22/10/2008 - GÖNDERİLENLER SÛRESİ
Ayın -Kâf – Sîn- Hâ- Yâ Ard arda gönderilenler. Rüzgârlar ve ayetler. Güzel fikirler. Uçup giden. Melek ; yüzüp giden, Gemi. Yayılmış sahifeler ve yeryüzünde emirlerimi yayanlar hakkına. Kıyamet saati mutlaka gelecektir. O, göz açıp kapamadan da kısa süre içinde gerçekleşecektir. Allah'tan korkanlar için cennetler vardır. Ve her diledikleri ellerinin altında olacaktır. Kendilerine cennet meyveleri sunulduğunda 'Bize verilen bu yiyecekler daha önce dünyada iken verilenlere ne kadar çok benziyor' diyeceklerdir. Ne güzel yurttur cennet. İyilerin sonucu işte budur. Ayetlerimizi yalan sayandan daha zalim kim vardır? Onlar, inananlara gülüp geçerler. Peygamberlerle alay ederler. İşte o kimseler cezalarını çekeceklerdir. Zalimler asla kurtuluşa erdirilmeyeceklerdir. Onlar için çok acı bir azap vardır. Yoksullara yardım edin. Yedirin, içirin, giydirin, gezdirin. Namaz kılın zekat verin. Ancak Allah'tan korkun. İnanıp da iyi işler işleyenler için Me'vâ barınakları vardır. Altından ırmaklar akan köşkler onlaradır. İyilerin sonucu işte budur. Azabımızın aniden üzerinize gelip çatmayacağından emin mi bulunuyorsunuz?O günü yalanlayanların vay hâllerine! İnkarcıların barınakları cehennem olacaktır. Üzerlerine sarı deveye benzeyen alevler atılır. Yiyecekleri zakkum kökü, baş içitleri kanlı irinli sudur. Suçluların sonucu işte budur. Emrimiz gelip çattığında Nuh, berâberindekilerle gemide yol alırken, (tandırdan sular kaynamaya başlayınca) bir kenarda duran oğluna “Oğlum! dedi Bizimle berâber gemiye bin de kurtul”. Oğlu “Ben bir tepeye çıkar kurtulurum” dedi. Sular geldi ve oğlanı boğdu. Nuh oğluna çok üzüldü. “Rabbim, oğlum benim ailemdendi” dedi. Allah “Ey Nuh” dedi. “Üzülme!O, artık senin ailenden biri değil. Onu sana tamamen yabancı kıldık. Sular çekildi ve gemi Cudi Dağı'na oturdu.”Ey Nuh” denildi. “Sen ve berâberindekiler selâmet ve bereketle karaya inin. Sizi bu yerde zeytin ağaçları ve ekmekle rızıklandıracağız.” Halâ ibret almazlar mı?Onlar gerçeği görseler yine de inanmazlar. Eğer inansalardı bu haklarına hayırlı olurdu. Onlar büyük yanılgıda ve aldanış içindeler. Allah hesabı tez görür. O, her hâlinizden haberdardır. Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Her şey Allah'ın yaratması ve takdiri iledir. Kıyamet, ansızın başınıza gelecektir. O, göz açıp kapamadan da kısa süre içinde gerçekleşecektir. (İbrahim'in misafirlerinin haberi sana gelmedi mi? onu bir oğul ile müjdelediler. Bunun üzerine karısı bir çığlık atarak elini yüzüne vurdu. “Ay ben mi doğuracağım. Ben kısır bir kocakarıyım “dedi.) Zekeriyâ Rabbine dua ederek ''Rabbim'' dedi. İhtiyarlıktan kemiklerim bile zayıfladı. Başım parlamada. Bana katından temiz bir zürriyet ver.'' Rabbi onun bu duasını kabul ederek ona Yahyâ'yı müjdeledi. Zekeriyâ ''Rabbim ''dedi. Bana bir alâmet ver.'' Allah Zekeriya'ya '' İşte sana alâmet. İnsanlarla ancak üç gün işaretlerle konuşacaksın. Sabah akşam Rabbini tenzih ve takdis et.''dedi. Zekeriyâ'yı anıştır bu. Daha önceki peygamberlere dair hikayeler işte sana bu vahyettiklerimizdir. İnanıp da iyi işler işleyenler cennetlere girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır. Ne güzel yurttur cennet. Orada kökü yukarıda, dalları yerde Tûba ağacı vardır. Renk renk içitler sunulur onlara. İçene ne sersemlik, ne de sarhoşluk veren şaraptan içerler. Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır? O, hükmünde tektir ve O'nun gücü her şeye yeter. Kim ki inanır, sabreder ve secde ederse işte en büyük ongunluk ve kurtuluş budur. Onlar için cennetler vardır ve her diledikleri ellerinin altında olacaktır. Orada sonu misk kokan içitler vardır. Bir şey dileyen bundan dilesin. Allah'ın âzabı inanmayanların üzerinedir. Onlar cehenneme gidiklerinde “Rabbimiz” diyeceklerdir. “Ne olur bizi tekrar dünyaya dönder de doğru yolu bulalım” fakat onların bu dilekleri asla kabul edilmeyecektir. Onlara “Vaktiyle elçilerimiz delillerle geldiler. Niçin onlardan yüz çevirdiniz?” denilecektir. Onlara orada sadece, “Tadın bakalım acı âzabımızı” denilir. Ne feci yerdir cehennem. İnkârcıların sonucu işte budur. Orada derileri yanıp eridikçe yeniden deri bitirilir. Üzerlerine sarı deveye benzeyen alevler atılır. Baş yiyecekleri zakkum kökü, içitleri kanlı irinli sudur. Allah'tan sakının. Rabbin “Cehennemi cinler ve insanlarla dolduracağım” sözü gerçekleşecektir. Âzabımız neymiş onlar yakında iyice bilip anlayacaklardır. Kimmiş yalancı yakında görecek ve bileceklerdir. De ki: Bekleyin bakalım, bizde beklemedeyiz. Allah'ın âyetlerini hiçe sayandan daha zâlim kim vardır? Dünyayı gezin, dolaşın. Yalanlayanların sonucu ne imiş görün. Bu Kur'an uydurma değil, Rabbin sözüdür. Ona ancak temiz olanlar el sürer.). Dünyâ metâdır. Bir oyun ve oyalanma yeridir. Her can, ölümü tadacaktır. Kim ki inanır, sabreder ve secde ederse işte en büyük ongunluk ve kurtuluş budur. Cennetler o kişileredir. Ne güzel yurttur orası. Allah'ı bırakıp ta başka birini kendinize hakem mi sandınız? Kıyamet ansızın başınıza gelecektir. O, göz açıp kapamadan da kısa süre içinde gerçekleşecektir. Ne büyük gündür o gün. Kimsenin kimseye bir faydası dokunmayacağı o günden korkun. (Kârûn, Mûsâ'nın kavmindendi. Biz ona, anahtarlarını taşımak bile güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler verdik. Hani, kavmi kendisine şöyle demişti: 'Sakın şımarma! ) (Kârûn, zineti ve görkemi içerisinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzu edenler, 'Keşke Kârûn'a verilen gibi bizim de (servetimiz) olsaydı' dediler.) (Sonra onu da, sarayını da yerin dibine batırdık. ) (Onlar birer ümmetti gelip geçtiler. Onların işledikleri sizden sorulmaz. Sizin kazandıklarınız size, onların kazandıkları onlara) İyi akıbet ise Allah'tan korkanların olacaktır. Her kim zerre kadar bir iyilik yaparsa karşılığı verilecektir. Her kim zerre kadar bir kötülük yaparsa karşılığı verilecektir. Allah her şeyi en iyi bilir. Hüküm yalnızca O'nundur. Allah gücü her şeye yetendir ve O tektir. ( O, gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. Ziynet eşyası veya yararlanılacak bir şey elde etmek için ateşte erittikleri şeylerden de böyle köpük olur. İşte Allah, hak ile batıla böyle misal getirir. Köpüğe gelince sönüp gider. İnsanlara yararlı olan ise yerde kalır. İşte Allah, böyle misaller verir.) (Biz göğü koruyucu tavan kıldık, yıldızlarla onu süsledik) Kıyamet ansızın başınıza gelecektir. O gün uzuvları aleyhlerinde tanıklık edecektir. Bu,Kur'an uydurma değil, Rabbin sözleridir. (Levhi mahfuzda korunmuş levhadadır ) (O gün, kapkara bir dumanın gölgesinde, suçlular zincirlere vurulur. kaynar su tepelerinden aşağı dökülür. Siz ey yalanlayan sapıklar daha önce dünyada Allah'ın sözünü yalanlardınız Tadın şimdi acı azabımızı denir onlara. Kafirler hakkındaki sözün gerçekleşmesi için.) Âyetlerimizi iyice anlamanız için böyle açıkça bildirmedeyiz. (Kim inanırsa kendi iyiliğinedir. Kim de saparsa ancak kendine zulmeder.) Allah'tan sakının. Azabımız neymiş onlar yakında iyice görüp bileceklerdir. Herkese kazandıklarının karşılığı verilecektir. Zâlimlerin kazandıklarının ise, bir faydası dokunmayacaktır. Onların zararı ancak kendilerinedir. Allah, hesabı tez olandır. O gün hüküm yalnızca O'nundur. Gerçek işte budur. O, kimin çekinmede olduğunu gayet iyi bilir. Allah hakkında yalan uydurandan daha zalim kim vardır? Âyetlerimize inanıp da iyi işler işleyenler kurtuluşa erenlerin ta kendileridirler. Onlar için ne korku olacaktır ne de kaygı. inananlar için ne korku, ne kaygı vardır. Onlar artık hiç üzülmeyeceklerdir.’ Allah sözlerinde değişme olmaz. Yalnızca Allah’a tapın. O’ndan çekinin. Çünkü O, azabı en şiddetli olandır. Onlar ise âyetlerimizden şüphe içinde ve büyük yanılgıdalar. Onların kulakları, gözleri, kalpleri mühürlüdür. Gerçeği akletmezler. Ayetlerimiz kendilerine bildirildiğinde “Bize bu anlatılanlar daha öncekilere anlatılan eski masallardan ibarettir” derler. İnkar edenlerin barınakları cehennem olacaktır. Ne feci yerdir cehennem. Orada baş içitleri kanlı irinli sudur. Kıyamet ansızın kopacaktır. O göz açıp kapamadan da kısa süre içinde gerçekleşir. Ne güç gündür o gün, kıyamet. O gün herkes kendi derdi ile ilgilenir. Hiçbir şey Allah'tan saklı, gizli kalmaz. O karanlıklardakini de bilir. Aydınlıklardakini de. O’na bak ve O’nu dinle. Daha önce de peygamberler gönderildi. Onları yalanladılar ve helâk edildiler. Allah'ın azâbı en şiddetlidir. Kantar kantar altına, gümüşlere, nişanlı atlara, evlâtlara düşkünlük, dünya hayatının metâlarıdır. Allah'tan sakının. İnanan ve iyi işler işleyenler için altından ırmaklar akan köşkler vardır. İnkârcıların varacakları yer ise cehennemdir ve orada ebedi olarak kalacaklardır. Allah hesabı tez olandır. O, vâdinden asla dönmez. Bir de derler ki:'Ateş bize sayılı günlerde dokunacaktır. Onlar oradan kurtulmayı dileseler dâhi asla kurtarılmazlar. Her kim inanır ve iyi işler işlerse kendi aleyhinedir,karşılığını görecektir. Her kim de inkâr eder ve şer, kötü işler işlerse kendi aleyhinedir, karşılığını görecektir. Allah her şeyi en iyi işiten ve bilendir O birdir ve gücü her şeye yetendir. Allah kalplerde,gönüllerde saklı gizli olanı bilir. O, her hâlinizi görür ve bilir. Yalnızca Allah'a tapın. Doğru yol işte budur. Bu Kur'an daha öncekileri tasdik eder. Toptan Allah'ın ipine sarılın. Ona tutunanlar kopmaz, sağlam bir kulpa yapışmış demektir. Allah'ın azabının aniden üzerinize gelip çatmayacağından emin mi bulunuyorsunuz? İnkârcıların varacakları yer cehennemdir. Onların zararı ancak kendilerinedir. Âyetlerimizden yüz çevirenler gâfillerdir. Onların kulakları, gözleri ve gönülleri mühürlüdür. Allah, dilediğini seçer ve ona vahyeder. Biz hiç bir peygamber göndermiş olmayalım ki, kendileriyle gülünüp alay edilmemiş olsun. Allah işlediklerinizden haberi olandır. Kıyamet günü Allah aranızda adaletle hükmedecektir. Her can, ölümü tadacaktır. Her kim zerre kadar bir iyilik işlerse onun karşılığını görecektir. Faydası kendinedir. Her kim de zerre kadar bir kötülük, şer işlerse onun karşılığını görecektir. Zararı kendinedir. İnanan ve iyi işler yapanlar için Firdevs cennetleri vardır ve orada ebedi olarak kalacaklardır. Ne güzel yurttur o. İnkar eden ve şer, kötü işler işleyenler ise cehenneme girecekler ve ebedi olarak orada kalacaklardır. Ne feci yerdir cehennem. İyice düşünüp anlayasınız diye âyetlerimizi böyle açıkça bildirmedeyiz. Kur'anı duydukları zaman dediler ki:'O da bizim gibi bir insan. Yemek yiyor. Çarşılarda dolaşıyor. Daha önce de peygamberler gönderildi. Onları inkâr ettiler ve helak edildiler. Tek bir ses, bir tek sayha onlara yetti. Allah'tan çekinin. İnkâr edenler için cehennem vardır. Oraya girdiklerine 'Rabbimiz' diyeceklerdir. 'Ne olur bizi tekrar dünyaya dönder de doğru yolu bulalım' Onların bu dilekleri aslâ kabul edilmeyecektir. 'Vaktiyle elçilerimiz delillerle geldiler de. Niçin onlardan yüz çevirdiniz?' denilecektir. Ve onlara orada sadece;'Tadın bakalım acı azâbımızı' denilir. Zâlimlerin sonucu işte budur. Ne güç gündür o gün, kıyamet. O gün uzuvları aleyhlerinde tanıklık edecektir. Birinci sûr'a üflenince dağlar atılmış pamuğa döner. Gök, gül gibi kızarır, yağ gibi erir. Korkun o günden ki, kimsenin kimseye bir faydası dokunmaz. Herkese yaptıklarının karşılığı verilir. Onlar âyetlerimizi alaya alırlar, inananlara gülüp geçerlerdi. Suçlular cezalarını çekeceklerdir. İkinci sur'a üflenince, gözleri yerde üzerlerine zillet çökmüş olarak mezarlarından kalkarlar. Dünyada ne kadar kaldıklarına dâir birbirlerine sorarlar. Kimisi' bir gün'. Kimileri 'bir günden de az'. Kimi de 'Birkaç saatten fazla asla dünyada kalmadık' diye birbirlerine yemin ederler. İyice anlamanız için işte âyetlerimizi böyle açıklamadayız. Halâ akletmezler mi? Yakında anlayacaksınız deliliğinizi. Kantar kantar altına, gümüşlere, nişanlı atlara düşkünlük, dünya hayatının metâlarıdır. Onlar aldanış içindeler ve büyük yanılgıdalar. İşte o kimseler gafillerin ta kendileridir. Onlar kör, sağır ve dilsizdirler. Gerçeği akletmezler. Allah'tan korkun ki kurtuluşa erin. O, kendisinden korkanlarla berâberdir. Dilini oynatıp durma. Biz bir âyeti ve onun hükmünü daha iyisini veya benzerini onun yerine koymadan yürürlükten kaldırmayız. Onu toplayıp unutturmamak da bize düşer. De ki: Benim görevim ancak bildirmeden ibârettir. Kur'anı duydukları vakit 'Bize gökten bir melek indirilseydi ya' derler. Melek de indirsek iş belliydi. Onlar yine inanmazlardı. Öncekiler de böyle söylemişti. Kalpleri ne kadar da birbirine benzedi. Kalpleriniz taş gibi hattâ ondan da katı oldu. Nice taşlar vardır ki Allah korkusuyla dağdan aşağı yuvarlanır, nice taşlar da vardır ki yarılır da içinden su çıkar. Onların size olan düşmanlıkları ağızlarından çıkan sözlerden bellidir. Kalplerindeki ise daha büyüktür. Âyetlerimiz kendilerine bildirildiğinde hemen inkâra yeltenirler. Onlar anlayışsız kişilerdir.(Haklarında yetmiş defa af dilesen bile nafile).(Onların durumu şu köpeğin hâli gibidir. Üzerine varsan da dilini çıkarır solur. Varmasan da). Daha önce de peygamberler gönderildi. Onları yalanladılar ve helâk edildiler. Biz nice zalim kavmi helak ettik. Tek bir sayha, bir tek çığlık onlara yetti. Allah gücü her şeye yetendir ve O azâbı en şiddetli olandır. İyice anlamanız için âyetlerimizi böyle açıkça bildirmedeyiz. 
|