20/5/2008 - SEBELİLER SÛRESİ
Tâ.
Sîn. Mîm
Her
şey Allah'ın dilemesi ve takdiri iledir. O,gücü her şeye
yetendir. İyice anlamanız için âyetlerimizi işte
böyle açıkça bildirmedeyiz.
Hiçbir
şey Allah'tan saklı gizli kalmaz. O, her şeyden haberi olandır.
(göğe yükseleni, yere gireni ve ondan çıkanı
bilir. O, esirgeyendir, bağışlayandır.)
Kıyamet
ansızın başınız gelecektir. O, göz açıp kapamadan
da kısa süre içinde gerçekleşecektir. Ne güç
gündür o gün.
İnanan
ve iyi işler işleyenler kurtuluşa erdirileceklerdir. Onlardır
ki, Allah'a ve onun ayetlerine inanırlar, namaz kılarlar,
yoksullara yardım ederler. Cennet o kişileredir.
İnkâr
eden ve kötü, şer işler işleyenler ise hüsrana
uğrayacaklardır. Onlardır ki, ayetlerimizden yüz çevirirler,
peygamberlerle alay ederler, inananlara gülüp geçerlerdi.
Cehennem O kişileredir.
Âyetlerimizi
hiçe sayandan daha zalim kim vardır?
Rüzgârı
Süleyman'ın emrine verdik. (ve
onun için erimiş bakırı sel gibi akıttık.)
Süleyman'ın cinler, kuşlar ve karıncalardan mürettep
orduları vardı. Cinler Süleyman'a denizin derinliklerinden
inci ve mercan çıkarırlardı. (Rabbinin
izniyle cinlerden onun için iş yapanlar vardı. Kalelerden,
heykellerden, havuz gibi çanaklardan sağlam ve ağır
kazanlardan ne isterse cinler ona yaparlardı.)
Süleyman,
insandan olan ordusu ile karınca dolu bir vadiye geldiğinde,
içlerinden bir karınca “Ey karıncalar, yuvanıza girin.
Süleyman ve ordusu sizi bilmeden çiğnemesinler”dedi.
Süleyman bunu duyunca gülümsedi.
*(Süleyman)
Kuşları araştırıp Hüthüt'ü göremiyorum? Bir
yere mi gizlendi? Ona şiddetli bir ceza vereceğim veya onu
kestireceğim, yoksa bana neden bulunmadığını gösteren bir
delil versin” dedi.*
*Hüthüt
çıkageldi ve dedi ki: Senin henüz bilmediğin bir şeyi
öğrendim ve sana Sebelilerden doğru bir haber getiriyorum.*
*Onların
hükümdarının bir kadın olduğunu gördüm. Ona
her şey verilmiş. Bir de büyük tahtı var.*
*Onu
ve kavmini Allah'ı bırakıp da güneşe secde eder buldum.
Şeytan onlara yaptıklarını süslü göstermiş.
Onları doğru yoldan çıkarmış, doğru yolu bulamıyorlar.*
*Bunu
da göklerde ve yerde gizledikleri ve açığa vurdukları
her şeyi en iyi bilen Allah'a secde etmemek için yapıyorlar.*
*Allah
tektir ve O, büyük arşın sahibidir.*
*Süleyman
(Hüthüt'e) Sebeliler hakkında doğru mu söyledin,
yoksa yalancılardan mısın? Göreyim. Git şu mektubumu onlara
ver. Sonra kenara çekil bakalım ne cevap verecekler? Dedi.
*Sebelilerin
hükümdarı (Belkıs): 'Ey ileri gelenler' dedi.'Bana güzel
bir mektup geldi. Bana bir fikir verin. Sizi çağırmadan
kesin bir karar veremedim.**
*O,Süleyman'dan
geliyor. “Esirgeyen ve acıyan Allah'ın adı ile yazılı. Ve Bana
karşı ululanmayın. Bana teslim olarak gelin” demekte.*
*Onlar,
şöyle dediler: “Biz kuvvet sahibi ve şiddetli savaşır bir
topluluğuz. Fakat emir senin. Ne dilersen yap.”*
*Dedi
ki: Hükümdarlar bir şehre girince orasını harap ederler
ve halkının ileri gelenlerini alçaltırlar. Bunlar da öyle
yapacaklardır.*
*Onlara
bir hediye gönderelim ve bakalım elçiler dönüp
ne cevap getirecekler?*
*Elçiler
Süleyman'a varınca Süleyman, “Bana mal ile mi yardım
ediyorsunuz? Allah'ın bana verdikleri, sizin verdiklerinizden
hayırlıdır. Fakat siz hediyeniz ile övünürsünüz.
Onlara geri dön; öyle bir ordu ile geleceğim ki karşı
duramayacaklar. Onları oradan hor ve zelil bir halde
çıkaracağım”dedi. *
*Ve,
Ey ileri gelenler, dedi. Onlar bana teslim olmadan bana onun tacını
ve tahtını kim getirebilir?”*
Sebelilerin
hükümdarı bir kadındı. Onlar güneşe secde
ediyorlardı.
Cinlerden
bir İfrit Süleyman'a ”Sen daha yerinden kalkmadan ben sana
onun tacını ve tahtını yanına getiririm.”dedi. Süleyman
gözünü açıp kapayıncaya kadar bir de baktı
ki kadın hükümdarın tacı ve tahtı yanında duruyor.
*Süleyman,
“Tahtının şeklini değiştirin bakalım tanıyacak mı,
tanımayacak mı?*
Sebelilerin
hükümdarı Süleyman'ın yanına geldi. Tacını ve
tahtını orada görünce tanıdı. *Süleyman ona “Bize
bilgi sizden önce verildi biz Allah'a uyduk.*
(Ona:
Saraya gir! Dendi. Önünde derin bir su var sandı,
paçalarını sıvadı. Süleyman: Bu, billûrdan
yapılmış bir zemindir dedi. Hükümdar 'Rabbim' dedi. 'Ben
kendime zulmettim. Fakat şimdi Süleyman ile birlikte alemlerin
Rabbi Allah'a iman ettik ve onun emrine uyacağız” dedi.)
Ölümüne
hükmettiğimizde Süleyman ölünce, asasını
kemiren bir solucandan başka kimse onun öldüğünü
bilemedi.
Bu
vahyettiklerimiz daha öncekilere dair haberlerdir ki sana
bildirmedeyiz.
Göklerde
ve yerde ne varsa Allah'ındır. O tektir.
Onlardır
ki Ayetlerimizden habersizdirler. İşte o kişiler gafillerdir.
Onların kulakları gözleri ve kalpleri mühürlüdür.
Halâ düşünmezler mi?
Bu
Kur'an daha öncekileri tasdik eder. Gerçek Rabbinden
gelir.
Kıyamet
mutlaka ansızın başınıza gelecektir. O, göz açıp
kapamadan da kısa süre içinde gerçekleşir O gün
gök yağ gibi eriyip gül gibi kızarır Hâmile
kadınlar çocuğunu düşürür. Çocukların
bile saçları ağarır. O gün herkes kendi derdi ile
ilgilenir.
Kimsenin
kimseye bir faydası dokunmayacağı o günden korkun. O günü
yalanlayanların vay hallerine.
Akıbetleriniz
neymiş yakında görecek ve bileceksiniz. Kimmiş yalancı
yakında iyice anlayacaksınız.
Allah'tan
sakının.
İnanıp
ta iyi işler işleyenler cennetlere girecekler ve ebedî olarak
orada kalacaklardır ve her diledikleri ellerinin altında olacaktır.
Uzamış gölgeliklerde pınar başlarındadırlar. Renk renk
içitler sunulur onlara. Sonu misk kokan içitler. Bir
şey dileyen bundan dilesin.
İnkâr
edip de kötü, şer işler işleyenler ise cehenneme
girecekler ve ebedî olarak orada kalacaklardır “Rabbimiz”
diyeceklerdir. “ Ne olur tekrar dünyaya dönelim de doğru
yolu bulalım. Fakat onlar geç kalmışlardır. Bu dilekleri
asla kabul edilmeyecektir. Onlara “Vaktiyle elçilerimiz
delillerle geldiler. Niçin onlardan yüz çevirdiniz”denir.
Onlara orada sadece “ Tadın bakalım acı azâbımızı”
denilecektir. Derileri yanıp eridikçe yeniden deri bitirilir.
baş yiyecekleri zakkum köküdür. Baş içitleri
kanlı irinli sudur.
De
ki: Benim görevim uyarmadır. Senden önce de peygamberler
gönderildi. Onlar ayetlerimizden yüz çevirdiler ve
peygamberleri alaya alırlardı. Alay ettiklerinin cezasını
çekeceklerdir.
Onlar
Allah'ı gereği gibi bilemediler.
Biz
dünyayı eğlence olsun diye yaratmadık. Eğer öyle
olsaydı, bunu kendi katımızda bulabilirdik. Allah'tan hiçbir
şey saklı gizli kalmaz. Karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa
O, bilir. Her şey Allah'ın
yaratması ve takdîrîyledir. O, gücü, her şeye
yetendir (Sen dağları yerinde durur sanırsın. Oysa onlar
yürürler).
Kıyamet
ansızın başınıza gelecektir. O, göz açıp kapamadan
da kısa süre içinde gerçekleşir. O gün gök
yağ gibi erir, gül gibi kızarır. Dağlar atılmış pamuğa
döner. Güneşle ay birleşir. Vahşi hayvanlar bir araya
toplanır.
Kimsenin
kimseye bir faydası dokunmayacağı o günden korkun.
De
ki: Benim görevim bildirmeden ibarettir. Bildirmeme karşılık
sizden bir ücret istemiyorum.
Allah,
işlediklerinizden habersiz değildir. O'nun vaadi er geç
gerçekleşecektir. Fakat yine de çoğu bunu bilmezler.
İkinci
sûr'a üfürüldüğü gün, gözleri
yerde üzerlerine zillet çökmüş olarak
mezarlarından kalkarlar. Dünyada ne kadar kaldıklarına dair
birbirlerine sorarlar. Kimi bir gün, kimisi bir günden de
az, kimileri de birkaç saatten fazla asla dünyada
kalmadık diye birbirlerine yemin ederler.
Her
kim zerre kadar bir iyilik işlerse karşılığını görür,
faydası kendinedir. Her kimde zerre kadar bir kötülük,
şer işlerse karşılığını görür. Zararı kendinedir.
O gün Herkese işlediklerinin karşılığı verilecektir.
Allah'tan
sakının. Çünkü O'nun azabı en şiddetlidir.
Allah'tan
Hiçbir şey saklı gizli kalmaz. Aydınlıklarda ve
karanlıklarda ne varsa O, bilir. Göklerde yerde ne varsa
Allah'ındır.
Kıyamet
ansızın başınıza gelecektir. O, göz açıp da
kapamadan da kısa süre içinde gerçekleşir. O gün
uzuvları aleyhlerinde tanıklık edecektir. Halâ akletmezler
mi?
O'nun
vadi er geç gerçekleşir. Allah'tan daha doğru sözlü
kim vardır?
*Sebe
kavminin bulundukları yerin sağında ve solunda iki bahçe
vardı. Onlara 'Rabbinizin verdiği rızıktan yiyin ve O'na
şükredin. Sizin güzel bir şehriniz ve yargılayan bir
Rabbiniz var 'buyurduk. Fakat onlar yüz çevirdiler ve
üstlerine bendin suyunu gönderdik de bahçelerini
ancak böğürtlen, ılgın ve biraz da köknar
yetiştiren bir çorağa çevirdik. Onları nankörlükleri
yüzünden böyle cezalandırdık. *
Azabımızın
aniden üzerinize gelip çatmayacağından emin mi
bulunuyorsunuz? Hala ibret almazlar mı?
*Oysa
onların şehirleriyle, kutlu kıldığımız şehirler arasında
birbirine bitişik gibi yakın nice şehirler var ettik de oralara
gidip gelmeyi kolaylaştırdık ve oralarda gece ve gündüz
emin olarak dolaşın buyurduk.*
*Rabbimiz
dediler. Seyahatimizi genişlet. Onlar kendilerine zulmettiler biz de
onları paramparça ettik sanki daha önce hiş yaşamamış
gibi oldular. Bunda çok sabreden ve çok şükreden
kimseler için dersler vardır.*
*İblis'in
onlar hakkındaki zannı doğru çıktı. İnananlardan bir
gruptan başkası ona uydu.*
*Onlar
üzerinde onun hiç kudreti yoktu. Ancak biz ahirete
inananlar ile o konuda şüphe içinde kalan kimseleri
ayırt etmek için bunu yaptık. *
Allah
her şeyden haberi olandır.
Göklerde
ve yerde ne varsa Allah'ındır. *De ki: Allah'tan başka tapacağınız
zan etiklerinizi çağırın onlar göklerde ve yerde zerre
kadar bir şeye sahip değildirler. Ne Allah'a ortaklıkları vardır
ne de O'nun bunlardan bir yardımcısı vardır. *
Gökyüzü
nasıl da direksiz durmada. Gökyüzünde bir çatlak
bulabilir misin? Gözlerini çevir de bir bak. Bir daha,
bir kere daha bak. O, yorgun olarak sana geri döner.
Kıyamet
saati mutlaka gelecektir. O gün gök gül gibi kızarır
yağ gibi erir. Dağlar atılmış pamuğa benzer. Hamile kadınlar
çocuğunu düşürür, çocukların bile
saçları ağarır. Ne güç gündür o gün.
İyi
bilin ki Allah'ı acze düşüremezsiniz. O, dilerse sizi yok
eder de yerinize başka bir kavim getirir.
Kıyamet
günü Allah aranızda adaletle hükmedecektir. O, her
şeyi en iyi bilendir. (Herkes önceden elleriyle ne
hazırladığına bir baksın).
O
gün zalimler için ne bir dost bulunur ne de bir yardımcı.
Onlara hiç yardım edilmeyecektir.
İnananlar
için ise ne korku olacaktır ne de kaygı. Onlar hiç
üzülmeyeceklerdir.
Allah'ı
bırakıp da başka birini kendinize hakem mi sandınız?
Her
şeyi yaratan ve idare eden yalnızca Allah'tır. O, her şeyi en iyi
bilendir.*De ki: Göklerden ve yerden size rızık veren kimdir?
De ki: Allah'tır. O halde ya siz ya biz doğru yoldayız ya da açık
bir sapıklık içindeyiz.*
*De
ki: Allah'a eş koşup mabut saydıklarınızı gösterin. Hâşâ!
*Her şeyi idare eden yalnızca Allah'tır. Göklerde ve yerde ne
varsa O'nundur. İşler dönüp Allah'a varır. Çünkü
O, her şeyi en iyi bilendir.
*Biz
seni bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyarıcı
olarak gönderdik; fakat çoğu bunu bilmezler. *
*Eğer
sözünüzde doğru iseniz bu vâd ne zaman
gerçekleşecek? derler. *
*De
ki: O günün bir miadı vardır. Vaktinden ne bir saat öne
alınabilir, ne bir saat geciktirilir.*
Sana
kıyametin vakti hakkında sorarlarsa de ki: Onun vaktini ancak Allah
bilir.
O
göz açıp kapamadan da kısa süre içinde
gerçekleşir. O gün peygamberler bir araya toplanır.
*Kâfirler
'Biz ne bu Kur'an'a ne de daha önceki kitaplara inanırız'
derler. Zâlimlerin Rablerinin huzurunda kalakaldıkları ve
birbirlerinin sözünü kesip söylendikleri gün
hallerini bir görseydin. O zayıf ve hor sayılanlar ululuk
satanlara 'Siz olmasaydınız biz mutlaka inanırdık' derler.*
*Ululuk
satanlarsa, hor sanılanlara derler ki: Size doğru yol
bildirildikten sonra o yoldan sizi biz mi çıkardık? Hayır
siz suçlusunuz.*
*Hor
sanılanlar da ululuk satanlara derler ki: 'Hayır, gece-gündüz
hile tertipliyor Allah'ı inkâr etmemizi O'na ortaklar
koşmamızı emrediyordunuz. Âzabımızı görünce
hepsi pişman olur ve biz de kâfirlerin boyunlarına zincirler
vururuz. Onların yaptıklarına karşılık başka bir şey mi
verecektik. *
İnkârcıların
barınakları cehennemdir. Orada derileri yanıp eridikçe
yeniden deri bitirilir. Suçluların cezası işte budur.
Hiçbir
peygamber göndermiş olmayalım ki, kendileriyle gülünüp
alay edilmesin. *Biz hiçbir şehre uyarıcılardan birini
göndermedik ki orada mal, mülke sahip olanlar: 'Biz size
gönderileni inkâr ediyoruz' demiş olmasınlar. *
*Ve
'Biz' dediler. 'Malca da sizden zenginiz. Evlât bakımından da
daha kalabalığız. Bize azap edilemez.
Allah
kime peygamberlik vereceğini gayet iyi bilir. O, dilediğini seçer.
*Sizi
huzurumuza ne mallarınız, ne evlâtlarınız yanaştıramaz
ancak inanan ve iyi işler işleyenler bize yaklaşır. Onlara
dereceler ve yaptıklarına karşılık kat kat mükâfat
vardır. Cennet o kimseleredir.*
Ayetlerimizi
hiçe sayandan daha zalim kim vardır? Onlar için çok
acı bir azap vardır. Cehennem o kişileredir. Orada baş
yiyecekleri zakkum kökü, baş içitleri kanlı irinli
sudur.
(
De ki: Allah, dilediğine bol rızık verir dilediğine kıt ve bir
ölçüye göre verir. Siz iyilik için ne
harcarsanız onun karşılığı verilecektir. Çünkü
O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.)
Ne
güç gündür o gün, kıyamet! O gün
onlar saf saf sıralandırılırlar. *Allah o gün meleklere
:'Size tapanlar bunlar mıydı? *der.
*Melekler
ise 'Seni tenzih ederiz. Bizim dost ve yardımcımız sensin; onlar
değil'. Onlar cinlere taparlardı. Çoğu onlara inandı'
diyeceklerdir.*
Onlar
kendilerine ne bir fayda ve ne de bir zararı dokunan şeylere
taptılar. *O gün onlara; birbirinize ne fayda, ne de zarar
verebilirsiniz ve zâlimlere yalan saydığınız cehennem
azabını tadın bakalım' denilir.
*Açıkça
bildirilen âyetlerimiz kendilerine okunduğu zaman derler ki:
Bu kişi, atalarınızın taptığı şeylerden (putlardan) sizi
çevirmek isteyen bir kimseden başkası değildir. Bu, uydurma
bir şey. İnkâr edenler kendilerine gerçeğe dair bir
şey geldi mi bu apaçık büyüden ibaret derler.*
Onlar
kendi elleriyle yaptıkları uydurma şeylere taptılar.
Âyetlerimizden
yüz çevirmedeler. Büyük aldanış ve yanılgı
içindeler. Onlar kör, sağır ve dilsizdirler.
Daha
önce de peygamberler gönderildi. Onları yalanladılar.
Emrimiz gelip çatınca tek bir sayha bir çığlık
onlara yetti. Nasılmış azabım ve korkutuşlarım? Hâlâ
ders almazlar mı?
De
ki: Bende delilikten eser yoktur. Bana düşen görev ancak
uyarmadır. Bildirmeme karşılık sizden bir ücret istemiyorum.
(Benim ecrimi Allah verir. Gerçek geldi, bâtıl zâyi
oldu).
Onlar
ise ayetlerimizden şüphedeler ve büyük yanılgıdalar.
Kim ki inanır, sabreder ve secde ederse işte en büyük
ongunluk ve kurtuluş budur.
Allah
işlediklerinizden haberi olandır. Ancak O'ndan korkun.
|