EZANA BİLAL ŞEHİDE HELAL GEREK GÖĞE BİR TANE YETER YA RAB BİZE ÜÇ HİLAL GEREK (YALNIZKURT)

ERMENİ MESELESİ

04:39, 27/8/2007 .. 1 yorum .. Link
 
   
         Ağlamamak elde değil,onların arasında kimimizin akrabaları var, kimimizin dostları...

Amerika'lı ünlü tarihçi Prof. J. Macharty : "Ermeni katliamı yoktur; Ermeniler Türkleri katletmiştir" diyor;
 
Ünlü Türk Romancısı Orhan Pamuk : "1 milyon Ermeniyi katlettik"
 
Hangisi gerçek... İşte bir kaç belge.
Bilinçlenme zamanı... Özellikle de bu konuda belgesiz ve bilgisizce konuşan art niyetlilere karşı.
 
 
Balta ile Katliam: İzmit'in Kollar köyünden Ermeniler tarafından balta ile katledilen müslümanlardan bir kısmının olaydan sonra çekilen fotoğrafı; 1- Boşnak Malik 2- Abdulmecid oğlu Ali 3- Ali oğlu Seyid (14 yaşında) 4- Ömer oğlu Abdulgani 5- Abdulgani oğlu Mecid 6- Abdullah oğlu Hüseyin 7- Bekir oğlu Yusuf 8- Osman oğlu İsmail
Kaynak :
Ermeni Ayaklanmaları ve İhtilal Hareketleri
 
 

Erzincan'da Ermeniler tarafından ırzına geçilerek öldürülen Pakize adlı bir Türk kadını.
Kaynak :
Massacre Exerted By The Armenian On The Turks During World War I Pictures.
 
 
3 - 25 Nisan 1918'de, Subatan'da Ermeniler tarafından öldürülen Türk çocuklar, kadınlar ve karınları deşilerek bebekleri çıkarılan anneler.
Kaynak:
Massacre Exerted By The Armenian On The Turks During World War I Pictures.

 
 
Erzincan'ın Odabaşı bölgesinde, Ermeniler tarafından oyularak katledilen bir Türk.
Kaynak : Massacre Exerted By The Armenian On The Turks During World War I Pictures.

 
 
Sivas'ta Ermeni çeteleri tarafından yapılan katliamda boğazı kesilerek öldürülen jandarma Mustafa .
Kaynak :
Ermeni Ayaklanmaları ve İhtilal Hareketleri.
 
 
Ordudan hava değişikliği için terhis edilen ve 23 Temmuz 1915 de Diyarbakır'ın Lice kazasına bağlı Kum ve Çom köyleri civarında elleri ayakları bağlanarak Ermeni komitecileri tarafından şehid edilen askerler .
Kaynak :
Ermeni Ayaklanmaları ve İhtilal Hareketleri.


 
 
Diyarbakır'ın Şark nahiyesine bağlı Hızır İlyas köyü Mersani deresi (23 Temmuz 1915). Hono ismindeki ermeninin başında bulunduğu çete tarafından hançer ve kurşunla şehit edilen erkek, kadın ve çocuklar.
Kaynak :
Ermeni Ayaklanmaları ve İhtilal Hareketleri.
 
 
29 Ağustos 1914 tarihinde Ermeni çeteleri tarafından Siverek-Urfa Yüksekyol ve Karacadağ civarında türbe ziyareti sırasında esir edilip canlı hedef yapılarak şehit edilen müslüman Türkler.
Kaynak : Ermeni Ayaklanmaları ve İhtilal Hareketleri.

 
 
Silvan civarında, Beşnik ermeni köyüne Van ve Tolorya'dan gelip, Doryan Dano ve kardeşlerinin başında bulunduğu Ermeni çeteleri tarafından 11 Haziran 1915 tarihinde Şeytankaya mevkiinde şehit edilen milis subayı Hamid Efendi komutasında bulunan erzak kafilesi, jandarması ve subayları.
Kaynak :
Ermeni Ayaklanmaları ve İhtilal Hareketleri.
 
 
Erzincan Odabaşı bölgesinde, birbirlerine bağlanmış halde öldürülmüş kadın ve çocukların cansız bedenleri.
Kaynak : Massacre Exerted By The Armenian On The Turks During World War I Pictures.

 
 
16 Şubat 1918'de, Erzincan'ın Vagarir köyünde, Ermeniler tarafından şehit edilen ve bir evin arkasında bulunan şehit edilmiş Türkler.
Kaynak :
Massacre Exerted By The Armenian On The Turks During World War I Pictures.
 
 

Hasankale'de, Ermeniler tarafından şehit edilen kadın ve çocuklar.

Kaynak: Massacre Exerted By The Armenian On The Turks During World War I Pictures.

 
 
VE DAHA NİCELERİ ...

    

  vah ninem vah, vah bebeğim vah

 Osmanlı Devletindeki Türk-Ermeni ilişkileri, Osmanlı İmparatorluğunun kurucusu Osman bey zamanında başlamıştır. Osman Bey Ermenileri, Bizans baskısına karşı korumuş ve bunların Batı Anadolu'da ayrı bir toplum olarak örgütlenmelerini sağlamıştır. Adana-Mersin ve Karaman yörelerinden göç ederek Kütahya civarına yerleşen Ermeniler , burada Batı Anadolu'daki ilk dini merkezlerini kurmuşlardır.

Orhan Gazi, Bursa'nın fethinden ve başkent yapılmasından sonra Kütahya'daki Ermeni dini merkezini Bursa'ya taşımıştı.

Fatih sultan Mehmet ise 1461 yılında Bursa'da bulunan Ermeni dini lideri Hovakim'i İstanbul'a getirterek, İstanbul'da bir Ermeni patrikhanesi kurdurmuş ve patriğe “Bütün Türkiye Ermenileri Patriği” unvanını vermiştir. Bu tarihten sonra İstanbul'a gelen Ermeniler Kumkapı, Yenikapı, Samatya, Narlıkapı, Edirnekapı ve Balat kapısı (ya da diğer isimleriyle Karagümrük odaları, Malta odaları, Çarşamba odaları, Aya kapı ,Tekke odaları, Kömürcü odaları Ahırkapı odaları) çevresine yerleştiler. 1475'te Osmanlıların ele geçirdiği Kefe'den getirilen Ermeniler Edirnekapı'da yerleştirildiler. 1479'da Fatih Karaman Ermenilerini getirterek bunları Samatya tarafına yerleştirdi. XIX ncu yüzyıla kadar İstanbul Patrikliğine ait fermanlarda Altı Topluluk Patriği unvanı vardı.

Yavuz Sultan Selim, Çaldıran zaferinden sonra Tebriz'den birçok Ermeni sanatçının da İstanbul'a gelmesine vesile oldu.

Osmanlı İmparatorluğu içerisinde yaşayan Ermenilere, diğer Hıristiyan unsurlarda olduğu gibi dini ve toplumsal işlere müdahale edilmiyordu. Patrikhanenin kendi mahkemeleri ve hapishanesi vardı. Dini olmayan cezalar, sürgün kararları verebilirlerdi. Patrik, Osmanlı imparatorluğuna karşı sorumlu kişi olarak adamlarıyla haraç toplar, mahkemesinde hukuki ve cezai davaları görür, nikah işlerine bakar dini olmayan kararlar da verirdi.

Bunun sonucu olarak Osmanlı İmparatorluğuna diğer ülkelerden Ermeni göçü başladı. Bu durum İmparatorluk topraklarının genişlemesine paralel olarak Ermeni nüfusunun artmasına neden oldu. İmparatorluk içerisindeki birçok etnik gruptan birisi olan Ermeniler , kendilerine sağlanan olanaklardan ve Ortodoksların mezhep baskılarından kurtulmanın da etkisi ile Türkler ile beraber, devlete bağlı, çalışkan ve iyi bir vatandaş olarak yaşamlarını sürdürdüler. Osmanlı Ermenileri Türkiye'de sakin bir hayat sürüyorlar, ticaret ve sanayi ile uğraşarak hallerinden tamamıyla memnun durumda yaşıyorlardı. Askerlikten muaf tutulmaları nedeniyle de nüfusları artıyor, sosyal ve ekonomik durumları çok iyi durumda idi. Emeni tarihçisi Varantyan 1914'te Ermenice olarak yayınladığı Ermeni Harekatının tarihi adlı eserinde bu durumu şu şekilde vurguluyordu :

"Türkiye Ermenisi, Rus Ermenisine bakılırsa , Ermeni kültürü, dili, tarihi, edebiyatı itibariyle çok kuvvetli ve özgür idi. On dokuzuncu yüzyıl başlarında , Ermenilik bir millet olarak Avrupa'da bilinmiyordu.

Avrupalılar bunları İstanbul'dan biliyorlardı. Ermenileri, yeryüzüne dağılmış tüccarlar, kendi çıkarlarından başka bir şeye bağlı olmayan kimseler, Yahudiler gibi vatansız, milliyetsiz, serseri ve bahtsız olarak tanıtıyorlardı.” diyor.

XIX ncu yüzyılda Ermeniler Türkiye'de ticaret ve sanat hayatında rahat bir yaşam sürüyorlar, devlet işlerinde de kullanılıyorlardı. III ncü Selim zamanındaki Dadyan'lar, II nci Mahmut döneminde Düz Oğulları, Balyan Aileleri ve Kazaz Artin gibileri bunların canlı örnekleridir.

1839 yılında Sultan Abdülmecit tarafından Tanzimat Fermanı ilan edildi. Bu karar ile Osmanlı azınlıkları için ırk ve mezhep farklılıkları olmaksızın eşitlik, can, mal emniyeti sağlanıyor, Hıristiyanlar ile Müslümanlar arasındaki fark kaldırılıyordu.

1856 Islahat fermanı da Patriklere verilmiş olan verilmiş olan imtiyazları teyit etti. 1839 Tanzimat fermanı Ermenilerin politik açıdan gelişmelerine imkan sağladı. Eşitlik perdesi arkasında Ermeniler arasında sınıf mücadelesi başladı. Ermeni vatandaşları Osmanlı yönetiminde yer alan Amira denilen Ermeni ekabirlerine karşı , bunların milli işlerdeki nüfuzlarını kırmak amacıyla mücadeleye başladılar. Fransız ihtilali sonrasında İmparatorluk içerisinde başlayan milliyetçilik akımları ülkenin batısında yaşayan Hıristiyan Balkan milletlerinde olduğu gibi, doğusunda da Ermeniler üzerinde etkisini gösterdi. Dış kışkırtmalar, ayrılıkçı örgütlerin çabaları Ermeni ayaklanmalarına ve buna karşı devletin aldığı zorunlu önlemler sonucu “ERMENİ SORUNU” gündeme geldi. Ermeni Sorunu 1878 Berlin Kongresi ile uluslararası gündeme oturdu.

1878'de uluslararası gündem ; hasta adam denilen Osmanlı İmparatorluğunun yıkılması ve yıkılan imparatorluk içerisinde Avrupalı devletlere bağlı irili ufaklı devletlerin kurulması üzerine kurulmuştu. Zira 1821 Mora isyanı ile başlayan ve Yunanistan'ın uluslararası bir çözüm sonrasında Avrupalılar tarafından devlet haline getirilerek Osmanlı İmparatorluğundan koparılması ile denenen yöntem artık imparatorluk içerisindeki bütün azınlıklara uygulanacak ve imparatorluk bu şekilde dağıtılarak ŞARK MESELESİ çözümlenecekti.

Bu yöntem ; Yunanistan'ın bağımsızlığını kazandığı 1830 yılından itibaren, derhal uygulanmaya başladı. Yöntem çok basitti. Önce bir azınlık grubun hakları bahane edilerek uluslararası vesayet altına alınıyor, bu vesayet çerçevesinde görevlendirilen kişi ve kuruluşlar vasıtasıyla kendi dilleri ile eğitim ve ibadet imkanları sağlanıyor, bu azınlıklara reform yapılması dikte ettiriliyor, bilahare azınlık grubun bağımsızlık istekleri doğrultusunda isyanlar çıkarması sağlanıyor, Osmanlı bu isyanları bastırmak için kuvvet kullanmaya başlayınca , derhal Avrupalı devletler konuya müdahale ediyorlar, isyancılar önce özerklik daha sonra da bağımsızlıkla mükafatlandırılıyor ve bu şekilde Avrupalı devletler Osmanlı devleti ile direkt olarak savaşmadan, imparatorluğun küçülmesini sağlıyorlardı. Bunun yanı sıra İmparatorluğun uzak eyaletlerine İmparatorluğun müdahale etme şansı yok olduğu için buraları da kolaylıkla işgal edilerek İmparatorluk parçalanıyordu. Bu çerçevede Osmanlı devletinden koparılan devletler şunlardır ; Yunanistan, Sırbistan, Karadağ, Bulgaristan, Romanya, Arnavutluk, Tunus,Fas, Cezayir,Libya ,Mısır ve Kıbrıs. Avrupa'nın bu politikası On dokuzuncu yüzyıl boyunca Osmanlı'nın Avrupa ve Afrika'daki topraklarında başarılı olmuş, Asya'daki topraklarında ise neticesiz kalmıştı.

Avrupalılar 20 nci yüzyılda bu sefer gözlerini Osmanlı'nın Asya topraklarına çevirdiler ve Kafkasya, Ortadoğu ve Arap yarımadasında aynı yöntemi kullanarak imparatorluğu küçük bir devlet haline getirdiler.

Sevr antlaşması ile Osmanlının yok edilişini tescil etmek isteyen Avrupalı Emperyalistlere karşı başlatılan Türk Kurtuluş Savaşı ile 223 yıl süren Türk gerilemesi sona ermiş oldu.

Şüphesiz, emperyalistler için bu mücadele bitmemişti ve bitmeyecekti de. Lozan'da yırtıp atılan Sevr Antlaşmasını tahakkuk ettirmek için mücadelelerini kaldıkları yerden devam ettirerek ŞARK MESELESİ' ni çözmeye kararlı görünüyorlar.

Ama bu kez karşılarında azınlıkların mozaiği olan bir imparatorluk yerine milli temeller üzerine oturmuş güçlü ve üniter bir devlet var.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

Tarih tekerrürden ibarettir. Ama ders almayanlar için. Biz tarihten gereken dersi aldığımıza inanıyor ve ülkemize yönelen tehditleri önlemek yolundaki kararlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz.

ERMENİ TERÖRÜ HORTLATILMAYA ÇALIŞILIYOR

Türkiye, bulunduğu jeostratejik konumun bedelini ödemeye devam ediyor. 1983 yılından bu yana uğraştığı PKK terörünün belini kıran Türkiye'nin karşısına şimdilerde eski bir senaryonun yeni versiyonu getirilmeye çalışılıyor.

Hatırlanacağı gibi geçtiğimiz Ekim ayında Amerikan Ermeni Ulusal Komitesi Başkanı Murad Topalyan terörizmle ilgili beş ayrı suçlama ile ABD'nin Cleveland Eyaletinde tutuklanmıştı.

Terörist olarak suçlanan Topalyan, patlayıcı, makinalı tüfek ve seri numaraları silinmiş ateşli silahlar bulundurmaktan Haziran ayı içerisinde yargılandı fakat serbest bırakıldı.

Topalyan, Ekim 1980'de, New York'taki Birleşmiş Milletler Türk misyona yönelik bir bombalamada olayına ve bu olayda çalınarak kullanılan silah ve patlayıcıları çalan bir grubu yönetmekle suçlanıyor. Bu olayda üç kişi yaralanmıştı.

Topalyan, silah ve bomba eğitimi görmeleri için Ermeni gençlerini Massachussetts'e kurduğu bir terör kampına göndermekle de suçlanıyor. ASALA terör örgütünün ABD'deki adamı olduğu bilindiği halde bugüne kadar kendisini gizlemesini beceren Topalyan, 1976 ve 1977 yıllarında, Franklin-Massachusetts'de bir Ermeniye ait çiftlikte ASALA örgütü militanlarına yarı otomatik silah kullanma konusunda eğittiği de ortaya çıktı.

Bir kolejde de yönetici olarak da çalışan 56 yaşındaki Ermeni eylemci, üç yıl süren bir soruşturmanın ardından, ABD Ateşli Silahlar Bürosu ve Bedford Polisi tarafından tutuklandı. Soruşturmanın başlamasına, Topalyan'ın masa çekmecesinde, çok miktarda patlayıcı bulunması gerekçe oldu.

23 Yıl önce Türklere karşı bombalı ve silahlı eylem düzenleyen ASALA'nın ABD'ndeki adamı Topalyan bunca yıl serbest dolaştıktan sonra birden bir terörist olduğu hatırlanması ve yakalanması biraz garip olsa gerek. ABD basınında yer alan konu ile ilgili bir haberde Başkan Clinton ile de karşılıklı kahve içtiklerinden de bahsediliyor.

Bu olaydan birkaç gün sonra Ermeni Terör örgütünün Güney Kıbrıs'taki örgütü, Rum politikacı Vasos Lissaridis'e Ermeni mücadelesine verdiği hizmetlerden dolayı bir ödül verdi. Bir hafta sonra da bir ASALA timi Erivan'da Parlamentoyu bastı Başbakanı, Meclis Başkanını ile yedi parlamenteri öldürdüler. Saldırıyı yapanlar Ermeni Taşnak Partisi'nin üyeleriydi.

ERMENİ TERÖR ÖRGÜTÜNÜN SEMBOLLERİNDEN BİRİ

Öte yandan Marsilya'daki Ermeni örgütlerinin içinde de bir hareketlenme tespit edildi. İyi haber alan kaynaklara göre ASALA yeniden örgütleniyormuş.

Bir diğer haber ise çok daha önemli, PKK'nın dağıtılmasından sonra bu ayrılıkçı Komünist Kürt örgütünün bünyesinde Türkiye'deki eylemlere katılan 80 kadar Ermeni militan Fransa'da bulunuyorlarmış. Bunları da Ermeni cemiyetleri himayelerine almışlar.

Bu arada Ermenistan'da üslenen bir grup PKK'lının, ASALA ile yakın temasta bulundukları söyleniyor.

TAŞNAK, ASALA, sözcüklerinin şu günlerde ortada çok dolaşması ve FBI'ın , ASALA'nın Amerika'daki şefi olarak bilinen Topalyan'ı yakalaması gelecek günlere yönelik bir uyarı olarak kabul edilebilir.

ASALA'nın, Ermenistan Parlamentosuna yaptığı kanlı baskınla ilgili olarak Moskova kaynaklı haberlere göre, Ermenistan başbakanının öldürülüş nedeni ülkesinin Türkiye ile olan ilişkilerini geliştirmekten yana bir politika izlemesiymiş.

TOPALYAN'IN ERMENİ TERÖRÜNÜ HORTLATMA ÇABALARI

Sıradan bir terörist olarak Kasım 2000'de yargı önüne çıkacak olan Topalyan, bunun önüne geçebilmek ve davasını siyasi bir platforma çekebilmek için yoğun faaliyet içerisine girdi. Yoğun bir propaganda kampanyası başlatan Topalyan, geniş çaplı bir para toplama faaliyetine başladı. Amerikan Temsilciler Meclisi üyelerinde Cumhuriyetçi Parti Kaliforniya Temsilcisi George P. Radanovich ve Demokrat Partili Michigan Temsilcisi David E. Bonior tarafından Temsilciler Meclisine Ermeni Soykırımı ile ilgili bir yasa tasarısı sunuldu.

Ermenistan Parlementosu Topalyan'I milli kahraman ilan ederek ona madalya verme kararı aldı. Bu karar Ermeistan'ın uluslararası teröre verdiği desteğe önemli bir kanıt olarak tarih sayfaları arasındaki yerini alacaktır.

1973 yılında Kaliforniya'da Türk diplomatları Mehmet Baydar ve Bahadır Demir'i katleden Yanıkyan'ın yargılanması esnasında davayı siyasi bir arena haline getiren ve bu şekilde 20 nci yüzyılın son çeyreğinde Ermeni teröristlerinin Türk hedeflere saldırmasını sağlayan Taşnak Partisi ve onun uzantısı olan Ermeni Milli Komitesi şimdi de yargı önüne çıkan başkanları Murat Topalyan'ı kurtarabilmek için benzeri bir oyunu sahneye koymaya hazırlanıyorlar.

ARŞI TİTRETEN BİR VAHŞET
HOCALI KATLİAMI


Can Azerbaycan, "hocalı Katliamı'nın Yıl Dönümü"nü Anmaya Hazırlanıyor...

Bu bebeklerin suçu ne idi !!!

Azerbaycan, Ermeni ve Rus işbirlikçileri tararfından 26 Şubat 1992 tarihinde gerçekleştirilen "Hocalı Katliamı'nın yıl dönümü"nü düzenlenecek etkinliklerle anacak. 613 masum insanın hayatını kaybettiği katliam, internet ararcılığı ile dünya kamuoyuna duyurulmaya çalışılıyor. Azerbaycan'ın dünya devletlerinde bulunan temsilcileri, soykırımı bulundukları ülkenin yayın organlarına anlatmak için basın toplantıları düzenleyecek.


Dağlık Karabağ Bölgesi'nde bulunan Hocalı Kasabası' na, eski Sovyet İttifakı Silahlı Kuvvetleri'ne ait 366.Alay'ın desteği ile Ermeni Silahlı Kuvvetleri tarafından düzenlenen saldırılar sonucu ölen 613 Azerbaycan Türk'ü yarın düzenlenecek etkinliklerle anılacak. Azerbaycan ülkücüleri, saldırıların 10. yıl dönümünde, Ermeni ve Rus işbirlikçileri tarafından gerçekleştirilen soykırımı dünya kamuoyuna bildirmekte kararlı. katliamın 1992 yılının 25 şubatını 26'sına bağladığı gecede, Ermeni silahlı kuvvetlerinin, eski Sovyet İttifakı Silahlı Kuvvetleri'ne ait 366. Alay'ın desteği ile, Hocalı Kasabası'na baskın düzenlediler... Saldırılar sırasında 613 kişi hayatını kaybetti, bunların 106'sının kadın, 83'ünün çocuklardan oluşuyordu... Ayrıca, 56 kişi de işkenceyle öldürüldü...


Azerbaycan'ın dünya devletlerinde bulunan temsilcileri, soykırımı bulundukları ülkenin yayın organlarına anlatmak için basın toplantıları düzenleyecek...

İşte Hocalı kurbanlarından bir kaçı, iki yaşlı, bir bebek, birde yakılmış yüz....

   

Yorum Yap

harikasın

03:08, 30/6/2008 .. Posted by Anonymous
delil isteyenlere alın bunlardan büyük delil olurmu ülküdaşım çok güzel bir konuyu işlemissin helal olsun yürekli delikanlıymıssın

{ Önceki Sayfa } { Page 2 of 15 } { Sonraki Sayfa }

Hakkımda

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
Fotoğraf Albümüm

Linkler


Kategoriler


Son Yazılar

BİR ŞEHİDİN ÖYKÜSÜ
ERMENİ MESELESİ
TÜRK BAYRAKLARI
RESİMLER
ÜLKÜCÜLÜK2
ÜLKÜCÜLÜK
BAŞBUĞ'UN HAYATI
KURT
BOZKURT'UN BELASI
ŞİİR TADINDA MEKTUP
ÜLKÜCÜ YEMİNİ
OSMANLI PADİŞAHLARI
BOZKURT NEDİR?
ülkücü şiirler
bozkurt

Arkadaşlarım genco

batak oyna