20/5/2008 - GANİMETLER SÛRESİ
Ayın- Kâf-
Sîn
Bunlar Allah'ın
âyetleridir ki sana vahyetmedeyiz. Allah'a içten inanın
ve O'nun bildirdiklerine uyun. Allah'ın vâdi er-geç
gerçekleşecektir. O, her şeyi en iyi işitir ve bilir.
Ganimetlerin beşte biri peygambere aittir.
Allah yolunda
canlarınızla mallarınızla savaşın. (Allah
müminlerin, canlarını ve mallarını karşılığında cennet
verilmek üzere satın almıştır.)
İnananlar
yalnızca Allah'a güvenmelidir. Onlar o kimselerdir ki;
yanlarında Allah adı anıldığında kalpleri titrer. Dinde sabır
ve sebat ederler, namaz kılarlar, zekat verirler. Yoksullara yardım
ederler. Yurtlarından çıkarılanlara yardım ederler. İyilik
eder, iyi davranırlar. İşte onlar altlarından ırmaklar akan
cennetlerde ebedî olarak kalacaklardır. Dereceler onlaradır.
Ne güzel yurttur orası.
Allah yolunda
öldürülenlere 'ölüler' demeyin. Onlar
diridirler fakat siz farkında değilsiniz. Âyetlerimizden yüz
çevirenler için çok acı bir âzap vardır.
Çünkü O'nun azâbı en şiddetlidir İnananlar
için ise ne korku olacaktır ne de tasa. Allah'ın yardımı
inananların üzerinedir. O, gücü her şeye yetendir.
Allah inananlara
kavrama kabiliyeti vermektedir. O, hükmünde tektir. Bir
şeyi dilediği vakit onun işi sadece 'ol' demekten ibârettir.
O da hemen oluverir.
Yalnızca Allah'a
tapın. Ayakta iken, otururken ve yan yatarken Allah'ı anın.
Onlar ise
âyetlerimizden yüz çevirmedeler. Aldanış içinde
ve büyük yanılgıdalar. İşte o kişiler gafillerin ta
kendileridir. Eğer inansalardı bu haklarında hayırlı olurdu.
İmanları kökleşirdi.
Onlar o
kişilerdir ki âyetlerimizden habersizdirler. De ki: Benim
görevim ancak bildirmeden ibarettir.Âzabımızın aniden
üzerinize gelip çatmayacağından emin mi bulunuyorsunuz?
Yalnızca
Allah'tan korkun. O, her hâlinizden haberi olandır. Bütün
işler Allah'a varır. Zâlimler ise göreceklerdir Allah'ın
azabının korkunçluğunu.
İnkârcıların
varacakları yer cehennemdir. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır.
Ne kötü barınaktır o. Orada derileri yanıp eridikçe
yeniden deri bitirilecektir. Yiyecekleri zakkum kökü
içitleri, kanlı irinli sudur. Ne fecî yerdir cehennem.
Zalimler
asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. Onlar için çok
acı bir azap vardır.
Allah vaadinden
asla dönmez. O, hesâbı tez görür.
Âyetlerimiz
kendilerine bildirildiğinde hemen yüz çevirirler. Onlar
büyük yanılgıdalar ve aldanış içindeler. Eğer
inansalardı bu haklarında hayırlı olurdu.
Onları Allah
yoluna davet et. Ayetlerimizden yüz çevirenler için
çok acı bir azap vardır. O,vâdinden asla dönmez.
Allah, herkesin
ne yaptığını gayet iyi bilir. Allah'tan çekinin.
Daha önce de
peygamberler gönderildi. Onları inkâr ettiler ve
inananlara gülüp geçtiler. Emrimiz gelip çatınca
bir tek sayha tek bir ses onlara yetti. Bak da gör, nasılmış
azabım ve korkutuşlarım?
Biz nice zalim
kavmi helâk ettik. Halâ ders almazlar mı?Onlar Allah'ı
gereği gibi bilemediler.
O,
gizlediklerinizi de bilir açığa vurduklarınızı da.
Herkese işlediklerinin karşılığı verilecektir. Allah kimseye
hardal tozu kadar bile zulmetmez. Onlar ise ancak kendilerine
zulmederler. Allah'tan çekinin. O, riyakârların
cezalarını verecektir.
Her kim zerre
kadar bir iyilik işlerse karşılığı verilecektir. Her kim zerre
kadar bir kötülük işlerse karşılığı
verilecektir. Zalimlerin işleri ise boşa çevrilir. Onların
kazandıklarının bir faydası olmayacaktır. Kıyamet günü
Allah, aranızda adâletle hükmedecektir. O gün hüküm,
yalnızca O'nundur.
Sana düşen
görev, ancak bildirmedir. Gerçek Rabbinden gelir.
İnkârcıların vay hallerine. Onların varacakları yer
cehennemdir ve orada ebedi olarak kalacaklardır. Ne kötü
yerdir o.
Kantar kantar
altına, gümüşe, evlâtlara düşkünlük
dünya hayatının metâlarıdır. Allah'tan korkanlara ise
cennetler vardır. Altından ırmaklar akan köşkler onlar
içindir. Orada her diledikleri ellerinin altında olacaktır.
Onlar uzamış gölgeliklerde, pınar başlarındadırlar.
Saçılmış inciler gibi gençler etraflarında pervane
gibi dolaşır. Renk renk içitler sunulur onlara. Orada ne boş
söz duyarlar ne de bir yalan söz.
İyice anlamanız
için ayetlerimizi böyle açıklamadayız. Allah
tektir ve O, gücü, her şeye yetendir.
Allah'ı bırakıp
ta başka birini kendinize hakem mi sandınız?O, karanlıklarda ve
aydınlıklarda ne varsa bilir.
Biriktirdikleri
altın ve gümüşlerle alınları sırtları yanları
dağlanacaktır. Bir de derler ki; ateş bize sayılı günlerde
dokunacaktır. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır.
Birbirinizi
yurtlarından çıkarmayın. Birbirlerini yurtlarından
çıkaranlar cezalarını çekeceklerdir. Onlar için
cehennem vardır.
Her kim inanıp
ta iyi işler işlerse karşılığını görecektir. Faydası
kendinedir. Her kim de inkâr eder ve şer, kötü işler
işlerse karşılığını görecektir. Zararı kendinedir. Allah
her şeyi işitir ve bilir. O, işlediklerinizden asla gafil
değildir.
Kıyamet ansızın
kopacaktır. O, göz açıp kapamadan da kısa süre
içinde gerçekleşir.
Âyetlerimizi
yalan sayandan daha zâlim kim vardır? Dünya bir metâdır.
Oyun ve oyalanma yeridir.
De ki: Sizinle
benim aramda tanık olarak Allah yeter. Dünyayı gezin, dolaşın
yalanlayanların sonucu ne imiş görün.
Allah'ın âzabını
ne kulakları, ne gözleri ve ne de gönülleri
giderebilir. İnkârcıların zararı ancak kendilerinedir.
Onlar için çok acı bir azap vardır.
Sabırla namazla
Allah'tan yardım dileyin. O, işlediklerinizden asla gafil değildir.
Ancak O'ndan
korkun. Çünkü o, kendisinden korkanlarla beraberdir.
Allah,
imanınızı zâyi edecek değildir. Onlar o kişilerdir ki
yanlarında Allah adı anıldığında kalpleri titrer.
Onlar
o kişilerdir ki ayetlerimizden habersizdirler. Kendilerine haydi
gelin siz de Allah'a ve onun ayetlerine inanın denildiğinde Biz
atalarımızın yolundan yürürüz derler. Ya ataları
doğruyu anlayamamış, doğruyu bulmamışlarsa ne olacak? Hiç
düşünmezler mi? Allah gizlediklerinizi de bilir, açığa
vurduklarınızı da.
Onlar
ayetlerimizden yüz çevirirler ve peygamberleri alaya
alırlar, inananlara gülüp geçerler. Âzabımız
neymiş yakında görecek ve bileceklerdir.
Onlar
o kişilerdir ki Allah'a ve onun ayetlerine inanırlar. Namaz
kılarlar, yoksullara yardım ederler. Cennetler onlar içindir.
Onlar
o kişilerdir ki ayetlerimizi alaya alırlar ve bile bile inkâra
yeltenirler. Cehennem onlar içindir. Halâ akletmezler
mi?
Allah'ı
bırakıp da başka birini kendinize hakem mi sandınız? O, her
şeyi en iyi bilendir. Hüküm yalnızca O'nundur.
Allah
yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Onlar
diridirler fakat siz farkında değilsiniz.
Her
şey Allah'ın yaratması ve dilemesi ile gerçekleşir.
*Rabbin
seni evinden hak olarak çıkarmıştı da inananlardan bir
kısmı bunu istememişlerdi*
*Gerçek
açıkça meydana çıktıktan sonra bile göre
göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi seninle
tartışmaya kalkıştılar*
*Hani
Allah o iki taifeden birinin sizin olacağını vadediyordu da siz
kuvvetsiz olanı sizin olsun istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle
hakkı yerine getirmek ve inkârcıların kökünü
kurutmak istiyordu.*
*Suçlular
istemese de gerçeği bilip tanımak ve batılı ortadan
kaldırmak istiyordu.*
*Hani
siz Rabbinizden yardım istemiştiniz de Rabbiniz size ard arda bin
melekle yardım ediyorum diye duanızı kabul etmişti.*
*Allah
bunu ancak bir müjde olsun ve gönüllerinize güven
gelsin diye yapmıştı.* O, gücü her şeye yetendir.
*Hani
Allah bir güven vermek için sizi hafif bir uykuya
daldırmıştı Üzerinize gökten yağmur indirmişti ki
sizi temizlesin şeytanın murdarlığını sizden gidersin.
Kalpleriniz yatışsın ve böylece kalpleriniz ve ayaklarınız
Allah yolunda sabit dursun.*
*Rabbin
şüphesiz ben sizinle beraberim. İnananları dayandıracağım,
kâfirlerin kalplerine korku salacağım. (kâfirlerin
boynunu vurun) vurun ellerine, ayaklarına diye vahyetti.
(Bu
ise, Allah hakkında yalan uydurmaları ve peygamberine karşı
gelmeleri sebebiyledir.)
(Kim
Allah'a ve peygamberine asi gelirse bilsin ki cehennemliktir). Çünkü
O, azabı en şiddetli olandır.
Ey
inananlar, kâfirler topluluğuna çattığınız vakit
onlara arkanızı dönüp gitmeyin*
*Kim
tekrar savaşmak için bir tarafa çekilme veya bir
bölüğe ulaşmak niyetinde olmaksızın o savaş gününde
düşmana arka çevirirse Allah'ın azabına uğrayacaktır.
Ne kötü yerdir cehennem.*
*Onları
öldüren siz değilsiniz. Onları Allah öldürdü.
(Attığın zaman, sen değil atan Allah'tı.)* Böylece kendi
katından inananlara bir nimet vermek istedi)* Allah her şeyi en iyi
işiten ve bilendir.
*Bu
böyledir. Şüphesiz Allah, kâfirlerin hile ve
tuzağını bozar.*
*
(Ey kâfirler!) Fetih istiyordunuz işte size fetih. (Yenelim
derken yenildiniz.)Vazgeçerseniz bu hakkınızda hayırlıdır.
Fakat savaşa dönerseniz biz de döneriz. Daha kalabalık
bile olsanız size bir fayda vermez. de*
*Hani
O zaman Allah sana rüyanda onların az olduğunu göstermişti.
Çok gösterseydi gevşerdiniz ve iş hususunda çekinmeye
başlardınız. Allah sizi bundan kurtardı. Allah kalplerde olanı
bilir.*
*Karşılaştığınız
gün onları size az gösterdi sizi de onlara. Böylece
Allah olacak olan bir işi yerine getirecekti.* İşler dönüp
Allah'a varır.
*Ey
inananlar bir toplulukla karşılaşırsanız sebat edin. Allah'ı
daima anın ki kurtuluşa eresiniz.*
Allah
inananların dostu ve yardımcısıdır.
*Allah'a
ve Resûlüne itaat edin. Kur'an'ı işittiğiniz halde
ondan yüz çevirmeyin.*
Onlardır
ki ayetlerimizden bile bile yüz çevirirler. İşte o
kimseler gâfillerdir. Onlar kör, sağır ve dilsizdirler.
Gerçeği akletmezler. * Allah katında yeryüzünde
dolaşanlardan en kötü, şer kimseler gerçeği
akletmeyen o kör, sağır ve dilsizlerdir.*
Eğer;
Biz bu Kur'an'ı bir dağın üzerine indirseydik; dağ, Allah
korkusuyla paramparça olur yere yıkılırdı. Hâlâ
düşünmezler mi?
Allah,
inananlara kavrama kabiliyeti vermektedir. *Eğer, Allah'tan
korkarsanız O, size iyi ve kötü, şer işleri ayırt
edebileceğiniz bir kavrama kabiliyeti verir, suçlarınızı
örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah büyük
lütuf ve ihsan sahibidir.*
Kullarım
sana beni soracak olurlarsa ben onlara şah damarından daha yakınım.
Allah'a
dua edin. Yalvarın, yakarın. Çünkü O, dualara
icabet edendir.
Kimsenin
kimseye bir faydası dokunmayacağı o günden korkun. O gün
uzuvları, aleyhlerinde tanıklık edecektir.
Biz
nice zalim kavmi helâk ettik. Emrimiz gelip çattığında
tek bir çığlık, bir tek sayha onlara yetti. *Bir de
fitneden sakının ki onun vebali sadece zulmedenlerinize çatmakla
kalmaz.*
*Onlardır
ki, yurtlarından sırf böbürlenmek ve gösteriş için
çıkarlar.* (Halkı Allah yolundan men edenler cezalarını
göreceklerdir.)
*
Hani o zamanlar Şeytan onların yaptıklarını kendilerine yaldızlı
göstermişti de demişti ki: bugün sizden üstün
insan yoktur. Ben de herhalde size yardımcıyım. Fakat iki ordu
görününce geri dönmüş ve ben sizden uzağım.
Çünkü sizin görmediklerinizi görüyorum
ve Allah'tan korkuyorum. Allah'ın cezası en şiddetlidir demişti.*
*Hani
bozguncularla gönüllerinde hastalık olanlara bunları
dinleri aldatmıştır demişlerdi. Oysa kim Allah'a güvenirse
bilsin ki Allah çok yücedir ve hikmet sahibidir.*
İnananlar
yalnızca Allah'a güvenmelidir.
Âyetlerimizden
yüz çevirenlere gelince melekler onların alınlarına,
sırtlarına, yanlarına vura vura canlarını alacaktır.(Herkes
önceden elleriyle ne hazırladığına bir baksın. Biz doğruyu
yanlıştan ayıran Furkan'ı indirdik).Halâ akletmezler mi?
Allah
işlediklerinizden haberdardır. O, her şeyi en iyi gören ve
bilendir.
Kantar
kantar altına, gümüşlere, nişanlı atlara, evlâtlara
düşkünlük dünyâ hayâtının
metâlarıdır.
(Mallarınız
ve evlâtlarınız birer fitnedir. Bilseniz ahiret yurdu sizin
için daha hayırlıdır.)
Başlarına
bir dert gelse hemen üzülürler. Bir iyilik dokunsa
hemen sevinirler. Onlar Allah'ı gereği gibi bilemediler.
*Hani
bir zamanlar kâfirler seni hapsetmek veya öldürmek
ya da yurdundan çıkarmak için hile ve tuzak
tertiplediler. Onlar bu hileyi kurarken Allah da onların cezalarını
hazırlıyordu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.*
Âyetlerimiz
kendilerine bildirildiğinde 'Bize bu anlatılanlar daha öncekilere
anlatılan eski masallardan ibarettir' derler. * İşittik fakat biz
de buna benzer şeyler söyleriz dediler.*
De
ki: Bana düşen görev uyarmadır. Bu şeytan işi değil,
Rabbin sözleridir. Çünkü şeytanlar vahiy
almaktan ve vermekten azledilmişlerdir. Gerçek işte budur.
*Hani
demişlerdi: Rabbimiz bu senin katından ise ve gerçekse
başımıza gökten taş yağdır veya bize acı bir azap ver!*
(Sen
onların içindeyken Allah onlara azap edecek değildir.) * Af
dilerlerken de Allah onlara azap edecek değildir. *
*Onlar
Mescid-i Haram'ın hizmetine ehil olmadıkları halde inananları
oradan geri çevirirlerken Allah onlara ne diye azap etmeyecek?
O mescitin hizmetine lâyık olan kimseler ise Allah'tan
çekinenlerdir. Yine de bunu bilmezler.*
*Allah
evine saygısızlıkları ıslık çalmak ve el çırpmaktan
ibaret. Artık inançsızlığınıza karşı tadın acı
azabı.*
*inkâr
edenler mallarını, halkı Allah yolundan alıkoymak için
harcarlar. O, harcadıkları mallar kendilerine bir iç acısı
olacak ve hüsrana uğrayacaklardır. *
İnkâr
edenler için cehennem vardır.
*Allah
iyi ve temiz kişileri; kötü, şer kimselerden ayıracak ve
kötüleri üst üste yığacak, hepsini birden
cehenneme atacaktır. Onlar hüsrana uğrayacaklardır.*
*İnkâr
edenlere de ki: İnançsızlıktan vazgeçerlerse geçmiş
günahları bağışlanır fakat yine isyana dönerlerse
şüphesiz daha önceki halleri üzere gereken hüküm
uygulanacaktır.*
*Sizde
artık bir fitne kalmayıp din tamamen Allah'ın dini oluncaya kadar
onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse Allah her halinizi
görür ve bilir.*
*Allah'a
ve peygamberine itaat edin.*
Çekişmeyin.
*sonra zayıflarsınız ve kuvvetiniz tükenir.*
Sabredin.
Allah sabredenlerle beraberdir.
Âyetlerimizi
yalan sayandan daha zalim kim vardır? Onlar inançsız
kişilerdir.
Allah,
inananların dostu ve yardımcıdır. O, her şeyi en iyi bilir.
Allah
yolunda canlarınızla, mallarınızla savaşın. Yoksullara yardım
edin. Yedirin, içirin, giydirin, gezdirin.
Namaz
kılın, zekât verin.
Birbirinizi
yurtlarından çıkarmayın. Birbirlerini yurtlarından
çıkaranlar cehenneme girecekler ve ebedi olarak orada
kalacaklardır.
Allah
yolunda yurtlarından çıkarılanlara yardım edenler, iyilik
edenler, iyi davrananlar, dinde sabırla sebat edenler için
cennette dereceler vardır. İşte en büyük ongunluk ve
kurtuluş budur.
*İnandıkları
halde göç etmeyenlere gelince, siz yurtlarından
çıkarılanların yanına, size katılmak için göç
edinceye kadar onlara dost olamazsınız. Fakat dinle ilgili bir
hususta sizden bir yardım isterlerse aranızla antlaşma bulunan bir
kavme karşı olmamak şartı ile onlara yardım etmeniz borçtur.
*Allah
katında, yürüyen canlıların en şerlisi kâfirlerdir.
Çünkü onlar inançsız kişilerdir.*
*Onlar,
kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra her defasında hiç
çekinmeden sözlerini yerine getirmeyen kimselerdir.
*Savaşta
muzaffer olursan onların izinde yürüyecek olan kimselere
tesir edecek bir tarzda onları,cezalandır ki ibret alsınlar ve
bunu ansınlar.*
*Herhangi
bir kavimden bir hainlik beklersen önce sözlerini
reddettiğini onlara açıkça bildir. Çünkü
Allah, hainleri sevmez. *
*İnkâr
edenler, işin geçtiğini kendilerinin unutulduğunu ve âciz
bir hale getirilmeyeceklerini sanmasınlar.*
*O
topluluğun hainliğinden endişe edersen aradaki antlaşmayı boz ve
bunu onlara bildir. Allah hainleri sevmez.*
*Allah'ın
düşmanlarını, kendi düşmanlarınızı, sizin
bilmediğiniz fakat Allah'ın bildiği düşmanları korkutmak
için onlara karşı gücünüz yettiği kadar
kuvvet ve besili at hazırlayın. Allah yolunda ne harcarsanız size
karşılığı tastamam verilir. Ve zulme uğramazsınız.
*Eğer
barışa yanaşırlarsa sen de yanaş ve Allah'a güven, çünkü
O, her şeyi en iyi işitir ve bilir.*
*Sana
hile ve tuzak tertiplemek isterlerse Allah sana yeter. O, seni
yardımıyla ve inananlarla kuvvetlendirir.*
(Allah
kalpleri uzlaştırandır.) *Sen dünyada ne varsa harcasaydın
yine onları anlaştıramazdın. Fakat Allah onları uzlaştırdı.*
*Sizden
sabırlı yirmi kişi, onların yüz kişisini yener. Siz yüz
kişi olsanız bin kâfiri yenersiniz. Çünkü
onlar inançsız kişilerdir.*
*Allah
sizin yükünüzü hafifletti, bildi ki sizde bir
zaaf var. Sizden sabır ve sebat sahibi yüz kişi onlardan
onlardan iki yüz kişiyi yener. Siz bin kişi olsanız Allah'ın
izniyle onların iki binini yenersiniz. Allah sabredenlerle
beraberdir.*
*Hiç
bir peygamber inkârcıları iyice perişan etmedikçe
esir almaz. Siz geçici dünyayı görüyorsunuz.
Allah ise ahireti diliyor ve O, çok yücedir .*
Allah'ın
hükmü geniştir.
*Allah
bunu helâl olarak takdir etmeseydi esirlere karşılık
aldığınız fidye yüzünden çok acı bir azaba
uğrardınız.*
*Artık,
elde ettiğiniz ganimeti helâl ve temiz olarak yiyin*
Allah'tan
çekinin.
*Onlar
o kimselerdir ki inandılar, Allah yolunda yurtlarından
çıkarıldılar, Allah yolunda savaştılar.
*sonradan
inanıp da yurdundan çıkarılanlara yardım etmek için
savaşa katılanlar da sizdendir.
*Onlardır
ki Allah yolunda yurtlarından çıkarılanlara yurt verdiler
ve yardım ettiler. Gerçekten inanmış olanlardır. İşte
Onlar esirgenecek ve kendilerine helâl rızık verilecektir.
Allah'ın takdiri ile bir kısım akraba bazı akrabanın mirasından
daha fazla hakka sahiptir.(Öyle ki komşu komşunun adeta
mirasçısıdır. Bir mümin kendisi için
istediğini, -meşru bir şeyi- diğer bir mümin kardeşi için
istemedikçe olgun mümin olamaz).
Allah her şeyi en
iyi bilendir.
İnkârcıların
varacakları yer cehennemdir.
İyi
bilin ki Allah'ı acze düşüremezsiniz.
(Sana
haram aylardan sorarlarsa o ayda savaşmak büyük günahtır.
Haram ayların sayısı dörttür.(Şubat, Mart, Nisan,
Mayıs)
*Haram
aylar çıkınca müşrikleri nerede bulunursanız öldürün,
tutun, hapsedin. Geçit yerlerini tutun. Fakat tövbe eder,
namaz kılıp zekât verirlerse onları serbest bırakın. Çünkü
Allah bağışlaması ve esirgemesi çok olandır.
*Ve
müşriklerden antlaştığınız kimseler bu antlaşmadan sonra
size verdikleri sözden dönmemiş ve size karşı hiçbir
kimseye yardımda bulunmamış olanlar müstesnâdır.
Bunlara karşı müddetin sonuna kadar sözlerinizi yerine
getirin. Allah çekinenleri sever.*
*Müşriklerden
biri senden aman dilerse ona aman ver ki Allah'ın sözünü
dinlesin. Sonra da onu emin olacağı yere kadar yolla. Çünkü
o topluluk bilmeyen bir topluluktur.
*Mescid-i
Haram'ın yanında antlaştıklarınız da müstesnâ.
Bunlar iyi davranır. Şüphesiz Allah çekinenleri sever.
Diğer müşriklerin ise Allah ve resûlü yanında
nasıl bir ahitleri olabilir?Onlar sizi yenmiş olsalardı, size ne
bir yakınlık gösterirler ne de bir sözlerini tutarlardı.
Onların ancak dilleri tatlıdır. Kalplerinde ise düşmanlık
ve zulüm var ve çoğu bozgunculardır.*
*Allah'ın
ayetlerini değersiz şeylerle (dünya menfaatleriyle)
değiştirirler. Ve halkı Allah yolundan alıkorlar. Gerçek,
ne kötü, şer işdir yaptıkları.*
*Bir
inanmışa karşı ne sözlerini yerine getirirler ne de yakınlık
gözetirler. Onlar haddi aşanlardır.*
*Fakat
tövbe eder, namaz kılar, zekât verirlerse, din
kardeşleriniz olurlar. Biz, bilen bir kavme âyetlerimizi böyle
açıklamadayız.*
*Verdikleri
sözden dönerler ve dininizi kınarlarsa o inkârcıları
hemen öldürün. Onların yeminlerinin tutmayan
kişilerdir. Meğer ki yaptıklarından vazgeçeler.*
*Yeminlerini
tutmayan, Peygamberi yurdundan çıkaran ve size karşı
sözlerinden ilk olarak dönen bir toplulukla savaşmaz
mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? İnanmışsanız önce
Allah'tan korkmalısınız.*
*Savaşın
onlarla ki, Allah sizin ellerinizle onlara azap versin; onları zelil
etsin. Onlara karşı size yardım etsin de inanan topluluğun
kalplerini ferahlatsın.
*Ve
kalplerindeki kini gidersin. Allah dilediğine tövbe nasip
eder. O, her şeyi en iyi bilendir ve hikmet sahibidir.*
(Siz,
başıboş mu bırakılacağınızı sandınız? Yoksa, sizi ayırt
etmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız?)* Allah yolunda
savaşanları, Allah, peygamber ve inananlardan başkasını
kendilerine sırdaş edinmeyenleri ortaya çıkarmadan
bırakılacağınızı mı sandınız? *Allah işlediklerinizden
haberdardır.
*Kendileri,
kendi inançsızlıklarına tanıklık edip dururlarken
inkârcıların Allah'ın mescitlerini imâr etmeleri
mümkün değildir. Onların kazançlarının bir
faydası olmayacaktır. Zalimlerin işleri boşa çevrilir.
Onların varacakları yer cehennemdir ve orada ebedi olarak
kalacaklardır.*
*Allah'ın
mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namaz
kılan zekât veren ve Allah'tan başkasından korkmayan
kimseler imâr eder. İşte kurtuluşa erdirilmeleri umulanlar
bunlardır.*
*Hacılara
su vermek ve Mescid-i Haram'ı imâr etmek işi ile uğraşanların
derecesini Allah'a ve ahirete inanıp da Allah yolunda savaşan
kimsenin derecesine eş mi tutuyorsunuz? *Allah zalimler kavmini
doğru yola iletecek değildir.
İnanmış,
yurdundan çıkarılmış ve Allah yolunda canlarıyla malları
ile savaşmış olan kimseler İşte onlar kurtuluşa
erdirileceklerdir. Cennette onlara dereceler vardır. Onlar orada
ebedî olarak kalacaklardır.
*Ey
inananlar! Eğer babalarınız ve kardeşleriniz de kâfirliği
sever ve küfrü imandan üstün tutarlarsa onları
da kendinize dost edinmeyin. İçinizden onlara uyan kimseler
zalimlerdir.*Allah zâlimler kavmini doğru yola iletecek
değildir.
*De
ki: Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, hanımlarınız,
hısım akrabanız mallarınız, bozulmasından korktuğunuz
ticaretiniz, hoşunuza giden evler size Allah'tan, Resûlünden
ve Allah yolunda savaşmaktan daha önemli ise Allah'ın emri
gelinceye kadar bekleyin. *
*Muhakkak
ki Allah size nice yerlerde ve Huneyn gününde yardım
etmişti. Hani o vakit sayıca üstünlünüzle
övünüp sevinmiştiniz de bu üstünlüğünüz
bir işe yaramamıştı. Ve yeryüzü o kadar genişken size
dar gelmişti. Sonra da bozularak sırtınızı dönüp
gitmiştiniz.*
*Allah,
Resûle ve inananlara güven ve sükun vermişti ve
sizin görmediğiniz orduları (melekler) indirerek kâfirlere
azap etti. Kâfirlerin cezası işte budur.*
*Bundan
sonra Allah dilediğinin tövbe nasip eder. Allah bağışlayan
ve acıyandır.*
*Ey
inananlar! Müşrikler murdardır. Bu yıldan sonra artık onlar
Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız,
Allah sizi dilerse zenginleştirir. Allah her şeyi en iyi bilendir,
hikmet sahibidir.*
*Kendilerine
Kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe inanmayanlar
ve Allah'ın haram ettiğini haram saymayanlar ve hak (gerçek)
dini kabul etmeyenlere karşı savaşın ta ki kendi elleriyle cizye
vermeye razı olsunlar ve alçalarak yanınıza gelsinler. *
Allah,
herkesin ne yaptığını gayet iyi bilir. O, her şeyden
haberdardır.
Onlar,
Allah evlât edindi dediler. Hâşâ Allah evlât
edinmekten münezzehtir.* ve Allah'ı bırakıp bilginlerini,
rahiplerini de Rab tanıdılar. Oysa onlara tek Allah'a tapmaları
emredilmiştir. O, onların eş koştukları şeyden münezzehtir.*
Yalnızca
Allah'a tapın. Çünkü O, azabı en şiddetli
olandır.
(Allah'ın
nûrunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar.) Allah
ise kâfirler istemeseler de nûrunu tamamlayacaktır*.
*(O)
Allah, müşrikler istemeseler de peygamberlerini doğru yola
açıkça ileten delillerle ve bütün dinlere
üstün olan gerçek dinle gönderendir.
*Ey
inananlar! O bilgin ve râhiplerin çoğu halkın
mallarını haksız yollardan yerler ve onları Allah yolundan
çevirirler.*
*Allah
yolunda harcamayıp* Biriktirdikleri altın ve gümüşlerle
alınları, sırtları, yanları dağlanacaktır. Bir de derler ki:
Ateş bize sayılı günlerde dokunacaktır. Onlar orada ebedi
olarak kalacaklardır. Cehenneme girdiklerinde 'Rabbimiz! 'Ne olur
bizi tekrar dünyaya dönder de doğru yolu bulalım'
diyeceklerdir. Fakat onların bu dilekleri asla kabul edilmeyecektir.
Onlara orada sadece 'Tadın bakalım acı azabımızı' denilir.
(Allah
katında ayların sayısı on ikidir)* Gökleri ve yeri yarattığı
günden beri Allah'ın takdiri böyledir. O ayların dördü
haram aylardır. Bu haram aylarda Allah'ın çizdiği sınırları
aşarak kendinize zulmetmeyin. Müşrikler nasıl sizinle
savaşıyorlarsa siz de * Allah yolunda canlarınızla, mallarınızla
savaşın. Allah'tan sakının.
*
Haram ayları geciktirme ancak kâfirliği arttırmadır ki
kâfirler böyle doğru yoldan çıkarılmadadır.
Onlar Allah'ın haram ettiği ayların sayısına eş, olsun da onun
haram ettiğini helâl etsinler diye, haram ayını bir yıl
helâl, bir yıl haram sayarlar. Bu kötü şer iş,
onlara iyi iş olarak görünmededir.*Allah zâlimler
kavmini doğru yola iletecek değildir.
*
Ey inananlar! Size ne oldu ki, "Allah yolunda savaşa çıkın!"
denildiği zaman yerinize yığılıp kaldınız? Yoksa ahiretten
geçip dünya hayatına razı mı oldunuz?* (Bilseniz sizin
için ahiret yurdu daha hayırlıdır).
*
Eğer hep birden savaşa çıkmazsanız, O, size çok acı
bir azap verir ve yerinize başka bir kavim getirir ve siz o kavme
bir şey yapamazsınız.* Allah her şeye gücü yetendir.
*
Siz ona Eğer siz ona (Resûlullah'a) yardım etmeseniz de
inkârcılar kendisini yurdundan çıkardığı zaman
Allah ona yardım etmişti. O iki kişinin biri idi. O zaman ikisi de
mağaradaydılar. Peygamber arkadaşına Tasalanma, Allah bizimle
beraberdir demişti. Allah ona manevi bir kuvvet ve sükun
vermişti ve onu sizin görmediğiniz ordularla kuvvetlendirerek
inkârcıları perişan etmişti. Allah'ın sözü zaten
üstündür. O, çok yüce ve hikmet
sahibidir.*
*
(Ey müminler!) Hafif veya ağırlıklı genciniz, ihtiyarınız
hep birlikte savaşa çıkın. Eğer bilirseniz, bu sizin için
daha hayırlıdır.*
*
Onları hazır bir ganimete vaya kısa bir yolculuğa çağırsaydın
peşinden gelirlerdi. Fakat meşakkatli yol onlara uzak geldi. Yemin
ederek,"Gücümüz yetseydi sizinle beraber
çıkardık" diyecekler. Onlar kendilerini hüsrana
sürüklüyorlar. Allah onların yalancı olduğunu
bilmektedir.*
*
Allah seni affetsin. Fakat ne diye izin verdin onlara? İzin
vermeseydin de doğru söyleyenler ile yalan söyleyenler
belli olsaydı*
*Allah'a
ve ahiret gününe inananlar, canlarıyla, mallarıyla
savaşmak için zaten senden izin istemezler. Allah çekinenleri
bilir.*
*Ancak
Allah'a ve son güne inanmayan, kalpleri bocalayanlar senden izin
isterler.*
*Savaşa
çıkmayı dileselerdi elbette bir hazırlıkta bulunurlardı.
Fakat Allah onların çıkmalarını istemedi de onları
alıkoydu. Oturun oturduğunuz yerde dedi.*
*Eğer
sizinle birlikte onlar da savaşa çıksalardı size bir
faydaları dokunmayacak, bozgunculuk yaparak fitne çıkarmak
için aranıza karışacaklardı. İçinizde onlara
uyacak kişiler de vardı. Allah her halinizi görür ve
bilir.*
*Gerçek,
onlar önceden de bozgunculuk çıkarmak istemişler ve
sana çeşitli tuzaklar tertiplemişlerdi. Sonunda, yardım
vadi gelmiş ve Allah'ın dini onlara rağmen meydana çıkmıştı.*
*Onlardan
'Lütfen bana izin ver, başıma dert getirme' diyen de var, bil
ki asıl derde kendileri düştüler. Cehennem kâfirleri
kaplayacaktır.*
*Sana
bir iyilik dokunsa bu onları üzer. Başına bir dert gelse,
"Biz daha önce tedbir aldık” diyerek sevine sevine
giderler.*
*De
ki: Allah'ın dilemesi ve takdirinden başkası bize erişmez. *Allah
inananların dostu ve yardımcısıdır. İnananlar yalnızca Allah'a
güvenmelidir.
*Bizim
iki iyilikten birine uğramamızdan (Gazi veya şehit) o iki güzel
akıbetten birini tatmamızdan başka bir şey mi beklemektesiniz?
Biz ise Allah tarafından veya bizim elimizle bir azaba uğramanızı
bekleyip duruyoruz. Haydi siz de biz de gözetleye duralım.*
*De
ki: Artık ister gönül hoşluğu ile, ister zorla, Allah
yolunda mallarınızı harcayın. Hiç bir zaman sizden kabul
edilmeyecektir. Çünkü zâlimlerin işleri boşa
çevrilir.*
*Harcamalarının
kabulüne engel olan şudur: Allah'a ve peygamberine inanmazlar,
namaza üşenerek gelirler ve verdiklerini de istemeyerek
verirler.*
*Sakın
onların malları ve evlâtları seni imrendirmesin. Çünkü
Allah o malları ve evlatları ile onları dünya hayatında
azaplandırmayı ve kâfir olarak can vermelerini diler.*
*Onlar
sizinle taraftar olduklarına dair Allah'a yemin ederler. Sizden
değillerdir, fakat korkuları sebebiyle sizden görünürler.*
*Eğer
sığınacak bir yer, barınacak bir mağara veya sığınacak başka
bir delik bulsalardı, o tarafa yönelirlerdi.*
*İçlerinden
sadakalar hakkında seni ayıplayan kimseler de var. O sadakadan
kendilerine verilirse hoşnut olurlar. Verilmezse kızarlar.*
*Allah
ve Resûlünün kendilerine verdiğine razı olup da,
"Allah bize yeter, Allah bize lütfundan yine verir, biz
bütün ümidimizi o'na bağlamışız deselerdi bu
haklarında daha hayırlı olurdu.*
(Zekât
ve sadakalar, yoksulların, o malı toplayıp, devşirmeye memur
edilenlerin, kalbi müslümanlığa ısındırılmak
istenenlerin borçluların, Allah yolunda savaşanların ve
yolda kalmışların hakkıdır. Allah'ın emri budur.) Allah her
şeyi en iyi bilendir ve hükmü geniş olandır.
Senin
için 'O herkesi dinleyen bir kulaktır' dediler. De ki: O
sizin için iyi bir kulaktır. *Çünkü o
Allah'a inanır ve size güvenir ve sizden inananlara rahmettir.
Allah'ın Resûlünü incitenlere acı bir azap vardır.*
(kim
Allah'a ve Resûlüne âsi gelirse bilsin ki
cehennemliktir.)
*Münafıklar,
kalplerinde olanı haber verecek bir sûrenin indirilmesinden
korkmakla beraber, alay etmeye de yeltenirler. De ki: Siz alay edin
bakalım. Çünkü Allah o çekindiklerinizi
ortaya çıkaracaktır.*
*Kendilerine
sorsan biz dalmıştık şakalaşıyorduk diyeceklerdir. De ki: Allah
ve onun ayetleri ile ve elçisiyle mi alaya yelteniyorsunuz?*
*Özür
dilemeye kalkışmayın. Çünkü siz inandıktan sonra
inkârcılığa döndünüz. Bir kısmınızı
bağışlasak bile, bir kısmınızı da inkârcı olduğunuzdan
dolayı azaba uğratacağız.*
*Münafık
erkek ve kadınlar birbirine yakındırlar. Kötülüğe
teşvik ederler. İyilikten vazgeçirmek isterler ve cimrilik
ederler. Onlar Allah'ı unutanlardır. Allah da onları unutacaktır.
Çünkü münafıklar bozguncudurlar.*
*Allah
münafık erkek da kadınları ve kâfirleri cehenneme
atacağını bildirdi. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır.
Cehennem onlara yeter. Allah onlara cehennem ateşini vâdetti.
Onlara bu yeter. Allah onlara lânet etmiştir! Onlar çok
acı bir azap vardır.*
*Siz
de öncekiler gibisiniz. Onlar sizden daha kuvvetliydiler.
Malları ve evlatları da daha fazla idi. Nasibinizi almak istediniz.
Sizden öncekiler de nasiplerinden faydalanmak istedilerdi. Siz
de o batağa daldınız. Onların dünya ve ahiretteki bütün
işleri boşa çevrildi. Onlar hüsrana uğrayacaklardır.*
Daha
önce de peygamberler gönderildi. Onları yalanladılar ve
helâk edildiler. *Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin,
İbrahim kavminin, Medyen halkının ve onların alt üst olan
şehirleri hakkında size bilgi verilmedi mi?Peygamberleri onlara
açık delillerle gelmişlerdi.* Allah kimseye zerre kadar
zulmetmez. Onlar ise ancak kendilerine zulmederler.
(Müminler
birbirinin dostudurlar. Onlar iyiliğe teşvik eder, kötülükten
alıkorlar, namaz kılarlar, zekât verirler. Allah ve Resûlüne
itaat ederler. Allah'ın rahmetine kavuşacak olanlar bunlardır)
Allah azîzdir, hikmet sahibidir.
Kim
ki Allah,a ve O'nun ayetlerine inanır, sabreder ve secde ederse işte
en büyük ongunluk ve kurtuluş budur. Onlar için
altından ırmaklar akan köşkler vardır. Adn cennetleri
onlaradır.
*Ey
Peygamber! Kâfirler ve münafıklara karşı savaş, onlara
şiddetli davran.* İnkârcıların varacakları yer
cehennemdir. Ne kötü duraktır o.
*Böyle
demedik diye Allah adına yemin ederler. Oysa onlar inkârcılık
sözünü söylemişlerdir. Müslüman
olduktan sonra inkârcı oldular. Elde edemedikleri bir şeyi
de yapmaya çalıştılar. Allah ve peygamberinin lütfedip
onları zenginleştirmelerine karşılık öc almaya
kalkışmışlardır. Tövbe ederlerse bu, haklarında
hayırlıdır. *
Âyetlerimizden
yüz çevirenler için çok acı bir azap
vardır. Zalimler asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. O gün
onlar için ne bir dost vardır ve ne de bir yardımcı.
*Kimileri
de Allah bize lütfundan bir şey ihsan ederse zekât
veririrz ve iyilerden oluruz dediler.*
*Fakat
Allah lütfundan onlara ihsanda bulunduğunda, cimrilik edip
sözlerinden döndüler. Zaten onlar dönek
kişilerdir.*
*Allah'a
verdikleri sözü yerine getirmeyip yalan söylemeleri
sebebiyle kalplerine kıyamete kadar sürecek nifak (iki
yüzlülük) verdi.*
Allah,
kalplerde, gönüllerde saklı gizli olanı bilir.
*İnananlardan
gönüllü olarak ve farz edilenden fazla miktarda sadaka
verenlerle ve güçlerinin yettiği kadar yardımda bulunan
kimselerle alay edip onları kınayanları Allah bu davranışları
sebebiyle cezalandırır. Onlar için çok acı bir azap
vardır. *
*Onların
suçlarının affedilmesini ister dile istersen dileme.
Affedilmeleri için yetmiş defa niyaz etsen de Allah onları
asla affetmez. Bu, onların Allah ve Resûlünü inkâr
etmeleri sebebiyledir. *Allah zalimler kavmini doğru yola iletecek
değildir.
*Allah'ın
peygamberlerine karşı gelenler savaşa çıkmayıp yerlerinde
kaldıklarına sevinirler. Canlarıyla, mallarıyla Allah yolunda
savaşmak onlara zor geldi de 'Bu sıcakta savaşa çıkılmaz'
dediler. De ki: 'Cehennem ateşi daha da sıcaktır.' Bunu bilseler!*
Onlar
hak ettiklerinin karşılığını göreceklerdir. *Artık az
gülsünler, çok ağlasınlar!*
*Allah
seni onlardan kimisinin yanına döndürür de savaşa
çıkmak için izin isterlerse, de ki: Artık siz benimle
beraber hiç savaşa çıkamayacaksınız ve düşmana
karşı savaşmayacaksınız! Siz ilkin yerinizde oturup kalmayı
istemiştiniz. Oturun bakalım döneklerle.*
*Onlardan
ölen kimse olursa sakın namazını kılma ve kabri başında
durma. Çünkü, Allah ve Resûlünü
inkâr ettiler ve bozguncu olarak öldüler.*
*Onların
malları ve evlâtları seni imrendirmesin. Çünkü
Allah, onları o malla ve o evlatla dünyada azaplandırmayı
diler. Kâfir olarak canlarını güç vermelerini
diler.*
*Allah'a
inanın ve peygamberlerinin yanında savaşın diye bir sûre
indirilse malı ve gücü yetenler oturanlarla kalmak için
senden izin isterler.*
*Onlar
oturup kalanlarla beraber kalmaya razı olmuşlardır. Kalpleri
mühürlüdür. Bir şey anlamazlar.*
*
Fakat Peygamber ve onunla beraber inananlar, canlarıyla, mallarıyla
savaştılar. İyilik onlar içindir. İşte onlar kurtuluşa
erdirileceklerdir.*
Allah,a
ve onun ayetlerine inanıp da iyi işler işleyenler için
cennetler vardır. İşte en büyük ongunluk ve kurtuluş
budur.
*
Kimi Bedevîler, özür dilemek ve izin almak için
yanına geldiler. Allah ve Resûlünü yalanlayanlar da
oturup kaldılar. İçlerinde kâfir olanlar için
çok acı bir azap olacaktır.*
*Allah
ve peygamberine bağlı kalmak şartı ile zayıflar, hastalar ve
sarf edecek bir şey bulamayanlar için bir günah olmaz.
Fakat halleri iyi olan kişilere savaştan geri kalmak için
bahane olmaz. Allah çok bağışlayan ve merhameti geniş
olandır*
*Kimi
de sana gelerek binmek için senden binek istemişlerdi de
binek bulamıyorum demiştin. Bu uğurda sarf edecek bir şey
bulamadıklarından kederlenip gözleri yaşlı dönmüşlerdi.
Onlara da suç olmaz.*
|