psiko-ruhsal blog Ana Sayfa | Profil | Arşiv | Arkadaşlarım

offff zihnim çok yordun beni, senin ağzına sıçiiiim11/5/2008

ben eşcinsel miyim?

en kötü ihtimalle biseksüel olurum

ayy şimdi bi erkeğe yeniden bi cinsel arzu hissedersem

anama, babama, kardeşime, akraba çocuklarına cinsel bi hareket yapar mıyım

tacize uğrar mıyım

taciz eder miyim

offf taciz ediliyormuşum gibi hissediyorum

offf ilaç kullanmak istemiyorum

korkuyorum

ya panik yaşarsam

intihar edermişim bir de bu kadar çalışma yapmış, yol almışken

intihar ederim diye korkuyorum

kendimi güvensiz hissediyorum

boşlukta hissediyorum

benim sonum nolucak

ankaraya gitmek istemiyorum

kemali görmek istemiyorum

içim parçalanıyor

incindim

evlenecek miyim

çocuğum olcak mı

e ben nasıl seks yapıcam

nasıl zevk alıcam

kemal seni sikti

sen orospusun

sen de iboyu siktin

insanlar duysa ne der

utanıyorum

offf sıkıntı gitmiyo içimden

herkes mutlu bi ben mi mutsuzum

offf okula gitmek istemiyorum

sen utanılacak bir şey yaptın

nefret ediyorum her şeyden

kemal beni kullandı

kendimi değersiz hissediyorum

sikik

ya uyuyamazsam

ya kendimi çok kötü hissedersem

aycanla seks yapmak ahhh, offff

yunusu görmek istemiyorum, tankutu, şakiri, ismaili, ömeri, yasini offf kimseyi

kimse güvenli değil

güvende değilim

ya delirirsem

bi psikoz kaldı, onu da oluyim bari

bak nil gün intihar etmiş, ben de mi etsem

sinir krizi geçirir miyim

ahhh zevk ahhh zevk, uçmak istiyorum

psikiyatri servisine yatmaktan korkuyorum

annem sever mi beni

çıkabilecek miyim bu durumdan

uffff, ya daha da kötü bi düşünce aklıma gelirse

dur dur, daha kötü bi düşünce ayarlıyorum şimdi, bakalım yazabilecek misin buraya

ilerde tanınan biri olursan burdan alıp karşına getirirler, hahahaha

insanlar burda yazdıklarını görüp sana ne derler

okulda görürlerse aycan maycan, üfff ne utanırsın ama, yerin dibine girersin

nasıl korkuyorsun ama "yeni kayıt ekle" tuşuna basmaya

dışlanacaksın, dışlanacaksın, ayıplanacaksın

tek başına kalacaksın, yapayalnız ve acı içinde

acı çekeceksin çoook çooook

insanlar gözlerini senin üzerine dikecekler ve seni ayıplayacaklar

bu seni paramparça edecek

paramparça olacaksın

yok olacaksın

küfre sardın iyice, insanlar, blogunu okuyanlar soğuyacaklar senden, uzaklaşacaklar, sevilmeyeceksin, destek olmayacaklar sana

"ben eşcinselim" diye bağırırmışım tam sınıfın ortasında

 

BAŞKA, başka ne kaldı!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

 

offff zihnim çok yordun beni, senin ağzına sıçiiiim

1 Yorum | Yorum Yap | Kalıcı Link

pınardan (nil günden duymuş, kim bilir nil gün kimden duydu :) )11/5/2008

Hayat isteklerimiz doğrultusunda değil, ihtiyaçlarımız doğrultusunda ilerliyor.

0 Yorum | Yorum Yap | Kalıcı Link

?8/5/2008

ben kaç "ben"im?

içimde kaç tane "ben" var?

acı çeken, sıkıntı hisseden, şizofren olmaktan korkan, delirmekten korkan bi "ben" var

bunalan, "öffff yeter ya" diyen, "içinden çıkamıyorum" diyen, kendini sıkışmış hisseden bi "ben" var

ne yapacağını bilemeyen bir "ben" var

umutsuz olan bir "ben" var

utanan

korkan

panik olan

bir köşeye korku dolu bir şekilde sinmiş

kontrolden çıkmaktan korkan

intihar etmekten korkan

sinir krizi geçirmekten korkan

yok olmaktan korkan

acı çekmekten korkan

bi "ben" var

 

evet bu "ben"i iyi biliyorum

 

ama sanki

 

evet sanki

 

arkada en arkada

 

başka bişi daha var

 

sanki en arkada

 

başka bi "ben" daha var

 

tanımlanamayan

kelimelere SIĞDIRILAMAYAN

zihne bi numara büyük gelen bi "ben"

1 Yorum | Yorum Yap | Kalıcı Link

acıya da EVET, tatlıya da EVET8/5/2008

duygular ancak tüketilerek bitiyor

duygular ancak yaşanarak bitiyor

acı ancak yaşanarak, hissedilerek sona eriyor

bir şeyi arkanda bırakmak istiyorsan içinden geçmen gerekiyor

bunları bilmek

bilmek ve uygulamak

 

bunaltı, sıkıntı, utanç, korku, çaresizlik...

içinizden geçiyorum

duygularıma SAYGI duymayı SEÇiyorum

her ne kadar hoşuma gitmese de

buna mecburum

başka yol olmadığını biliyorum

 

biraz önce kuraldisi.com da bir yazı okudum

bir anne

çocuğunu uyuşturucu bağımlılığından kurtarmak için çabalıyor

beterin beteri var diye buna deniyor sanırım

 

ama yine de tüm bu acılara, sıkıntılara rağmen bir şey bizi ayakta tutuyor

hayata bağlıyor

burda DUR diyor

ve yaşa

 

ve son zamanlarda bana ışık olan o söz

yine aklıma geldi ve annenin o yazısının altına yazdım

"Bir olay ne kadar uç örnek olursa olsun, ruhunuz ondan çok daha büyüktür" judith orloff

 

her şey iyidir! her şey iyiliğimedir! her şey benim en yüksek hayrım içindir!

 

bunlara inanmayı seçerek acının, sıkıntının, bunalmışlığın içinden geçmek. sanırım biraz daha kolay.

 

0 Yorum | Yorum Yap | Kalıcı Link

saol.7/5/2008

teşekkürler güzela, içtenlikle verdiğin desteğin için.

1 Yorum | Yorum Yap | Kalıcı Link

analitik hipnoterapi 2.seans7/5/2008

bugün 3 te ikinci seansım vardı

3 buçuğu biraz geçerek girdim terapi odasına

yine her zamanki gibi hiç zorlanmadan

şıp duygular akmaya başladı

yine bir süre kemal, kemalin ve arkadaşlarının bakışları

gülümsemesi

ıhhhh kalbim paramparça oluyor tabi bu arada

 

sonra daha gerilere gittim

45 dakika babama höykürdüm

içimdeki çocuk PATLAMIŞTI

onun hiç yanımda durmadığından yakındım

hiç gözlerimin içine bakıp beni güvende hissettirmemişti

içimdeki çocuk

"bi yanımda dur be baba, bana kendimi güvende hissettir" diyordu

haykırıyordu

 

güvensizlik hislerimin temelleri bir bir ortaya çıkıyordu böylece

 

bu tabi sülale boyu bişi

babamın babası yetim büyümüş

büyük ihtimal o babasına öfkeliydi, güven problemleri yaşıyordu

bu duygularını (duygular enerjidir ve ifade edilmek ister) babama aktardı

ve babam da bana

aslında ortada ne babam var, ne babamın babası var, ne ben varım ne de başka bişi var

sadece kendini ifade etmek isteyen enerji var

 

sonra bi 45 dkda anneme giydirdim

ama nasıl bir öfke

nasıl aman allahım

neler diyorum anneme, ne küfürler

içimdeki çocuk annesinden zamanında öyle sıkılmış ki

öfff, ne PATLADI var ya

annemin tüm işi gücü benmişim

tüm işi gücü bana yemek yedirmekmiş

öfkeden deliye dönmüşüm

benle ilgilenince tatmin oluyormuş

kendini bir işe yaramış hissediyormuş

ama beni dikkate almıyormuş hiç

ve ben sevgiyi hissedememişim

ben sevildiğimi hissedememişim

"bu sevgi değil, burda sevgi yok" diye bağırıp durdum

 

kendimi hiç değerli hissedememişim

 

değersizlik, güvensizlik ve tensel temas yoksunluğu...

bilinçaltı KOMPÜLSİF BİR ŞEKİLDE ve NEVROTİKÇE bu ihtiyaçlarını karşılamak için cinsel taciz deneyimleri mi yaratmıştı?

ne kadar acı verici olursa olsun zevk, güvenlik ve değerlilik vardı orda

 

tabi terapide olumsuz duygular çıkıyor hep

çocukluğum yüzde yüz böyle geçmiş demek anlamına gelmiyor bu olanlar

sadece bilinçaltımdaki olumsuz duygu yükleri (ne kadar varsa artık) dışarı çıkıyor anlamına geliyor

 

sonra bişi oldu

annemin gözlerinden de ben çok rahatsız olmuşum çocukluğumda

bu sefer zihne gelen görüntüde annemin bakışları peni paramparça ediyor

(tıpkı kemalin bakışlarını beni paramparça ettiği gibi)

bu ilginç bir bağlantı oldu

 

bilinçaltım açıldıkça açılıyor

devamı sonraki seansa sanırım

 

bu seans tam tamına 2 saat 20 dk sürdü

bağırma, ağlama, panik...

hele bir panik yaşadım var ya, aman allahım!

mahallede 2 yan komşumuzun evinin önü

kemal ve arkadaşları geliyorlar karşıdan, batıcı gözleri ve gülümsemeleriyle

ve ben onları gördüm uzaktan

ve bir panik yaşadım o koltukta var ya

AMAN ALLAHIM!

 

hmmm son olarak ilk seansta bahsetmediğim, eşcinsel hisler var (karşı cinse duyduğum cinsel isteğe EK OLARAK)

tacize bağlı olarak ortaya çıkan eşcinsel hislerle de çalıştık

zevk hisseden o çocuğu o zevkten vazgeçirdik

kadınlarla sevişmek varken, cinsellikle ilgili öğrendiği İLK şeyi devam ettirmeye çalışmasına ne gerek vardı ki :)

bu çok nevrotikçeydi, ama bunu bilinçaltı hep yapıyordu?

taciz de olsa orada zevk, güvenlik ve değer verilme vardı

ne kadar nevrotikçe olursa olsun

bilinçaltının ihtiyaca bulduğu çözüm buydu :) ne kadar asgari olursa olsun!

0 Yorum | Yorum Yap | Kalıcı Link

analitik hipnoterapi, bülent uran ve ben5/5/2008

ben yardım almaya karar verdim

bu konuyu yine nilgünle konuştum

o da sezgisel olarak beni bülent urana yönlendirdi

bülent uran bir tıp doktoru - kadın doğum uzmanı

5-6 yıldır ise analitik hipnoterapiyle ilgilenmekte (nilgün bu cümleye tepki gösterdi. "adam analitik hipnoterapiyi yaşıyor resmen!" dedi, "ne ilgilenmesi!")

 

hipnoz merkezine hoş geldiniz

 

bugün 13:30 için randevu aldım

gittim

hipnoz koltuğuna oturmadan bir öngörüşme yaptık

sonrasında hipnoz koltuğuna oturdum

ve koltuğa daha oturur oturmaz

bilinçaltımdan duygu yükleri sapır sapır dökülmeye başladı

 

kemale küfrediyorum

kendime bağırıp, çağırıyorum

 

 

sonra kemalle yaşadığımız sahnelerden birine geldik

bol sıkıntı, utanç, zevk vs.

off bunların hepsini aslında ayrıntılı yazmak istiyorum ama

uzar da uzar

 

veee

bahstemek istediğim en önemli konu da şu:

terapinin devamında

doğum anıma gittim

vakumla doğduğum o zor ana geri döndüm

biri beni boynumdan çekiyordu

kafam geriyo doğru gitti

ve o kadar zor nefes alıyordum ki

tüm bunları hipnoz koltuğunda tüm yoğunluğuyla yaşadım

0 Yorum | Yorum Yap | Kalıcı Link

dün gece ve sınav5/5/2008

dün gece nasıl bir haldeydim

bolca güvensizlik ve tıkanıp kalmışlık

o halime rağmen psikiyatri ödevimi hazırladım ve teslim ettim bugün

bisikletin pedallarını çevirmeye devam ediyoum

 

dün gece nilgünle gülüyoruz

nilgün diyorum, şu halime bi bak

berbat bi ruh halindeyim ve psikiyatri hastası hazırlıyorum bir de

ahhhh

 

perşembe-cumaya sınavım var

adamakıllı çalışmadım daha

sıkıntıdan ders çalışamıyorum

EFT vb. uygulamayı sürdürüyorum

sözlüde hocadan rica edicem bana duygulardan soru sorsun :)

onları iyi anlatırım

psikiaytride duygular ne gezsin!

0 Yorum | Yorum Yap | Kalıcı Link

zihnim (ya da geçmişim) yol ver de geçeyim5/5/2008

dün nilgündeydim

anlattık anlattık anlattık

yaşadığım acı ve zorlu deneyimleri anlattım anlattım anlattım

ve işin garibi GÜLDÜK zaman zaman :)

 

insan 23 yılda ne yaşar ki diyorum kendi kendime

ne yaşayabilir ki diyorum

23 yılda ne yaşar bi insan?

yaşadıklarım hafifti de ben mi abartıyordum

çünkü annem babam "önüne daha ne zorluklar çıkacak" diyip duruyorlar hala zaman zaman

 

şu 5 senelik tıp fakültesi hayatımın son 3,5 senesi hep kendimle ilgilenmekle geçti

tıptan çok psikolojiyle, ruhsallıkla, insan potansiyeliyle ilgilendim

kimi zaman zorunluluktan dolayı ve çoğu zaman da büyük bir merak ve coşkudan dolayı

evet belki normalüstü huzur duyguları yaşadım öğrendiğim teknikler vb. sayesinde ama

inanıyorum ki normalüstü acılar da yaşadım

 

her şey iyidir! her şey iyiliğimedir! her şey benim en yüksek hayrım içindir! (sana yürekten inanmasam da seni buraya koymak istedim, çünkü zor zamanlarımda, ışığımın söndüğü vakitlerde sen bana ışık oldun.)

 

nil gün'ün bana dediği gibi hayat beni erken yaşımda bireysel gelişim yoluna mı davet etmişti?

 

ikinci sınıfın ikinci döneminin ilk günlerinde başlayan huzursuzluk duygularımla benim de içyolculuğum başlamış oldu. bu döneme kadar da psikoloji nedir bilmezdim? psikolojik sorun nedir bilmezdim? meğer şimdi dönüp geçmişime baktığımda hoşuma gitmeyen tüm şeyleri bastırmış olduğumu görüyorum.

 

üniversite döneminde geçmişin hortlamasının vakti gelmiş. üniversite dönemi geçmişin "beni iyileştir" diyerek günyüzüne çıkma vaktiymiş.

 

her çocuğun çocukluk döneminde yaşadığı cinsel oyunlar olabilirmiş. normalmiş. ama benim 11-12 yaşlarında cinsel oyunlar oynadığım kişi benden 2-3 yaş büyüktü. ve ben kendimden çooook utandım. ben yaptıklarımdan çooook utandım. ben varlığımdan çok utandım. bu utancı anlatabilmem mümkün değil. ben varlığımın "yanlış" olduğunu düşündüm. ben o kişiyle her karşılaşmamda adeta ölüyordum. paramparça oluyordum. yerin dibine giriyordum. onunla karşılaşmamak adına yapmadığım şey kalmamıştı.

"arkadaşlarına söylemiş midir?"

"anne-babam duyar mı?"

"beni ya sevmezlerse?"

"komşular ne der?"

"ben çooook yanlış bir şey yaptım."

vb. düşünceler zihnime sık sık uğramaya başlamışlardı.

 

utanç sürdü. ben unutmaya çalıştım. o sürdü. ben unutmaya çalıştım o sürdü...

 

o kişinin gözleri, yüzü, gülümsemesi her defasında beni paramparça ediyordu. sadece onunki de değil, yakın arkadaşlarıyla her karşılaşmamda yok oluyordum adeta.

 

içimdeki çocuk seni özgür bırakıyorum!

 

99'da deprem oldu. benim acizane düşüncem şuydu: "deprem oldu, bana acır ve artık kötü davranmaz belki, beni bakışlarıyla hareketleriyle utandırmaz belki."

 

okul servisini beklediğim durağın tam karşısından her sabah işe giderdi. ve ben her sabah ölürdüm! tam ortadan ikiye ayrılırdım.

 

ben kendimden utanmayı SEÇmiştim ve devamı gelmişti. hangi duyguları hissediyorsak, ona uygun olaylar yaratılmaya devam eder. çekim yasası her yaşta devrede. kendimi suçladığımdan değil, olan buydu.

 

tüm olanları bastırmışım. hatta bir keresinde utancımı tekrardan hatırladığımda şöye demiştim kendime: "bak onur. adliyede davalar 5 yılda bir düşer (babam adliyede çalışıyor). artık 5 yıl oldu unut sen de." başardım. unuttum ama bastırarak, içinden geçerek değil. yapabileceğimin en iyisiydi!

 

ben kendimden utanıyordum. ben varlığımdan utanıyordum.

 

bilinçaltım üniversite 2.sınıfa kadar bana izin verdi. bir patladı, pir patladı. neye uğradığımı şaşırdım. huzursuzluklar, uykusuzluklar,sıkıntı, bunaltı... annem bayıldı, babam ağladı... ahhh buna dayanamadım işte hiç. anne babaman düştüğü duruma. ama dayanıklıydılar.

 

ama geçmişimdeki travmatik anılar hemen hortlamadı. biraz beklediler beni.

 

geçmişimden anılar tekrardan bilinçüstüne çıktığında artık tamam dedim. "çocukluğuma mı inilecek, ne olursa olsun ama ben bu sıkıntıdan kurtulmak istiyorum". evet, hep filmlerde duyduğumuz çocukluğuna inelim espirisi GERÇEKti!

 

sıkıntıda olan o yaşlardaki onurdu. içimdeki çocuk çok bunalmıştı, korku doluydu, kendini güvende hissetmiyordu. yatağa sinmiş sadece korkmakla ve utanmakla meşguldü.

 

vakit geçmişine sahip çıkma vakti!

vakit kendine sahip çıkma vakti!

 

kitaplardan, eğitimlerden öğrendiklerimi 3.5 yıldır uyguluyorum kendime. baya da bi yol katetim kendimce.

 

3.sınıfın yaz tatilinde louise hay'in düşünce gücüyle tedavi adlı kitabını 2.kez okuduğumda "hııııııı" dedim. o zaman jeton düştü benim. ben nasıl düşünürsem kendimi de öyle hissedecektim. duygularımı yaşadıklarım değil yaşadıklarım hakkındaki düşüncelerim belirliyordu. bunu anladığımda çok sevindim. başladım louise hay'in mucizeler yaratan alıştırmasını yapmaya. gün boyu aynalarda gözlerimin içine bakıp "ben kendimi onaylıyorum" demeye. sürekli, sürekli, sürekli ve sürekli.

 

ben kendimi onaylıyorum. ben kendimi onaylıyorum. ben kendimi onaylıyorum.

 

ama aynaya bakıp olumlama yaparken içsesim rahat durmuyordu. en büyük kozunu kullanıyordu bana karşı: "kemal seni sikti"

haykırıyordu resmen. hala haykırıyor zaman zaman.

dün işte nilgünle bu kelimeye GÜLDÜK: sikmek.

 

olumlamalarım sürdü. ta ki bir sonraki bilinçaltı blokaj gün yüzüne çıkana kadar. 4.sınıfın daha ilk stajının son 5 günüydü. berbat bir haldeydim. her yanım isteksizlik, huzursuzluk...vb. her yanım, her yanım, her yanım.

 

sonraki staj kadın doğumdu ve daha rahattı allahtan. ve ben yine dipteydim. bol dinsel takıntılı düşünceler, davranışlar, berbat bir duygu hali...

 

anlatacak çok şey var ama sonra yazarım yine.

 

asıl gelmek istediğim nokta şu. geçen sene (yani 4.sınıfta) ben bu haldeyken gittim eve. dedim artık ne olursa olsun ben bunu söyliycem. ağzımdan çıkmıyor, konuşamıyorum ama. yüzüm bembeyaz, dudaklarım bembeyaz ve büzülmüş durumda yatıyorum. annem babam bana ne olduğunu anlamaya çalışıyorlar. kağıdı aldım ve yazdım, söyleyemedim:

 

"ben tacize uğradım"

 

hopppaaaa. nedir, ne değildir, kim, ne zaman?

 

"Kemal, orta okul döneminde, 11-12 yaşlarında"

 

annem beni alnımdan öptü. ve dedi ki:  "bu muydu? bunların hepsini biz de yaşadık. bunlar normal şeyler"

 

ben: "nasıl yaaaa. ben yıllarca çoook utandım, öldüm, dirildim." dedim.

 

onlara göre ÇOK HAFİFti ama benim duygusal yaralarım GERÇEKti.

 

bizim tıp kitaplarının birinde (nelson-pediatri) çocukluk dönemi cinsel oyunlarının normal olduğu yazıyor. ama aynı yaş dönemi çocuklarında. farklı yaş dönemi çocuklarında olduğunda buna cinsel kötüye kullanım diyor. ve duygusal yaralara yol açıyor.

 

işte hikayemin bir kısmı bu.

1 Yorum | Yorum Yap | Kalıcı Link

ışığım söndü...4/5/2008

ışığım söndü

sönmüştü

ama şükür ki

annem var

babam var

kardeşim var

nida var

nilgün var

meryem var

ben varım

ben yalnız değilim

ben güvendeyim

 

onur beni duyuyor musun?

sen güvendesin...

0 Yorum | Yorum Yap | Kalıcı Link

ben değerliyim4/5/2008

ben her halimle değerliyim

ben her halimle değerli olduğumu biliyorum

ben her halimle değerli olduğuma inanıyorum

ben her halimle değerli olduğumu kabul ediyorum

ben her halimle değerli olduğum için kendimi takdir ediyorum

ben her halimle değerli olduğum için şükrediyorum

 

meryem burdan da sana teşekkür ediyorum. kendimi 100de 100 paylaşabildiğim için. yargılanmadığım için. sevgi ve şefkatle karşılandığım için. yol göstericiliğin için. teşekkürler. teşekkürler. teşekkürler.

0 Yorum | Yorum Yap | Kalıcı Link

sevgi fırını3/5/2008

evinde pizza fırının olsaydı

gidip birilerinden pizza isteyip durur muydun?

pizza dilenciliği yapar mıydın?

 

sevgi ve kabul için de durum bu mu acaba?

içimizde sınırsız sevgi var

bir sevgi fırını var

bizde, kendimizde, burda, şimdi, hemen

 

niye dışarılarda arayıp duruyoruz?

niye?

bu yararsız alışkanlık neden?

0 Yorum | Yorum Yap | Kalıcı Link

offf baba ya...3/5/2008

en son izmite gittiğimde babamın dediği bişi

bugünlerde aklıma gelip duruyor

ne niyetle dedi onu kendi bilir ama

bende desteklenmiyorum, güvende değilim hissi oluştu

offf ya offff

 

ben şimdi TUSa girmiyorum ya

direkt pratisyen hekimliğe başlıycam ya

ve beraberinde de almak istediğim eğitimleri alıcam ya

zihin-beden tıbbıyla ilgilenmek istiyorum ya

 

babam tüm bunları bilmesine rağmen

"gaziantepin bi ilçesine düşersin, belki fikirlerin değişir o zaman."

şeklinde bir cümle kurdu sağolsun

 

yaaaaaaaaaaaaa

destek istiyorum ya, sevgi istiyorum ya, güven istiyorum ya

bu benim en doğal hakkım ya

yaaaaaaaaaaaaa

 

"biz sana ne demiştik" cümlesini duymak istemiyorum ya

istemiyorum

istemiyorum

"bizim dediğimize geldin" cümlesini hele ki hiç duymak istemiyorum

tamam mı

"yanlış" bir seçim yapsam da bana saygı duyun ya

bu benim hayatım ya

of ya of ya of ya of ya of ya

bana izin verin ya, özgür bırakın ya

bi yandan da desteğinizi hissettirin ya

çok şey mi istiyorum yaaaaaaaaaaaaaaaaaaa

 

tamam hep olumsuz şeyler söylemiyorsun kabul

ama yine de bu cümlelerle bir insan (o insan oğlun oluyor) incinebiliyor işte gördüğün gibi

kendini desteksiz hissedebiliyor ve güvensiz

0 Yorum | Yorum Yap | Kalıcı Link

hüngür, hüngür ve hüngür3/5/2008

etrafımdaki birkaç arkadaşa

ne zamandır ağla(ya)madığımı söyler dururdum hep

şöyle adamakıllı hiç ağla(ya)mamıştım ne zamandır

ta ki bugüne kadar

 

saat 16:00 civarı çaresizlik hislerimin içinde debelenip duruyorken

elime kağıdı, kalemi aldım

içimden ne geliyorsa yazmaya koyuldum

daha bir iki cümle yazmadan kağıda

bir başladım ağlamaya

ama ne ağlama

hüngür hüngür

nasıl değişik sesler çıkarıyorum

salya sümük ağlıyorum resmen

odada da allahtan kimse yok

kapı açık, her an biri gelebilir ama

ben artık duygularıma saygı duyduğumdan

utanıcak filan değilim bu halimden

geliştik bu konuda baya bi

aferin bana

aslında bu konuda pek de kaygılı olduğum bir zamanı hatırlamıyorum

neyse

kısacası o anda odaya bir kişi girseydi ona "beni bir süre yalnız bırakabilir misin"

diyecek cesarete sahiptim

 

cam açıktı onu kapadım ama

yan taraflardaki odalardan duyulmasın diye

 

yaşadığım sıkıntı dolu zamanlara ağladım

acı çektiğim zamanlara ağladım

çaresiz, aciz, zavallı zamanlarıma ağladım

başkalarının yaşadığı acılar, sıkıntılar geldi aklıma

onlara ağladım

ağladım da ağladım işte

 

"niye bu kadar acı var" dedim

"niye insan kendini yüzde yüz paylaşamıyor" dedim

 

0 Yorum | Yorum Yap | Kalıcı Link

kendime soru3/5/2008

utanmayı SEÇmezsem ne olur?

o zaman acaba kendimi nasıl hissederim?

 

içsesimin bana ilk söylediği şey şu oluyor: güvenli olur mu ki?

 

nasıl yani ya! utanç duyarak kendimizi güvene mi alıyoruz. nasıl bir nevrotikliktir bu :).

0 Yorum | Yorum Yap | Kalıcı Link

kuraldışı yayınlarının BU AYKİ kitabını gördünüz mü?3/5/2008
  Doğmamış çocuk hisleri olan, hatırlayabilen, bilinçli bir varlıktır...
0 Yorum | Yorum Yap | Kalıcı Link

alıntı.3/5/2008

İNANCINIZ, GERÇEĞİNİZDİR

 

Bir şeyin imkânsız olduğuna inanırsanız, aklınız bunun neden imkânsız olduğunu size ispatlamak üzere çalışmaya başlar.

 

Ama bir şeyi yapabileceğinize inandığınızda, gerçekten inandığınızda, aklınız yapmak üzere çözümler bulma konusunda size yardım etmek için çalışır.

 

Dr.David. J. Schwartz (evreninhediyesi.com'dan)

0 Yorum | Yorum Yap | Kalıcı Link

siteler3/5/2008

www.evreninhediyesi.com 

www.ashua-turkuaz.com 

0 Yorum | Yorum Yap | Kalıcı Link

kalite kontrolden geçmiş psiko-ruhsal konulu kitaplar:30/4/2008

kalite kontrolden geçmiş psiko-ruhsal konulu kitaplar:
 
1) sedona yöntemi - hale dwoskin

2) iyi hissetmek - david burns

3) düşünce gücüyle tedavi - louise hay

4) içimizdeki şaman, duyguların simyası - nil gün

5) tanrılar okulu - stefano elio d'anna

6) hastalık iyileşmeye giden yoldur - thorwald dethlefsen, ruediger dahlke

7) sağlıkta yeni ufuklar, insanı bütünüyle iyileştirmek - christine page

8) geçmişin hipnozunu bozmak - bülent uran

9) ustaca sevmek - don miguel ruiz

10) hayal mühendisliği - serge kahili king

11) çekim yasası - nil gün

12) duygular, öfke, kıskançlık ve korkuyu aşmak - osho

13) erkek, kışkırtılmış erkekliği kendini keşfetmek için kullanmak - osho

14) sır, sufizm üzerine konuşmalar - osho

15) aşk, özgürlük, tekbaşınalık - osho
16) tanrı tohumu 1 - story waters

17) tanrı ile sohbet 1 - neale donald walsch

18) provokatör mistik - osho

19) yardım etmenin düzenleri - bert hellinger

20) kabul etmenin özgürlüğü - bert hellinger

21) sezgilerle iyileşme, bedenin bilgeliğinde şifa bulmak - laura alden kamm

22) beden ile zihni dengelemek - osho
23) uygulamalı çekim yasası, sıkça sorulan sorular - nil gün

24) sevginin yerini yemek alınca - geneen roth

25) inancın biyolojisi - bruce lipton

26) martıları seven adam - osho

27) cesaret, tehlikeli yaşamanın coşkusu - osho

28) sen tanrısın - story waters
29) geçmişin gölgeleri, duyguların dili - nil gün
30) PEAT, temel enerji aktivasyonu ve ötesi - zivorad mihajlovic slavinski
31) sevginin saklı simetrisi - bert hellinger
32) kuraldışı ve ötesi - nil gün
33) pazartesi rejime başlıyorum - nil gün
34) yaşam cesurları sever -  nil gün
 
bu kitapların size de en az bana olduğu kadar faydalı olacağına inanıyorum.

0 Yorum | Yorum Yap | Kalıcı Link

...30/4/2008

   nil gün'ün "huzurla uyuyorum" cd'sinden...

 

"...Sorunlar daima hallolur. Çözümler daima vardır..."

0 Yorum | Yorum Yap | Kalıcı Link

Page 1 of 46
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa
www.aaalsozluk.com - yeni sözlüğünüz
bedava hızlı güzel flash oyunlar
ultrapolyanna
grubuna katılmak için