24/8/2008 - YUNUS SÛRESİ
Elif- Lâm- Râ Bunlar daha önceki peygamberlere ait haberlerdir ki sana vahyetmedeyiz. Yunus'a da an. Bir gemiye bindi 'Aramızda bir uğursuz var' diyerek kur'a çektiler. Kur'a ona isabet edince de onu denize attılar. O garip bir haldeydi ki balık onu yuttu ve karaya kustu.(eğer onun hakkında başka bir şey takdir etmeseydik yoksa o kıyamete kadar balığın karnında kalırdı) (Derken biz onu hasta bir hâlde sahile attık. Üzerine geniş yapraklı bir ağaç bitirdik. Biz onu yüz bin, veya daha fazla insana peygamber olarak gönderdik. Onlar inandılar. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.) Allah gücü her şeye yetendir. Karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa O, bilir. (Onlara sor: Kız çocukları Rabbinin de, erkek çocukları kendilerinin mi? Onlardan birisine kız çocuğunun doğumu müjdesi verilince yüzü öfkeden simsiyah kesilir. Süslenerek yetişen, tartışmada ve düşmanlıkta bir delil getiremeyen kimseyi Allah'a mı nispet ediyorlar? Ve Allah'ın kulları olan meleklerin kız olduğuna mı hükmediyorlar?Yoksa O, kızları kendisine evlat ediniyor da, oğulları size mi bırakıyor? Yoksa onun cinlerle bir akrabalık bağı mı var dediler.) (Eğer doğru söyleyen kimseler iseniz getirin delilinizi). Biz hiçbir peygamber göndermiş olmayalım ki; kendileriyle gülünüp, alay edilmemiş olsun. Senden önce de peygamberler gönderildi. Onları yalanladılar ve helâk edildiler. İyi âkıbet ise Allah'tan korkanların olacaktır. Allah'tan çekinin. O kendisinden kimin çekinmede olduğunu bilir. Her kim bir iyilik işlerse faydası kendinedir. Her kim de bir kötülük, şer işlerse zararı kendinedir Allah kimseye kıl kadar bile zulmetmez. Onlar ise ancak kendilerine zulmederler. Rabbiniz Allah işte budur. Gerçek Allah'tan gelir. O, gönüllerde saklı gizli olanı bilir. Allah'ın ayetleri işte bunlardır. Daha öncekilere ait haberlerdir ki sana bildirmedeyiz. Halâ ibret almazlar mı? Zalimler ise asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. Allah inananların dostu ve yardımcısıdır. Allah'ı bırakıp ta başka birini kendinize hakem mi sandınız. Kıyamet ansızın başınıza gelecektir. O gün zalimlere hiç yardım edilmeyecektir. Onlar için ne bir dost vardır ne de bir yardımcı. Biz nice zalim kavmi helak ettik. Hala akletmezler mi? Bak da gör nasılmış azabım ve korkutuşlarım? Dünya bir metâdır. Oyun ve oyalanmadan ibârettir. Onlar ise ayetlerimizden şüphedeler ve büyük yanılgıdalar. Eğer inansalardı bu haklarında hayırlı olurdu. Biz dünyayı eğlence olsun diye yaratmadık. Eğer öyle olsaydı bunu kendi katımızda bulabilirdik. Allah kendisine yönelenleri gayet iyi bilir. O, kendisinden korkanlarla beraberdir. Allah'ın azabı en şiddetlidir. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur ve O gücü her şeye yetendir. Yalnızca Allah'a tapın ve O'ndan yardım dileyin. De ki: ben Allah'ın elçisiyim. Bana vahiy gelmektedir. İnananlara müjde ver. Mükâfatlarını kat kat arttırırız. İnkarcılar ve riyakârlar suçlarının cezalarını çekeceklerdir.(Onları hiç tahmin etmedikleri, bilemedikleri bir yerden yavaş yavaş cehenneme çekeriz. Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve kendilerine yorumu gelmemiş olan bir şeyi yalanladılar. Hile ve tuzak tertiplediler. Allah ise tuzak kuranların en hayırlısıdır). Daha önce de peygamberler gönderildi. Onları yalanladılar ve helâk edildiler. Bak da gör,Nasılmış azabım ve korkutmalarım? Dünyayı gezin, dolaşın yalanlayanların sonucu ne olmuş, görün. Ayetlerimize inanan, inançlarında sebat eden, sabreden, iyilik eden, iyi davrananlara kazançlarının karşılığı verilecektir. Onlar için cennetler vardır. İşte en büyük ongunluk ve kurtuluş budur. Onlar Naim cennetlerinde, uzamış gölgeliklerde pınar başlarındadırlar. Melekler onlara “selâm size, esenlikler size” derler. Orada daha önce ne bir cin ne de bir insan eli dokunan tertemiz eşler vardır. Sana vahyolunana uy. Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır?O'nun vâdi er,geç gerçekleşir. Onlardır ki ayetlerimizden habersizdirler. İşte o kişiler gafildirler. Onlardır ki ayetlerimizden yüz çevirirler işte o kişiler kör, sağır ve dilsizdirler. Onlar için çok acı bir azap vardır. İnkârcıların barınakları cehennem olacaktır. Ne kötü yerdir orası. Allah'tan sakının.. O, her halinizden haberdardır. Allah; kendisinden korkanlarla berâberdir. O, her şeyi en iyi işitir ve bilir. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Her şeyde bir işâret vardır. Allah'tan başka size ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır?(Allah'ın izni olmaksızın kim şefaat edebilir?) (Gece ile gündüzün ard arda gelmesinde, Allah'ın göklerde ve yeryüzünde yarattığı şeylerde, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için ibretler vardır). (Allah,güneşi ışıklı, ayı da parlak yaratmış, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona (aya) birtakım menziller takdir etmiştir. Ay hurma dalına benzeyinceye kadar incelir. ) Allah gücü her şeye yetendir. İnanan ve iyi işler işleyenler için cennetler vardır ve onlar orada ebedî olarak kalacaklardır. Ayetlerimizden yüz çevirenler gafillerdir. Onlar büyük yanılgıda ve aldanış içindeler. (Dünya hayatı onları aldattı. Onların gönüllerinde hastalık vardır). Riyakârlar cezalarını çekeceklerdir. Başlarına bir dert geldiğinde üzülürler. Bir fayda dokunduğu zaman sevinirler. Sabredin, Allah sabredenlerle beraberdir. İnkâr eden ve kötü,şer işler işleyenler ise cehenneme girecekler ve ebedî olarak orada kalacaklardır. Onlar kendilerine ne bir fayda ve ne de bir zararı dokunan şeylere taptılar. Âyetlerimizi hiçe sayandan daha zalim kim vardır? De ki: Bekleyin bakalım. Biz de beklemedeyiz. Onlar azabımız neymiş, yakında görecek ve bileceklerdir. Kimmiş yalancı yakında iyice anlayacaklardır. Allah, hesabı tez görür ve O'nun azabı, en şiddetlidir. Biz bu Kur'anı sen zahmete uğrayasın diye indirmedik. Göklerde ve yerde ne varsa Allahındır. İşler dönüp O'na varır. O, her şeye gücü yetendir. (Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hâkimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yürütüyor? Diye sorsan elbette 'Allah' derler. De ki: 'O hâlde, niçin Allah'a karşı gelmekten sakınmazsınız? nasıl oluyor da (Hak'tan) döndürülüyorsunuz?) Her şeyi idare eden yalnızca Allah'tır. O, dilediğini gerçekleştirir. Rabbiniz Allah işte budur. Hüküm yalnızca O'nundur. Eğer doğru adamlarsanız haydi siz de buna benzer bir sûre getirin bakalım. Ki, yapamazsınız, asla da yapamayacağınız belli. ( Tanıdığınız, ve tanımadığınız kimseleri de yardıma çağırın). Eğer seni yalanlarlarsa, de ki: Sizinle benim aramda tanık olarak Allah yeter. (Sağırlara, sen mi işittireceksin? Körlere, hele gerçeği görmüyorlarsa, sen mi doğru yola ileteceksin?) Allah,kimseye hardal tozu kadar bile zulmetmez; onlar, ancak kendilerine zulmederler. Her kim zerre kadar bir iyilik işlerse onun karşılığını görecektir, faydası kendinedir. Her kim de zerre kadar bir kötülük, şer işlerse onun karşılığını görecektir, zararı kendinedir. Allah'ın azabının, aniden üzerinize gelip çatmayacağından emin mi bulunuyorsunuz?O'nun vâdi er,geç gerçekleşecektir.(Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.) Allah hesabı tez görür. Onlar ise ayetlerimizden yüz çevirmedeler. Gerçeği akletmezler. İşte o kişiler gafillerin ta kendileridir. Onlar kör,sağır ve dilsizdirler. Herkese kazandıklarının karşılığı verilecektir. Her kim zerre kadar bir iyilik işlerse onun karşılığını görecektir. Kendi aleyhinedir.-(kendi hakkınadır)-. Her kim zerre kadar bir kötülük, şer işlerse onun karşılığını görecektir. Kendi aleyhinedir.-(kendi hakkınadır)-. Her şeyi en iyi bilen yalnızca Allahtır.'Âzabımız neymiş onlar yakında görecek ve bileceklerdir. Kimmiş yalancı yakında iyice anlayacaklardır. Allah'tan af dileyin. Ancak O'ndan korkun. Onlardır ki, Allah'a ve O'nun ayetlerine içten inanırlar, sabrederek dinde sebat ederler, Allah yolunda yurtlarından çıkarılanlara yardım ederler, iyilik eder, iyi davranırlar. İşte o kimseler kurtuluşa erdirileceklerdir. Cennetler onlaradır. Onlar o kimselerdir ki; Yanlarında 'Allah' adı anıldığında kalpleri titrer. Her şey Allah'ın dilemesi ve yaratması iledir. (Önceleri gök ile yer bitişikti.) Birinci gün; sular arşa yükseldi ve gök kubbe oldu. İkinci gün Allah'ın ruhu topraklar üzerinde dolaştı, durdu. Dağları ve yolları yarattı. Diğer günlerde ağaçları , bitkileri rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak takdir etti. Ve durup dinlendi yedinci gün. Allah'ın kudreti sonsuzdur. Musa kavminden Cumartesi günü yasağına uymayanlara hâkir maymunlar olun buyurduk. Kıyamet ansızın başınıza gelecektir. O gün hüküm yalnızca Allah'ındır. Bu sana vahyettiklerimizdir. Gerçek işte budur. *İçinizde, huzurumuza varacaklarını ummayanlar, dünya hayatına razı olup onunla rahat bulanlar ve âyetlerimizden gafil kişiler vardır.* *İşte onların, kazandıkları (günahlar) yüzünden varacakları yer, cehennemdir!* İnanan ve iyi işler yapanlara gelince, onlar cennetlere girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır. Melekler onlara “Selâm size, esenlikler size” derler. Ve onlar orada birbirlerini tebrik ederler. *Duaları: "Rabbimiz! Seni tenzih ederiz!" şeklindedir. Dualarının sonu ise “âlemlerin Rabbi Allah'a şükür” cümlesidir.* İnkâr eden ve kötü, şer işler işleyenler ise cehenneme girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır. “Rabbimiz” diyeceklerdir.”Ne olur tekrar dünyaya dönelim de doğru yolu bulalım!” Fakat onların bu dilekleri asla kabul edilmeyecektir. Onlara “Vaktiyle elçilerimiz delillerle geldiler de. Niçin onlardan yüz çevirdiniz?” denilecektir. Onlara orada sadece “Tadın bakalım acı azabımızı” denir. Ne kötü barınaktır orası! Allah'ın azabı er, geç gerçekleşecektir. O, vadinden asla dönmez. *İnsanların hayrın acele oluvermesini istedikleri gibi Allah şerri de tez verseydi çoktan ecellerinin gelip çatmasına hükmedilirdi. * Allah'tan çekinin. O, azabı en şiddetli olandır. *Fakat bize kavuşmayı ummayanları kendi azgınlıkları içinde kör bir halde bırakırız.* Allah, zalim kavmi doğru yola iletecek değildir. Başlarına bir dert geldiğinde hemen üzülürler. Bir fayda dokunsa hemen sevinirler. Sabredin. Allah, sabredenlerle beraberdir. *Onlardır ki, ayakta iken, otururken, yan yatarken dua ederler. O derdi giderdik mi sanki bir şey olmamış gibi bize dua etmemiş gibi geçip giderler. İşte taşkınlıklarda bulunanlara yaptıkları işler böyle makbul görünmektedir.* Onlar ayetlerimizden yüz çevirdiler, peygamberleri yalanladılar. Emrimiz gelip çattığında tek bir çığlık, bir tek sayha ile helâk edildiler. Suçluların sonucu işte budur. Halâ akletmezler mi? Allah hakkında yalan uydurandan daha zalim kim vardır? Zalimler ise asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. Kur'anı duydukları vakit, “Bize bir melek indirilseydi ya” derler. Melek de indirseydik iş belliydi. Onlar yine inanmazlardı. Onlar kendilerine ne bir fayda ve ne de bir zararı dokunan şeylere taptılar.(De ki: Siz, Allah'a göklerde ve yerde hâşâ, O'nun bilmediği fakat sizin bildiğiniz bir şeyi mi sabah akşam (daima)haber veriyorsunuz? Yoksa O'nunla, gökyüzünde gizli bir ortaklığınız mı var? Allah dilediğini seçer ve ona vahyeder. De ki: Bekleyin bakalım. Biz de beklemedeyiz. (Ayrılığa düştükleri konu hakkında eğer aralarında acele hüküm verilseydi. İş, çoktan olup bitirilirdi.) İşte; iyice anlamanız için diye âyetlerimizi böylece bildirmedeyiz. (De ki: Gökleri ve yeri kim yarattı? Size gökten ve yerden kim rızık veriyor? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? Her işi kim idare ediyor? "Allah" diyecekler.) Halâ Allah'tan korkmazlar mı? (sağırlara sen mi duyuracaksın? körlere sen mi doğru yolu göstereceksin?) Onların kulakları, gözleri ve gönülleri mühürlüdür. Gerçeği akletmezler. Allah kimseye zerre kadar zulmetmez, onlar ise ancak kendilerine zulmederler. Ancak Allah'tan korkun. Çünkü O, kendisinden korkanlarla beraberdir. Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte o kişiler cehenneme girecekler ve ebedî olarak orada kalacaklardır. Onlar cehenneme girdiklerinde “Rabbimiz! Ne olur tekrar dünyaya dönelim de doğru yolu bulalım” diyeceklerdir. Fakat bu dilekleri aslâ kabul edilmeyecektir. Onlara “Vaktiyle elçilerimiz size delillerle geldiler. Niçin onlardan yüz çevirdiniz?” denilecektir. Ve onlara orada sadece “Tadın bakalım acı âzâbımızı denilir. (Allah'a kavuşmayı ummayanlar âyetlerimizi nasıl inkâr edip durdularsa, biz de onları öyle unuturuz). (Allah'ı bırakıp taptıklarınız, taptığınız şeyler nerede?' denir. Onlar da, 'kayboldular' derler 'Vah bize, yazık bize. Biz ancak kendimize zulmettik' derler. Orada ne ölür, ne dirilirler). *Eğer sizle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın. Köre, topala, hastaya bir güçlük ve vebal yoktur*. (kâfirlerin boynunu vurun. )* Onları bozguna uğratarak üstün geldiğinizde onları esir alın veya fidye karşılığında ya da karşılıksız salıverin*. İnanıp da iyi işler işleyenlere gelince, işte onlar cennetlere girecekler ve ebedî olarak orada kalacaklardır ve her diledikleri ellerinin altındadır. Ne güzel yerdir orası. De ki: Bende delilikten eser yoktur.(Biz kitabı doğru yolu gösteren bir kılavuz ve öğüt olarak indirdik.) Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Karanlıklarda ve aydınlıklarda ne varsa O, bilir. (Âlemlerin Rabbi olan Allah'ın şanı yücedir). (Sizin için yağmur yağdırır çeşitli rızıklar çıkarırız. Tıpkı ölümünden sonra toprağı yeşerttiğimiz gibi sizi de öyle dirilteceğiz). Allah'ın hükmü geniştir. Hükümranlık O'nundur. (Herkesin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler. Ölüm halinde uzuvları birbirleriyle selâmlaşarak veda eder, ayrılırlar.).İnkârcılar için çok acı bir azap vardır. Melekler onların alınlarına, sırtlarına, yanlarına vura vura canlarını alırlar. De ki: Bekleyin bakalım. Biz de beklemedeyiz. Âzabımızın aniden üzerinize gelip çatmayacağından emin mi bulunuyorsunuz? Allah'tan sakının. Âyetlerimizi yalan sayandan daha zâlim kim vardır? Onları doğru yola çağırsan da birdir, çağırmasan da. Gerçeği görmezler. İnkârcıların barınakları cehennem olacaktır. (Onların hâli şu köpeğin durumu gibidir. Kendi hâline bıraksan da dilini çıkarıp solur; Üzerine varsan da ). Âyetlerimizi yalanlayandan daha zalim kim vardır?( onları ,anlayamadıkları bir yerden yavaş yavaş cehenneme çekeriz).Âzabımız neymiş yakında iyice anlayıp bileceklerdir. Göreceklerdir Allah'ın azabının korkunçluğunu. Allah, azâbı en şiddetli olandır. Sana düşen görev ancak bildirmedir. 
|