Allah Yoluna Davet Et

4/9/2008 - senin de haberin olsun

Posted by onursargin

1) GEO dergisinin bu ayki kapak konusu ilgini çekebilir:

ruh bedenin şifa kaynağı

duygu ve düşünceler sağlığımızı nasıl etkiliyor

insan içgüdüleriyle ilgili bir belgesel ve öğrenciler için coğrafya atlası dergiyle beraber hediye

 

2) bu ay piyasaya yeni bir dergi çıktı:

food and travel

adı üzerinde yemek ve seyahatle ilgili bir dergi

bu iki konuda bir şeyler okumak istersin belki

fotoğraflar (özellikle yemek fotoğrafları) harika

dergi okuyucularına bu ay yağmurluk hediye ediyor

 

3) diyelim ki bir yakının için nefesini tutman gerekiyor

(mesela o kişi denizde dibe doğru gidiyor olsun, senin de onu kurtarman gerek)

eğer bu yakının anne, baba, kardeş gibi bir yakının ise nefesini

anneanne, babaanne, dede gibi yakınlarına göre daha uzun tutabiliyormuşsun

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

2/9/2008 - ACİL günler

Posted by onursargin

ilk acil nöbetimi tuttum sonunda

dün akşam 19:00da başladık

bugün sabah 08:00de bitirdik

oh be!

 

şu hacettepede bi işin ucundan tuttum, bir işe yaradım ya

oh

oh :)

 

okuduğumuz onca sayfa not

girdiğimiz onca sınav

bir işe yaradı galiba :)

 

***

evet acilde bir sürü iş yaptım

tatmin hissettim

ama yine de modern tıp, zihin-beden tıbbıyla karşılaştırıldığında

çok yüzeyel kalıyor

insanı düşünceleri, inançları, duyguları, ruhu ve bedeniyle ele almanın tadı bir başka

Comments (1) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

31/8/2008 - Deneyde son durum!

Posted by onursargin

Deney başlıyor.

(Deneyin ne zaman başlayıp biteceğini yalnızca katılımcılar bilecek.)

 

Deney için başvuran 54 katılımcının tümüne deney ayrıntıları gönderildi.

 

 

Deneye katılım bitti. :(

 

Deneyimize en son Burcu katıldı.

 

İlginiz ve desteğiniz için teşekkür ediyorum.

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

31/8/2008 - Haydi Deneye!

Posted by onursargin

Arkadaşlar merhaba,

 

İki haftadır Lynne McTaggart’ın Niyetleri Gerçekleştirmek adlı kitabını okuyordum, bugün bitirdim. Kitaptaki niyet, uzaktan şifa, duygular, bilinç vb. konularda yapılmış deneyleri ve sonuçlarını okudukça kıpır kıpır oldum, bir an önce bu konularla ilgili bir deney yapmak ya da bir deneye katılmak istedim. Enerji psikolojisi konusunda uzman bir psikoloğa bu isteğimle ilgili bir e-posta attım ama on gündür bir cevap alamadım. E o zaman ne yapıyoruz? Deneyi kendimiz yapıyoruz J.

 

Yapmak istediğim deneyin ayrıntılarına geçmeden, iki yıl önce iki arkadaşımla beraber yaptığımız başka bir deneyden bahsetmek istiyorum. Deney yine bu konularla ilgili. Deneyi, Masaru Emoto’nun bir kitabından öğrenmiştik. Deneyin orijinali Japon bir aileye ait. Önce 3 adet kavanoza (1,2 ve 3 numaralı) eşit miktarlarda pirinç lapası koyduk. Sonra her gün 1 numaralı kavanozun karşısına geçip “Seni seviyorum. Sana teşekkür ediyorum.”, 2 numaralı kavanozun karşısına geçip “Sen aptalın tekisin. Sen salaksın.” dedik. 3 numaralı kavanozla ise hiç mi hiç ilgilenmedik. Bu işlemi 15 gün boyunca sürdürdük ve gün gün kavanozları fotoğrafladık. 15 günün sonunda ne oldu peki? Sizce?

 

En çok bozulma 3 numaralı, hiç ilgi göstermediğimiz kavanozdaki pirinç lapasında oldu. Ve bozulmaya da en erken başlayan bu kavanozdaki pirinç lapasıydı. 2 numaralı, kendisine çirkin sözler söylediğimiz kavanozdaki pirinç lapasındaki bozulma 3 numaralı kavanozdaki pirinç lapasına göre daha azdı. Ve en az bozulma 1 numaralı kavanozdaki pirinç lapasında oldu. Velhasıl kelam, karşımızdaki bir şeyle hiç ilgilenmemektense ona çirkin sözler söylemek daha iyiymiş ama elbette en güzeli sevgi dolu cümleler kurmakmış. Bu deney, sözlerimizin karşımızdaki şey üzerindeki etkisini göstermesi açısından basit fakat önemli bir deney oldu. Ağzımızdan çıkan sözlerden karşımızdaki şey bu kadar etkileniyorsa, kim bilir biz, kendimiz nasıl etkileniyoruz?

 

Peki, ben ŞİMDİ ne yapmak istiyorum?

 

Gelelim şimdi yapmak istediğim deneye:

 

Bu sefer elimizde 2 kap olacak. Kapların içinde ise bir dilim ekmek. (Kabın ve ekmeğin ayrıntılarını daha sonra bildireceğim. Niyet göndermede spesifik olmak önemli olduğu için niyet cümlesinde bu ayrıntıları kullanabiliriz.) Bu sefer kapların karşısına geçip konuşmayacağız, sadece zihinden niyet yollayacağız. İki kap yurt odamda (Ankara) uzak bir köşede olacak. Hepimiz oraya niyetlerimizi göndereceğiz. Siz evinizden, ben de kaplardan uzak bir yerden göndereceğim niyetlerimi. (Yani deneyde sadece 2 ekmek dilimi olacak, onlar da benim yurt odamdakiler.)

 

Deney toplam 15 gün sürecek. Katılımcılar her gün istedikleri bir zamanda her biri 5’er dakika olmak üzere toplam 2 kez ekmeklere niyet gönderecekler. (Yani deney için günde 10 dakikadan toplam 150 dakika=2,5 saatinizi kullanmış olacaksınız.)

 

Kaplardaki ekmek dilimlerinin üzerlerini kalemle eşit karelere böleceğim. Karşılaştırmayı küflü kare sayısına bakarak yapacağız.

 

Eğer ekmek diliminin üzerindeki küf coşup da tüm ekmeği kaplarsa bu sefer de küfün kalınlığını cetvelle ölçeceğim.

 

Deneyde bir de numarasız bir kabımız olacak. Bu kaba niyet gönderilmeyecek. Bu kabı sadece normal şartlar altında ekmeğin nasıl bir küflenme süreci yaşadığını gözlemlemek için kullanacağız. Kontrol grubumuz olacak yani.

 

Ekmek dilimlerini her gün fotoğraflayacağım. Böylece değişiklikleri deney sonrasında da inceleme imkaanımız olacak. Merak ettiğim bir konu da birikim etkisi. Yani her gün aynı dozda niyet göndereceğiz ama bakalım gün geçtikçe ekmek dilimlerine etki etme gücümüz artacak mı? Yani özdisplin, etki etme gücünü artırıyor mu?

 

Fotoğraflama işlemi niyet gönderme işlemi tamamlandıktan sonra da devam edecek. Niyet gönderimi kesildikten sonraki zamanda ekmek dilimlerindeki değişimler de önemli. (Küflenme miktarı olarak birbirlerine eşitlenecekler mi? Kaç gün sonra eşitlenecekler? Bunlar önemli.)

 

BAKALIM, NİYETLERİMİZİ KULLANARAK EKMEĞİN KÜFLENME SÜRECİNDE BİR DEĞİŞİKLİĞE (GECİKME YA DA HIZLANMA) YOL AÇABİLECEK MİYİZ?

 

Kapların yeri, niyet cümlesi, niyetin hangi sırayla kaplara gönderileceği, niyetin nasıl gönderileceği, deneyin ne zaman başlayacağı gibi ayrıntılar katılımcılara e-posta aracılığı ile ulaştırılacak.

 

Katılımcılardan 15 günün sonunda her gün niyet gönderdikleri saatlerin dökümünü isteyeceğim.

 

Deneye katılmak isteyenler sarginonur@hotmail.com (msn / e-posta) adresimden bana ulaşabilirler. İstediğim bilgiler: Sıkça kullanılan e-posta adresi, isim, soy isim, yaş, cinsiyet ve yaşanılan şehir.

 

Şimdiden teşekkür ediyorum. Onur Sargın.

Deneyle ilgili bilgiler için: www.blogosfer.com/onursargin

 

Şu andaki katılımcı sayısı: 54

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

27/8/2008 - güle güle halk sağlığı, hoşgeldin acil

Posted by onursargin

bu sene altıncı sınıftayım biliyorsunuz

ve biraz (ne birazı, bayaaa :)) erken başladık bu sene okula

1 temmuzda

şimdi dönüp bakıyorum da iki ay geçmiş bile

korku, panik, tıkanıklık, şükür, kıpır kıpırlık, kızgınlık...

yine her şeyden bir parça vardı bu iki ay süresince

ama en çok ŞÜKRAN DUYGUSU konusunda açılımlar ve değişimler yaşadım

 

çift sandalye tekniğini rutin uygulamalarım arasına kattım

rüyalara çift sandalye tekniğini uygulayarak hoş açılımlar sağladım

EFTyi olumsuz duygulardan ziyade olumlu duygularım için de kullanmaya başladım

EFT ve "şükredebileceğim ne var?" sorusunu birleştirip güzel bir kombinasyon yarattım

gözlerimin iyileşmesi konusundaki sınırlı inançlarım daha bi azaldı

gözlerimin şifalanacağına daha bi inandım

 

ben okuldan bahsedecektim ama

yine daldık duygulara, insana :)

 

velhasıl kelam

2 aylık halk sağlığı stajımın yarın son günü

ve pazartesiden itibaren acil stajım başlıyor

beklerim demiyeceğim elbette

ne işiniz var hacettepe acilde :)

 

ama olur da oralardan geçerseniz

ve bana bi uğrarsanız size hemen ayaküstü bir çay söyleyebilirim

ARTI kaşarlı tereyağlı bir poğaça (kendisi favori poğaça çeşidimdir) :) :)

gerçi acilin hemen yanındaki kantinin limonatası da pek hoş oluyor

şu sıcak günler devam ederken neden olmasın 

 

sağlıcakla kalın

şükretmeyi hatırlayın, hatırlayayım

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

26/8/2008 - lütfen dikkat! :)

Posted by onursargin

Rüyadan Uyanmak, Micheal Langford,Meltem Uzun

     Rüyadan Uyanmak

     Michael Langford

     Safir Kitap

 

     Yayına Hazırlayan: Onur Sargın

     Kapak Tasarımı: Hakan C. Yıldız

     Editör: Sinan Akın

     Çeviren: Meltem Uzun  

 

Kimse size bilincin ne olduğunu öğretmedi. Bilmek ve Unutmanın gerçekten ne olduğunu ve nasıl oluştuğunu öğretmedi. Uyku ve uyanıklık nedir? Gözleri açık olmak uyanık olmakla eşdeğer midir? Yoksa bilincin uyanışı farklı bir şey midir? Farkındalığın en derin aşamasına bu kitapla dalacaksınız. Bu kitap sizi toplumun yüklerinden arındıracak, size bambaşka bir bakış açısı sunacak. Hiç düşünmediğinizi düşünecek, hiç bilmediğiniz şeyleri öğrenecek ve hiç görmediğiniz bir hakikatı göreceksiniz. Şahit olmanın ve bizzat tatmanın ne demek olduğunu farkedeceksiniz. Bu kitapta yer alan “Farkındalığı İzleyen Farkındalık Tekniği”, “Sınırları Aşma Tekniği”, “Sonsuzluk Tekniği”, “Mutlak Boşluk Tekniği” ve “Bütünü Sevme Tekniği” vasıtasıyla, bilincin bambaşka boyutlarına yolculuk edeceksiniz.

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

26/8/2008 - Mark Seliger'den (Uma Thurman - Naomi Watts)

Posted by onursargin
Çeyrek yüzyilin kutlamasi! Çeyrek yüzyilin kutlamasi!
Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

25/8/2008 - dünya! -meksika

Posted by onursargin

bugünlerde içimden dünyayı gezmek geliyor

bi merak başladı sormayın

ülkeleri araştırıyorum, okuyorum

şu anda mesela netten meksikayı araştırıyorum

meksika nerden geldi aklıma hatırlamıyorum

 

bu arada meksikayla ilgili ilginç bişi buldum vikipediden:

 

Yılbaşlarını 12 üzüm yiyerek kutlarlar. Tam saat 12 olduğunda kilise çanı 12 kere çalar. Her çalışında bir üzüm yenir ve her üzüm yenildiğinde bir dilek tutulur. Eğer böyle yapılırsa dileklerin yerine geleceğine inanılır.

 

bir adres: http://meksikali.blogspot.com/

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

22/8/2008 - soru-cevap 3

Posted by onursargin

ölümle ilgili şükredebileceğim ne var?

 

1) hayır kesinlikle hayır, o her an yanımda ve beni korkutuyor, rahat ettirmiyor, şükür filan etmiyorum

2) hayııııııııııııııır, o çok yakında ve çok tehlikeli, hayır, hayır, hayır

3) sandığım kadar kötü olmama ihtimali var mı acaba, şefkatli olma ihtimali?

4) geçen gün aslında şunu farketmiştim, ölümün zıddı yaşam değil, doğummuş. ölümün içinde de yaşam var gibi gelmişti bir an. hmm, çok bilgece mi oldu acaba? kendimi mi kandırıyorum?

5) ufff, onun ne olduğunu tam olarak bilmiyorum, pek onun içine girmesem daha iyi olacak gibi, şükür mükür bi kenarda kalsın

6) belki de hiç sandığım gibi bir şey değildir

7) ufff ya insanı çok korkutan bir şey, tabutlar, mezarlar, uffff

8) ayyy, hayır ya hiç ona doğru bakmak istemiyorum

....

Comments (2) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

22/8/2008 - soru-cevap 2

Posted by onursargin

annemle ilgili olarak şükredebileceğim ne var?

 

1) bana hiç bir şey sormadı, her şeyi kendi bildiği gibi yaptı, şükür filan yok

2) yine de bakıma muhtaç olduğum zamanlarda bakımımı sağladı

3) zor zamanlarımda iyi-kötü yine de bana destek oldu

4) çok iyi hatırlıyorum, bana pencereden aşağıya attığı para o kadar azdı ki, o kadar parayı insan çocuğuna vermez ya!

5) çok leziz yemekler yapar sağolsun

6) yine de dünyaya gelmeme yardımcı oldu :)

7) bazı konularda bana destek verdi, benim yanımda oldu, beni cesaretlendirdi, teşekkür ediyorum

...

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

22/8/2008 - soru-cevap 1

Posted by onursargin

şükredebileceğim ne var?

 

1) etrafı görebiliyorum

2) parmaklarım var ve gayet güzel, zarif bir şekilde klavyedeki tuşlara basıyor :)

3) kendimi motive edebiliyorum, olumsuz bir duyguyu tek gerçek olarak kabul etmiyorum, onu dönüştürebiliyorum

4) kendimi gittikçe daha enerjik ve dinamik hissediyorum, kendi üzerimde yaptığım çalışmalar meyvesini veriyor, hissetme alışkanlıklarımda belirgin ve derin değişimler oldu

5) bilgisayar ve internet diye bir şey var, hayatımı daha zevkli, keyifli ve kolay hale getiriyorlar

6) babam bana para gönderiyor

7) kitaplardan çok güzel bilgiler öğreniyorum

8) tenimin hissetme duyusu var, hissedebiliyorum, yaşasın. esen bir rüzgarı, sıcaklığı, bir dokunuşu hissedebiliyorum, bunun için yürekten şükrediyorum

9) bir burnum var, genel olarak sağlıklı bir bedenim var, gözlerim şifalanmaya doğru gidiyor

10) hislerime ve düşüncelerime saygı gösteriyorum, onların varlıklarının farkında oluyorum, onlara kabul veriyorum, bu durumdan onlar da çok hoşlanıyorlar

11) ağaçlar var, onları izlemek çok keyifli, görüntüleri bana haz veriyor

...

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

22/8/2008 - gerçekten iyileşmek isteyen iyileşir... (norbekov.web.tr'den, gözlerle ilgili kısımlar)

Posted by onursargin

(mirzakarim norbekov)

  • Üçüncü gün gözlükleri kutusuna koyup kaldırdım...
  • Gözlerim maksimum performans sergiliyor. Onlar hiç bu kadar çalışkan olmamışlar ve hiç bu kadar sevilmemişlerdi...
  • Gözlerim daha iyi görüyor, çünkü şimdi ben onları daha çok seviyorum...
  • En son gözümle ilgili 4.50 – 4.25 olan miyopumun enerji olarak temizlenmesi kalmıştı. Bunun EFT ile çalışmalarını yapmıştım. Bütün travmaları (göz ile ilgili) temizletmiştim, ancak gözlüklerden nasıl kurtulacağım konusuna takılmıştım. Bu sistem (Norbekov) bana bunu getirdi. Şimdi günümün büyük bölümünü gözlüksüz geçiriyorum. 6 günlük çalışma ile 3.25-3.25 gözlüklerimle net olarak görüyorum. Gittikçe daha da netleştiğini fark ediyorum...
  • Miyop derecem küçüldü...
  • Gözlerimde bozukluk vardı. Şimdi daha net ve parlak görüyorum...
  • Miyop ve hipermetrobum azaldı...
  • Gözlüğü bıraktım, iyileşme devam ediyor...
  • Daha net görüyorum...
  • Şu an kullandığım gözlükten 1 derece düşük olan başka bir gözlük kullanıyorum (Hanımefendi 40 gün sonra tamamen gözlüklerden kurtulmuştur – seminer yöneticisinin notu)...
  • Gözlerim 2 derece hipermetroptu. Şimdi iyi ışıkta gözlüksüz okuyabiliyorum...
  • Miyop gözlüğümden kurtuldum. Hipermetrop ise küçüldü...
  • Görmem daha netleşti...
  • Gözlerim cin gibi görüyor...
  • Uzak takmıyorum, yakın 4.75 ten 3’e indi...
  • 4.25-4.50 derece olan gözlerim 3.25-3.25 oldu...
  • Her iki gözde 1’er derece iyileşme var...
Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

21/8/2008 - boşa gitmesin

Posted by onursargin

blogumu takip edenler bilirler

zamanın birinde farmafil.com'a antidepresanlarla ilgili bir yorum yazmıştım

biraz geç yayınlanmıştı :)

 

şimdi nette dolaşırken

yine rastgeldim o siteye

bir arkadaş yaptığım o yorumu topa tutmuş :)

 

(işin ilginç yanı jung'un gölgeler teorisini bilince adama da laf edemiyorsun

biliyosun ki o sensin :)

senin farkında olmadığın bir tarafın :)

ah jung ah, ağız tadıyla yargılayamıyoruz kimseyi :))

 

ben de bana attığı topları tuttum

ona bi yazıyla geri gönderdim

tabi daha yumuşak bi şekilde

evrene bi katkımız olsun :)

 

amma velakin sitede bir hata var ve

yorumu göndermiyor

ben de bu yüzden yorumu bloguma koymaya karar verdim:

 

"maddelerin duyguları etkilemediği" gibi bir şey yazmıyor orada, yanlış okumuşsun.

ama sana hak veriyorum, çünkü "tedavi" gibi yanlış bir kelime kullanmışım. şöyle olmalıydı: "duygular duygularla iyileştirilebilir." "tedavi" ve "iyileşme" kelimelerinin farkı önemli gerçekten.

 

"iyileşme" kökten çözümdür, şifadır, emek ister, gerçeklerle/kendinle yüzleşmek ister.

"tedavi" ise baskılamadır, yüzeyi kazımadır, geçicidir.

 

dışardan aldığımız bir maddeyle beyin biyokimyamızı değiştirmeye çalışmak yerine, düşüncelerimizi kullanarak beyin biyokimyamızı değiştirmeye ne dersin?

 

tabi yanlış olan bir algı daha var: sanıyoruz ki beyin biyokimyamız duygularımızı yartıyor. yani beyin biyokimyamız bozuksa kendimizi kötü hissederiz. tam tersi olma ihtimali var mı peki? yani kendimizi kötü hissettiğimiz için beyin biyokimyamız bozuk olmasın. hı?

 

düşünceler ve duygular, beyin biyokimyamızın sebebi mi, sonucu mu?

 

keşke dediğiniz gibi olsa, ben de çok isterim. bir hap alırım kendimi coşku dolu, bir hap alırım huzurlu, bir hap alırım dingin  hissederim. düşüncelerimi ve duygularımı beslemek için kullandığım zamanı başka şeyler için kullanırım. ama yok işte, olmuyor :).

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

21/8/2008 - bahar özcan 1, 2

Posted by onursargin

1


Sınava girdim ve...

 

...kendi kendime söz verdim ve bunu araştırmaya başladım.

 

...cevaplar almaya başlamıştım.

 

 

bu sözler bahar özcan'ın esin verici hayat hikayesinden alınma

bahar özcan, EFT, reiki ve reconnection ile ilgilenen bir uzman psikolojik danışman

hayat hikayesinin tamamını okumak isterseniz:  www.istanbuldabahar.com


 

2


www.norbekov.web.tr sitesinde bahar özcan aynen şöyle yazmış:

 

Ben Bahar ÖZCAN. 1955 doğumluyum. Uz. Psk. Dnş. Reh.im. Uzmanlık alanım ise EFT. EFT Tekniğini gözlüklerimi atma konusunda kullanmış ve beklemeye geçmiştim. "Gözlüklerimin şifalanması konusunda bir şeyler olacak ama ne" diye düşünüyordum. Nihayet  zamanı geldi ve Norbekov sistemiyle tanıştım. Enerji olarak hazırdım, egzersiz olarak ihtiyacım olan her şeyi Norbekov sisteminde buldum. Meditasyonlarıyla güçlendim, ihtiyacım olandan fazlasını alma şansına kavuştum. 35 yıldır kullandığım gözlüklerimi zevkle attım. Sol gozümde bir yağ dokusu vardı ve zaman zaman kanlanma yapıyordu, tamamen iyileşti. Bedenim forma girdi. Boyum 1.5 cm uzadı, ince varis damarlarım iyileşti, saçlarım gürleşti, kırılan ince tırnaklarım güçlendi. Tüm bunları başarabilmenin keyfiyle kendime güvenim arttı. Bunlar benim şimdilik gerçekleştirebildiklerim. Bunun dışında birçok dostuma, Norbekov başta olmak üzere Türkiye’ye sistemi kazandıran, sevgi ve neşeyle çalışan Mahram Hanım'a, Kabuljan Bey’e, sonsuz teşekkürler. İyi ki varsınız. Sayenizde gözlüklerimden, yanı sıra pek çok sorunumdan da özgürleştim. Size şimdilik gençlik resmimi gönderiyorum. Gittikçe gençleştiğimi biliyorum. Sevgiler... Bahar.


Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

20/8/2008 - günün hoşuma gideni

Posted by onursargin
Özgürleştikçe ruh, aşka kucak açmakta.
Özgürleştikçe ruh, özgür ruhlara uçmakta.
Özgürleştikçe ruh, detaydaki bütünü anlamakta.
(bade - kuraldışı yazarlarından)
Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

20/8/2008 - teşekkürler ÜLKER.

Posted by onursargin

dün, içlerinde ülker hero baby de olmak üzere dört adrese şöyle bir ileti gönderdim:

 

 

merhaba,
 
ben onur sargın. arkadaşım murat özgenç. hacettepe üniversitesi tıp fakültesi 6.sınıf öğrencileriyiz. şu anda halk sağlığı / kırsal hekimlik stajını almaktayız. bu staj kapsamında 5 yaş altı çocuklarda ishal görülme sıklığı ile ilgili bir araştırma yapıyoruz.
 
araştırmamıza veri toplamak için de keçiören bölgesindeki sağlık ocaklarına başvuran, evinde 5 yaşından küçük çocuk olan herkese ishalle ilgili bir anket yapıyoruz.
 
bizle beraber 3 arkadaşımız daha keçiören bölgesinde emrah sağlık ocağında görevli.
 
geçtiğimiz günlerde bir anketi bir babaanneyle yaptık. anket sırasında bizden yardım istedi. 15.04.08 doğumlu zeynep adında bir torunu varmış. oğlu (zeynep'in babası) 500 ytl civarında bir maaş alıyormuş. anne çalışmıyormuş. evleri kiraymış. çocuk prematüre doğmuş. anne sütü almıyormuş. sadece mamayla besleniyormuş. maddi durumları uygun olmadığı için de mama almakta zorluk yaşıyorlarmış ve mamayı sulandırarak vermek zorunda kalıyorlarmış.
 
zeynepe mama ulaştırmak konusunda yardım edebilir misiniz?
 
yardım edebiliriz umuduyla babaanneden cep telefonu numarasını aldık
babaanne, songül ARICA  0534 *** ** **
torun, zeynep ARICA
 
bizim telefon numaralarımız :
onur SARGIN 0505 *** ** **
murat ÖZGENÇ 0506 *** ** **
 
 
bugün, biraz önce ülkerden aradılar
songül hanımı arayıp adres bilgilerini almışlar
ve bugün mama gönderimi yapıyorlarmış
havalara uçtum, çoook mutlu oldum
teşekkürler ÜLKER
Comments (1) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

20/8/2008 - soru-cevap

Posted by onursargin

acıda şükredilebilecek ne var?

 

1) evet şu anda acı çekiyorum ama bu dünyanın sonu değil

("şu anda" değil "o anda" :))

2) bu duruma kabul verebilirim ve bu beni huzurlu kılar

3) canım çok yanıyor ama hala hayattayım

4) acının tam olarak ne olduğunu öğrenmiş olurum

5) şükredilebilecek ne var bilmiyorum ama sadece yaşıyorum şu an

6) bir şeylere direniyorum, galiba acıda dirençle ilgili bir şeyler var

7) olana izin verirsem sanırım acı olmayacak

8) acı yok sadece olan var

9) acı hayatla ilgili değil, benle ilgili, benim hayata yaklaşımımla ilgili, hayatı yargılamamla ilgili, kendimi beğenmişliğimle ilgili

10) olanı kabul etmiyorum, kendimi bırakmıyorum, acıyı bir şeyleri kontrol etmek amacıyla kullanıyorum

11) acıdan vazgeçebilirim, acı üretmek zorunda değilim

12) olana, olacak olana izin vermemek, güvenmemek uğruna tümüyle benim ürettiğim bişey

13) ondan vazgeçebilir ve biraz daha geniş olabilirim

14) hayatın kendisi olduğumda acıya gerek kalmayacak, kalmaz

15) ona izin vereyim bakayım, ne olacak, beni nereye götürecek, merak ediyorum, heyecanlanıyorum, kıpır kıpır oluyorum

16) kendini kasmaya gerek yok, acıya gerek yok :)

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

19/8/2008 - elime koluma, elektrik süpürgesine şükür :)

Posted by onursargin

yurt odamda bu sene 2 bonusla karşılaştım dönem başında

(temmuz 1den bahsediyorum)

yerlerde halıfleks seriliydi

ve bir de halı vardı -serilmemiş halde

yaklaşık bir buçuk aydır bu iki bonusla idare ediyorduk

ama özellikle halıfleks üzerindeki pislikler bir hayli, bir hayli, bir hayli fazlaydı :)

halıfleksi kaldırıp yenisini sermeyi de hiç göze alamadık

(ranzayı kaldır, masaları kaldır, yerleri sil vb.)

(bu arada odada 2 kişi kalıyoruz, oda arkadaşımın adı da onur)

 

neyse bir buçuk aydır elektrik süpürgesi bulup yerleri süpürücez

eh bugüne kısmetmiş

(süpürgeyi oda arkadaşım buldu, odaya getirdi

temizliği de ben yaptım)

baya zamanımı aldı ama değdi doğrusu

temizlik güzel

hızımı alamadım camlara da biraz el attım -biraz

 

halıfleksin üzerindeki halıyı camdan aşağı sarkıttım, silkeledim

çıkan toz beni bir hayli utandırdı :)

5 kerede silkeledim vallaha

durdum dinlendim, durdum dinlendim... :)

 

 

şimdi mağazalardan armut koltuk, kilim, minderrüzgar gülü vs. bulup odayı daha da şenlendiriyim

odamızda minderler var

ve onlar yetiyor ama bol minderli bir mekana ben bayılıyorum

illa da evim olana kadar bekliycek değilim ya

yurt odamı evim haline getirebilirim

e bayaca geldi zaten

odamı seviyorum, sıcak bi mekan oldu

 

camda da evden geitirdiğim tül var

özellikle dışardan içeriye tülün arasından sızarak gelen güneş

odada harika ışık oyunları yaratıyor, buna da bayılıyorum

 

bu arada odayı süpürürken düşündüm de

şu elektrik süpürgesi denen alet ne önemli bişiymiş

vallaha çok teşekkürlerimi gönderiyorum keşfedene

 

İlk elektrikli süpürge İngiliz Hubert Booth tarafından icat edildi (1871 - 1955) Booth bu icadın ardından British Vacuum Company adlı bir şirket kurdu (1901). Bu alet yakıtla çalışıyor ve taşıması oldukça zahmetli oluyordu. At arabaları sayesinde taşınan bu alet işçiler tarafından kullanılırdı. Pencerelerden uzatılan bir hortum sayesinde evlerin içinde temizlik yapılabiliyordu. Bu icat çok başarılı olmuştu ve çok iş yaptı. 1908 yılında Murray Spangler bu aletten çok daha hafif bir elektrikli süpürge üretti ve patentini aldı. Bunu üretebilecek mali gücü olmamasından ötürü William Hoover’ın şirketi tarafından üretildi ve piyasaya sürüldü. (buzlu.org'dan)

 

elimin, kolumun, vücudumun varlığı için şükrediyorum

gözlerimin varlığı için, görebildiğim için şükrediyorum

yurt odamın varlığı için şükrediyorum

hacettepe üniversitesinin bana böyle bir olanak sağlamasına şükrediyorum

güneşin varlığına, sıcaklığına şükrediyorum

halıfleks, halı ve elektrik süpürgesinin varlığı için şükrediyorum

hayatı daha yaşanabilir ve keyifli kılıyorlar

elektriğin varlığı için şükrediyorum

elektrik tesisatı için şükrediyorum, yanıbaşımıza kadar getiriyor elektriği

hayata şükran duyuyorum

şükran duymayı bildiğim için şükrediyorum

şükran duygusunun varlığı için şükran duyuyorum

varlığım için şükrediyorum, varolduğum için şükrediyorum

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

19/8/2008 - ?

Posted by onursargin

acıda şükredilebilecek ne var?

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

18/8/2008 - kanınızı kaynatacak bir kitap

Posted by onursargin

  Pencereyi kapatmak için resme tıklayın!..

 

arkadaşlar geçen gün ankaradan izmite giderken berke dinlenme tesisinde çok hoş bir kitapla karşılaştım:

niyetleri gerçekleştirmek / düşünceleri ve niyetleri gerçekleştirmenin bilimsel yöntemleri

yazar: lynne mctaggart

kitabın orijinal adı: the intention experiment (niyet deneyi)

başlığı türkçeye çevirirken tabi biraz cafcaflı davranmışlar

başlık, kitabın içeriğinden bi hayli uzaklaşmış :)

ama zararı yok, harika bir kitap

kitap bugüne kadar bilinç, niyet, şifa vb. ile ilgili yapılmış deneylerin özetini sunuyor size

ve kanınızı kaynatıyor

yazarın ilk kitabı alanı bir süre önce almış, sadece şifa ile ilgili bölümlerini okumuş, diğer bölümlerini okumamıştım

şimdi izmite gittiğimde yazarın o kitabına bir kez daha bakayım, okumadığım yerleri okuyayım

Comments (0) :: Post A Comment! :: Kalıcı Link

<- Önceki Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Kuran'a Dair Gerçek Bilgiler

Recent Posts

YUNUS SÛRESİ
VÂKİ OLAN SURESİ
Başlıksız
YUSUF SÛRESİ
MAĞARADA UYUYANLAR SÛRESİ
HİKÂYELER SÛRESİ
LÛT SÛRESİ
SEBELİLER SÛRESİ
GANİMETLER SÛRESİ
CENNET İLE CEHENNEM ARASINDAKİ DUVARDAN BAHSEDEN SÛRE
HAYVANLARDAN BAHİS GEÇEN SURE
ZİYAFET SOFRASI SÛRESİ
İMRAN SOYU SÛRESİ
İMRAN SOYU SURESİ
İNANANLAR SÛRESİ
KUR'AN (Türkçe)
KUR'AN (Türkçe)
KUR'AN'DA ZULÜM KAVRAMI
FİTNE ADAM ÖLDÜRMEKTEN BETERDİR.
CENNETTE DERECELER VARDIR
KİBİRLENMEYİN. ALLAH, KİBİRLENENLERİ SEVMEZ.
Atasözü
ALLAH, SABREDENLERLE BERABERDİR
ALLAH, RİYÂKÂRLARIN CEZASINI VERECEKTİR
KIYAMET GÜNÜ HAKKINDA
DİNDE SABIR, SEBÂT VEYA GAFLET
BİRİKTİRDİKLERİ ALTIN VE GÜMÜŞLERLE ALINLARI, SIRTLARI VE YANLARI DAĞLANIR
KÂFİRLER SÛRESİ (Kâfirun Sûresi)
ALLAH'A İMAN
ALLAH'A İMAN

Friends

onursargin

bedava chat sohbet batak okey tavla