3/5/2008 - CENNET İLE CEHENNEM ARASINDAKİ DUVARDAN BAHSEDEN SÛRE
Elif-
Lâm- Mîm- Sâd
Allah’ın
ayetleri bunlardır ki onu sana vahyetmedeyiz.
Göklerde
ve yerde ne varsa onundur. Allah'ın vâdi er, geç
gerçekleşecektir. O, hesabı tez olandır.
Cennet
ve cehennem arasında bir duvar vardır ki orada bulananlar cennet
ile cehennem ehlini yüzlerinden tanırlar. Onlar, henüz
cennete girememişlerdir fakat cennete girmeyi umanlardır.
Cennettekiler,
cehennemdekilere; “Rabbimizin size vâd ettiğini gerçekleşmiş
buldunuz mu? Diye sesleneceklerdir. Cehennemdekiler “Evet,
Rabbimizin bize vâd ettiğini gerçekleşmiş bulduk”
diye sesleneceklerdir. Cehennemdekiler de cennetttekilere “Siz
Rabbimizin vaadini gerçekleşmiş buldunuz mu?”diyeceklerdir.
Cennettekiler de “ evet, Biz Rabbimizin bize vâdettiğini
gerçekleşmiş bulduk diye sesleneceklerdir.
Cehennemdekiler
cennettekilere, “Bize biraz suyunuzdan versenize” diyeceklerdir.
Cennettekiler onlara “bizim suyumuz size haram kılındı ve bize
verilen her şey size haram kılındı” diye sesleneceklerdir..
Onlar
Âyetlerimizi inkâr ederler ve peygamberleri alaya
alırlardı. İnkârcıların sonucu işte budur. Onlar Allah’ı
gereği gibi bilemediler.
Ayetlerimizi
hiçe sayandan daha zalim kim vardır? Zalimler ise asla
kurtuluşa erdirilmezler.
Yalnızca,
O’ndan çekinin. Allah’tan af dileyin. O, kimin kendisinden
çekinmede olduğunu bilir.
Âyetlerimiz
kendilerine bildirildiğinde “Biz atalarımızın yolundan yürürüz”
derler. Ya ataları doğruyu anlayamamış, doğruyu bulmamışlarsa
ne olacak! Hiç düşünmezler mi?
İnanıp
da iyi işler işleyenler cennetlere girecekler ve ebedi olarak orada
kalacaklardır. Firdevs cennetleri onlar içindir.
Kendilerine
cennet meyveleri sunulduğunda “Bize verilen bu yiyecekler daha
önce dünyada iken verilenlere ne kadar çok benziyor”
diyeceklerdir. Orada kalın yeşil hırkalar, yeşil elbiseler
giyerler. Altın ve gümüş bilezikler takınırlar. Altın
işlemeli yeşil yastıklara yaslanırlar. Orada renk renk içitler
sunulur onlara ve her diledikleri ellerinin altındadır. Melekler
onlara “Selâm size, esenlikler size” derler. Ne güzel
yurttur o. İşte en büyük kurtuluş ve ongunluk budur.
İnkar
edenlerin kazandıklarının bir faydası olmayacaktır. Onların
işleri boşa çevrilir. Zalimler asla kurtuluşa
erdirilmeyeceklerdir. Cehenneme girdiklerinde üzerlerine sarı
deveye benzeyen alevler atılır. Yiyecekleri zakkum kökü,
baş içitleri kanlı irinli sudur. Ne kötü duraktır
o. İşte biz suçluları böyle cezalandırırız.
Daha
önce de peygamberler gönderildi. Onları yalanladılar ve
helâk edildiler. Bak da gör yalanlayanların sonucu ne
imiş? Allah’ın kudreti sonsuzdur. O birdir ve gücü her
şeye yetendir.
Âd
kavmine hûd'u; Semud kavmine de Hûd'un kardeşi Âd'ı
gönderdik. Âd ve Semûd kavmi de peygamberleri
yalanladı.
Semud
kavmine peygamberleri “İşte ; şu gördüğünüz
dişi deve Rabbin size bir işâretidir. ”Şu yemi, şu da
içeceği suyudur. Sakın ona dokunmayın” dedi. Fakat dişi
deveyi, ayaklarını keserek öldürdüler. (Talihsiz
adam Kedar). Onlar, şiddetli esen rüzgârla helâk
edildiler. Bir tek çığlık tek bir sayha onlara yetti.
Evlerinde boylu boyunca yüzükoyun yere kapanık bir halde
ölü bulundular. Sanki daha önce hiç yaşamamış
gibi oldular.
Bak
da gör; Nasılmış âzâbım ve korkutuşlarım?
Suçluların cezası işte budur. Halâ ibret almazlar mı?
Semûd
kavmi kayaları yontup evler yapıyorlardı. (Medyen halkı ve Tubba
kavmi de yalanladı).
İşte
bunlar daha öncekilere ait haberlerdir ki sana bildirmedeyiz.
Allah,
Âdem ile(eşi) Havva'ya “Cennette oturun. Dilediğiniz gibi
yiyin, için. Yalnız şu ağaca (elma ağacına) dokunmayın.
Yoksa zalimlerden olursunuz” dedi. Şeytan yılan şeklinde
yaklaşarak onları kandırdı ve ayaklarını oradan kaydırdı.
Kendilerine yasaklanan o meyveyi yediklerinde daha önce
kendiliğinden örtülü olan avret yerleri açılıverdi.
Oralarını cennet yapraklarıyla örtmeye koyuldular.
Allah'tan
sakının. Çünkü O'nun azabı en şiddetlidir.
Şeytan
sizin apaçık düşmanınızdır.
Ancak
Allah'tan korkun. O, kendisinden korkanlarla beraberdir. İnkarcıların
zararı ise ancak kendilerinedir. Onlar ancak kendilerine
zulmederler.
*
Ey Adem oğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi,
süslenecek elbise yarattık.* (Takvâ *Allah'a karşı
gelmekten sakınma* elbiseniz olsun. Bu sizin için
hayırlıdır.) Bunlar Allah'ın âyetleridir ki onu sana
vahyetmedeyiz. Halâ ders almazlar mı?
(Ey
Âdem oğulları! Şeytan, sizi kötülüğe teşvik
eder ve anne-babanızı, avret yerlerini kendilerine göstermek
için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi
sakın sizi de aldatmasın. Çünkü o ve yandaşları,
sizin onları göremediğiniz bir yerden sizi görürler.)
Allah'tan
korkun ki kurtuluşa erin.
Onlara
“Haydi gelin! Siz de Allah'a inanın ve onun bildirdiklerine uyun
denildiğinde 'Biz atalarımızın yolundan yürürüz'
derler. Ya ataları doğruyu anlayamamış, doğruyu bulmamışlarsa
ne olacak hiç düşünmezler mi?
Allah'ın
azabını ne kulakları, ne gözleri ve ne de gönülleri
giderebilir. İşte biz suçluları işte böyle
cezalandırırız.
*Onlar
bir kötülük yaptıkları zaman: "Babalarımızı
bu yolda bulduk. Allah da bize bunu emretti" derler. De ki:
Allah kötülüğü emretmez. Allah'a karşı
bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?*
Allah'a
iftira atandan daha zalim kim vardır? Zâlimler ise asla
kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. Allah kimseye zerre kadar zulmetmez.
Onlar, ancak kendilerine zulmederler.
Allah'tan
af dileyin. Yalvarın, yakarın.
(Namaz
kılacağınız zaman, güzel ve temiz,süslü elbisenizi
giyinin.)
*
De ki: Allah'ın kulları için yarattığı süsü ve
temiz rızıkları kim haram kıldı? De ki: Onlar, dünya
hayatında, özellikle de kıyamet gününde
müminlerindir. *
İşte
iyice anlamanız için Allah ayetlerini böyle
bildirmededir.
*De
ki: Rabbim ancak açık ve gizli işlenen kötü, şer
işleri, çizdiği sınırı aşmayı, hakkında hiçbir
delil indirmediği bir şeyi, Allah'a ortak koşmanızı ve Allah
hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.
*
*Ey
Adem oğulları! Size kendi içinizden âyetlerimi
anlatacak peygamberler gelir de kim (onlara karşı gelmekten)
sakınır ve kendini ıslah ederse, kurtuluş onlaradır. *
O
gün inananlar için ne korku olacaktır ne de kaygı,
onlar hiç üzülmeyeceklerdir.*
Ayetlerimizi
yalanlayanlar ise cehenneme girecekler ve orada ebedî olarak
kalacaklardır.
Allah'a
iftira atandan daha zalim kim vardır?
Rabbin
'Cehennemi cinler ve insanlarla dolduracağım sözü
gerçekleşecektir.
*Âyetlerimizi
yalanlayıp da onlara karşı kibirlenmek isteyenler var ya, işte
onlara gök kapıları açılmaz *ve (Onlar deve iğne
deliğinden geçmedikçe cennete giremezler.) İşte
suçluları biz böyle cezalandırırız!
Oradan
kurtulmayı dileseler dahi asla kurtarılmazlar. ( Altlarında
ateşten bir döşek, üstlerinde de ateşten örtüler
vardır). İşte zalimlerin sonucu budur.
İnanıp
da iyi işler işleyenlere gelince onlar için cennetler
vardır. Her diledikleri ellerinin altındadır. Ne güzel yerdir
orası.
De
ki: Bende delilikten eser yoktur.
Âyetlerimizden
yüz çevirenler gafildirler. Onların kulakları gözleri
ve gönülleri mühürlüdür.
Allah'ın
ayetleri kendilerine bildirildiğinde hemen inkâra yeltenirler.
Onlar aldanış içindeler ve büyük yanılgıdalar.
Eğer
inansalardı bu haklarında daha hayırlı olurdu. Fakat çoğu
yine de bunu bilmezler.
*O
(peygamberlerin gönderildiği) beldelerin halkı inansalar ve
(günahtan sakınsalardı, elbette onların üstüne
gökten ve yerden nice bereket kapıları açardık, fakat
yalanladılar, biz yaptıkları şer işleri yüzünden
onları yakalayıverdik.*
Allah'ın
azabının aniden üzerinize gelip çatmayacağından emin
mi bulunuyorsunuz? * o beldelerin halkı geceleyin uyurlarken ya da
kuşluk vakti eğlenirlerken kendilerine azabımızın
gelmeyeceğinden emin mi bulundular?
Biz
nice zalim kavmi helâk ettik.
(Musa
ben müslümanların ilkiyim dedi. Ona, tayin ettiğimiz
vakitte Tur Dağı'na gelmesi için kırk gece mühlet
verdik. Musa, kardeşi Harun'a dedi ki: Kavmimin içinde benim
yerime geç, onları ıslah et, bozguncuların yoluna uyma. )
(Musa'nın
hemen ardından mücevherlerle süslü altından buzağı
heykeli yaptılar ve ona taptılar. Üstelik böğürüyordu
da.)
(Musa,
kızgın ve üzgün bir halde kavmine dönünce:
"Benden sonra ardımdan ne kötü iş yapmışsınız!
Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi. Tevrat
levhalarını yere attı ve kardeşi Harun'un sakalını tutup
kendine doğru çekti. Kardeşi: "Ey annemin oğlu!”
dedi. Bu kavim beni dinlemedi, neredeyse beni öldüreceklerdi.
Sen de düşmanları bana güldürme ve beni bu zalim
kavimle bir tutma!" dedi.)
(Musa'nın
öfkesi dinince levhaları yerden aldı ve Ey Rabbim, beni ve
kardeşimi bağışla, dedi.)
(Onları
deprem yakalayınca Musa dedi ki: "Ey Rabbim! Dileseydin onları
da beni de helâk ederdin. İçimizden birtakım
beyinsizlerin yüzünden hepimizi helâk mı edeceksin?
Bu iş, senin imtihanından başka bir şey değildir. Bizi bağışla
ve bize merhamet et).
Allah'ı
bırakıp da başka birini kendinize hakem mi sandınız? O, herkesin
ne yaptığını gayet iyi bilir.
Yalnızca
Allah'a tapın. Çünkü O, azabı en şiddetli
olandır.
|