim görevim ancak bildirmedir.


Allah şu örneğe benzer. Düz bir yerde cam bir fânus içinde yağı kutsal zeytin ağacından, hiç ateş dokunmadan yakılmış, ışığı hiç bitmeyecek kandil gibidir.


Allah tektir. O, her çeşit yaratmayı bilir ve gücü her şeye yetendir.


Allah gücü, her şeye yetendir. O, birdir


İbrahim, babası Âzer'e 'Baba' dedi. Niçin putlara tapıyorsun?' Babası Âzer onu dinlemedi. İbrahim'in babası kendi elleriyle yonttuğu tahtadan putlara tapıyordu.

İbrahim yumuşak huylu idi. Çok ağlar ve Rabbine dua ederdi.


İşte bunlar daha öncekilere dair haberlerdir ki, onları sana bildirmedeyiz. Gerçek Rabbinden gelir. Onlar kendi elleriyle yaptıkları uydurma şeylere taptılar.


De ki: Benim görevim ancak uyarmadır. Allah, her halinizi görür ve bilir. O, her şeyi en iyi işitir ve bilir.


Yalnızca Allah'a tapın ve O'ndan yardım dileyin. O, irâdesi ile hükmeder. Allah her hâlinizden haberdardır. *O diridir her an yaratıklarını gözetip durandır*

İnkârcılar için cehennem vardır. Ne kötü duraktır o. Âyetlerimizi yalan sayandan daha zâlim kim vardır?


Bu Kur'an Allah tarafındandır ve gerçekle gelendir.


Daha önce de peygamberler gönderildi. Onları inkâr ettiler ve helâk edildiler. Âyetlerimizi inkâr edenden daha zâlim kim vardır? Onlar cezâlarını göreceklerdir. Allah, azabı en şiddetli olandır. O'nun gücü her şeye yeter.


Allah karanlıklardakini de bilir, aydınlıklardakini de. O, gizlediklerinizi de bilir, açığa vurduklarınızı da.


Allah'ın izni olmadan bir yaprak bile kımıldamaz. Toprağın derinliklerindeki bir tohumun yaş mı kuru mu olduğunu O, bilir. Hiç bir dişi, Allah'ın bilgisi olmadan gebe kalmaz. Her şey Allah'ın yaratması ve dilemesi ile gerçekleşir.*O, rahimlerde sizi şekillendirir*


Bu, Kur'an daha öncekileri tasdik eder. İyice anlayasınız diye âyetlerimizi açıkça bildirmedeyiz.*Bir kısım ayetlerde ince mecazi manalar vardır. Kalplerinde eğrilik bulunan kimseler, fitne çıkarmak için, o mecazlı ayetleri açıkça bildirilen manası dışında yorumlarlar. Onların gerçek manalarını ise ancak Allah bilir. Akledenler derler ki: “Biz ona inanırız. Ayetlerin hepsi Allah'tan gelmiştir” Fakat böyle düşünenler ancak, aklı başında kimselerdir.*


Allah, inananlara kavrama kâbiliyeti vermektedir. Allah'ın tanımı ve dûa:” Rabbimiz! Bizi doğru yola ilet ve tarafından rahmet bağışla. Sen çok cömertsin, ihsan sahibisin. Kalplerimizi yanlış yola saptırma çünkü sen, azabı en şiddetli olansın.
Rabbimiz! Bize vâdinin gerçekleştiği o gün, varacağımız yer senin Yüce huzurundur.” Allah vâdinden asla dönmez.
İyi bilin ki Allah'ı acze düşüremezsiniz. Allah'ın azabı inkâr edenlerin üzerinedir. Kıyamet ansızın gerçekleşir. O gün gök, gül gibi kızarır, yağ gibi erir. Dağlar, atılmış pamuğa döner. O gün hamile kadınlar çocuğunu düşürür. Çocukların bile saçları ağarır.
*Onların hâlleri Firavun ve soyunun ve daha öncekilerin hal ve davranışları na benzer. * İnkârcıların zararı, ancak kendilerinedir. Allah ise, azabı en şiddetli olandır. Onlar âyetlerimizi yalanladılar, peygamberlerle alay ettiler. İnananlara gülüp geçtiler. Onlar alay ettiklerinin cezasını çekeceklerdir. Cehennem o kimseleredir. Emrimiz gelip çatınca tek bir sayha bir tek ses onlara yetti. Bak da gör. Nasılmış azabım ve korkutuşlarım. Dünyayı gezin, dolaşın yalanlayanların sonucu ne imiş, görün.
Âzabımız neymiş yakında iyice görecek ve bileceklerdir. Kimmiş yalancı? Yakında iyice anlayacaklardır. Vay o günü yalanlayanların hallerine. İnkârcıların barınakları cehennem olacaktır. Orada derileri yanıp eridikçe yeniden deri bitirilir. Baş yiyecekleri zakkum kökü, baş içitleri kanlı irinli sudur. Ne kötü barınaktır orası!
Allah yolunda canlarınızla mallarınızla savaşın. O, kendisinden korkanlarla beraberdir. Allah, inananların dostu ve yardımcısıdır. Hâlâ akletmezler mi? *Bedir'de birbirleri ile savaşan iki ordunun hâli size ibretti. Ordunun biri Allah yolunda savaşıyordu; öteki inkârcıydı. İnkârcılar gözleriyle, inananları iki misli gördüler. Bunda düşünenler için ibret vardır. *
Dünyâ metâdan ibârettir. Kantar kantar altına, gümüşlere, nişanlı atlara, evlâtlara düşkünlük; dünyâ hayatının metâlarıdır.
Allah'tan korkanlar için cennetler vardır. Orada tertemiz eşler bulabileceklerdir. Onlara renk renk içitler sunulur ve her diledikleri ellerinin altındadır. Ne güzel yurttur orası.
Allah'tan af dileyin. *(Bu nimetler) "Rabbimiz! Sana ve bildirdiklerine imân ettik. Günahlarımızı affet, bizi cehennem azabından koru!" diyerek;
Sabredenler, doğrular,O'nun emrine boyun eğenler,yoksullara yardım edenler ve tan yeri ağardığında dileyenleredir. *
Ancak, Allah'a tapın. O, birdir. Gerçek; işte budur. Onlar ise kendilerine ne bir fayda ve ne de bir zarar veren şeylere taptılar.
Onlar “Allah, evlât edindi” dediler. Hâşâ; Allah, evlât edinmekten münezzehtir ve O, çok yücedir.(Allah, kesin olarak bildirdi ki; Allah'tan başkasına tapmanın saçmalık olduğuna, Allah'ın Kıyamet günü adaletle hükmedecek olduğuna melekler ve kendisine ilim verilenler de tanıklık ettiler.) Allah, gücü her şeye yetendir. O, tektir. Rabbiniz Allah; işte budur.
Kıyamet ansızın başınıza gelecektir. O gün hüküm; yalnızca Allah'ındır.(Mûsâ “Ben Müslümanların ilkiyim” dedi.)Allah'ı bırakıp da başka birini, kendinize hakem mi sandınız? *Allah katında gerçek din İslâm'dır. Kitap verilenler, kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler.* (Kıyamet günü Allah ihtilâfa düştükleri konular hakkında hükmünü verecektir).Allah'ın âyetlerini inkâr edenler için cehennem vardır. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır. Oradan kurtulmayı dileseler dahi asla kurtarılmazlar. O, hesabı tez görür.
Onları Allah yoluna çağır. Yüz çevirirlerse sana düşen görev; ancak, bildirmedir. Allah her şeyi görür ve bilir. İnkârcıların zararı, ancak kendilerinedir.* Seninle tartışırlarsa de ki: Ben ve bana uyanlar Allah'a teslimiz. Kitap ehline ve cahillere de ki: İslâm'ı kabul edecek misiniz? Eğer kabul ederlerse doğru yolu bulmuşlardır.*
Çekişmeyin. Allah her şeyi işiten ve bilendir. Âyetlerimizden yüz çevirenler için çok acı bir azap vardır. Onlar gafillerdir.*peygamberleri öldürenler, iyiliği tavsiye eden, öğüt verenlerin canına kıyanlar için çok acı bir azap vardır*
İnkâr edenlerin zararı, ancak kendilerinedir. Zâlimlerin işleri boşa çevrilir. O gün onlar için ne bir dost bulunur, ne de bir yardımcı.
(Kendilerine Kitap'tan bir pay verilenleri görmedin mi? Aralarındaki ihtilâfı halletsin diye, Allah'ın ayetleri kendilerine bildirildiğinde bu onların uzaklaşmalarını arttırdı. De ki: Kininizle ölün, geberin.)
Bir de derler ki: Ateş bize sayılı günlerde dokunacaktır. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır. Ne kötü duraktır o. Zâlimlerin sonucu işte budur.
Allah hakkında yalan uydurandan daha zalim kim vardır?
Kıyamet ansızın başınıza gelecektir. O; göz açıp, kapamadan da kısa süre içinde gerçekleşecektir. O gün, uzuvları aleyhlerinde tanıklık edecektir. Her kim, zerre kadar bir iyilik işlerse, onun karşılığını görecektir. Her kim de zerre kadar bir kötülük, şer işlerse, onun karşılığını görecektir. Allah kimseye hardal tozu kadar bile zulmetmez. Onlar ise ancak, kendilerine zulmederler. O gün herkese kazandıklarının karşılığı verilecektir. İnkâr edenlerin ise kazandıklarının bir faydası olmayacaktır. Zâlimlerin işleri boşa çevrilir. Vay o günü yalanlayanların hallerine!
(Her şey Allah'ın sultası altındadır. De ki: Allah'ım! Mülkün sahibi Sensin; dilediğine mülkü verirsin ve dilediğinden çeker alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini de alçaltırsın. Sen her şeye gücü yetensin.)
Allah, dilediğini gerçekleştirir. Her şeyi idâre eden yalnızca Allah'tır. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. İşler, dönüp O'na varır. Allah, kalplerde olanı bilir. (O, gecenin ardından gündüzü; gündüzün ardından geceyi getirir. Ölüden diri, diriden ölü çıkarır. Dilediğine bol rızık verir,dilediğine kısar, bir ölçüye göre verir.)
Yalnızca Allah'tan korkun. O, inananların dostu ve yardımcıdır. (Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin.) * Kim bunu yaparsa, Allah'tan bir şey beklemesin artık. Ancak kâfirlerden gelebilecek bir tehlikeden sakınmanız başkadır. Dönüş Allah'adır*
Allah, gizlediklerinizi de bilir. Açığa vurduklarınızı da. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Allah her şeye gücü yetendir.
Âyetlerimizi yalan sayandan daha zâlim kim vardır?O gün herkese kazandıklarının karşılığı verilecektir. İnkârcıların zararı ise ancak kendilerinedir. Onların kazançlarının bir faydası olmayacaktır. Allah,tan çekinin. Her kim, zerre kadar bir iyilik işlerse, karşılığını görecektir. Faydası kendinedir. Her kim, de zerre kadar bir kötülük, şer işlerse, karşılığını görecektir. Zararı kendinedir.*Herkesin, iyilik olarak yaptıklarını da kötülük olarak yaptıklarını da karşısında hazır bulduğu o günde dileyecekler ki kötülükleri ile kendileri arasında uzun bir mesafe bulunsun.*
Allah, kendisinden korkanlarla beraberdir. Yalnızca O'ndan korkun. (De ki: Eğer Allah'ı ve resûlünü seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizi sevsin, günahlarınızı bağışlasın ki sizi altından ırmaklar akan cennetlere koysun.)
Onları Allah yoluna dâvet et. Onlardır ki ayetlerimizden habersizdirler. Onlardır ki ayetlerimizden yüz çevirmedeler. Fakat çoğu yine de bunu bilmezler. Onlar büyük yanılgı ve aldanış içindeler.
*Allah; Âdem'i, Nuh'u, İbrahim soyunu ve İmran soyunu âlemlere üstün kıldı. Onların soyu birbirlerinin devamıdır. *
Allah her şeyi en iyi işiten ve bilendir.
Meryem'in annesi *İmrân'ın hanımı * "Rabbim! onu*karnımdakini* senin hizmetine adadım.dedi ”
(Onu doğurup kız olduğunu görünce de, Rabbi onun ne doğurduğunu bilirken “ Rabbim!”dedi. “Ben, kız doğurdum. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytanın şerrinden koruman için sana emanet ettim”)
(Rabbi onun, adağını kabul etti ve kızı bir bitki gibi büyüttü.)
(Melekler, Ey Meryem! Demişlerdi. Rabbin için; rükû edenlerle birlikte rükû et, secdeye varanlarla birlikte secde et.) *Allah seni seçti ve dünya kadınlarına üstün tuttu.*
Gerçek, İşte bu sana anlattıklarımızdır. Vahiyler kaynağından bu bilgiler.
*Melekler, Meryem'e hitaben İsa hakkında dediler ki: Allah ona yazmayı, hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i öğretecek.*
Îsâ'ya apaçık mucizeler verdik ve onu kutsal ruhla destekledik. Îsâ, Allah'ın izni ile anadan doğma körlerin gözlerini açar, alaca hastalığına tutulanları iyileştirirdi. Akledenler için bunda dersler vardır. *İsa kavmine; çamuru kuş şeklinde yoğurur, üflerim. Allah'ın izni ile kuş olur.*( Evlerinizde ne yiyip ne sakladığınızı bilirim dedi.)
*Benden önce gelen Tevrat'ı tasdik edici olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri de helâl kılmam için gönderildim. Size Rabbinizden apaçık mucizelerle geldim. O halde Allah'tan korkun, bana uyun.
*Allah, benim de sizin de Rabbinizdir. Ancak O'na tapın. Doğru yol işte budur.*
Âyetlerimiz işte bunlardır. Senin görevin ancak, bildirmedir. Îsâ'yı ne öldürdüler ne de onu astılar. Onlara öyle göründü. Biri ona benzetildi de onu astılar. Ellerinden ayaklarından çivilediler keten bezlediler. Îsâ'yı diri olarak göğe kaldırdık. (Onlar tuzak kurdular; Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.)
(Allah buyurdu ki: Ey İsa! Seni semâya Kendi katıma yükselteceğim, seni inkâr edenlerin tuzağından kurtarıp tertemiz arındıracak ve sana uyanları Kıyamete kadar üstün tutacağım. Kıyamet günü ayrılığa düştüğünüz konularda aranızda hüküm vereceğim.)
Âyetlerimize inanan ve iyi işler işleyenler kurtuluşa erdirileceklerdir. Cennet onlaradır. İnkâr eden ve kötü, şer işler işleyenler hüsrâna uğrayacaklardır. Cehennem onlaradır. Herkese işlediklerinin karşılığının aynısı*tastamam* verilecektir. Allah, zâlim kavmi doğru yola iletecek değildir.
Bunlar Allah'ın âyetleridir ki onu sana bildirmedeyiz.
Allah, her çeşit yaratmayı bilir.(Îsâ'nın durumu, topraktan yaratılan ve 'ol' emri ile oluveren Âdem'in örneği gibidir.
Gerçek, Rabbinden gelir. (şüphelenenlerden olma).
*Bilgi sana geldikten sonra, seninle tartışırlarsa* (De ki: Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kızlarımızı ve kızlarınızı çağırın da hep birlikte dua edelim de Allah'ın lânetinin, yalancılar üzerine olmasını dileyelim.
Allah hakkında yalan uydurandan daha zâlim kim vardır? Ancak Allah'a tapın ve yalnızca O'ndan korkun. O, dilediği gerçekleştirir. Allah vâdinden aslâ dönmez. O'nun vâdi er, geç gerçekleşecektir.
Âyetlerimizden yüz çevirenler gafildirler. Onların kulakları gözleri ve kalpleri mühürlüdür.
Allah'ı bırakıp da başka birini kendinize hakem mi sandınız? *de ki: Ey kitap ehli, siz de biz de aramızda eşit olan kelimeye gelelim; ancak Allah'a tapalım, hiçbir şeyi ona benzer göstermeyelim ve Allah'ı bırakıp da başka birini kendimize hakem tanımayalım. Yine yüz çevirirlerse deyin ki: Tanık olun, biz müslümanlarız.
*Ey kitap ehli, İbrahim hakkında niçin çekişiyorsunuz? Tevrat ve İncil, ondan sonra indirilmiştir.* Halâ düşünmezler mi?
*Yarımyamalak bildiğiniz şeyleri tartışıyorsunuz da hiç bilmediğiniz şeyleri ne diye tartışmaya kalkışıyorsunuz? Siz bilmezsiniz.* Allah her şeyi en iyi işiten ve bilendir.
*İbrahim, ne yahudi, ne de hıristiyandı; dosdoğru müslüman'dı ve ortak koşanlardan değildi.*

Allah inananların dostu ve yardımcısıdır.*İbrahim'e en yakın olanlar, İbrahim kavminden ona uyan kimselerdir.*


*kitap ehlinin bir bölüğü, sizi yolunuzdan saptırmak hevesindedirler, fakat onlar kendilerini kandırırlar da farkına varamazlar. *
*Ey kitap ehli, Allah'ın ayetlerini niçin inkâr edersiniz? Gerçeği görüyorsunuz da. *
*Ey kitap ehli, niçin hak ile yanlışı karıştırıyor ve gerçeği gizliyorsunuz? Oysa biliyorsunuz da.*
*Kitap ehlinin bir kısmı da: Îman edenlere indirilene gündüzleri inanın, akşamları inkâr edin ki, inananlar da inançlarından belki dönerler dediler.*
*Dininize uyan kimseden başkasına inanmayınız.* Allah'ın ayetleri işte bunlardır. Doğru yol işte budur. Âyetlerimizi yalan sayandan daha zâlim kim vardır? Âzabımızın aniden üzerinize gelip çatmayacağından emin mi bulunuyorsunuz? O, hesâbı tez görür.
*Onlar birbirlerine, “Size verilenlerin başkalarına da verildiğine veya Müslümanların Rabbimiz katında karşı delil getirip sizinle tartışacaklarına inanmayın” derler.*
De ki: Allah, kime peygamberlik vereceğini gâyet iyi bilir. * ve rahmetini dilediğine tahsis eder; Allah, ihsan ve lütuf sahibidir.
(Onlar o kişilerdir ki, kendisine bir kantar altın emanet etsen olduğu gibi öder. Onlar o kişilerdir ki, bir altın emanet etsen ayak direyip ısrar etmedikçe ödemez.) *Bu onların, "Ümmîlerin mallarını almakta bir sakınca olmaz” demelerindendir. *Allah adına yalan uydurandan daha zâlim kim vardır?
Her kim Allah'tan korkup da sözünü yerine getirirse kurtuluşa erdirilecektir.(Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine iade etsin)
Verdikleri söz ve yeminlerini Allah'tan korkmayıp da az bir bedelle (dünya çıkarları için) değiştirenlere gelince, onların ahirette bir nasipleri yoktur. Zâlimler aslâ kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. O gün onlar için ne bir dost bulunur ne de bir yardımcı. Allah onların yüzlerine bakmaz, (aleyhlerinde 'iyidir' demez, aleyhlerinde 'kötü kişi' der) ve onlara hitap etmez. Onlar için çok acı bir azap vardır. Her kim bir iyilik işlerse kendi aleyhinedir*hakkınadır*, faydası kendinedir. Her kim de bir kötülük, şer işlerse kendi aleyhinedir*hakkınadır* zararı kendinedir.
Allah hakkında yalan uydurandan daha zalim kim vardır?*Onlar o kimselerdir ki, kitap okuyor gibi görünmek için, dillerini oynatırlar. Oysa okudukları şey kitapta yoktur. Bu Allah'tan gelmiş derler. Oysa Allah'tan gelmemiştir. *
Allah, dilediğini seçer ve ona vahyeder. *Kendisine kitap, hüküm ve peygamberlik verilenlerin, 'Allah'ı bırakıp da- hâşâ- bana tapın' demek haddi değildir. Onlar ancak, Allah'a içten inanın ve O'nun bildirdiklerine uyun' derler.*
(Melekleri ve peygamberleri Rab olarak bilin, diye de emretmez. Siz müslüman olduktan sonra inkâr etmeniz emredilir mi hiç?).
De ki: Sizinle benim aramda tanık olarak Allah yeter. (Allah, peygamberlerine: "Size Kitap ve hikmet verdim; her birinize bildirileni birbirinizin ardından tasdik eden peygamber göndereceğim. Ona inanacak ve yardım edeceksiniz buyurarak siz de kabul ettiniz mi? Diye sormuştu. Onlar da kabul ettik dediler. O, 'Tanık olun. Ben de sizinle beraber bu söze tanıklık edenlerdenim' dedi.)
Allah'ın âyetlerinden yüz çevirenler ise büyük yanılgıda ve aldanış içindeler. Onlar için çok acı bir azap vardır.
Her şey, Allah'ı tespih eder fakat siz farkına varamazsınız. *Göklerde ve yerde bulunanlar, isteyerek veya zorla O'na teslim olmuşlardır. Her şey dönüp O'na varacaktır.*
Allah'a içten inanın. Daha önce de peygamberler gönderildi onları inkâr ettiler ve helâk edildiler. İnananlar 'Biz peygamberler arasında bir fark gütmeyiz' demelidir. *De ki: Allah'a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub'a ve oğullarına indirilene, Musa, İsa ve diğer peygamberlere gönderilene inandık; aralarında bir fark gütmeyiz. Allah'a teslimiz.*
Allah'ın ayetleri işte bunlardır. * İslâm'dan başka bir din arayan, makbul bir kişi değildir ve hüsrâna uğrayacaktır.*
*İnançlarından sonra inkârcılığa sapan kavmi Allah doğru yola nasıl iletir ? Peygamberler delillerle geldiler de. Ve Allah'ın ayetlerinin peygamberlere gerçekle geldiğine tanık olmuşlardı. *Allah zâlim kavmi doğru yola iletecek değildir.
Onlar suçlarının cezâsını çekeceklerdir. İnkâr edenler için çok acı bir azap vardır. Cehennem onlaradır. Ne kötü duraktır o.(İçinizden oraya uğramayacak kimse yoktur).
*İşte o kişilerin cezâları, Allah'ın, meleklerinin, herkesin lâneti üzerlerine olmasıdır. Bu lânete ebedî olarak maruz kalacaklardır.*(Âzapları hafifletilmez.)
(Ancak, bir daha günaha dönmemek üzere tövbe eden ve durumlarını düzeltenler müstesnâ.) Allah'tan af dileyin (umulur ki affedilirsiniz)
*İnancından sonra inkâra sapıp da inkârcılıkta direnenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. Onlar hüsrâna uğrayanların ta kendileridirler.*
*Gerçekten, inkâr edip kâfir olarak ölenler, kurtuluşa erdirilmek için dünya kadar altını fidye olarak verseler dahi asla kabul edilmeyecektir.* Zâlimler aslâ kurtuluşa erdirilmezler. Onlar için çok acı bir azap vardır. O gün onlara hiç yardım edilmeyecektir.
Allah yolunda canlarınızla, mallarınızla savaşın. (Beğendiğiniz şeylerden yoksullara sarf etmedikçe asla iyilik işlemiş olmazsınız.) Allah işlediklerinizden aslâ gâfil değildir. O, her şeyden haberdardır.
*Tevrat'tan önce, İsrail'in (Yakub'un) kavmine yasak edilen şeyler dışında, yiyeceğin her türlüsü İsrailoğullarına helâl kılınmıştı. Eğer doğru sözlü iseniz Tevrat'ı getirip okuyun bakalım. *
Allah hakkında yalan uydurandan daha zalim kim vardır? Allah vâdinden asla dönmez. O, işlediklerinizden haberi olandır.
Allah'ın ayetleri işte bunlardır ve gerçekler gelendir. *De ki: Allah'ın sözü doğrudur. Siz de doğruyu gösteren İbrahim'in dinine uyun. O, müşriklerden değildi.*
(İnsanlar için kurulan ilk ev (mâbet), Mekke'de ve o kutludur.)
(Açıkça deliller ve İbrahim'in makamı oradadır. Oraya giren emniyette olur. Yoluna gücü yetene, o evi haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse bilsin ki, Allah, âlemlerin Rabbidir.)
Onlar ise âyetlerimizden yüz çevirirler. İyi bilin ki Allah'ı acze düşüremezsiniz. İnkâr edenlerin zararı, ancak kendilerinedir.
Onlar o kişilerdir ki ayetlerimizden yüz çevirmeye yeltenirler. İnananlara gülüp geçerler. Âzabımızın aniden üzerinize gelip çatmayacağından emin mi bulunuyorsunuz? Allah işlediklerinizden habersiz değildir.
(Kitap ehlinden halkı doğru yoldan saptırmak isteyen bazı kimselere uyarsanız, inancınızdan sonra sizi tekrar inkârcılığa sevkederler.)
*Fakat siz nasıl inkârcı olabilirsiniz ki Allah'ın ayetleri size okunmada ve Allah'ın resûlü aranızda. Kim ki Allah'a sığınmıştır. O doğru yola iletilmiştir.*
Onlar ise Allah'ı gereği gibi bilemediler. Yalnızca Allah'tan korkun.*ve Müslüman olarak ölün*.
Toptan Allah'ın ipine sarılın. Ona tutunanlar kopmaz, sağlam bir kulpa yapışmış demektir. Hâlâ ders almazlar mı? (O sizi birbirinize düşman iken kalpleri uzlaştırandır. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz; sizi oradan çekip kurtardı.) Allah, inananların dostu ve yardımcısıdır. Âyetlerimiz işte bunlardır. Doğru yol işte budur.
*İçinizde, sizi iyiliğe sevk edecek ve kötü, şer işlerden uzaklaştıracak kimseler bulunmalıdır. İşte onlar kurtuluşa erdirilenlerin ta kendileridirler.*
İpliğini eğirdikten sonra söken kadına benzemeyin.*Kendilerine açıkça deliller geldikten sonra da yine bölük bölük olanlar ve ayrılığa düşenler gibi olmayın. Onlar için çok acı bir azap vardır. *
Kıyamet saati mutlaka gelecektir. O gün uzuvları, aleyhlerinde tanıklık edecektir. Kimsenin kimseye bir faydası dokunmayacağı o günden korkun. O gün yüzleri aydınlananlar sevinç ve neş'e duyacaklardır. Onlar kurtuluşa erdirilenlerin ta kendileridirler. Cennet onlaradır. Yüzleri kararanlara gelince onlar üzüntü duyacaklardır. Onlar hüsrâna uğrayanların ta kendileridirler. Cehennem onlaradır. Oradan kurtulmayı dileseler dâhi asla kurtarılmazlar. 'Rabbimiz' diyeceklerdir.'Ne olur tekrar dünyaya dönelim de doğru yolu bulalım'.Fakat onlar geç kalmışlardır. Onlara,'Vaktiyle elçilerimiz size delillerle geldiler de. Niçin onlardan yüz çevirdiniz? denilecektir. Ve onlara orada sadece 'Tadın bakalım acı âzâbımızı' denilir.
İnanan ve iyi işler işleyenler için cennetler vardır. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır. Ne güzel yurttur orası. İnkâr eden ve şer* kötü işler işleyenler için ise cehennem vardır. Ne kötü duraktır orası. Orada derileri yanıp eridikçe yeniden deri bitirilir. Baş içitleri kanlı irinli sudur.
Allah kimseye kıl kadar zulmetmez. Onlar ise ancak kendilerine zulmederler. Rabbiniz Allah işte budur.
Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. İşler dönüp Allah'a varır.
Onlar âyetlerimizden yüz çevirmedeler. Eğer inansalardı bu haklarında hayırlı olurdu. Fakat çoğu yine de bunu bilmezler. *siz ise insanlar için en hayırlı dine mensupsunuz. İyiliği emredersiniz, kötü, şer işlerden men edersiniz ve Allah'a inanırsınız. Kitap ehli de inansaydı bu haklarında hayırlı olurdu. Onlardan inananlar var fakat çoğu inancından uzaklaşmış, gafillerdir*
*Onlar (kitap ehli) size, eziyet etmekten başka hiçbir zarar veremezler. Eğer sizinle savaşa girerlerse bozguna uğrarlar ve kendilerine yardım edilmez. *
* Nereye gitseler, zillet damgasını yemişlerdir. İçlerinden Allah'ın bildirdiklerine uyan kimseler müstesnâ. Allah'ın gazabına uğradılar ve zillet damgasını yediler. Çünkü Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri ve peygamberleri haksız yere öldürmeleri isyan etmeleri ve hadlerini aşmaları sebebi iledir.*
İnananla inanmayan bir olur mu hiç? * O kişilerdir ki doğru ibadet ederler. Gece saatlerinde secdeye kapanarak Allah'ın ayetlerini okurlar.*
Onlar o kişilerdir ki Allah'a ve O'nun ayetlerine inanırlar. Yoksullara yardım ederler. * ve Kıyamet gününe inanırlar, iyiliği emreder, kötü şer işlerden menederler; iyi işlere koşarlar. İşte onlar iyi insanlardır. *Cennet onlaradır.
O gün; Kıyamet, herkese işlediklerinin karşılığı verilecektir. Allah'tan sakının.
O gün gök gül gibi kızarır yağ gibi erir, dağlar atılmış pamuğa benzer. Hâmile kadınlar çocuğunu düşürür, çocukların bile saçları ağarır. Ne güç gündür o gün, kıyâmet! İnkâr edenlerin varacakları yer cehennemdir. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır. Zâlimler asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. O gün onlar için ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı. Onlara hiç yardım edilmeyecektir. O gün ne anne babanın evlâdına, ne de evlâdın anne babasına bir faydası dokunmayacaktır. Kimsenin kimseye bir faydası dokunmayacağı o günden korkun. Allah'ın azabı inanmayanların üzerinedir. İnananlar için ise ne korku olacaktır ne de tasa. Onlar hiç üzülmeyeceklerdir.
İnkârcıların zararı ise ancak kendilerinedir. Zâlimlerin işleri boşa çevrilir. *Zâlim kavmin bu dünya hayatındaki kazançları, sonunda ekinlerini vuran ve mahveden şiddetli esen bir rüzgâra benzer. *
Onların size olan düşmanlıkları ağızlarından çıkan sözlerden bellidir. Kalplerindeki ise daha büyüktür. İyice düşünmeniz için Allah ayetlerini böyle açıklamadadır.(Ey inananlar, birbirinizi bırakıp da başkalarını dost edinmeyin).
Kendilerine 'Siz de Allah'a ve O'nun ayetlerine inanın ve O'nun bildirdiklerine uyun' denildiğinde 'Biz de inandık' derler fakat kendi arkadaşları ile baş başa kaldıklarında 'Biz sizinle berâberiz. Onlarla ise sâdece alay ediyorduk' derler.( Size olan kinleri yüzünden parmaklarını ısırırlar. De ki: Kininizle ölün, geberin!)*Sizler o kişilersiniz ki, onları seversiniz fakat onlar sizi sevmez. *
*Size bir iyilik dokunsa, tasalanırlar; başınıza bir dert gelse, sevinirler. Eğer sabreder ve Allah'tan sakınırsanız, hileleri size hiçbir zarar vermez.* Allah, işlediklerinizden haberi olandır.
*Hani sen, inananları savaş yerine yerleştirmek için sabah erkenden evinden ayrılmıştın.*Allah, her şeyi en iyi işitir ve bilir.
*İçinizden iki bölük, korkarak geri dönmedeydi, oysa Allah onların yardımcısıydı* İnananlar, yalnızca Allah'a güvenmelidir.
*Siz sayıca az olduğunuz halde, Allah size Bedr'de yardım etmişti. Artık siz de Allah'tan sakının ve O'na şükredenlerden olun!*
*Hani sen insanlara demiştin ki: Rabbiniz size meleklerden üç binini indirecek; bu size yetmez mi?*
Fakat sabrederseniz ve Allah'tan sakınırsanız, düşmanlar size ansızın saldırsalar bile, Rabbiniz size beş bin melekle yardım edecektir.*
*Allah, bunu ancak size bir müjde olsun ve kalbinize güven gelsin diye yapmıştır. Zafer, ancak gücü her şeye yeten ve hikmeti çok olan Allah'tan gelir.*
*Allah, inkârcıların ileri gelenlerinden bir kısmını öldürmek ve bir kısmını da perişan bir halde geri çevirmek için o yardımı yapmıştır.*
*Bu işte sana bir şey yok; O, dilerse tövbelerini kabul eder, dilerse zâlim oldukları için onlara azap eder.*
Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Allah'ı bırakıp da başka birini kendinize hakem mi sandınız? *O, dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder.*
Allah'tan çekinin. *Faizi kat kat arttırarak yemeyin.*
İnkârcıların varacakları yer cehennemdir.
*Allah'a ve Resûl'üne itaat edin ki acınanlardan olasınız.*
(Rabbinizin yargılamasına Allah'tan korkanlar için hazırlanmış ve genişliği gökler ve yer kadar olan cennete yarışırcasına koşun.)
Allah iyilik eden ve iyi davrananları sever. *Onlardır ki, bollukta da darlıkta yoksullara yardım ederler, öfkelerini yenerler ve affederler. *
*Onlardır ki, kötü, şer bir iş yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde, Allah'ı anar ve suçları için af dilerler. Günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir? Onlar işledikleri suçta bile bile ayak diremezler.*
Allah'a ve O'nun ayetlerine inanan ve iyi işler işleyenler kurtuluşa erdirileceklerdir. Cennetler o kişileredir. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır. Ne güzel yurttur o.
Dünyayı gezin, dolaşın. Yalanlayanların sonu ne olmuş görün. Daha önce de peygamberler gönderildi. Onlar inkâr ettiler ve helâk edildiler. Tek bir ses, bir tek sayha onlara yetti. Nasılmış azabım ve korkutuşlarım? Bak da gör!
İyice anlamanız için ayetlerimizi böylece bildirmedeyiz. Doğru yol işte budur. Ancak Allah'a tapın ve yalnızca O'ndan korkun.
*Gevşekliğe ve üzüntüye düşmeyin.* (Eğer inanmışsanız, üstün olan sizlersiniz).
*Eğer siz (Uhud'ta) yaralandıysanız , diğer kavim de sizin gibi (Bedr'de) yaralanmıştır. Biz o günleri insanlar arasında devrettirir dururuz. Bu, Allah'ın inananları ayırt etmesi içindir.* (Yoksa siz, sizleri ayırt etmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız?) Allah, zâlimler kavmini doğru yola iletecek değildir.
*Allah, inananları arıtır; kâfirleri de helâk etmek diler.*
Allah yolunda canlarınızla, mallarınızla savaşın.*Yoksa içinizden Allah yolunda savaşanları ve sabredenleri belli etmeden, cennete girivereceğinizi mi sandınız? *
Allah yolunda öldürülenlere 'Ölüler' demeyin. Onlar diridirler fakat siz farkında değilsiniz.* Her halde ölümle karşılaşmadan önce ölümü dilemiştiniz. İşte onu görüp duruyorsunuz.*
Senden önce de peygamberler gönderildi. *Muhammed, peygamberden başka bir şey değildir.*(o ölürse veya öldürülürse gerisin geriye mi döndürüleceksiniz?) İyi bilin ki, Allah'ı acze düşüremezsiniz. O,na şükredin).
Her şey Allah'ın dilemesi ve takdîri iledir. * Kimse, Allah'ın izni ve bilgisi olmadan ölmez. Ölüm belli bir vakte bağlıdır.* (Dünya nimetini isteyene ondan veririz. Ahireti isteyene de ondan veririz. Bilseniz ahiret yurdu sizin için daha hayırlıdır.)* Biz şükredenleri yakında mükâfatlandıracağız. *
Allah sabredenlerle berâberdir. *Nice peygamberler, beraberlerinde bilginler ve erenler olduğu halde savaştılar da Allah yolunda başlarına gelen zorluklardan yılgınlık göstermediler, miskinlik etmediler.*
Onlar ancak şunu söylüyorlardı: 'Rabbimiz! Suçlarımızı bağışla, sebâtımızı arttır ve inkârcılara karşı bize yardım et!'*
*Allah da kendilerine dünya nimetlerini ve ahiret sevabını verdi.* Allah; iyilik edenleri, iyi davrananları sever.
*Ey inananlar, inkârcılara uyarsanız, onlar sizi dininizden döndürür ve siz de öyle bir değişirsiniz ki, hüsran içinde kalırsınız.*
Mevlânız Allah'tır. *Ve O, yardımcıların en hayırlısıdır.*
*Allah'ın, hiçbir delil indirmediği şeylerden O'na ortak koştukları için, inkârcıların kalplerine korku düşüreceğiz.* İnkâr edenlerin varacakları yer cehennemdir. Ne kötü barınaktır o.
*Allah size olan sözünü gerçekleştirdi fakat o hengâmede Allah'ın izniyle onları perişan ediyorken, sonra ihtilâfa düşüp, verilen emir hakkında tartışmaya başladınız ve o sevdiğiniz şeyi size gösterdikten sonra isyan ettiniz. Dünyayı dileyenleriniz olduğu gibi ahireti dileyenleriniz de vardı. Sonra Allah sizi denemek için onları geri çevirdi; sizi de affetti. * Allah, inananların dostu ve yardımcısıdır.
*O esnâda siz hep uzaklaşıyor, dönüp kimseye bakmıyordunuz. Peygamber ise sizi çağırıp duruyordu. Allah bunun üzerine derde karşı dertle cezalandırdı ki ne elinizden kaçan zafere, ne de başınıza gelen derde, üzülmeyesiniz.* Allah işlediklerinizden haberi olandır.
*Sonra Allah o derdin ardından üzerinize bir emniyet indirdi. İçinizden bir kısmını uyku bastırmıştı. Bir kısmı da canlarının derdine düşmüşlerdi. Onlar, Allah hakkında Müslümanlıktan önceki cahillik devrinde olduğu gibi, yersiz fikirlere kapıldılar. Dediler ki: 'Bu işten bize ne?' De ki: 'Bütün işler Allah'a varır'. Onlar kalplerinde sana açamadıkları bir sır gizliyorlardı. Ve 'Bizim bu işte bir payımız olsaydı burada öldürülmezdik' diyorlardı. Onlara de ki: 'Evlerinizde de olsanız vadesi yetenler yine çıkarlar, öldürülüp yatacakları yere giderler. Allah bunu kalplerinizde olanı denemek ve arıtmak için başınıza getirdi.* Her şey Allah'ın dilemesi ve takdiri iledir. Allah, kalplerde olanı bilir.
*İki ordu karşılaştığı gün, sizi bırakıp gidenleri, şeytan bazı(dünyalık menfaat) kazançlar göstererek doğru yoldan çıkarmak istedi. Yine de Allah onları affetti. Çünkü Allah, çok bağışlayıcıdır, halîmdir.*
*Ey inananlar! Sizler, yeryüzünde sefere çıkan ve savaşan kardeşlerine sakın, "Bizim yanımızda kalsalardı ölmezlerdi veya öldürülmezlerdi" diyenler gibi olmayın. Allah bunu onların kalplerine kuru bir hasret olarak yerleştirdi. Canı veren de alınmasına izin veren de Allah'tır.* O, işlediklerinizden haberdardır.
*Allah yolunda öldürülür ve ölürseniz hakkınızda Allah'ın rahmeti ve bağışlaması, dünyada kalıp, biriktireceğiniz şeylerden daha hayırlıdır.*
*Ölseniz de öldürülseniz de Allah'ın huzuruna varacaksınız.* Allah, hesâbı tez olandır.
*Allah'ın bir rahmeti ile onlara karşı yumuşak davrandın! Eğer kaba ve katı kalpli olsaydın etrafından dağılıp giderlerdi. O halde hatalarını affet; günahlarının bağışlanması için Allah'a dua et; iş hakkında onlara danış! Fakat karar verdin mi, Allah'a dayan ve güven! Çünkü Allah, kendisine güvenenleri sever. *
*Allah size yardım ederse, sizi kimse yenemez fakat yardımsız bırakırsa size kim yardım edebilir? O halde inananlar yalnızca Allah'a güvenmelidir.*

<- Önceki Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Kuran'a Dair Gerçek Bilgiler

Recent Posts

YUNUS SÛRESİ
VÂKİ OLAN SURESİ
Başlıksız
YUSUF SÛRESİ
MAĞARADA UYUYANLAR SÛRESİ
HİKÂYELER SÛRESİ
LÛT SÛRESİ
SEBELİLER SÛRESİ
GANİMETLER SÛRESİ
CENNET İLE CEHENNEM ARASINDAKİ DUVARDAN BAHSEDEN SÛRE
HAYVANLARDAN BAHİS GEÇEN SURE
ZİYAFET SOFRASI SÛRESİ
İMRAN SOYU SÛRESİ
İMRAN SOYU SURESİ
İNANANLAR SÛRESİ
KUR'AN (Türkçe)
KUR'AN (Türkçe)
KUR'AN'DA ZULÜM KAVRAMI
FİTNE ADAM ÖLDÜRMEKTEN BETERDİR.
CENNETTE DERECELER VARDIR
KİBİRLENMEYİN. ALLAH, KİBİRLENENLERİ SEVMEZ.
Atasözü
ALLAH, SABREDENLERLE BERABERDİR
ALLAH, RİYÂKÂRLARIN CEZASINI VERECEKTİR
KIYAMET GÜNÜ HAKKINDA
DİNDE SABIR, SEBÂT VEYA GAFLET
BİRİKTİRDİKLERİ ALTIN VE GÜMÜŞLERLE ALINLARI, SIRTLARI VE YANLARI DAĞLANIR
KÂFİRLER SÛRESİ (Kâfirun Sûresi)
ALLAH'A İMAN
ALLAH'A İMAN

Friends

onursargin

bedava chat sohbet batak okey tavla