psiko-ruhsal blog Ana Sayfa | Profil | Arşiv | Arkadaşlarım

blog'a bir şeyler yazmak istiyorum...30/11/2006

   Allahım kimi zaman bir sürü şey olur yazıcak, derim ki şunları unutmadan blog'a yazayım da kaçmasın bu ilginç düşünceler; kimi zamanda blog'un bembeyaz (tamamen değil tabi) sayfası karşındadır ama içinden yazmak gelmez... aslında düşünsen konu çoktur (sanırım) ama o anda hemencecik bir konu baskın çıkmaz zihninde, belki de her zaman bi baskın vardır. (güçten düşüyor gitgide)

   ırmakla mailleşmelerimiz sonucunda ben aradığım bilgiye ulaştım...benim uzun düşüncelerim :) ve biraz da mecburiyetten olsa gerek ulaştığım "her yaşta her şey öğrenilebilir" kavramını destekleyen bir psikolog vardı, ben de onun ismini arıyordum, buldum:  "Erich Fromm"... bu ismi aradığım süre yaklaşık 7-8 ay oluyo... neyseki bulduk. şükür Allah'a.

  kadın doğum o kadar boş ki insanın üzerine tembellik örtüsü örtülüyor (bu deyim böyle mi kullanılırdı ya). 3. haftadayız bildiklerim, daha da önemlisi kadın doğum uğruna yaptıklarım ne, bilmiyorum? normal doğum görmedim daha, evden gelince günaşırı 81e uğrayıp sorucam inşallah. hani 2 ay 2 haftada bir şeyler öğrensek hiç mi hiç fena olmayacak... sonuçta işim, ilgi alanım bu. kadın doğumcu olmak istemesem de bişeyler öğrenmek hoş, ilginç ve kişiyi dinç tutan bi durum... şu "merak" denen büyülü olgu... iyi ki var...

    zorlama yazı da pek yavaş ilerliyor ama olsun baya bi oldu yine de :) ...yazılarımı bi sloganla mı bitirsem acaba, en azından bu yazımı, bi anda aklıma böyle bir düşünce geldi... hmmm ne olurdu ki sloganım... geçen sene vardı bi tane notların arkasına yazdığım: "düşüncelerinizi seçebilirsiniz" gayet iyi bi slogan... aslında bir de japon atasözü vardı: "önce iş sonra oyun" diye. çok hoş geliyo bu söz bana ve de aslında işten sonraki oyun da pek bi doyurucu oluyo ama japonları düşündüğümde sanki onlar bu atasözünü pek bi dikkate almıyolar gibi... sürekli çalışıp hiç oyun oynamamayı bu anlamlı atasözünün arkasına saklıyo olabilirler... yoksa tabiki de "iş + oyun" gibi bir denge sözkonusu ise kimin ne diyeceği olabilir... geçen düşündüm de aslında iş yaparken ben 2 saat çalıştım şimdi de dinleniyim demek -vücut ve ruhta hiçbir sıkıntı beliritisi olmaksızın- de hiç mi hiç mantıklı değil...tam bir "balta"lama örneği... bu tarz "balta"lar vardır az çok herkesin hayatında... bu baltaları yok etmenin yollarını arasak hiç fena olmaz...yine düşündüm de aslında bu "balta"ların yok olması bir sonuç mu? yani "bişeyler" yapıyosun bu baltaları yoketmeyi amaçlamadan, ama onlar yokoluyolar "bişeyler"in sonucunda... sanırım bu "bu" yani...demem şudur ki (iclalden aşırdığım bitiş bağlacı :) ) mutluluk, huzur, yüksek performans, para, sağlık, bolluk....vb. senin hayattaki amaçların mı yoksa "zaten layık olduğundan dolayı" elde edeceğin (edebileceğin) "şey"ler mi? ne ilginç sorular var di mi?

   eve gidiyorum bu akşam....yaşasın!!! (türkçe ünlem kullanıyorum bakın sayın "TDK yetkilisi")

   düşüncelerinizi seçebilirsiniz :) gerçekten ama...

Yorum Yap

Entry 989 of 1049
Önceki Sayfa | Sonraki Sayfa
ultrapolyanna
grubuna katılmak için